döviz Haberleri

döviz ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. döviz ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

'MİT Zarrab'ı 8 Ay Önce Raporladı' İddiası
Ankara’da hakkında yolsuzluk davası açılan ve beraat eden bir MİT görevlisi ve ekibi tarafından hazırlandığı öne sürülen ve ‘Dağıtım’ bölümünde ‘Başbakan’ yazan raporun detayları ortaya çıktı. MİT'in, 17 Aralık’ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde yolsuzluk, rüşvet ve kara para iddialarıyla başlatılan operasyondan 8 ay önce, 18 Nisan 2013’te hazırladığı üç sayfalık raporda, tutuklanan işadamı Reza Zarrab ve bazı bakanlarla ilişkisi üzerinde durulduğu belirlendi. Raporun sonuç bölümünde 'bakanların Zarrab ile ilişkisi ortaya çıkarsa, bu durumun hükümet aleyhine kullanılabileceği' vurgulanıyor. Başbakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, Ankara’da hakkında yolsuzluk davası açılan ve beraat eden bir MİT görevlisi ve ekibi tarafından hazırlandığı öne sürülen ve 'Dağıtım' bölümünde 'Başbakan' yazan raporun detayları ortaya çıktı. Konu: Zarraf’ın faaliyetleri 18 Nisan 2013’te MİT tarafından düzenlenen ‘45650928’ sayılı üç sayfalık yazıda, “konunun mahiyeti olarak Rıza Zarraf’ın faaliyetleri, dağıtım: Sayın Başbakan” şeklinde belirtildi. Zarraf girişimlerde bulunuyor Raporun özet bölümünde “Hassas kaynaktan derlenen istihbari bilgilerde Kapalı Çarşı'da altın döviz ticareti yapan İran asıllı TC vatandaşı Rıza Zarraf , Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve İçişleri Bakanı Muammer Güler ile yakın ilişki de olup kardeşi Mohammed Zarraf’ın TC vatandaşlığına kabulü için bazı girişimlerde bulunmuştur” deniliyor. Bankalar ve para trafiği T24'ün aldığı bilgilere göre, raporda şu ifadeler kullanılıyor: “İstanbul Kapalıçarşı’da döviz altın ticareti yapan ve sanatçı Ebru Gündeş ile evli olan İran asıllı TC vatandaşı Rıza Zarraf’a yönelik çalışmalar neticesinde, uygulanan ekonomik ambargo sebebiyle bankacılık sistemi üzerinden Türkiye’ye para gönderemeyen İranlı banka ve şahsılara aracılık yaptığı, İran’daki Bank-e Parsiyan, Bank-e Keshavarzi, Bank-e Pasargad, Bank-e Karafarin, Bank-e Sarmaye, Bank-e Saman ile irtibatının bulunduğu, Birleşik Arap Emirlikleri Dubai’de faaliyet gösteren ve dünya genelinde para transferleri gerçekleştirebilen 'Al Salam exchange'in ortağı olduğu, Dubai’de işleriyle babası Hosseyin Zarraf ve kardeşi Mohammad Zarraf’ın ilgilendikleri, İran’dan Dubai’ye aktarılan paraları bankaları üzerinden Türkiye ve Çin’e gönderdiği, İran’a yönelik ambargo kararlarının uygulaması sebebiyle Çin’de bulunan Postal Saveings Bank Of Chine, Kunlun Bank ve Huaksi Bank ayrıca Hindistan’da Bank of Baroda ile çalıştığı, Halk Bankası ve Ziraat Bankası yetkileri ile Ocak 2013’te görüştüğü hususları tespit edilmiştir.” 'Altın dolu uçak için Çağlayan'dan yardım istedi' “R.Zarraf , Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile yakın ilişki içerisinde olup bu kapsamda; Gana’dan Dubai’ye…1.500 kg altın taşıyan ve 01-18 Ocak 2013 arasında İstanbul Atatürk Havalimanı’nda alıkonulan uçak ile ilgili olarak Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile konuştuğu ve malın geldiğini, alamadıklarını, geri de gönderilmediğini, mağdur olduklarını ve rüşvet istendiğini’ istediğini, Bakan Çağlayan’ın heyet ile birlikte Abu Dabi’de olduğu Mart 2013 ayı ilk haftası içerisinde anılan ile görüşmek için girişimde bulunduğu, Eşi Ebru Gündeş Zarraf ve Z.Çağlayan ile birlikte, özel uçağı ile 22-23 Mart 2013’te Umre’ye gidip geldikleri, -Ekonomi Bakanı Çağlayan’ın oğlunun 12.4.2013’te Ankara’da yapılan düğününde Rıza Zarraf’ın eşi Ebru Gündeş’in sahne aldığı hususları tespit edilmiştir.” 'Vatandaşlık Bakanlar Kurulu'nda onaylanacak' “R.Zarraf kardeşi Mohammed Zarraf’ın da T.C vatandaşlığı alabilmesi için girişimlerde bulunmuş olup bu kapsamda 12.4.2013’de İçişleri Bakanı Muammer Güler ile görüşmüştür. Görüşme neticesinde Bakan Güler’den olumlu yanıt alan R.Zarraf, 13.4.2013’de kardeşi M. Zarraf ile yaptığı görüşmede Bakan Güler’in oğlu Barış Güler’in 13.4.2013 saat 11.00’de yanına geleceğini ve başvuru kâğıtlarını vereceğini , kararın ilk Bakanlar Kurulundan çıkacağını, Barış Güler’e kendisinin (M.Zarraf) danışmanı sıfatıyla 2 yıl boyunca 15.000 ABD Doları vereceğini ifade etmiştir.” 'İlişkiler ortaya çıkarsa hükümet aleyhinde kullanılabilir' Raporun “sonuç ve değerlendirme” bölümünde şu bilgiler yer alıyor: “İran’a yönelik ekonomik ambargoya rağmen İran’ın/İranlı şahısların para transferleri gerçekleştirmesi bağlamında, R.Zarraf’ın yakın gelecekte ABD tarafından yasaklı kişiler listesine dahil edilebileceği, şahsın Türkiye’deki faaliyetleri nedeniyle başta magazin medyası olmak üzere kamuoyunun dikkatlerini üzerine çeken R.Zarraf’ın Ekonomi Bakanı Z. Çağlayan ve İçişleri Bakanı Muammer Güler ile mevcut ilişkisinin ortaya çıkması halinde , söz konusu hususların hükümet aleyhinde kullanılabileceği değerlendirilmiştir.” T24 Arzu Yıldız /Ankara
Güncel 2014 Konut Kredisi Faizleri Dudak Uçuklattı
2013, Aralık ayının ilk haftasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), faiz oranlarında değişikliğe gitmeyerek, repo–ters repo pazarı faiz oranları ile bir hafta vadeli repo ihale faiz miktarlarını sabit tutmuştu. Kurulun döviz kurundaki dalgalanmaya bağlı olarak bir zaman daha beklenen enflasyon değerlerinin üzerinde bir gidişat izleneceğini belirtmişti. TCMB tahminler % 6.8 iken 2013 senesi % 7.4 ile sona erdi.2013 yılı sonunda ekonomi dünyasında, yaşanan siyasi etkiler ortaya çıkması ve döviz kurunda yaşanan şok artış, Türkiye ekonomisi açısından çalkaltılı bir sürecin başlangıcı oldu. Diğer yandan Fed’in para musluklarını kısmasıyla beraber kaydedilen tüm gelişmeler, 2014 senesinin bankacılık iş kolu açısından zorlu bir yıl olacağını gösteriyor.Ekim ayında bankaların konut kredisi faiz miktarlarında aldığı indirim kararları ve Kasım ayında kabul edilen Yeni Tüketici Kanunu konut pazarını canlandırmıştı. Lakin 2013 senesi sonunda ekonomide gerçekleşen güven kırıcı negatif gelişmeler, döviz kurunda yaşanan ani yükseliş ve Fed’in açıklamalarıyla bankalar, ev kredisi faiz miktarlarını arttırdı. Bununla beraber Ocak ayında 15 banka ev kredisi faiz rakamlarını yükseltti.Abank 3 ay – 10 yıl vadede kredi oranını % 0,99 ’dan % 1,02’ye ve 60 ay – 10 sene vadedeki oranını ise % 0,99’dan % 1,09’a arttırdı.Denizbank 60 aydaki oranını % 1,01’den % 1,02’ye, 120 ayda ise 1,04’den % 1,07’ye arttırdı.Finansbank’ta ise 60 ay vadedeki oranını 0,04 puan arttırarak % 0,99’dan % 1,03‘e arttırdı.Garanti Bankası 0,1 – 0,11 puan aralığında uyguladığı artışla oranlarını 60 ayda 1,08’e, 120 ayda ise 1,09’a çıkardı.Albarakatürk 60 ay oranını % 0,92’den % 1,02’ye ve 120 aydaki oranını % 0,98’den % 1,08’e yükseltti.Kuveyttürk 60 ay – 10 yıl aralığındaki oranını % 0,90’dan % 1,02’ye çıkardı.Türkiye Finans ise 60 aydaki oranını % 0,93’den % 10,5’e, 120 ayda ise % 1,03’den % 1,09’a yükseltti.HSBC 60 ayda oranını % 1,15’e , 120 ayda ise  % 1,20’ye yükselttiİş Bankası 60 ayda %0,99 oranına yükseltti.Ziraat Bankası 60 ayda % 0,91’e 120 ayda %0,93’e arttırdı.YK Bankası oranlarını 60 ayda % 0,92’ye, 120 ayda % 0,94’e çıkardı.IngBank ile Şekerbank  da oranlarını 60 ve 120 ayda % 1,19’a çıkardı.Tekstilbank ise 60 ayda %1,05’e, 120 ayda ise % 1,09’a arttırdı.Aralık ayı birinci haftasında 21 bankanın  10 yıl (120 ay) vadede konut kredisi oranları ortalaması % 1, 5 yıl (60 ay) vadede ise oranı ise % 0,97 idi. Ocak’ın ortasında ise faizler %1’in yukarısına çıktı. Bankaların kredi oranlarını yükseltmesiyle birlikte 5 yıl vadedeki konut kredisi faiz oranı % 1,04’e, 10 yıl vadede ise % 1,06’ya yükseldi.Ocak ayı ortasında 10 yıl geri ödeme taksitli 100.000 TL konut kredisinin aylık ödemesi  hesaplama yapıldığında bin 477 TL, toplamda ödenmesi gereken faiz ise 77 bin 197 TL çıktı. Aralık’ta ise taksit 1435 TL, ödenecek olan faiz de 72 bin 165 TL idi. Faiz oranlarında yaşanan % 6 ‘lık artış aylık taksiti 42 TL, ödenecek toplam faizi ise 5032 TL yükseltti.
Emlak Piyasasında Faiz Baskısı Devam Ediyor!
Amerikan Doları ve Euro kurlarındaki canlılık ve faiz kararları gayri menkul piyasasını 3-4 ay daha baskı altında tutacak. 17 Aralık Yolsuzuk Operasyonları Gayrimenkul Piyasasını da Vurmaya Devam Ediyor.. İzmir, Emlak Komisyoncuları Odası tarafından yapılan açıklamada, taşınmaz pazarında 17 Aralık sonrası bir durgunluğun yaşandığını, döviz kurlarındaki hareketlilik ve faiz kararlarının bu piyasayı 3 – 4 ay kadar daha baskı altında tutacağını belirtildi. Yatırımcı Kısa Geri Ödemeli Olarak Dövize Yöneliyor.. Geçen seneye bir önceki döneme göre daha sakin şekilde başlayan emlak piyasasının ev kredisi faizlerinin 0,70 düzeyinde seyretmesi dolayısı ile yıl ortasında canlandı ancak bu süreç 17 Aralık 2013′e değin devam etti. 17 Aralık soruşturmaları ile kurlardaki artış ise yatırımcıyı dövize yönlendirdi.
Vay Be! Dedirten 10 Hızlıca Okunası Hikaye
Olay, henüz döviz kurlarının uygulanmadığı yıllarda ABD-Kanada sınırındaki bir şehirde geçmektedir:  ABD ve Kanada malum ki para birimi olarak 'dolar' kullanmaktadırlar. Yalnız her iki ülke de kendi paralarının daha değerli olduğunu iddia etmektedirler. Şöyle ki Kanadalılara göre:      1 ABD Doları= 90 Kanada Centi, Amerikalılara göre ise :     1 Kanada Doları= 90 ABD Centi. Bir Amerikalı, cebindeki 1 dolarla dolaşmaya çıkar. Bir ara karnı acıkır ve simit alır (amerikan simidi!). Simidin fiyatı 10 centtir. Cebindeki 1 doları verir. Simitçi bozuk para ararken cebinin bir köşesinde 1 Kanada doları bulur, onu verir (90 cente eşit ya!). Derken sınırı yürüyerek geçer ve Kanada'da dolaşmaya başlar. Kaleme ihtiyacı olduğunu hatırlar. Girer bir kırtasiyeciye. Kalemin fiyatı da 10 Kanada centidir. Cebindeki 1 Kanada dolarını verir. Kırtasiyeci de para üstü olarak 1 ABD doları verir. Oradan da ayrılıp evine döner. Sonra düşünmeye başlar:     - Yahu sabah evden çıkarken cebimde 1 ABD dolarım vardı, şimdi de 1 ABD dolarım var. Pekiyi simitle kalemin parasını kim verdi?
FED: 'En Kırılgan Türkiye'
ABD Merkez Bankası (Fed), gelişmekte olan ülkelerdeki finansal piyasalarda satış dalgasına yol açmış olabileceğini kabul ederken, Türkiye, Brezilya ve Hindistan gibi ülkelerin ise kendi uyguladıkları politikalar yüzünden dış şoklara karşı kırılgan duruma düştüklerini belirtti. Fed Kongre'ye dün sunduğu bir raporda 'Geçen yılın ortasında doğan gerilimlerin önemli ölçüde Merkez Bankası'nın uygulamalarından kaynaklandığı anlaşılıyor' dedi. Fed'in tahvil alımı yoluyla yürüttüğü destek programını kısa bir sürede sonlandırmaya başlayacağını 2013 ortasında açıklaması, pek çok gelişmekte olan piyasada, borsalarda, tahvil ve dövizde sert düşüşlere yol açmıştı. Bu açıklama, uluslararası para akışında istikrarı bozabilecek kaymalar olabileceği gerekçesiyle küresel gerilimlere yol açmıştı. Buna örnek olarak, Hindistan merkez bankası başkanının, ABD'nin uyguladığı politikaların dünyanın diğer bölgelerini nasıl etkilediğini daha iyi düşünmesi gerektiğini söylemesi gösterilebilir. Ancak Fed raporunda bazı gelişmekte olan ülkelerin sorumluluğuna işaret edilerek, bu ülkelerin kendi piyasalarının neden bu kadar zarar gördüğünü değerlendirirken aynaya bakmalarını istedi. Fed analistleri önde gelen 15 gelişmekte olan ülkede ekonomik kırılganlığı ölçen bir endeks oluşturdular. Bu değerlendirmede en kırılgan ülke olan Türkiye'yi sırasıyla Brezilya ve Hindistan izliyor. Bu ülkelerin ardından Endonezya ve Güney Afrika geliyor. Söz konusu endeks, cari dengeler ve döviz rezervlerinin ekonomik üretime oranı gibi altı faktörü hesaba alıyor. Fed analizine göre en kırılgan olan ülkeler, paralarında en büyük değer kaybını ve kamu borçlanmasında daha yüksek faiz oranlarını görüyor. Fed raporunda, 'Bu kanıt, eğer gelişmekte olan ekonomilerin şoklara karşı daha dirençli olmaları bekleniyorsa, ekonomik kırılganlıklarının azaltılmasının önemli olduğu görüşünü destekliyor' denildi. Analizde gelişmekte olan ekonomilerden bazılarının yaşadıkları kırılganlığı azaltma yolunda mesafe kaydettikleri belirtilirken, Çin kırılganlığı en az olan ülkeler arasında yer alıyor. Son 10 yılda çok büyük boyutta bir döviz rezervi depolamış olan Çin'in kamu borcu düzeyi de görece olarak düşük. Fed, gelişmekte olan ülkelerden bazılarının piyasa volatilitesine karşı faizlerin yükseltilmesi,döviz piyasalarına müdahale ve başka 'geçici önlemler' alarak karşı durmaya çalıştıklarına işaret etti. Fed'e göre küresel yatırımcılar, hangi ülkelerin 'temel kırılganlıklarını' azaltmak için önlemler aldığını yakından izliyorlar. Raporda, 'Parasal, mali ve yapısal reformların uygulanmasında devamlı bir ilerleme gereklidir' denildi.CNN Türk
Metallica'nın Türkiye Konseri Hakkında Merak Edilenler
Metallica'nın henüz resmiyet kazanmayan Türkiye konseri ile ilgili merak ettiklerinizi sizler için cevapladık. Cengizhan Yeldan tarafından açıklanan Metallica'nın 13 Temmuz'da konser vereceğine dair haber ile ilgili bir çok soru geliyor. Bunları tek bir yazıda toplayıp cevaplamak istedim. Umarım bir takım sorulara cevaplar bulabilirsiniz. Soru: Metallica'nın geliyor olduğuna dair haberler nereden çıktı?Cevap: Metallica'yı 2008 yılında Türkiye'ye getiren Purple Concerts firmasının kurucusu Cengizhan Yeldan tarafından konu ile ilgili bir twit atıldı ve grubun 13 Temmuz'da ülkemizde konser vereceğiduyuruldu. Bunun dışında herhangi bir bilgi yer almadı.Soru: Metallica'dan resmi bir açıklama geldi mi?Cevap: Hayır gelmedi. Metallica haricinde organizasyon şirketinin kendisinden de bir açıklama gelmedi. Metallica'nın destek hattına mail attım ve gelen cevap şu şekilde oldu: 'Şu an açıklanmış olan turne bilgileri dışında herhangi bir bilgiye sahip değiliz'. Bu cevap zaten klasik bir cevap. Henüz resmiyet kazanmamış bir bilgiyi bizimle paylaşmaları garip olurdu öyle değil mi...Soru: Metallica'nın gelme ihtimali yüksek mi?Cevap: Evet yüksek. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Purple Concerts'in yöneticisi böyle bir açıklama yaptıysa, ortada bir şey var demektir. Muhtemelen görüşmeler devam etmekte ve son aşamaya gelindiği için Cengizhan Yeldan bunu ifşa etme gereği duydu.Soru: Konser nerede yapılacaktır?Cevap: 2008'deki son konser Ali Sami Yen'de yapılmıştı. 2010'da yapılan ve Metallica'nın katıldığı Sonisphere Festivali ise İnönü Stadı'nda yapılmıştı. Bildiğiniz üzere bu iki stat şu an yıkılmış durumda. Yeni mekan için öne çıkan alternatifler İTÜ Stadyumu ve TT Arena. Ayrıca üçüncü bir alternatif olarakKüçükçiftlik Park'da düşünülebilir. Bunların dışında bir alternatif yok gibi.Soru: Konserin bilet fiyatları ne kadar olur?Cevap: Biraz tuzlu olacaktır. 2008 yılında Metallica'nın tek başına verdiği konserde en pahalı fiyat 350 liraydı. Bu bağlamda organizasyon açısından benzer koşulların olacağını varsayarsak, döviz kuru ve ülkemizin enflasyon oranlarını hesaba katarak paranın zaman değerini hesaplamaya kalktığımızdaçıkan sonuç 900 liraya yakın bir meblağ oluyor. Fakat muhtelen o kadar pahalı olmayacaktır. 300-400 civarı bir fiyat da beklemeyin. En pahalı bilet için (muhtemelen sahne önü olur) en az 500 lirayı gözden çıkartmak gerektiğini aklınızdan çıkartmayın. Soru: Konserde hangi parçalar çalınacak?Cevap: Metallica yeni bir uygulamayla konser öncesi setlist'lerin belirlenmesi için dinleyicilerin oy kullanabileceği bir anket oluşturuyor. Bizim konser kesinleştiği zaman bu anket aktif hale gelecektir ve orada oylara göre setlist şekillenecek.Soru: Alt gruplar hakkında neler dönüyor?Cevap: Ortada çeşitli spekülasyonlar var fakat muhtemelen bunlar gerçeği yansıtmıyor. Daha konser belli değilken alt grupların ortaya çıkması çok saçma. Yine de biz dönen isimleri yazalım: Dream Theater (hadi oradan, bunu kim uydurduysa), Trivium, Rob Zombie, Ugly Kid Joe. Biraz fanteziye kaçan yorumlar ve söylentiler var fakat akla yatkın olanlar da var... Gönül ister ki 80 Kalibre çıksın.Soru: Tüm bu haberlerin kesinleşmesi ne kadar zaman alır?Cevap: Net açıklamanın çok yakın bir zamanda geleceğini düşünüyorum. En geç Mart ayı içerisindekonser resmiyete kavuşacaktır.
Borsaya Nasıl Girilir?
Menkul kıymetlerin resmi ortamlarda el değiştirmesini mümkün kılan borsalar, hisse senetleri ile birlikte anılmaktadır. Borsanın tanımı içerisinde geçen piyasa kelimesi de ticari malların alım – satım işlemlerinin gerçekleştirildiği yerler olmalarından dolayıdır. Borsanın tanımı yapılacak olursa; ticarete konu olan malların ve ticari evrakların alım – satım işlemlerinin yapıldığı kurumsal piyasalardır. Borsaların kendilerine özgü kuralları ve özellikleri vardır. Ekonomiye büyük katkıları bulunmaktadır ve bu nedenlerden dolayı da kurumsal kimliğe sahiplerdir.Borsalar tarihi açıdan da en eski finansal piyasa olma özelliği taşımaktadır ve deniz ticaretinin yaygınlaşmaya başlaması ile liman kenti olan ülkelerde ilk borsalar görülmeye başlamıştır. İlk olarak emtia denilen tarım ürünleri, değerli madenlerin alım satım işlemlerinin yapılması pazar ve panayırlardan borsacılığın başlamasından kaynaklanmaktadır. Hisse senetleri gibi ticari evraklarla birlikte anılmasının nedeni ise ticaretin yaygınlaşmaya başlaması ile borsaların tam anlamını kazanmaya başlamasıdır.Küçük birikimlerin değerlendirilmesi için bankalara göre iyi olanaklar sunan borsa piyasasında kazanç elde edebilmek için bilgi ve deneyime ihtiyaç vardır. Günümüzde internet kullanımının da yaygınlaşması ile borsalar hakkında geniş bilgilerin elde edilebileceği birçok kaynak ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda borsa işlemlerinin de internet üzerinden yapılmaya başlaması da vakit kaybı ve borsa seans salonlarının karmaşasından yatırımcıları kurtarmıştır. İnternet bağlantılı bir bilgisayar yardımıyla borsa seans saatleri içerisinde rahatlıkla yatırım yapma imkanı sunulmaktadır.Borsalar küçük birikimlerin büyütülmesi açısında yatırımcılara iyi bankalara göre daha iyi olanaklar sunmaktadır. Tasarruf sahipleri ile orta ve uzun vadeli fon talep eden kuruluşlar arasında iletişim kurulmasını, sermaye mobilizasyonunda araçların ortadan kalkmasını ve fonksiyonların azalmasına ortam sunarlar. Küçük birikimlerin doğrudan veya dolaylı olarak hızlı bir şekilde yatırımlara aktarılmasını mümkün kılar. Yatırımcıların borsalarda birikimlerini değerlendirmek dışında eğer şirketleri varsa şirketlerinin hisse senetlerinin el değiştirmesini sağlamaktadır. Bunun nedeni borsaların şirketlere öz kaynak sağlamasından kaynaklanmaktadır. Borsalar bu şekilde iktisadi kalkınmanın hızlanmasına ve sağlıklı finansman kaynaklarına kavuşulmasına yardımcı olurlar.Borsa yatırımcısı olmak isteyen kişilerin;Borsalar hakkında bilgi sahibi olmaları, nasıl işlem yapacaklarını, piyasa özelliklerini öğrenmeleri gerekir.Yatırım araçlarını ve nelerden etkilendiklerini bilmeleri gerekir.Psikolojik olarak piyasada işlem yapmaya hazır olmaları gerekir.Piyasa takibinin nasıl en iyi şekilde yapılacağını öğrenmeleri gerekir.İyi bir analiz bilgisine sahip olmaları gerekir. Yatırım yapmak isteyen kişilerin hangi piyasada olursa olsun öncelikli olarak yatırım yapacakları piyasayı tanımaları gerekir. Piyasanın özelliklerini, yatırım araçlarını ve yatırım araçlarının nasıl işlem gördüklerini, fiyatların nasıl oluştuğunu ve hangi faktörlerden etkilendiğini bilmeleri gerekir. Borsaların kurumsal kişiliklerinden dolayı kendilerine özgü kuralları vardır. Yatırımcı olmak isteyen kişinin öncelikle borsa piyasasını tam olarak tanıması gerekir. Bunun için günümüzde çeşitli eğitim olanakları bulunmaktadır. İnternet üzerinden borsalar hakkında bilgi alınabilecek birçok kaynak bulunmaktadır. Aynı zamanda aracı kurumların bazıları demo hesap denilen sanal para ile çalışan bir platform imkanı da sunmaktadır. Yatırımcılar bu platformlarda sermayelerini riske atmadan nasıl yatırım yapmaları gerektiğini uygulamalı olarak öğrenebilmektedir.Yatırımcıların aynı zamanda psikolojik olarak da kendilerini piyasada işlem yapmaya hazırlamaları gerekmektedir. Başka yatırımcıların işlemlerinden ve stratejilerinden etkilenmeden kendi stratejileri ile işlem yapabilmelilerdir. Stresle başa çıkmalı, kazanmaya ve kaybetmeye hazırlıklı olmaları gereklidir.Borsada işlem yapmak için;Yatırım hesabı açtırmak,İnternetten yatırım işlemini başlatmak,Şirketlerin haber ve gelişmelerini takip etmek,Piyasayı takip etmek gerekmektedir.Yatırım HesabıYatırımcının vadesiz bir hesabı yoksa bir banka veya aracı kurumdan yatırım hesabı açtırması gerekir. Ülkemizde Borsa İstanbul’un internet sitesinden yasal olan aracı kurumların listesine ulaşılabilir ve bu aracı kurumlar ile görüşülerek en iyi olanakları sunan kurum ile anlaşılabilir. Seçilecek aracı kurumun yasal olması özellikle dikkat edilmesi gereken bir konudur. Aracı kurumların denetlenmelerinin öncesinde kendilerini aracı kurum olarak tanıtan birçok kişi nedeniyle yatırımcı olmak isteyenler büyük kayıplar yaşamışlardır ve ülkemizde borsaların gelişmesinin önüne geçmiştir.Bir banka veya aracı kurumda yatırım hesabı açtırılmak istendiğinde görevli kişi birçok evrak imzalayıp doldurulmasını isteyecektir. Bu bilgilerin eksiksiz bir şekilde yerine getirilerek görevliye teslim edilmesi sonrasında 2 – 3 iş günü içerisinde yatırım hesabı aktif hale gelecektir. Hesap aktif hale geldikten sonra yatırımcı belirli miktardaki teminatı hesabına yatırarak işlem yapmaya başlayabilir.İnternetten YatırımEskiden döviz büroları, bankaların seans salonları, borsaların seans salonları gibi yerlerden gerçekleştirilen işlemler günümüzde internet üzerinden aracılara iletilerek kolaylıkla yapılabilmektedir. Aynı zamanda eskiye göre çok daha hızlı bir şekilde yatırım yapma ve piyasa takibi imkanı internet üzerinden yatırım yapılmaya başlanması ile sağlanmıştır.Yatırım hesabının açtırıldığı kurum veya bankanın internet sayfası ziyaret edilerek yatırım hesabı sekmesinden yatırım işlemleri kolaylıkla başlatılabilir. Yatırım hesabı sekmesinden işlem yapılacak olan yatırım aracının seçilmesi ile işleme başlanır. Yatırım aracı olarak hisse senedi seçilecekse her şeyden önce hisse senedinin ait olduğu şirket ile ilgili araştırmaların yapılması gerekir ve şirketin gelecekte büyüyerek yükseleceği öngörülmelidir. Şirketin büyümesi ile hisse senetleri de değer kazanacaktır.Hangi şirkete ait hisse senedine yatırım yapılacaksa o şirketin ve hisse senedinin kodunun girilmesi gerekecektir. Ayrıca kaç adet hisse alınacağına ve süresine karar verilmelidir. Hisse senetleri alım süreleri seanslık veya günlük olabilir. Seanslık ve günlük işlemlerden kazanç elde edebilmek için ise yatırımcıların kısa vadede işlem yapabilme konusunda kendini geliştirmesi gerekmektedir.Şirket TakibiHisse senedinin ait olduğu şirketin haberlerinin ve gelişmelerinin takip edilmesi geleceğe yönelik öngörü sahibi olunması adına büyük bir önem taşımaktadır. Yatırım işlemlerinde internet üzerinden yapılmasının bir kolaylığı da şirketlerin takibinde ortaya çıkmaktadır. Şirket takibi internet üzerinden şirketin web sayfası üzerinden, aracı kurumların sayfalarından ve bu hizmeti veren diğer web sayfaları üzerinden kolaylıkla yapılabilir.Şirket takibinde yapılmasında, seçilen hisse senedine ait grafiklerin, fiyat değişimlerinin, fiyatların en yüksek ve en düşük seviyelerini, günlük işlem hacimlerini, fiyatların yönü, yıllara göre hisse senedinin istatistiğini, şirketin piyasa değerini, sermayesini, yıllık kar oranlarını, halka açıklık oranlarını takip etmek gerekir.Piyasa TakibiPiyasanın özelliklerinin bilinmesinin yanında yatırımcıların iyi bir piyasa takipçisi olmaları gerekir. Piyasa takibi de hangi piyasa olduğu fark etmeden etkin bir şekilde yapılması gereken bir konudur. Piyasa takibinin tam anlamıyla yapılması yatırımcının yatırımlarını yönlendirmesi adına büyük bir önem taşımaktadır. Ek olarak iyi bir analiz bilgisine de sahip olmalıdır ve piyasadan edindiği bilgiler ile analizler sonucunda edindiği bilgileri birlikte yorumlayabilmelidir. Ancak bu şekilde kazanç getirecek yatırım işlemleri gerçekleştirebilir.Hisse senetleri ile yatırım yapılırken hisse senedinin ait olduğu şirketin takip edilmesinin yanında, şirketin ait olduğu sektöründe takip edilmesi gerekir. Sektörel bir değişim görüldüğünde dolaylı veya direkt olarak şirkette mutlaka etkilenecektir. Aynı zamanda merkez bankalarının para politikaları, hükümetlerde yaşanan ekonomik ve siyasi krizler, ekonomik verileri de hisse senetlerini etkileyecektir. Bu nedenle yalnızca şirketin takip edilmesi değil, piyasa üzerine etkili olabilecek tüm faktörlerin takip edilmesi gerekmektedir.Şirketlerin ve piyasanın takip edilmesi ile edinilen bilgiler analiz edilmelidir. Analizler sonucunda fiyatların gelecekte ne yöne ilerleyecekleri hakkında bilgi sahibi olunacaktır ve risk faktörü de sınırlandırılmış olacaktır.Borsalarda yatırım yapmak isteyen kişilerin öncelikle piyasayı tam anlamıyla tanıması gerekir. Ancak bu şekilde kazanç elde edebilirler ve mevcut risklerin önüne geçebilirler. Son olarak yatırımcıların psikolojik açıdan kendilerini borsada işlem yapmaya hazırlamaları gerekir ve başka yatırımcıların işlemlerinden etkilenmemeleri, aşırı getiri beklentisine girmemeleri gereklidir._http://www.borsanasiloynanir1.com/borsaya-nasil-girilir/_
Erdoğan, Madencilere 640 Gündür Çile Çektiriyor.
Erdoğan, madencilere 640 gündür çile çektiriyor. Madencileri medya patronluğuna zorlayıp tehdit etti! Bugün hiç kimse “müjde krizi çözüyoruz” diye ortaya çıkmasın, bu kaosu yaratan bizzat Erdoğan’dır, tabii ki çözmesi gereken de kendisidir.AnkaraCHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran'ın, madencilik sektörünün Başbakanlık genelgesi nedeniyle 640 gündür yaşadığı kriz ve kaos ortamına ilişkin verileri ve çözüm önerilerini değerlendirdi. Umut Oran, 'Madencilik sektöründeki ruhsat krizinin mimarı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Erdoğan, madencilere 640 gündür çile çektiriyor, madencileri önce medya patronluğuna zorlayıp sonra da tehdit etti! Bugün hiç kimse “müjde krizi çözüyoruz” diye ortaya çıkmasın, bu kaosu yaratan bizzat Erdoğan’dır, tabii ki çözmesi gereken de kendisidir. Çıkardığı yasaları ile tüm alanlarda yetkiyi tekeline alıp, despotik bir rejime doğru koşar adım giden bir Erdoğan var. Maden ruhsat izinlerinin Başbakanlık onayına bağlamanın amacı nedir? Uygulamanın sektörü felç ettiği ortada… Hükümet madenciliği bitiriyor, bu yanlıştan dönülmelidir!' dedi.CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın bugün yaptığı yazılı basın açıklaması şöyle:16 Haziran 2012’de yayınlanan Başbakanlık Genelgesi ile madencilikte yeni ocak izinleri Başbakanlık’ın iznine bağlandı.O günden bu yana Başbakanlık’ta izin bekleyen maden ruhsatı sayısı 12.000’e ulaştı. Madenciler 640 gündür çile çekiyor.Recep Tayyip Erdoğan bununla da yetinmedi, basın patronlarının maden sektörüne girişini önce teşvik edip, daha sonra da buradaki yatırımlarını ayrımcı şekilde engelleme tehdidiyle medya gruplarını kontrol altına almaya çalıştı.Yeni ruhsat başvurularına ilişkin Başbakanlık’ta yapılan incelemelerin çok uzun süre alması sektörü tıkadı.İzin alma süreci uzayınca, 3213 sayılı Maden Yasası’nda öngörülen 3 yıllık süre aşıldığı için bazı işletme ruhsatları iptal ediliyor.Çoğu yeni ruhsat başvurusu da geri çevriliyor.İzinlerin alınmasındaki gecikmeler nedeniyle, mevcut arama ve işletme ruhsatlarında planlanmış olan arama yatırımları olumsuz yönde etkileniyor ve diğer birçok arama çalışması mevsiminde yapılamıyor.Madencilerin “genelge kâbusu” halen devam ediyor. Sektör hızla kan kaybediyor. Türkiye ekonomisi yüzde 4 büyürken, madencilik sektörü yüzde 3.3 küçüldü.Madencilik, katma değeri yüksek bir sektör olduğu için yaşanan bu süreçten jeoloji, jeofizik, sondaj, laboratuvar, harita, çevre, teknoloji konularında hizmet veren ve sektöre makine-ekipman sağlayan yüzlerce şirket de olumsuz etkileniyor.Çıkardığı yasaları ile tüm alanlarda yetkiyi tekeline alıp, despotik bir rejime doğru koşar adım giden bir Erdoğan var. Maden ruhsat izinlerinin Başbakanlık onayına bağlamanın amacı nedir?Uygulamanın sektörü felç ettiği ortada… Hükümet madenciliği bitiriyor, bu yanlıştan dönülmelidir!...KOBİ niteliğindeki firmaların faaliyet gösterdiği madencilik sektörü ve onunla çalışan birçok sektörün mağduriyetinin giderilmesi, ülke ekonomisine daha fazla zarar verilmemesi için hükümet bu genelgeyi derhal iptal etmelidir!...Bu da yetmez; madencilikte üretim ve istihdam artışını teşvik eden, iş güvenliğini de gözeten bir düzenlemeye gidilmeli, potansiyel katkısından dolayı Madencilik ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı kurulmalıdır.Madencilik yatırımları için gerekli ruhsat ve izinlerin alınmasını kendisinin onayına tabi tutan Recep Tayyip Erdoğan Genelgesi, 640 gündür sektörü tam anlamıyla felç etti. Bu keyfi uygulama nedeniyle kimse ruhsat alamıyor, mevcut ruhsatlar yenilenmiyor, sektör ayakta duramaz hale geldi, hükümet ülke madenciliğini bitiriyor.16.06.2012 tarih ve 28325 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2012/15 sayılı Başbakanlık genelgesi ile kamu kurum ve kuruluşlarının sahip oldukları taşınmazların kullanımı; bu çerçevede yeni maden ruhsatları da Başbakanlık iznine bağlandı. Bu genelge madencilik sektörü için tam bir kâbus oldu. Madenciler hem yeni ruhsat almada, hem de süresi dolan ruhsatlara ilişkin süre uzatımlarında sorun yaşıyor. O günden bu yana Başbakanlık’ta izin bekleyen maden ruhsatı sayısı 12.000’e ulaştı. Yeni ruhsat başvurularına ilişkin Başbakanlık’ta yapılan incelemelerin çok uzun süre alması, tam anlamıyla sektörü tıkadı. İzin alma süreci uzayınca, 3213 sayılı Maden Yasası’nda öngörülen 3 yıllık süre aşıldığı için bazı işletme ruhsatları iptal ediliyor. Çoğu yeni ruhsat başvurusu da geri çevriliyor.Önceki yıllarda 10 bin dolayında seyreden yıllık ruhsat sayısı 2012’de 1.407’ye indi, 2013’te ise izinler adeta durma noktasına geldi ve sadece 84 ruhsat düzenlendi.Erdoğan, madencileri medya patronluğuna zorladıBu konuyu yakından biliyor ve takip ediyorum, hatta TBMM kanalıyla resmi yollardan da bizzat muhatabına aktardım sektörün sıkıntılarını. Recep Tayyip Erdoğan’a yönelttiğim önergede halen yanıt bekleyen sorularım şöyle:Basın patronlarının maden sektörüne girişini önce teşvik edip, daha sonra da buradaki yatırımlarını ayrımcı şekilde engelleme tehdidiyle medya gruplarını kontrol altına almaya mı çalışıyorsunuz?16 Haziran 2012 tarihinde yayınlanan Başbakanlık genelgesi ile maden ruhsatları ve maden alanlarındaki izinlerin Başbakanlık iznine tabi tutulmasının nedeni bu alanda yatırımı olan medya holdinglerini baskı altında tutmak mıdır?Maden sektöründe faaliyet gösteren Koza İpek Holding’in madencilik faaliyetleri, grubun sahibi olduğu medya organlarının yayınları nedeniyle mi engellenmektedir? Ciner Holding’i de madencilik faaliyetlerini engellemekle tehdit ettiniz mi?Enerji Bakanı da bekliyorEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’na madencilik ve mermerle ilgili olarak yönelttiğim soru önergesi de (www2.tbmm.gov.tr/d24/7/7-39052s.pdf) halen yanıtlanacağı günü beklemektedir.Ekonomi yüzde 4 büyürken madencilik yüzde 3.3 küçüldü…Konuyu teknik olarak incelediğimizde ise GSYH’ye ilişkin alınan en son verilere göre 2013’ün ilk dokuz aylık döneminde Türkiye ekonomisi sabit fiyatlarla yüzde 4 oranında büyüme kaydederken, madencilik sektörü yüzde 3.3 küçüldü. Madencilik, bu dönemde büyüme oranı negatif çıkan tek iktisadi faaliyet kolu oldu. 2012’nin aynı döneminde madencilik yüzde 2.8’le GSYH’dekine paralel bir büyüme göstermişti. Türkiye ekonomisi büyürken, madencilik sektörünün küçülmesinin nedeni, sektörü tıkayan ruhsat izinlerindeki sıkıntıdan kaynaklanıyor.Gecikme iptalleri getiriyor…Başbakanlık’ta bir türlü bitmek bilmeyen incelemelerde izin alma sürecinin uzaması üzerine, 3213 sayılı Maden Yasası’nda öngörülen 3 yıllık süre aşıldığı için bazı işletme ruhsatları iptal ediliyor. İzinlerin alınmasındaki gecikmeler nedeniyle, mevcut arama ve işletme ruhsatlarında planlanmış arama yatırımları olumsuz etkileniyor ve diğer birçok arama çalışması mevsiminde gerçekleştirilemiyor. Ormanlık alanlardaki maden işletme izinleri de aynı şekilde gecikmeye uğruyor. Madencilik sektörü, katma değeri yüksek bir sektör olduğu için yaşanan olumsuzluklardan sektörün sadece kendisi değil; jeoloji, jeofizik, sondaj, laboratuvar, harita, çevre teknoloji konularında hizmet veren ve sektöre makine-ekipman sağlayan yüzlerce şirket de olumsuz etkileniyor…Genelge yasanın üstünde olamaz…3213 saylı Maden Kanunu gereğince maden ruhsatları Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanlığı’na bağlı Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) tarafından veriliyor. 16.06.2012 tarihine kadar Maden Kanunu uyarınca T.C vatandaşı veya Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulu şirketler ilgilendikleri maden saha başvurularını MİGEM’e yapıyor ve bir maden arama ruhsatı en fazla 15 gün, maden işletme ruhsatı da azami 2 ay içinde veriliyordu. Ancak söz konusu genelge yüzünden 16.06.2012 tarihinden sonra ruhsat alma ve uzatma işlemleri tıkandı. Halen 12.000 maden ruhsatı Başbakanlık’ta izin için bekliyor. Madenci başvuru yaptığı ruhsatların harç ve teminatlarını 3213 saylı Kanun hükümlerine göre eksiksiz ödediği halde ruhsatını alamıyor. Madenciler bu genelge yüzünden ruhsatlarını alamıyor ve madeni çalıştırmaya başlayamıyor. Madenciler mağdur durumda.Bu genelge yasanın önüne geçmiş durumda. Oysa hukuk devletinde hiçbir genelge yasanın üstünde olamaz.Genelgenin amacı gizleniyor…Erdoğan’ın keyfi uygulamalarından biri olan bu genelgenin ne amaçla çıkarıldığı kamuoyundan gizleniyor. Ülke genelindeki tüm maden sahalarının kullanımı Başbakanlığa, daha doğrusu Erdoğan’a, yani bir kişiye veriliyor. Çıkardığı yasalarla tüm alanlarda yetkiyi tekeline alıp, despotik bir rejime doğru koşar adım gidiyor.Firmalar zor durumda… Genelge sonrası maden sahası ruhsatını almak için ya çok uzun süre beklemek zorunda kalan ya da o ruhsatı hiç alamayan madencinin maden arama şevki kırılmıştır. Genelge yüzünden ruhsatları ciddi oranda geciken ya da başvurusu yasaya göre eksiksiz olduğu halde bu genelge yüzünden ruhsat alamayıp hakkını yitiren firmalar her geçen gün artıyor. Yine bu genelge yüzünden ruhsat alamayıp taahhüt ettiği madeni çıkaramayan firmalar müşterileri ile yaptıkları sözleşmeler gereğince cezai duruma düşüyorlar.Bu uygulama ekonomiye darbedir…2012/15 sayılı genelge ülke içindeki madenciliği bitirme noktasına getirirken, sektöre yönelik doğrudan yabancı yatırımları da caydırıyor. Birçok yerli ve yabancı sermayeli madencilik firması bu genelge yüzünden ülke madenciliğine ya yatırım yapmıyor ya da mevcut yatırımlarını başka ülkelere kaydırıyor. Birçok yabancı sermayeli firma yatırımını ya iptal ediyor ya da askıya alıyor. Bu durum ülke ekonomisi için ciddi döviz ve vergi kaybı demek… Sektör uzmanları genelgenin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana kaybın 1.5 milyar doları aştığını bildiriyor. Genelge istihdama da darbe vuruyor. Orta ölçekli bir maden sahasında en az 50 kişi istihdam ediliyor.Hükümet madencinin çığlığını duymazdan gelemez…Madencilik, vergisi ve diğer yükümlülüklerini en düzenli ödeyen ve en çok kayıt altında olan bir sektör. Madenciler tamamen kayıt altında oldukları için, bulundukları illerde çoğunlukla vergi rekortmenleri arasında yer alıyor. Taşıma sektörünü ayakta tutan sektörlerin başında madencilik geliyor. Maden rezervleri ülke ekonomisi için önemli bir kaynak ve aynı zamanda ciddi bir istihdam deposu... Sektör karının önemli bir kısmını arama geliştirme çalışmalarına harcıyor. Göçü kaynağında kesen madencilik sektörü, dağ başlarına yol, su ve elektrik götürüyor. Tüm bunların karşılığında ise bürokratik engellerden kurtulmak, çalışıp üretmek istiyor. Oysa keyfi uygulamalarla önlerine engeller çıkarılıyor. Ruhsat devirleri de başbakanlık iznine bağlanırsa sektörde kaos olur…Genelgenin ilk uygulamasında, maden sahası ruhsat devirleri için Başbakanlık izni gerekmiyordu. Bugün sektörde ruhsat devirlerinin de Başbakanlık iznine tabii olacağı konuşuluyor. Sektör yetkilileri, maden sahası ruhsat devirlerinin de izne tabi olması durumunda, sektörün ciddi bir darboğaza gireceğini, iflaslar ve kaos yaşanacağını söylüyor. Genelgenin en kısa sürede yürürlükten çekilmemesi durumunda küçük ve orta ölçekli firmaların sektörden silinip gideceği belirtiliyor. Mermerciliğe de darbe…Türkiye mermerciliği, bütün mermer üreticisi ülkeler içinde adeta kıskanılacak bir konumda bulunuyor. Çin’e mermer ihracatı yapan ülkeler arasında ilk sırada yer alan Türkiye ABD, Irak, Belçika, Suudi Arabistan, Kanada, BAE ve daha birçok ülkeye yapılan ihracatta birinci sıraya yerleşiyor. Türkiye mermerciliğinde kalite giderek yükseltiyor. Sektör uluslararası pazarlarda her koşulda rekabet edebilecek bir konuma erişti. 2013 yılında 147 ülkeye işlenmiş ihraç edildi. Geçen yıl 2.2 milyar dolara ulaşan mermer ihracatımızın yaklaşık yarısını işlenmiş ürünler oluşturdu. Ancak 16 Haziran Genelgesi bütün madenciler gibi mermercilerin de önünü tıkadı. Türkiye bu alanda da silahı kendi ayağına sıkıyor.MADENCİLİĞE ENGEL DEĞİL TEŞVİK VE DESTEK LAZIM…. Maden arama için ruhsat alma ve ruhsat süresi uzatma izinlerinin Başbakanlığa bağlanması şeklindeki amacı ve niyeti bozuk düzenlemenin sektörü felç ettiği ortada…Hükümet madenciliği bitiriyor, bu yanlıştan dönmelidir! Böyle giderse sektör batacak, ülke ekonomisine büyük bir darbe inecek. Çok büyük oranda KOBİ niteliğindeki firmaların faaliyet gösterdiği madencilik sektörü ve onunla çalışan birçok sektörün bu mağduriyetinin giderilmesi, ülke ekonomisine daha fazla zarar verilmemesi için hükümet bu genelgeyi derhal iptal etmelidir! Aksi halde sektör ayakta kalamayacak, çökecek… Hükümet madencinin çığlığını duymazdan gelemez, buna hakkı yok… Madencilikte, iş güvenliğini göz ardını etmeden üretim ve istihdam artışını teşvik eden bir düzenlemeye gidilmelidir. Madencilik, ileride ülke ekonomisine çok büyük katkı yapacak potansiyele sahiptir. Bu nedenle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan ayrı bir Madencilik ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı kurulması, bu potansiyelin kullanılmasında önemli katkı sağlayacaktır.