Elma denince akla çoğunlukla yeşil ya da kırmızı gelir. Bazı beslenme uzmanları ise sarı elmanın lif içeriği ve dengeli şeker-asit oranıyla öne çıktığını belirtiyor. Uzmanlar, elmanın faydalı bileşenlerinin büyük ölçüde kabukta toplanması nedeniyle çeşit kadar tüketim şeklinin de önemli olduğunu hatırlatıyor.Detaylar 👇Kaynak: Very Well Health
Gece, aydınlık bir kafenin içinde tek başına oturan bir kadın; önünde bir fincan, camın ardında karanlık. Burada tarif ettiğim Hopper’ın Automat tablosu…Tablo bize onun hayatını anlatmaz. Birini bekleyip beklemediğini, üzgün olup olmadığını, yalnızlığı seçip seçmediğini bilemeyiz. Ancak hayatı algılayış biçimlerimiz, beklentilerimiz üzerinden tahminlerde bulunuruz.
Bazen tek bir söz bile bütün gününü mahvedebilir... Peki sen ne kadar kırılgansın?Bu evet/hayır testi, duygularının ne kadar çabuk incindiğini ortaya çıkaracak!Eğer hazırsan;Haydi teste!
Bilim insanları, toplumda sıklıkla hijyen eksikliğiyle karıştırılan 'yaşlılık kokusunun' ardındaki biyolojik gerçeği gözler önüne serdi. Yapılan açıklamalar, bu özel kokunun kişisel temizlikle bir ilgisi olmadığını, tamamen vücutta 30 yaşından itibaren kademeli olarak başlayan kimyasal değişimlerden kaynaklandığını doğruluyor.Kaynak 1 | Kaynak 2
C vitamini denince aklımıza ilk gelen meyveler genellikle portakal, mandalina ve limon oluyor. Ancak Avustralya'da yetişen küçük bir meyve, bu konuda bildiklerimizi değiştirecek kadar yüksek C vitamini içeriyor. Adı pek tanıdık gelmeyen Kakadu eriği, besin değeriyle bilim insanlarının uzun süredir ilgisini çekiyor. Üstelik yalnızca gıda sektöründe değil, kozmetik ürünlerinde de kullanılıyor. Peki Kakadu eriğini bu kadar özel yapan ne? Gelin detaylara geçelim…Kaynak
Sosyal medyanın etkisiyle güzellik standartları hızla değişiyor ve bu değişim bir o kadar hızlı yayılıyor. Bir dönem güzel sayılan bir özellik başka bir dönemde çirkin bulunabiliyor, bir dönem çirkin görülenler ise zamanla güzellik standardına dönüşebiliyor. Mesela bir zamanlar herkes çillerini kapatmaya çalışırken, şimdi kına ile kendine çil yapmaya çalışanlar var. Bu kez de bir dönem çoğu kişinin utandığı aralıklı diş moda oldu.'dentytalks' isimli hesabın paylaştığı videoda bir diş hekimi, 'London Teeth' adıyla anılan ve ön iki dişin arasına bilinçli olarak boşluk açılan akımı anlattı. Hekimlerin yıllarca kapatmak için uğraştığı aralığın şimdi kendi isteğiyle açtırılması güzellik standartları üzerine düşündürdü. Kaynak
Doğum sancılarının başladığı an, hazırlanan hastane çantası ve önceden planlanan rota panikle birlikte tamamen akıldan çıkabiliyor. Anne ve baba adayları panikle mantıklı düşünemeyi bırakabiliyor, elleri ayakları dolaşabiliyor. Ortaya da birbirinden absürt durumlar çıkıyor haliyle. 'amerikahikayeleri' isimli kullanıcı, Amerika'da doğuma gitmek üzere yola çıktıklarında, eşinin hastane yerine araba yıkamaya girdiği anları paylaştı. Sancıları sıklaşan anne adayının 'Burada doğuracağım' diyerek panğini dile getirdiği anlarda eşinin rahatlığı, izleyenleri hem güldürdü hem de eşi yerine heyecanlandırdı.Kaynak
Cildimiz yaşlandıkça yalnızca zamanın değil, günlük alışkanlıklarımızın da izlerini taşıyor. Güneşin altında geçirdiğimiz zaman, uykusuz geceler ve yoğun tempoda biriken stres, aynaya baktığımızda gördüğümüz yüzü sandığımızdan çok daha erken değiştirebiliyor.İstanbul Tıp Fakültesi'nde Plastik Cerrahi asistanı olan Dr. Emre Türkan, yüzün yaşlanmasına en çok neden olan beş alışkanlığı en az etkili olandan en önemlisine doğru sıraladı. Listede neredeyse her birimizin her gün yaptığı şeyler yer aldı. Listenin en üstünde beklendiği üzere güneş geldi.Kaynak
Sokakta yürürken yerde bir plastik şişe ya da kağıt parçası gördüğünüzde eğilip çöp kutusuna bırakır mısınız? Psikoloji, bu küçük gibi görünen davranışın ardında temizlik düşkünlüğünden çok daha farklı nedenler olabileceğini söylüyor. Araştırmalar, başkasının bıraktığı çöpü toplayan kişilerde toplumsal sorumluluk ve topluluğa aidiyet duygusunun öne çıktığını gösteriyor.Detaylar 👇Kaynak
Hepimizin zaman zaman tekrar tekrar kontrol ettiği şeyler, aklından çıkaramadığı düşünceler ya da içi rahat etsin diye yaptığı küçük rutinler olabilir. Peki, bunlar senin günlük hayatında ne kadar yer kaplıyor? 15 soruda alışkanlıklarını, belirsizlikle baş etme biçimini ve kontrol ihtiyacını mercek altına alıyoruz. Bakalım yanıtların hangi sonuca işaret edecek?
Kardeşsiz büyüyen tek çocuklar hakkındaki 'şımarık' ve 'bencil' yargıları hâlâ çok yaygın. Peki bu konuda yapılan araştırmalar var mı? Evet. Ve o araştırmalar tek çocukların kardeşi olanlardan daha bencil ya da daha narsist olmadığını gösteriyor. Terapistler de tek çocukların seanslarda en çok dile getirdiği konuları anlattı.Kaynak
Yaşlı insanların sabahın erken saatlerinde, hiçbir işleri olmadığı halde uyandıklarını görürsünüz. Yaş aldıkça sabahın erken saatlerinde gözlerin kendiliğinden açılması tamamen tesadüf değil.Michigan Üniversitesi'nden psikoloji profesörü Cindy Lustig ve Arizona Üniversitesi Uyku ve Sirkadiyen Bilimler Merkezi Direktörü Dr. Sairam Parthasarathy'ye göre bunun arkasında genetik, yaşlanma ve birbirine bağlı birkaç değişim var.Kaynak
Anne babaların çoğu çocuklarını eşit sevdiğini söylüyor. Kardeşlere sorulursa ise kimin daha çok ilgi gördüğü ya da kimin daha geç saate kadar dışarıda kalabildiği üzerine bambaşka bir hikâye dinlemek mümkün. 19 binden fazla kişinin verisini inceleyen bir araştırma, bu konuda dikkat çekici sonuçlara ulaştı.Gelin birlikte bakalım.Kaynak
Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi (OHSU) araştırmacılarının yaklaşık 200 bin kişinin verilerini incelediği çalışmaya göre, akşam yemeğinden sonra ya da yatma saatine yakın yemek yiyenlerde karaciğer hastalığı riski yüzde 20 ile 30 arasında daha yüksek. Çalışma, yağlı karaciğer hastalığı ve siroz ile gece geç saatte yemek arasındaki ilişkiyi inceledi. Detaylar 👇Kaynak: ScienceDaily
Freud’un şezlonguna uzan, bilinçaltındaki dosyaları açıyoruz; merak etme, seans ücretini bu kez almıyoruz! Bu eğlenceli testte seçimlerin seni popüler psikoloji ve mitolojiden esinlenen sekiz farklı karakter eğiliminden biriyle eşleştirecek; tabii bu bir klinik değerlendirme değil, kendine dışarıdan bakmanın biraz farklı bir yolu.Hazırsan başla!
Gallup'un 97 ülkede gerçekleştirdiği yeni araştırma, sosyal medyayla duygusal sağlığımız arasındaki ilişkiye dair bildiklerimizi yeniden düşünmeye davet ediyor. Acaba mutsuzluğumuzun nedenini yanlış yerde mi arıyoruz?Sosyal medyanın bizi mutsuz ettiği konusunda neredeyse toplumsal bir mutabakata vardığımız söylenebilir. Ekran karşısında geçirdiğimiz saatlerin bizi yalnızlaştırdığını, başkalarının hayatlarıyla kendimizinkini karşılaştırmanın özgüvenimizi aşındırdığını, sürekli çevrimiçi olmanın kaygılarımızı artırdığını düşünüyoruz. Bir de olduğumuz gibi görünmekten çok, görünmek istediğimiz kişiye dönüşme çabamız var. Bu bitmeyen performansın da insanı yorgun düşürmesi tuhaf değil. Sosyal medya, zamanımızın en kullanışlı günah keçilerinden biri hâline geldi. Yalnızlığımızın, tatminsizliğimizin, dikkat dağınıklığımızın, hatta giderek mutsuzlaşmamızın sorumluluğunu ona yüklemekte hiç de tereddüt etmiyoruz.
Kendinizi yalnız hissedip dışarı çıktığınız anda kalabalıktan kaçmak isteyebilirsiniz. Bu çelişkili his hiç de nadir değil. Kalabalık bir odadayken bile insanın peşini bırakmayan bu duygu, duygusal yalnızlık olarak adlandırılıyor ve yakın bir bağın yokluğundan kaynaklanıyor.İşte olası 3 nedeni...Kaynak
Kadınlarda DEHB'nin geç tanınması yalnızca klinik bir mesele değil; çocuk yetiştirme pratiklerinden eğitim sistemine, toplumsal cinsiyet rollerinden görünmeyen zihinsel emeğe kadar uzanan bir sorunun parçası. Peki, bir kadının yaşadığı güçlükler, başarılı ve uyumlu görünmesinin ardında kaç yıl saklı kalabilir?
Kiraz büyüklüğünde kıpkırmızı bir meyve, C vitamini denince ilk akla gelen limonu ve portakalı açık ara geride bırakıyor. Barbados kirazı olarak da bilinen acerolanın tek bir tanesi, bir yetişkinin günlük C vitamini ihtiyacını karşılamaya yetebiliyor. Florida Üniversitesi'nden bilim insanları da hastalıkla boğuşan portakal bahçelerine alternatif olarak bu meyveyi tarlada denemeye başladı.Kaynak: UF/IFAS