Görüş Bildir
onedio.com, UNICEF Türkiye Milli Komitesi ve Make a Wish Türkiye resmi destekçilerindendir. Bu projenin tüm geliri Make a Wish ve UNICEF Türkiye Milli Komitesi'ne bağışlanmaktadır.
Levent Uysal Profil Resmi

Levent Uysal

Gelecek Zamanı

icon

Hakkında

Eğitimci, İş insanı, Gelecekçi, Fikir insanı, Yazar ,Baba, Eş, Toplum 5.0, İnsan 5.0, Gelecek 5.0, Eğitim 5.0, Nişantaşı Üniversitesi’nin Kurucu Başkanı, Nişantaşı Eğitim Vakfı Kurucusu
icon

Tüm İçerikler

görsel

Yaratıcı Liderin Yaratıcı Beyni

Nişantaşı Üniversitesinde “Neotech” vizyonunu ortaya koyarken şöyle düşündüm: Yaratıcılık olmazsa yaşam olmaz. Hayat, ancak yaratıcı olduğumuzda bize geri dönüş sağlar. Yaratıcı olmadığımız sürece, bir hedefimiz olamaz.  Yaratıcılık, seçim kriterlerine odaklanmamızı sağlıyor. Daha iyi yapmaya doğru bir hedef koymayı sağlıyor. Umudu var ediyor. Diyelim ki herkes 65 yaşında ölecek, herkes bunu biliyor. Yalnızca buna odaklanırız. Oysa bilmemek bunu, bize umutlar veriyor, daha uzun yaşama, daha sağlıklı olma umudu veriyor en basitinden. Makineler bu yüzden de dünyayı yönetemez. Onun sonu belli; ya pili bitecek ya bozulacak ya da daha iyisi çıkacak. Bizler kendimizi kodluyoruz, kendi geleceğimizi üretiyor. Makineler ise bizim tarafımızdan üretiliyor. Bazı insanlar yaratıcılığın bir armağan olduğunu düşünür; dünyada sadece belirli sayıda insana verilen bir armağan… Vincent Van Gogh, Ludwig Van Beethoven, Toni Morrison ve Annie Leibovitz gibi isimlere verilen bir armağan…
17 Ocak, 23:05
görsel

Nasıl Deha Olabilirsiniz?

“İnsanın bazen en çok kendisine yardım etmesi gerekir…”Çarpıcı bir giriş yapayım. Türkiye’deki insan kaynağının temel problemi, içindeki dâhiyi çok nadiren keşfetmesidir. Büyükbabam esnaftan bahsederken hep şöyle derdi; “Bak Oğlum! Ülkemizde insanlar, hep ama hep başka tarafı eleştirerek, başka tarafın eksilerini gündeme getirerek puan kazanmaya çalışıyor. Hep başkasının negatifliklerini yorumlayarak, kendine artı bir şeyler sağlamaya çalışıyor. Hep komşunun kümesindeki yumurtaları sayıyor ama kendi kümesini geliştirmeye çalışmıyor.”
12 Ocak, 12:28
görsel

Kötü Lider Olmanın Muhteşem Yolları

Babamın liderlik prensipleriyle anlatacağım size lider olmayı. Sonra da “kötü lider nasıl olunur?”dan söz edeceğim. Lider olmak… Zor zanaat! Her zaman sonuca bakmak gerek. Ama bu sonucu doğru şekilde planlamak gerek. Sonucu olmayan hiçbir şey, uzun süreli olamaz ve sürdürülebilir değildir. Mesela kar yapmayan bir şirket. Herkes bundan zarar görür Çıktıyı her zaman paylaşmak gerek. Çok çabalayana çok, az çabalayana az. Adaletli bir paylaşım gerek. Eğer eşit paylaşım olursa, motivasyon olmaz; çok çalışan daha az çalışmaya başlar, az çalışan da kendini geliştirmez.
24 Aralık 2021
görsel

Hedefsiz İnsan Olur mu?

“Hedefe ulaşmak, ona yönelmekle başlar...”
17 Aralık 2021
görsel

Hayalsiz İnsan Olur mu?

Babam hep şöyle derdi; “Levent, hayal gücüne sahip insanlar, görülemeyenleri de görürler!” Ben de ekliyorum; “Ne de olsa hiç hayal kırıklığına uğramayanlar, hiç hayal etmemiş olanlardır…” Liderler hayal kurar.Biraz liderlik, lidere bakış açımı anlatıp hayal gücü konusuna gireceğim. Lider doğal olmalı. Lider, yaşadıklarını doğru aktarabilmeli. Kendini geliştirmeye açık olmalı: Yetmiş yaşında birinden de beş yaşında birinden de öğrenmeye her zaman açık olmalı. Her şeyi biliyorum değil, her şeyi öğrenebilirim demeli. Öğrenmeli ve kendi filtresinden da geçirmeli, direkt aldığını sunmamalı.  Sakinleştirici olmalı. Aceleci veya panik olmamalı. Hep sahada olmalı. Kendine dikkat etmeli, kendi gelişiminin her zaman takipçisi olmalı. Kendi kişisel duruşuna, kendi kişisel yapısına güncelleyerek devam etmeli, geliştirmeli. Değer verdiğini hissettirmeli. İnsana, topluma, bilgiye değer vermeli. Bir lider, insanlara dokunmalı ve kendisine dokunulmasına izin verilmelidir.
6 Aralık 2021
görsel

Bir Lider Nasıl Doğar?

“GÜÇ, HAVA DURUMU GİBİDİR. Herkes ona bağlıdır ve onun hakkında konuşur; fakat çok azı onu anlar… Güç aynı zamanda aşk gibidir de… Onu yaşamak, tanımlamaktan ve ölçmekten kolaydır; fakat bu onun gerçekliğini azaltmaz. Sözlükte, gücün bir şeyi yapabilme kapasitesi olduğu yazar. En genel anlamıyla, güç, birinin istediği sonuçları elde edebilmesi demektir.”- Joseph Nye
1 Aralık 2021
görsel

Yeni Nesiller Ne İstiyorlar?

Benim babam akademisyen, benim için kutsal bir meslek bu. Akademisyenlere saygı duyuyorum, büyük bir emeğin sonucunda akademisyenler bulundukları yere geliyorlar. Ben asla olamam, evet bir üniversite kursam bile, bir rektör, bir profesör olamam, bunu satın alamam. Bu bağlamda, her şeyden önce, emeğe, konuma, babama saygım var. Ben hocalarımı odalarında ziyaret etmeyi gelenek haline getirdim, akademisyenlerime giderim, iletişime geçerim.  Akademi çok farklı bir yer değil. Herkes alnının terini akıtıp, helalinden para kazanmak, en çok da üretmek için burada. Helalinden para kazanmak, belli bir süre içerisinde, yapması gerekeni yapmaktan geçer.
19 Kasım 2021
görsel

Olumlu Düşünmenin Gücünü Nasıl Kullanırız?

Genel müdürümüz sonuçta gitmeye karar vermişti. Pastaları kestik kendisini uğurladık. Altı tane genel müdür yardımcısı var bizde. Ben gittim dedim ki, babalar sakin olun içinizden birinin genel müdür yapacağız. Birini Mehmet Bey seçecek. Bileni biz koltuğa oturtmak istiyoruz. O dönem şirket tüm tarihinin rekor satışını yaptı. Altı ay boyunca sürdürdük bunu. Deli gibi çalışıyorlar. Mehmet Bey, genel müdür gibi davranıyor herkese, toplantılar, mailler, tebrikler, motivasyonlar... Birini seçsek diğer beşini kaybedeceğiz ama. Öyle bir isim bulmalıyız ki hiçbiri hayır diyemesin, bizdeki düşünce bu. Ben buna ilişkin planlamalar yapıyordum.
6 Kasım 2021
görsel

Liderliğin ve Başarının Psikolojisi: Kimler Öncü Kimler Lider Olur?

İnsanlara öncülük etmek için, yanlarında yürü çünkü en iyi liderler varlıkları hissedilmeyenlerdir. Daha az iyisi, insanların hayran olup övdükleridir. Daha az iyisi, insanların korktuklarıdır ve hiç iyi olmayan, insanların nefret ettikleridir. En iyi liderin işi tamam olduğunda, insanların diyecekleri şey şudur; ‘Bunu biz yaptık!’.-Lao TzuBizler için değişmek, değişime ayak uydurabilmek, konfor alanımızdan çıkabilmek hem bireysel hem de kurumsal anlamda her zaman en zoru olmuştur. Aynılıkta, bilinende güvende hissederiz çünkü belirsizlikler, sürprizler yoktur. Ancak değişim yoksa gelişim de söz konusu olamaz. Konfor alanımızdan çıkmazsak, ilerleyemeyiz ve daha iyiye ulaşamayız. Sanırım bunların hepimiz farkındayız. Peki, buna rağmen ve direniyoruz, bu direnci nasıl kıracağız?
15 Ekim 2021
görsel

Türkiye’de Yetenek Açığı Artıyor mu? Neden?

Nişantaşı Eğitim Vakfında yaptığım bir konuşmayı hatırlıyorum. Yetenek meselesini konuşurken aklıma şu geliyor: Üniversiteye gelen kişilerin eğitimlerinin kötü olduğuna dair sürekli bir yakarış var. Peki, nasıl olacak bu? Acaba mesele ilkokulda başlayan ve lise sonda biten bir eğitim mekanizmasının kötü olması olabilir mi? Nasıl oluyor da bu eğitim bu kadar kötü oluyor ki, üniversiteye gelenler, kalifiye olamıyor. Peki, burada sorun nedir? Eğitim verenlerin, iyi eğitilmesi gerek. Eğitim verenler de bu kötü olduğunu söylediğimiz eğitimden çıkıyor. Eğitim verenler sınavla alınmamalı, eğitim verebilme yetenekleri gözetilerek seçilmeliler.
13 Ekim 2021
görsel

İnsanın Dengeli Olmasının Kusursuz Yolları

Levent Uysal’ın en büyük hayali ne mi olurdu? Benim en büyük hayalim, henüz gerçekleşmemiş olandır! Hep böyle derim. Henüz gerçekleşmedi! Çünkü kızım ve oğlumun, hayırlı insan olması benim en büyük hayalim. Onlar benim en büyük hayat projem, henüz bu projenin sonuçlarını görmek için vakit var. Fakat söyleyeyim, en büyük gücüm de olumsuz duyguları kabullenip, onları kabullenerek bertaraf etmek. Anlatayım. Benim hiçbir zaman materyalist bir dileğim olmadı. Örneğin Hilton’un müdürü olayım gibi bir derdim olmadı kariyerimin başında. Ama Hilton’da çalışırken, başarılı olmak, işimi en iyi şekilde yapmak en büyük isteklerim ve çabalarımdı.
27 Eylül 2021
görsel

Gelecek Kuşaklar ve Kuşak Teorileri 2

Y Kuşağı, diğer kuşaklara göre en yüksek eğitim seviyesine ve kültürel çeşitliliği en fazla olan kuşak. Bebek bombardımanı kuşağından sonra, araba satın alım sayısı en fazla olan ve iş yaşamında memnun etmek en zor olan da bu. Bu sebeple işverenlerin, bu kuşak için yeni yöntemler keşfetmeleri gerekti. Bu bağlamda baktığımızda, her alanda yeni yönelimlerin oluşmasını sağlamış bir kuşak, Y kuşağı. Bu kuşak sebebiyle, yeni meslek kolları ve metotları ortaya çıktı. Tam zamanlı ve geleneksel çalışma ortamları değer kaybetti ve azaldı.
16 Eylül 2021
görsel

Gelecek Kuşaklar ve Kuşak Teorileri 1

Şu an hissettiğim en büyük başarısızlığımı söyleyeyim mi? Oğlum Efe ile şu anda doğru diyalog kuramamak. Onun beni anlamaması, benim onu anlayamamam. Ya da böyle düşünüyor olmamız. Bunu elbette psikologlarla konuştum, farklı yollar,farklı seçimler var. Üç tane negatif durum var bu geçiş evresinde, bunu görüyorum. Bu süreci en iyi şekilde yönetmeye çalışıyorum. Elbette benim de hatalarım oluyor, kendime öz eleştiri getiriyorum bu süreçte. Kuşakları anlamamak. Hüsran gibi bir şey iş yerinde, sosyal hayatta, evinde… Sanırım en büyük uğraşlarımızdan biri anlamak olmalı.
9 Eylül 2021
görsel

Koronavirüs Sonrası Dünya Tahayyülümüz

Korona neden oldu sorusunun cevabının Levent Uysal felsefesindeki karşılığı şu hikâye ile olur:Günlerden bir gün ulu bir çınar ağacının yanında bir kabak filizi boy gösterir. Bahar ilerledikçe bitki çınar ağacına sarılarak yükselmeye başlar. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyür ve neredeyse çınar ağacı ile aynı boya gelir. Bir gün dayanamayıp sorar çınara: — Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç? — Elli yılda, der çınar. — Elli yılda mı? diye güler ve çiçeklerini sallar kabak. — Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak! — Doğru, der çınar. Günler günleri kovalar ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlar. Sorar endişeyle çınara: — Neler oluyor bana ağaç? — Ölüyorsun, der çınar. — Niçin? — Benim elli yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.Korona ile ilgili durum tam olarak dünyayı nasıl hızlandırdığımızla ilgilidir.
1 Eylül 2021
görsel

Geleceğin Savaşları Ne Üzerine Olacak?

Bir gün robotlar bizi yönetecek diye karamsar olmaya gerek yok. Biz doğru şekilde planlama yapalım, doğruya iyiye ulaşma amacında olalım. Karşımıza çıkacak soru ve sorunları da aşacağımıza inanıyorum. Bazı sorunları şu anda göremiyor olabiliriz, ancak doğru eğitimle birlikte, bu sorunlar karşımızda çıktığında, çözecek yetide olacağız. Ama devam edeyim. Çok yakın bir tarihte, sayısız kaynakla oluşturulmuş büyük orduların birkaç bilgisayar veya birkaç kişi karşısında yenilgiye uğraması kaçınılmaz hale gelecek. Öyle ki, yapay zekâ sayesinde belki de insana gerek bile olmayacak. Bu yeni ortamla birlikte, yalnızca savaşların şekli değil aktörleri de değişiyor. Artık sadece devletler değil, organizasyonlar, gruplar, bireyler bile taraf olabiliyor.
18 Ağustos 2021
görsel

Geleceğin En Büyük Silahı Bilgi midir?

Ben her zaman geleceğin en büyük silahının bilgi olduğunu düşündüm. Aslında eğitim sektörüyle ilk tanışmam da bu şekilde oldu. Anlattım, eğitimle ilk tanışıklığım, babam ile olmuştu. Akademisyen olmasıyla, araştırma enstitüsündeki çalışmalarıyla birlikte biz de eğitimle iç içe büyüdük. Önce içimizde kalan, babamın adına; amel defterinin kapanmaması adına bir ilkokul yapmak istemiştik ama sonra bir devlet üniversitesine destek ile bu projeyi gerçekleştirmek istedik. Bu arada eski YÖK Başkanlarından biri ile konuşurken, bir MYO’nun, sektörle iç içe, mesleki uygulamalara yönelik bir yapıya ihtiyaç olduğunu, Türkiye’nin böyle bir şeye ihtiyacı olduğunu öğrendik. Bu şekilde üniversite ile ilgili fikirler oluşmaya başladı. Bunun için defalarca yurt dışına gidip en iyi uygulamalarla ilgili fikirler aldık. Teknik geziler yaptık, MYO’ların nasıl yapılandığıyla ilgili bilgi aldık. Hem eğitim görürken hem de eğitim sonrası bireyler nasıl donanmalı, nasıl bir süreçten geçmeli gibi gibi bir eğitimde yer aldım. Daha sonra Türkiye’ye dönüp, YÖK’e projemizi sunduk ve izin aldık.Eğitimler ve izinlerden sonra bir vakıf MYO açtık. Biz ilk günden beri, yüksek öğrenimin veya eğitim veren bütün kuruluşların bir fayda merkezi olduğuna inandık. Fayda merkezi demek, vermiş olduğu eğitimlerle, kişinin eğitim kariyerine katma değer sağlar. Ek olarak sağlamış olduğu networkle, kişiye yarar sağlar. Sağlamış olduğu sertifikalar ve yol göstermelerle birlikte kişisel gelişim sağlar. Bu da yetmez, ailesine ve çevresine fayda sağlar çünkü çıktıyı kendinden sonra ailesine, çevresine, şehrine, ülkesine kullanır. Biz bilgiyi geleceği kuran unsur olarak gördük ve fayda sağlayan bireyler yetiştirmeye çalışıyoruz.Bakışımızın böyle olduğu pek çok iş yapıyoruz. Mesela şu sıralar belediyeyle proje yapıyoruz. Mesela belediye market kart. Biz bu kartı dağıttık insanlara ve A, B, C, D sosyal yapısında insanlar var. Ve A tipi insanın alışveriş alışkanlıklarına bakarak (mesela sürekli ekmek, pasta vs) gelecekte bu bireylerin obezite olasılıklarını inceliyoruz. Buna bağlı olarak bu sosyal yapıdaki insanların, yemek ve yaşam alışkanlıklarını düzenlemeleri için öneriler sunuyor, yol haritaları belirliyoruz. Yani projelerimiz tez fazlı değil. Bir çıktı üretip, bu çıktıyla nasıl faydalar sağlamayı amaçlıyoruz. Bilgi esas olan. Bir projeyi ikinci, belki üçüncü faza kadar nasıl geliştirip, nasıl genel fayda sağlarız bunu inceliyoruz.
14 Ağustos 2021
görsel

Geleceğin Eğitimi

Babam Cevdet Uysal gerçek bir köylü çocuğuydu. Mersin’de doğmuş. İlkokulu olmayan bir köy. Atı eğitiyorlar iki kardeş. Trene geliyor. Trene biniyor mersine gidiyor. At bu sırada geri gidiyor eve. Sonra trenin geri döneceği saatte at tekrar trene gidip babamı alıyor. Bütün okullarda sınavlarda birinci olurmuş. Kendi kendine Fransızca, İngilizce öğrenmiş bir adam. Almanya’ya gidip Almanca öğrenmiş, durmuyor. İlkokul ve liseyi Mersin’de okuyor. Doktor olmak için, Ankara’da tıp fakültesine kayıt yaptırıyor. Trende dönerken, yanına tesadüfen bir doktor oturuyor, doktorluğun kötülüklerini anlatıyor. Babam da geri gidiyor ertesi gün, zaten kafasında ziraat, ekmek, aş var. Ziraat makinaları bölümüne kaydını yaptırıyor. Okul bitiyor. Siyaset hat sahfada etkili. Sağ eğilimli, bir türlü iş bulamıyor. Derken Stuttgard Üniversitesi’nde bir araştırma görevlisi ihtiyacı olduğunu öğreniyor, bu şekilde hiç Almanca bilmeden Almanya’ya gidiyor. 6 ayda Almancayı öğrenirsen okulun içindeki kursta, o zaman araştırma görevlisi olarak seni işe başlatacağız diyorlar. Öğrenip sınavı geçiyor. 16 yıl boyunca Stuttgart Üniversitesi’nde çalışıyor, doçent oluyor. Sonra geri dönüyor, köy hizmetleri gibi kurumlarda çalışıyor. Bu arada Çukurova Üniversitesi kuruluyor. Ziraat Fakültesi kurulumunda rol oynuyor ve orada da dersler veriyor. Ama politik ve ahlaki baskılar onun peşini hiç bırakmıyor. Çok sık iktidar değiştiği için, sol eğilimli bir iktidar gelince ziraat fakültesi veya makine fakültesi olmayan üniversitelere sürüyorlar.  Rapor alıyor, Mersin’e dönmeye çalışıyor. Geri dönüyor, 3 sene çalışıyor sonra tekrar sürüyorlar. En sonunda mersine geri uzman olarak dönüyor. Mersin, Çukurova havzasındaki bütün büyük projelerde imzası vardır. Sürekli devletle ilgili çalışmalar yaptı. Babam sürekli arazide gezer, köy köy dolaşırdı. Belli dönemlerde pamuk ekiliyor ama neden narenciye ekilmesin gibi toprak analizleri yaparak, köylüye nasıl en verimli şekilde ürün alınırı öğretti. Köylü ile iç içeydi, herkes tanırdı onu. Hangi köye gitsek, oradan hediyeler verilirdi. Sevilirdi, doğal bir liderdi. Hiç kavga etmez, yalan söylemez ama en çok kendine güvenirdi.
7 Ağustos 2021
görsel

Eğitimin Geleceği, Geleceğin Eğitimi

Dünya sürekli bir değişim ve gelişim içindeyken, eğitim sistemi ve anlayışı ne yazık ki son yüzyıllarda çok büyük bir değişim geçirmedi. Bu da bireyleri, okul sonrası yaşamlarına hazırlamakta eğitimin eksik kalmasına yol açıyor. Müfredatlar da, öğrenme biçimleri de tek düze ve sıkıcı kalıyor; bireylerin farklılığını gözetmek yerine, tek tipleşmeye götürüyor; öğrenmenin temelinde öğretmen oluyor ve öğrencinin yetkinliği de bilgisi de tam olarak ölçülemiyor.
3 Ağustos 2021
görsel

Duygusal Çeviklik Ne İşe Yarar?

“Hayattaki en büyük arayış nedir bilinmez ama en büyük buluş, insanın kendisini bulmaktır…”
6 Temmuz 2021
görsel

Çocuklarımızı Geleceğe Nasıl Hazırlarız?

Nişantaşı Üniversitesi’nde arkadaşlarıma hep şunu anlatırım. Öğrenmek, merak etmekle başlar. Eğer merak yoksa hiçbir şekilde öğrenemezsiniz. Merak edip, araştırma özelliğini arttırmak gerek. Soru sormayı öğrenmeli, soru sormaktan korkmamalıyız. Bilmemekten korkmamalıyız, soru sormaktan çekinmemeliyiz. Örneğin, bir hocamız şirketlerin anonim şirket haline getirilmesi ile ilgili bir ders verecek bir sonraki hafta. Tabii ki, her türlü kaynağı sunuyor. Hazırlanıp gelin diyor. Ancak öğrenciler hazırlanmıyor. Sonraki hafta geliyor, hoca: ben bunu biliyorum, siz ne öğrenmek istiyorsunuz?  Bizler, ne öğrenmek istediğini bilen, öğrenmek isteyen, bu bilgileri ne şekilde kalıcı hale getireceğini bilen bireyler yetiştirmeye çalışıyoruz. Deneyimleyerek öğrenme tek gerçek gibi duruyor. Gençler, bu şekilde derse katılımcı oluyor, kendi öğrenmek istediğini, kendi öğrenme yöntemiyle öğreniyor. Bununla birlikte, evet çocuk bir anonim şirket kurmayı öğrendi. Ama hayalindekini kurmayı nasıl öğrenecek? – kişiye, hayal kurmayı da öğretmeliyiz ve hayallerini geliştirebilecekleri alanı tanımalıyız. Artık sosyal alanınız, networkünüz fazlaysa ve güvenilirseniz markalaşabiliyorsunuz. Yalnızca ezber bilgi yetmiyor. Diplomalar yetmiyor. Aritmetik düşünme ve yabancı dil ile birleştirdiğimizde: mezunlar, profesyonel çalışabilir, akademisyen olabilir, girişimci olabilir.  Ben mesela kızımla ilgili şöyle bir çalışma yapıyorum. Günde bir saat ona kitap okuyorum, her 5 dakikada bir de okuduklarımla ilgili bir soru soruyorum. Zaman zaman da ben ona diyorum, “Şimdi sen bir soru sor.” Bu şekilde ona soru sormayı öğretiyoruz. Kitap bittikten sonra da sen karakter olsaydın, (pasta yapan bir ana karakter var diyelim) nasıl pasta yapardın. Diyelim ki çikolatalı diyor, sonrasında mutfağa gidip pasta yapıyoruz. İşte bu, temel bir eğitim modeli. Bunları bir de dil ile birleştirmek gerek, yoksa global olamaz, dünyanın sorunlarını çözemez, dünyaya değer katamazsın.
25 Haziran 2021
görsel

Yoksa İnsan Varoluşu Tehlikede mi? Makineler İnsanın Fazlalık Olduğunu Düşünebilir mi?

Geleceğin en önemli özelliği söyleyeyim mi? Ne zaman gelmesi gerekiyorsa zaman gelecek! Zamanı hızlandırmaya gerek yok. Buna Levent Uysal hikâyesi diye latife ederler, Çin bambu ağacı hikayesi diye adlandırılır. Bunu aktaracağım, sonra geleceği anlatmaya geçeceğim. Çin Bambu Ağaçları, sebatkârlığın, umutla beklemenin ve gelişimin çarpıcı bir yansımasıdır. İşin sırrı, ağacın yetişme sürecindedir. Çin bambu ağacının önce tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez. Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır. Akla gelen ilk soru şudur: Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı yoksa beş yılda mı ulaşmıştır? Sizce?Baştan şunu söylemek gerekirse; yapay zekâ ile ilgilenen bilim insanları bu konuyu kendi aralarında tartışıyorlar ancak bizden biraz farklı. Bir grup bilim insanı, insansı yapay zekânın zaten makina ile beyin seviyesinde birleşmiş şekilde yaşayan, organik-inorganik insan beyni ürünü olacağını ve bundan dolayı bir çatışmanın olmayacağını simbiyotik bir ortak yaşam olacağımızı düşünürken; diğer grup bilim insanı, yapay zekâ ile insanoğlunun tehlikede olduğunu, ancak bu tehlikenin yapay zekâdan kaynaklanmadığını; yapay zekâ için insanların savaşacaklarını ya da yapay zekânın insanlar ile hiç ilgilenmeyeceği için insanoğlunun yine her zamanki gibi kendisine tehlike yaratacağını düşünüyorlar. İki durumda da yapay zekânın filmler de gördüğümüz “insanı yok et” durumu pek de konuşulmuyor. İnsanoğlunun tıpkı teolojide yaptığı gibi bilim kurguda da kendisini bu kadar çok önemsemesi ve kendisini ilginin hedefi olduğunu sanması çok manidardır. Homosapiens yine kendi hadsizliğine yakışır şekilde düşünmektedir.
24 Haziran 2021
görsel

Eğitim Sistemini ‘Öğrenme’ Kurtaracak!

Eğitimin en önemli ayaklarından biri okullardır, uzun yıllardır hayatımızın bir parçası oldukları düşünülse de aslında oldukça yeni kavramlardır. Eğer okulların şu anda ne olduğunu ve nasıl olup da hâlâ mükemmelin bulunamadığını anlamak istiyorsak, okulların aslında mantık ve bilimsel anlayışla değil de, tarihsel bir süreçte, tarihsel bir ürün olarak oluştuğunu anlamamız gerekir.
19 Haziran 2021
görsel

Öğrenme, Eğitimden Önemlidir!

“Hayatta başarılı olanlar, kendilerine gereken bilgileri öğrenmekten bir an geri kalmazlar ve hadiselerin sebeplerini her zaman araştırırlar.”―Rudyard Kipling
18 Haziran 2021
görsel

Kısa Bir Not: Geleceğe Bugünden Hazırlan

KUSURSUZCA TASARLANMIŞ DOĞANIN NADİDE BİRER İNCİSİ olarak hepimiz bu güzelim dünyada yepyeni umutlarla doğuyor, büyüyor ve her canlı gibi zamanımız gelince de göçüp gidiyoruz. Bu kısa hayatta bizi biz yapan ise doğumla ölüm arasında yaptıklarımızdır. Varlıklı ya da yoksul, şanslı ya da bahtsız, kadın ya da erkek olmak hiç fark etmez, herkes geride bıraktıklarıyla hatırlanır ve ölümsüzlüğe ulaşır.
16 Haziran 2021
görsel

Neden Eğitim Sisteminde Reforma İhtiyaç Var II

Artık, zihinlerimizin bize birebir benzeyen ama hastalanmayan, yaşlanmayan bedenlere aktarılması gündemde veya bulut teknolojisine aktarılması. Eksi kafalar bunu uygun bulmayabilir ama zaten gelecek eski kafalıların yeri değil, bundan 50 yıl önce ATM’ler geldiğinde de korkmuş, insanlar işlerinden olacak diye onu istememiştik. Ya da telefon, pek çok insan evlerine ilk telefon bağlandığında ailesinin ve kendinin yaklaşımını hatırlıyordur sanırım.
6 Haziran 2021
görsel

Neden Eğitim Sisteminde Reforma İhtiyaç Var?

Doğduğumuz gün itibariyle beynimiz ve bedenimiz sürekli bir öğrenme ve gelişme güdüsüyle yaşamına başlıyor. Apaçık bir zihin ve duyduğu her şeyi hafızasına kazımaya kararlı bir algı, gördüğü her şeyi yakalamaya ve hafızaya atmaya hazır gözler, yetişkinlerin asla anlayamayacağı bir hızda ve yetişkinlerin asla tadamadığı bir keyifle…Peki, tam olarak ne oluyor da yolda bir yerlerde bu öğrenme biçimimizi, hızımızı ve daha da önemlisi, öğrenmeden aldığımız keyfi kaybediyor; okula gitmekten, projelerden, çözüm üretmeye çalışmaktan, okumaktan, yazmaktan çalışmaktan, çabalamaktan nefret eder hale geliyoruz?
3 Haziran 2021
görsel

Öğrenmek Güzel Şey

Sevmek bu kadar zor mu hakikaten?Hayvanı, bitkiyi, toprağı, havayı, bir sözü, bir özü, bir insanı. En çok da insanı…
8 Mayıs 2021
görsel

Yapay Savaş Zamanları

Yüzyılın en önemli fütüristlerinden Michio Kaku’nun Geleceğin Fiziği kitabında verdiği bir anekdot vardır: “Yapay zeka uzmanları soruyor: Kendi yarattığımız robotlar bize fıstık atarken, demir parmaklıkların ardında dans etmek zorunda kalacak mıyız?”
24 Nisan 2021
görsel

İnsanların Yokluğu ya da Makinelerin Varlığı!

Baştan şunu söylemek gerekirse; yapay zekâ ile ilgilenen bilim insanları bu konuyu kendi aralarında tartışıyorlar ancak bizden biraz farklı. Bir grup bilim insanı,  insansı yapay zekanın zaten makine ile beyin seviyesinde  birleşmiş şekilde yaşayan, organik-inorganik insan beyni ürünü olacağını ve bundan dolayı bir çatışmanın olmayacağını  simbiyotik bir ortak yaşam olacağımızı düşünürken; diğer grup bilim insanı, yapay zeka ile insanoğlunun tehlikede olduğunu,  ancak bu tehlikenin yapay zekadan kaynaklanmadığını; yapay zeka için insanların savaşacaklarını ya da yapay zekanın insanlar ile hiç ilgilenmeyeceği için insanoğlunun yine her zamanki gibi kendisine tehlike yaratacağını düşünüyorlar. İki durumda da yapay zekanın filmler de gördüğümüz “insanı yok et” durumu pek de konuşulmuyor. İnsanoğlunun tıpkı teolojide yaptığı gibi bilim kurguda da kendisini bu kadar çok önemsemesi ve kendisini ilginin hedefi olduğunu sanması çok manidardır. Homosapiens yine kendi hadsizliğine yakışır şekilde düşünmektedir.
29 Mart 2021
görsel

Savaşları Yeniden mi İcat Ediyoruz?

Buharlı makinelerin icadıyla başlayan Endüstri 1.0’dan, seri üretime geçiş ve elektriğin kullanımıyla oluşan 2.0’a, dijital evrimle birlikte ortaya çıkan üretimde otomasyonun getirdiği Endüstri 3.0’a, sonrasında ise bilişim teknolojilerinin gelişmesi ve nesnelerin internetinin ortaya çıkması ile Endüstri 4.0’a geçiş gerçekleşti. Değişim burada bitmedi. Aksine, insanlık son yıllarda toplumsal, kültürel, politik ve askeri alanlarda, daha önce hiç olmadığı kadar radikal değişimler içerisinde. Bu radikal değişikliklerin temelinde ise teknolojik gelişimler var. Bu durumun en büyük göstergesi ise Endüstri 5.0 modeli ve yapay zeka gibi toplum odaklı insansız teknolojiler; ki bunlar, düşünebilen, çevresi ile etkileşime girebilen, istatistiki algoritmalara ve insan beyni örneğini temel alarak geliştirilen ağlardan ve verilerden oluşan, mantıksal çıkarımlar yaparak karar verebilen makineler ve bilgisayar programları şeklinde tanımlanabilir.
23 Mart 2021