Ukrayna'da ormanda yürüyüşe çıkan Mykhailo Stetsenko, yaşlı bir ağacın dibinde ilk bakışta birinin oraya bıraktığı çiğ bir et parçasını andıran bir şeyle karşılaştı. Koyu kırmızı rengi ve nemli, süngerimsi yüzeyiyle göz yanıltan bu yapı aslında bir mantardı. Stetsenko'nun sosyal medyada paylaştığı fotoğraflar, mantarı kestiği anda ortaya çıkan görüntüyle kısa sürede ilgi topladı. Bilimsel adı Fistulina hepatica olan tür, dünyada 'biftek mantarı' adıyla tanınıyor.Kaynak: Telegraf
Çizim derslerinde öğrencilerden bir fotoğrafa bakarak nesneyi olabildiğince birebir çizmeleri istendiğinde, aynı referanstan yola çıkılmasına rağmen ortaya birbirinden çok farklı sonuçlar çıkabiliyor. Aynı fotoğrafa bakan öğrencilerin kağıtlarında çoğu zaman bambaşka yorumlar beliriyor. Her öğrenci odaklandığı görselde farklı bir detaya takılırken her birinin yeteneği de birbiriden farklı.Bir öğretmen de sınavda öğrencilerinden aynı bale ayakkabısı fotoğrafına bakarak çizim yapmalarını istedi. Çizimleri referansa ne kadar yaklaştıklarına göre puanlayan öğretmenin paylaştığı videoda, öğretmenin verdiği notlar adaletsiz bulundu. Ortaya çıkan çizimlerden bazıları ise izleyenleri hem güldürdü hem şaşırttı.
Bir dönem yalnızca mikrofonun arkasında gördüğümüz Queen Latifah, yıllar içinde rapçi, oyuncu, şarkıcı, yapımcı, sunucu ve girişimci kimliklerini aynı kariyerde buluşturarak eğlence dünyasının en çok yönlü isimlerinden birine dönüştü. Peki bu dönüşüm nasıl gerçekleşti. Detaylarına birlikte bakıyoruz!
Kuzey Etiyopya'daki Yeha antik kentinde bulunan yaklaşık 2 bin 800 yıllık saray kalıntıları, modern mühendislik analizleriyle incelendi. Araştırmacılar, ahşap takviyeli taş duvarların teorik olarak en az 16 katın yükünü taşıyabilecek güçte olduğunu belirledi.Detaylar 👇Kaynak: 1, 2
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği 16. Kocaeli Kitap Fuarı kapsamında İzmit'te çınar ağaçlarının dallarına 5 bin kitap asıldı. Saat 07.00'de ilk kitabın ipinin kopmasıyla başlayan etkinlikte, ağaçlardaki kitapların tamamı birkaç dakika içinde toplandı.Detaylar 👇Kaynak: AA
Norveç'in Svalbard takımadasında, dağın 100 metreden fazla içine inşa edilen Svalbard Küresel Tohum Deposu, 13 Ekim'de dünyanın dört bir yanındaki gen bankalarından gelecek yeni tohum sevkiyatları için kapılarını yeniden açacak. 'Kıyamet Ambarı' olarak da anılan depoda şu an 1,4 milyondan fazla tohum örneği saklanıyor.Detaylar 👇Kaynak: 1, 2, 3, 4, 5
Guns N' Roses'ın her şarkısı güzel ama bazıları var ki... Yıllar geçse de en iyisi diyoruz. Bu sefer de oylarınızla en iyi Guns N' Roses parçasını seçiyoruz. Hadi bakalım!
Avustralya'nın Sidney kentindeki One Central Park, kendi yarattığı gölge sorununu hareketli aynalar ve dikey bahçelerle çözmeye çalışıyor. Kompleks, 2014'te Yüksek Yapılar ve Kentsel Yaşam Konseyi tarafından dünyanın en iyi yüksek binası seçildi.Detaylar 👇Kaynak: 1, 2, 3
Topraklarının yaklaşık dörtte biri deniz seviyesinin altında bulunan Hollanda, yüzyıllardır setler, kanallar ve pompalarla suya karşı mücadele ediyor. Ülke artık yalnızca suyu engellemek yerine bazı bölgelerde suya kontrollü şekilde alan açıyor.Detaylar 👇Kaynak
Polonya'nın Tatra Dağları'nda yer alan 1.829 metrelik Kominiarski Wierch zirvesi, haritalarda görünmesine rağmen 1980'lerin sonundan beri ziyaretçilere kapalı. Tatra Milli Parkı yönetimi, bölgede yuvalayan nadir kaya kartallarını korumak için zirve yolunu kapattı.Detaylar 👇Kaynak
Arjantinli ünlü isim Wanda Nara, eski eşi Maxi Lopez ile arasındaki buzları yıllar sonra eritti. Barışmanın arkasındaki gelişmeler ve geçmişe dair detaylar ortaya çıktı.
Hindistan'ın en uzun su yolu olan 837 kilometrelik Indira Gandhi Kanalı, Thar Çölü'ne su taşıyarak tarımsal üretimi artırdı. Ancak kanalın etkilerini inceleyen bir araştırma, Racastan'daki bir bölgede arazilerin önemli bir bölümünde su birikmesi ve tuzlanma yaşandığını ortaya koydu.Detaylar 👇Kaynak
Çin'in nükleer füzyon alanında yürüttüğü ve 'yapay güneş' olarak anılan projesinde önemli bir aşama geride kaldı. Reaktörün yapımında gelinen nokta ve önündeki hedefler ayrıntılarıyla ortaya çıktı.
Fotoğrafın henüz yaygınlaşmadığı dönemlerde insanlar, uzak şehirleri ve anıtsal yapıları gözlerinin önüne getirebilmek için kağıttan yararlanılarak yapılan oldukça yaratıcı yöntemler geliştirilmişti. 'Tünel kitap' ya da 'peepshow' olarak bilinen bu eserlerde birbirinin ardına yerleştirilen ve kenarlarından körük gibi katlanan kağıt katmanları, kapaktaki küçük bir delikten bakıldığında güçlü bir derinlik yanılsaması yaratıyor. Haliyle aradan yüzyıllar geçse bile kapağı açılıp bakıldığı anda izleyeni şaşırtmayı başarıyor.1830'lardan kalma bir tünel kitabı yakından gösteren görüntüler, kapak açıldığında kağıt katmanlarının arasından nasıl bir dünyanın çıktığını gözler önüne serdi. Anıtsal bir kemerli yapı, yeşil yapraklarla örülmüş bir geçit ve bu manzarada gezinen kadın ve erkek figürleri sırayla belirirken, kapaktaki küçük delikten bakıldığında tüm bu katmanların tek bir sahnede birleşerek avuç içi kadar bir alana sığan, derinliği gerçek gibi hissettiren minyatür bir dünyaya dönüştüğü görüldü. Görüntüler izleyenleri hayran bıraktı.Kaynak
Osmanlı'nın kuruluş döneminde Orhan Gazi'nin Bursa'da bastırdığı gümüş sikkelerin ilk örneklerinden biri, Londra'da satışa sunuldu. Osmanlı Beyliği'nin devletleşme sürecinin izlerini taşıyan para, 1.500 sterlin fiyatla alıcısını bekliyor.Detaylar 👇Kaynak: İHA
Müzik tarihini 'Bohemian Rhapsody'den önce ve sonra' diye ikiye ayırsak abartmış olmayız herhalde.Queen grubunun dünyayı sallayan bu başyapıtı nasıl ortaya çıkardı? Gelin, hep beraber zaman makinesine atlayıp 1975 yılına ışınlanalım!
Avustralya'nın Bass Boğazı'ndaki Three Hummock Adası'na 1951'de yerleşen bir İngiliz aile, iskelesi ve elektriği olmayan bu 7 bin 400 hektarlık arazide 55 yıl yaşadı. Koyun ve sığır yetiştiriciliğiyle geçen yılların ardından ada, bugün büyük ölçüde koruma altında.Detaylar 👇Kaynak
Sıradan maddeleri altına çevirmek, insanlığın yüzyıllardır peşinden koştuğu hayallerden biri. Simyacılar bu uğurda ömürler harcadı, bugün ise aynı hayal bir kimya masasında çok daha kısa sürede ve çok daha güvenli yöntemlerle sahnelenebiliyor.'asitmen' isimli hesabıyla kimya deneyleri paylaşan Yasin Aydın, evde altın yaptığı anları videoya aldı. Şeffaf bir sıvıdan canlı sarı bir çökelti çıkarıp onu ısıtan Aydın'ın beherinin içi, soğumayla birlikte altın gibi parlayan pullarla doldu. Ortaya çıkan görüntü izleyenleri büyüledi.Kaynak
Eski bir romanın sayfalarını çevirirken bazen tuhaf bir duyguya kapılırım: Sanki satırların arasından biri bana bakıyor. Kahraman değil, yazar da değil; o romanın yazıldığı günlerin kendisi. Sokakların tozu, evlerin lambası, insanların birbirine hitap ediş biçimi… Hepsi oradadır, sabırla okunmayı bekler.Uluslararası 16. Kocaeli Kitap Fuarı bu yıl tam da bu duyguyu tema olarak seçmiş: “Romanların ve Hatıratların İzinde.” 3–11 Ekim tarihleri arasında Kocaeli Kongre Merkezi’nde okurlarını bekleyecek fuar, tarihî romanları ve hatıratları aynı masaya oturtuyor. Bana göre bu seçim çok yerinde; çünkü roman geçmişi kurguyla yeniden kurarken hatırat onu bir tanığın gözünden kayda geçirir. Biri hayal eder, öteki hatırlar.Fuarın tema metninde dikkatimi çeken şu: Anlatı geleneğimiz destanlardan menkıbelere, klasik metinlerden modern romanlara ve hatıratlara uzanan kesintisiz bir zincir olarak ele alınıyor. Yani bir Dede Korkut boyu ile bir cephe hatırası, aynı hafızanın farklı halkaları sayılıyor. Program da bu fikrin peşinden gidiyor; “Hatırat ve Belgelerle Yakın Tarih” başlıklı oturum, bir insanın kendi hayatına düştüğü notların nasıl bütün bir toplumun belgesine dönüşebildiğini konuşmaya davet ediyor.Bence tarih, bir ders kitabının kronolojisinden çok daha geniş bir şey; bu iki türü yan yana okuduğumda bunu daha açık görüyorum. Bu yazıda, raflar arasında dolaşmadan önce o izlerin peşine düşmek istiyorum.İnsanın bazen bir binaya, tanıdık bir yüze bakar gibi baktığı olur. Uluslararası 16. Kocaeli Kitap Fuarı için hazırlanan Soyut Vatan kitabında İzmit’in Orhan Camii’nin adını görünce bende de böyle bir duygu uyandı. Orhan Gazi döneminden kalma bu cami, yedi asra yakın bir süredir aynı şehirde, aynı işi yapıyor: İnsanları bir araya topluyor. Bir müzede değil, bir vitrinin ardında değil; ezanın okunduğu, ayakkabıların kapı önüne dizildiği, gündelik hayatın tam ortasında.
O gün dünyayı kavradığım yerin değiştiğini hatırlıyorum. Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ile tanışmamın üzerinden dokuz yıl geçti.Bugün, o gün kurduğu cümlelerin hâlâ zihnimi koruyor olması gerçekten tesadüf değil. Bir insanın gerçekten yaşaması ve hediyesinin nefesle ilgili olmadığını bir kez daha anlıyorum. Bir insanın başka bir insanın kendilik evreninde, kendilik arayışında ve hayata bakışında böylesine derin bir iz bırakabilmesi, onun değerine dair söylenebilecekleri sonsuz ihtimale taşıması inanılmaz bir varoluşsal yankı.