Hukuk dünyası yüzyıllardır insanların bilgi, deneyim ve yorumlama yeteneği üzerine kurulu bir alan olarak kabul edildi. Yapay zeka teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte bu durum değişmeye başlıyor. artık milyonlarca sayfalık hukuki dokümanı saniyeler içinde analiz edebilen, emsal kararları tarayabilen ve hukuki görüş oluşturabilen sistemler geliştiriliyor. Peki gelecekte yapay zeka gerçekten bir avukat olabilir mi? Yoksa hukuk dünyasında güçlü bir yardımcı olarak mı kalacak?
Yapay zekanın gelişim hızı son günlerde teknoloji dünyasının en büyük tartışma başlıklarından biri haline geldi. OpenAI CEO'su Sam Altman da AI'ın daha kontrollü geliştirilmesi gerektiğini savunurken, teknolojinin gelecekte “çok kötü” sonuçlara yol açabileceği iki senaryoya dikkat çekti.Detaylar 👇Kaynak
Haber akışının hiç durmadığı bir dönemde, Medya ve Stratejik İletişim Yöneticisi İlker Girit dikkat çeken bir deneye imza attı. Girit, insan editör olmadan yalnızca yapay zekâ ajanlarıyla çalışan tam otonom bir haber ajansı kurdu.Sistemde farklı dillerde çalışan muhabir ajanlar, bölge editörleri, web sitesi ve dijital medya kanalları yer alıyor. Girit’in verdiği bilgilere göre 60’tan fazla yapay zeka ajanı, 50 ülkedeki 743 kaynaktan her gün yaklaşık 20 bin haberi analiz ediyor. Sistem, bu ülkelerde Türkiye hakkında çıkan haberleri de ayrı bir sayfada topluyor.
Yapay zeka teknolojileri her geçen gün daha hızlı gelişirken sektörün önde gelen isimlerinden dikkat çeken açıklamalar gelmeye devam ediyor. Anthropic CEO'su Dario Amodei, AI sektörünün gelişim hızının yavaşlatılması gerektiğini savundu. Amodei'nin çağrısına OpenAI CEO'su Sam Altman ve Elon Musk da destek verdi. Üç ismin açıklamaları yapay zekanın geleceği ve güvenliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.Detaylar 👇
OpenAI CEO’su Sam Altman’ın 2023’te görevden alınmasını ve yalnızca birkaç gün sonra şirkete geri dönmesini konu alan Artificial filminden ilk fragman yayımlandı. Luca Guadagnino’nun yönettiği yapımda Altman’ı Andrew Garfield canlandırıyor. Gerçek olaylardan esinlenen film, yapay zekanın geleceğiyle ilgili tartışmaları OpenAI içindeki iktidar mücadelesi üzerinden anlatacak.
ABD’de üç acemi dağcı, Mount Shasta tırmanışı için rota ve çanta hazırlığını büyük ölçüde yapay zekadan aldıkları bilgilere göre yaptı. Yapay zekanın önerisiyle ihtiyaçlarından çok daha az yiyecek ve su aldıklarını söyleyen grup, zirveye planlanandan geç ulaştı. Karanlıkta yollarını kaybedip kanyonda mahsur kalan dağcılardan biri düşünce dizinden yaralandı.Kaynak
OpenAI, şimdiye kadar geliştirdiği en güçlü yapay zeka modeli olarak tanımladığı GPT-6 Astra’yı duyurdu. Bilgisayarı doğrudan kullanabilen Astra; internet sitelerinde işlem yapabiliyor, yazılım geliştirebiliyor, bilimsel verileri analiz edebiliyor ve çok aşamalı profesyonel görevleri büyük ölçüde kendi başına tamamlayabiliyor. Modelin bazı testlerde ulaştığı sonuçlar ise yapay genel zeka, yani AGI tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Bir görsele neden dönüp bir daha bakarız?Ben bu soruyu kendime sürekli soruyorum. Çünkü mesleğim tam olarak bu: İnsanların bir renge, bir görsele, bir kompozisyona neden “dur, bir daha bak” dediğini anlamaya çalışmak.Kimi zaman cevap net: doygun bir kırmızı, dengeli bir kontrast, tanıdık bir uyum. Kimi zaman da açıklayamıyoruz; görüntü bizi bir şekilde kendine çekiyor, hepsi bu.Son birkaç yıldır bu soruya bir yenisi eklendi: Karşımızdaki görseli bir insan mı yaptı, yoksa yapay zekâ mı?Ve itiraf edeyim, artık bunu ayırt etmek bana da her zaman kolay gelmiyor.Bahçeşehir Üniversitesi Nörobilim Yüksek Lisans Programı öğrencisi Nil Aydemir, tez danışmanı nöroloji uzmanı ve nörobilimci Doç. Dr. Selen Gür Özmen ile birlikte tam da bu soruyu nöroestetik açısından ele alan bir çalışma yaptı. İnsan sanatçıların hazırladığı dijital illüstrasyonlarla yapay zekânın ürettiği görselleri karşılaştırdılar.Doç. Dr. Selen Gür Özmen'i nöroplastisite üzerine yazdığı kitaplardan ve sosyal medyada nörobilimi herkesin anlayabileceği bir dille anlattığı videolarından da tanıyor olabilirsiniz. Akademik çalışma alanlarından biri ise nöroestetik: beynimizin gördüğümüz şeylere neden ve nasıl estetik değer biçtiğini araştıran alan.Özmen'in araştırmaları yalnızca nöroestetikle sınırlı değil. Öğrencileri ve farklı disiplinlerden meslektaşlarıyla birlikte nörobilimin günlük yaşamdaki karşılıklarını araştıran dikkat çekici çalışmalar yürütüyor. Sanal gerçekliği doğumhaneye taşıyan araştırmalarından birinde, doğum sırasında kullanılan farklı sanal gerçeklik ortamlarının kadınların ağrı algısı ve doğum deneyimi üzerindeki etkilerini inceledi. Bir başka çalışma alanında ise ameliyat gerektirmeden kulaktan uygulanan vagus sinir uyarımının çalışma belleği ve bazı bilişsel işlevler üzerindeki etkilerini araştırdı.Sanal gerçeklikten sinir uyarımına, nöroplastisiteden nöroestetiğe uzanan bu akademik çizginin ortak noktasında aslında benzer bir merak var: Beyni yalnızca anlamak değil, nörobilimin sunduğu bilgiyi insan yaşamına dokunan yeni teknolojiler ve uygulamalar üzerinden araştırmak.Ben de kendisine hem araştırmanın sonuçlarını hem de — tahmin edebileceğiniz gibi — işin renk tarafını sordum.
Bir şirket düşünün. Milyarlarca liralık yatırımları yönetiyor, binlerce çalışanı bulunuyor ve her gün yüzlerce stratejik karar alıyor. Şimdi bu şirketin en tepesindeki kişinin bir insan değil, yapay zeka olduğunu hayal edin. İlk bakışta sıra dışı görünse de yapay zekanın iş dünyasındaki etkisi her geçen gün artıyor. Rapor hazırlayan, veri analiz eden, müşteri davranışlarını tahmin eden ve hatta yatırım kararları konusunda öneriler sunan sistemler artık hayatımızın bir parçası. Peki gelecekte bir şirketin CEO koltuğunda gerçekten yapay zeka oturabilir mi ?
Yapay zeka teknolojileri iş dünyasındaki dengeleri değiştirirken, girişimcilik ekosistemi tarihsel bir dönüşümün eşiğinden geçiyor. Setaş Global Makine Genel Müdürü ve Girişimcilik Araştırmacısı Dr. Mustafa Çağa, geleneksel iş modellerini sarsan bu yeni dönemin risklerini, fırsatlarını ve yeni nesil girişimciliğin geleceğini değerlendirdi.
Bir zamanlar hastalıkların teşhisi tamamen doktorların bilgi birikimine, deneyimine ve sezgilerine bağlıydı. Ancak günümüzde yapay zeka sistemleri milyonlarca tıbbi veriyi saniyeler içinde analiz edebiliyor, görüntüleri inceleyebiliyor ve bazı durumlarda uzmanlarla benzer doğruluk oranlarında sonuçlar üretebiliyor. Peki gelecekte yapay zeka gerçekten doktor olabilir mi? Yoksa her zaman insan hekimlerin yanında çalışan gelişmiş bir yardımcı olarak mı kalacak? Bu soru, sağlık sektörünün geleceğini şekillendirecek en önemli tartışmalardan biri haline gelmiş durumda.
Yapay zeka bugün artık sadece sorularımıza cevap veren, metin yazan veya görsel oluşturan bir teknoloji olmaktan çıktı. Dünyanın dört bir yanında araştırmacılar, yapay zekanın yeni yapay zeka sistemleri geliştirebilmesi için çalışmalar yürütüyor. Peki bir gün gelir de yapay zeka, insan müdahalesine ihtiyaç duymadan kendi haleflerini tasarlamaya başlarsa ne olur? Bu senaryo kulağa bilim kurgu gibi gelse de teknoloji dünyasında şimdiden ciddi şekilde tartışılan konular arasında yer alıyor. Hadi inceleyelim;
Yapay zeka modelleri bu kez kod yazmak, metin üretmek ya da görsel hazırlamak için değil, Türkiye'nin en zorlu sınavlarından biri olarak bilinen Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı'nda (TUS) ter döktü. Yapay zeka üzerine çalışmalarını paylaşan Alican Kiraz, aralarında son dönemin popüler modellerinin de bulunduğu 30 farklı büyük dil modelini TUS'un Temel Tıp Bilimleri sorularıyla test etti. Ortaya çıkan sonuçlar, özellikle tıp ve biyoloji alanında yapay zeka kullananlar açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Detaylar 👇
İnsan, yalnızca konuşan değil, duyulmak, görülmek ve anlaşılmak isteyen bir varlıktır. Eskiden içimiz daraldığında bir dostumuzu arar, ailemizden birinin kapısını çalar ya da kimseye söyleyemediklerimizi bir günlüğün sessiz sayfalarına emanet ederdik. Bugünse giderek daha fazla insan telefonunun ekranını açıyor ve yapay zekâya, “Bugün kendimi çok kötü hissediyorum”, “Beni kimse anlamıyor” ya da “Ne yapacağımı bilmiyorum” diye yazıyor. Karşısında sözünü kesmeyen, yorulmayan ve günün her saatinde cevap veren bir sistem buluyor.
2025, Türkiye’nin dijital dünyasında “bir şeylerin kökten değiştiği yıl” olarak anılıyor. Ne tek bir uygulama, ne tek bir kriz, ne de tek bir başarı hikâyesi… Asıl kırılma; alışkanlıklarda, reflekslerde ve beklentilerde en önemlisi de yapay zekanın hayatımızdaki rolünde yaşandı.Bu yıl dijital dünya artık sadece teknoloji meraklılarının alanı olmaktan çıktı; siyasetin, ekonominin, eğitimin, hatta gündelik sohbetlerin ana zemini hâline geldi, yapay zekâ, “bunu da yapabiliyormuş” şaşkınlığını çoktan geride bıraktı.Türkiye’de kamu kurumlarından özel sektöre, KOBİ’lerden bireysel kullanıcılara kadar herkesin hayatına fiilî bir iş arkadaşı olarak girdi.“Kararı insan mı verdi, algoritma mı?”Metin yazan, görsel üreten, müşteriyle konuşan, veri analiz eden sistemler sıradanlaştı. Tartışma artık “kullanmalı mıyız?” değil,“Neye kadar yetki vermeliyiz?” sorusuna dönüştü.Bu yılın en çok sorulan cümlelerinden biri şuydu:“Kararı insan mı verdi, algoritma mı?”
Sanayi devrimi makine ekonomisini, internet devrimi dijital ekonomiyi yarattı. Şimdi ise insanlık yeni bir dönemin eşiğinde bulunuyor: Yapay zeka ekonomisi. artık yapay zeka yalnızca bir teknoloji değil; üretimden pazarlamaya, finanstan eğitime kadar tüm sektörleri dönüştüren yeni bir ekonomik güç haline geliyor. Önümüzdeki yıllarda şirketlerin, ülkelerin ve bireylerin başarısını belirleyen en önemli faktörlerden biri yapay zekadan ne kadar değer üretebildikleri olacak. Gelin birlikte değerlendirelim;
ABD’de tarih profesörü Dr. Jason Gibson, öğrencilerin yapay zekayla hazırlanan cevapları kontrol etmeden teslim edip etmediğini anlamak için ara sınav sorusuna beyaz renkle yazılmış gizli bir komut yerleştirdi. Komut, yapay zekadan cevabın içine konuyla ilgisiz biçimde 'Madagaskar' kelimesini eklemesini istiyordu. İki sınıftaki 35 öğrenciden 32’si tuzağa düştü.
Seyahat planı hazırlarken yapay zekadan yardım alanların başına gelebilecek en tuhaf olaylardan biri Tazmanya’da yaşandı. Yapay zeka yalnızca olmayan bir kaplıcayı önermekle kalmadı, burası için gerçeğe benzeyen fotoğraflar ve ayrıntılı bir tanıtım metni de hazırladı.Kaynak
Sosyal medya devi Meta, kitlesel işten çıkarma süreçlerinde yapay zeka algoritması kullanarak engelli veya tıbbi izin alan çalışanları haksız yere hedef aldığı gerekçesiyle federal mahkemeye verildi. Oakland Federal Mahkemesi’nde açılan davada 26 eski çalışan, teknoloji devinin insan kaynakları kararlarını tamamen yapay zeka yazılımlarına devrettiğini öne sürdü. Bu gelişme, teknoloji dünyasında yapay zekanın işten çıkarma süreçlerinde taraflı kullanımı üzerine açılan ilk büyük dava olarak kayıtlara geçti.Detaylar 👇Kaynak
Yapay Zeka son birkaç yılda yazılım geliştirme dünyasında büyük bir dönüşüm yarattı. Artık kod yazabilen, hata bulabilen, uygulama geliştirebilen ve hatta karmaşık sistemler tasarlayabilen yapay zeka araçları hayatımızın bir parçası haline geldi. Bu gelişmelerin ardından en çok sorulan sorulardan biri de şu oldu: Yapay Zeka yazılım geliştiricilerin yerini tamamen alacak mı? Gelin bu soruyu farklı açılardan değerlendirelim.