Bu içerik, sadece içeriği yaratan kullanıcı profilinde listelenmektedir. Onedio ana sayfasından, kategori sayfalarından ve arama motorlarından bu içeriğe ulaşılamaz.

Bu içerik, sadece içeriği yaratan kullanıcı profilinde listelenmektedir. Onedio ana sayfasından, kategori sayfalarından ve arama motorlarından bu içeriğe ulaşılamaz.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

İşte Ligimizin Tarlalardan Sokaklardan Yetişen Türk Efsaneleri

0PAYLAŞIM

Kimi tarlada kimi sokakta oynarken keşfedildi. Yıllarca kulüpleri için ter döküp aldıkları parayı bile önemsemediler. Belki dünya onları konuşmadı, dünya basını onları yazmadı ama dünyada hiçbir futbolcunun olamayacağı kadar centilmendiler. Türk futboluna 'duruş' öğrettiler. İşte bütün takımların gurur duydukları efsanelerimiz.

1. 'Ordinaryus' Lefter Küçükandonyadis

Türk futbolunun kimyasını yazan adam. Ordinaryus Lefter. 

1947'de Fenerbahçe'ye geldi. Buradaki futboluyla dikkat çeken Lefter, 3 Ekim 1951'de 17.500 liralık transfer ücretiyle İtalya'nın ACF Fiorentina takımına transfer oldu.[4] 1 yıl da Fransa'nın OGC Nice takımında oynayan Lefter, 1953-1954 sezonundan itibaren yeniden Fenerbahçe'de top koşturmaya başladı. Aynı sezon, İstanbul Ligi'nde gol kralı olan Lefter, 1964'e kadar toplamda 17 yıl giydiği Fenerbahçe forması altında 400'ün üzerinde gol kaydederek erişilmesi güç bir rekora imza attı.Golcülüğünden ötürü Ver Lefter'e, yaz deftere! sloganı onun için yaygın olarak kullanıldı.

6-7 Eylül Olayları’nda Büyükada’daki evini basanlar taşlayıp “Vurun şu gâvura” diye bağırdılar, Lefter sabaha dek elinde silahla kapıda bekledi. Lefter’in evinin basıldığını duyan Fenerbahçeliler Kartal’dan motorlara binip Ada’ya koştular, Lefter’in evinin önüne barikat kurdular. "Sana bunu kim yaptıysa söyle, haddini bildirelim" diyerek saldırganların isimlerini öğrenmek istediler. Lefter saldıranların hepsini tanıdığı halde kimseyi ihbar etmedi, şikâyetçi de olmadı.

Rekorlar:

Süper Lig'de penaltı atan ilk futbolcu.

Kulübü tarafından bonservis ücreti alınmak suretiyle yurtdışına transferi yapılan ilk Türk futbolcu.

Adına Jübile düzenlenen ilk futbolcu.

2. 'Taçsız Kral' Metin Oktay

Taçsız Kral Metin Oktay, Türk futbol tarihinin efsanelerinin başında gelir. Avrupa gol kralı olduktan sonra İtalya' ya gitmiştir. En çok bilinen golü 'Ağları delen gol'dür.

Türkiye Ligi'nde attığı 217 golle bir rekora imza atan Oktay, 1962-63 sezonunda 26 maçta attığı 38 golle bir sezonda en fazla gol rekorunu kırdı. Bu rekor 1988'de 39 golle Tanju Çolak tarafından kırıldı, 1997'de ise Hakan Şükür tarafından egale edildi.

Ayrıca kendi hayatını anlatan 'Taçsız Kral' filminde başrol oynamıştır.

3. 'Baba' Hakkı Yeten

Şeref' inle oyna Hakkı' nla kazan. Beşiktaşlılık duruşunu bütün dünyaya gösteren, rakip oyuncuyu sakatlayan kendi takım oyuncusunu maçtan atan verdiği kararlar hakem kararlarından daha üstün olan büyük efsane Baba Hakkı.

Beşiktaş formasıyla gol kralı da oldu. İngiliz kulübü Arsenal'den teklif aldığı ancak kabul etmediği söylenir. Oynadığı 439 maçta 382 gol kaydederek Beşiktaş'ın en golcü futbolcusu olmuştur. Derbilerde de en çok gol atan futbolculardandır. Hem Fenerbahçe'ye hem Galatasaray'a 30 gol atarak çok zor kırılacak bir rekora sahiptir.

1948 yılında (38 Yaşında) bir maçta taraftarın onu ıslıklamasından sonra: 'Bu formayı bana taraftar giydirdi. Şimdi onlar isteyince de çıkarırım' diyerek futbolu o maçta bırakmıştır.

Otoriter yapısı ve takım üzerindeki ağırlığı üzerine anlatılanlar gerçekten bugünkü profesyonel futbolda zor inanılacak olaylardır. Bu anılara örnek olarak; kırmızı kart gören futbolcunun önce Baba Hakkı'ya dönerek, "Çıkayım mı?" diye sorması ve o "Evet" deyince çıkmasıdır.

Ne kadar güçlü ruha sahip olduğuna ve sportmenliğine örnek olarak anlatılan başka bir olay ise şu şekildedir. Fenerbahçe ile Şeref Stadı'nın çamurlu ortamında oynanan maçta Beşiktaş 2 farklı skorla önde gitmektedir. Maçın ortasında Beşiktaş atakları art arda devam ederken orta sahada Fenerbahçe kaptanının yanına gelen Hakkı Yeten şöyle der:'Arkadaşlarına söyle biraz maça asılsınlar bu maçın zevki böyle çıkmaz.'

4. 'Abi' Süleyman Seba

Yaşamını Beşiktaş’a adadı. Evlenmedi. Başkanlığı döneminde zenginleşmedi. Tersine memurluktan edindiği tek varlığı olan evini, Madida transferi döneminde ipotek ettirerek, Beşiktaş’a bir oyuncu kazandırmayı, “servetine” yeğledi.

Metin Tekin’in deyişiyle dünyanın en pahalı kuru, Beşiktaş lirasıydı. Beşiktaş’ın her kuruşu değerliydi. Yemek sofralarının cömert “Süleyman Abisi” Beşiktaş’ın parası söz konusu olduğunda“cimrileşir” ve kolay harcatmazdı. Beşiktaş yönetimine geldiğinde ilk toplantıda alınan kurabiyenin fişini soracak kadar hassas ve titiz olduğu içindir ki Beşiktaş zenginleşecek, o ise dostlarını “üç aylığını aldığında” ağırlayabilecekti.

5. 'Sinyor' Can Bartu

Fenerbahçeli, efsanevi futbolcu. 1 Ocak 1961’de, Fiorentina - Glasgow Rangers arasında oynanan final maçında forma giyen, Avrupa Kupaları’nda final maçı oynayan, ilk Türk futbolcusu oldu. İtalyan taraftarlar tarafından, "Sinyor Bartu" şeklinde adlandırılan Bartu, Türk futbolunun unutulmazları arasındaki yerini aldı. İnönü' de oynanan maçta Metin Oktay ile forma değiştirmiş, Galatasaray için mücadele etmiştir. Ayrıca milli basketbolcudur.

6. 'Kral' Tanju Çolak

Futbola 10 yaşında Samsun Yolspor'da başladı. Daha sonra Samsunspor'a transfer olan, Tanju Çolak, 2'si 1.Lig olmak üzere 5 kez üst üstte, toplamda da 7 kez gol kralı olmuştur.

Galatasaray formasıyla ilk sezonunda 39 gol atarak kariyerinde 5., Süper Lig üçüncü defa gol krallığına ulaşırken hem Metin Oktay'a ait bir sezonda en çok gol atma rekorunu kırdı, hem de Avrupa liglerinde o yıl en çok gol atan futbolcu unvanını aldı. 1988-89 sezonu Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı final oynayan Galatasaray'ın kadrosunda bulunan Tanju Neuchatel Xamax ve AS Monaco FC'ya attığı gollerle takımı sırtlayan oyuncu oldu. 1990-91 sezonunda dördüncü gol krallığına ulaşmasıyla kariyerinin zirvesine ulaştı.

1991-92 sezonunda olaylı bir şekilde Fenerbahçe'ye transfer oldu. Fenerbahçe forması ile de aynı başarısını sürdüren Tanju, 53 maçta 50 gol attı ve 1992-1993 sezonunda beşinci ve son kez gol kralı oldu. Cem Uzan'ın İstanbulspor'u satın almasının ardından, astronomik bir yıllık maaşla 1.Ligde mücadele eden İstanbulspor'a transfer oldu. Çolak, 1994’te, kaçak Mercedes davası nedeniyle aldığı hapis cezası yüzünden, mecburen 1994'te futbolu bıraktı.

2015 yılında Genel Seçimlerde Ak Parti İstanbul Milletvekili Aday Adayı olmuştur.

7. Metin Ali Feyyaz

Kaderleri bir, tezahüratları bir yazılmış üç adam. Türkiye'nin gördüğü en iyi koalisyon. Beşiktaş'ın efsaneleri Gordon Milne'nin göz bebeği Metin Ali Feyyaz.

Brezilya' ya tatile giden Metin ve Ali plajda futbol oynayan iki çocuğa rastlar. Çocuklar Metin ve Ali'ye para vermeleri karşılığı maç teklif eder. Maça başlarlar, çocuklar Metin ve Ali'yi 15-1 yener. O bir gol de verilen para için yenmiştir. Kaynak: Metin Tekin

Tezahüratlar:

Ali gol,
Metin gol,
Haydi bastır Kral Feyyaz sen de gol,
Ne Fener,
Ne Cimbom,
Bu sene de Beşiktaş'ım şampiyon.

------------------------------------------------

Bir, iki, üç yetmez,
Dört, beş, altı olsun,
Metin, Ali, Feyyaz koysun,
Beşiktaş'ım şampiyon olsun.

8. Aykut Kocaman

Profesyonel futbol kariyerine 1984 yılında Sakaryaspor'da başlayan Kocaman, ardından 1988 Fenerbahçe'ye transfer olarak olmuş ve bu takımda 3 defa Süper Lig gol kralı olarak büyük başarıya imza atmıştır. 8 sezon Fenerbahçe'de başarıyla oynadıktan sonra 1996 yılında İstanbulspor'a transfer olmuş, 2000 yılında futbolu bırakmıştır.

Süper Lig'de attığı gollerle 100'ler kulübüne girip, toplamda 200 gol atarak Süper Lig tarihinin en golcü 5'inci futbolcusu olmuştur.

1 kez Türkiye U-21, 15 kez de Türkiye A Milli Takım olmak üzere 16 kez milli formayı giymiş, bu maçlarda bir gol atmıştır.

Barış Tut tarafından kaleme alınan ve Aykut Kocaman'ı konu alan "Kocaman Bir Adam Sıradışı Bir Teknik Direktörün Portresi" isimli kitap 2004 yılında yayınlanmıştır. Kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısı "Aykut Kocaman, bu ülkenin futbol çölünde bir vahadır" cümlesiyle başlar.

Haşim Şahin 2001 yılında ilk kez yayımladığı "Kral ve İmparator" adlı kitabında Aykut Kocaman ve Oğuz Çetin'in yaşamlarını anlatmıştır. Kitabın ikinci basımı 2011 yılında yayımlanmış olup Aykut Kocaman ağırlıklıdır.

9. 'Bombacı' Hami Mandıralı

10 yaşında Trabzonspor'a katıldı ve kariyerinin neredeyse tamamını (iki sezon hariç) bu takımda geçirdi. İlk profesyonel maçını 1984-85 sezonunda 17 yaşındayken oynadı. Bitirici vuruşları ve mesafe tanımaksızın çektiği sert şutlarıyla tanındı ve döneminin en iyi forvetlerinden biri olarak Türk Millî Takımı'nın önemli oyuncularından biri oldu. Millî takımla oynadığı 40 maçta 32 gol attı. Avrupa Kupaları'nda ise 23 gol attı. Çok uzaklardan attığı birçok frikik golü unutulmazlar arasına girdi. Her zaman ligin en önemli oyunculardan biri olan Hami başarılı kariyerine Türkiye Ligi şampiyonluğu ekleyemediyse de Trabzonspor'un 1992 ve 1995'te iki kezTürkiye Kupası'nı kazanmasında, iki maç üzerinden oynanan final maçlarında toplam dört gol atarak önemli pay sahibi oldu. 1992yılında Türkiye Kupası yarı final maçında Beşiktaş'a attığı frikik golü yılın golü seçildi.

1998 yılında Bundesliga takımı Schalke 04'e transfer oldu.1 sezon Bundesliga' da top koşturduktan sonra Trabzonspor'a dönerek takımının en golcü oyuncusu unvanını Trabzonspor'dan ayrılana kadar sürdürdü.Jübilesini Trabzonspor'da yapamadan son senesinde ayrılmak zorunda kaldı ve Ankaragücü ile sözleşme imzaladı. Ancak orada 8 maç oynayarak futbolu bıraktı.

10. 'Atom Karınca' Rıza Çalımbay

Futbola Beşiktaş'ın altyapısında başladı. 1980/1981 sezonunda A takım kadrosuna yükseldi. Orta sahanın sağında görev almasına rağmen orta sahanın ortasında ve sağ bek mevkiinin de alternatif adamıydı. Beşiktaş A Takımı'nda 16 sezonda 494 lig maçı oynadı ve toplam 41 gol kaydetti. 1. Lig tarihinde en çok forma giyen Beşiktaşlı oyuncu unvanını aldı. Futbol yaşantısı boyunca sadece Beşiktaş forması giydi ve yıllarca başarıyla kaptanlık yaptı. 16 sezonda 6 lig, 3 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 1 Başbakanlık Kupası ve 6 TSYD Kupası kazanan Rıza Çalımbay, 1996 Temmuz'unda jübile yaparak aktif futbola veda etti.

Rıza Çalımbay, 37 kez A, 8 kez Ümit ve 6 kez de Genç olmak üzere toplam 52 kez Milli formayı giydi. 13 Kasım 1991'de 3-1 kaybedilen İrlanda Cumhuriyeti maçında tek golü penaltıdan kaydetti. 1992'de UNICEF'in düzenlediği dünya karması maçında Almanya'ya karşı Dünya Karması'na seçildi.

Atom karınca lakaplı Rıza 602 müsabakayla Beşiktaş’ın 1959’dan bu yana resmi maçlarda en çok forma giyen futbolcusudur.

11. Oğuz Çetin

Futbola Almanya'nın FC Bobingen takımının alt yapısında başladı. 1978 yılında Sakaryaspor'un genç takımına transfer oldu. 1981 yılında Sakaryaspor kulübü ile profesyonel anlaşma yaptı. Bu kulüpte 1988 yılında Türkiye Kupası sevinci yaşadı.

1988-89 sezonunda Fenerbahçe'ye transfer oldu, sarı lacivertli forma altında 8 yılda 2 Süper Lig, 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2 Başbakanlık Kupası coşkusu yaşadı. Fenerbahçe'de 1991-92 sezonunda takım kaptanlığına getirilmiştir. 1995-96 sezon sonunda takım şampiyon olmasına rağmen dönemin Fenerbahçe Spor Klübü başkanı Ali Şen tarafından takım arkadaşı Aykut Kocaman ile birlikte gerekçe gösterilmeden takımdan tasfiye edilmiştir. Takımdan ayrılmasına rağmen taraftarlar her zaman ikiliye sahip çıkmıştır.

1996-97 sezonunda İstanbulspor'a transfer olmuştur. İki yıl burada oynadıktan sonra, iki yıl da Adanaspor forması giymiş ve aktif futbolu bırakmıştır.

12. Şenol Güneş

Mahalle aralarında limon kabuğu çöpleriyle futbol oynamaya başladı. Basketbola merakı vardı. Ve basketbol takımlarını o kurardı.

Ama Trabzon'da en büyük tutku futbol olduğu için basketbol oynayacak adam bulamazdı. Trabzonspor'un ilk kurulduğu yıllara denk gelen bu dönemde, Şenol Güneş Vefaspor'u tuttu. Çünkü kendi oynadığı mahalle takımının renkleriyle bu takımın renkleri aynıydı. Amatör maçlarda kaleye geçerdi ama mahalle maçlarında santrafor olarak önde oynardı.İlk yıllarında kaleci olmaktan hoşnut değildi. Ama bir süre sonra kalecilik görevi onun üzerine kaldı. Şenol Güneş futbol kariyerine Erdoğdu Gençlik'te başladı.

17 yaşındayken Trabzonspor'un amatör takımına geçtikten sonra, buradan da Sebat Gençlik’e transfer olarak profesyonel futbolculuğa ilk adımını atıp,burada ilk büyük çıkışını yaptı. Bu süreler içinde öğrenimine devam etti. 1972 yılında Trabzonspor'a geri transfer oldu.20 yaşındaydı ve bir yandan da Eğitim Enstitüsüne devam etti. Öğle aralarında Turgay Semercioğlu ile yemek yemeyerek ya da hemen yiyerek öğle aralarında koşu antrenmanları yapardı. Yaklaşık 15 yıl Trabzonspor' da kalecilik yaptı. Trabzonspor'da 1975-1984 arasında altı şampiyonluk yaşadı. Gençlik yıllarında radyolarda büyük futbolcuları dinlerken hayalleri şekillendi. Kendi sözleriyle "...Bende onlar gibi ve daha iyisi olmak isterdim.Örneğin bir kaleci top kurtarmışsa,gol yemişse.Hiç gol yemeyen bir kaleci olma hayalim vardı".Türk spor tarihinde birinci ligde 1112 dakika süreyle kalesinde gol görmeyerek en uzun süre gol yememe rekorunu kendi adına yazdırdı.Kaleciliği sevmediniz mi soruna cevaben şöyle der; "severek oynamadım ama oynarken gereğini yaptım.Yani başlangıcım severek,isteyerek, planlanmış bir şey değildi.Ama oynadığım zaman işimin gereğini çok iyi profesyonel olarak yaptım."

Türk Milli Takımı'na en büyük başarısını kazandırmış, onun yönetimindeki Milli Takım Dünya 3.'sü olmuştur.

13. 'Süper Solak' Sergen Yalçın

"40 senedir futbolun içindeyim, böyle bir yetenek görmedim. Biraz genç yaşta benim elime gelseydi şimdi kimse Zidane'dan bahsetmiyor olurdu. Çok yazık, O'nun için çok üzgünüm."

—Türk futbolunun unutulmaz yabancı Teknik direktörlerinden Mircea Lucescu 2003.

---------------------------------------------------------------------------------------------

"Sergen'deki  futbol zekası bende yok. Platini'de olduğunu da sanmıyorum."

Fransa futbol tarihinin Michel Platini ve Zinedine Zidane ile birlikte en önemli 3 oyuncusundan biri olan Tigana, Jean Tigana 2005.

---------------------------------------------------------------------------------------------

"Sergen gibi yetenekler Dünya'ya 100 yılda sadece 1 kere gelir."

Beşiktaş'ın efsane kadrosunun efsane teknik direktörü olan İngiliz Gordon Milne 1994.

---------------------------------------------------------------------------------------------

Sergen Yalçın, futbola Beşiktaş'ın altyapısında başladı. Burada Serpil Hamdi Tüzün'ün Türk futboluna kazandırdığı isimlerden biri oldu. 1989'da Türkiye Genç Takımlar Şampiyonluğu'nu kazanan kadroda yer aldı. Gordon Milne döneminde Beşiktaş A Takımı’na yükseldi. 1991'in başında A takım ile idmanlara çıkmaya başladı. Sarıyer ile oynanan bir hazırlık maçında bir golü ve bir asisti ile adını duyurdu. 1990-91 sezonunun ikinci yarısında zaman zaman 16 kişilik kadroya girse de maçlara çıkmadı. Aynı sezon Beşiktaş PAF takımı İstanbul şampiyonluğunu da kazanırken, Sergen de golleriyle takıma destek oldu.

 1996-1997 sezonu sonunda sözleşmesi biten Sergen, takım arkadaşı Alpay Özalan ile birlikte Beşiktaş'ın verebileceğinden daha fazla para istediği için kulüple anlaşamadı. Cem Uzan'ın başkanlığını yaptığı İstanbulspor'dan teklif aldı ve 1997 yılında Aykut Kocaman, Oğuz Çetin transferi ile dikkat çeken İstanbulspor'a transfer oldu.

İstanbulspor'a geldiği anda, golleriyle takımın İntertoto Kupası'nda gruptan birinci olarak çıkmasına yardım etti. Sezon sonu lig dördüncüsü olup UEFA Kupası'na katılmaya hak kazandılar. Ancak sonraki sezon UEFA Kupası'ndan da ilk turda elenince Cem Uzan başkanlığı bıraktı ve bütün futbolcular transfer listesine kondu. 1998 yılının kasım ayında da yönetimle problemleri olan ve maaşı ödenmeyen Sergen, sözleşmesini tek taraflı feshetti. Uzun süre futbol oynayamadı, Avrupa'dan kulüplerle görüşse de anlaşma sağlayamadı.

2001-2002 sezonu için tekrar başkan Mehmet Cansun tarafından Galatasaray'a 1 yıllığına kiralandı. Mircea Lucescu'nun yönetiminde kilo fazlasını atan Sergen, performansıyla yine dikkat çekmeye başladı. Sezon sonunda Sergen, Galatasaray'la bir kez daha şampiyonluğu yaşarken, Şampiyonlar Ligi'nde de 9 maçta oynayıp attığı 2 golle, takımının gruplardan çıkmasına yardım etti. 

2002-2003 sezonunda Mircea Lucescu, Beşiktaş'a geçerken, Sergen Yalçın da bonservisi ile birlikte ilk kulübü Beşiktaş'a döndü. Beşiktaş'ın 100. yılındaki şampiyonluğunun baş mimarlarından biri oldu. Aynı sezon Beşiktaş'ın UEFA Kupası'nda çeyrek final görmesine de yardım etti. 2003-2004 sezonuna Beşiktaş iyi başlarken, Sergen Yalçın, Şampiyonlar Ligi'nde Beşiktaş'ın İngiltere'deki Chelsea zaferinin mimarı olup 2-0'lık galibiyette iki gol attı. Daha sonra bu performansında İngiltere'de Beşiktaş'ın galibiyeti üzerine bahis oynamasının etkisi olduğu söylendi. Aynı sezon Adanaspor'a yatarak attığı golle de çok konuşuldu. 2006-2007 sezonuna kadar Beşiktaş'ın banko oyuncularından biri oldu. Son sezonunda Türkiye Kupası'nı da kazandı. Ancak sezon sonu Jean Tigana tarafından gönderildi.

14. Seyit Cem Ünsal

Barcelona' ya transfer olan ilk Türk.

Seyit Cem, profesyonel kariyerine memleketinin takımlarından Kayserispor'da başladı. 1992-1993'te Kayserispor PAF takımında forma giymeye başladı. İlk sezonunda 8 gol, sonraki sezonunda ise 2 golle buluştu. İlk profesyonel maçına 1993-94 sezonunda, 30 Nisan 1994 tarihindeki Galatasaray karşılaşmasında çıktı. Bu sezonda sadece iki lig maçına çıkan futbolcu, 13 dakika sahada kalabildi. Ertesi sezon ise 9 lig maçında forma giyerek 1 de gol kaydetti. Kariyerinin ilk golünü Ankaragücü'ne attı.

Ardından Gençlerbirliği'ne transfer oldu. Bir sezon Gençlerbirliği forması giydi. Tek golünü Altay'a kaydetti. 1996-97 sezonunda Lig B takımı Erzurumspor'a kiralık verildi. Burada daha sık forma şansı bulan Seyit Cem, 28 maçta 6 gol attı.

1998'de ünlü İspanyol ekibi FC Barcelona'nın Hollandalı teknik direktörü Louis van Gaal tarafından beğenilip 19 Temmuz 1998'de kadroya dahil edildi. Takımın Hollanda kampı kadrosunda yer aldı. 21 Temmuz 1998'de AGOVV Apeldoorn takımını 2-1 yendikleri maçta, Van Gaal tarafından ilk 11'de sahaya sürüldü. İlk 11'de 4 as futbolcu, 6 Barcelona Bfutbolcusu ve denenmek üzere oynatılan Seyit vardı. İlk 45 dakika forma giyen futbolcunun bir şutu direkten döndü. Maç içinde orta sahanın ortasında ve sol kanatta denendi.

24 Temmuz 1998'de ROHDA Raalte ile oynanan hazırlık maçının devre arasında Óscar García Junyent'in yerine oyuna dahil oldu. Devre arasında oyuna giren genç futbolcuların en dikkat çekeni oldu. 12 dakikada hat-trick yaptı. 25 Temmuz 1998'de GVVV Veenendaal ile oynadıkları maçta takım kadrosunda yer aldı. 9. dakikada Luis Enrique'nin sakatlanması ile oyuna dahil oldu. 71. dakikada yerini Luis'e bıraktı. Barcelona maçı 2-1 kazandı.

26 Temmuz 1998'de Hollanda kampı sonrası teknik adam van Gaal tarafından kadroya dahil edilmeyen üç futbolcudan biri oldu.

15. 'Gökkuşağının Mucidi' İlhan Mansız

Gökkuşağı Hareketi'ni icat eden futbolcu.

Almanya' da doğan ve annesi terzi, babası fabrika işçisi olan İlhan Mansız, 9 yaşındayken annesi kardeşi ve ablası ile birlikte ailesinin memleketi olan Eskişehir'e döndü. 4 yılını Eskişehir'de geçirdi ve ailesinin Almanya'da kalması sebebiyle geri döndü. Almanya'ya dönüşünden sonra burada futbola başladı. Ayrıca kardeşi Erman Mansız da Köln takımının genç takımında oynamaktadır.

Augsburg takımıyla 1993'te Almanya Gençler Şampiyonluğu, bir sene sonra da Almanya Gençler Kupası'nın sahibi oldu. O sene finalde yendikleri ülkenin köklü takımlarından FC Köln'e transfer oldu. 19 yaşında yaptığı bu transferle futboldan ilk defa para kazandı. Kazandığı ilk parayla kendisine bir müzik seti almıştır. Köln ekibi ile iki yıllık sözleşme imzalayan futbolcu, birinci sene 1. FC Köln II takımında oynayıp, sonraki sene birinci takıma çıkacaktı ancak babasının isteği ile Türkiye'ye gelmeye karar verdi.

Samsun'da 3 sezon boyunca son derece başarılı bir performans gösteren İlhan Mansız Samsunspor ile sözleşmesinin bitmesi üzerine 2001-02 sezonu için Galatasaray ile sözleşme imzaladı. Fakat daha sonra Beşiktaş'ın daha cazip bir teklif yapması üzerine Galatasaray ile sözleşmesi bulunmasına rağmen, Beşiktaş'a da imza attı. Dönemin Beşiktaş yönetiminin Galatasaray'a ricası üzerine, Galatasaray İlhan'ı şikayet etmekten vazgeçti ve olaylı bir şekilde Samsunspor'dan takım arkadaşı Tümer Metin ile beraber Beşiktaş'a transfer oldu.

Beşiktaş'tan sonra 2002 Dünya Kupası'nda parladığı ülke olan Güney Kore'ye gitti.

İlhan Mansız, 2009 Ekiminin sonunda futbola veda ettiğini açıkladı.

2007 yılında Doktorlar dizisinde İlhan Mansız, kalp rahatsızlığı olan Ömer Güven adlı zengin bir adamı canlandırmıştır.

Daha sonra Show TV'deki Buzda Dans adlı buz pateni yarışmasına katılmış ve yarışmada birinci olmuştur. atv'de yayınlanan Para Taksi bilgi yarışması programında görev almıştır.

2008'de TRT'de yayına giren Dalgakıran dizisinde İlhan Mansız aşk üçgeni ortasında kalan bir balıkçıyı canlandırmaktadır.

16. Tugay Kerimoğlu

Kerimoğlu, futbola Galatasaray altyapısında yetişmiştir. Burada kendini gösteren Tugay Kerimoğlu, genç milli takım kadrolarına çağrılmaya başladı. 1987-88 sezonunda Jupp Derwall tarafından A takım kadrosuna yükseltilen Tugay, sezon başında Almanya kampına katılan futbolculardan oldu ve hazırlık maçlarında şans buldu. Teknik direktör Mustafa Denizli tarafından ligde ve Avrupa kupalarında ilk 16'ya alınan Tugay'ın ligdeki ilk maçı 12 Eylül 1987'de Çaykur Rizespor karşılaşması oldu.

1999-2000 sezonu Galatasaray'daki son sezonu oldu. Sezonun ilk yarısında 10 maçta forma giyen Tugay 1 gol kaydetti. Galatasaray'daki son resmi maçı Fenerbahçe'yi deplasmanda 2-1 yendikleri 22 Aralık 1999 tarihli maç oldu. Tugay maçın son 23 dakikasında oyuna girmişti. Bu galibiyet, Galatasray'ın bugüne kadar Fenerbahçe deplasmanında aldığı son lig galibiyeti olmuştur. Tugay, Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi grubunda da maçlara çıktı ve takımın üçüncü olmasına yardım etti. UEFA Kupası'nda devam eden Galatasaray'ın 3. turda Bologna ile oynadığı maçın son 20 dakikasında oyuna girdi. Sezon arasında Tugay takımdan ayrıldıktan sonra, Galatasaray 4. kez üstüste lig şampiyonu olan ilk ve şu ana dek tek Türk futbol takımı oldu. Ayrıca UEFA Kupası'nı kazanan Galatasaray, Avrupa'da kupa kazanan ilk ve şu ana dek tek Türk takımı oldu.

Daha sonra Glasgow Rangers ve Blackburn Rovers'ta oynamıştır.

17. 'Şifo' Mehmet Özdilek

Samsun Ladikspor'da amatör olarak burada oynarken 2. ligde mücadele eden Kahramanmaraş Spor Kulübü'ne transfer oldu. Çok başarılı bir sezon geçirerek takımının 1. lige çıkmasında büyük pay sahibi oldu.

Oyun stili ile dönemin Belçikalı yıldız futbolcu Enzo Scifo'ya benzemesi nedeniye kendisine bu futbolcunun adı antrenörü tarafından lakap olarak takıldı ve futbol hayatı boyunca Şifo Mehmet olarak anıldı.

Kahramanmaraş'taki performansı ile büyük takımların dikkatini çekti ve 1988 yılında aktif futbol hayatını tamamlayacağı Beşiktaş Jimnastik Kulübü'ne transfer oldu. 13 sezon boyunca aralıksız olarak Beşiktaş'ta forma giydi ve çalıştığı her teknik direktör tarafından ilk 11'in değişilmez oyuncusu olarak oynatıldı. Sadece John Toshack döneminde Galli teknik direktör ile bir sürtüşme yaşadı ve yedek oyuncu olarak bir dönem geçirdi.

Orta saha ve zaman zaman forvette yer aldı. Kısa boyuna karşın zamanlaması ve futbol zekası ile sayısız kafa golü atan Mehmet Özdilek, oynadığı 387 lig maçında 130 gol kaydetti. Bu rakam ona, tüm zamanlarda Türkiye Birinci Ligi'nde en çok gol atan orta saha futbolusu unvanını getirdi. Hayatında sadece bir kart yemiş olması, onun ne kadar centilmen biri olduğunu göstermektedir. Fakat bu kart, bir kırmızı karttı ve kariyerin sonuna doğru verilmişti.

4 Ağustos 2001 günü AC Milan ile BJK İnönü Stadı'nda oynanan jübile maçı ile aktif futbol hayatına son verdi

18. Rüştü Reçber

Muhteşem kariyerinin kısa özeti:

Her yerinden öpüyoruz Rüştü.

19. Hakan Şükür

Lig TV'de yayınlanan Maraton adlı programda yorumculuk yapan Şükür; 11 Nisan 2011 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi'nden, İstanbul 3. Bölge 4. sıradan milletvekili adayı oldu ve 11 Haziran 2011'de yapılan seçimde milletvekili seçildi. Türkiye-Arjantin Parlamentolararası Dostluk Grubu Genel Sekreteri, Türkiye-İtalya Parlamentolararası Dostluk Grubu başkanı ve Türkiye-Brezilya Parlamentolararası Dostluk Grubu üyesidir.

Hakan Şükür; futbola 1987 yılında, doğup büyüdüğü şehrin takımı Sakaryaspor'da başladı. Burada geçirdiği üç sezon ve yaşadığı bir Türkiye Kupası şampiyonluğunun ardından 1990'da Bursaspor'a transfer oldu. 1992 yılında Galatasaray ile sözleşme imzaladı.

Galatasaray'da iki sezon üst üste Süper Lig, bir Başbakanlık Kupası ile Türkiye Spor Yazarları Derneği Kupası şampiyonluğu yaşadıktan sonra 1995'te, Serie A ekiplerinden Torino ile anlaştı. 4 aylık Torino kariyerinin ardından, aynı yıl içerisinde Galatasaray'a döndü. Takımın, dört yıl üst üste Süper Lig, üç yıl üst üste Türkiye Spor Yazarları Derneği Kupası, üç Türkiye Kupası ve 2000'de kazanılan UEFA Kupası şampiyonluklarında pay sahibi oldu. 2000'de tekrardan İtalya'ya giden Hakan, 2000-01 sezonunda Internazionale, 2001-02 sezonunda ise kiralık olarak Parma formalarını giydi. Aynı sezon Parma ile İtalya Kupası'nın sahibi oldu.

2002 yazında, eski takım arkadaşı Tugay Kerimoğlu'nun da formasını giydiği Premier League ekiplerinden Blackburn Rovers'a transfer oldu. Fakat sezonun 9. maçının ardından ağır bir şekilde sakatlanması sebebiyle Blackburn ile sadece 9 maça çıkabildi. Sezon sonunda kulüp tarafından serbest bırakıldı ve bunun üzerine tekrar Galatasaray'a döndü. Burada iki Süper Lig ve bir Türkiye Kupası şampiyonluğu yaşayan Şükür, 2008'de futbolculuğu bıraktığını açıkladı.

20. 'Cengaver' Bülent Korkmaz

Malatya, Doğanyol, Gevheruşağı Köyü'nden Osman Korkmaz ve Nevin Korkmaz’ın üç erkek evladının ortancasıdır.

Ahmet Keskinkılıç ve o dönem Galatasaray Altyapı Sorumlusu olan Salih Bulgurlu tarafından Galatasaray alt yapısına kazandırılır. 15 yaşında 14-16 yaş takımında Ahmet Keskinkılıç onu liberoda görevlendirir. Aynı yıllarda, genç takımı çalıştıran Bülent Ünder onu genç takıma çağırır.

Bülent Korkmaz, 1984 yılında Galatasaray genç takımı ile Türkiye Şampiyonası öncesi, Glasgow Rangers, Kızılyıldız gibi güçlü takımlarların da katıldığı Almanya'da turnuvası kadrosunda yer alır. Galatasaray A2 takımı Bayer Leverkusen ile finalde karşılaşır ve penaltılarla turnuva ikincisi olur. Bülent Korkmaz performansı ile dikkat çeker ve Leverkusen takımından transfer teklifi alır.

1984-85 sezonunda dönemin teknik direktörü Mustafa Denizli tarafından Tugay Kerimoğlu ile birlikte A takıma çağrılır. Galatasaray'daki ilk sezonunda Mustafa Denizli, Bülent Korkmaz'ı Süper Lig maçlarından çok Avrupa kupalarında oynatır ve o sezon adı "Avrupalı Bülent"e çıkar.

17 Mayıs 2000'de, Kopenhag Parken Stadı’nda Galatasaray'ın UEFA Kupası’nı kazandığı final maçında omzundan sakatlanmasına rağmen sargılı koluyla formayı giymeye devam etmiş ve o yılki kupanın simgesi olmuştur.

Bülent Korkmaz takım arkadaşı Hagi’nin yıllar boyunca oda arkadaşlığını yapar.

2004-05 sezonu sonunda futbolu bırakır. Galatasaray Kulübü, gerek kariyeri, gerekse oyun tarzı itibariyle Paolo Maldini'ye benzetilen Bülent Korkmaz'ın 14 sezon giydiği 3 numaralı formasını müzeye kaldırmayı teklif etmiş, ancak büyük kaptan bunu istememiştir.

Galatasaray'da yıllarca kaptanlık yaptığı için "Büyük Kaptan", mücadeleden yılmayan, kavga eder hatta savaşır gibi oynaması ve acıya dayanıklı yapısı nedeniyle de "Cengaver" lakabıyla anılmaktadır.

21. Arda Turan

Arda Turan, Bayrampaşa ilçesinde 30 Ocak 1987 tarihinde, Adnan ve Yüksel çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Turan'ın babası Türk Hava Yolları'ndan emekli Adnan Turan, annesi ev hanımı Yüksel Turan ve kardeşi Okan Turan'dır. Lise eğitimini Fatih ilçesindeki Şehremini Lisesi'nde tamamladı. Çocukluğunda sokakta futbol oynamaya başlayan Turan, "doğduğu mahalledeki arkadaşlarıyla birlikte icat ettikleri orta-kafa-gol oyununun, orta ve pas yeteneğinin gelişmesinde önemli rol oynadığını" ve "dar sokaklarda futbol oynamasının da futbol tekniğini geliştirdiğini" ifade etmiştir. Futbol yaşantısına, henüz 8 yaşındayken babasının ve amcalarının da daha önceleri futbol oynadığı, doğduğu ilçenin amatör takımlarından Altıntepsi Makelspor'da başladı. 2000 yılında Galatasaray'ın altyapı seçmelerine katıldı. İlk katıldığı seçmelerde 15 dakika oynadıktan sonra, birkaç gün sonraki seçmeye de çağrıldı. Buradaki seçmeleri de kazanarak Galatasaray'da futbol oynamaya başladı. Galatasaray altyapısında yaklaşık 4 yıl boyunca forma giydi. Bu süre içerisinde 56 lig maçına çıktı ve 17 gol attı. Turan, kendi ifadeleriyle topa sahip olmayı, çabuk kaybetmemeyi ve maçın 90 dakika olduğunu unutmamayı, Galatasaray'daki teknik direktörü Gheorghe Hagi'den öğrendi.

22. 'Şeytan' Rıdvan Dilmen

Şeytan lakaplı Rıdvan Dilmen 13-14 yaşlarında, mahalle arasında oynarken keşfedilmiş ve daha sonra Nazilli Sümerspor’da futbola başlamıştır. O sezon takımı yenilgisiz şampiyon olmuştu. Daha sonra, Muğlaspor, Rıdvan’ı transfer etmek istedi ancak kulübü bu öneriyi geri çevirdi. Sonunda, pazarlık reddedilmez noktaya geldi ve 25 futbol topu karşılığında, Muğlaspor antrenörü Kemal Dirikan tarafından transferi gerçekleşti.

Rıdvan’ın oynadığı sezon Muğlaspor, amatör ligden ikinci lige çıktı. Dirikan’ın "Şeytan gibi bir zekan var" sözü, Rıdvan’ın hala anıldığı "Şeytan" lakabının temeli oldu. Muğlaspor’da oynadığı futbolla büyük takımların dikkatini çekmeye başlayan 19 yaşındaki Dilmen, sezon sonunda birinci lig takımı Boluspor’a transfer oldu. Takım ilk maçını, Fenerbahçe Stadı’nda, Fenerbahçe’yle, ikinci maçını da Galatasaray’la oynadı. Böylece Dilmen, rüyalarını süsleyen Fenerbahçe ile ilk kez karşılaşmış oldu.

Boluspor ve Sarıyer'de oynamış ardından Fenerbahçe'ye transfer olmuştur.

23. Ali Kemal Denizci

17 yaşındayken futbolcu lisansını kaçak çıkardı. İlk takımı Çarşıbaşı’dır. Bir sene sonra Trabzon Yolspor’a transfer oldu. Ardından o sıralar üçüncü ligde olan Rizespor’a geçti. 2 sene kaldığı Rize’de gösterdiği performansla Kayserispor’dan teklif aldı. Kayseri'de imza attıktan sonra ikinci ligdeki Trabzonspor'un ona teklif getirmesi üzerine sözleşmeyi iptal ederek Trabzonspor'da oynamaya başladı.

Kadro kurulduktan sonra Trabzonspor, ilk yıl şampiyonluğu averajla Kayserispor’a kaptırdı. Bir sonraki sezon ise şampiyon olarak Türkiye Birinci Ligi'ne çıktı. Birinci Lig’deki ilk sezonunda (1974-75) Trabzonspor ligi 9. bitirdi ve kupada final oynadı. İkinci sezonda ise büyük bir sürpriz yapan Trabzonspor, Türkiye Futbol Ligi'nin 4. Şampiyonu oldu. Bu şampiyonluk Ali Kemal Denizci, Cemil Usta, Şenol Güneş, Necmi Perekli, Ali Yavuz, Bekir Barçın, Necati Özçağlayan, Kadir Özcangibi yıldızları yarattı ve sonraki 4 yılda Trabzon 3 şampiyonluk daha elde etti. Ali Kemal Denizci, 1976-1977 sezonunda da şampiyonluk kazandı.

Trabzonspor'un girdiği mali bunalım ve 1977-78 sezonunda şampiyonluğun Fenerbahçe'ye kaptırılması, Ali Kemal Denizci'yi kulüpten ayırdı ve 1978'de Fenerbahçe'ye transfer oldu. Fenerbahçe'de mutlu ve başarılı olamayan Denizci, teknik direktörü Friedel Rausch'u ikna ederek 1981'de Beşiktaş'a transfer oldu. Uzun süredir şampiyonluk kazanamayan Beşiktaş onun da katılımıyla 1981-82 sezonunda şampiyonluğa ulaştı.

24. Fatih Tekke

16 yaşında Trabzonspor A takımına yükselen; Hami Mandıralı, Ünal Karaman, Tolunay Kafkas, Abdullah Ercan, Ogün Temizkanoğlu, Orhan Kaynak'lı kadroda yer alan Fatih Tekke, tecrübesizliği ve agresifliği yüzünden Altay Spor Kulübü'ne kiralandı.

1998-99 sezonunda Trabzonspor'a geri döndü ama çalkantılı dönemlerden geçen Trabzonspor'da pek başarılı olamadı. Sürekli değişen teknik direktörler ve taktik anlayış içerisinde Fatih Tekke sürekli olarak farklı mevkilerde denendi ama başarılı olamadı ve gönderildi.

2002-03 sezonunda Trabzonspor'a geri döndü. Takıma katılmasıyla Trabzonspor 2 Türkiye Kupası'yla birlikte 2 lig ikinciliği kazandı. Ayrıca 2004-05 sezonunda 31 golle Türkiye Süper Ligi Gol Kralı ve UEFA Gümüş Ayakkabı sahibi oldu.

2006-2007 sezonunun başında 7.5 milyon € ücretle Trabzonspor'dan Rusya'nın Premier Lig ekiplerinden Zenit takımına transfer olmuştur.

Zenit Saint Petersburg forması ile 2007-08 sezonu Rusya Premier Ligi şampiyonluğu yaşamış ve UEFA Kupası Finalinde İskoçya'nın Glasgow Rangers takımını yenerek UEFA Kupasını kaldırmıştır.

Finalindeki futboluyla UEFA internet sitesinde (uefa.com) sitenin okurları tarafından maçın adamı seçilmiştir. En son olarak Zenit takımıyla son Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Manchester United'i yenerek Süper Kupayı kazanmıştır.

2010-11 sezonu öncesi transfer döneminin son günü olan 31 Ağustos 2010 çarşamba günü Beşiktaş kulübü ile Rubin Kazan klübü milli oyuncunun transferinde 750 bin € bonservis bedeli karşılığında anlaştı. İki yıllık sözleşmeye imza atan Fatih Tekke ise yıllık 1,5 milyon TL garanti para artı maç başına 40 bin TL alacak. Yeni takımında 33 numaralı formayı giydi.

Daha sonra Bernd Schuster ile anlaşamayıp takımdan ayrılmıştır.

25. Turgay Şeren

1932 yılında doğan Şeren, altyapısında oynadığı Galatasaray'ın A takımındaki ilk maçına 1949-50 sezonunda çıktı. 1954-55, 1955-56 ve 1957-58 sezonlarında İstanbul Profesyonel Ligi; 1961-62 ve 1962-63 sezonlarında Millî Lig; 1962-63, 1963-64 ve 1965-66 sezonlarında Türkiye Kupası şampiyonlukları yaşadı. Kariyerinin tamamını geçirdiği Galatasaray'da 1966-67 sezonu sonuna kadar görev yaptı. Bu süreçte 369'u lig olmak üzere 405 resmî maça çıktı. Futbolculuk kariyerini sonlandırdığında, resmî maçlar göz önüne alındığında kulüp tarihinin en çok maça çıkan oyuncusu olan Şeren, sonralarını bu unvanını farklı oyunculara kaptırdı.

1950 ile 1952 yılları arasında Türkiye 21 yaş altı millî takımında, 1950 ile 1966 yılları arasında ise Türkiye A millî takımında oynadı. 1951'de Berlin'de Batı Almanya'ya karşı yapılan ve Türkiye'nin 1-2 kazandığı maçta yaptığı kurtarışlar neticesinde "Berlin Panteri" lakabı ile anılmaya başladı. Ülkenin katıldığı ilk FIFA Dünya Kupası olan 1954 FIFA Dünya Kupası'nda, takımın birinci kalecisi olarak mücadele etti. A millî takım formasıyla 46 maçta görev aldı. Futbolculuk kariyerini sonlandırdığında, Lefter Küçükandonyadis ile birlikte en çok A millî olan oyuncu konumunda olsa da, günümüzde bu iki oyuncu bu alanda 24. sırada bulunmaktadır. Türkiye A millî takımı formasıyla 35 kez kaptan olarak sahaya çıkan Şeren, bu alanda birinci konumdadır.

Futbolculuğu bırakmasının ardından teknik direktörlük ve futbol yazarlığı kariyerine başladı. 1968-69 sezonu başında Mersin İdman Yurdu'nun teknik direktörlüğüne geldi. 1969-70 sezonunda Vefa, 1970-71 sezonunda Samsunspor, 1971-1973 yılları arasında tekrardan Mersin İdman Yurdu, 1974'te tekrardan Vefa ve son olarak 1979-80 sezonunda Galatasaray'ı çalıştırdı. Bir dönem ise televizyonda yayınlanan futbol programlarında yorumculuk yaptı.

Bu içerik, sadece içeriği yaratan kullanıcı profilinde listelenmektedir.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir