TBMM'de Bütçe Görüşmelerinde Neler Yaşandı?

 > -

Davutoğlu 'Sizle de Problemimiz Var Çünkü Siz de Darbecisiniz'

TBMM'deki bütçe konuşması sırasında CHP'yi darbecilikle suçlayan Başbakan Davutoğlu'na muhalefet sıralarından sert tepkiler yükseldi. Konuşmasına ara vermek zorunda kalan Davutoğlu, "Mısır'daki darbecilerle el sıkıştığınız için bu sözü söyledim" diye açıklama yaptı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, TBMM'deki bütçe görüşmeleri sırasında muhalefetin eleştirilerine cevap vermek için kürsüye çıktı. Davutoğlu konuşması sırasında CHP'ye yönelik 'darbeci' sözleri Genel Kurul'da gerilimi artırdı.

Davutoğlu Mısır'daki darbeden bahsettiği sırada sarf ettiği, "Darbecilerle problemimiz var. Sizlerle olduğu gibi. Sizler de darbecisiniz" sözleri CHP sıralarında büyük tepki yarattı. CHP'liler sıra kapaklarına vurup protesto Davutoğlu'nu protesto ederken bazı muhalefet milletvekilleri de ayağa kalkarak sert sözlerle tepki gösterdi. Bazı AK Partililer de ayağa kalkarak alkışladı.

Oturumu yöneten TBMM Başkanı Cemil Çiçek konuşmasına 5 dakika kadar ara vermek zorunda kalan Davutoğlu'dan CHP'lilerin talebi üzerine sözlerine açıklık getirmesini istedi.

Davutoğlu, "Darbe yapılan Mısır’a heyet gönderdiğini için size darbeci dedim. Gidip darbecilerin elini sıktığınız için darbeci dedim" diyerek açıklama yaptı.

Haberin Tamamı İçin:

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, 2015 yılı bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada CHP'yi hedef alması üzerine TBMM Genel Kurulu'nda tansiyon yükseldi.

Kılıçdaroğlu'nun Eleştirilerine Yanıt Verdi

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun TBMM’deki bütçe konuşması, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bütçeye yönelik eleştirilerine ve sorularına cevap niteliğindeydi.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun öne çıkan eleştirileri Sayıştay raporları, tarım politikası, yeni yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı, eğitim sistemi, gelir adaletsizliği ve ekonomik büyüme konularındaydı.

Davutoğlu’nun Meclis kürsüsünden CHP liderine verdiği cevaplardan satırbaşları şöyle:

Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Türkiye eskiden de G-20'deydi' diyor ama biz iktidara geldiğimizde Türkiye 26. büyük ekonomiydi. Burada sadece Türkiye Başbakanı olarak değil, G20 dönem başkanı olarak da konuşuyorum. Türkiye'yi dünya ekonomileriyle yarışır hale getireceğiz.

'100 yeni üniversite kurduk'

Bakın biz 100 yeni üniversite kurduk. Marmaray'ı hayata geçirdik. Milletin helal kazançlarıyla yaptık. İlk defa milli savunma sanayiini güçlü hale getirdik. TSK bundan sonra tank modernizasyonu için bizden geri ülkelere başvurmayacak. 90 OSB yaptık.Türkiye'nin her yerine havalimanlarıyla uçabiliyorsunuz herhalde.

Şu anda dünyada en fazla insani yardım yapan ülke Türkiye'dir. Türkiye işte böyle şefkatli güçlü bir devlettir. Dünyada en fazla turist alan ülke haline geldik.

'Rezervimiz 123 milyar dolar'

2002 yılında 28 milyar dolar döviz rezervimiz 123 milyar dolara çıktı. Sayın Kılıçdaroğludiyor ki bana bir 4 yıl verin başka bir şey istemiyorum diyor. Hazinemizin dolu olduğunu biliyor, 4 yılda harcayacak sonra gidecek.

SSK'ya geldiğinizde az da olsa kurum kar ediyordu. 8 yıl kaldınız 1 katrilyondan fazla SSK zarar yaptı. Dinleyin daha çok ders alacaksınız.

'Çocuğunuzu 14 yaşındayken SGK’ya kaydettiniz'

Ben başta olmak üzere bütün bakanlar kuruluna 'tabii sizin çocuklarınızın iş sorunu yok' dediniz, haksız şekilde istihdam edildiklerini söylediniz. Bakın size bir belge göstereceğim. Bakın o yıllarda Sayın Kılıçdaroğlu o dönem müsteşar yardımcısı. Kılıçdaroğlu'nun oğlu 14 yaşında. 1 Mart 1997. SGK'da bir düzenleme yapılıyor ve çocuğu okuldayken işe giriş çıkışı yapılıyor. Şimdi bunu açıklayın. Kızınız Azime Aslı Kılıçdaroğlu. O dönemde 19 yaşında sadece başlamak için işe giriş çıkışı yapılıyor. Zeynep Kılıçdaroğlu. Kendilerinden çok özür diliyorum ama onların suçu yok. Sizin suçunuz.

Sayın Kılıçdaroğlu bu dosyayı size yollarım. Eğer siyasete seviye getireceksek ailelerimizi bunun dışında tutalım. Ama dönüp hükümete böyle eleştiriler getiremezsiniz.

Saray tartışması

Kılıçdaroğlu, Sayın Cumhurbaşkanımızla beni bir şekilde karşı karşıya getirme çabası içinde. Çünkü kendisi Sayın Baykal'la nasıl bir serüven yaşadığını iyi bildiği için bizim de öyle olduğumuzu sanıyor. Bizim cumhurbaşkanımızla ilişkimiz siyasetle başlamamıştır, siyasetle bitmez, ölümle de bitmez. Bizim siyasi kültürümüzün ve ahlakımızın temel kavramı da vefadır.

Bizim cumhurbaşkanımızla ilişkimiz siyasetle başlamamıştır, siyasetle bitmez, ölümle de bitmez. Biz söz verdik mi mezara kadardır mezara. Bir kere yenilgiyi hazmedemediniz bunu kabul edin. Tabii sessiz sakin kalacağımızı zannettiniz değil mi? Susmayız. Soru soran cevabını alır. Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili neden açıklama yapmadınız dendi. 6 Kasım tarihinde Başbakanlığa talimat verdim, uzun bir açıklama yapıldı. Özeti iyi çalışın, seçimleri kazanın, 5 sene sonra gidin oraya siz oturun. Bunun için cumhurbaşkanlığını tartışma konusu yapmaya gerek yok.

Ağaç eleştirisi

11 yılda 3 milyar 250 milyon fidana diktik ama tabii buradan Yalova'da kesilen asırlık çınarları eksi olarak çıkarmak gerekecek. Bilseydim bir gün daha beklerdim ama inşallah benim çağrım üzerine yapmamışsınızdır açıklamayı..Yolava Belediye Başkanı genel başkanın haberi vardır diyor siz yoktu diyorsunuz. tabi benim başbakanlığımı tartışamaya açıyorsunuz ama belediye başkanınızla biraz daha koordinasyonunuz olursa tavsiye ederim faydalı olur. inşallah yakında her bir insan için bir ağaç dikeceğiz..7 milyar fidan dikeceğiz bu ülkeye.

Haberin Tamamı İçin:

Bütçe ile ilgili sunum yapan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ilk olarak küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmede bulundu. Küresel krizin üzerinden 6 yıl geçtiğini, ancak küresel ekonominin karşı karşıya kaldığı sorunlar olduğunu ifade eden Şimşek, kriz öncesi dönemlere henüz dönülemediğini söyledi.

Şimşek, küresel ekonominin 2014 yılında yüzde 3,3 ile beklentilerin ve potansiyelin altında büyüyeceğinin beklendiğine dikkati çekerek, "Bunda temel olarak, ABD ekonomisinin beklentilerin altında büyümesi, Avro Bölgesi'nde süregelen durgunluk, jeopolitik gerginlikler, gelişmekte olan ekonomilerde yavaşlayan büyüme belirleyici oldu" diye konuştu.

Küresel büyümenin 2015 yılında yüzde 3,8, 2015-2019 döneminde ise ortalama yüzde 4 civarında olacağının öngörüldüğünü dile getiren Şimşek, bu oranların kriz öncesi dönemde elde edilen yüzde 5'lik büyümenin oldukça altında olduğunu bildirdi.

Şimşek, gelişmekte olan ülkelerde büyüme performansının zayıf talep ve yapısal sorunlar nedeniyle kriz öncesi dönemin altında olduğunu ifade ederek, küresel finansal koşulların göreceli olarak sıkılaşması, Çin ekonomisinin yavaşlaması ve düşük emtia fiyatlarının bu yavaşlamada etkili olduğunu belirtti.

Bu ülkelerin 2014 yılında yüzde 4,4, önümüzdeki beş yıllık dönemde ise ortalama yüzde 5,2 oranında büyüyeceğinin tahmin edildiğini dile getiren Şimşek, Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerin 2014 yılında yüzde 2,7, 2015 yılında yüzde 3,6 oranında büyüyeceğinin tahmin edildiğini kaydetti.

Şimşek, küresel ekonomide zayıf talebin etkisiyle ticaret hacmindeki artış hala kriz öncesi seviyelerin gerisinde olduğuna dikkati çeken Şimşek, 2003-2007 döneminde küresel ticaret hacmi ortalama yıllık yüzde 8,4 büyürken 2008-2013 döneminde sadece yüzde 2,9 büyüdüğünü, dünya ticaret hacminin 2014 yılında yüzde 3.8, 2015 yılında ise yüzde 5 artmasının beklendiğini bildirdi.

Küresel iktisadi faaliyetteki sınırlı toparlanmanın etkisi ile küresel enflasyonun düşük kaldığını dile getiren Şimşek, IMF'nin 2013 yılında yüzde 3,6 olan küresel enflasyonun 2014 ve 2015 yıllarında yüzde 3,9 olacağını öngördüğünü, enerji ve endüstriyel metal fiyatlarında son dönemde yaşanan düşüşün kalıcı olması halinde küresel enflasyonun bu tahminlerin de altında gerçekleşebileceğini dile getirdi.

Bakan Şimşek, küresel ekonomiye ilişkin riskleri ise şöyle açıkladı: "Küresel ekonominin önündeki en önemli risk Avro Bölgesi'nde yavaş büyümenin devam etmesi ve bölgenin 90'lı yıllardaki Japonya gibi deflasyonist bir sürece girmesidir. Bu Türkiye ekonomisi için de en büyük risklerden biridir. Gelişmekte olan ülkelerde büyümenin daha da yavaşlaması Çin ekonomisinde sert bir düşüş diğer bir temel risk olarak karşımıza çıkıyor. Bir diğer önemli risk ise FED'in faiz artırımının finansal piyasalarda yaratabileceği aşırı oynaklık ve sermaye akımlarının tersine dönmesidir. Ancak Avrupa ve Japonya Merkez Bankalarının genişletici para politikası uygulamalarına devam ediyor olması bu riski belli ölçüde dengeleyecek bir unsurdur.Öte yandan jeopolitik gerginliklerin artması küresel ekonomik görünümü aşağıya çekebilecek bir başka risk olarak karşımıza çıkıyor."

'OVP'de hala öngördüğümüz rakama yakın bir büyümeyi gerçekçi olarak görüyoruz'

Türkiye ekonomisinin bugün açıklanan üçüncü çeyrek büyüme rakamlarını da değerlendiren Şimşek, "2013 yılında hedeflediğimiz gibi yüzde 4,1 oranında büyüyen Türkiye ekonomisinin, 2014 yılında bir miktar yavaşlayarak yüzde 3,3 büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Bugün 3. çeyrek rakamı çıktı; yüzde 1,7. Bu aslında öngördüğümüze yakın, biz yüzde 2,2 olarak görüyorduk. Buradaki temel sapma tarım sektöründen kaynaklanıyor. Tarımın daralması ile üçüncü çeyrek rakamının öngörülen yüzde 2,2'nin biraz daha aşağısında yüzde 1,7 olarak gerçekleşti. Dolayısıyla OVP'de hala öngördüğümüz rakama yakın bir büyümeyi gerçekçi olarak görüyoruz" diye konuştu.

Şimşek, büyüme tahminlerinde aşağı yönlü revizyonun sadece Türkiye'ye özgü bir durum olmadığını ifade ederek, IMF'nin 2014 yılı büyüme tahminlerini hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için düşürdüğüne dikkati çekti.

Türkiye'nin 2014 yılı büyüme performansı Latin Amerika için öngörülen yüzde 1,3'ün, Gelişmekte Olan Avrupa için öngörülen yüzde 2,5'in, Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkeler için öngörülen yüzde 2,7'nin üstünde olduğuna işaret eden Şimşek, Türkiye'nin bu büyüme performansının en büyük ticaret ortağı olan AB'de süregelen ekonomik durgunluk, Irak ile Suriye'deki iç savaş ve küresel sermaye girişlerindeki azalmaya rağmen elde ettiğini kaydetti.

"2015 yılında ise küresel ekonomide beklenen toparlanma, Türkiye'nin ticaret ortaklarındaki büyümenin hızlanması, iç talepteki canlanma ile büyümenin yüzde 4 olmasını öngörüyoruz" diyen Şimşek, ayrıca son dönemde petrol fiyatlarında yaşanan düşüşün kalıcı olmasının büyümeyi yukarı yönlü destekleyeceğini söyledi.

Şimşek, orta ve uzun vadede, siyasi istikrar, güçlü kamu mali dengeleri, sağlam bankacılık sektörü, dinamik Türk özel sektör, genç nüfusumuz, sağlıklı hanehalkı bilançosu, başarılı ihracat pazar çeşitlendirmesi, esnek kur rejimi ve makroihtiyati politikaların büyümeyi destekleyen ve dış şoklara karşı Türkiye'yi dirençli kılan unsurlar olmaya devam edeceğini bildirdi.

'Özel sektör yatırımları son 12 yıllık dönemde yüzde 154 arttı'

Küresel ekonomiden ve bölgesel sorunlardan az etkilenmek için güçlü mali dengelerle istikrarı önceliklendirdiklerini ifade eden Şimşek, şöyle konuştu: "Birçok ülkenin kamu açıklarının ve borç stoklarının yüksek seyrettiği bir dönemde güçlü kamu mali dengeleri Türkiye'yi diğer ülkelerden pozitif yönde ayrıştırmakta ve çıpa görevi görmektedir. Türkiye genel devlet açığında, küresel kriz yılı olan 2009 hariç, son 10 yıldır Maastricht Kriterini sağladı. 2002 yılında yüzde 10,8 olan genel devlet açığının GSYH'ye oranını 2014 yılında yüzde 0,8 olmasını bekliyoruz. Bu oran Maastricht Kriterinin üçte birinden ve gelişmekte olan ülkeler ortalamasının yarısından azdır. Orta Vadeli Program dönemi sonunda ise yüzde 0,1 ile genel devlet fazlası vermeyi hedefliyoruz. Diğer taraftan 2002 yılında yüzde 74 olan AB tanımlı borç stokunun GSYH'ye oranını 2014 yılında yüzde 33,1'e, program dönemi sonunda ise yüzde 28,5'e indirmeyi hedefliyoruz. Borç yükümüz 2014 yılı itibarıyla Avro Bölgesi ortalamasının yaklaşık üçte biri ve Maastricht Kriterinin ise neredeyse yarısı kadar. Mali disiplin sayesinde ülkemiz önemli kazanımlar elde etti. 2002 yılında vergi gelirlerinin yüzde 85,7'si faiz ödemelerine giderken bugün bu oran yüzde 14,3'e geriledi. Bu 1983'ten beri en düşük orandır. 2002 yılında yüzde 62,7 düzeyinde olan iç borçlanma faiz oranı 2014 Aralık itibarıyla yüzde 8,1'e indi. Reel faiz oranları ise 2002 yılında yüzde 25,4 iken Kasım 2014 itibarıyla eksi 1,4'e geriledi. Hükümetlerimiz döneminde faiz yükünün azalmasıyla elde ettiğimiz mali alanı eğitim, sağlık ve altyapı için kullandık. Vergi oranlarını düşürerek özel sektör yatırımlarının ve istihdamın önünü açtık. 1993-2002 döneminde reel olarak yüzde 5 daralan özel sektör yatırımları mali disiplini sürdürdüğümüz son 12 yıllık dönemde yüzde 154 arttı."

Şimşek, önümüzdeki dönemde kararlılıkla sürdürecekleri mali disiplin ile enflasyonla mücadelede etkinliği artırmayı, tasarrufları artırarak cari açığı düşürmeyi, yapısal reformlar için gerekli mali kaynağı sağlamayı amaçladıklarını söyledi.

Şimşek, bankacılık sektörünün gerek güçlü sermaye yapısı, gerekse varlık kalitesi ile finansal istikrarı ve orta vadede büyümeyi desteklediğini belirterek, son yıllardaki hızlı kredi büyümesine rağmen Ekim ayı itibarıyla sermaye yeterlilik oranının yüzde 16,4 ile yasal sınır olan yüzde 8'in iki katından fazla olduğunu bildirdi.

Küresel kriz döneminde vatandaşların cebinden bir kuruş bankalara harcanmadığını, hanehalkı yükümlülüklerinin GSYH içindeki payının yüzde 22 ile Avro Bölgesi'ndeki en düşük oran olduğuna dikkati çeken Şimşek, Ayrıca 2009 yılından sonra aldıkları tedbirler sayesinde hanehalkının kur riskinin yok denecek kadar azaldığını bildirdi.

Şimşek, reel sektör dış borcunun GSYH'ye oranının yüzde 15,3 ile makul bir seviyede olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: "Sürdürülebilir yüksek büyüme ve artan çalışma çağındaki nüfusun istihdamı için enflasyon ve cari açığı daha da azaltmamız lazım, azaltacağız. Enflasyonla mücadele neticesinde uzun yıllar çift hanelerde seyreden enflasyonu Hükümetlerimiz döneminde tek haneye düşürdük. Son dönemde enflasyon bazı negatif şoklar etkisiyle yüksek tek hanelere çıktı. Kuraklık nedeniyle yüksek seyreden gıda fiyatları, Türk lirasındaki değer kaybı, jeopolitik gerginlikler ile enflasyon beklentilerindeki bozulma bu yükselişte etkili oldu. Ancak alınan makroihtiyati tedbirler, uyguladığımız sıkı para politikası ve bu geçici şokların fiyat etkisinin kaybolması ile temel enflasyon göstergelerinin ana eğilimi düşüş yönündedir. Bu çerçevede Merkez Bankamız enflasyonun yıl sonunda yüzde 8,9'a, 2015'te ise yüzde 6,1'e düşeceğini tahmin ediyor. Ayrıca başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki gerileme enflasyondaki düşüş sürecini 2015 yılında hızlandıracak. OVP'de 101,9 dolar olarak öngördüğümüz petrol fiyatlarının 65 dolar civarında kalması enflasyonu tek başına 1,4 puan aşagı çekecek."

Cari açık

Bakan Şimşek, cari açık ile ilgili bilgileri de vererek, 2013 yılında 65 milyar dolar olan cari açığın 2014 yılı Eylül ayı itibarıyla 12 aylık bazda 46,7 milyar dolara gerilediğine dikkati çekerek, altın ve enerji hariç dengenin ise 4,1 milyar dolar açıktan 7 milyar dolar fazlaya döndüğünü söyledi.

2014 yılında ticaret ortaklarındaki ekonomik durgunluk ve jeopolitik sorunlara rağmen pazar ve ürün çeşitlendirme politikaları ve rekabetçi kur neticesinde ihracatın olumlu bir performans gösterdiğini ifade eden Şimşek, iç talepteki yavaşlamanın etkisiyle de ithalat artışının önemli ölçüde yavaşladığını kaydetti.

"2013 yılında yüzde 7,9 olan cari açığın GSYH'ye oranının bu yıl yüzde 5,7'ye, önümüzdeki yıl ise yüzde 5,4'e gerileyeceğini öngörüyoruz" diyen Şimşek, düşen petrol fiyatlarının mevcut seyrini sürdürmesi halinde cari açığın yüzde 4'ün altına dahi ineceğini tahmin ettiklerini söyledi.

Son bir yılda yaklaşık 1,3 milyon ilave istihdam

Şimşek, AKP Hükümetleri olarak istihdamı destekleyen politikaları hayata geçirdiklerini ve istihdam artışında başarılı olduklarını dile getirerek, küresel krizin başladığı 2007 yılından bu yana birçok ülke istihdam kayıplarını telafi edemezken, Türkiye'de net 5,6 milyon kişiye iş imkanı sağlandığını, IMF verilerine göre küresel kriz sonrası dönemde Türkiye'nin yıllık ortalama istihdam artışında yüzde 3,6 ile Singapur'dan sonra dünya ikincisi olduğunu bildirdi.

İç talepteki yavaşlamaya rağmen son bir yılda yaklaşık 1,3 milyon ilave istihdam sağladıklarının altını çizen Şimşek, istihdamdaki güçlü artışa rağmen işsizlik oranı son dönemde işgücüne katılımdaki artış nedeniyle nispeten yükseldiğini ve yüzde 10'un biraz üzerine çıktığını hatırlattı.

Şimşek, son 60 yılın en büyük küresel finansal krizi, en büyük ticaret ortağımız Avro Bölgesi borç krizi ve Orta Doğu'daki siyasi çalkantılara rağmen Türkiye ekonomisinin 2003-2013 döneminde ortalama yüzde 4,9 büyüdüğüne dikkati çekerek, bu oranın 1923-2002 döneminde gerçekleşen ortalama yüzde 4,5'lik büyümenin üzerinde olduğunu vurguladı.

Türkiye ekonomisini şoklara karşı dayanıklı hale getirdiklerinin altını çizen Şimşek, bütçe açığının OECD ortalamasının dörtte birinden, borç yükünün ise üçte birinden az olduğunu kaydetti.

Şimşek, bankacılık sektörünün ve hanehalkı bilançosunun da risklilik oranlarının oldukça düşük olduğunu ifade ederek, "Ekonominin yumuşak karnı olarak gösterilen cari açıkta önemli bir iyileşme sağladık" dedi.

Şimşek, AKP hükümetlerinin önemli makroekonomik sorunları endişe kaynağı olmaktan çıkarttığını söyledi.

Kronik ve yüksek enflasyonu, yüksek bütçe açıklarını ve borç yükünü, zayıf ve dalgalı büyümeyi geride bıraktıklarını dile getiren Şimşek, "Şimdi ikinci nesil reform zamanı. Verimliliği artırmak, ülkemizin rekabet gücünü geliştirmek ve küresel katma değer zincirinde yukarı çıkmak için önemli bir reform paketini uygulamaya koyuyoruz" diye konuştu.

Bu amaçla 10. Kalkınma Planı'nda belirledikleri 25 öncelikli dönüşüm programını hızla hayata geçirdiklerini ifade eden Şimşek, gelecek 4 yılda uygulayacakları bin 200'den fazla mikro tedbiri kapsayan reform paketine ilişkin çalışmaları tamamladıklarını bildirdi.

Tek tek her bir tedbirin hangi kurum tarafından, ne zaman uygulanacağını ve bu reformların gerektirdiği mali yükü belirlediklerini kaydeden Şimşek, reel sektöre dair 9 dönüşüm programının eylem planlarını Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun kamuoyu ile paylaştığını hatırlattı. Şimşek, yakın zamanda diğer programları da tüm detaylarıyla Davutoğlu öncülüğünde duyuracaklarını açıkladı.

Orta ve uzun vadede sürdürülebilir büyüme hedefimize ulaşabilmenin ancak yurt içi tasarrufların artırılması ile mümkün olacağını belirten Şimşek, özel sektör tasarruflarının düşük olmasının 2000'li yıllarda ivme kazanan yapısal değişim sürecindin kaynaklandığını belirtti.

Son 10 yıllık dönemde finansmana erişimin artması, kredi faiz oranlarının düşmesi, siyasi istikrarla birlikte yatırım ve tüketim ortamının iyileşmesi ile kentleşmenin getirdiği ihtiyaçların özel sektör tasarruflarını düşürdüğüne işaret eden Şimşek, "Kamu tasarruflarını ise son 12 yılda sağladığımız mali disiplin sayesinde önemli ölçüde artırdık. 2002 yılında kamu tasarruflarının GSYH içindeki payı eksi yüzde 4,8 iken Hükümetlerimiz döneminde bu oran 8 puan artarak yüzde 3,2'ye yükselmiştir" ifadesini kullandı.

Orta ve uzun vadede toplam tasarrufları artırmak için yapısal reformları hayata geçirdiklerini anlatan Şimşek, 2014-2016 Orta Vadeli Programı'ndaki temel önceliklerden birinin tasarruf oranlarını artırmak ve cari açığı azaltmak olduğunu anımsattı. Şimşek, bu hedeflerle uyumlu olarak 2014 yılında tasarruf oranının geçen yıla göre 1,5 puan arttığını, cari açığın GSYH'ye oranının ise 2,2 puan azaldığını kaydetti.

10. Kalkınma Planı'nda ise yurt içi tasarrufların artırılması ve israfın önlenmesi programını kapsamlı eylemlerle belirlediklerine dikkati çeken Şimşek, "Uzun vadede ise ülkemizi katma değer zincirinde yukarıya taşıyacak reformlar ve istihdam artışı sayesinde tasarruf oranlarını yüzde 20'lerin üzerine çıkartmayı hedefliyoruz" görüşünü dile getirdi.

'Eğitime erişimde büyük mesafe katettik'

Türkiye'nin, çevresindeki ülkelere göre petrol ve doğal gaz gibi yeraltı zenginliklerinin oldukça sınırlı olduğunu hatırlatan Şimşek, bu yüzden AK Parti hükümetleri olarak en büyük yatırımı eğitime yaptıklarını söyledi.

Bu sayede 11 yıllık süreçte okul öncesinde 4 katına çıkarttıkları okullaşma oranlarını ilk, orta ve yükseköğretimde yüzde 100'ler seviyesine yükselttiklerinin altını çizen Şimşek, okullaşma oranlarıyla birlikte eğitimde fırsat eşitliğini de arttırdıklarını belirtti.

2002 yılında 100 erkek öğrenciye karşılık 91 kız öğrenci ilköğretimde okurken 2013-2014 dönemi itibarıyla bu oranın 102,3'e çıktığını anlatan Şimşek, "Eğitime erişimde büyük mesafe katettik. Ancak eğitim kalitesindeki artışa rağmen henüz hedeflediğimiz noktada değiliz. PISA sonuçlarına göre Türkiye OECD ortalamasının altındadır. Ancak kaliteyi iyileştirme yönünde attığımız adımlar sayesinde 2006-2012 döneminde en hızlı ilerleme kaydeden ülkelerden biri olduk" değerlendirmesinde bulundu.

AKP hükümetleri döneminde 234 bin derslik açtıklarını, 458 bin kadrolu öğretmen atadıklarını dile getiren Şimşek, söz konusu dönemde 2002 yılında 76 olan toplam üniversite sayısını vakıf üniversiteleri dahil 176'ya yükselttiklerini kaydetti.

Devlet üniversitelerinde harcı kaldırarak üniversiteye erişimi kolaylaştırdıklarına dikkati çeken Şimşek, "Bu çabalarımız sonucunda Dünya Ekonomik Forumunun yükseköğretim sıralamasına göre 2008'de 144 ülke içinde 72. sıradayken 2014'te 50. sıraya yükseldik. Hedefimiz eğitimde OECD ülkeleri arasında en iyilerden biri olmaktır" dedi.

Kadın ve gençlerin istihdamı

Kendi hükümetleri sırasında yüksek düzeyde istihdam sağladıklarını belirten Şimşek, buna karşın çalışma çağındaki nüfus ve işgücüne katılım oranındaki artış nedeniyle işsizlik oranının yatay seyrine devam ettiğini ifade etti. Şimşek, ilave işgücüne yeterli istihdam sağlamak ve işsizlik oranını aşağıya çekmek için yapısal reformları gerçekleştireceklerini bildirdi.

Kadınlar, gençler ve dezavantajlı grupların işgücüne ve istihdama katılımlarının önündeki engelleri kaldırdıklarını dile getiren Şimşek, "Uzun vadede eğitim, çocuk bakımı ve esnek çalışma modellerinin yardımıyla kadınların işgücüne katılımını yüzde 41 düzeyine çıkarmayı amaçlıyoruz" diye konuştu.

Finansal piyasaların derinleşmesi amacıyla önemli reformları uygulamaya koyduklarını anlatan Şimşek, çabaları sonucunda 2009 yılında Küresel Finans Merkezleri Endeksine göre 75 ülke arasında 72. sırada yer alan İstanbul'un bu yıl 83 ülke arasında 42. sıraya yükseldiğini ifade etti. Şimşek, hedeflerinin 2018 yılında ilk 25 içinde yer almak olduğunu belirtti.

Haberin Tamamı İçin:

Şimşek’in ‘uzun süreceği gerekçesiyle’ atladığı bölümlerden biri de yolsuzluklarla ilgili bölümdü. 

Hürriyet'in haberine göre Şimşek’in atladığı yolsuzluklarla ilgili bölüm şöyle:

Uluslararası Yolsuzluk Algı Endeksi’ne göre 2002 yılında 102 ülke arasında 65’nci sırada yer alan Türkiye, 2014 yılında 175 ülke arasında 64’ncü sırada yer almıştır.  Türkiye yolsuzluk algısı en yüksek yüzde 36’lık ülke grubunda iken, en düşük yüzde 36’lık ülke grubuna girmiştir.

'Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir, her sorunu aşar bu hükümete rağmen...'

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in bütçeyi sunumunun ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasına başladı. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

"Heyecanı yok, savunma içgüdüsüyle bir bütçe sunuş konuşması yapıldı. Bütçenin hazırlanmasında, kullanılmasında, nasıl hazırlandığını, harcamaların nasıl yapıldığını sağlıklı değerlendiriyor muyuz?

"Orta Vadeli Program neden geç yayınlandı?"

Bir; bütçenin hazırlanmasında hukuka uyuyor muyuz? 2006’dan bu yana orta vadeli program zamanında ilan edildi mi, edilmedi, duyurulmadı. Peki arkadaşlar bu yasayı sizler çıkarmadınız mı? Vatandaşın uyması lazım mı, lazım. Hükümetin bir ayrıcalığı var mı yok. Eylül ayının ilk haftasında orta vadeli program yayınlanır diyor, yayınlanmadı. Eylül’ün 15’ine kadar yayınlanmadı. Hükümeti soruyorum hangi gerekçeyle bunları yayınlamadınız. Çıkıp makul bir açıklama getirsinler, yoksa parlamentonun onuruyla oynuyorlar. Hükümet bunu arzu ettiği zaman yayınlar diyebiliyor musunuz? 2006’dan bu yana defalarca söyledik.

"Bütçeyi babanızın çiftliği gibi kullanamazsınız"

İki; bütçenin kullanılması…Bütçeye yüzde 2 ödenek koyuyoruz, olur ya deprem olur afet olur, acil müdahale için. Peki ödenek kaç lira 949 milyon liraydı. 36 milyar lira kullanıldı…946 milyon lire parlamentodan geçiyor 36 milyar eski parayla katrilyon harcanıyor. Sizin itibarınız var mı arkadaşlar. Ben 900 milyon ayıracağım, 36 milyar harcayacak, buraya gelip hesabını vermeyecek. Hem kul hakkından söz edeceksiniz hem harcanan paranın hesabını vermeyeceksiniz, bu olmaz. Kayıtdışı bütçe var, 36 milyar bunlardan biri..Siz millete hesabı yeri gelince vermeyecek misiniz vermeniz gerekiyor. Size bütçe veriliyor, siz bütçeyi babanızın çiftliği gibi kullanamazsınız. 35 milyar lira bütçe denetimi dışındadır.

"Sayıştay raporları kuşa çeviriyor"

Üç; paranın nasıl harcandığını da bilmemiz lazım. Kim denetleyecek, TBMM adına Sayıştay denetleyecek. Dilimizde tüy bitti raporlar gelsin diye. En sonunda 157 rapor geldi. Bu raporlarda birden fazla sıkıntı var. Bu raporlar Sayıştay tarafından kuşa çevrilerek geliyor buraya. Sayın Başkan,, TBMM adına kamu harcamalarını denetleyen kurum özel bir çalışmayla denetçilerin raporlarını kuşa çeviriyor. Buna engel olun. Milletvekillerinin, denetim elemanlarının raporlarını görme hakkı vardır. Düzeltiliyorsa gerekçesini bilmemiz lazım. Hangi gerekçeyle belli bölümler çıkarılıyor benim bilmem lazım. Eğer Sayıştay üzerinde bir vesayet varsa o kurum sağlıklı denetim yapamaz ve sayın başkan sorumlusu sizsiniz, sayın Çiçek. (Sayıştay raporlarından örnek veriyor)Gerekli mali tablolar alınamadığı için denetim yapılamadı diyor Sayıştay. Ben sormak istiyorum hangi gerekçeyle bu mali tablolar denetim elemanına verilmiyor, neden çekiniyor. Hangi gerekçeyle, hangi kurumlar tabloları vermedi. Kimse bilmiyor, hükümet biliyor. Burada sorumlu hükümet. Sayın Davutoğlu’na birinci sorum hangi bakanlıkların denetim raporları denetçilere ibra edilmedi. Ben merak ediyorum, grubum merak ediyor. Eminim AKP de merak ediyor.

Hükümet 12 yıl geçmiş, yapısal reformlardan söz ediyor. Pes yahu. Sanki 12 yıldır hiç yönetmiyorlar yapısal reformlardan bahsediyorlar. Başka, katma değerden bahsediyorlar. Bakın arkadaşlar ekonomi politikasının temel amacı huzur, refah, çağdaş uygarlıktır. Asıl hedef budur. Bir büyüme masalıyla 12 yıl bu milleti uyuttular. Rakamları vereceğmi. Yanlışsa Başbakan gelsin yanlış desin. Ben de gider ilgili kamu kuruluşuna sorarım. 1946-2002 43 yılda ortalama büyüme % 5,1… Peki 2003-2014 ortalama büyüme yüzde 4,7. Sayın Başbakan istirham ediyorum yanlışsa gel, doğruysa artık bu büyüme masalıyla milleti aldatmayalım. 2008’de kişi başına mlilli gelir 10.444 dolar…2014 10.537 dolar…93 dolar artmış… Hangi ekonomi politikasından bahsediyorsunuz. Hangi yüzle bu bütçeyi getirip bize oy verin diyorsunuz? Bütün Cumhuriyet hükümetlerinin harcadığından 1 trilyon dolar fazla harcadılar. En son büyüme rakamları daha kötü, bunu eklemiyorum.

'Kredi kartı borçları yüzde 1604 arttı'

2014’te kredi kartı borçları yüzde 1604 arttı. Bankalara bakalım. Tüketici borcu 2002'de 2.3 milyar lira.. Ekim 2014’te bu 2 milyar, 273 milyar liraya çıkmış. Vatandaş nefes alamıyor. Evde tencere kaynayacak mı vatandaşın derdi bu. Eğer bu, doğru tablo değilse çıkıp özür dileyeceğim. Doğruysa hükümet milletten özür dilesin. Yüzde 11.954 artış var.

"Sarayın penceresinden güllük gülistanlık"

Gelir dağılımına bakalım 2002’de, nüfusun en zengin yüzde 1’lik bölümü 39,4’e sahip, bu oran 2014’te bu oran yüzde 53’e çıktı. Birileri malı götürüyor, zengin oluyor ama vatandaş perişan halde. Esnafa sorun ah işitirsiniz, sarayda oturanlara sorun onlar sarayın penceresinden bakınca güllük gülistanlık yeşil bir alan görüyorlar, Türkiye böyle değil.

"11 yılda 13 kez eğitim politikası değişti"

Bir hükümetin hedefi Türkiye’yi bilgi toplumuna taşımak olur. 21.yüzyıldayız, insan beyni dünyanın en stratejik ürünü. 4 artı 4’ü getirdiniz. Bakanlar Kurulu’nda görüşülmedi, 5 arkadaş kalktı teklif verdi. Hiçbiri eğitimci değil. 5 yaşındaki çocuğu okula gönderdiniz, bir kısmı düzeltildi ama bizi kimse dinlemedi. Eğitim sistemi nedir biliyor musunuz? 11 yılda 13 kez eğitim politikası değişti. Kendi çocuklarını denek konumuna getiren dünyada hangi ülke var? Anne baba çocuğunu hangi okula, nasıl göndereceğini bilmiyor. Yazık günah değil mi? Bu ülkenin eğitim kurumları yok mu, eğitimcileri, pedagogları yok mu? Niçin uygar insanlar gibi konuşup stratejiyi Meclis’e getirmiyoruz. İyi bir şey getirdiniz de CHP olarak karşı mı çıktık? Neyi getirdiniz de karşı çıktık? AB’ye uyum yasaları çerçevesinde getirilen bütün yasalar parlamentodan oybirliği ile çıktı. Geldiğimiz noktada İran, bilimsel yayınlarda bizi geçti. Bu ayıp bu hükümete yeter. Neden oluyor arkadaşlar, hangi gerekçeyle. Biz Güney Kore’den önce otomobil ürettik, şimdi bizim otomobilimiz var mı? Efendim ilk 20’deyiz, zaten hep öyleydik. 80’lerde 13’lerdeydik; şimdi 17’lerdeyiz.

İhracat içinde katma değeri yüksek ürünlerin oranı yüzde 3,3 Ekim 2014’te. Hani bilgi üretiyorduk, ne oldu bize? Tüketime gelince koşuyoruz, üretime gelince duruyoruz.

1 milyon kişi başına ar-ge’de çalışan insan sayısı (diğer ülkelerden örnekler veriyor) Türkiye 987 kişi… Neyimiz eksik o ülkelerden? O ülkelerden siyasetimiz eksik. Siyasette bozulma, yolsuzluk bozulduğu zaman tablo karamsarlaşıyor. Bilim nedir, aklın zenginleşmesidir. Siz aklın zenginleşmesine karşı çıkan bir milli eğitim politikasını ortaya koyan bir hükümetle karşı karşıyasınız.

Bu belediye başkanı AKP’li belediye başkanı. Özellikle iktidar milletvekili getirdik. AKP’den bir belediye başkanı kendisine yapılan başvurudan dolayı dosyaları görüyorsunuz. 6 ayda 9 bin kişi iş istiyor. Nereye giderseniz gidin bana iş verin diye elinize kağıt tutuşturuluyor. Genç işsizlik yüzde 20’lerde, üniversite mezunlarında yüzde 25’lerde. Hükümet kanadının hiçbir çocuğu işsiz değil. Bunların bir eli yağda bir eli balda. Sorun Ermenek’teki Recep Amca’da. Onun ayakkabısında, onun çocuğunda sorun. Kahvedeki Mehmet Efendi, onun çocuğu işsiz. Atama bekleyen öğretmenler... 65 kişi intihar etti. Bu hükümet neden bahsediyor? Evde tencere kaynamıyor, huzursuzluk var.

"Bonzai tüketimi niye arttı?"

Sayın Başbakan ikinci sorum olsun. Bonzai tüketimi niye arttı siz mi teşvik ediyorsunuz. Boşanmalar niye arttı? Aile yapısı niye derinden sarsılıyor, Türkiye neden fuhuşa, uyuşturucuya sürükleniyor. Hani siz huzur getiriyordunuz? Neden oluyor arkadaşlar? Bütçenin hesabını vermiyorlar 35 milyarın 36 milyon doları bütçe dışında kullanıyor, sonra başarılıyız diyorsunuz. Kusura bakmayın bu hükümet başarılı değil.

"Başbakan’ın Türkiye’nin gerçeklerinden haberi yok"

Kaç işçinin sendikalı olduğunu biliyor musunuz? Yüzde 4, ABD’de yüzde 10. Asgari ücretle 4 milyon, taşeron işçisi 1 milyon 300 bin… Kendi maaşınıza bakıp bu işçiler de bu parayı alıyor diye bir düşünce içinde misiniz? Türk-İş açlık ve yoksulluk sınırını açıklıyor, asgari ücret 891 lira. Sayın Başbakan çıkıp bizde ücretler yüksek diyor. İnsaf, söylecek bir şey bulamıyorum. Asgari ücretliye gerçekten haksızlık yapılıyor. Taşeron işçilik sizin zamanınızda patladı. Hangi düzenden bahsediyorsunuz?

"İşçiler örgütlenmeli"

Biz ülkemizde birinci sınıf demokrasi istiyoruz. Bunun diğer anlamı şudur. Bütün işverenler gibi işçiler de örgütlenmeli, sendikalaşmalı. Biz ücret sendikacılığına karşıyız. Ama işçilerin kendi haklarını aramak için örgütlenmelerinden yanayız. Bu tablo neyi doğuruyor arkadaşlar? İcradaki vatandaş sayısı. 2002, 8 milyon 613 bin 759…2003’te bu rakam 20 milyona çıktı. Tüketici bankalara parasını ödeyemiyor ya, işte onların paraları. İyi ya vatandaş para harcıyor diyecektir hükümet... Harcayamıyor, icra dosyaları onu gösteriyor. Hükümet gitti törenle icra dairesi açtı, insan utanır.

Kalkınma Bakanlığı bütçesinde cezaevi yapımlarına hız verilecek diyor. Cezaevindeki vatandaş sayısı 59 bin 429 kişi. 1 Aralık 2014, 156 bin 707... Cezaevinde yer yok, sırayla yatıyorlar. 10 kişilik koğuşta 20-30 kişi yatıyor. Türkiye’nin gerçeği bu, bunu neden kaçırıyorsunuz. Şimdi bunlar da diyor ki cezaevi yapımına hız veriyoruz. Milletle dalga geçmek değil de nedir arkadaşlar?

DEİK dediğimiz özel sektördeki temsilciler işbirliği için kuruyorlar. Bunlar diyor ki DEİK’e gerek yok doğrudan bakanlığa bağladık. Niye bunu yapıyorlar? TÜSİAD, TOBB, TİM, MÜSİAD, Türkiye Müteahhitler Birliği. Ve dediler ki gelirlerinin yüzde 1’ini biz alacağız. Vergi kanunla konur, kanunla kaldırılır. Siz kalktınız, kanun bile çıkarmadın biz alıyoruz dediniz. Hangi gerekçeyle alıyorsunuz?

Yandaş medyaya her türlü imkanı sunuyorlar. Bu şirketlere dediler ki bir kararname çıkardılar. Bu şirketlerin tahsil edemediği alacaklara, dur bir dakika çok basit, çiftçinin alacağı var. Türkiye Cumhuriyeti devleti yandaş işadamlarının tahsilatçısı oldu. Bir devlet, yandaşın tahsilatçısı olur mu? Böyle bir şeyi nasıl yaparsınız? Yatacak yeri yok bu hükümetin… Bu kararname oy birliğiyle iptal edildi. Şimdi merak ediyorum. Siz hangi gerekçeyle yandaşın tahsilatçısı oldunuz. Sizin vicdanınız sızlamıyor mu?

Trakya büyüklüğünde alan hangi gerekçeyle ekilmiyor.

Soru 4: Milli gelirin en az yüzde 1’i oranında çiftçiye destek verilir deniyor kanunda. Siz hangi gerekçeyle çiftçinin hak ettiğini ona vermiyorsunuz. Yasa verebilirsin demiyor, vereceksin diyor. Siz hangi gerekçeyle vermiyorsunuz. Buraya gelip bütçemize oy verin diyorsunuz.

Koskoca devlet saman ithal ediyor. Çekirdeksiz yaş üzüm ne biliyor musunuz? Geçen yıl 5 liraydı bu yıl 2 buçuk lira. Soru 5: Hangi gerekçeyle bu fiyatı indirdiniz? Neyi ucuzlattınız, mazot mu, gübre mi, hangi gerekçeyle indirdiniz, bir açıklaması olması lazım. Narenciye üreticisine sorun, dalda 25 kuruş alıcı bulamıyorlar. Manavda kaç lira, 2-2,5 lira. Aradaki parayı kim alıyor? O şirketin kurucuları arasında sizlerden biri var mı? Bu dümen nasıl oluyor? Ben üreticinin hakkını sormak zorundayım, benim görevim budur zaten.

Eskiden mazotta fiyatta dünya ikincisiydik. Uluslararası enerji ajansının son rakamlarına göre Norveç’i geride bıraktık. Türkiye’de 2 dolar 10 cent. Soru 6: Hangi gerekçeyle mazotu bu kadar pahalı çiftçiye veriyorsunuz? E noolacak canım 2 dolar 70 centi de ödesin. Rafineri çıkış fiyatı kâr dahil 1 lira 70 kuruş. Köylüye 5 liradan veriyorsunuz. Her petrol ofisi istasyonunu vergi dairesine dönüştürdünüz. Maliye Bakanı vergi dairelerini kapatsın, benzin istasyonları peşin alıyor.

Neden bu hale geliyoruz? Ülke ortak akılla yönetilmiyor. Bir örnek vereyim Hollanda’dan, Konya’dan küçük. 2013’te tarım ürünleri ihracatı 105 milyar dolar. Peki biz, 17 milyar dolar. Neyimiz eksik? Su var, gübre var, eksik olan ne? Temiz siyaset, akılla bir ülke yönetildiğinde gelişir. Kaynaklarını hesabı vatandaşı verildiğinde gelişir. Şeker düşmanı bu hükümet, illa şeker pancarı ektirmeyeceğim diyor. Çiftçi de var, ekmek istiyor, şeker elde edecek. Hayır hepsini satacağım. Siz Türk çiftçisinin hakkını mı koruyacaksınız, yabancı sermayenin hakkını mı koruyacaksınız?

Bir sendika memuru satarsa onun adına sarı sendika denir ve siz satıldınız kimse kusura bakmasın.

Ekonomik Sosyal Konsey toplanmıyor. Soru 6: Ekonomik Sosyal Konseyi parlamentonun iradesine rağmen hangi gerekçeyle toplamıyorsunuz, çiftçi, emekli perişanken neden toplamıyorsunuz. Size ülke gerçekleri anlatılacak ve siz onun altında ezileceksiniz diye mi toplamıyorsunuz?

Sayın Başbakan ülkeyi yönetiyor ama kaygılarımız var, üstünüzdeki siyasi vesayetten kurtulacaksınız Sayın Başbakan. Sizin boynunuza davulu astılar, tokmak yukarda. Türkiye’de çift başlı yönetim olmaz. İki tipik örnek vereceğim, birincisi 26 Kasım 2014 Sayın Cumhurbaşaknı açıklama yapıyor. BağKur’lulara kredi vereceğzi. Ben merak ediyorum, SGK Başkanı var mı var, açıklmama yapılacaksa o yapsın , hadi o yapmadı siz yapın. Bu konularda hiç yetkisi olmayan biri yapıyor. Bu ülkeyi kim yönetiyor, kocaman bir soru işareti. Esnafa işçiye bir avantaj açıklanacaksa Başbakan açıklar. Tokmak orda, davul orda olunca ses çıkmıyor. O sizin işinize karışıyor.

Sayın Putin geldi, Erdoğan’la toplantı yaptılar. Doğalgaz indirimini görüştüler, Putin de çıktı açıklama yaptı. Bu konuda enerji bakanının yüzde 6 yetmez diye açıklaması vra. Pazarlığı kim yapıyor, siz hükümet değil misiniz neden müdahale etmiyorsunuz. Eleştirileri sizi karalamak olarak algılamayın, temel mantığı bulunduğunuz koltuğa sahip çıkın. Birisini sizin alanınıza müdahale etmesine izin vermeyin, verirseniz sadece Türkiye’de değil dünyada başbakanlığınız tartışma konusu olur.

Sayın Başbakan’ın 24 Ağustos’ta bir konuşması var. Ahlak bütün inançların ortak paydasıdır, şöyle söylüyor. Kadim şehirlerimizde dikey değil yatay mimariyi geçerli kılacağız diyor. Çok güzel Sayın Başbakan. Siz Başbakansınız, bunu kanıtlayacaksınız, açık net bir örnek vereceğim. Zeytinburnu’nda 16-9 kuleleri Sultanahnmet Camii’ne bir hançer gibi saplanmış. Mahkeme kararı çıkıt, eski başbakan ben tıraşla dedim tıraşlamadı dedi küstü. Buradaki dairede fiyatlar 1-4 milyon arası değişiyor. Kimler aldı daire? Eski Bağcılar Belediye Başkanı, Zeytinburnu Belediyesi İmar Komisyonu Başkanı…..ve sayın bakan Nihat Zeybekçi, onun birden fazla dairesi var. Hiçbir kredi çekmeden şak diye ödemişler. Sormak istediğim şu: Siz hukuku egemen kılacak mısınız, Anayasa’nın 138.maddesine uyacak mısınız? Onu tıraşlarsanız diyeceğim ki işte gerçek başbakan, olmazsa kusura bakmayın Başbakanlığınız tartışma konusu..

Cumhurbaşkanlığı sarayı

Bana sordun cevabımı verdim, Sayın Başbakan siz bu kaçak saray konusunda niye hiç konuşmuyorsunuz? Arınç konuştu. En çok sizin konuşmanız lazım. Neden şubat 2012, üç kurum bir araya geliyor bir protokol hazırlıyor. Başbakanlık binası yapılmak üzere. SORU 8: Sayın Başbakan Başbakanlık binası olarak yapılan bir binayı hangi gerekçeyle siz Cumhurbaşkanlığı’na tahsis ettiniz? Başbakanlık için yapıldı, giderken binayı da götürüyor. Siz demeyecek misiniz ortada protokol var, nasıl oldu da siz gidiyorsunuz? Sayın Başbakan’a Soru 9: Bu kaçak sarayla ilgili bazı rakamlar vereceğim, bana ait değil devletin bir denetim kurumuna Sayıştay’a ait

Makine ile her zeminde yumuşak ve sert zemin kazması: metkekübüne 3 lira 10 kuruş, müteahhide verilen para 30 lira 70 kuruş. Makine ile her zeminde yumuşak ve sert küskülük kazılması: Fark yüzde 80.

Bir soruşturma başlatacak mısınız, tüyü bitmedik yetimin hakkını koruyacak mısınız, şal mı örteceksiniz?

AKP kadroları şeffaflık ve yolsuzluk konusunda töhmet altında bırakılamaz. O zaman gereğini yapın. Başbakanlık gereğini yapma makamıdır. Ama yapmazsanız eleştirmek zorundayız.

Muaviye Şam’da kendisine görkemli bir saray yapıyordu Ebuzer gitti şöyle dedi: Eğer bu sarayı halkın parasıyla yaptırdıysan hırsızlıktır, kendi paranla yaptırdıysan israftır. Sizden sadece Ebuzer’in düşüncelerine tercüman olmanızı istiyorum.

Bu sarayın kaçak ve hukuksuz olduğunu söyedik. Adalet Bakanı kabul etti. Cumhurbaşkanı ne dedi? Güçleri yetiyorsa yıksınlar… Bu ne demek biliyor musunuz, sayın Davutoğlu açıkça size meydan okuyor. Çünkü yargı kararını uygulayacak olan sizsiniz. E sizin gücünüz yeter mi, ben yetmeyeceği kanısındayım. Ve işin bir başka garip tarafı, sarayın maliyeti kaç lira? Maliye Bakanı 1 milyar 370 milyon diye... Bilgi edinme yasasına göre TOKİ’ye yazı yazıyor, mimarlar odası. Zamanından önce açıklanması halinde ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek bilgi ve belgeler bu kapsama girmiyor diye yanıt geliyor. Malı götürdüyseniz götürdünüz, hangi gerekçeyle açıklanmıyor. Metrekaresi 8 bin liraya yapılan jakuziler, buhar odalardı var. Benim vicdanım elvermiyor, sizin elveriyorsa itirazım yok. Kendi parasıyla yapsa ses çıkarmayacağım ama bu milletin fakir fukaranın parasıyla yapılıyormuş. E itibarmış. Büyük saraylar hiçbir toplumda itibar kazandırmamıştır. Merkel nerede oturuyor, kendi dairesinde. Almanya’nin itibarı sıfır, öyle mi? İtibar bilgiyle, üretmeyle, sizin üniversitelerin yayınladığı bilgilerle, ahlakla,. Erdemle, adaletle olur. Bunlar yoksa itibar yoktur.

1 buçuk ton altın hikayesi..1 Ocak 2013 Gana’dan bir uçak kalkıyor, içinde doğal taş var deniyor. Kime getirdiniz bunu? Adres veriliyor: Güzelyurt Mahallesi…..Beylikdüzü İstanbul. Açın bu taşları görelim. İçinde bir buçuk ton altın çıkıyor. Şimdi arkadaşlar, siz kaçak tv getirseniz tv’ye el koyarlar, bisiklet getirseniz el koyarlar. Bilye getirseniz el koyarlar. 1 buçuk ton altına hangi gerekçeyle el konmadı. El konulan mallar nerede satılıyor. TASİŞ’te Ulus’ta, elbise de var, tv de var. Kaçak geliyorsa el konur. 1 buçuk ton kaçak altın geliyoır, el konulmuyor. Müfettiş raporunu da okuyayım

Sayın Başkan önemli bir konuya değiniyorum. Teşekkür ederim.

Riza Sarraf devreye giriyor; rüşvet ver kurtar, gümrük dediğin nedir ki..Adam ben memuriyetimi yakmak diyor. Sonra onu ödüllendirerek başka yere gönderildi. Mala el koymadınız,. Gümrük müfettişlerinin raporları var, uçağı gerisin geriye gönderdiniz. Altınla geri gönderdiniz. Birinci soru kaçak mala niye el koymadınız? İkinci soru şu, altınlar geri giderken 292 kilo altın yok. Bir diğer soru şu, 292 kilo altını kim yürüttü? Kim götürdü? Bugüne kadar Rıza Sarraf altınlarım gitti demiyor ama hakkında bir yazı çıksa doğru tekzip gönderiyor. Hangi gerekçeyle 292 kilo altın geri gönderildi, kim aldı? Siz ilgili kurumları harekete geçirin, bunun yanıtını parlamentoda bekliyorum.

Dış politikaya eleştiri

Sayın Başbakan dış politikanın mimarlarından birisidir. (Resim gösteriyor). Suriyeli kız, gidiyor İstanbul’da egsoz dumanında ısınmaya çalışıyor, Türkiye’ye getirdikleri manzara bu. 1 buçuk milyon Suriyeliyi Türkiye’ye getirdiniz. Siz bu hükümeti şımartıyorsunuz, yolsuzluğa, yasadışı işlemlerine ses çıkarmıyorsunuz. Ben bunlara soruyorum, niye alınıyorsunu? Siz yasama ile yürütmeyi karıştırıyorsunuz. Bunlar yürütme organı, neleri yürüttüklerini öğreneceğiz. Size hesap sormuyoruz ki, varsa bir yanlışımız çıkar anlatırlar. Tüyü bitmedik yetimin hakkını yiyen insanların sorumluluğunu niye üstleniyorsunuz siz?

Suriye’de kan akıyor. Birisi saldırıyor, öbürü de allah allah diye saldırıyor. Bu tabloyu kim hazırladı, yazık günah değil mi ölen insanlara? Gidin bakın bakalım., o kadınlara genç kızlara neler yapılıyor. Hadi bize inanmıyorsunuz, BM raporlarını da mı okumuyorsunuz? Elbette misafirlerimiz ama değerli arkadaşlar bu dış politikanın faturası bizim arkadaşlarımıza çıkıyor, neden bu politikayı övüyorsunuz. Hani iki ayı kalmıştı?

Kahire’de, Şam’da, Tel Aviv’de büyükelçiliğimiz yok ama Fransa, ABD gidip Şam’da görüşebiliyor. Mısır sizin büyükelçini istemiyoruz dedi. Darbeye karşıyız, elbette karşıyız. Gidip orada darbe mi yapacağız. Darbenin yakışmadığını, karşı olduğun söylersin ama bir halkı toptan düşman ilan edemezsin. Gidin Mısır’da taksiye binin Türk olduğunuzu söyleyin. Türkiye ilk kez böyle bir tabloyla karşı karşıya..

Asla karamsar olmayın Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir, her sorunu aşar bu hükümete rağmen..

Haberin Tamamı İçin:

Zozani: Ankara'nın kayışı kopmuş

HDP grubu adına Hakkari Milletvekili Adil Zozani ile Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, kürsüden konuşma yaptı.

Adil Zozani, özetle şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de defakto başkanlık sistemi uygulanıyor. Fiili başkanlık sistemi uygulanıyor. Sayın Başbakan kendini bu sistem içerisinde ne olarak tarif ediyor merak ediyorum. Mayıs 2013’te Gezi eylemleri nedeniyle Ankara’da olaylar vardı. Dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Gül, Anakara Valisi’ne telkinde bulundu. Gösteride bulunanlara müsamahalı davransın diye telkinde bulundu. Dönemin Başbakanı açıklama yaptı, ‘Bir ülkede iki baş olmaz’ dedi. ‘Bir valiye iki kişi talimat veremez. Vali benim emrimdedir, ben talimat veririm’ dedi. Aynı Erdoğan, şimdi cumhurbaşkanı. Değil valiye, sokaktaki polise kadar talimat veriyor.

Sayın Davutoğlu’dan aynen Sayın Erdoğan’ın kullandığı cümleyi kullanmasını bekliyoruz. ‘Bir devlette iki baş olmaz’ demelidir. Valiye ‘Siz değil, ben talimat veririm’ demelidir. ‘Parlamentoya siz değil, ben gündem taşırım’ demelidir. Bunu söylerse başbakanlık yapmış olacaktır. Bunu söylemediği sürece başbakanlık yapmış olamaz.

Bina fetişizmiyle benim işim olmaz. Ancak Türkiye’de pek çok ilin sembolü armut, elma, patates, domates, karpuz, kavun ise sembolü de saray olur, ne olur… İllerin sembolünü karpuz yaptınız, illerin kalkındırmış derecesini kavun karpuz, patatesle ölçtünüz. Ülkenin simgesini de saray yaparsanız kimse de sizi yargılamaz. Tasvip etmiyoruz. Bizim asıl önemsediğimiz Recep Amca’nın ayağındaki yırtık kara lastiktir. Ankara lastiği olarak geçer. Ankara’da lastik çok gevşedi. Ankara’nın kayışı kopmuş. Sistemi baştan tartışmamız gerekiyor.

Haberin Tamamı İçin:

Kaplan: 'Yolsuzluklar kanser gibi yayıldı, toplumu çürütüyor'

Zozani’nin ardından kürsüye HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan geldi.

Kaplan’nın konuşmasından öne çıkanlar ise şöyle;

“Bugün insan hakları günü. Bir parlamenter olarak haklarımı koruyamazsam yurttaşlarımın hakkını nasıl koruyacağım. Hükümetinizi insan hakları gününde demokrasiye davet ediyorum. Bütçe hakkı demokrasinin özüdür.

Bütçeyi sadece uzmanların anlayacağı, halkın anlamayacağı anlaşmazlıklara boğarsanız hükümet de hesap vermiyorsa burada şeffaflık yoktur. Katılımcılık yok, muhalefetin katılmasını istemiyorsunuz. Bu bütçeye damgasını vuran en önemli konu yolsuzluklardır. Yolsuzluklar kanser gibi yayıldı. Toplumu çürütüyor.

TÜSİAD’ın yaptığı araştırmaya göre, işadamlarının tamamı yolsuzluğun var olduğunu söylüyor. Resmi dairede sarı zarf modası gelişti. Fuzuli’nin dizelerini hatırlarsınız, ‘selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar’ şeklinde.

Kutsal savunma hakkını kaldırdınız. Avukatlar dosya incelemesin dediniz. Polise mahkeme kararı olmadan gözaltı ve 48 saat tutma hakkı getirdiniz. Türkiye’de olağanüstü hal ilan ettiniz. Bu anayasaya göre edilir halbuki.

Yolsuzluk komisyonu çalışmaya devam ediyor. Biz buna alet olmadık, üyemizi çektik. İlk yayın yasağı da bu konuda konuldu.

Biz bu bütçenin halkın bütçesi olmadığını söyledik. Kapital yazarı Türkiye’de gelir dağılımı değimi yok diyor. Garip bilmiyor ki biz de para ile iman kimdedir bilinmez diye bir söz var. Türkiye’de 915 ultra zengin var. Bir yılda 15 milyar kazanmışlar. Büyüme gerilerken, onların ki yüzde 14 artmış. Bu bütçe kimin anlaşılıyor mu şimdi.

‘DARBECİLER BİLE SİZDEN DAHA İNSAFLIYDIR’

Darbeciler bile sizden daha insaflıydı. Vergi konusunda Deli Dumrul’u geçtiniz.

Sayenizde 50 milyon yurttaş açlık sınırının altında. Bu ülkenin sendikalaşma oranı; 12 milyon işçiden 1 milyon 189′unun sendika üyesi. Cari açık, büyüme geriledi rakamlar tutmadı.

İşsizlik yüzde 10′un üzerine çıktı, bunlar resmi rakamlar. Her gün işsizlikle ilgili telefon alıyoruz. Bu ülkede genç işsizler ordusu oluştu. Taşeron sayısı da 2 milyon.

‘ZEYTİNLERE KIYDINIZ’

Cari açık vermemizin nedeni, enerji ithalatı. Bu hükümet zamanında enerji alanı mafyalaştı. Putin geldiği zaman hemen ÇED raporu çıkıyor. HES’lerde sınır tanımıyorsunuz. Sizin vicdanınız kurusun. Tarihe en büyük doğa katliamı yapmış hükümet olarak tarihe geçeceksiniz.

HES’lerde sınır tanımadınız ama zeytinlere kıydınız. Zeytinler kutsaldı. Eski Yunan tanrıçaları zeytinlere dokunanlara öldürürdü. Tüm kutsal kitaplarda zeytin kutsal ağaçtı. Bu enerji mafyası zalimce kıydı.

‘MEYDANA ÇIKMAYALIM MI?’

Biraz vicdan sahibi olacaksınız ama siz cüzdan diye tutturmuşsunuz. Torunlarımızı bile borçlandırdınız. Soma ve Ermenek sizin eseriniz. Bakanların istifa etmeleri için kaç insan ölmeli. Bir ülkede denetim olmaz mı? Nerede bu denetim, pişkin pişkin hayat devam ediyor dediler.

Enerji mafyası iyi çalışıyor. Biz hanımla dikkat ediyoruz, ay sonunu çıkarmak için. Sayın Babacan petrol fiyatları düştü, 4.5 milyar cari açıkta da düşüş oldu, zam olmayacak dedi. Neden zam yaptınız. Siz sadece zeytine kıymadınız. Şehirlere de kıydınız, betonlaştırdınız.

Tarihe sahip çıkalım derken, mahvettiniz. Sultanahmet’in arkasında binalar yükseldi. Güzelim İstanbul’u betona, AVM’ye çevrildi. Bu bütçe zaten halkın değil ama en çok kazananın en az vergi verdiği, az kazananın en çok vergi verdiği bir bütçe bu.

Bu bütçe Ermenekli Recep Amca’nın bütçesi değil. Bu bütçe zat-ı şahanelerinin bütçesi. Saraylarının bol olsun. Dolarlarınız da bol olsun. Fakat zekat vermeyen Müslümanlardan, vergi vermeyen zenginlerden HDP hesap soracak. HDP vicdandır. Siz baskı yasalarını getireceksiniz, polise öldürme emri vereceksiniz. Biz meydanlara dökülürüz dediğimiz zaman sizi cinayetten sorumlu tutarız desin. Bu muhalefet sussun mu, meydanlara çıkmayalım mı? 6-7 Ekim olaylarında hükümetin cevap vermesi lazım.

Haberin Tamamı İçin:

Bahçeli: 'Türkiye Eriyor, Vatan Tartışılıyor, Teröristler Baş Tacı Yapılıyor'

Bahçeli Bütçe Konuşmasını 25 Dakika Erken Bitirdi

Meclis'teki bütçe maratonu devam ederken son olarak MHP lideri Devlet Bahçeli Genel Kurul'a hitap etti. Hükümeti çözüm süreci üzerinden sert sözlerle eleştiren Bahçeli, 'Biz yapılan müzakerelerden rahatsızız. Siyasi bölücüler kıyamet kopartmaktan bahsetmektedirler. siyasi partilerin eylemleri devletin bağımsızlığına, aykırı olamayacaktır. Aksi bir tavır anayasal yaptırımlar uygulamayı gerektirir. Kobani olaylarının bir benzeri yaşanırsa bunun bedelini kim ödeyecektir? Artık ihanet saklanmıyor. Türkiye eriyor, vatan tartışılıyor, bugün teröristler baş tacı yapılıyor.' diye konuştu.

İŞTE BAHÇELİ'NİN AÇIKLAMALARININ SATIR BAŞLARI

Türkiye'nin kılcal damarlarına bütçe ayna tutmalıdır. Makarna ve kömür dağıtmaktan gocunmayan AKP hükümeti yakınlarını kayırmaktan da gocunmamaktadır.

Vicdansız dengesizlik ne inançlarımızla ne de insanlığımızla bağdaşmaktadır. Uzunca bir süredir demokrasinin garantisi olan orta sınıf küçülmektedir. Bu sorun Türkiye'nin alttan alta kabaran dip dalgasıdır. Tutarlı iyi projelendirilmiş programlara ihtiyaç vardır. Ya servet yaratırsınız ya da başkalarının servetine el koyarsınız. Zenginleşenlerin nasıl bu duruma geldiklerini görmek için 17-25 Aralık'taki rezaletlere bakmak yeterlidir.

Darbe tezleri tutmamış paralel tezleri ciddiye alınmamıştır. Büyük ve ana gövde olan Türk milletinin reflekslerini azaltan iki etmen vardır birisi yoksulluk diğeri de algı operasyonudur. Milli hisler şiddetli bir kanama geçirecektir.

DEMOKRASİ VE BÜYÜME

Emeğin sermaye karşısında erimesi büyük çaplı yoksullaşmayı da beraberinde getirmektedir.

Demokrasisi tıkanmış bir ülkenin büyüdüğü bugüne kadar görülmemiştir. Güvenlik kaygısının arttığı bir dönemde ekonominin toparlanması imkanlar dahilinde değildir. Huzur ortadan kayboluyorsa süslü sözler bir anlam doğurmayacaktır. Bir yandan Ermenek'te Recep yırtık lastik ayakkabı giyerken bir tarafta saraylar inşa edilmektedir.

Tencerede pişirip kapağında yiyenlerin hakkına hepimizin rivayet etmesi gerekmiyor mu?

1150 ODALI KAÇAK SARAYDA..

İşsizler ordusuna hangi mazeretleri uyduracağız. 1150 odalı kaçak sarayla uğraşıyorduk size gelinceye kadar akşam mı oldu diyeceğiz?

Bütçenin yeni yetme despotlarına sunulması kabul edilemez. Vatandaşlarımızın perişanlığı rakam oyunlarıyla örtbas edilmektedir.

Bütçenin müsriflik için planlandığı açıktır. Bütçe faize, ranta, soyguna ikramdır. Bütçe öngörülen hedefler milletimizin beklentileriyle ve ekonominin reel durumuyla örtüşmemektedir.

Siyaset tarihimizin en büyük sorunu birbirini anlamak, uzlaşmayla sorun çözme becerisi olan siyasilerin bütün güçlerini birbirini yıkmaya ayırdıklarını görürsünüz. Siyasetin bir amacı vardır. Fikri çatışmayı en aza indirmek amacı olmalıdır.

İnsanları birbirine düşürmenin sonu olmadığı gibi bunun da dehşet veren gelişmelere neden olabileceği görülmelidir. Geleceğini kamplaşmaya göre planlayan iktidarlar hayatta kalmamıştır, kalmayacaktır.

Zekaya sınır çizilemeyeceği doğrudur. Ama ihanetlere engel olunmazsa feci bir ateşin hepimize tebliğ edileceğini unutmamalıdır.  Dürüst ve nezih bir mizaca sahip arkadaşlarım bunu enine sonuna sorgulayacaktır. uzun bir süredir çözüm kavramı etrafında yığınaklar yapılmaktadır. Çözüm ve çözülme diyenler iki ayrı kutupta birikmiştir. İktidar ve bölücü çevreler dibe sürüklendiğimizi görmekten acizdirler. Alaaddin'in sihirli lambasından çıkartılan çözüm kavramını konuşmak için önce sorundan bahsetmek gerekir.

Sorun nedir neleri kapsamaktadır? Çözümle ulaşılmak istenen nelerdir? Sorun terörse çözüm tam saha prestir. Önce sorun seansları düzenleyip sonra çözüm masaları toplamak zillettir. Devlete ve millete kumpas kurmak ihanet değil de nedir. Bölünmeyi birleşmek zannetmek vicdan özürüdür. Terörden medet umularak bir netice alınamaycağını defalarca söyledik.

NE ZAMAN ÇÖZÜM DEDİLERSE YA İNSANIMIZI YA DA TOPRAĞIMIZI..

Geçmişte ne zaman çözüm sloganları atılsa ya insanımızdan ya da toprağımızdan olduk.

1910'lu yıllardaki sarsıcı çekilişlerle karşı karşıya kaldık. Düveli muazzam çözüm diye bağırıyordu. İstanbul'daki Fener Rum Patrik'i çözüm diye bağırıyordu. İkinci Meşrutiyet'ten sonra Meclis'teki bazı vekiller çözüm temposu tutuyordu. Her sorun yeni bir isyan dalgası getirmişti. Hasta adam denilen koskoca imparatorluk gün gün tüketilmiştir.

Bir asır sonra bu sıralarda oturacak nesillere yerleşim yerlerinin adı değişmiş yerler mi bırakalım? Sorun ve çözüm makasına alınmış Türk milletine isteseniz içeriğini bilmediğiniz çözüm kulvarına yuvarlanırsınız bunu tarihe nasıl anlatırsınız?

Tarihin tekerrür etmesine göz göre göre onay veremeyiz. PKK denen insan kasaplarıyla Türkiye'yi masaya yatırmak çözüm müdür? Benim bu kadar ağırlığım yoktu, İmralı'da daha güçlü bir lide oldum demek çözüm müdür?

VAN'DA ASKER SELAMI VEREN OYUNCU

Mehmetçiklerin enselerinden vurulması çözüm müdür? Van'da asker selamı yapan çocuğun hiddetle baskı altına alınması çözüm müdür? Kimse boşu boşuna hayale kapılmasın. Türk milleti bu tuzağa düşmeyecektir. MHP zalimin korkusu hainin korkulu rüyası olarak dimdik durmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, tek bayrak, tek vatan, tek dil anlayışıyla ne olursa olsun korunacaktır.  Millet istiklaline yine leke sürdürmeyecektir.

Aldıkça iştahı kabaran gücün duracağı yer neresi olacak? Hükümetin direnci nerede ortaya çıkacak? Çözüm süreci kamu düzeninin alternatifi değildir diyen Başbakan hangi aşamaya kadar bölücü unsurların dediğini yapacak?

TÜRKİYE ERİYOR, VATAN TARTIŞILIYOR

Biz yapılan müzakerelerden rahatsızız. Siyasi bölücüler kıyamet kopartmaktan bahsetmektedirler. siyasi partilerin eylemleri devletin bağımsızlığına, aykırı olamayacaktır. Aksi bir tavır anayasal yaptırımlar uygulamayı gerektirir. Kobani olaylarının bir benzeri yaşanırsa bunun bedelini kim ödeyecektir? Artık ihanet saklanmıyor. Türkiye eriyor, vatan tartışılıyor, bugün teröristler baş tacı yapılıyor.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

2016Adalet ve Kalkınma PartisiAhmet DavutoğluAkaryakıtAlmanyaAltınAmerika Birleşik DevletleriAngela MerkelAnkaraAvrupa BirliğiBakanlar KuruluBaşbakanBilimBirleşmiş MilletlerCemil ÇiçekÇinCumhuriyet Halk PartisiDarbeDövizFransaHDPHakkariHalkların Demokratik PartisiHindistanIMFİmralıİntiharIrakİranİşsizlikİstanbulJaponyaKanserKemal KılıçdaroğluKoreKredi KartıMakarnaMehmet ŞimşekMilliyetçi Hareket PartisiMısırNorveçÖğretmenOlağanüstü HalReza ZarrabRüşvetSGKSavaşŞırnakSomaSuriyeTOBBTürk Silahlı KuvvetleriTürkiye Büyük Millet MeclisiVanVladimir PutinYunanistanZamdepremgündemkadınlarşekervergizam
Görüş Bildir