Zamanın Bitirdiği Ruhlar: Berrak Yurdakul'un 'Ev Yapımı Bir Paraşüt' Kitabı ile Bir İçsel Yolculuk
Ev Yapımı Bir Paraşüt, modern insanın kendi zihninde inşa ettiği parmaklıkları kırma çabasını merkeze alıyor. Gündelik hayatın hızı ve gürültüsü içinde benliğini yitiren birey için, korkularla yüzleşmek, zihnin kurduğu tuzakları fark etmek ve 'an' ile kopan bağları yeniden örmek adına eşsiz bir rehberlik sunuyor. Sarsıcı olduğu kadar şefkatli bu anlatı, insanı kendi iç dünyasında dürüst ve cesur bir keşfe davet ediyor. Düşüncelerin yarattığı hapishaneden çıkış yollarının, kaygılarla barışma sürecinin ve kaçırılan anlara uzanan yeni köprülerin ön plana çıktığı eser, içsel özgürleşme arayışındaki herkes için samimi bir yol haritası niteliği taşıyor.
Eyvah! Boşandım: Bitti Sandığın Yerde Başlayan Hikayeler
Boşanmak bazen bir son değil, insanın kendine doğru çıktığı en zorlu yolculuğun başlangıcıdır. Nemesis Yayınları’ndan çıkan “Eyvah Boşandım” kadınların ve erkeklerin içinden kopup gelen gerçek hikâyelerle okuru sarsan, dürüst ve cesur bir anlatı sunuyor. Bu sayfalarda kırılmış kalplerin sessiz çığlıkları, yarım kalmış hayallerin ağırlığı ve küllerinden yeniden doğmayı öğrenen insanların izleri var. Çünkü bazen insan birini kaybetmez… Sadece yıllardır unuttuğu kendini yeniden bulur. Şimdi, büyük bir çoğunluğun yarasına merhem olacak bu iddialı kitabın yazarı, sevgili Özgür Uçanok’a herkes adına merak edilen tüm soruları soruyorum.
Telefonlar Susunca İnsan Kendini Duyar mı? Güneş Altunkaş’tan Çarpıcı Bir Roman: “Yedi Günlük Sessizlik”
Güneş Altunkaş, Yedi Günlük Sessizlik romanıyla öyle bir soru soruyor ki insan bir an durup kalıyor. Okurken hayatınız birkaç sezonluk bir dizi gibi gözlerinizin önünden geçiyor.Bir grup genç düşünün. Yan yana oturuyorlar ama birbirlerinin yüzlerine bile bakmıyorlar. Parmaklar ekranlarda, gözler başka hayatlarda, zihinler ise sürekli bir kıyasın içinde. Bu romanda modern çağın en ironik tablolarından biriyle karşı karşıyayız. Yazar Güneş Altunkaş bize sadece “birlikte yalnızlık” nasıl çektiğimizi anlatmıyor; yok saydığımız şeyleri öyle bir yerden dahice hatırlatıyor ki adeta iğne ucunun bıraktığı sızıyı hissettiriyor.
Ufkunuzu Genişletecek: İlber Ortaylı'nın En Çok Okunan ve Sevilen Eserleri
Türkiye’de tarih denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri hiç şüphesiz İlber Ortaylı. Akademik çalışmaları ve televizyon programlarının yanı sıra kaleme aldığı kitaplarla da geniş bir okur kitlesine ulaşmayı başaran Ortaylı, tarih bilgisini anlaşılır bir dille aktaran tarihçiler arasında yer alıyor. Osmanlı tarihi, modernleşme süreci ve Türkiye’nin yakın tarihi üzerine yazdığı eserler yıllardır ilgiyle okunuyor.Gelin İlber Ortaylı’nın en sevilen ve en çok okunan eserlerine yakından bakalım.
Ünlü Tarihçi İlber Ortaylı'nın Yediden Yetmişe Herkese Tavsiye Ettiği Kitaplar
Türk tarihçiliğinin ve entelektüel dünyamızın en müstesna şahsiyetlerinden biri olan Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın bugün gerçekleşen vefatı, sadece bir akademisyenin kaybı değil, aynı zamanda yaşayan bir kütüphanenin ve bir devrin hafızasının sessizliğe bürünmesidir. Ardında bıraktığı bu 25 eserlik seçki, onun yarım asrı aşan akademik mesaisinin, sarsılmaz sentez kabiliyetinin ve 'gerçek aydın' yetiştirme gayesinin bir mirası olarak, okurlarına sadece bilgi değil, dünyayı yorumlayabilme melekelerini kazandırmayı hedefleyen bir entelektüel vasiyet niteliğindedir.İşte İlber Ortaylı’nın, bir ömür boyu titizlikle inşa ettiği kültürel birikiminden bizlere okumamızı önerdiği o rehber niteliğindeki eserler 👇
Tolstoy Uzatmadı, Biz Kısaldık: Rus Romanları Neden Bu Kadar Kalın?
Herkes aynı yerden söyleniyor:“Rus romanları niye bu kadar kalın?”Soru masum gibi duruyor ama tonunda hafif bir sabırsızlık var. Sanki biri Tolstoy’u eline almış, üç yüzüncü sayfada bir çay koymaya gitmiş ve geri döndüğünde hâlâ karakterin düşünmekte olduğunu fark etmiş gibi. Sanki Dostoyevski bir cinayeti anlatmak yerine katilin zihninde dolaşmayı tercih ettiği için kişisel bir hakarete uğramışız gibi.Oysa mesele “bu adamlar niye uzatıyor” basitliğinde değil. Mesele, 19. yüzyılın yayıncılık ekonomisiyle, kamusal tartışma alanıyla ve edebiyatın o dönemde üstlendiği işleve kadar uzanan daha karmaşık bir hikâye. Rus romanı kalın çünkü öyle yazılmak zorundaydı. Ve bunu romantize etmeden söylemek gerekiyor.Bugün roman dediğimiz şey kapaklı, ciltli, tek parça bir nesne. Kitapçıya gidiyorsunuz, raftan alıyorsunuz ve hikâye baştan sona sizin elinizde. Ama 19. yüzyıl Rusya’sında roman çoğu zaman böyle bir nesne değildi.Roman önce bir dergi deneyimiydi.Ay ay yayımlanıyordu. Okur bir sonraki sayıyı bekliyordu. Hikâye yazılırken yayımlanıyor, yayımlanırken tartışılıyordu. Okur romanı tek seferde tüketmiyordu; romanla birlikte yaşıyordu.Bu sistemin merkezinde The Russian Messenger gibi dergiler vardı. Hem Tolstoy hem Dostoyevski romanlarını burada tefrika etti. Bir başka güçlü mecra Sovremennik idi. Roman, yayınevinin vitrini değil, derginin nabzıydı.Bugün bir dizinin yeni bölümünü beklemek nasıl bir ritim yaratıyorsa, o dönemin roman okuru da aynı ritmi yaşıyordu.
Pandeminin Kaosu ve İnsan Ruhunun İzleri: Mevlüt Soysal ile ‘Delilik Salgını’ Üzerine
Pandeminin getirdiği kaos, insan ruhundaki kırılmalar ve absürt gerçeklikler… Tüm bunları bir araya getiren “Delilik Salgını”, Covid-19 döneminin toplumsal ve bireysel yansımalarını hem gerçekçi hem de gerçeküstü bir bakışla ele alıyor. Yazar Mevlüt Soysal ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda, romanın doğuş sürecinden karakterlerin psikolojik derinliklerine, distopik unsurlarından pandemi deneyiminin kurguyu nasıl şekillendirdiğine kadar kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdik.
Louis C.K.’in Karanlık Romanı 'Ingram'dan İnsan Doğasının Sert Gerçeklerini Anlatan 15 Çarpıcı Alıntı
Louis C.K. çoğu kişi tarafından sert mizahı ve tartışmalı stand-up gösterileriyle tanınıyor. Fakat Ingram adlı romanı bambaşka bir dünyaya kapı aralıyor. Hikaye, Amerikan taşrasında büyüyen bir çocuğun acımasız hayat mücadelesini anlatıyor. Yoksulluk, yalnızlık ve şiddet romanın ana temaları arasında yer alıyor. Kitap boyunca insan doğasının en kırılgan ve karanlık taraflarıyla yüzleşiliyor.Okuyanların aklında en çok yer eden kısımlardan biri ise romandaki çarpıcı cümleler. Gelin, Ingram’ın sert ve unutulmaz atmosferini yansıtan alıntılara bakalım...
Ünlü Ekonomist Yanis Varoufakis'in Yeni Kitabı: Tekno Feodalizm Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Ekonomist, diplomat ve akademisyen Yanis Varoufakis’in “Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?” adlı kitap Epsilon Grubu'nun markası Diplomat Kitap tarafından yayımlandı. Kapitalizmin gerçekten öldüğünü belirten Varoufakis, dijital rant düzenini çarpıcı bir şekilde ele aldı. Uzun yıllardır kapitalizme yönelik eleştirisini sürdüren Varoufakis, “Artık kapitalizmde mi yaşıyoruz, yoksa çok daha eski ve daha sert bir düzene mi geri döndük?” sorusuyla okuyucuyu karşılıyor. İşte kitaptan alıntılar...
Herkesin Okuması Gereken Feminist Kitap Önerileri
'Kadın, kadının yurdudur.' sözleri size de güven veriyor mu? Peki bu sözün anlamını daha iyi kavramak ister miydiniz? O halde sizi feminizm hareketinin ilk günlerine götürelim. Bu sayede hem feminizmin tarihini, yapısını anlayacak hem de günümüz kahramanlarına, şartlarına dair yeni bir bakış açısı kazanacaksınız.Elbette tüm bu anlattıklarımız, kitaplarla olacak!İşte herkes tarafından okunması gereken feminist kitaplar.
Şubat Ayında Kitaplığınızda Yerini Alması Gereken 13 Kitap
Bu ay senin için öyle bir liste hazırladık ki, içinde dijital dünyanın karanlık dehlizlerinden kedilerin bilge felsefesine, Booker ödüllü taze eserlerden kadın ruhunun vahşi derinliklerine kadar her şey var. Bazıları zihnini bir labirent gibi karıştıracak, bazıları ise seni cehennem gibi yakıcı bir farkındalığa sürükleyecek. Eğer hazırsan, kitaplığında yer açman gereken o 'vazgeçilmez' eserlere birlikte göz atalım! Bu içerik 05.02.2026 tarihinde oluşturulmuştur, bu içeriğe erişim sağladığınız zamana göre listelenen ürün fiyatlarında değişiklikler olmuş olabilir.Satın aldığınız ürünlerde satıcılardan kaynaklanan sorunlardan Onedio sorumlu değildir.“Bu içerik marka iş birliği içeriyor.
Sektörün Hafızası: "Sigortalar Attı" Üzerine Bir Sohbet
Sektörün 37 yıllık tecrübesi, Ali Aktuğ'un 'Sigortalar Attı' kitabıyla okuyucuya ulaşıyor. Kitap, yazarın kurumsal kariyerinden edindiği başarıları, kaçınılmaz hataları ve mizahi anıları içtenlikle paylaşırken, sigortacılıktaki büyük dönüşümü ve 'insan faktörünün' kalıcı önemini vurguluyor. Deneyimlerin yeni nesillere aktarılmasını amaçlayan bu eser, aynı zamanda sektöre bir 'siz de yazın' çağrısı niteliğinde.
Arkeolog ve Yazar Buket Önyürü ile GÜL: Güzelliğin Arkeolojisi Üzerine
Arkeolog, ressam ve yazar Buket Önyürü, yeni kitabı 'GÜL: Güzelliğin Arkeolojisi' ile gülü, botanik bir nesnenin ötesinde, medeniyetlerin ortak hafızası olarak inceliyor. Disiplinler arası bir yaklaşımla, antik ritüellerden modern bilime kadar gülün tarih, kültür, estetik ve sinir sistemi üzerindeki derin etkilerini ortaya koyuyor.
"Günümüzün Dijital Medya Düzenini Anlama" Kitabı Piyasaya Çıktı
Gazeteci Yazar Aslan Değirmenci’nin yeni kitabı “Sentetik Medya” Çıra Yayınlarından çıktı! Değirmenci’nin yeni kitabı, medya endüstrisinin geçirdiği dijital evrimi konu alıyor. 'Sentetik Medya' kitabında Türkiye’de dijitalleşme ve teknoloji ilişkisi yeniden tartışmaya açılıyor.