Görüş Bildir

etiket Levent Uysal Yazio: Geleceğin Savaşları Ne Üzerine Olacak?

Haberler
> Levent Uysal Yazio: Geleceğin Savaşları Ne Üzerine Olacak?

Bir gün robotlar bizi yönetecek diye karamsar olmaya gerek yok. Biz doğru şekilde planlama yapalım, doğruya iyiye ulaşma amacında olalım. Karşımıza çıkacak soru ve sorunları da aşacağımıza inanıyorum. Bazı sorunları şu anda göremiyor olabiliriz, ancak doğru eğitimle birlikte, bu sorunlar karşımızda çıktığında, çözecek yetide olacağız. Ama devam edeyim. Çok yakın bir tarihte, sayısız kaynakla oluşturulmuş büyük orduların birkaç bilgisayar veya birkaç kişi karşısında yenilgiye uğraması kaçınılmaz hale gelecek. Öyle ki, yapay zekâ sayesinde belki de insana gerek bile olmayacak. Bu yeni ortamla birlikte, yalnızca savaşların şekli değil aktörleri de değişiyor. Artık sadece devletler değil, organizasyonlar, gruplar, bireyler bile taraf olabiliyor.

Savaş teknolojileri tarih boyunca var olma içgüdüsüyle birlikte ortaya çıkmıştır.

Savaş teknolojileri tarih boyunca var olma içgüdüsüyle birlikte ortaya çıkmıştır.

Aç kalmamak ve vahşi hayvanlardan korunmak için mızrak ve ok gibi basit aletlerin üretiminden; diğer kabilelerle savaş ve daha fazla kaynak için kılıç ve kalkanların bulunmasından; bir güç gösterisi olarak, gelişme ve değişmelerin öncüsü olmak, siyasi yapılanmada ana figür olmak için, ateşli silahlara, toplara, tanklara, uçaklara, bombalara varan, oradan da gelişmiş teknolojiye ve çevrimiçi ortama geçen bir serüven savaşların tarihi.

Geleceğin savaşlarının teknoloji temelli olacağını söylemek bana göre çok yüzeysel bir söylem, çünkü değişim çoktan başladı ve teknoloji çoktan savaşın biçimini yönlendiren bir konuma geldi. Gelecekte böyle olacak deyip bu değişimi izleyen ve kendini hazırlamaya çalışan konumda olmak yerine, bu değişimi ve gelişimi yöneten konumda olmak için harekete geçmek gerekiyor. Teknoloji derken bahsettiğimiz şey zamanında düşlediğimiz gibi, sadece Terminator gibi filmlerde gördüğümüz robot askerler, lazer silahları, uzay gemileri gibi şeyler olmayacak. Ne de olsa, hiçbir şey geçmişte sahip olduğumuz, geleceğe dair vizyon, fikir ve hayal gücümüz kadar çabuk eskiyip değişmiyor.

O halde savaşların seyrini değiştiren bu teknoloji dediğimiz şey tam olarak ne? Günümüzde artık çevrim dışı ortamın varlığı neredeyse söz konusu değil. Ülkeler, kurumlar, şehirler, binalar, insanlar her geçen saniye birbirine daha da çok bağlı hale geliyor. Bu ortam da siber savaşları beraberinde getiriyor. Siber savaş, stratejik ve askeri üstünlük elde etmek için, bir kuruluş veya ülkenin, bilgi sistemlerine yapılan dijital saldırıları ve savunmaların bütünü diye tanımlanabilir. Özellikle son 10 yılda siber saldırılarda artış görüldü, ne de olsa daha az kaynak harcayarak, bir ülkeye karşı stratejik bir koz elde etmek varken, bu neden daha fazla kaynak ve zaman harcayarak yapılsın ki? Siber ortamda, bir ülkenin silah teknolojilerinden, savunma sanayisine, sağlık hizmetlerine, borsa gibi finansal teknolojilerine erişmek mümkün.

Siber saldırılar sayesinde daha az kaynakla, insan gücüyle, daha az zaman harcayarak, daha fazla savunma ve saldırı şansı ele geçiyor, üstelik daha az riskli.

Bu sebeple de Rusya, Çin, ABD, İsrail, Kuzey Kore, Iran gibi ülkeler hem siber saldırılara karşı hazırlanıyor hem de kendi siber ortam operasyonlarını yürütmeye devam ediyor. ABD’deki şirketlerde her gün 1000’den fazla siber saldırıya karşı konulmaya çalışılıyor ve siber saldırılara karşı savunma için alınan önlemlere ayrılan bütçe 15 milyar dolar.

Son on yılda gerçekleşen Moonlight Maze, Titan Rain, Ghostnet gibi saldırılar da siber saldırıların varlığının ve gitgide geliştiğinin en büyük kanıtı. Ayrıca, çok yakın bir tarihte, sayısız kaynakla oluşturulmuş büyük orduların, birkaç bilgisayar ve birkaç kişinin karşısında yenilgiye uğramasının kaçınılmaz hale geleceğini bize gösteriyor. Öyle ki, yapay zekâ sayesinde belki de insana gerek bile olmayacak. Bu yeni ortamla birlikte, yalnızca savaşların şekli değil, aktörleri de değişiyor. Artık taraflar sadece devletler değil, organizasyonlar, gruplar, bireyler bile taraf olabiliyor. Örneğin kurumlar için çok tehlikeli olan bir DDos saldırısı, artık internetten sadece 10 dolara indirilebiliyor ve kişiler tarafından uygulanabiliyor. Yeni tarafların dışında, yeni stratejiler, konseptler, kurallar, uygulamalar da oluşmaya başladı.

Hal böyleyken, siber savunmanın ve stratejilerin önemi göz ardı edilemez.

Önümüzdeki on yıl içinde, nasıl kendi fiziksel güvenliğimiz için kapılarımızı kilitliyor, arabada kemerlerimizi bağlıyor, motosiklete binerken kaskımızı takıyorsak, siber güvenlik konusunda da aynı bu şekilde farkındalığımız artmış olacak ve aynı şekilde siber güvenliğimiz için rutinlerimiz olacak. Artan siber saldırılar ve siber güvenliğin önemine bağlı olarak da siber saldırılara karşı savunması ve stratejileri nitelikli olan ülkeler gücü elinde tutan ülkeler olacak, bu ülkelerden biri olmanın yolu da bugün değişime açık olmaktan, değişimi yönetebilmekten geçiyor.

Her şey tek tıkla elimizin altındayken, dünyanın öbür ucunda yaşanan bir olaya anında ulaşabiliyorken, yaşananlara anında müdahale edebiliyorken; dijital çağın değişimlerini takip etmemek, askerleri dijital dünyaya uyarlamamak, kaynakların tamamını eski tip savaş ortamında üstünlük için yürütülen çalışmalara yönlendirmek, oluşan yeni siber ortamı tanıyan dijital askerler yetiştirememek, çok yakın bir tarihte, değişim için çok geç kalmamıza sebep olacak. Oysa zekâsını doğru şekilde kullanan, doğru araçlara yönelip doğru şekilde kaynak dağılımı yapan kişi; silah, tank, tüfek kullanandan çok çok üstün artık. Ne yazık ki, teknolojiden korkan; hem içinde olup hem de aslında son derece dışında olan; yönetmek, yönlendirmek bir yana efektif olarak kullanamayan bir toplum yapısındayız. Bir yandan teknolojiyi hayatımızın her alanına dâhil ediyor, getirdiği kolaylıklardan faydalanıyor; bir yandan da varlığından sürekli şikâyet edip onu kötülüyoruz.

Bir türlü onu anlamıyor, anlamaya da çalışmıyoruz, hayatlarımıza onu doğru şekilde entegre edemiyoruz. Oysa siber savaş döneminde, güçlü bir figür olabilmek için yapmamız gereken ilk şey; teknolojiyi yalnızca kullanan olmaktan çıkmamız ve onu yöneten konumuna gelmemiz gerektiğini anlamalıyız. Siber savunma ve strateji alanlarına yatırım yapmalı, bu alanı bilen ve bu alanı kontrol edebilen askerler yetiştirmeliyiz. Çok yakın bir tarihte savaşlar tamamen dijital ortama entegre olmuş olacak ve bu ortamı yöneten, dünyanın yönetiminde de söz sahibi olacak. Bu alanda güçlü olabilmek için de bilim ve siyaseti üreten kurumlarda, siber savunma alanında çalışmaların yapılması, bu çalışmaların sürekliliğinin sağlanması gerekli, ancak bu şekilde içinde bulunduğumuz dijital çağda var olabilir, barış ortamını sağlayabiliriz.

Instagram

Twitter

Web

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
3
0
0
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?