MHP Haberleri

MHP ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. MHP ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Maden Suyundan 'Türk' Kalktı İddiası
Afyonkarahisar İl Genel Meclisi MHP Grup Başkanı İsa Çağa, İhsaniye İlçesi’nde üretilen Türk Kızılayı Maden Suları’nın yeni şişesinde ’Türk’ ibaresinin kaldırıldığını iddia etti. MHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Parsak, sosyal paylaşım sitesi Twitter’da yaptığı açıklamada, Türk Kızılayı tarafından üretilen maden suyu şişesindeki ’Türk’ ibaresinin kaldırıldığını ileri sürdü. İddia üzerine inceleme yapan Afyonkarahisar İl Genel Meclisi MHP Grup Başkanı İsa Çağa, konuyla ilgili İl Genel Meclisi Toplantı Salonu’nda basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, Kızılay Maden Suları’nın eski ve yeni şişesiyle gelen Çağa, T.C.’den sonra ’Türk’ ibaresinin de kaldırıldığını kaydetti. Önce bankaların, ardından kamu kurumlarının tabelalarındaki T.C. ibaresinin kaldırıldığını vurgulayan Çağa, 'T.C. ibaresinin ardından ’Türk’ kelimesinin de kaldırılması rastlantı değildir' dedi. Türk Kızılayı Maden Suları’ndan ’Türk’ kelimesinin kaldırılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Çağa, 'T.C. ibaresinden sonra ’Türk’ kelimesinin de kaldırılması rastlantıyla açıklanamaz. Kelimeleri kaldırsanız da gönlümüzdeki ’Türk’ü silemezsiniz' diye konuştu. Milliyet
Bahçeli: Ne kadar Omo, Tursil, Persil Varsa Alacağım
Fatih'te kendisini karşılayan partililerin açtığı Türkiye haritası üzerinde 'Beni yıka' yazan pankarta MHP lideri Bahçeli'den yanıt geldi!MHP Lideri Devlet Bahçeli , partisinin İstanbul Küçükçekmece ilçesi aday tanıtım töreninde konuştu. Konuşmasında Başbakan Tayyip Erdoğan'a yönelik sert ifadeler kullanan Bahçeli, 'MHP, seni, nereye gidersen git; Yüce Divan'a çıkarmazsa namerttir' dedi. İşte Bahçeli'nin sık-sık sloganlarla kesilen konuşmasının satır başları:30 Mart 2014 Pazar günü yerel seçimler yapılacaktır. Bu seçimlere YSK’ya göre 25 siyasi parti katılacaktır. Partilere seçimlerde MHP olarak başarılar diliyorum. Siyasi partilerimiz demokrasimizin vazgeçilmezidir. 25 partinin arasında 45. Yılını 9 Şubat günü idrak edeceğimiz MHP de katılacaktır. Bazı köşe yazarları ve kamu yönlendirmesi yapan araştırmacı kuruluşlara göre sanki İstanbul'da 25 siyasi parti yok. 'İstanbul tahterevalli gibi ya CHP ’nin olur ya AKP’nin olur' gibi. 'Bu seçimler AKP-CHP arasında geçecektir'. 'AKP galiptir' diyerek ille de AKP derler. Şu seçim ne CHP ne AKP, MHP’dir. İlle de MHP diyorsak işte o Muharrem Yıldız'dır. Büyükşehir Rasim Acar’dır. Çalışmalara fedakarlıklarla başlamış olan her konuda olduğu gibi ben varım diyen bu iki değerli kardeşimi, bağrınıza basıyor musunuz?Bugünkü iktidar Türkiye’nin belli bir bölümünü tamamen demokratik çözüm zırvasıyla etnik bir unsura veriyor. Bugünkü iktidardan kurtulmak, 1000 yıllık kardeşlik için elzemdir. Adalet ve Kalkınma Partisi ’ne oy veren insanlarımız demokratik hakkınızı kullandınız. AKP’nin çoğunluğunu sağladınız ve 11 yıldan bu yana ülkeyi yönettirdiniz. Yolsuzluk ve rüşvetle mücadele için ön hazırlıklar başlar. Bunlar çok yönlüdür. Gün gelmiş 17 Aralık 2013 günü emniyet güçleri harekete geçmek suretiyle imar, özelleştirme, kara para aklama, altın kaçakçılığı ve kamu ihalelerine fesat karıştırmak için hesap başlatmıştır. Türkiye 17 Aralık'tan bu yana operasyonu konuşuyor. Yapılmış olan sorgulama sonrasında suç anlayışları içinde, bakanların katıldığı, bürokratların katıldığı, iş adamlarının alet edildiği bir tablo ortaya çıkmıştır. 11 yıl iktidarda olan bir siyasi parti, ben yaptım diye konuşan bir lider, 2002 yılı öncesini reddeden bir lider, milleti yandaş medyayla aldatan bir anlayış... Kime dayanıyorsun? 'MÜCADELE ETMİYOR ÜSTÜNÜ ÖRTÜYOR'- Yolsuzluk ve rüşvetle mücadele edeceği yerde üstünü örtüyor. Başbakan saldırgan oldu. 2010 yılında bir anayasa değişikliği yapıldı mı? 28 madde miydi? Önceden fark etmiş midir bunu MHP? Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) yapısının değiştirilmesi midir bu? AYM’nin bu şekle getirilmesinin altında yatan korku tekrar partinin kapatılma endişesi midir? Bu iktidar döneminde hangi sosyal kuruma saldırı varsa kendilerine yapılacak bir darbe bahanesiyle HSYK’yı kullandılar. Başarılı hakim ve savcıları olarak başbakan tarafından takdir edilmişken, yolsuzluk ve rüşvet Kısıklı'ya doğru giderken genel kurula bir HSYK değişikliği tasarısı getiriyor. Milletin dikkatini Meclis'e çekiyorlar. Daha sonra ne yapıyor? Bir yer değiştiren bakanı getirdi. Ona talimat geldi. İki tane HSYK daire başkanını görevlendirmiştir. Savcılar emniyet mensupları önemli bir kıyım başlamış. Madem ki yer değiştiren bir bakanla HSYK’yı istediğin gibi kullanıyorsun neden yolsuzluğun üstünü kapatmak için Türkiye’de bunun kavgasını yapıyorsun? Başkesen olmuşsun sen. Ali kıran başkesen olmuşsun. Sayın başbakan yolun yol değil. Bu milleti aldatma. İktidar gücünü şahsına kullanma. Bunların hepsi kayıtlara düşmüşse bir yürekli insan gelir seni Yüce Divan'a postalar. 'HALİÇ'DE 40 DEFA YIKAYACAĞIM'- İşte o gün yaklaşıyor. Bir başkası yüzde 51 olduğunda, 'Haydi Abbas yolcu' diyeceksin. Bu ülke AKP’den kurtulmalıdır. Yoksulluğa, rüşvete dur diyecek biri gelmelidir. Kendisini yıkan iç ve dış odaklar kimlerdir? Kimdir bu paralel devlet? Kimdir seni yıkan? Cesaretin varsa bu paralel devletle de mücadele et. Fatih’te bir levha gördük. Türkiye haritasının üzerinde yıka bunu diyor. Temiz bir Türkiye isteniyor. Esnaflar da duysun ne kadar Omo varsa Tursil varsa ne kadar Persil varsa alayını alacağım. Haliç'e dökeceğim Ak Parti'yi 40 defa yıkayacağım. Gidişatının şartları hazırlanmıştır. Türkiye’yi bölünmeye sürüklemeden AKP’nin başından ayrıl. Türkiye kurtulsun. Bu mecliste istikrar sağlanamaz. İşsizliğe son verilemez. Türkiye’nin milli güvenliği sağlanamaz. Seninle bu işler olmaz. Yine bir yiğitlik yap görevinden ayrıl. Türkiye’de 62. Hükümetin kurulmasına müsaade et. İnat etme. Eğer inat edersen sağa sola saldırırsan iftira atarsan sen ülkeyi yönetemezsin. 61. Hükümet istifa etmiştir. Ömrünü tüketmiştir. Başında korkuluk gibi durup milleti endişelendirme. Nasıl olsa gideceksin. Bari iyi hatırlan giderken, ülkeyi batırma. Başbakanlıktan ayrıl. Nereyi gözüne kestiriyorsan kaç oraya git. Ama MHP iktidar olursa, MHP seni nereye gidersen git Yüce Divan'a çıkarmazsa namerttir.
Gündeme Damga Vuran O Kare
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı 'Fotoğraf yayınladı ya, biz sözde çok zor durumda kalacakmışız. Ben şimdi ona bir belge açıklayayım. Belki oradan görülmüyor, ben okuyayım' diye eleştirdi. Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti: Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren yurttaşlarıma göstereyim. Fotoğraf nasıl olurmuş? 24 Kasım 2013. 17 Aralık’tan üç hafta önce. Bu fotoğraf, üzerine oynama yok. Üstlerinde kimlerin olduğu yazılı. Fotoğrafların hiçbir yerinde oynama yok. Kim var burada?” dedi. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları: Bir gün bir o arkadaşların hapiste tutulmaları bir demokrasi ve hukuk ayıbıdır. Derhal bunların serbest bırakılması lazım. Defalarca söyledik bu ÖYM’ler adalet dağıtmaz. Özel yetkili mahkemeler siyasal iktidarın sopasıdır. Bu özel mahkemelerin verdiği kararlar kamu vicdanını rahatsız ediyor. Hayır dediler, biz bildiğimizi okuyacağız dediler. Artık adaletin sağlanması gerekiyor. Bu konuda CHP olarak üzerimize düşeni yaptık. Yasa teklifi mi? Arkadaşlarımız verdiler. Milli orduya kumpas kuruldu sözünün arkasında hala duruyorsa, çözüm yeri TBMM ise gelin kardeşim CHP hazır. Haksızlığı bitirelim, adaleti sağlayalım. Açık çek. MHP SEÇİM BÜROSUNA SALDIRI Siyasal partilerin bir iktidar mücadelesi içinde olmaları son derece doğaldır. Yurttaşa giderler, hangi partiye oy verirse iktidar olur. Bu bir centilmenlik yarışıdır. Etik ahlaki kuralları olması gereken bir yarıştır. Şiddet bu yarışmaz. MHP’nin Esenyurt’ta bir seçim bürosu açılışı var ve bir saldırı var, bir vatandaşımız hayatını kaybediyor. Şiddetle ama şiddetle kınıyoruz. Hiç kimsenin bir başka siyasal partiyi kaba kuvvetle susturması gibi bir olayı asla kabul etmiyoruz. Demokrasilerde bunun yeri yoktur. Fikir düşünce özgürlüğü varsa çıkar söylersiniz. Katılmasak bile düşüncenizi özgürce dile getireceğiniz bir Türkiye’yi inşa etmek için yola çıktık biz. O nedenle MHP camiasına baş sağlığı diliyorum. Ölene de Allah’tan rahmet diliyoruz. Bir daha da Türkiye’de böyle şeyler olmasın istiyoruz. 'LÜTFEN DENETİMLERİ SIKILAŞTIRIN' En son Kayseri’de 21 yurttaşımız hayatını kaybetti. Sivas’ta pek çok yerde var. Devletin bu konuda denetimlerini sıklaştırması gerekiyor. Her kaza sonuçta can kaybına mal kaybına yol açıyor. Kışın donup ölen yurttaşlarımız var. Lütfen denetimlerinizi biraz daha sıklaştırın. Yolsuzluk konusunda benim ne kadar duyarlı olduğumu bütün dünya biliyor. Kim yaparsa yapsın, yetimin hakkını yiyen karşısında beni bulur. Hiç kimse endişe etmesin. Biz babamızdan mirası böyle aldık. Kul hakkı yemeyiz, yedirmeyiz de. İsteriz ki ülkede barış olsun huzur olsun. Herkes kazansın, mutlu olsun. Bu bizim temel arzumuzdur. Şimdi Erdoğan geçtiğimiz günlerde Ankara’da ilçe belediye başkana adaylarını tanıtıyor. Diyor ki “Pazar gününe kadar Sarıgül dosyasını açıklamazsan ben açıklayacağım” CHP lideri, ailesiyle Meclis'e gelen bir çocukla konuşmasını bitirip kürsüden indikten sonra bir süre sohbet etti. O sırada objektiflere bu kare yansıdı. O FOTOĞRAFLA OYNANMIŞ Ben de ertesi gün “açıklamazsan namertsin” dedim. Pazar günü oldu, eline aldı bir fotoğraf. O fotoğrafla da oynanmış, sahtekarlık yapılmış sen Başbakansın. Sana sahtekarlık yakışır mı? Onların tayfasından o isimleri karalamışlar, flu yapmışlar kimse görmesin diye. Bir başbakan bir fotoğraf gösterecekse oynamaz, büyütür gösterir. Sahte dijital veriler vardı ya, onları yapan adamın o olduğu sonucuna varılır. Madem bir yolsuzluk dosyası açıklayacaksın niye fotoğrafı tahrip ediyorsun? Dosyayı açıkladı. Bir başbakan eline tutuşturulan kağıdı hemen okumaz. 27,5 yıl yaşamını devlete vermiş bir kişi olarak söylüyorum. Bilgi ve belge verir, önce doğruluğunu araştırırsınız. 'İÇİŞLERİ BAKANLIĞI RAPORU VAR' Olay 2004’te. Parti içinde bir tartışma var, genel başkanlık yarışı var. Şikayetler kavgalar var. Bunlar olur. Şimdi yok. Bitirdik onu kavga dönemi bitti. 2004'te olmuş, güzel. 2005 yılında o kurultayda bunlar da tartışılmış. Şikayet yapılıyor İçişleri Bakanlığı’na 9 Ağustos 2004’te. Mülkiye müfettişleri olayı araştırıyorlar, nedir bu diye. Sonucu aktarıyorum. İçişleri Bakanlığı raporunda diyor ki “İmar yasasına aykırı uygulamalar var, 27 yapıdan 5’i hakkında iddialar yerini bulmamıştır” 22 yapı hakkında iddialar, soruşturma gerektiği belirtiliyor. Danıştay’a başvuruluyor. Deniliyor ki “Bu soruşturmalar doğru değil bizim yaptığımız doğru değil” diye. Danıştay’da inceleniyor. 2005/1354 dosya numarası. Danıştay diyor ki bu 22 dosyadan, 21’i hakkında yapacak bir şey yoktur diyor, bir dosya için konu soruşturulsun deniliyor. Olay mahkemeye intikal ediliyor. Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi, ve sonuç beraat ediyor. 27 dosyanın tümü aklanmış oluyor. 'GÖZÜ KARARMIŞ' Bir başbakan 2004’le ilgili bir şikayet geldiğinde en azından, ne oldu bakın ondan sonra getirin der. Buna bakmıyor, baksa bile anlamıyor, gözü kararmış. Acaba ben CHP’yi nasıl yolsuzlukla suçlarım diye. Senin boyun yetmez buna boyun. Çünkü sen helale değil, harama ortak olan adamsın. Bizden hesap soracakmış, kimsin sen? Antep’te söyledim, bütün Antepliler duydu. Al dosyaları çık karşıma, senin istediğin gazetecilerle bana soru sor, ben mahcup olayım. Gelmem diyor, gelemem diyor. Niye gelemiyorsun Recep Bey? Neden korkuyorsun? Alnın temizse, verilmeyecek hesabın yoksa, neden korkuyorsun? Sen başçalansın da onun için korkuyorsun. 'NEDEN BAYKAL'IN İZLEDİĞİ YOLU İZLEMEDİN? Sayın Baykal ile ilgili de bir iddia ortaya atıldı. Dendi ki İsviçre’de bankalarda hesapları var. Sayın Baykal ilgili yerlere başvurdu. Bildirdiler, Baykal’ın hiçbir hesabı yok. Çıktı toplumun karşısına, açık alınla, benim İsviçre bankalarında beş kuruş hesabım yoktur dedi. Yahu kardeşim senin hakkında, batılı kuruluşların belgeleri yayınlandı, senin İsviçre bankalarında sekiz hesabın olduğu söylendi. Dava açacağım dedi, açtı mı? Açmadı. Niye dava açmadın sen? İki, sen neden Sayın Baykal’ın izlediği yolu izlemedin? Hesabımın olup olmadığını bana bildirin demedin sen. Ben temizim diyor, geç sen onları geç. Senin ne kadar temiz olduğu ben çok iyi bilirim. Sen yürütmenin başısın zaten. 'ŞİMDİ BEN ONA BİR BELGE AÇIKLAYAYIM' Fotoğraf yayınladı ya, biz sözde çok zor durumda kalacakmışız. Ben şimdi ona bir belge açıklayayım. Belki oradan görülmüyor, ben okuyayım. Başbakanlık Personel Prensipler Genel Müdürlüğü'nün bir yazısı, altında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yazıyor. Nedir bu yazı? 22 Ocak 2004’te yazmış. Diyor ki “Adalet Bakanlığı'ndan bir yazı gelmiş, dokunulmazlık dosyası ile ilgili. O da TBMM’ye gönderecek. Ve Erdoğan neyle suçlanıyor? Zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmi evrakta sahtecilik fiillerinden ötürü dosyası var, belgeleri var, raporları var, dokunulmazlığını kaldırın diye. O bir fotoğraf gösterirken bile sahtekarlık yaptım. Ben kapı gibi belge gösteriyorum, kendi imzasıyla. Kendi yazınla gösteriyorum. Şimdi utanır mı? Utanması için ar damarı lazım, o da yok. Bu yetmedi. Bunu biliyorduk zaten. Kendi imzasıyla, kendi sahtekarlıklarını parlamentoya bildiren bir Başbakandır. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren yurttaşlarıma göstereyim. Fotoğraf nasıl olurmuş? 24 Kasım 2013. 17 Aralık’tan üç hafta önce. Bu fotoğraf, üzerine oynama yok. Üstlerinde kimlerin olduğu yazılı. Fotoğrafların hiçbir yerinde oynama yok. Kim var burada? Rıza Zarrab var, Ali Ağaoğlu var, Suat Kılıç var, gensorudan kurtulan. Altındağ’da iş yürüten. Recep Tayyip Erdoğan var başçalan. Ve emine Hanım var. Bu tablo devlet protokolü. Sayın Başbakan şunu söyleyebilir. “Yahu o tarihte operasyon yapılmadı, ben hani bunların ne olup olmadığını bilmiyordum” diyebilir. Ama o da doğru değil. diyemez. Neden? 18 Nisan 2013. Bu olaydan çok önce. MİT Başbakan’ın önüne üç sayfalık rapor koyuyor. Raporun sonuç bölümünü okuyorum. “Rıza Zarrab’ın Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Muammer Güler ile mevcut ilişkisinin ortaya çıkması halinde, söz konusu hususların hükümet aleyhine kullanabileceği değerlendirilmiştir” 'SENİN HABERİN OLMADAN BU TABLO OLUŞMAZ' Bak diyor dikkat et diyor. Bu ne yaptı? Gitti şu pozu verdi. Yani benim haberim yoktu diyemez. Ben onun için buna başçalan diyorum zaten. Boşuna söylemiyorum. Ölçüyorum tartıyorum biçiyorum ondan sonra söylüyorum. Senin haberin olmadan bu tablo oluşamaz. Peki bu adam ne yapmış? Tabloya bakalım. Zarrab, hani bu bir bakana 700 bin liralık kol saati verdi ya, Başbakan ile aynı protokolde oturuyor. 700 bin liralık saat veriyor. Başka? Yine bize gelecek olan fezlekeleri bekliyoruz. O fezlekelerde çok şeyler var. Bir bakana 28 kez, rüşvet veriliyor. Toplamı 52 milyon dolar. Bir başka bakana 10 kez rüşvet veriliyor, toplamı 10 milyon dolar. Bir başka bakana, üç kez rüşvet veriliyor, toplamı 1,5 milyon dolar. Başaktör kim? Başbakan ile aynı safta, başçalan. Bu Zarrab’ın bir konuşmasını size okumak isterim, mahkeme kararıyla alınmış tape’ler bunlar. Bir bakana 500 bin dolar rüşvet gönderecek telefon ediyor arkadaşına diyor ki; “Abi yarın güzel bir tane çikolata lokum yaptır. Bir tane gümüş tabak, içine çikolata dizdir tamam mı? Bir tanede çikolata kutusu olsun. Onun içine de 500 bin yerleştir. Sadık biliyor. İstinye tarafında bir yer var ya. Egemen’e gidiyor. Daha önce de göndermiştik ya 500 500.” Kim o? Kimin yanında oturuyor? Başçalan’ın yanında oturuyor. Başçalanı kim uyardı MİT’ uyardı. Yapmayın dedi bu adamlar. Ben onun için sana yapmayın diyorum. Sıradan bir olay değil bunlar. Hala kalkmış, yok 2004’te 2005’te bu oldu. Yahu açıkça söylüyorum. Yolsuzluk varsa sonuna kadar gitmeyen namerttir diyorum. 'SENİN VİCDANIN NASIL SIZLAMIYOR' Oy verdiniz. Rüşvet bitsin, yolsuzluk bitsin diye. Sizin paralarınızı çaldılar. Harama ortak oldular. Onun için diyorum. Helal bunların kapısının önünden geçmiyor. Bu tabloyu herkesin düşünmesi lazım. Herkesin elini vicdanına koyması lazım. Ne oluyor bu ülkede demesi lazım. Her yurttaşımın söylemesi lazım. TÜRGEV diye bir vakıf var. Erdoğan Ailesi'nin kurduğu. Başında da Bilal var, Bilal oğlan var. Benim oğlumla uğraşmayın diyor. Sevgili Recep Bey, biz senin oğlunla boşuna uğraşmıyoruz. Sen makamını kullanarak oğluna çıkar sağlıyorsun. Nüfüz ticareti yapıyorsun. Sen diyorsun ki, şu ihaleyi sana vereceğim, rüşveti de oğlumun vakfına ödeyin diyorsun. Unuttun mu Recep Bey sen ne söylüyordun? “Bugüne kadar evladından hırsızlık öğrenen baba görmedim” diyordun. Hırsızlık babadan oğula geçer, evlattan babaya değil. “Efendim hayır işi yapıyoruz. “Ne demek hayır işi yahu? Arsayı buna ver diyorsun, senin o arsa oraya bedava verilir mi? Bunun adı nüfuz ticaretidir. Sen oğlunu yolsuzluğa bulaştırdın. Sen ne kadar büyük bir günah işlediğinin farkında mısın? Bir baba evladını nasıl bir konuma düşürebilir? Benim vicdanım sızlıyor yahu, senin vicdanın nasıl sızlamıyor? Erdoğan’a bir soru sorayım. Medya mensupları da korkudan sormuyorlar. Malum bizim toplantılarını kesiyorlar, onların aday tanıtımlarını bile sonuna kadar veriyorlar. Medya medya değildir. Biz bunu kabul etmiyoruz. Yolsuzluk olayı ciddi olaydır. Halk adına soru sorma yetkisi medyadır. Medya yolsuzluk olaylarının üstünü örtemez, örterse ona medya denmez. 'BU PARA NEYİN PARASIDIR?' Protokol diye bir şey var. TÜRGEV’in de vakıf bankasında bir hesabı var. TR 20020001500158048013239675 nolu hesap. TÜRGEV’in böyle bir hesabı var mı? İki bu hesaba 26 Nisan’da 99 milyon, 999 bin 990 dolar para yattı mı? Bu para neyin parasıdır? Bu para bir rüşvet parası mıdır? Açıklasın öğrenelim merak edelim. Bugün diyor ya, şu kadar çamaşır makinası sattık. Recep bey bütün dünyayı çamaşır makinalarıyla donatsak senin kirliliğini temizleyemez. Bizim sihirli formüle gelelim, fotoğrafa gelelim. İkinci adam kim? Ali Ağaoğlu. Bakırköy’de arsası vardı. İmar durumunu değiştirecek, bir türlü değiştiremiyor. Nereye gidiyor, başçalana gidiyor. O da Erdoğan Bayraktar’a talimat veriyor, o da gereğini yapıyor. Bunun üzerine Ali Ağaoğlu İBB’den birisiyle konuşuyor. “Orada bak, şunu söyleyeyim. Ben onu bakanlığa yaptırtmadım. Açık da net de konuşuyorum Başbakan'a yaptırdım. Ben de gittim büyük patrona söyledim. O da talimat verdi halledin burayı dedi” ve hallettiler. Sonra bundan biraz rahatsızlık duymuş AKP’nin İstanbul il başkanı Babuşçu şöyle söylüyor. 11 Ocak 2013 “Yani büyükşehirde reddedilen bir dosya. Sonra bakanlığa gidiyor, özel proje. İstanbul'da ilan edilen tek özel proje alanı. Başka yok diyorlar” 'BÖYLE BİR FOTOĞRAFI CHP İÇİN GÖSTEREBİLİR MİSİN?' Ali Ağaoğlu da şöyle söylüyor; “büyük patronun talimatıyla yapılan bir şey” diyor. Bu fotoğrafın ne kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? Yandaş medya bu fotoğrafı sildiler. Ama biz neyiz? Halkın partisiyiz. Başka kim var? Erdoğan Bayraktar var. Suratından düşen bin parça. Neden? Gelecek felaketi görüyor. Ama bir şeye güveniyor. Nasılsa benim günahım yok diyor. Erdoğan talimat verdi ben de yaptım diyor. Ama Erdoğan ne dedi? Önüne bir deklerasyon, ve istifa dilekçesi. O da hayır demiş, istifa edeceksen önce sen edeceksin. Sen söyledin ben yaptım. Hep beraber görüyor ve tanık oluyor. Şimdi ben Erdoğan’a söylüyorum. Sen böyle bir fotoğraf CHP için gösterebilir misin? Asla gösteremezsin. Çıkmışsın dinden imandan söz ediyorsun. Ben de bazen iç dünyamda isyan ediyorum yahu. Bunlar dinden imanden bahsediyorsa, biz neden bahsedeceğiz. Söyler misiniz Allah aşkına? Bu bakanlarla ilgili fezleke geldi. Şimdi Meclis’e göndermeyelim, bütün pislikler saçılacak. Yahu saçılacağı kadar saçıldı zaten. Sen göndermezsen biz daha çok şey açıklayacağız. Adam gibi gönder, kimsenin yanında yolsuzluk yapan kimsenin yanında durma. Yoksa bu başçalan ünvanı senin yakana yapışacaktır. Alnına yazacağım senin bunu. 'ONUN DA BELGESİ VAR' Geçen hafta burada bir savcının tuttuğu tutanağı açıkladık. Gecenin saat 22:31’de ikinci kez telefon ediyor başsavcıya. Bir daha okuyayım. “Bu saate git. Cumhuriyet savcısını değiştir. Tüm kararları iptal et. Bu soruşturmayı durdur. Bunu yapmazsanız sonuçlarına katlanırsınız” Bu demokratik bir ülke mi arkadaşlar? Bu yargı bağımsızlığının olduğu bir ülke mi? Yoksa mafyanın kol gezdiği bir ülke mi? Bakanların orada, sen de en baştasın. Talimat veriyorsun, bütün yolsuzlukların içindesin, rüşvetlerin içindesin. Her şeyi biliyorsun. Neden söylüyorum? Onun da belgesi var. Bir metrekarelik bir kamu arazisi. Kiralanacaksa, satılacaksa, irtifa hakkı kurulacaksa Erdoğan’dan izin gerekiyor. Resmi Gazete’de yayınlandı bu. O nedenle ben sana başçalan diyorum. Olayların ne kadar vahim olduğunu anlatmak için anlatıyorum. Bunların yatacak yeri yok. Bunlar hesap da veremezler. Hükümetten düşsünler Türkiye’de göremezsiniz bunları. 'ULAN MÜSTEŞAR SÖYLEDİ' Ben tabi Adalet Bakanlığı müsteşarı telefon etmiş, o müsteşar yerinde kalamaz dedim. Bakanın dışında müsteşar yapamaz, bakanın bilgisi varmış. Meğer ortaya çıktı ki o da telefon etmiş. Ne diyor? Ulan müsteşar söyledi. Telefon etti, sana bilgi verdi. Sen ne diyorsun? Savcıyı değiştir diyorsun. Savcıyı değiştir ne demektir? Doğrudan müdahale etmek demektir. Adalet Bakanlığı şu anda boştur. Yolsuzlukları aklamaya çalışan bir kişi vardır Adalet Bakanı olarak, onun adı da Bekir Bozdağ’dır. Herkes böyle bilsin. Urla villaları var. Ben merak ediyorum, bu villa düşkünlüğü nereden geliyor? Bir de havuzlu olacak. Kime götüreceksin yahu? Öbür dünyaya bir kefenle gideceksin kardeşim. Bunlar kefene kesin cep yapacaklar. Bunların dolar yeşili hastalıkları var. Urla’da bir koy. Dünyanın en güzel koylarından birisi. Birinci derece SİT alanı. Kazmayı vurduz mu tarih fışkırıyor. İnşaata başlamış. Kim? Mustafa Latif Topbaş. Önemli bir işadamı, ama Bayın Başbakan demiyor, abi diyor. Telefonu hep abi üzerine kurulu. 'DEVLET BÖYLE YÖNETİLMEZ' Vali diyor ki genelge var kanun var. Birinci derece SİT alanında inşaat yapamazsın. O da abisine şikayet ediyor. İnşaat yapacağım, iki villa da size ait, vali izin vermiyor. Başbakan iki villa uğruna ne yaptı? Devletin valisini sattı, onu gönderdi başka yere. Yahu gözünü toprak doyursun kardeşim. Önce birinci derece SİT alanını değiştirdiler. Raporları aldılar, onların da rüşvetle alındığı çıkacak ortaya. Beyefendi oraya villa yaptırdı. Telefon tapelerini artık saymıyorum. Öyle bir havuz yap ki diyor, ikinci kattan bakılınca bizim havuz görülmesin. O da emredersin yaparız diyor. Devlet yönetimi böyle olmaz. Devlet böyle yönetilmez. Saygı gerekir. Kul hakkını korumak gerekir. Şeffaflık gerekir. Devleti yöneten insanlar 76 milyonun kefaletinden sorumludurlar. Kendisine oy versin vermezin, herkesi kucaklamak zorundadır devleti yönetenler. Hukukun üstünlüğüne inanırlar. Eğer, hukukun alanını siyaset belirlerse orada demokrasi olmaz. Bizim savunmamız gereken nedir? Hukukun üstünlüğünü savunmaktır. Hukuk siyasetin alanını belirlemeli. Temiz olun diyor, ama temiz değiller. Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy veren yurttaşlarıma sesleniyorum. Türkiye’yi gelin kirlilikten arındıralım. Bakın dolar aldı başını gidiyor, bütün iş dünyası kaygı içinde. Onlara da söylüyorum. Siyasi partilerle kirli pazarlıklara giren iş dünyası kendine zarar verir. İş dünyası mensuplarını kendi aranızdan ayrılın. Bırakın onlar Erdoğan’ın etrafında kümelensinler. Biz onlara güveniyoruz, onlara saygılıyız. Onlar üretiyor, çalışıyorlar. Onların fabrikaları sadece onların değildir, milletin fabrikasıdır. Onlar üretecekler istihdam yaratacaklar. Ama nasıl? Hukukun üstünlüğü içinde. Hürriyet
Erdoğan'dan Zaman Muhabirine Fırça
Başbakan Erdoğan, düzenlediği basın toplantısında büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla ilgili soru soran, Zaman gazetesi muhabirine çok sert çıktı. Erdoğan partisinin oy oranının da yüzde 47.7'ye düştüğünü açıkladı.Başbakan Erdoğan, yerel seçimlerle ilgili AK Parti’nin oylarının düştüğü yönündeki bir anketle ilgili soru soran gazeteciye cebinden çıkardığı anketle yanıt verdi. Erdoğan’ın açıkladığı ankete göre; AK Parti yüzde 47.7, CHP yüzde 28.5, MHP yüzde 14.4, BDP ise 5.9. Resmi temaslarda bulunmak için Almanya'ya hareket eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, havaalanında açıklama yaptı. Erdoğan, tutukluluk süreleriyle ilgili yaptığı açıklamada, “Tutukluluk süresini 5 yıla indirme kararı aldık” diye konuştu. Başbakan Erdoğan, düzenlediği basın toplantısında büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla ilgili soru soran, Zaman gazetesi muhabirine de çok sert çıktı. İşte Erdoğan'ın açıklamasından satır başları: BÜYÜK SALON TOPLANTISI YAPACAĞIZ Biraz sonra bildiğiniz gibi sayın Merkel’in davetine icabetle Almanya’ya hareket edeceğiz. Merkel ile bir çalışma yemeğimiz olacak. Bunun ardından yine sosyal demokrat partinin lideri Gabriel ile bir görüşmemiz olacak. Ayrıca Almanya dışişleri Bakanı ile yine bir görüşmemiz olacak. Bunların dışında Almanya’daki vatandaşlarımızla yarın akşam şöyle geniş kapsamlı bir büyük salon toplantısı gerçekleştireceğiz. Bu akşam da yine Hollanda’dan gelecek bir grup değişik siyasi partilere mensup milletvekilleriyle görüşmelerimiz söz konusu. ÖNEMLİ GELİŞME Tabi Almanya ile köklü bir dostluğumuz tarihimiz var. bir çok alanda yakın işbirliği içindeyiz. Üç milyonu aşkın soydaşımız Almanya’da yaşıyor. Bunların da yaklaşık 1 milyona yakını Alman vatandaşı. Geçtiğimiz yıl iki ülke dışişleri bakanları eş başkanlığında, 2014 yılı Türk Alman bilim yılı ilan edildi. Bu ziyaretim ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkilerin, çok yönlü ve kapsamlı ilişkilerin her alanda ileriye götürülmesine yönelik büyük bir önem arz ediyor. Şu anda Almanya federal parlamentosunda 11 Türk bulunuyor. Bu tabi önemli bir gelişme. Kabinede ise ilk kez Türkiye kökenli bir devlet bakanı yer alıyor. Almanya’daki yerleşik Türklerin sahip olduğu firmaların sayısı 80 bine yaklaşmıştır. Yıllık cirosu 40 milyar avrodur. Çalıştırdıkları personel sayısı 400 bine ulaşmıştır. Merkel ile Türk toplumunun sorunları ve beklentileri konusunda görüş alışverişinde bulunmayı düşünüyorum. Ortak projeler üretmelerine, Türk ve alman gençlerinin bilim adamlarıyla sanatçılar arasındaki etkileşimin artmasına önem veriyoruz. TİCARET HACMİMİZ ARTIYOR Son yıllardaki bu kriz ortamına rağmen Türkiye ile Almanya arasındaki iktisadi istikrar bozulmamıştır. Ticaret hacmimiz artıyor. İş adamlarımız arasında gün geçtikçe yeni ticari ortaklıklar kuruluyor. Vize muafiyeti meselesini de en kısa zamanda aşmayı arzuluyoruz. Bölgesel ve uluslararası konularda da görüş alışverişinde bulunacağım. İran ziyaretinizin dönüşünde ekonomide ABC paketinin olabileceğini söylemiştiniz. Bunu biraz netleştirebilir misiniz? Ne zaman göreceğiz bu önlemleri? İçişleri bakanlığının paralel devlet soruşturması başlattığına yönelik haberler var. bu soruşturma hangi kurumlarda, hangi iddialar üzerinde başlatıldı? Bu soruşturmanın, 17 Aralık soruşturmasına gölge düşürebilir mi? Türkiye İran arasındaki süreçte biliyorsunuz önlemler diye bir şey söz konusu değil. sadece İran’a yönelik yaptırımlar söz konusu. Bunlar içerisinde tabi BM Güvenlik Konseyi mensubu ülkelerin, bazılarının bunu rahatlıkla aştığını görüyoruz. Ama bazı ülkeler için ise bu yaptırımlar engellenebiliyor. Bizim 2012 dış ticaret hacmine baktığınız zaman, 21,5 milyar dolara ulaşmıştı. Fakat 2013 yüzde 35 gerilemeyle, bu yaptırımlar sebebiyle çok ciddi bir düşüş ve 13,5 milyar dolar gibi bir seviyeye geriledi. Bizim Türk-İran olarak 2015 itibariyle bu rakamı 30 milyar dolara çıkarmaktı. Doğalgaz ve petroldeki yeni fiyat ayarlamaları hususunda, enerji bakanlarımız görüşmelerini yapacaklar. Burada eğer bir anlaşmaya varabilirsek, varmamız halinde bu ticaret hacmi bizim süratle artabilecektir. Bunun yanında çok farklı bizim onlara verebileceğimiz ürünler var. Bunlarla ilgili vergiler noktasında arkadaşlarımız karşılıklı olarak çalışmalarını yaptılar. Bazı indirimlere gitmek suretiyle, yani kazan kazan esasına dayalı olarak, o zaman bizim ihracatımız da ithalatımız da bu kalemlerin sayısı artacaktır. ALIŞILMADIK ÖNLEMLER DEMİŞTİNİZ? Bunlar yanlış anlaşıldı, benden böyle ifadeler olmadı. Paralel yapılanmaya yönelik soruşturmaya gelince, sadece içişleri bakanlığımızın değil, tüm istihbari çalışanlarımzıın, bu yöne çok daha farklı şekilde eğilmek, çünkü devletin içerisindeki böyle bir yapılanma bizim bir beka meselemiz haline gelmiştir. Buna da bizim fırsat vermemiz mümkün değildir. Gereği neyse bunlar da yapılacaktır. Siyasetin yeniden dizayn edilmesiyle ilgili söylemleriniz var. bugün de Zamn gazetesinde bir anket yayınlandı. Ak Parti’nin oyu yüzde 34,6, cumhurbaşkanı olarak şahsınızın oyu yüzde 16. Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün göreve davet edilmesiyle ilgili söylemleri nasıl değerlendiriyorsunuz? SEN İNANIYOR MUSUN BUNA? Bunu değerlendirmeme gerek yok da, sen inanıyor musun buna? Senin mensubu olduğun gazete başka bir anket yayınlamıştı. Seninkine mi inanalım, buna mı inanalım? Ben de diyorum ki senin mensubu olduğun gazete de bir anket yayınladı. İşte bu anketin adı paralel yapı firmasının anketidir. Tamam? Bunlar duymaz uydururlar, dert başka. Bunlar kendilerine göre bu ülkede bir irade oluşturabileceklerini zannediyorlar. Bunu oluşturamayacaklar. KONDA benim şirketim. KONDA'nın Ocak ayı anketini söylüyorum. AK PARTİ 47,7, CHP 28,5, MHP 14,4, BDP 5,9 İşte bu anketin adı paralel yapı firmasının anketidir. Bunlar duymaz uydururlar. Bunlar kendilerine göre bu ülkede bir irade oluşturabileceklerini sanıyorlar, bunu oluşturamayacaklar. Dünyanın değişik bir ucundan durup da Türkiye yönetilmez, çıkar gelirsin ne yapmak istiyorsan yaparsın. TUTUKLULUK SÜRESİ Tutukluluk süresi daha önce 10 yıldan 7,5 yıla indirilmişti. Biz dün yaptığmızı çalışma ile bunu 5 yıla indiriyoruz. Meclisten bunun da çıkmasıyla yüzlerce binlerce insan istifade edecek. Öyle o tür palavradan anketleri bu millet yutmuyor. Her ay dört anketi var bizim partimizin. Bu anketlerde biz hemen karşılıklı olarak çaprazlama yaparız. Adımlarımızı da atarız. Bugünlere de biz böyle geldik. Nerede eksiğimzi var, ne yapmamız gerekir? Biz hayali projelerle de konuşmuyoruz. Eser ortadadır, bütün bu eser Türkiye’dir. Bugüne kadar yaptıklarımızla da milletimiz bize istikamet vermiş. SORU YANIT BÖLÜMÜ Bugün bir yandan da gözler Kayseri’de. Ali İsmail Korkmaz davası. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yargı süreci, yargı süreciyle ilgili söyleyecek herhangi bir şeyim yok. Geçen hafta sayın Erdoğan Bayraktar ile görüştüğünüz, onu ikna ettiğiniz konusunda bilgiler var. öyle bir görüşme gerçekleşti mi? Görüşme yaptım. Ama benim ikna etme gibi gayretim söz konusu değil. çünkü Erdoğan bey ikna edilecek bir kardeşimiz değil ki. benimle 20-25 yıllık geçmişi olan bir arkadaşımız. Bu geçmişte, nereden nereye birlikte nasıl yürüdüğümüz belli. Oradaki kullanmış olduğu yanlış ifadeyi düzeltmek onun görevidir. Onun için de ikna gayreti içine girmem gerekmez. Onun buradan pişman olması lazım. Dolmabahçe’de demokratikleşme paketi konusunda toplantı vardı. İçeriğine ilişkin değerlendirme alabilir miyiz sizden? Dün demokratikleşme paketiyle ilgili yaptığımız çalışmayı ele aldık. Daha önce idari boyutuyla çözüldü halledildi. Ama yasal sürece yönelik bunu da parlamentoya gönderdik. Bunun yanında bizim üç paketimiz daha var. biri adalet bakanlığı, bir diğeri içişleriyle alakalı bir diğeri de şeffaflaşmayla alakalı. Biliyorsunuz özel yetkili mahkemeleri süratle kaldırma çalışması içerisindeyiz. İki TMK ile alakalı olarak orada bir düzenlemeye gidiyoruz. Bunları ceza kanunu içerisinde alacağız. Burada en önemli olan, tutukluluk süresi daha önce 10 yıldan 7,5 yıla indirilmişti. Biz dün yaptığımız çalışmayla bunu 5 yıla indirme kararı verdik. Meclis’ten de bunun çıkmasıyla, öyle zannediyorum ki yüzlerce binlerce insan bundan istifade edecek. Önemli olan bir adımda şu. Adli kolluk meselesi. Adli kollukta artık herhangi bir savcı, istediği gibi, ki yaptıkları zaten kanunsuzdu. Ben, sen sen sen bazı polisleri toplayıp, hadi git şurayı bas, şunları topla gel. Böyle bir şey olamaz. Hiçbir üstün, aslından haberi yok. Ne emniyet müdürünün, ne valinin haberi var. kalkıp bu tür adımların atılması ortadan kaldırılıyor. Bu geçiş sürecinde, bir defa valinin bu iş emir komutasında olacak veya emniyet müdürünün emir komutasında olacak. Valinin emniyet müdürünün haberi olmadan asla adli kolluk emri verilemez. Kaldı ki dünyanın bir çok yerinde zaten adli kolluk müessesi de yok. Oluşturulur, şimdi biz AB’nin de böyle bir talebi sebebiyle, dedik ki biz adli kolluk gerekirse kurumu oluştururuz. Başbakanlık teftiş kurulunun raporuyla ilgili ayrıntılar yer aldı. Şöyle söyleniyor, başbakanlık korumalarından alt kademelerde bir yöneticinin sızdırdığıyla ilgili… Sevgili kardeşim sen ayrıntıları öğrenmişsin. Ben bu ayrıntıları bilmiyor. Beni de bir bilgilendirirsen çok daha mutlu olurum. Başbakanlık teftiş kurulu çok gizlilik kaydıyla, ankara başsavcılığına bunu gönderiyor. E şimdi bundan sizin haberiniz oluyor. İşte paralel devlet bu, paralel yapılanma bu. Paralel devlet yok diyenler başını iki elinin arasına alsın da bir düşünsün. Çok gizlilik kaydıyla başbakanlık teftiş kurulu ankara başsavcılığına aylardır en ufak bir şey çıkmıyor, bu şimdi ortaya çıkıyor. Benim haberim yok, senin haberin var. Hadi sen açıkla. ERDOĞAN'DAN GAZETECİYE FIRÇA 17 Aralık’ta başlatılan operasyonla ilgili bir sorum olacak. Operasyondan 8 ay önce MİT tarafından , Reza Zarrab’ın söz konusu bakanlarla ilişkide olduğu MİT’in de sizi uyardığı yönünde bir rapor yansıdı. Böyle bir rapor sunuldu mu? MİT bir defa uyarı yapmaz. Tespit yapar. Bir diğeri de burayla ilgili olarak da bakın MİT’in bu tür raporlarına paralel yapının temsilcisi durumuna düşüyorsunuz. Gazeteci: Taraf Gazetesi yayınladı. Bak MİT’in raporunu bilecek kadar ona nüfuz edecek kadar paralel yapı. Müşterek çalışıyorsunuz. Söylemediğinizi söylettiriyorsunuz. Sen değil, patronlarınız. Bu şekilde de bu işlere nüfuz etme yollarına gidiyorsunuz. MİT’in bu tür belgelerine nasıl ele geçiriliyor? MİT sürekli gizlilik kaydıyla çalışır. Bu halde sizlerin, yada oraların eline geçiyor? Burası çok tehlikeli bir gidiş. Bakın bu ülkeyi sevmek değildir. İsmi geçen zat ile ilgili bana bugüne kadar hiçbir suç duyurusu gelmemiştir. Dolayısıyla patronlarınız da duymuştur herhalde.Gazeteport
5 Farklı Anket, 5 Farklı Sonuç
30 Mart öncesinde, kamuoyu yoklamalarıyla ön plana çıkan araştırma şirketlerinin birbirinden çok farklı sonuçlara ulaşan anketleri dikkat çekiyor. Yaklaşan yerel seçimler öncesinde, kamuoyu yoklamaları ve tahminleriyle ön plana çıkan araştırma şirketlerinin birbirinden çok farklı sonuçlara ulaşan anketleri dikkat çekiyor. Peki son anketlere göre partilerin oy oranları kaça ulaşıyor? İşte birbirinden çok farklı sonuçlara ulaşan anketler ve partilerin aldığı oy oranları. AK PARTİ 'DE YÜZDE 12.6'LIK UÇURUM Son kamuoyu araştırmalarına göre Ak Parti'nin oy oranları yüzde 49 ile yüzde 36,4 oy oranı arasında bulunuyor. Ak Parti'nin oy oranları sırasıyla GENAR anketinde yüzde 49, KONDA anketinde yüzde 47.7, Sonar anketinde yüzde 42.3, KONSENSUS anketinde yüzde 41.7, CİHAN'ın anketinde ise en düşük olan yüzde 36,4 olarak yer alıyor. CHP YÜZDE 30'U ZORLAYACAK CHP'nin anketlerdeki oy oranları ise yüzde 29.8 ile 26.5 arasında sıkışmış durumda. CHP'nin oy oranları Sonar anketinde yüzde 29.8, KONSENSUS anketinde yüzde 29.5, CİHAN anketinde yüzde 28.8, KONDA anketinde yüzde 28.2, GENAR anketinde ise yüzde 26.5 olarak sıralanıyor. MHP'DE DİKKAT ÇEKEN YÜKSELİŞ MHP en yüksek oy oranına yalnızca CİHAN'ın anketinde ulaşıyor. MHP'nin oy oranları anketlerde en yüksek yüzde 20,5 ile en düşük yüzde 13.5 gibi oldukça geniş ve tutarsız bir aralıkta yer alıyor. MHP, CİHAN'ın anketinde yüzde 20.5'le en yüksek değere ulaşırken, bu oran sırasıyla Sonar anketinde yüzde 18.7, KONSENSUS anketinde yüzde 15.4, KONDA anketinde yüzde 14.4, GENAR anketinde ise yüzde 13.5'e kadar düşüyor. CİHAN'IN ANKETİNDE YÜKSELDİ BDP'nin oy oranları ise yaklaşık yüzde 2'lik bir bant arasında yer alıyor. CİHAN anketinde yüzde 7.4 ile en yüksek oy oranını yakalayan BDP, KONSENSUS anketinde yüzde 6.5, GENAR anketinde yüzde 6.4, KONDA anketinde yüzde 5.9 ve Sonar anketinde ise yüzde 5.6 oy oranını yakalayabileceği öngörülüyor.haberler.com
Türk Siyasi Tarihinin Unutulmaz Seçim Vaatleri
Siyasiler, oy uğruna verdikleri uçuk sözleri seçimin ardından unutuyor. Bakın geçmiş seçimlerde hangi lider ne vaatte bulunmuştu sonrasında neler olmuştu?Geçmişe dönüp baktığımızda, bugünkünden çok daha renkli vaatlere rastlamak mümkün. İşte dünden bugüne siyasilerin unutulmayan seçim vaatleri:
'Paralel Yapı 40 Yıl Boyunca Devlete Sızmaya Çalıştı'
Başbakan Erdoğan, parti grubunda yaptığı konuşmada 'Bunu buradan ilan ediyorum. Baykal'ın kasetinin arkasında paralel yapı vardı' dedi. Almanya ve Soçi temaslarının ardından yurda dönen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, parti grubunda açıklamalarda bulundu. 17 Aralık yolsuzluk operasyonu hakkında açıklamalarda bulunan Erdoğan '17 Aralık saldırısı sadece AK Parti'ye değil, millete yönelik, ülkemize yönelik yeni Türkiye'ye tüm kazanımlarımıza yönelik bir saldırıdır. Altını çiziyorum, sadece ve sadce bir yıkım projesidir. Sadece yıkmanın peşindeler. Yapmak gibi bir dertleri ve hedefleri yok. Kutsal emanet olarak taşıdığımız milli iradeyi, ipi uluslararası çevrelerin elindeki paralel yapıya asla peşkeş çekmeyeceğiz. Hodri meydan... Ellerinden geleni yapsınlar... Elllerinde hangi kirli araç varsa buyursunlar kullansınlar. Çiğ yemedik ki karnımız ağrısın. Abdestimizden şüphemiz yok ki namazımızdan şüphemiz olsun' dedi. 'BUNU BURADAN İLAN EDİYORUM' CHP eski genel Başkanı Deniz Baykal hakkında çıkan kaset olayına da göndermede bulunan Başbakan 'CHP'nin gizli kayıtlarla nasıl şekillendiğini ve Baykal'ın nasıl gönderildiğini tüm millet gördü. Bunun arkasında da paralel yapı vardı. Bunu buradan ilan ediyorum. Şimdi onlar düşünsünler. Gidip o dostlarıyla irtibat kursunlar. Onlar sorsunlar, onlar arasınlar bulsunlar' şeklinde konuştu. Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları; Öncelikle Van'da şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Önceki gün Medine'de Umre ziyaretçilerinin bulunduğu otelde çıkan yangında 17 kişi hayatını kaybetti, 130 kişi de yaralandı. Orada hayatını kaybeden kardeşlerimize de Allah'tan rahmet diliyorum. 'DUALARIMIZ KARDEŞLERİMİZLE' Bu arada Bosna Hersek'te devam eden olayları kaygıyla izlediğimizi, dualarımızın kardeşlerimizle bir arada olduğunu ifade ediyorum. Önceki hafta gerçekleştirdiğimiz grup toplantımızdan bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında çok sayıda temasımız oldu. toplantımızın ardından, komşumuz İran'a gittik. Cumhurbaşkanı, yardımcısı, dışişleri bakanıyla görüşmelerimiz oldu. İran ziyaretimizde tercihli ticaret anlaşmasını, ortak bildiriyi ve kurumlarımız arasında işbirliğini ön gören çeşitli protokolleri imzaladık. 'YENİ BİR SÜRECE DOĞRU GİDİYORUZ' Bildiğiniz gibi Kıbrıs'ın genelinde yeni bir sürece doğru gidiyoruz. Temennim odur ki inşallah gelinen noktadan geri adım atılmaz, böylece Kıbrıs sorununu da çözmüş oluruz diye inanıyorum. 'SİNCAN-METRO HATTI AÇILIYOR' İstanbul'da Okmeydanı'ndaki tapu sorununun çözümüne yönelik ilk adımı attık. 200 kadar tapuyu hak sahiplerine dağıttık. Cumartesi günü İstanbul Kartal'da inşa edilen 20 kavşak ve yolun açılışını gerçekleştirdik. Pazar günü ise Eyüp Alibeyköy'de Mecidiyeköy-Mahmutbey metro hattının temelini attık. 201 erguvan otobüsü, yani renginden dolayı erguvan. Engelli vatandaşlarımız için her türlü donanıma sahip, çok çok modern olan otobüsü hizmete aldık. Yarın yine önemli bir açılış gerçekleştiriyoruz. Ankara büyükşehir belediyemizin başlattığı, ulaştırma bakanlığımızın tamamladığı Batıkent-Sincan metro hattı artık açılma aşamasına geldi. Yarın Sincan'da İspanya Başbakanı'nın da katılımıyla inşallah bu hattı artık hizmete alıyoruz. SEÇİM ÇALIŞMALARI 30 Mart yerel seçimlerine 47 gün kaldı. AK Parti olarak seçim çalışmalarını bir noktaya getirdik. Adaylarımızın seçim süreci hassasiyetle tamamlandı. 'SİZLER ÖYLE BİR ÇALIŞMA YAPACAKSINIZ Kİ...' Gelecek hafta miting programına başlıyoruz. 81 ilimizde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. 30 Mart'ın çok önemli olduğunu söylüyorum. Bu seçimde AK Parti'nin oyunu nasıl aşağı çekebiliriz. Dertleri bu! Sizler öyle bir çalışma yapacaksınız ki; Allah'ın izniyle bu seçimde de güçlenerek çıktığını ispat edeceksiniz. Çünkü halkımızın takdiridir. Yaşnanlara bakıldığında öngörülerimizin ne kadar haklı olduğunu gördük. 'BU ANCAK BİZİM ANALARIMIZDA OLUR' Cefayı çeken her zaman millet oldu, sefayı ise bir seçkinler zümresi çekti. Çektiği çileler yüzüne işlemiş bir milletiz. Bu millet asırlarca adeta inim inim inledi. Bir anne düşünün, yavrusunu dokuz ay karnında taşımış, onu beslemiş büyütmüş, yavrusunu canından bir parça olarak görmüş delikanlı olunca eline saçına kınalar yakmış dualarla askere uğurlamış, yavrusu şehit olduğunda düşmanı sevindirmeyeceğim diyerek ağlamamış başını eğmemiş, vatan sağolsun diyerek Anadolu kadınının ne mübarek olduğunu dünyaya göstermiş. Bu başka analarda olmaz. Bu ancak bizim analarımızda olur. 'BU ÜLKE BUNLARI GÖRDÜ' Bir devlet dairesine gidince ama yüzüne bakılmamış. Başörtülüsün sen buraya giremezsin demişler. Sen okuyamazsın demişler, sen köylüsün demişler, taşralısın demişler, fakirsin demişler. Daha da ileri gitmişler, sen makarnacısın, sen aptalsın, göbeğini kaşıyansın, bidon kafalısın demişler. Bu ülke bunları gördü, yakın zamanlarda yaşadı. Onun kendi iradesini ortaya koyarak verdiği oyu bu zihniyetle değerlendirmişler. 'KAZANAN DARAĞACI VE CELLATLAR OLDU' Her şeyi milletten aldılar ama milletin hissiyatını önemesemediler. Demokrasiye geçilmiş olması millete seçme hakkı verilmesi bile milletin kararının duyulmasına yetmedi. Merhum Menderes gibi milletten bahseden siyasetçiler geldi sonuçta kazanan darağacı ve cellatlar oldu. Kazanan yine CHP, sermaye ve seçkinler oldu. Bu ülkede medyanın dediği oldu, sermayenin dediği oldu, çetelerin mafyanın dediği oldu. Cumhuriyet tarihinde, hatta yüzlerce asırlık tarihimizde millet iradesi ilk kez bu ölçüde karar süreçlerinde AK Parti döneminde yansımıştır. 'ELBETTE BUNU SİNDİREMİYORLAR' Tarihte ilk kez, mill irade bu kadar güçlenmiş millet bu kadar karar süreçlerine hakim duruma yükselmiştir. Millet tarihinde ilk kez devletle kucaklamış ilk kez bu ölçüde iradenin sözün mührün kendisinde olduğunu hissetmiştir. Bu durum birileri için elbette yenilir yutulur bir durum değildir. Asırlardır ötelenen, itilen insan yerine konulmayan hali hatırı sorulmayan, fikrine kararına hissiyatına başvurulmayan millet ilk kez AK Parti döneminde iktidara gelmiştir. Bu durumu da birileri içine sindirememiştir. 11 yıl öncesine kadar hükümetleri sermaye kuruyor ve yıkıyordu. Medya bu ülkede hükümetlerin bile üzerinde fonksiyon icra ediyordu. Millet kaybediyor bir avuç mutlu zümre ise kazandıkça kazanıyordu. İşte biz bu çarkı bozduk. Bu kara düzeni, adaletsiz tezgahı biz altüst ettik. Elbette bunu sindiremiyorlar. Bunu kabullenemiyor hazmedemiyorlar. 'SENİN EVLADIN CUDİ'DE MÜCADELE EDERKEN...' Aziz milletim senin evladın eksi 40 derecede Cudi dağında terörle mücadele ederken, sen zannediyormusun ki bunların umrundadır. Senin derdinle bunlar hiç dertlenmedi. Senin gözyaşını görmediler. Çok açık söylüyorum bunlar senin dirini değil ölünü sevdiler. Bunları sadece AKPartililere söylemiyorum, CHP; MHP, BDP'ye, Alevi ve Sünni kardeşlerime, Çerkezlere, Romana, Boşnaka ne kadar etnik unsur varsa sağcı solcu hepsine söylüyorum. Bu ülkede artık iktidarı siz belirliyorsunuz. Bu ülkede kararları artık siz veriyorsunuz bundan rahatsızlar. Siz sandıkta ne derseniz o oluyor. Artık bu ülkeyi idare fırkası değil, sizler yani millet idare ediyor bundan rahatsız oluyorlar. Her meselenin çözüm yeri burasıdır. TBMM'dir. Fakat birileri çıkıyor siz çoğunluksunuz, ama azınlığa zulmediyorsunuz. Azınlığın güvencesi biz olduk. Bugüne kadar azınlığa bu ülkede hiçbir zaman hakları verilmedi. Biz onların haklarını da güvence altına aldık. Az oy alan siyasi partileri söylüyorsan onların bu dönemde yaptıklarını hiçbir dönemde muhalefette olan iktidarlar yapamadılar. Ama bu dönemde yaptılar. 'BAŞBAKAN'I ŞİKAYET EDECEK KADAR ALÇALDILAR' Bu ülkenin başbakanını kalkıp batıya gidip şikayet edecek kadar bunlar alçaldılar. Burada parlamentoda yaptıklarınız yetmiyor mu da batıya gidip anlatıyorsunuz. Batıda hangi muhalefet gelip Türkiye'de kendi iktidarlarını şikayet etti. Onlar dayanışma yaparlar. Ama bizim ülkemizde böyle bir dayanışmayı hiçbir zaman göremezsiniz. Tam aksine her olumlu adımın karşısında olmuşlardır. Bu ülke artık kapalı kapılar ardındaki toplantılarla yönetilemez. Bu ülke artık Faiz lobisi, vaiz lobisi, medya lobisi, sermaye lobisi tarafından idare edilemez. Kimin ne meselesi varsa bunu Türkiye'de görmelidir. Türkiye dışardan yönetilecek bir ülke değildir. Bunlar tarih oldu artık. Buyursun siyasettte o meseleyi çözmenin mücadelesini Türkiye'de versinler. 'SADECE YIKMANIN PEŞİNDELER' 30 Mart öncesinde siyaset dışı yöntemlerin kullanıldığı bir saldırının mücadelesini veriyoruz. Yargı kullanılıyor, bir kısım emniyet güçleri kullanılıyor. Fakat bu saldırıda ses kayıtları, ortam dinlemeleri, görüntüler kullanılıyor. Kara propaganda kullanılıyor. Devlete paralel yapı kullanılıyor. Bizim karşımıza mertçe siyaset meydanında çıkmıyorlar. Çünkü milletle aynı dili kullanmıyorlar. Milletle aynı yolda yürümüyorlar. Aynı istikamete bakmıyorlar. Millet bunların arkasında değil karşısında. Bunu bildikleri için siyasete ve sandığa yanaşmıyorlar. 17 Aralık mücadelemizi yeni bir istiklal mücadelesi olarak ilan ettik. 17 Aralık saldırısı sadece AK Parti'ye değil, millete yönelik, ülkemize yönelik yeni Türkiye'ye tüm kazanımlarımıza yönelik bir saldırıdır. Altını çiziyorum, sadece ve sadce bir yıkım projesidir. Sadece yıkmanın peşindeler. Yapmak gibi bir dertleri ve hedefleri yok. 'BUNU BURADAN İLAN EDİYORUM' Yapmak gibi bir dertleri ve hedefleri yok. AK Parti hükümet gitsin, kaos, belirsizlik, istikrarsızlık, yoksulluk, yolsuzluğu öneriyorlar. İdare fırkasının kazandığı bir Türkiye'nin özlemiyle ahlaksızca üzerimize geliyorlar. CHP'nin iradesine bu süreçte çok açık bir şekilde ipotek konulmuştur. MHP'nin iradesine çok açık bir şekilde ipotek konulmuştur. Gizli görüntü ve ses kayıtları CHP ve MHP'yi esir almıştır. CHP'nin gizli kayıtlarla nasıl şekillendiğini ve Baykal'ın nasıl gönderildiğini tüm millet gördü. Bunun arkasında da paralel yapı vardı. Bunu buradan ilan ediyorum. Şimdi onlar düşünsünler. Gidip o dostlarıyla irtibat kursunlar. Onlar sorsunlar, onlar arasınlar bulsunlar. 'ELLERİNDEN GELENİ YAPSINLAR' İşte o şekillenme devam ediyor. O şekillenme CHP'nin aday belirleme sürecinde kendini hissettiriyor. Yolsuzluktan ihraç ettiklerini aday yapıyorlar. Kendi içlerinden aday yokmuş gibi dünya görüşünü asla paylaşmadıkları kişileri aday gösteriyorlar. Takdirleridir, saygı gösteririz. Hayırlı olsun deriz. Paralel yapıyla birlikte bir uçuruma doğru gidiyorlar. Bu mesele sadece AK Parti değil Türkiye meselesidir. CHP ve MHP gizli yapının oyuncağı olabilir. Ama biz olmadık olmayacağız. Biz irademizi asla sinsi yapılara teslim etmedik etmeyeceğiz. Kutsal emanet olarak taşıdığımız milli iradeyi, ipi uluslararası çevrelerin elindeki paralel yapıya asla peşkeş çekmeyeceğiz. Hodri meydan... Ellerinden geleni yapsınlar... Elllerinde hangi kirli araç varsa buyursunlar kullansınlar. Çiğ yemedik ki karnımız ağrısın. Abdestimizden şüphemiz yok ki namazımızdan şüphemiz olsun. 'SIKIYSA YAPMA' Bütün partiler dinlenmiştir. Sadece benim değil, cumhurbaşkanının değil, bakan, vekil, sanatçı bürokratların görüşmeleri dinlenmiş: Şantaj amacıyla kullanılmış. Sen iş adamısın şunu şunu yap yapmazsan arkadan bu geliyor. Sıkıysa yapma. Şimdi CHP MHP çıkıyor sen hükümetsin gereğini yap diyor. O zaman HSYK ile ilgili anayasa değişikliğine neden yanaşmadınız. Biz bu düzenlemeyi bunun için yapıyoruz. Paralel yapıyla ilgili ağzınızı neden bıçak açmıyor. İnternet düzenlemesine neden destek vermiyorsunuz? İnternet yasası işte bu. Paralel yapıyı bu dinlemeleri izlemeleri çökertmeye yöneliktir. Niçin bunun yanında yer almıyorsunuz. Ama siz neden uzakta duruyorsunuz, engel çıkarıyorsunuz. Önce bunu bir açıklayın. Sizi kimin tehdit ettiğini açıklayın. İnternet düzenlemesiyle en başta siyasetin üzerindeki ahlaksız tehditi ortadan kaldırıyoruz. Dün kasetler yoluyla CHP dizayn edildi, MHP aynı şekilde tehdit edildi. 'SİYASİ HAYATLARINI BİTİRDİLER' Bunlar sosyal medyaya düştüğünde yayınını durduran biz olduk. Benim CHP'li kardeşlerim bunun farkında değil mi ya! Bütün Türkiye bunu izleyebilirdi... Aynı şekilde CHP'nin genel başkan yardımcısı yine bu şekilde düşmedi mi? Kim engelledi biz engelledik. MHP'nin genel başkan yardımcıları sosyal medyaya düşmedi mi? Siyasi hayatlarını bitirdiler. Kim bitirdi? Paralel yapı. Kim durdurdu? Biz durdurduk ya. AK Parti kasetlerle yıpratılmak isteniyor. Biz buna boyun eğmeyeceğiz. Buna boyun eğersek Türkiye'nin geleceği kararır. Biz mahremiyetin gizliliğini koruma altına alıyoruz. Engellemek 5 gün alıyordu. 5 gün buna karışmazsanız Türkiye'de duymayan kalır mı? Şimdi yapılan ne? Biz diyoruz ki hemen buna TİB müdahale eder. Mahkeme karar verene kadar kişilik hakları zedeleniyor, itibar suikasti yapılıyor. Burada TİB şikayetleri anında değerlendirecek, erişimi engelleyecek ve mahkeme kararını bekleyecek. 'BİZE KİMSE BU KONUDA DERS VEREMEZ' Hiçkimse fişlenmeyecek, internetteki verileri depolanmayacak. Kimsenin özgürlüğü ihlal edilmeyecek. Biz göreve geldiğimizde geniş bant internet abonesi sayısı 20 bin idi. Şu anda ne? 34 milyonu aştı. 20 bin erede 34 milyon nerede? İnternete karşı olan bir iktidar böyle bir zemini hazırlar mı? Ama bunu ne batılı biliyor ne ülkemizdeki bu konularla ilgilenen çevreler biliyor. Bizim dönemimizde internet ağı genişledi. Biz bütün okullara internet erişimi sağladık. Aynı şeyi Yükseköğrenim yurtlarına ücretsiz erişim sağladık. Bize kimse bu konuda ders veremez, bu işi yapan biziz. Bu yatırımları yapan biziz. Çocuklarımıza 63 bin tablet dağıttık. Önümüzdeki haftalarda 600 bin tablet bilgisayar dağıtılacak. Bu hafta 600 binlik paketin 100 binini dağıtıyoruz. Önümüzdeki bir ay içinde de 675 bin tablet bilgisayar dağıtılacak. internetin karşısında olsak bunları yaparmıydık? Şu anda sadece Türkiye'de değil, AB ülkeleri ve ABD olmak üzere, dünyanın hemen her ülkesinde, siber zorbalık adı verilen ciddi bir sorun var. 'EVDE KÜÇÜK ÇOCUĞU OLAN BU DÜZENLEMEYE KARŞI ÇIKMAZ' İnternette görüntüleri çekilip yayınlanan ve intihar edenler, cinayet işleyenler var. Başta AB ve ABD olmak üzere bir çok ülkede internetle ilgili düzenlemeler var. Yakın zamanlarda ABD'de twitter üzerinde, ABD'yi yerlebir edeceğiz şaka yollu mesaj atan iki İrlandalı geceyi cezaevinde geçirdiler ve sınırdışı edildiler. İnternet üzerinden dolandırılanlar, tacize uğrayan çocuklar var. Her türlü ahlaksızlığın edepsizliğin dolandırıcılığın fırsat kolladığı bir internet dünyası var. Bu saldırılara karşı her ülkede tedbirler var. Türkiye'de siber zorbalığın bir türü de kaset siyasetidir. Biz yeni düzenlemeyle buna karşı mücadele veriyoruz. Çocuklarımızı korumanın yanında özel hayatı, mahremiyeti korumanın yanında siyaseti ve milli iradeyi korumaya çalışıyoruz. Aklı olan, vicdanı olan evde küçük çocuğu olan hiçbir insan bu düzenlemeye karşı çıkmaz, çıkamaz. 'GÖZÜMÜZÜ KIRPMADAN DEVAM EDECEĞİZ' Hele hele CHP gibi, MHP gibi siber zorbalığın acısını çekmiş partiler, böyle bir düzenlemenin karşısında duramaz, eğer duruyorlarsa orada bir başka sebep vardır. CHP'nin MHP'nin üzerindeki o tehdidi de biz kaldıracağız. Biz AKP'ye değil Türkiye'ye güç kazandıracağız. Bugün iktidarız, yarın olmayabiliriz. Bize bu makamları ehline teslim edin denildiğinde emaneti farklı birine vermenin sandıkta neticesi çıkıyorsa sahibine teslim ederiz. Ama bu emanet bizde olduğu müddetçe milli iradeyi sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Neslimiz için değil, Türkiye'nin geleceği için, istikbali ve istiklali için gözümüzü kırpmadan mücadele edeceğiz. 'BAKIYORSUNUZ HEPSİ AYNI GÜN HASTALANIYOR' Aziz milletimin bu paralel yapının ne olduğunu çok iyi kavramalarını diliyorum. Bu paralel yapı içinde yer almış saf ve temiz duygularla bu yapıda hizmet etmiş kardeşlerimin bu yapının karanlık tarafını anlamalarını gönülden temenni ediyorum. Kırk yıllık bir süreç sözkonusu, sadece bizim zamanımızda değil 40 yıl boyunca örgütlenmiş, devlete sızmaya çalışmış başka faaliyetlerin içine girmiş bir yapı sözkonusu. Amaçları için her yolu meşru kılan bir anlayışla sızmış. Bu yapı açık değil, şeffaf değil, sınırları belli olmayan, gayeleri, finansmanları açık olmayan bir yapı var karşımızda. Tabanında hasbi samimi saf ve temiz duygularla mücadele veren kardeşlerimiz de var. Ama tavanında lider kadrosunda çok farklı hedef ve gayelerin peşinde bir kadro var. Emniyet içinde gizlice örgütlenerek, amirlerinin talimatıyla değil liderlerinin talimatıyla hareket etmesini sağlıyor. Anayasa ve yasalar çiğneniyor. Emniyet içinde örgüt çıkarları öne çıkıyor. Aynı günde bakıyorsunuz hepsi hastalanıyorlar HSYK'de genel kurul toplanamıyor. Çarşama günü toplanamadı. Başkan olarak Bakan bey davet etti yine toplanamadılar. Aynı anda hasta olmuşlar. Kimisei resmi iznini kullanıyor kimisi de rapor alıyor. Bunlar devleti çalıştırmamanını adımlarıdır. Çok açık net söylüyorum. Bu nasıl anlayıştır ya. Hani dürüstsünüz siz? Tezgahı bu şekilde çalıştırıyorlar. HSYK'ya siz bunun için mi seçildiniz. Şimdi soruyorum HSYK'nın parlamentoda yasalaşma noktasında çıkmasını engelleyenlere sesleniyorum siz bunu engellediniz. Demek siz paralel yapıyla müşterek hareket ediyorsunuz ey CHP ey MHP! 'BUNLAR ALLAH'A VERECEK HESABI DA DÜŞÜNMÜYOR' İş olacağına varacak evelallah. Sonuna kadar. Onlar öyle mücadele ediyorsa, biz de adil olan netice hukuk içinde neyse çözmeye çalışacağız. Legal operasyonlar da bu yapının talimatlarıyla yapılıyor. Yargı içinde örgütlenmişler. Savcı, hakim ve bürokratların Türk milleti adına değil örgüt adına çalıştıklarını, talimatla hareket ettiklerini, davalara etki ettiklerini görüyoruz. Hukuk diye bir şey yok burada bunu böyle bilesiniz. Masum insanların örgüt çıkarlarına tehdit oluşturdukları için tehdit edildiklerini görüyoruz. Aynı yapı devletin hemen her kurumunda etkin hale gelmeye çalışmış. Yürütme olarak biz müdahale edince rahatsız olanlar var. Birileri önümüzü tıkıyorsa, önümüzü kesiyorsa bunu çözmek zorundayız. Bunlar millete hesap vermez, sadece liderlerine hesap verir. Bunlar Allah'a verecek hesabı da düşünmüyorlar. Çünkü bu millete verilecek hesap farklı bir şey. Biz halka ve Hakka verilecek hesabın peşindeyiz. Bunların kadrolaştığını ve hukuksuz işlem yaptığını görüyoruz. Devlet imkanlarıyla fişleme yapmışlar, illegal izlemeler yapmışlar. Elde ettikleri verilerle işadamı, gazeteci, siyasetçi bürokrat her kesime şantaj yapmışlar. 'TWIT HASTALIĞIM HİÇ YOK' Birtanesi azeriymiş, bir gazetede yazarmış. Bizim iktidarımız bunu yurt dışı etmiş. Bunlarda yalan meşrudur ha. Takiyye de meşrudur. Herşey bunlar için meşru. Bir defa Basın Enformasyon kurumu sizin basın kartınızı uzatır veya uzatmaz irade onlara aittir. Bunun için buradan izin alınır, benimle ilgili twit atmış benim bundan haberim bile yok. Twit hastalığım hiç yok. Benimi bu kadar boş zamanım da yok. Twit kullananlara hakaret etmiyorum ama benim bu kadar boş zamanım yok. Ben gece gündüz demeden sadece işime bakıyorum. 'YAPILANLAR DİNE İMANA SIĞAR MI?' Alım sınavlarında usulsüzlük yapılmış, fakir fukaranın parasını toplamış meçhule harcamışlar, usulsuzlük, iltimas, yolsuzluk yapmışlar. Ahlaksızlık ve hukuksuzluğu, temiz insanlar nezdinde dini görünüm altında mübah hale getirmeye çalışmışlar. Bir müslüman müslüman kardeşinin zaafını araştırır, kaydeder ve şantaj olarak kullanabilir mi? Bir Müslüman diğer bir insanın mahremine girebilri bunları kaydedip yayabilir mi? Bu yapı içindeki saf temiz kardeşelrime sesleniyorum. Yapılanların dine imana, vicdana insafa sığar yanı var mı? Lütfen başınızı iki elinizin arasına alın Rabbimizin hükmüne yönelin, 'Siz hiç düşünmez misiniz, akletmez misiniz?' Çünkü bu hükümlerde akıl sahipleri için hikmetler vardır. 'CESARETLE ÜZERİNE GİDECEĞİZ' Bizim inancımız hikmet ve bilgi dinidir. Örgütün lideri Amerikadan birilerinin izlendiğini, ses kayıtlarından dinlediniz, bunu engellediğini, gece yarısında, buna benzer başka vakaların kendisinde olduğunu itiraf ediyor. Bunun dışında hiç kimse çıkıp bunun hesabını sormadı. Bazı gazeteciler bunu hiç görmedi duymadı. Bunlar suç teşkil etmiyor mu? Her meselede konulan malum işveren örgütü var ya bu konuda konuşmadı. Çünkü onların da cdleri kasetleri var ellerinde. Bir tane savcıda çıkıp soruşturma başlatmadı. Herkes susuyor. Ama biz açıkça konuşuyoruz. Artık yeter, yetti. Madem ki onlar yazıyor çiziyor, konuşuyor, dinliyor, cd'lerle ülkemizi idare etmeye çalışıyor, artık biz de hem konuşacağız hem adımlarımızı atacağız. Biz cesaretle bunların üzerine gideceğiz. 'AMELİYATIMIZI BİLE GÜNDEM KONUSU YAPTILAR' Neler var neler... Ameliyatımızı bile gündem konusu yaptılar. Beddularınız bile tutmadı diyor. Böyle şeyler olabilir mi ya? Ne çirkin yakıştırmalar... Demek ki diyor iyi müslüman değilsiniz. Şu hale bak. Takdirler çok enteresan. Bu mesele bizimle başlamış bir mesele değil. Kökü 12 Eylül 1980 darbesinde. Hazırlıkları öncesi ama darbeyle devam ediyor. Bu meselenin kökü 28 Şubat'ta... Biz 7 Şubat hadisesi olduğunda meselenin ciddiyetini kavradık ve üzerine gidiyoruz. 17 Aralık ile birlikte bu meselenin üzerine tek başına biz gidiyoruz. Tek başımıza bırakıldık ama Rabbimiz bizim yardımcımızdır diyoruz ve aynı şekilde devam ediyoruz. 'MERAKLIYSANIZ PARTİNİZİ KURUN DA GELİN' Millet bizimle beraberdir. Şu anda yargıda bununla ilgili hazırlıklar yapılıyor. Hiçbir hukuksuzluğa izin verilmeyecek. Son nefesimize kadar bunun mücadelesini vereceğiz. Başlarını iki elleri arasına alıp tekrar tekrar düşünsünler. Nasıl sinsice bir yapı ve kumpasın içinde oldukların görsünler. Hiçbir şey görmüyorlarsa bunların milli kurumlara, teşkilatlarına çözüm sürecine nasıl saldırdıklarını görsünler. Bu yapının Türkiye'nin küresel projelerine nasıl saldırdığını görsünler. Türkiye'nin değil belli bazı ülkelerin, güneydeki o sevdikleri ülkelerin çıkarlarına nasıl hizmet ettiğni görsünler. Bu kardeşlerim oyunu göreceklerine, ihaneti göreceklerine ve yapıyla aralarına mesafe koyacaklarını, bu çirkin ahlaksız saldırganlarla yollarını ayıracaklarına yürekten inanıyorum. Bazı hanım kardeşlerim evleri dolaşıyormuş. Tüm ak partili kardeşlerimize sesleniyorum. Sizin de kapınız çalınırsa şunu söyleyin, Biz halimizden iktidarımızdan memnunuz, şimdi inandığımız gibi yaşıyoruz, düşündüklerimizi aynen konuşuyoruz, 10 yıl içinde ülkemiz değişti. Eğer bu işe çok meraklıysanız partinizi kurun da öyle gelin, bunlara bunları söyleyin. Biz tek başımıza da kalsak milli iradeyi şeref ve namusumuz gibi savunacağız. Bu ahlaksız saldırılar karşısında boyun eğmedik eğmeyeceğiz. 'ONLAR POSTA KUTUSUNA BROŞÜR BIRAKIYORSA...' Bu kutlu yolda Aziz milletimizin bizimle olduğunu biliyorum. Aramızdan milli irade hırsızları çıksa da, milletten aldığı emaneti örgüt liderlerine peşkeş çekenler olsa da biz bir olarak millet iradesini savunmaya devam edeceğiz. Türkiye'de hükümetleri sermaye, medya, kasetler değil sandık belirleyecek. Hükümetleri karanlık örgütler belirlemeyecek millet belirleyecek. Bu bir istiklal mücadelesidir. Ak Partili olsun ya da olmasın bu 77 milyonun irade mücadelesidir. 30 Mart bu iradenin sarsılmaz güç kazanacağı gün olacaktır. Türkiye düşmanlarının ve onların maşalarının kaybedeceği ve aziz milletin kazanacağı tarih olacaktır. Yeni Türkiye için bir milat olacak. Onun için asla ihmalkar olmayacağız. Yıkım ekibi bir çalışıyorsa biz 10 çalışacağız 10! Yüz çalışacağız. Onlar bir kapıya ulaşıyor, bir posta kutusuna broşür bırakıyorsa biz yüzlerce binlerce kapıya ulaşacağız. 'YENİ TÜRKİYE'Yİ ŞAHA KALDIRACAĞIZ' Tekrar ediyorum ne yaparlarsa yapsınlar, Allah bizimledir, millet bizimledir, unutmayın milletin hayır duası bizimledir. Siz ak bir kadrosunuz, aranıza karalar karışsa da bugüne kadar onları hep birlikte eledik. Bundan sonra da karalar çıkarsa onları da eleriz. Hiç önemli değil. Aklığınıza asla leke sürmeyin. Sürdürmeyelim. Yetimin hakkını 11 yıldır nasıl muhafaza ettiysek bundan sonra da muhafaza edeceğiz. Bizim sevdamız Türkiye sevdasıdır. Bu sevdanın neferleri olarak bu kutlu yolda hiç sarsılmadan yürüyeceğiz. Yeni Türkiye'yi şaha kaldıracağız. 'YAHU SİZ ZATEN BUSUNUZ!' Bu hafta İstanbul'da enteresan bir şey oldu. CHP'nin ileri gelenlerinden biri, eski İstanbul'u size iade edeceğiz demiş. Gerçekten işte bu CHP bu... Eski İstanbul neydi? Çöp dağlarıyla var olan istanbul, Susuz İstanbul, hava kirliliğiyle malum gazetelerin maske dağıttığı İstanbul, İski yolsuzluğuyla maruf İstanbulu tekrar getireceklermiş. Yahu siz zaten busunuz! Bunlar taş üstüne taş koyamazlar. Evelallah biz emin adımlarla, ülkemizi güncelleyerek, değişim dönüşümle çok güçlü bir şekilde, dünyanın hayranlıkla izlediği ,sessiz devrim dediği bütün reform paketlerimizle, ekonomimizle, ocak ayında yine ihracatta patlama var, tüm zamanların aylık rekoru kırıldı, aynı şekilde dün sanayide bir rekor daha. Bütün saldırılara rağmen bekledikleri gibi olmuyor olmayacak. Ben diyorum ki Allah bir kez daha yar ve yardımcımız olsun. Böyle dua ediyorum. Yolumuz bahtımız açık olsun. haberler.com
MHP Beylikdüzü Belediye Başkan Adayını Açıkladı
Bu akşam İlçe teşkilat binasında basın mensuparına ve ülküdaşlarına tanıtılan Milliyetçi Hareket Partisi'nin Beylikdüzü Belediye Başkan adayı Av. Ethem Baykal tanıtıldı. MHP Genel Merkezi'nce Beylikdüzü Belediye Başkan adayı olarak belirlenen Av. Ethem Baykal oldu. Son günlerde, resmi başvurusu olmadığı halde birçok ismin adı MHP Beylikdüzü Belediye Başkan adayı olarak manipüle edilirken, aday adayları arasında adı geçen MHP Beylikdüzü Belediye Meclis üyesi Halit Tuna'nın adaylık şansı da öne çıkıyordu. Avukat Ethem Baykal'ın, partisince aday gösterilmiş olması, hem MHP Beylikdüzü Belediye Başkan adaylığı için yapılan manipülasyonların sona ermesine neden oldu, bu akşam Beylikdüzü Milliyetci Hareket Partisi İlçe Merkezinde basına ve Ülküdaşlarına bir konuşma yapan Avukat Ethem Baykal'ın hem de resmi adayın kim olduğu netleşmiş oldu
'Onların Adı Bilal ve Sümeyye Değil'
Parti grubunda konuşan MHP lideri, 'Şırnaklı Kemal, Trabzonlu Ayşe işsizlikten ortada kalmışlardır. Çünkü bunların ismi Bilal ve Sümeyye değil.' dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında işsizlikten bahsederek 'Şırnaklı Kemal, Trabzonlu Ayşe işsizlikten ortada kalmışlardır. Çünkü bunların ismi Bilal ve Sümeyye değildir. Çünkü bunların bırakın ayakkabı kutularını giyecek ayakkabıları yoktur' dedi. Hükümete yolsuzluk operasyonuyla ilgili eleştirilerde de bulunan Bahçeli 'Rüşvet ve yolsuzluk AKP'yi kapatmıştır. İnsan içine çıkacak yüzü kalmamıştır. Ancak yüzündeki deri öyle kalındır ki utanmak şöyle dursun hala paralel devlet darbe laflarıyla bastırmaya çalışmaktadır. Erdoğan hırsızlılkları red ve inkar politikası gütmektedir. yabancı gazeteye verdiği beyanatta, yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım. devletin kasası soyuluyor mu soyulmuyor mu? Başbakan çalınan herhangi bir şeyin olmadığını inandığını söylemektedir' şeklinde konuştu. İşte MHP liderinin açıklamalarından satırbaşları; Türk milleti ekonomik yozlaşmanın içindedir. Esnafın borçları sınırları aşmıştır. İşçimiz ümitsizdir. Çiftçiler deseniz hepten sıkıntıdadır, kuraklık zilleri çalmaya başlamıştır. Milyonlarca vatandaşımız kazanda pişirip kapağında yemektedir AKP SANAL SAADET ZİNCİRİ KURDU Türkiye ekonomisi stratejik dönüşümü sağlayamamıştır. AKP sanal bir saadet zinciri kurmuştur. Türkiye'de herkes sorunludur. Bireysel kredi ve kredi kartını ödeyemeyenlerin sayısı artmıştır. İşsizlik gittikçe artmaktadır. ÇÜNKÜ İSİMLERİ BİLAL VE SÜMEYYE DEĞİL Şırnaklı Kemal, Trabzonlu Ayşe, Mardinli Hüseyin, Vanlı Ahmet, Sinoplu Ali işsizlikten ortada kalmışlardır. Çünkü bunların ismi Bilal ve Sümeyye değildir. BIRAKIN AYAKKABI KUTULARINI GİYECEK AYAKKABILARI BİLE YOK Çünkü bunların bırakın ayakkabı kutularını giyecek ayakkabıları yoktur. Haram okyanusunda düzeni olan, pusulası sahtekarlık, tayfası hırsızlıktan oluşan filoları da yoktur. Bugün adaletsiz, ahlaksız yönetim işsizliği çözmek için hiçbir çalışma yapmamaktadır. ÖNEMLİ OLAN BİLAL'İN ZENGİN OLMASI Erdoğan'a göre varsın işsizlik olsun. Başbakan'a göre önemli olan Bilal'in kanun olarak zengin olup Bilo Ağa seviyesine terfi etmesidir. İşsizler feryat ediyormuş bunlar Başbakan için önemli değildir. 'TÜRKİYE'Yİ KAVGAYA ÇEKİYORLAR' Kürdistan konusu gündemdeki sıcaklığını hiç kaybetmedi. Yıllardır büyük can ve mal kayıplarına neden olan siyasal bölücülüğün mesafe aldığı ortadadır. Bugün hükümetin ilerlediği yol bütün olumsuzluklardan daha vahimdir. Halihazırda ateş çemberinden geçen Türkiye devlet ve millet olarak beka sorunuyla karşı karşıya. Türkiye'yi tuzakların içine çekmek isteyen küresel oyunun işbirlikçilerin niyeti gündemdedir. Bu sinsi oyunun amacı Türkiye'yi kimlik tahrikiyle kavgaya çekmektir. 'BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN'I KURMAK AMACI VARDIR' AKP hükümetinin ise yıkım ve çözülme yolunda yürümekte ısrarlı olduğu anlaşılmaktadır. Bölücü heveslere cesaret verme ve medet umma Türkiye'nin milli birliğini mahvedecek tairhi bir ihanettir. başbakan bu ihanetin içinde doludizgin ilerlemektedir. Bağımsız Kürdistan'ı kurmak amacı vardır. Irak'ın kuzeyindeki peşmerge yönetimi Kürdistan'ın ilk etabı olmuştur. Suriye'nin kuzeyindeki özerklik ikinci etap olmuştur. Tüm dikkatler şimdi Türkiye'ye yönelmiştir. Hainler çözümcüler şarlatanlar vızır vızır provokasyona girmiştir. İmralı canisinin fotoğrafları cilalanarak bilboardlarda sergileniyor. Başbakan müzakere ortağını podyuma çıkarmış gibi çıkarmış Diyarbakır'da sözde özgür önderlikle özgür yaşama yazılı afişin asılmasına göz yummuştur. Nevruz'da mektubu okunan bebek katili, ihanet ajansına çektirdiği fotoğraflarla gündeme gelmiştir. Terörist başı masum gösterilmek istenmektedir. Başbakan rüşvet ve yolsuzlukta kendini yalnız bırakmayan terörist Öcalan'a şükran ve minnetini göstermiştir. Başbakan İmralı canisiyle pazarlığı devam ettirmektedir. 'BAŞBAKAN'IN ÇITI ÇIKMAMIŞTIR' Meclis'teki PKK'lılar AKP icazetiyle belirlenen gruplar halinde İmralı ziyaretlerini sürdürmektedir. İmralı canisi maşaları kanalıyla anlamlı derin müzakerelere geçilmemesi durumda çözüme devamın olmayacağını belirtmiştir. Buna karşı Başbakan'ın çıtı çıkmamıştır. TBMM başkanlığına 12 maddelik toplumsal barış ve müzakere kanun teklifi sunmaları bunun göstergesidir. PKKlılar toplumsal barış ve müzakere bakanlığı isterken, teröristlerin sosyal hayata kazandırılmasını yani affı dayatmıştır. 'ŞEREFSİZLİK DİZ BOYUDUR' AKP hükümeti ise PKK taleplerini seçimden dolayı zamana yaymıştır. AKP PKK'ya ve İmralı'ya tamam demiş sadece zamanlama açısından kuşkularını paylaşmıştır. PKK, BDP ve AKP aynı karanlık emelde birleşmiştir. BDP'liler peşpeşe özerklik konusnudan bahsetmeye 30 Mart'tan sonra gerçekleşeceğine atıf yapmaya başlamıştır. İhanetin dozu öyle artmış ki AKP'nin seçim bildirgesinde yerel yönetimler için özerklik vaadi yer bulmuştur. Anlayacağınız şerefsizlik diz boyudur. Rezalette tüm eşikler aşılmıştır. Vatan düşmanları ittifak yapmıştır. Canibaşının Kenya'da yakalanmasının 15. yılında yapılan küstahlıklara Başbakan henüz sesini çıkarmamıştır. Paralel yapılanma ezberleriyle milleti aldatırken Türkiye çatır çatır bölünmektedir. Özerklik provalarına her gün yenisi eklenirken Başbakan ona buna hain demektedir. Sayın Başbakan hain arıyorsan masada pazarlık yaptıklarına bak. Hain istiyorsan Türkiye'yi satmaya hazırlandığın mihraklara odaklan. Yetmiyorsa boyunca bir ayna bul karşısına geç emin ol ki orada haini göreceksin. 'VATANIMIZ ALEV ALEV YANACAKTIR' AKP'ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. PKK dayatmalarının hayata geçmesinin altyapısı başlamıştır. İdari düzenlemeler başlayacaktır. İmralı canisinin hapis koşullarının iyileşmesi yeniden yargılanması ve özgür kalması sağlanacaktır. Başbakan bu tempo ile giderse Türkiye'nin üniter yapısını bozup özerkliği oldu bittiye getirecektir. Yasal düzenlemelerle Türk milleti etnik parçalara ayrılacak son vatanımız alev alev yanacaktır. TMK'nın 10. maddesinin kaldırılması ve anadilde eğitim bu vahim sürecin ara istasyonlarıdır. Milli geleceğimizin dinamitlenmesi için her alçaklık sahnelecektir. yerelden başlanacak özerk yönetim kalkışması bize vatan kaybettirecektir. 'YAVRULARIMIZIN KANINI ELİNDE TAŞIYAN TERÖRİSTLER...' ABD ve AB'nin dayatmaları daha da artacak bölücü tahriplerin daha da cesaret kaznamasıyla iç gerginlik ciddi boyutlara taşınacaktır. Tam bir kaos ortamı olacaktır. İmralı canisinin 500 bin kişi mi ölsün şeklindeki tehditleri kanlı hesabın işaretidir. Bu coğrafyayı biz nice badireler aşarak vatan yaptık. 1000 yıllık kardeşliğe söz kestik. Bir olduk aynı tarih yastığına baş koyduk. Biz bu şekilde Türk milleti olduk. Çağları devirdik zorlukları erittik kem gözleri kovduk iman ve inancımızla kahbe hesaplara karşı durduk. Gerekirse bu vatanı savunmak için her birimiz Çanakkale'de ateşe kafa tutan etten duvar olmaktan çekinmeyiz. Küçücük yavrularımızın kanını elinde taşıyan teröristler Türk milletini ne sanıyor. 'BIÇAK KEMİĞE DAYANMIŞTIR' Devleti hazinesini soyan ve milleti ateşe atan yandaşlarla terörist sevdalısı Recep Tayyip Erdoğan Türk milleitni nasıl hafife almaktadır. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Milli seferberlik ruhuyla harekete geçmek tarihi görev ve sorumluluktur. 30 Mart ihanetin çürümüşlüğün müzakerenin belinin kırılacağı bir an olacak ve sandıklar milletin ayağa kalkışına şahitlik edecektir. 'YÜZÜNDEKİ DERİ ÖYLESİNE KALINDIR Kİ..' İktidarda kirlenmiş bir zihniyet vardır. masum bir yanı kalmamıştır. Rüşvet ve yolsuzluk AKP'yi kapatmıştır. İnsan içine çıkacak yüzü kalmamıştır. Ancak yüzündeki deri öyle kalındır ki utanmak şöyle dursun hala paralel devlet darbe laflarıyla bastırmaya çalışmaktadır. Erdoğan hırsızlılkları red ve inkar politikası gütmektedir. yabancı gazeteye verdiği beyanatta, yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım. devletin kasası soyuluyor mu soyulmuyor mu? Başbakan çalınan herhangi bir şeyin olmadığını inandığını söylemektedir. Ayakkabı kutusundan çıkan paranın Halkbankasından çalınmadığını söylemektedir. Hakikaten bu başbakan şakacı bir adam olup çıkmıştır. 'KİMİN KİMİN ÖNÜNE YATACAĞINI GÖRECEĞİZ' Akla hayale sığmayacak yorumlarda bulunma Başbakanın karakteristik özellikleri arasına girmiştir. Erdoğan devletin kasasının soyulmasını yolsuzluk olarak tanımlamıyorsa meseleyi iyi anlamamış demektir. Devlet soyan irtikap ve nüfuz ticaretiyle servetine servet katana dünyanın her tarafından hırsız vurguncu ve hortumcu denilir. Başbakan'ın yakın dostları soyguncu değil midir? Etiler'deki polis okulunun arazisini talan etmek yolsuzluk değil midir? Usame Kutup'un ve Muaz el Kadı'nın ortağı olduğu ve gizli hissedarları arasında Bilal Erdoğan'ın olduğu yolsuzluk değil midir? iran'ın karanlık işadamının rüşvet kölesi yaptığı dönemin içişleri bakanına bana operasyon var mı sorusuna, 'abicim rahat ol öyle bir şey varsa senin önüne ben yatarım' demesi yolsuzluk değil midir? Kimin kimin önüne yatacağını göreceğiz. 'BİR BAŞBAKAN DÜŞÜNÜN Kİ...' Bir bakan düşünün ki rüşvet alması yetmiyormuş gibi haram eseri olan özel uçakla umreye gitsin ve kara para ve altın kaçakçılığının merkezi olsun. Rüşvetlere tamah etsin... Bir başbakan düşünün ki doğru bir işi olmasın ne kadar hırsız düzenbaz varsa etrafına toplasın. Başbakan besmeleyle soygun yapacak kadar günahkar olanları, yolsuzluk gemisini yürütecek kadar münafık olanların koruyucusudur. Soruşturma Başbakan'ın saldırılarıyla yıpratılmak istenmektedir. Şüpheliler bir bir serbest bırakılmaktadır. Hırsızlığa yepyeni ekol getiren Halkbank eski genel müdürünün tahliyesi herşeyi gözler önüne sermiştir. Önümüzdeki yakın vadede malum bakan çocukları ile birlikte iranlı rüşvetçinin de serbest bırakılması şaşırtmayacaktır. 'YANDAŞ ALİMLERDEN FETVA ALMIŞTIR' Başbakan'ın Bilali ifadesini 42 günlük gecikmeyle lutfetmiştir. İşadamlarının peşinden bir an olsun ayrılmayan bu evladı muhteşemin avukatı tüm suçlamaların soyut olduğunu söylemiştir. Başbakan oğlunu tam korumaya almış ve dokunulmazlıkla örmüştür. Rüşvet için yandaş alimlerden fetva almıştır. Erdoğan ve partisi yargıya operasyon yapmıştır. Mecliste kabul edilen HSYK teklifi bunun en bariz delilidir. HSYK kanun teklifi Mecliste tekme tokat ve kanlı bir şekilde kabul edilmiştir. 'SAYIN GÜL YETKİSİNİ KULLANMALI' Gazi Meclisteki şiddet sahnelerini millete havale ediyorum. Şayet sayın cumhurbaşkanı sözünde durmaz ve HSYK kanununu onaylarsa yargı tamamen hükümete bağlanacak ve kuvvetler ayrılığı rafa kaldırılacaktır. 12 Eylül 2010 referandumunda dile getirdiğimiz iki gizli gündemden biri olan hSYK iktidara rehin düşecektir. HSYK'daki yapılanmayla Erdoğan yargının tepesine baş yargıç olarak atanacak iyice azacaktır. Sayın Gül yetkisini kullanmalı ve parti çıkarı yerine milletin ve devletin selametini düşünmelidir. HSYK teklifi Çankaya'dan mutlaka dönmelidir.BAŞBAKAN HUKUKU KURŞUNA DİZİYORBaşbakan yolsuzluktan kaçmak için hukuku kurşuna dizmektedirBunların hiçbirinin demokrasiyle alakası yokturTek amaç yolsuzluğu gizlemektedirPaketlerle milletin gözünü boyamaya çalışma çabaları bu kez etkili olmayacaktırTürk milleti siyasi namuslarını kutulara koyanları siyasi enkaz haline getirecektirKABATAŞ SALDIRISININ OLMADIĞI ANLAŞILDIKabataş hadisesiyle ilgili öyle suçlamalar yapıldı ki kimse sessiz kalamazdıKardeşimiz sanki işkenceye maruz bırakılmıştırBaşbakan konuyu grup toplantısına taşımıştır, sakız gibi çiğnemiştirKamera görüntüleri ortaya çıkmış ve saldırının olmadığı anlaşılmıştırBAŞBAKAN ÖZÜR DİLEYECEK Mİ?Her şey netleştiğine göre Başbakan çıkıp milletten özür dileceyecek erdemi gösterebilecek miCamilerde içki içtiler diyerek duyguları istismar eden bu kişi özür dileyecek miAdli tıp raporuna sarılmaya devam edecek kadar küçülecek mi?Başbakan yanıldığını çok yakında anlayacaktır, gerçekleri gizleyemeycektirMHP hep başı açık veya kapalı kardeşlerimizin hedef yapılmasına çok karşıyızBaşbakan çekirge misali sıçramış ve zıplamıştırArtık sonuna gelmiştirİmana cehalet ekleyenler Allah katında yüz karasıdır, günah kubbesi olacaklatrdırMHP’ye büyük bir sevgi seli vardırBütün mesaimizi artık vatandaşlarımıza harcayacağızBu yüzden 25 Şubat ve 25 Mart arasındaki Meclis grup toplantılarımıza ara veriyoruzYolunuz açık olsunhaberler.com
Sırrı Süreyya Önder'den CHP Hakkında Şok İddia
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Başkan Yardımcısı Sırrı Süreyya Önder, CNN TÜRK'de Ankara Günlüğü programında Hande Fırat, Hüseyin Yayman ve Utku Çakırözer'in sorularını yanıtladı. Yerel seçimlerde ittifak için CHP'lilerle görüştüklerini ve aldıkları cevabın 'Bizi desteleyin ama kimse görmesin' yanıtının olduğunu söyledi. Bunun Kılıçdaroğlu ile yapılan görüşmede dile getirilmediğini belirten Önder, aldıkları bir başka teklifin ise 'Sırrı Süreyya Önder aday olmasın, başka bir aday gösterin' olduğunu söyledi. CNN TÜRK