Hamlet’i Anlamak İçin Önce Hamnet’i Bilmek Gerek: Shakespeare’in Söylenmemiş Hikâyesi Vizyonda
Shakespeare’in hayatında bir çocuk var. Ne Hamlet kadar “kanonik”, ne de biyografilerde sayfa sayfa anlatılan türden. Adı Hamnet. Ve bu isim, edebiyat tarihinin en acımasız sorularından birini fısıldıyor: Bir yazar, en büyük eserini gerçekten de en büyük kaybının içinden mi yazar?
Maggie O’Farrell’in Hamnet’i tam olarak bu boşluğa giriyor.

Çünkü Shakespeare’in oğlunun 1596’da 11 yaşındayken öldüğünü biliyoruz; ama bu ölümün evin içinde nasıl yankılandığını, annenin o gün nasıl nefes aldığını, babanın hangi cümleyi yutkunup yuttuğunu bilmiyoruz. O’Farrell’in yaptığı şey, “tarihte yok sayılmış” bir yasın etrafına et ve kan koymak. Roman, Shakespeare’in adını bile sürekli öne atmadan, merkezine Agnes’i yerleştiriyor. Evet, Agnes: Bizim “Anne Hathaway” diye bildiğimiz kadını. O’Farrell bu tercihi, tarihsel belgelerde (özellikle babasının vasiyetinde) adının Agnes olarak geçmesiyle ilişkilendiriyor.
Romanın gücü şuradan geliyor: Hamnet bir “büyük adam” romanı değil. Shakespeare’in dehasını parlatmak için yazılmış bir metin hiç değil. Tam tersine, o dehanın ev içindeki bedelini hatırlatıyor. Stratford’da gündelik hayat, doğum, hastalık, küçük sevinçler, yoksulluk, kırılgan bir aile düzeni var. Agnes doğayla, bitkilerle, sezgiyle örülü bir karakter olarak çiziliyor; insanlara şifa veren, ama kendi evinde yaklaşan felaketi durduramayan bir anne. Roman doğrusal akmıyor; zaman ileri geri kıvrılıyor. Çünkü yas zaten düz bir çizgi değil: bir gün sakin, ertesi gün aynı acının içine tekrar düşmek gibi. (Ve evet, bunu yaşayan herkes bilir.)
O’Farrell’in derdi “Hamlet’in nasıl yazıldığı”ndan çok “Hamlet’i yazdıran şeyin evde nasıl başladığı”.

Hamnet’in ölümü romanın kalbi ve aynı zamanda en suskun yeridir: Çocuğun yokluğu anlatıldıkça büyür. O yüzden kitap bittiğinde akılda kalan şey Shakespeare’in şöhreti değil, ailenin içindeki eksilmedir. Bu romanın 2020 Women’s Prize for Fiction’ı kazanması tesadüf değil: Çünkü edebiyatın en eski malzemesi olan kaybı, hiç eskimeyen bir biçimde anlatıyor.  Türkiye’de de Domingo Yayınları’ndan, Kıvanç Güney çevirisiyle yayımlandı.
Gelelim sinema tarafına: Hamnet artık sadece sayfada değil, perdede de. Filmin yönetmeni Chloé Zhao. Oyuncu kadrosunda Agnes rolünde Jessie Buckley, William Shakespeare rolünde Paul Mescal var.
Uyarlama meselesi burada ilginçleşiyor çünkü Zhao bu hikâyeyi “tarih dersi” gibi kurmuyor; daha çok duygu, beden, sessizlik ve doğa üzerinden anlatıyor.

Film de roman gibi, Shakespeare’i “merkeze alan” değil, Shakespeare’in ailesini merkeze alan bir yerden yürüyor. Zaten uyarlamanın en doğru kararı da bu: Oğlunu kaybeden bir ailenin hikâyesinde, asıl trajedi “ünlü bir adamın acısı” değil; evin içindeki herkesin farklı biçimde yıkılması.
Ve evet, “vizyonda mı” kısmı: Türkiye vizyon tarihi 6 Şubat 2026. Yani şu an izleyebilirsiniz. Hikâyeyi sadece okumakla kalmayıp, yüzlerdeki kırılmayı, evin içindeki sessizliği, o kaybın ağırlığını sinema diliyle de görmek isteyenler için. 2022 yılında kitap ilk çıktığı zaman okudum ve o zamandan beri de söylerim mutlaka okunması gerekenler listenize ekleyin diye. Fakat bizim toplumun popülerlik algısı bir vizyon duyurusundan sonra o güzelim kitaplar dikkat çekiyor. Bir şeyin iyi olduğuna bin alakasız kişi tarafından reklam yapıldığında karar veriyorlar, ilginçtir. Neyse geç olsun güç olmasın diyelim. ☺
Hamlet’i hep bir trajedi olarak okuduk.

Bir prensin kararsızlığı, bir adamın zihinsel çöküşü, bir ülkenin ahlaki çürümesi diye ezberledik. Oysa bir ihtimal daha var. O oyun, belki de bir babanın mezara gömdüğü oğlunu kelimelerle geri çağırma çabasıydı.
Hamnet’i okuduğunda şunu fark ediyorsun: Tarih büyük adamları yazıyor, edebiyat ise evde kalanların yasını. Ve o yas, sahne ışıkları sönse de bitmiyor.
Meseleye biraz şöyle bakalım:
Shakespeare Hamlet’i bir baba olarak, kaybıyla baş edebilmek için yazdı.
Durum böyle olunca roman da film de seni alkışla değil, boğazına oturan bir düğümle baş başa bırakıyor.
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

