Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Edebiyatımızın Genç Yazarı Furkan Berk Ustaoğlu'ndan Kana Karışan 17 Alıntı

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Furkan Berk Ustaoğlu, 28 Kasım 1998 tarihinde Sakarya'da doğdu. İki sene içinde ulusal, il ve ilçe çaplarında birçok yarışmada dereceler elde ederek adından bahsettirdi. Bunun neticesinde, Ağustos ayında ilk romanı olan Keşke Kuş Olsam, Cinius Sosyal Yayınları tarafından yayınlandı. Ustaoğlu, bugüne kadar iki dergi çıkarttı ve ikincisi yayın hayatına devam ediyor.

Bazı edebiyat eleştirmenleri, gelecekte edebiyatımızda önemli bir yere geleceğini söylüyor. Henüz 17 yaşında kitap çıkarması, ülkemizde gençlerin Wattpad olmadan da edebiyat alemine adım atabileceğini kanıtlar nitelikteydi.

Kimi kesimler Ustaoğlu'nun bu uğraşlarını "edebiyat katilliği" olarak değerlendirse de, çoğunluk genç yazar, sanatçı adaylarının desteklenmesi gerektiğini savunuyor.

1. Bir rüya, bir kâbustan çok daha beter olabilirdi, öyleydi. Gerçek olamayacak her bir rüya, kan, ter içinde bizi uyandıran her kâbustan daha kâbustu.

2. Sevdiğim her kalbin bedduasını aldım ben, bundan dolayı hayatımın b*ktanlığına sebep aramadım.

İmlam bozuk benim, anlayamazsın. Düşünme, bir soyutluk içinde var olmaya çırpınan bir benliğin anlatacaklarını tarih not etmez.

3. Ben seni İsa'dan önce sevdim.

Biliyorum, anımsadın. Sevmek, bu zaman boyutunda yaşanamayacak kadar eski, sevmek nostalji biraz, sevmek tarih öncesi dönemlerden kalma bugünlere. Kulaktan kulağa gelen sevmek, bir hayli başkalaşmıştı benim ağzımdan çıkarken.

4. Darağacım kuruldu dün gece, fermanım verildi, yağlı urganım boynuma geçirildi.

Bekliyorlar, sallandıracaklar beni, umutlarımı, hayallerimi, elde etmek istediğim şeyler henüz benim olmadan öldürecekler beni! Öldürsünler! Dostum, beni öldürseler de öldüremezler. Aşkım kalır bu dünyada… Belki soluksuz, belki hareketsiz ve şiirsiz; ama kalır. Bir ahenk bulunmaz hayatımda, bir renk de kalmaz mezar taşımda ve ardımdan bir dua yükselmez belki de gökyüzüne.

5. Ah! Sana gazel yazmaya kalktım da, bütün hecelerin kapalı çıktı.

6. Yalnızlık kadehini yıldızlardan doldurduğum bir gecenin en karanlık vaktinde düştü gözlerin gönlüme.

Geceler boyu yıldızların parıltısından tattı dudaklarım. Kâbus ve rüya arasında bir yerlerde aradığım sen; kim bilir kaçıncı uykumun kaçıncı hiçliğinde çıktın da karşıma, uyanıp sana gelmeme bir aşkabasan engel oldu.

7. Yalnızca yolunu aydınlatabilenler bulsun diye beni, karanlığın fecrindeyim şimdi.

8. Cam küllükten yükselen bulutlar yağmursuz, önümdeki defterim şiirsiz, ellerim yoksul ve masamın başucuna kazara akıttığım bir iki damla kanda sensizliğin renksiz acizliği.

Olur mu insanın kanı siyah, yalnızlık ve kin uğramasaydı atar damarlarıma.

9. Kim bilir sıkıldığın için atladığın satırlarımın arasında sana ait ne çok şey vardı da, sahipsiz birkaç kelime ve anlamsız birkaç cümle olmakla yetindiler.

Sana yazdım yine, okur musun her satırı ziyan olmadan, kelimeler arkandan ağlamadan ve lüzumsuz bir günaha sebebiyet vermeden? Ha, bir de ben delirmeden.

10. Ve kıyametmişçesine güneşin doğudan batışını görmek zorunda kaldı kanaya kanaya gözlerim.

Ki sen benim karanlık geceme ışık tutan mehtaplı ay, sen her dizenin sonuna kafiye veren, yazılmış ve yazılmamış kitapların en güzeli, seslendirilmiş ve seslendirilmeyi bekleyen şiirlerin en hislisi, sen içimi ısıtan güneş, gönlümü titreten şarkı, sen yazı kışa çeviren, saçlarında saatlerin şaştığı, gözleri geçmişe ve geleceğe meydan okuyan, ki sen her günün sonunda dudaklarda oluşan tebessümün sebebi, farklı bir boyutta akla kâbus olup düşen sen, her uykumun sonunda ıslak yanaklarımla birlikte yeşeren, sen damarlarımda akmakta olan kana karışan, sen kirpiklerimden toprağa firar edip bin bir türlü canlıya hayat vermekteyken bana bir canı çok gören, aynı zamanda verdiği canı da almakla mükellef olan bir melek gibi sen… Sana yakışmadı bir deliliğe sebebiyet vermek, uğrunda kâbuslarla sürünen varken kimliği belirsiz cüdamdan rahme düşenlerin rüyalarına girmek, yakışmadı lan işte! O saçlara, o gözlere ve göğü delen bakışlara, haddim olmayarak, yakıştıramadım.

11. Bak şu da kabulüm, sen bir uyan, eğer ben de varsam saçlarına gölge düşürenler arasında, tutsak kalsın kalbim bir ömür o ipekten parmaklıklar arasında.

12. Bilirsin, bu dünya aşk için fazla kirli. Güzel sevmek toplumu ahlaksızlaştıran bir edepsizlik.

Bir de seni düşünürüm Asellus,
Uzakta oluşun kaderin bir cilvesi
Sana ulaşmaya kalksam siyaha yenilirim
Sana ulaşamayacak olmak ne büyük lütuf, Asellus
Uğrunda can vermek nasıl bir haz
Seni yazmaya kalksam mürekkebim az
Sana türküler okusam bağlama, saz
Üzgünüm Asellus, benden bu kadar
Yüreğim şiddetli bir depremle enkaz.

13. Ben yalnızım ve kaderi benimle aynı olan bir insanla arkadaş olmam mümkün değil; çünkü ikimizde yalnızız!

Cevabımı bulduktan sonra tekrar gittim annemin yanına. “Ben yalnızım anne,” dedim. “Ben yalnızım ve kaderi benimle aynı olan bir insanla arkadaş olmam mümkün değil; çünkü ikimizde yalnızız!”

Çorbayı karıştırmakla meşguldü, tencereden yükselen buharlarla birlikte sanki gözlerinde ağlamaklı bir hava oluşmuştu. Belki de soğan kesmişti az önce, neyse. Çorbayı karıştırmayı bırakıp bana döndü. “Oğlum bırak şimdi kaderi yalnızlığı falan, ekmek al da gel hadi,” dedi.

14. Güneşe ihtiyacım var benim ya da bütün yıldızların parıltısını karanlık sokağa düşürmeyi kendine vazife bilmiş sorumsuz aya.

Anlatım bozukluğuna ev sahipliği yapan biçimsiz cümlelerin oluşturduğu bir hikâyenin bütününe bakıldığında anlamak imkânsızdır. Anlamsız gelen şarkı sözlerinin kimi gecelerde anlam kazandığı bu değişken gezegende, değişmeyen nadir şeylerimden biri oluşunu kutladığım bu ışıksız sokaktaki sorumsuz ay olman inan yıldızlara olan bağlılığımı arttırıyor. Yine de bilirim ki, yıldızlar olmasa aydınlatamayacaksın yolumu.

15. Sonbaharda dalından kopup estetik bir şekilde geldiği yere geri dönen bilinçli bir yaprak gibi, kendilerini buldukları yere geri dönerler ince ruhlar.

Hep de bu mevsime denk gelir bu doğa olayı.

16. Ki bilirsin, dünyanın bütün zehirlerini her günün başında kana kana içtikten sonra, her günün batışında gözlerinden panzehrimi alırdım.

Yaşamak için sana mecburum, bu maruz kaldığım en kusursuz kölelik sistemi.

17. Misal, kalp göz hizasında bulunsaydı bakışlardan kalbe giden yol kısalacak ve daha hızlı, daha güvenli bir şekilde âşık olma şansını elde edecektik.

Oysa şimdi ki sistemde, göz ve kalbin arasına o kadar çok şey yığmışız ki, karşımıza gözleri gözlerimize değince taş kesileceğimiz birini koysalar, gözlerin bunu kalbe iletmesi epey uzun zaman alır ve taş kesilme muhabbeti tartışılır gerçekliğini yitirirdi.

Onedio IQ'yu Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
tabadana

reklam mı, cidden mi ? başka kimseler olunca ne güzel başarıyor bizimkiler yapamıyor yok bize engel oldular demesini iyi biliyorsunuz. engel olan kendinizden başkası değil. gelecek vaat eden hayatları köreltmekten başka bir şey yapmıyorsunuz. eleştirmek var lakin sizin yaptığınız bu değil. ben yapamıyorsam başkası da yapmasın izlenimi vermekten başka bir işe yaramıyorsunuz.

witcher

17 yaşındaki bir çocuğa göre süslü cümleler lakin içinde yaşanmamışlığın verdiği yapmacılık hakim, duygulardan yoksun. 17 yaşındaki bir çocuğun aşk yaşayacağını sanmıyorum, onun haricinde dile hakim, anlatımı kuvvetli, çıkarımları güzel.

ronaldor9

hani aşkın yaşı yoktu?

mosh-pit

Buralar hep dutluktu önceden şimdi reklam panosu.

umran_1988

beğendim bence olmuş:)

fafatara

:D afedersiniz ama nerden buldunuz bu 'yazar'ı , piyasada çok satan fi,pi,çi, mor laleler, kış böğürtlenleri gibi gereksiz kitaplarda ki gereksiz alıntıların aynısı.

emircan-erdogan

öyle deme yoksa instagramda ne paylaşçaz :D :P

ustaogluberk

Arkadaş yazar yazmış, ben kendimi yazar adayı olarak görüyorum. Zira bunca değerli yazarımız yanında "yazar" olarak anılmak alabileceğim en güzel iltifattır. Bahsettiğiniz kitapları ve onun tarzındaki kitapları okumadım. Buradaki alıntılar Keşke Kuş Olsam'dan değil ergenlik duygularımı yazdığım blog sayfamdan alınmış. Romanımda tamamen farklı bir üslup, farklı cümleler var. Eleştirileriniz doğrultusunda kendimi geliştireceğimi umuyorum. Düşünceleriniz için teşekkürler.

Başlıklar

FacebookKitapSakaryaaşkonedio
Görüş Bildir