onedio
Psikolojiye Göre Neden Uykumuzda Konuşuruz?
Gece aniden söylenen anlaşılmaz kelimeler ya da yarım kalan cümlelerle uyanmak çoğu kişinin deneyimlediği bir durum. Uykuda konuşma, kimi zaman eğlenceli kimi zaman da merak uyandıran bir davranış olarak görülüyor. Bilimsel adı 'somniloki' olan bu durum, uyku sırasında istemsiz şekilde ses çıkarma veya konuşma şeklinde ortaya çıkıyor.Kaynak 1, Kaynak 2
Psikolojiye Göre Arkadaş Ortamlarında Sessiz Kalmak Ne Anlama Gelir?
Günümüzün hızla akan sosyal dünyasında, bir grupta sessiz kalanlar genellikle utangaç, ilgisiz veya öz güvensiz olarak etiketlenir. Oysa psikoloji ve modern nörobilim, bu sessizliğin arkasında çoğu insanın artık ulaşamadığı bir derin işlemleme (deep processing) yeteneği yattığını gösteriyor. Kalabalık masalarda veya yoğun tartışmalarda söz kapma yarışına girmeyen bireyler, aslında konuyu dışarıda bırakmıyor, aksine onu zihinlerinde en ince ayrıntısına kadar analiz ediyorlar.Detaylar 👇Kaynak
Psikolojiye Göre Sürekli Teşekkür Eden ve Özür Dileyen İnsanların Ortak Yanı Belli Oldu
Son dönemlerde nezaket çoğu zaman bir zayıflık gibi algılansa da, psikoloji bilimi bunun tam tersini söyler. Yerinde ve zamanında kullanılan 'teşekkür ederim' ile 'özür dilerim' kelimeleri, aslında kişinin duygusal zekasının ve içsel gücünün en büyük kanıtıdır. Bu iki ifadeyi bir yaşam biçimi haline getiren insanlar sadece sosyal kurallara uymakla kalmaz. Aynı zamanda sağlıklı bir benlik algısı ve gelişmiş bir empati yeteneği sergilerler.Detaylar 👇Kaynak
Psikolojiye Göre Hiçbir Arkadaşa Sahip Olmamak Ne Anlama Geliyor?
İnsan doğası gereği sosyal bir varlık olarak tanımlansa da, her bireyin dış dünya ile kurduğu bağın niteliği ve niceliği farklılık gösterir. Bazıları geniş sosyal çevrelerde çiçek açarken, bazıları için yalnızlık bir tercih veya huzur durağı olabilir. Modern psikoloji, arkadaş yokluğunu tek başına patolojik bir durum olarak değil, bireyin içsel ihtiyaçları ve bu durumu nasıl algıladığı üzerinden değerlendirir. Peki hayatımızda arkadaşların olmaması tam olarak ne anlama gelir?Detaylar 👇Kaynak
Freud'a Göre Psikolog mu Yapay Zeka mı?
etiket
Rehberliğinde Yanılmak mı, Tarafsız Bir Zihne Yaslanmak mı?Son günlerde bir arkadaş sohbetinde kendimizi beklenmedik derecede derin bir tartışmanın içinde bulduk:“Yapay zeka ileride hangi mesleklerin sonunu getirecek?”Konu dolandı ve geldi terapist ve psikolog ve aile danışmanlarına. Malum son zamanlarda çoğu insanı yapay zekadan akıl alırken görüyoruz. Benim kızım da buna dahil. Benim de ara sıra akıl almak için başvurduğum bir adres tabi. Peki asıl soru şu,Yapay zeka psikolojik konular söz konusu olduğunda insana ne derece doğru destek verebilir?
Reklam
Misafir mi, Müşteri mi? Ticari Samimiyetin Kavramsal Çıkmazı ve Psikolojik Analizi
etiket
İşletmelerin kapısından adım attığımızda bizi karşılayan o sihirli kelime: 'Misafirimizsiniz.' İlk bakışta kulağa hoş gelen, aidiyet hissi uyandıran bu hitap şekli, derinlemesine incelendiğinde etik ve mantıksal bir paradoksu beraberinde getirir. Zira binlerce yıllık kadim 'misafirlik' kültürü, karşılıksız ikram ve gönül rızasına dayanırken; modern işletmecilik, karlılık ve faturalandırma üzerine kuruludur.
Reklam
Psikolojiye Göre Neden Başkasının Yerine Utanırız?
Başkası adına utanma hissi çoğu kişiye fazlasıyla tanıdık geliyor. Dizide izlenen sahne, kalabalık ortamda yapılan talihsiz hareket ya da sosyal medyada denk gelinen garip anlar aynı etkiyi yaratabiliyor. Olayın merkezinde olmadan rahatsızlık hissi ortaya çıkıyor. Yüz kızarıyor, kasılma yaşanıyor, bakışlar kaçıyor. Psikoloji alanında dikkat çeken nokta ise duygunun kaynağı.Kaynak
Bir Başka Açıdan Tarkan Konserleri: Umutsuzluğa Karşı Toplu Bir Hatırlayış
etiket
Tarkan’ın bir şarkısında dediği gibi: “Unutmamalı güzel günleri, değer bilmeli, incitmemeli…”Belki de son günlerde Tarkan konserlerinin bu kadar etkiliyor olmasının nedeni tam olarak burada yatıyor. Çünkü artık güzel günler, kendiliğinden akan bir zaman değil; bilinçli olarak hatırlanması, korunması ve sahip çıkılması gereken kırılgan bir hâl gibi duruyor karşımızda.
Psikolojiye Göre Duygusal Zekası Yüksek Kişilerin Tercih Ettiği Renkler Açıklandı
Giyim kuşam tercihleri, çoğu zaman sadece estetik bir tercih olarak görülse de aslında bireyin iç dünyasının dışa vurulmuş halidir. Psikoloji dünyası, giysi seçimlerinin ardındaki motivasyonları uzun süredir 'renk psikolojisi' çatısı altında inceliyor. Yapılan güncel araştırmalar, özellikle duygusal zekası (EQ) yüksek bireylerin renk seçimlerinde rastlantısallıktan uzak, bilinçli ve stratejik bir yaklaşım sergilediğini gösteriyor. Bu kişilerin gardıropları, geçici moda akımlarından ziyade denge, kontrol ve içsel uyum temaları etrafında şekilleniyor.Detaylar 👇
Reklam
Psikolojiye Göre Sürekli Sinirli Olmak Ne Anlama Geliyor?
Herkesin zaman zaman tahammül eşiği düşüyor. Trafik, küçük tartışmalar, gündelik aksilikler daha büyük tepkiler doğurabiliyor. Sabır daha çabuk tükeniyor, tahammülsüzlük artıyor. Sinirlilik hali geçici olabiliyor ama bazı kişiler için neredeyse karakter özelliği gibi algılanıyor. Psikoloji alanındaki araştırmalar, sürekli sinirli ruh halinin çoğu zaman yüzeyde görünen sebeplerden çok daha derin köklere dayandığını söylüyor.Kaynak 1, Kaynak 2
Hepimizin Çevresinde Bir Tane Var: Uzmanlar, Hep Haklı Çıkmaya Çalışan İnsanların Ortak Özelliğini Açıkladı
Sosyal ilişkilerde, iş toplantılarında veya aile içi tartışmalarda karşısındakini dinlemek yerine sürekli bir savunma duvarı ören, her koşulda haklı çıkmaya odaklanan insanlarla karşılaşmışsınızdır. Dışarıdan bakıldığında özgüvenli veya baskın bir karakter gibi görünen bu kişilerin aslında ortak bir psikolojik temeli paylaştığı ortaya çıktı: Düşük özsaygı ve duygusal güvenlik eksikliği.Detaylar 👇Kaynak
Her Ailede Bir Tane Var: Yemeğe Başlamadan Önce Herkesi Bekleyen İnsanların Ortak Özellikleri Açıklandı
Sofrada herkesin tabağı dolmadan yemeğe başlamamak, ilk bakışta basit bir görgü kuralı gibi görünebilir. Oysa psikoloji, bu küçük bekleyişin ardında çocukluktan taşınan derin değerler ve karakter özellikleri olduğunu söyler. Bayram sofralarında ya da kalabalık bir arkadaş grubunda, yemeği önünde durduğu halde sakince etrafına bakıp herkesin hazır olduğundan emin olan kişi, aslında geçmişinden gelen sessiz bir saygıyı ve inceliği sergiliyordur.İşte bu davranışın arkasında yatan ve kişinin yetiştirilme tarzına ışık tutan en temel 4 karakteristik özellik 👇Kaynak
Reklam
Bilim Dünyasının Kara Lekesi: Küçük Bebek Hayatı Boyunca Deneyin Etkisinden Çıkamadı
Psikoloji tarihinin en tartışmalı ve etik açıdan en çok eleştirilen çalışmalarından biri olan Küçük Albert Deneyi, 1920 yılında John Hopkins Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Davranışçılık ekolünün öncüsü John B. Watson ve asistanı Rosalie Rayner tarafından yürütülen bu çalışma, korkunun doğuştan gelen bir dürtü mü yoksa öğrenilen bir tepki mi olduğunu kanıtlamayı hedefliyordu.Detaylar 👇Kaynak
Psikolojiye Göre Hızlı Uykuya Dalabilen İnsanların Bir Ortak Özelliği Var!
Modern yaşamın getirdiği uykusuzluk sorunuyla mücadele eden uzmanlar, çözümün günlük hayatınızda yarım kalan işlerde gizli olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, gün içinde yapılmayan ve ertelenen her küçük görevin sinir sistemini tetikte tutarak uyku kalitesini doğrudan sabote ettiğine dikkat çekiyor.Detaylar 👇Kaynak
Reklam
İntihar: Ruhsal Acının Sessiz Çığlığı ve Dokuz Psikodinamik Yüzü
etiket
İntihar, bir ölüm isteğinden çok daha fazlasıdır; dayanılmaz bir psişik acının dile gelmeyen ama eyleme vurulan çığlığıdır. Bu acıyı taşıyan bireyin gerçeklikle kurduğu bağ gevşer, algılar bulanıklaşır, iç dünya ile dış dünya arasındaki sınırlar silikleşir. Kişi, kendisine, hayata ve çoğu zaman en çok da sevdiklerine karşı yoğun bir öfke biriktirir. Bu öfke dışa yöneltilemediğinde, bir bıçak gibi içe döner ve beden, ruhun savaş alanına dönüşür. İntihar sürecinde birey, cesaret ile korku arasında asılı kalır. Bir yanı hayatta kalmak isterken, diğer yanı bu acının artık sona ermesini talep eder. Tam da bu ikilik içinde, intihar bazen yanlış bir biçimde bir “cesaret eylemi”, bir “nihai kontrol gösterisi” olarak anlamlandırılabilir. Oysa klinik gerçeklik şunu gösterir: İntihar, çoğu zaman gücün değil; ruhsal çözülmenin, çaresizliğin ve yalnızlığın sonucudur. Bu bağlamda intiharı tek bir neden ya da tek bir psikiyatrik tanıyla açıklamak mümkün değildir. İntihar, çok katmanlı bir ruhsal fenomendir. Klinik gözlem ve psikodinamik değerlendirmeler ışığında, intihar eğilimini dokuz temel başlık altında ele almak mümkündür.
Psikolojiye Göre Sabahları Uyanınca Yatağı Toplamamak Ne Anlama Geliyor?
Pek çoğumuz için güne başlamanın ilk kuralı, çocukluktan itibaren zihnimize kazınan o tanıdık rutinle başlar: Yatağı toplamak. Çarşafları germek ve yastıkları düzeltmek, disiplinli bir hayatın sarsılmaz bir göstergesi olarak kabul edilir. Ancak modern psikoloji, bu köklü alışkanlığı sarsacak ilginç bir gerçeği gösteriyor. Sabahları yatağını dağınık bırakan insanlar, sanılanın aksine 'tembel' değil, aslında nadir bulunan ve oldukça değerli bir zihinsel özelliğe sahip olabilirler.Detaylar 👇Kaynak
Psikolojiye Göre Depresyona Eğilimli Kişiler Bu Renkleri Tercih Ediyor
Renk tercihleri çoğu zaman kişisel zevk gibi görünse de psikoloji bu seçimlerin ruh haliyle yakından ilişkili olduğunu söylüyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, depresyona eğilimli bireylerin canlı ve dikkat çekici tonlardan uzaklaşıp daha bastırılmış ve koyu renklere yöneldiğini ortaya koyuyor.Uzmanlara göre bu durum bilinçli bir seçimden çok kişinin iç dünyasındaki duygusal yükün ve enerji düşüklüğünün günlük tercihlere yansıması olarak değerlendiriliyor. Renkler tek başına bir tanı ölçütü olmasa da ruh halinin sessiz ama güçlü göstergeleri arasında yer alıyor.İşte depresif insanların en çok tercih ettiği renkler...Kaynak
Reklam