Anahtarlığı Kimse Taşıyamıyorsa Şirket Henüz Kurulmamıştır
Türkiye'de bu yıl dokuz ayda 85 bini aşkın şirket kuruldu. Asıl soru, kurucuları bir sabah işe gelmediğinde bunların kaçının kapısını açabileceği.Dr. Mustafa ÇağaYıllar önce, sektöre yeni girdiğim zamanlarda, Ege'de küçük bir yedek parça ve servis işletmesinin sahibiyle tanışmıştım. Adını yazmayacağım, zaten bu hikâyede adın bir önemi yok. Altmışlı yaşlarının sonundaydı ve kemerinin yanında ağır bir anahtarlık taşırdı. Yirmi küsur anahtar. Depo, kasa, eski arşiv odası, bahçedeki konteyner. Bir de kimsenin ne işe yaradığını bilmediği küçük, pirinç bir anahtar. Bir gün merak edip sordum, hangisi neyi açıyor diye. Güldü. 'Onu bir ben bilirim, bir de Allah' dedi.O gün bu cümleyi tatlı bir esnaf şakası diye dinledim. Aradan birkaç yıl geçti, sağlığı işe gelmesine izin vermez oldu. Oğlu yurt dışından döndü, kızı hesapları devraldı, eski ustalar ellerinden geleni yaptı. Dükkân açık kaldı. Kapılar da açıldı, çilingir sağ olsun. Açılmayan şey başkaydı. Hangi müşteriye hangi sözün verildiği, hangi tedarikçiyle el sıkışarak hangi şartta anlaşıldığı, kime neden hep biraz daha fazla süre tanındığı... Bunların hiçbiri bir dosyada yazmıyordu. Hepsi o anahtarlıktaydı. Yani o adamın hafızasında.Bu hikâyeyi son günlerde sık düşünüyorum. TOBB'un 23 Ekim'de açıkladığı verilere göre eylül ayında Türkiye'de 9 bin 506 yeni şirket kuruldu, 2 bin 212 şirket faaliyetine son verdi. Yılın ilk dokuz ayında kurulan şirket sayısı geçen yıla göre yüzde 5,4 artarak 85 bin 320'ye çıktı. Rakam büyük, sevindirici de. Her biri birinin cesaretinin resmî kaydı. Bu tabloya bakarken kendime başka bir soru soruyorum. Bu 85 bin şirketin kaçında, kurucu bir sabah gelmezse işler yürür?
Yüz Ortaktan On Yedisi: Kapısında Tabela Olmayan Kadınlar
TOBB'un Eylül verisine göre yeni kurulan limited şirketlerin ortaklarında kadınların payı yüzde 17. Rakamın arkasında, işini çoktan kurmuş ama adını kapıya yazmamış binlerce kadın var.Dr. Mustafa ÇağaÇocukluğumun İzmir'inde, Karşıyaka'nın arka sokaklarından birinde, kapısında tabela olmayan bir terzi vardı. Aslında terzi demek de eksik kalır. Mahallenin düğün kıyafetleri, okul önlükleri, bayramlık pantolonları o evin oturma odasından çıkardı. Zili çalardınız, kapıyı açan kadın sizi içeri alır, önce bir çay koyar, sonra mezurayı boynundan indirirdi. Pencerenin önünde eski bir dikiş makinesi, yanında kumaş parçalarıyla dolu hasır bir sepet dururdu.O kadının bir dükkânı yoktu. Vergi levhası, kaşesi, faturası da yoktu. Mahalleli ona 'Terzi Abla' derdi, gerçek adını bilen azdı. Yıllar sonra annemle eski günleri konuşurken öğrendim ki o evin kirasını çoğu ay o makine ödermiş. Eşi bir fabrikada çalışıyormuş. Maaş gelene kadar evi ayakta tutan şey, o odadan gelen tıkırtıymış.Bu hafta TOBB'un Eylül ayı şirket kuruluş istatistiklerine bakarken o tıkırtıyı yeniden duyar gibi oldum.Rakamlar şöyle. Eylül ayında kurulan limited şirketlerin ortakları arasında kadınların payı yüzde 17. Anonim şirketlerde bu oran yüzde 14,3'e iniyor. Gerçek kişi ticari işletmelerinde yüzde 15,7. Kooperatiflerde ise yüzde 31,3'e çıkıyor. Yani yeni açılan şirketlerin kapısının arkasındaki her yüz ortaktan aşağı yukarı on yedisi kadın.
Her Gün 345 Kepenk İniyor: Kapanan Dükkânın Sessiz Dersi
2026'nın ilk dokuz ayında 93 bin esnaf iş yerini kapattı. Aynı dönemde 219 bin yeni iş yeri sicile kaydoldu. Kepengi indiren de kaldıran da aynı sokakta yürüyor. Aradaki fark nerede başlıyor?Dr. Mustafa ÇağaÇocukluğumun İzmir'inde sabahların bir sesi vardı. Kemeraltı'na doğru yürürken önce simitçinin sesi gelirdi, sonra kepenklerin. Demir kepengin yukarı kalkarken çıkardığı o uzun, biraz paslı gıcırtı bana hep bir tür günaydın gibi gelirdi. Babamın uğradığı küçük bir saatçi vardı. Kepengini her sabah aynı saatte, aynı yavaşlıkla kaldırırdı. Bir gün dayanamayıp sordum, neden hep bu kadar yavaş açıyorsunuz diye. Gözlüğünün üstünden baktı, gülümsedi. 'Kepenk hızlı kalkarsa dükkân korkar evlat.'O cümleyi geçen hafta yeniden hatırladım. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu'nun (TESK) paylaştığı verilere göre 2026'nın ilk dokuz ayında 93 bin 95 esnaf iş yerini kapattı. Geçen yılın aynı döneminde bu sayı 83 bin 302'ydi. Kapanışlar bir yılda yüzde 11,8 artmış. Günlere bölünce ortaya çıkan tablo daha da çarpıcı. Ülkenin bir köşesinde her gün yaklaşık 345 kepenk son kez iniyor. İstanbul 10 bin 956 kapanışla listenin başında. Hemen arkasında benim şehrim var. İzmir'de dokuz ayda 6 bin 421 esnaf kepenk indirmiş.
Müşteri Haklı Değildir, Ama Her Zaman Önemlidir
Yüz yılı aşkın süredir tekrarlanan 'müşteri her zaman haklıdır' sözü, sahada çalışan herkesin bildiği bir gerçeği gizliyor. Müşteri bazen haksızdır, bazen geç öder, bazen de hiç hak etmediğiniz sözler söyler. Asıl mesele, o anda ne yaptığınızdır.Dr. Mustafa ÇağaMesleğimin ilk yıllarıydı. Bir sabah saat yediye çeyrek kala telefonum çaldı. Karşımdaki ses o kadar yüksekti ki telefonu kulağımdan uzaklaştırmak zorunda kaldım. Bir müşterimiz, şantiyedeki makinenin çalışmadığını, işin durduğunu, kendisini kandırdığımızı, bir daha bizden çivi bile almayacağını art arda sıralıyordu. Ben daha tek kelime edemeden telefonu yüzüme kapattı.Arabaya atlayıp şantiyeye gittim. Yol boyunca kafamda savunma cümleleri kurdum. Vardığımda makinenin başına geçip baktık. Arıza yoktu. Yeni işe başlayan operatör, bir emniyet ayarını yanlış yapmıştı. Kısacası sorun bizde değildi. Haklıydım. Bunu müşterinin yüzüne söylemek için her şey hazırdı.Söylemedim. Onun yerine operatörle birlikte makinenin başında yarım saat geçirdim, ayarları gösterdim, sık yapılan hataları anlattım. Ayrılırken müşteri yanıma geldi, biraz mahcup bir sesle 'kusura bakma, sabah çok sinirliydim' dedi. O adam sonraki on beş yıl boyunca en sadık müşterilerimizden biri oldu.
Türk Girişimleri Artık Büyümüyor, Satılıyor: Bu Kötü Bir Haber mi?
Bu yılın ikinci çeyreğinde girişimlere giden paranın büyük kısmı yeni yatırımlara değil, şirket satın almalarına aktı. Kimi bunu ekosistemin olgunlaştığının işareti sayıyor, kimi de en değerli şirketlerimizi birer birer elden çıkardığımızı düşünüyor. Peki gerçek hangisi?Dr. Mustafa ÇağaBenim büyüdüğüm İzmir'de, esnaf arasında bir söz vardı: 'Dükkân satılmaz, devredilir.' Satmak, biraz da yenilgiyi kabul etmek gibi görülürdü. Bir esnaf dükkânını sattıysa arkasından 'işler iyi gitmiyordu herhalde' diye konuşulurdu. Babadan oğula geçen tabelalar, üç kuşaktır aynı köşede duran vitrinler bizim için başarının ta kendisiydi.Bu kültürle büyüyen biri olarak son aylarda girişim dünyasından gelen haberleri okurken içimde garip bir his oluştu. Türkiye'de girişimlere giden paranın önemli bir kısmı artık yeni yatırımlara değil, şirketlerin satın alınmasına gidiyor. Bu yılın ikinci çeyreğinde 40 işlemle yaklaşık 559 milyon dolarlık bir hacim oluştu ve bunun büyük bölümü satın almalardan geldi. Çeyreğin en dikkat çeken hamlesi ise Uber'in Getir'e yaptığı yatırım oldu. Yılın başında da Loom Games, milyar dolarlık bir değerlemeyle yabancı bir oyun devine satılarak Türkiye çıkışlı yedinci milyar dolarlık şirket olarak kayıtlara geçti.
KOSGEB'den Girişimcilere 2,5 Milyon TL'ye Kadar Destek: Başvurular 12-31 Ekim'de, Faizsiz Ama Geri Ödemeli
KOSGEB, yenilenen Girişimci Destek Programı kapsamında İş Geliştirme Desteği'nin 2026 yılı 3. dönem başvurularını 12-31 Ekim tarihleri arasında alıyor. Destek, genç, kadın, engelli, gazi veya birinci derece şehit yakını girişimcilerde 2,5 milyon TL'ye kadar çıkıyor. Sosyal medyada 'geri ödemesiz' diye yayılan destek aslında geri ödemeli, ancak faiz ve komisyon alınmıyor.[Kaynak: KOSGEB]
Reklam
16 Yaşındaki Genç Yatak Odasında Kurduğu Havlu Markasıyla Dev Ciroya Ulaştı
Essex'te yaşayan 16 yaşındaki Harrison Nott, 13 yaşındayken sıcak havalarda kendine uygun bir serinletici havlu bulamayınca kendi ürününü geliştirmeye karar verdi. Yatak odasında başlayan girişim bugün 750 bin sterlinin (yaklaşık 49 milyon TL) üzerinde ciroya ulaştı. Genç girişimci, GCSE sınavlarını bitirdikten sonra kolej yerine işine odaklanmayı seçti. Eski futbolcu Rio Ferdinand da markaya destek veriyor.Kaynak: LADbible
Google Puanı Nasıl Yükseltilir? Google İşletme Puanını Artırmanın Yolları
Google Haritalar'da bir işletmeye bakan kişinin gözü ister istemez yıldızlara gidiyor. Yüksek puan güven verirken, düşük puan müşteriyi başka işletmeye yönlendirebiliyor. Üstelik Google'a göre müşteri yorumlarına yanıt vermek ve daha fazla olumlu yorum almak, işletmenin yerel aramalarda daha belirgin görünmesine de yardımcı oluyor.Peki Google puanı nasıl yükseltilir? Puan nasıl hesaplanır, yorum linki nasıl alınır, kötü yorumlar silinebilir mi ve nelere dikkat etmek gerekir? İşte Google işletme puanını artırmanın doğru yolları...
Reklam
Mobidictum Conference 2026 İstanbul'da: Oyun Dünyası 7-8 Ekim'de Lütfi Kırdar'da Buluşuyor
Avrasya'daki oyun ve teknoloji ekosistemine odaklanan iş ve medya ağı Mobidictum, uluslararası zirvesi Mobidictum Conference 2026'nın sahne yapısını ve programını açıkladı. Konferans 7-8 Ekim 2026'da İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda (ICEC) düzenleniyor. Organizatörün verdiği bilgiye göre etkinliğe 65'ten fazla ülkeden 2.500'ü aşkın sektör yöneticisi, kurucu, geliştirici, yayıncı ve yatırımcı katılıyor.Bu yıl Lütfi Kırdar'ın iki katına yayılan konferans; mobil oyunları, uygulama ekonomisini, yapay zekâ araçlarını ve PC/konsol yayıncılığını üç ayrı içerik hattında bir araya getiriyor.
Beş Yıl Sonra O Şirket Hâlâ Orada Olacak mı?
etiket
Hannover'de üç gün kamyon gezdim. Üçüncü günün sonunda ayaklarım o kadar ağrıyordu ki bir standın kenarındaki bara oturup kahve içtim ve etrafıma baktım. On beşin üzerinde marka saymıştım. Çoğunun adını bir yıl önce duymamıştım bile.Hepsinin standı parlaktı. Hepsinin bir rakamı vardı. Menzil batarya otonomi. Kimi beş yüz kilometre diyordu kimi altı yüz. Biri şoförsüz kamyondan söz ediyordu. Salonun içinde gelecek çoktan gelmişti.Sonra bir rakam okudum. Avrupa'da satılan kamyonların yüzde doksan ikisi hâlâ dizel.
Makine Sınırlarını Söylüyor, Peki Biz Neyi Saklıyoruz?
etiket
Geçtiğimiz günlerde bir sabah, gün başlamadan önce LinkedIn akışına göz gezdiriyordum. Art arda üç tanıtım görseli karşıma çıktı. Biri bir yazılım firmasına, biri bir mobilya markasına, sonuncusu da bir eğitim kurumuna aitti. Üçünde de aynı sıcak gün batımı ışığı, aynı kusursuz yüzler, aynı hafif bulanık arka planlar vardı. Üç farklı sektör, üç farklı şirket, tek bir ses.Hiçbirinin metnini okumadım. Görselleri görür görmez bir yargıya varmıştım: Bunlar yapay zekayla üretilmişti.O an şunu fark ettim. Gözümüz artık yeni bir filtre geliştirmiş durumda. Yıllar önce istenmeyen e-postaları konu satırından tanımayı nasıl öğrendiysek, bugün de yapay zekanın izini ilk bakışta seziyoruz. Bir markanın mesajının daha okunmadan bu filtreye takılması, iletişim açısından ciddi bir kayıp.Göz, aynı şeyi ikinci kez gördüğünde bakmayı bırakır.
Reklam
Yapay Zeka Girişimciliği Öldürür mü, Doğurur mu? Dr. Mustafa Çağa ile Röportaj
etiket
Yapay zeka teknolojileri iş dünyasındaki dengeleri değiştirirken, girişimcilik ekosistemi tarihsel bir dönüşümün eşiğinden geçiyor. Setaş Global Makine Genel Müdürü ve Girişimcilik Araştırmacısı Dr. Mustafa Çağa, geleneksel iş modellerini sarsan bu yeni dönemin risklerini, fırsatlarını ve yeni nesil girişimciliğin geleceğini değerlendirdi.
Hızlı Büyü, Çabuk Öl mü? Girişimcinin Yeni Gerçeği: Sürdürülebilir Kârlılık
etiket
Birkaç yıl önce bir startup etkinliğinde konuşmacı olarak sahneye çıkmıştım. Dinleyicilerin büyük bölümü 25-30 yaş aralığında genç girişimcilerdi. Biri söz alıp sordu: 'Hocam, yatırımcı nasıl ikna edilir?' Ben de sordum: 'Ne zaman kâra geçmeyi planlıyorsunuz?' Salonda garip bir sessizlik oldu. Sanki yanlış soruyu sormak gibi bir şey yapmıştım.O dönem böyleydi. Kâr sormak naif bir soruydu. 'Önce büyü, para sonra gelir' mantığı hakimdi. Artık o dönem bitti.
Yapay Zeka Rakibim Değil, Silahım: Girişimci Bu Dönemi Nasıl Okumalı?
etiket
Dr. Mustafa ÇağaGenel Müdür, Setaş Global Makine | Girişimcilik AraştırmacısıGeçen ay bir girişimciler toplantısındaydım. Biri söz alıp şöyle dedi: 'Artık ne yapsam yapay zeka yapıyor. Ben ne yapacağım?' Salonda başlar sallandı. Anlaşılır bir korku. Ama yanlış soru.Doğru soru şu: 'Yapay zekayı kullananlar ile kullanmayanlar arasındaki fark ne olacak?' O soruyu sorunca tablo değişiyor.
Reklam
Hürmüz'den Geçen Fırsat: Jeopolitik Kargaşada Türk Girişimcisi Ne Yapmalı?
etiket
Dünya haritasına bakın. Hürmüz Boğazı'ndan günlük 17-20 milyon varil petrol geçiyor. Bu, küresel tüketimin yaklaşık yüzde yirmisi. İran-ABD gerilimi tırmandığında, sadece petrol fiyatları değil, sigorta primleri, navlun ücretleri, gübre maliyetleri, hatta ekmek fiyatları sarsılıyor. Zincir domino taşı gibi.Peki bu sizinle ne ilgisi var? Eğer Türkiye'de üretip satıyorsanız, her şeyiyle ilgisi var.Ama şunu da söylemek zorundayım: bu kargaşa sadece risk değil. Her büyük jeopolitik kırılma, bir önceki düzenin kazananlarını geride bırakıp yeni aktörler için yer açar. Tarih bunu defalarca gösterdi. 2008 krizi, pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı. Her birinde bazı şirketler küçülürken bazıları tam o dönemde sıçramayı yaptı. Fark ne? Kargaşayı tehdit olarak değil, yeniden konumlanma fırsatı olarak okuyanlar kazandı.
Girişimciliğin Yeni Yüzü: Yapay Zekayla Dönüşen İş Dünyası
etiket
Bir zamanlar girişimcilik denildiğinde akla cesur bir fikir, küçük bir ofis ve sınırsız bir enerji gelirdi. Bugün bu tabloya yeni bir oyuncu eklendi, Yapay Zeka. Şimdi bu oyuncu, sahneye girdiği andan itibaren tüm kuralları yeniden yazmaya başladı.2026 yılı itibarıyla girişimcilik ekosistemi köklü bir dönüşümün tam ortasında. Yalnızca iyi bir fikre sahip olmak artık yeterli değil. Doğru strateji, veri odaklı kararlar ve ölçeklenebilir iş modelleri; rekabette fark yaratan unsurlar haline geldi. Bu değişimin merkezinde ise yapay zekâ teknolojileri yer alıyor.Ancak burada önemli bir ayrımın altını çizmek gerekiyor. Yapay zekâ artık yalnızca bir araç değil; iş modelinin ta kendisi haline geliyor. 'AI-first' olarak adlandırılan bu yaklaşımda girişimler, müşteri deneyimini kişiselleştirmek, tahmine dayalı analizler sunmak ve operasyonel süreçleri optimize etmek için yapay zekâyı işin özüne yerleştiriyor. Bunu yapan girişimler, rakiplerine ciddi bir fark atıyor.
Reklam
Ahmet Demir: 'Geleceğin Satınalmacısı Bir Lider Olacak'
etiket
'Satınalma' denince akla çoğu zaman fiyat pazarlığı, sipariş takibi, evrak işleri gelir. Oysa son yıllarda bu alan, şirketlerin rekabet gücünü belirleyen stratejik bir karar merkezine dönüştü. Pandemiden küresel tedarik krizlerine, jeopolitik gerilimlerden yapay zekâ devrimine kadar pek çok gelişme, satınalma ve tedarik zinciri yönetimini masanın en önemli koltuklarından birine taşıdı.Bu dönüşümün Türkiye'deki en somut örneklerinden biri, 2020 yılında küçük bir topluluk olarak yola çıkan Stratejik Satınalma Derneği (SSD). Bugün 2.200'ü aşkın aktif üyesi ve 7 binden fazla profesyoneli kapsayan iletişim ağıyla sektörün sesi haline gelen dernek; mentor-mentee programlarından yıllık SSD Zirvesi'ne, çevre projelerinden şehir buluşmalarına uzanan geniş bir faaliyet yelpazesiyle mesleğin geleceğini şekillendiriyor.Derneğin Başkan Yardımcısı Ahmet Demir de bu dönüşümün içinden gelen isimlerden biri. Makine Yüksek Mühendisi olan Demir, 10 yılı aşkın süredir otomotiv sektöründe satın alma alanında yöneticilik yapıyor; meslek hayatı boyunca satın almanın sadece maliyet yönetiminden ibaret olmadığını, strateji, iş birliği ve değer yaratma odaklı bir disiplin olduğunu deneyimlemiş bir isim. Bu bakış açısıyla Stratejik Satınalma Derneği'nde mesleğin gelişimine katkı sağlamak, bilgi paylaşımını artırmak ve satın alma profesyonellerini aynı çatı altında buluşturmak için gönüllü çalışmalar yürütüyor.Kendisiyle satınalmanın dünü, bugünü ve yapay zekâ ile şekillenecek geleceği üzerine konuştuk. İşte o söyleşi...
Build. Break. Pivot: Girişimciler O Anı Anlatıyor
etiket
Her girişimcinin hayatında bir an vardır. Her şeyin durduğu, rotanın belirsizleştiği, devam etmek ile bırakmak arasında kaldığın o an. Pivot kararı. Bu yazı o anı yaşamış ve geçmiş olanların hikayesi.Yatırımcılar sahneye çıktığında genellikle başarı hikayelerini anlatır. Portföylerindeki en parlak exitler, en yüksek getiriler, en akıllı yatırımlar. IBPF 2026 bu alışkanlığı kırdı. Build. Break. Pivot. panelinde konuşmacılara başka bir şey soruldu: O kırılma anında ne hissettiniz?
Maaş Alırken Şirket Kurabilir misin?
etiket
Evet. Ve kimse tam anlatmıyor.Türkiye'de SSK'lı çalışanların şirket kurmasını engelleyen yasal bir hüküm yok. Bağ-Kur mu ödersin, iş akdini riske atar mısın, iki geliri nasıl beyan edersin, genç girişimci istisnasını kaybeder misin? Bunların hepsi cevabı olan sorular. Ama cevaplar dağınık, eksik, çoğu zaman yanlış.Yazılımcısın. Ya da tasarımcı. Ya da muhasebeci. Bir yerde aylık maaş alıyorsun, SGK primlerin yatıyor, her şey tıkır tıkır. Ama kafanın bir köşesinde bir fikir var. Freelance iş yapmak istiyorsun, ya da kendi ürününü çıkarmak istiyorsun, ya da sadece 'bağımsız olmak' istiyorsun. Ve şu soru takılıyor aklına: Ben hem maaşlı çalışıp hem şirket kurabilir miyim?Kısa cevap: Evet, kurabilirsin. Özel sektör çalışanlarının şirket kurmasını yasaklayan genel bir yasa yok. Ama bu cevabın arkasında dikkat etmen gereken birkaç kritik nokta var  ve çoğu kaynak bu noktaları ya eksik anlatıyor ya da yanlış anlatıyor.Bu yazı, o soruların tamamını sırayla ve dürüstçe cevaplıyor. Yasal durum nedir, Bağ-Kur ne zaman ödersin, iş sözleşmen seni bağlar mı, iki geliri nasıl yönetirsin, 29 yaş altındaysan ne değişir?'Türkiye'de maaşlı çalışırken şirket kurmak yasal. Ama bilinmesi gereken 7 şey var.'
29 Yaşındasın ve Kendi İşini Kurmayı Düşünüyorsun: Devlet 3 Yıl Boyunca Senden Gelir Vergisi Almıyor
etiket
2026'da geçerli olan genç girişimci vergi istisnası, Türkiye'deki en az bilinen devlet desteklerinden biri. Yıllık 400.000 TL'ye kadar kazancın vergiden muaf. Çoğu genç bunu bilmeden şirket kuruyor — ve bu haktan ömür boyu yararlanamıyor.2026'da Rakamlar: 400.000 TL Vergi İstisnası - 3 Yıl Süre - 18–29 Yaş Arası - 70.500 TL TasarrufDiyelim ki 26 yaşındasın. Freelance iş yapıyorsun, ya da aklında bir ürün fikri var, ya da sadece 'kendi patronum olmak istiyorum' diyorsun. Korkun yok değil vergi, muhasebe, sigorta... Başlamadan bunların ağırlığını sırtında hissediyorsun. Peki şunu biliyor muydun: Eğer 29 yaşını doldurmadan kendi şirketini kursan, devlet senden 3 yıl boyunca gelir vergisi almıyor?Bu bir sosyal medya efsanesi değil. Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 20. maddesiyle düzenlenmiş, 2026 yılı için 400.000 TL olarak belirlenmiş, gerçek ve yasal bir hak. Üstelik başvurusu da e-devlet üzerinden yapılıyor  vergi dairesine gitmen bile gerekmiyor.Ama işte sorun şu: Bu haktan haberdar olmadan şirket kuran, başka bir şirkete ortak olan ya da daha önce herhangi bir vergi mükellefiyeti açtıran gençler bu destekten ömür boyu yararlanamıyor. Bir kez kaçırdın mı, geri dönüşü yok.Bu yüzden bu yazıyı yazdık. Her 29 yaş altı gencin okuyup anlaması ve paylaşması gereken bir rehber.
Reklam