Brüksel Haberleri

Brüksel ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Brüksel ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Belçika Senatosu Çocuklara Ötenazi Hakkını Onayladı
Belçika 2002 yılında yetişkinler için ötenaziyi yasallaştırmıştı. Şimdi bu yasanın ölümcül bir hastalığa yakalanan ve dayanılmaz fiziksel acılar çeken çocukları da kapsaması yolunda bir öneri Senato'da onaylandı. Kimileri bunu 'mantıklı bir adım', kimileri ise 'delilik' diye niteliyor. Tedavisi olmayan bir hastalığa yakalanmış bir çocuk düşünün. Ve zehirli bir iğne ile öldürülmeyi talep edişini. Birçok insan için bu, hayal bile edilemeyecek bir kabus senaryosu. Çoğumuz bir çocuğun ölümcül bir hastalığa yakalanıp yavaş yavaş eridiği acımasız gerçeklikle yüzyüze gelmeyeceğiz muhtemelen. Fakat bazı Belçikalı çocuk doktorları, bu durumdaki çocukların acıları giderilemiyorsa, ölmeyi talep etme hakkına sahip olması gerektiğini savunuyor. Ziekenhuis Üniversitesi'nden Doktor Gerlant van Berlaer, 'Nadiren şöyle durumlar olabiliyor: Tedavi etmeye çalıştığımız ama daha iyi olmaları için hiç bir şey yapamadığımız çocuklar oluyor. Bu çocukların hayatlarına son verme kararı almaya hakkı olması lazım.' diyor. Van Berlaer ve 16 diğer çocuk doktoru, Belçikalı senatörlerin çocuklar için ötenazi yasasını kabul etmeleri talebiyle Kasım ayında bir açık mektup yayımladı. Doktor van Berlaer 'Hayır, kendimizi Allah yerine koymuyoruz, zaten sona erecek hayatlardan söz ediyoruz.' diyor: 'Doğal haline bırakıldığında sefil, acı içinde ve korkunç bir şekilde son bulabilecek hayatlar bunlar. Hastanelerde bir çok arkadaşlarının aynı hastalıktan nasıl öldüğünü görmüş olabilirler. Ve bu durumda 'Böyle ölmek istemiyorum. Kendi istediğim gibi ölmek istiyorum' derler ise, doktorları olarak elimizden gelecek tek şey bu arzularını yerine getirmek olabilir. Ben bunu yapabilmemiz gerektiğine inanıyorum.' Geçen ay Belçika Senatosu'ndan 17'ye karşı 50 kabul oyu ile geçen yasa tasarısına göre, bu hakkın kullanılabilmesi için öncelikle çocukların ötenazinin ne olduğunu anlamaları, sonra anne-babaları ve doktorlarının da bu talebe onay vermeleri koşulları konuluyor. Belçika'nın kuzey komşusu Hollanda'da ötenazi 12 yaşın üzerindeki çocuklar için, anne ve babalarının da rızası olmak koşuluyla yasal bir hak sayılıyor. Fakat Belçika'daki tasarı meclisin diğer kanadınca da onaylanırsa, dünyada ilk kez bir ülkede çocuklar için ötenazi, hiç bir yaş sınırı olmaksızın kabul edilmiş olacak. Senato'daki sosyalist grubun lideri ve tasarının destekçilerinden Philippe Mahoux, düzenlemeyi 'En büyük insanlık jesti' diye tanımladı. Mahoux, asıl skandalın, ölümcül hasta çocukların acı çekmesine dur dememek olduğunu söylüyor. Tasarıya karşı oy kullananlardan Hristiyan Demokrat senatör Els van Hoof ise insanın kaderini belirlemesi prensibinin herkesin sadece nasıl yaşayacağına değil, nasıl öleceğine de karar vermesi şeklinde yorumlanmasının yanlış olduğuna inanıyor. Van Hoof 'Tasarıyı önce akıl sağlığı sorunları olan çocukları da içerecek şekilde sunmuşlardı.' diyor ve, 'Tartışma sırasında ötenaziyi savunanlar anoreksik çocuklar, hayattan yorulan çocklar gibi kategorileri de gündeme getirdiler. Nereye kadar gidecek?' diye soruyor. Senatör van Hoof, yetişkinler için uygulanan ötenazi hakkının kaygan bir zemin olduğunun şimdiden kanıtlandığı görüşünde. 2002'de kabul edilen ötenazi yasası yetişkinlerin: yetkin ve şuuru yerinde talebi defaatle dile getirmiş tedavisi mümkün olmayan ciddi bir hastalık nedeniyle dayanılmaz fiziksel ya da zihinsel acılar içinde olmalarını şart koşuyor. Fakat 2013 yılı içinde Belçika'da kamuoyu gündemine gelen iki vaka, van Hoof'un kaygılarını iyice artırmış. Marc ve Eddy Verbessem, genetik bir hastalık nedeniyle bir süre sonra göremeyeceklerini öğrenince, artık kendi başlarına yaşamlarını sürdüremeyeceklerini düşünerek ötenazi talebinde bulunmuşlardı. Bunu dokuz ay sonra kadından erkekliğe geçiş yapan transseksüel Nathan Verhelst'in ölümü izledi. Bir dizi cinsiyet değiştirme ameliyatı başarısız olunca ölmek istemişti. Els van Hoof, danıştığı bir hukukçuya göre, ikizlerin muhtemelen yasadaki ötenazi kriterine uyduğunu söylüyor, ama Nathan Verhelst'in durumu onu kaygılandırıyor. Her üç olayda da ötenazi kararını onaylayan kişi, Brüksel Üniversitesi'nden onkolog ve geçici bakım uzmanı Profesör Doktor Wim Distelmans. Dr. Distelmans aynı zamanda doktorlar, hukukçular ve ilgili tarafların yasanın uygulanışını denetlemek üzere biraraya geldiği Ötenazi Komisyonu'nun eş başkanı. Ötenazi konusunda eleştirileri olanlar bu komisyonun yasanın kabul edildiği 2002'den 2012'ye kadar gerçekleştirilen 6 bin 945 ötenazi vakasının hiçbiri hakkında savcılıktan soruşturma istemediğine dikkat çekiyorlar.Yani komisyon on yıl içinde, istisnasız bütün ötenazi uygulamalarını yasaya uygun bulmuş. 2012 yılının 20 Nisan'ında kimya dalında öğretim üyesi Tom Mortier'e Brüksel'deki bir hastaneden telefon gelmiş. Annesinin öldüğü bildirilmiş. 64 yaşındaki Godelieva de Troyer depresyon geçiriyormuş. Ölmeden üç ay önce oğluna üç e-posta göndererek doktorlarından ötenazi istediğini bildirmiş. Ama Mortier doktorların buna asla izin vermeyeceğini düşünmüş. Tom Mortier çok öfkeli. Annesinin 'ölmeye hakkı olduğu' tezini kabul etmiyor. 'Benim bakışıma göre bu hastalar için değil doktorlar için çıkarılmış bir yasa. Böylelikle ceza almaktan kurtuluyorlar' diyor. 'Ötenazi etik olmayan bir şey. Hastanı öldürüyorsun. Şimdi de bunu bir tür en büyük insan sevgisi gibi lanse ediyorlar. Belçika ne hale geldi, anlamıyorum...' diye konuşuyor. Bu yasanın çocukları içerecek şekilde genişletilmesi girişimi ise Mortier'e göre 'delilik'. Doktor Marleen Renard Leuven Ünivertise Hastanesi'nde çocuklar için geçici bakımdan sorumlu bir onkolog. Çocuklar için bir ötenazi yasası çıkarmanın gerekmediğini, ölmekte olan çocukların acısını dindirecek yollar bulunduğunu söylüyor. 'Acıyı bastıramazsak, çocuğu uyutabiliyoruz. Eğer bunu da artık gerçekten insanlık dışı bulmaya başlarsak, Etik Komisyonuna giderek çocuğun hayatının sonlanması için izin istiyoruz. Ama bunu yapmak için çok sayıda kişinin hemfikir olması gerekiyor.' diyor. Renard, kendi tecrübesine göre çocukların 'ölmek istiyorum' demediğini söylüyor. 'Çok sayıda büyük acılar çeken ergen çocuk gördüm. Daima bir sonraki günden umutları vardır. Hiç bir zaman hiçbiri bana 'Artık dayanamıyorum, ne olur durdurun bunu' demedi. ÖLmek değil, yaşamak istiyorlar.' Çocuklar ölmek istediklerini söyleseler bile, acaba böyle bir kararı verebilecek olgunluktalar mı? Ötenazi savunucusu Doktor Gerlant van Berlaer, ölümcül bir hastalığa yakalanan ve yaşamlarının önemli bir kısmını yetişkinlerle geçiren çocukların çok erken büyümek zorunda kaldıklarını düşünüyor. Kendi oğlu 8 yaşında kanserden ölen ve şu anda Leuven Üniversite Hastanesi çocuk onkoloji bölümünde gönüllü olarak çalışan Feike van den Oever da bu görüşte. 'Onunla sohbetlerimizde, çocuğun nasıl yaşının çok ötesinde bir düzeyde düşündüğünü farkedebiliyordunuz.' diyor ama 'Çocuklar neler olup bittiğini anlıyor. Peki bu ötenazi talep edebilecek kadar mı? Bence hayır.' Tasarı yasalaşırsa kaç çocuğun ötenazi isteyeceğini bilmek mümkün değil. Yetişkinler açısından bu sayı 2002'den bu yana her yıl arttı. Kanser hastalarının yüzde 80'i ötenazi istiyor. Ötenazi hakkını ilk savunanlardan Doktor Jan Bernheim, ne zaman öleceğini ve acısız, seçtiği bir zamanda ölebileceğini bilmesinin hastaların kalan günlerinin kalitesini yükselttiğini, onlara moral verdiğini söylüyor. 'Acı bütün diğer faktörlerin üzerine çıkan bir şey. Günler süren acılar, inlemelerle ölmek yerine bir törenle, genellikle hoş bir duygusal ortamda ölüyorlar.' diyor. Bir çocuğun ölümü kuşkusuz bir trajedi. Fakat Belçikalı çocuklara hayatlarına son verilmesini isteme hakkı verilecek mi, bunu bu yılın ilk aylarında Belçika parlamentosunun diğer kanadında yapılacak oylama belirleyecek. Linda Pressly Belçika | BBCTürkçe
Şehir Yalnızlıklarını Dile Getiren Sokak Sanatı
Sanatçı şehir insanın yanlızlığını minicik heykellerle dile getirmiş. Elinden çıkan bu küçük insanlar şehri istila altına aldı. Brüksel, Barcelona, Berlin gibi birçok şehirde sergi açmış olan sanatci, çimento kullanarak yaptığı heykeller sadece galerilerde değil, zaman zaman şehrin farklı mekanlarına da yerleştiriliyor.  Daha Fazlasiı Için: http://www.hangerart.net/sanat/65-sokak-sanati HangerArt Türkiyenin En Modern Kültür ve Sanat Sitesi
'Paralel Devleti Siz Kurmadınız mı?'
Almanya'da dış politika uzmanlarıyla buluşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, 'Acaba şu anda mustarip olduğunuz ve karşı durduğunuz, hem yargı hem emniyetteki paralel devleti hükümet olarak siz kurmadınız mı?' sorusu yöneltildi. Erdoğan ise, 'Yargı ve yürütmenin güvenlik ayağında belli bir paslaşma ile hükümete, devlete karşı bir eylem söz konusu' dedi. Erdoğan, Gezi Parkı eylemlerini ise Türkiye'deki yatırımların önünü kesmek isteyen çevrelerin girişimi olarak nitelendirdi. Erdoğan, basın özgürlüğüne ilişkin bir soruya da, 'Tabi Sınır tanımayan muhabirler gerçekten sınır tanımıyorlar' diye yanıt verdi. Berlin'deki Alman Dış Politika Cemiyeti'nde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, burada dış politika uzmanları, akademisyenler ve gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Erdoğan'a ekonomik durum, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu, Türkiye'de gazetecilerin tutuklu olması, ifade özgürlüğüne ilişkin sorunlar ve Suriye meselesi soruldu. Başbakan Erdoğan, 'Faiz oranının yoğun artışı Türkiye’de bir krize neden olabilir mi?' şeklindeki soruya, Türkiye'nin 2013'teki büyüme rakamlarıyla yanıt verdi ve 'Bizler istikrar ve güven sayesinde aynı kararlılıkla yüzde 4 gibi bir büyümeyi ortalama olarak bu 2013’ün ilk üç çeyreğinde yakaladık, dördüncü çeyreğin neticeleri yok ama, 3,8 ile bunu tamamlayacağız. Ki 3,8 de şu anda dünya geneline baktığınız zaman ilk beş içerisinde yer alıyor. İlk beş içerisinde yer alması da Türkiye’nin nerede olduğunu göstermesi bakımından çok çok önemli' dedi. Yolsuzluk sorusu Erdoğan, 'Yolsuzluk soruşturmasıyla ilgili Türkiye’de güvenin tesisi için neler düşünüyorsunuz?' şeklindeki bir soruya ise şu yanıtı verdi: 'Bir şeyi özellikle ifade etmem lazım. Bu son 17 Aralık’ta yaşanan olaylarla ilgili çok ciddi dezenformasyonun etkisi altında olduğunuzu görüyorum. Türkiye’de bir yolsuzluk olayının olduğu, bunu eğer kişisel olarak değerlendiriyorsan bu ayrı bir konudur. Ama bunu yönetimde bir yolsuzluk olayı olarak değerlendirirseniz bu yanlış bir tespittir.' Gezi Parkı eylemlerini üçüncü havalimanıyla ilişkilendirdi Erdoğan yanıtında Gezi Parkı eylemlerine de değindi ve eylemleri öncesinde yapılan üçüncü havalimanı ihalesiyle ilişkilendirerek, şunları ileri sürdü: 'Biz Gezi olaylarını yaşadık. Gezi olaylarının olduğu mayıs ayında önce nelerin olduğunu bilmenizi isterim. Örneğin o ay içerisinde Türkiye üçüncü havalimanı ihalesi denilen ve yıllık yolcu kapasitesi 100 milyonun üzerine çıkan, dünyanın ilk üç havalimanı arasında yer alacak bir ihaleyi gerçekleştirdi. Bunun maliyeti 42 milyar dolar. Buna devlet olarak biz bir kuruş para koymuyoruz. Sadece 20 yıl kullanım hakkını veriyoruz. Her şeyi kendileri harcayacaklar. Beş Türk ortağın bir araya gelerek yapacağı bir havalimanı olayı. Yine aynı süre içerisinde 2,5 milyar dolara mal olarak bir üçüncü köprüyü yaptırıyoruz. İstanbul İzmir arasında yapılmakta olan ve üç saate düşürecek olan bir otoyol. Ve bunun üzerinde dünyanın sayılı asma köprülerinden birisi kuruluyor. Bu arada yine Marmaray’ın açılışının yapıldığı bir ay. Yüksek hızlı trenin aynı sürece rastladığı bir süreçte ortaya böyle bir şey çıkıyor. Ortaya çıkan olayda ne var? Deniyor ki, burada çevrecilik açısından bir adım atılıyor. Neymiş o? 12 ağaç oradan sökülüyor, başka yere dikiliyor. Bu gerekçe gösterilerek bu tür adımlar atılıyor. Bunlar tabi çevreci bir iktidara karşı aslında sadece dereyi bulandırmaktan başka bir şey değildi. Zira bizim 2 milyarı aşkın fidan ve ağaç diken bir iktidar olduğumuzu dostlarımızın bilmesi lazım. Tüm esnafın halkın cam çerçeve ticarethanelerini böyle bir noktaya getirmek herhalde demokratik bir tavır değildir. Demokraside haklar sandıkta aranır. Hiçbir zaman molotofla sopayla aranmaz diye düşünüyorum. Bir ülke ihracatını 36 milyardan 152 milyar dolar acıkan bir iktidar yolsuzluklarla buraya gelebilir mi? Diyoruz ki bakın 3 Kasım 2002’den bu yana üç genel seçim, iki yerel seçim, iki referandum yaşadık. Başarıyla çıktık. Şimdi 30 Mart’ta yine bir seçim yapacağız. Eğer halk bizi burada birinci parti olarak çıkartıyorsa, demek ki bu iktidar dürüsttür.' 'Orada Gezi mezi olayı da değil' Bir katılımcı Erdoğan'ın konuşmasında Türkiye'nin insani hedeflerinden bahsettiğini hatırlatarak, 'Polisin Gezi Parkındaki göstericilere karşı tavrını bununla nasıl bağdaştırıyorsunuz?' dedi ve şunları ekledi: 'Siz, 'demokrasinin seçimler sandık üzerinden geçer' dediniz, fakat seçimler bir çoğunluğun, AK partili bir çoğunluk. Ama toplum içerisine onu seçmeyenlerin de dahil edilmesi gerekiyor. Bu güçlerin seçimler esnasında diyaloğa nasıl katmayı düşünüyorsunuz?' Erdoğan ise şu cevabı verdi: 'Demokraside şüphesiz ki azınlıkların haklarını korumak esastır. Ama orada çoğunluğun tek başına iktidar yaptığı bir yönetimi de azınlığa hiçbir zaman ezdirmemek en doğal haktır. Öyle kalkıp da biz çoğunluğun azınlığa egemen olmasını istemesek de, azınlığın da çoğunluğa baskıcı egemen, şiddete başvurmak suretiyle evet diyemeyiz. Şimdi Gezi olaylarını söylüyorsunuz. Siz Frankfurt’taki, Hamburg’daki eylemler yaşandı. Bizim polisimizde mukayese edilemeyecek şekilde görüntüler yaşandı. Bu görüntüler benim elimde var. Bunları nereye koyacaksınız? Orada Gezi mezi olayı da değil. Bakın Taksim’de çok farklı düşüncelerim vardı. Türkiye’de, bir tane opera binası yoktur. Taksim’de bir kültür merkezini opera binası yapma hevesi vardı. Bunu bizim iktidarımız yapacak diye, dediler ki hayır yaptırmayız dediler. Burası deprem tehdidi altında bir yer. Gezi Parkı denilen yer, kışlaydı. Büyük şehirlerde müzeler vardı. Biz aynı kışlayı inşa edelim, bunun üzerine şehir müzesi haline getirelim istedik. Dediler ki hayır, istemeyiz. Şimdi bu özellikle geçmiş dönemlerde komünist rejimlerde olan yaklaşım biçimiydi. Yeni bir şey yapacaksanız buna her zaman karşı çıkarlardı. Biz bunları yapmak istiyoruz.' Erdoğan, Mor Gabriel Kilisesi'nin sorunun çözdüklerini ve Sümela Manastırını açtıklarını söyleyerek, 'Azınlığın haklarını korumak budur. Biz bunun adımlarını attık' dedi. Erdoğan, Gezi Parkı eylemlerindeki polis şiddetine ilişkin de 'Bölücü terör örgütü ve yanlı terör örgütleriyle atılan adımlar varsa, müsaade edin de güvenlik güçleri yapılması gerekenleri yapsın. Bunlar da hiçbir zaman standartların dışında değildir' diye konuştu. 'Gezi'ye AK Parti seçmenleri de katılmıştı' Erdoğan'ın bu anlattıkları üzerine salondan Gezi Parkı eylemlerine katılanlar arasında AK Parti seçmenlerinin de bulunduğu hatırlatılarak, 'Mesela halkın, sadece hükümetin hediyelerini kabul etmek değil de, şehrin politikalarına katılım sağlamalarını hakkında ne düşünüyorsunuz?' şeklinde bir soru geldi. Erdoğan ise şöyle konuştu: 'Bize bu tür politikalara katılmak için gelenlerin teklifleri gördük. Onların tekliflerinin dışında, adeta kanun yapıcı noktada kendilerini görme, yani yasama organının yapması gerekenleri, kendilerini yükselttiğini görüyoruz. Bir şehrin vatandaşın öyle taleplerde bulunur ki, bunun bir kabul edilebilirliği olur. Ama bu yoksa, bu konuda yetki kimdedir? O şehrin meclisindedir. O şehrin meclisi bununla ilgili kararı alır. Fakat çok daha farklı şekilde, eğer merkezi yönetimi bu ilgilendiriyorsa, federal meclisi ilgilendiriyorsa, burada da yasama organı bununla ilgili adımı atar. Eğer halkın iradesine saygı duyacaksak, halk ne dersek o olacaksa, o zaman biz yasama organının çıkaracağı bu yasalara uymak zorundayız. Burada halkın iradesini kazanamayanların, halkın iradesi üzerinde şiddetle egemenlik kurmayı gerektiriyor ki bu demokrasilerde kabul edilemez.' 'Mustarip olduğunuz paralel devleti siz kurmadınız mı?' Erdoğan'a 'paralel yapı' iddiaları da soruldu. Internationale Politik Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni Dr. Sylke Tempel, Erdoğan'a geçmişteki AK Parti-Cemaat ortaklığı hatırlatılarak, 'Acaba şu anda mustarip olduğunuz ve karşı durduğunuz, hem yargı hem emniyette olan bu sistemi hükümet olarak siz kurmadınız mı?' sorusu yöneltildi. Erdoğan; bu soru üzerine şunları söyledi: 'Şu anda mevcut sistem belli bir hareketin grubun oluşturduğu bir sistem değildir. Bu tüm Türkiye’de çeşitli STK’ların ortaya koymuş olduğu düşünceler neticesinde oluşturulan bir yapıdır. En son mesela referandum yüzde 58’le çıkmış bir referandumdur. Bunun içerisinde her grup var. burada belli bir grup söz konusu değil. Özellikle de yargı ve yürütmenin güvenlik ayağında, belli bir paslaşmanın olması, bu paslaşmayla birlikte hükümete karşı devlete karşı bir eylem oluşturulması söz konusudur. Böyle bir adımın atılmasına tabii ki sessiz kalınması mümkün değildir. Bu bir başkası da olabilirdi. Daha önce mafya, çete bunlar bunu yapmak istediler. Bu işin Türkiye’de mafya çete ayağını çökerten bir iktidarız biz. Daha sonra da bu tür örgütlenme ortaya çıktı. Nereden çıkarsa çıksın... Bunun önünde dershaneler meselesi vardır. Bizim tavrımız, artık devletin okulları vardır, kolejler vardır. Yani koleje para ödeyecek, dershaneye para ödeyecek. Benim vatandaşım 'devletin okulu varsa bunlar niye var' diyor. Bunlar yanlış şeylerdi. Bunlara bizim müsamaha etmemiz mümkün değildir. Belli bir süre verdik. Burada ciddi bir rant söz konusuydu. 'Siz mi böyle yapıyorsunuz' diyerek böyle bir süreç başlatıldı. Böyle bir sürece bizim müsaade etmemiz mümkün değil. Yargıdaki paralel yapılanma, diğer kurumlardaki yapılanma, özellikle şu anda farklı bir sürecin içerisinde girecektir. İşin en çirkin boyutu şudur: Şantajlarla, ortam dinlemeleriyle, bütün bunların yanında görüntülemeyle, bir çok güvenlik mensupları yargı mensupları tehdit altına alınmıştır. İş adamına hareket etme, etmediğin takdirde elimizde belgeler var. onları ifşa eder. Bunu bakan arkadaşlarımıza da yaptılar. Dolayısıyla biz de diyoruz ki, böyle bir şeye bizim asla müsaade etmemiz mümkün değil. Bedeli ne olursa olsun bu iş çözüme kavuşturulacaktır. 30 Mart bunun dönüm noktası olacaktır. Bunu da açıkça ifade ediyorum.' 'Tutuklular normal gazeteci değil, silah yakalatmış terörist' Erdoğan'a iddia ettiği yapıların açığa çıkarılması için özgür bir basın olması gerektiğini hatırlatan salondaki katılımcılardan biri, 'Bu paralel yapıları açığa çıkarmak gerekiyorsa, serbest çalışan bir medya önemli değil mi? En fazla tutuklu bulunan gazeteci Türkiye’de görünüyor' dedi. Erdoğan, bunun üzerine sözlerini şöyle sürdürdü: 'Yani başbakanına her türlü hakareti yapabilen medya Türkiye’de var. Ailesine her türlü hakareti yapabilen medya Türkiye’de var. Şu anda en çok içerde dediğiniz Türkiye’de, normal basın mensubu parmak sayılarını geçmez. Diğerleri, büyük bir çoğunluğu terör örgütleriyle ya silah yakalatmıştır ya eylem hareketindedir. Bunlar hep sizlere dezenformasyonla aktarılan bilgilerdir. Geçen işte Brüksel’de rakamlarıyla hepsini açıkladım. Normal sarı basın kartı olanların sayısı 5 veya 10 sayısında. Yani AB ülkelerinde, gerçek manada basın mensuplarının çok çok üstünde şu anda tutuklu olduğunu biliyoruz. Bu noktalarda kaynağından incelersek çok daha isabetli olur diye düşünüyorum.' CNN Türk
Ve Ukrayna'da Tarihi Anlaşma: Timoşenko Serbest Kalabilir
Ukrayna krizine çözüm bulunması için üç Avrupa Birliği dışişleri bakanının arabuluculuğuyla başkent Kiev’de gece boyunca süren müzakereler sona erdi. Akşam üzeri Yanukoviç barış anlaşmasını imzaladı. Ukrayna erken seçimlere gidecek, protestoculara genel af geliyor, 2004 Anayasası’na geri dönülüyor.Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada uzlaşma sağlandığı belirtildi ancak hiçbir ayrıntı verilmedi.Açıklamada anlaşmanın bugün imzalanacağı da ifade edildi.Kiev’de bulunan Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski Twitter hesabından yaptığı açıklamada, müzakerelerin bütün gece devam ettiğini ve sabah saatlerinde bittiğini söyledi.75 KİŞİ ÖLDÜÜlkede son iki gün içinde protestocular ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmalarda ölenlerin sayısının 75 olduğu ifade edildi.Avrupa Birliği yetkilileri, gece boyu süren müzakereleri yönlendiren Almanya, Fransa ve Polonya dışişleri bakanlarının ülkede barışın sağlanması için bir geçiş hükümeti kurulması ve erken seçim yapılması umudunda olduklarını söylediler.Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukovich’i dün telefonla aradığı aktarıldı.Açıklamada, “Başkan Yardımcısı Yanukovich’ten polis, keskin nişancı, asker, paramiliter ve silahlı kişiler dahil olmak üzere her türlü güvenlik gücünü geri çekmesini istedi ve ABD’nin şiddetten sorumlu olan tüm yetkililere yaptırım uygulamaya hazır olduğunu söyledi” denildi.GÜVENLİK GÜÇLERİNİN SİLAHLA ATEŞ EDERKENKİ GÖRÜNTÜLERİOlayların yoğunlaştığı Bağımsızlık Meydanı’nda bazı binaların çatısında siperlenen özel polislerin, güvenlik kuvvetlerini meydandan çıkarmak için taş ve petrol bombaları atan göstericilere ateş açtığını gösteren video görüntüleri dün ortaya çıktı.Sağlık bakanlığı, Salı gününden bu yana olaylarda 75 kişinin öldüğünü açıkladı. Bu durumdan dünkü çatışmalarda en az 47 kişinin öldüğü anlaşılıyor.Bu eylemler Ukrayna’nın 22 yıl önce Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını kazanmasından bu yana yaşadığı en ağır şiddet olayları oldu.Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç, muhalefet liderleri ile Avrupa Birliği (AB) ve Rusya’nın temsilcileriyle yapılan görüşmelerde anlaşmaya varıldığını açıkladı.ERKEN SEÇİM KARARI, GENEL AF, 2004 ANAYASASINA DÖNÜŞCumhurbaşkanı Yanukoviç’in sitesinden yapılan açıklamada cumhurbaşkanlığı seçimlerinin erkene alındığı ve krizi yatıştırmak için koalisyon hükümeti kurulacağı sözü verildi. Ukrayna muhalefetinin başlıca taleplerinden olan “Başbakan ve meclisin yetkilerini arttıran” 2004 Anayasası’na geri dönüleceği açıklandı. Açıklamada ayrıca, protestolara katılan bütün eylemcilere de koşulsuz genel af sağlanacağı duyuruldu.Erkene alınan seçimlere ilişkin herhangi bir tarih belirtilmedi.TİMOŞENKO DA SERBEST KALIYORÖte yandan, anlaşma kapsamında Yulya Timoşenko’yu demir parmaklıklar arkasına koyan ceza kanununda da değişikliğe gidiliyor. Bu değişiklikle Rusya ile gaz anlaşmasında Ukrayna’nın çıkarlarını gözetmediği gerekçesiyle hapis cezasını çeken Timoşenko’nun serbest kalması öngörülüyor.AB ÜLKELERİNDEN TEBRİKBaşta Fransa, Almanya ve Polonya olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri, Ukrayna’da muhalefetteki 3 siyasi partinin protestoların durmasını sağlayacak adımları atmaları sebebiyle tebrik etti.Zete
9 Soruda ‘Yeni’ Ukrayna
Ukrayna’da Rusya yanlısı devlet başkanı Viktor Yanukoviç’in görevden alınması sonrasında gerilim yüksek. Ülkede bir günde yaşanan siyasi değişimin ardından yol haritası yavaş yavaş belirginleşiyor. Ancak Rusya yanlılarıyla AB yanlıları arasındaki çatışma dineceğe benzemiyor. Peki Ukrayna’yı bundan sonra ne bekliyor, yer değiştirmiş görünen muhalefet ve iktidarın ana aktörleri kim? Yanukoviç’in görevden alınması sonrası, muhalifler Bağımsızlık Meydanı’nda ölenler için anma töreni düzenledi. 1 – KONTROL KİMDE? Parlamentoda çoğunluk, Yanukoviç’e karşı muhalefetin elinde. Milletvekilleri jet hızıyla oyşama yaparak, Timoşenko’nun eski müttefiki Oleksandr Turçinov’u geçici cumhurbaşkanlığına atadı. AB’yle serbest ticaret anlaşmasına karşı çıkan dışişleri bakanı Leonid Kozara ve müfredata Rusya yanlısı bir tarih anlatısı getirmekle eleştirilen eğitim bakanı Dimitri Tabaçnik başta olmak üzere, bir dizi bakan görevden alındı. Bağımsızlık Meysanı’ndaki şiddetten sorumlu tutulan içişleri bakanı Vitali Zakharçenko da cuma günü görevinden alınmıştı; eski bakanın saklandığı iddia edliyor. Salı gününe kadar ‘birlik’ hükümeti kurulması, 25 Mayıs’ta da seçim düzenlemesi bekleniyor. 2 – CADI AVI MI BAŞLADI? Polis muhalefetin yanında olduğunu duyururken, eski yönetimin bir dizi yetkilisi hakkında kovuşturma başlatıldı. Eski vergi bakanı Oleksander Klimenko ve Timoşenko’nun hapse atılmasından sorumlu tutulan eski başsavcı Viktor Pshonka hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Parlamento, son dönemdeki şiddet olaylarından sorumlu tutulan bir dizi yetkiliye yurtdışına çıkış yasağı getirdi. Yeni İçişleri Bakanı Arsen Avakov da polisin “Ukrayna halkına karşı eski liderler tarafından da işlenen suçları araştıracağını” söyledi. 3 – YANUKOVİÇ NEREDE, TEPKİSİ NE OLDU? Parlamento tarafından azledilmesi sonrası Kiev’den kaçan devrik liderin, kalelerinden biri sayılan Rusya yanlısı Donetsk kentinde olduğu sanılıyor. Yanukoviç, açıklanmayan bir yerden yayımladığı video mesajında yaşananları ‘darbe’ diye niteledi ve “Başkan hâlâ benim” dedi. Bu arada, Yanukoviç’in, Kiev’in dışında bulunan 140 hektarlık alana yayılan malikanesi de kamulaştırıldı. 4 – YANUKOVİÇ NE KADAR GÜÇLÜ? Yanukoviç’in Bölgeler Partisi’nden cuma günü kopmalar başlarken, parti bugün yazılı bir açıklamayla eski liderine sırt çevirdi. Yaşananlardan tümüyle Yanukoviç’in sorumlu tutulduğu açıklamada şöyle denildi: “Ülke tarihinin en zorlu ve trajik dönemlerinden birini yaşıyoruz. Uktayna kandırıldı ve soyuldu. Fakat bu durumun etkisi, ihtilafın her iki tarafından sevdiklerini kaybeden onlarca ailenin acısıyla kıyaslanamaz. Ukrayna ihanete uğradı. Tüm bunların sorumluluğu Yanukoviç’e ve yakın çevresine ait.” Açıklamada, Yanukoviç’in Kiev’den kaçışı da kınandı. 5 – TİMOŞENKO KİM, NE KADAR GÜÇLÜ? Yanukoviç’i ezeli rakibi, eski başbakan. 2004’te Yanukoviç’i deviren Batı yanlısı ve destekli Turuncu Devrim’in liderlerindendi. Yanukoviç’e karşı 2011’deki seçimleri kaybetmesi sonrası, Rusya’yla yapılan doğalgaz anlaşmalarında görevini kötüye kullanma suçlamasıyla hapse atıldı; suçlamaların siyasi olduğunu savundu. Cezaevinde hastalanan Batı yanlısı Timoşenko’nun serbest bırakılması ve tedavi için yurtdışına çıkışına izin verilmesi, Avrupa Birliği’nin Kiev’e serbest ticaret anlaşması için dayattığı şartlardan biriydi. Timoşenko serbest bırakılmasının ardından protestoların merkezi olan Bağımsızlık Meydanı’na tekerlekli sandalyeyle geldiğinde AB yanlılarını ‘kahramanlar’ diye selamladı. Fakat son gerilimde ön planda olan muhalif eylemcilerin birçoğu onu ‘demokrasi kahramanı’ olarak görmüyor. Gelecekteki yönetimde rol oynayıp oynamayacağı da kesin değil. 6 – AB YANLILARININ LİDERLERİ KİM? Ukrayna muhalefeti tek bir çatı altında toplanmış değil. Meydan’da ‘boy gösteren’ muhalefet liderleri ve hareketler şöyle: VİTALİ KLİÇKO AB yanlısı eski dünya ağırsıklet boks şampiyonu. Udar (Darbe) hareketinin lideri; seçimlerde başkan adayı olacağını açıkladı. ARSENİ YATSENYUK Ülkenin ikinci büyük partisi, liberal çizgideki Vatan’ın meclis grup başkanı. Timoşenko’nun eski müttefiki. SVOBODA (ÖZGÜRLÜK) HAREKETİ Aşırı sağcı hareket, yılbaşı günü birçoklarının Nazi işbirlikçisi olarak gördüğü Stepan Bandera için anma töreni düzenleyince Bağımsızlık Meydanı’nda gerilim çıktı. SAĞ SEKTÖR Aşırı sağcı, son şiddet olaylarından kısmen sorumlu tutulan grup. 7- KRİZİN TEMELİNDE NE VAR? Kriz, Yanukoviç’in AB’yle ortaklık ve serbest ticaret anlaşması müzakerelerini 21 Kasım 2013’te’te askıya aldı. Brüksel, Kiev’le anlaşma için Timoşenko’nun tedavi görmek üzere özgür bırakılmasını şart koşuyordu. Fakat Ukrayna parlamentosu önce Timoşenko’nun bırakılması tasarısını reddetti, hemen ardından da AB’yle anlaşmanın hazırlıklarını dondurdu. İşte bu kararın ardından, binlerce Avrupa yanlısı Kiev’deki Bağımsızlık Meydanı’nda kamp kurarak barışçıl gösterilere başladı. Ancak gösteriler kısa süre içinde şiddete döküldü; en az 80 kişi hayatını kaybetti. 8 – UKRAYNA BÖLÜNÜR MÜ? Tarihi boyunca Avrupa’yla Rusya arasındaki çekişmede sıkışıp kalan ülkede, Yanukoviç’in devrilmesi sonrası bölünme çağrıları gecikmedi. Çoğunlukla Rusça’nın konuşulduğu Kharkiv’de yerel liderler bölünmeye karşı olduklarını söylese de, Kiev’deki mevcut parlamentoyu tanımadıklarını açıkladı. Doğuda yaşayan Ukraynalıların büyük kısmı Rusya’ya ihraç yapan fabrikalarda çalışıyor ve AB’yle yakınlaşma yüzünden işlerini kaybetmekten endişe duyuyor. Batı’daki AB yanlılarıysa, Brüksel’le yakınlaşmanın refah seviyesini yükselteceğine ve hukukun üstünlüğünü tesis edeceğine inanıyor. Yanukoviç karşıtları, ülkenin batısındaki Lviv, Ternopil ve bir dizi başka kentte yönetimi devralmış durumda. 9 – TEPKİLER NE? Yanukoviç’i destekleyen Rusya, gerilimin geldiği noktadan memnun değil. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ‘yasadışı aşırılıkçı grupların silahsızlanmayı reddettiğini ve muhalefet liderleriyle birlikte Kiev’i kontrol altına aldığını’ savundu. Rusya, AB’den uzaklaşma karşılığı Yanukoviç’in hükümetine vaat ettiği 15 milyar dolarlık kredinin bir sonraki taksidini de askıya aldı. Perşembe gecesi arabuluculuk ettiği uzlaşma anlaşması çöken AB’yse, Rusya’ya ‘Uktana’nın içişlerine karışmama’ uyarısı yaptı. Brüksel, ‘demokratik bir hükümetin seçilmesi’ sonrası Kiev’e mali yardım da vaat etti. Ancak olası bir yardımın Rusya’nın teklifini aşması beklenmiyor. Sovyet Rusya’nın son lideri Mihail Gorbaçov’sa, ‘perestroika’nın Ukrayna’da başarısız’ olduğu yorumunu yaptı. diken.com.trBERİL KÖSEOĞLU
Dünyada Çikolatasıyla Ünlü 10 Şehir
Hayatımızın vazgeçilmez lezzet kaynaklarının başında tartışmasız çikolata gelir. Büyük küçük fark etmez, çikolataya kim hayır diyebilir ki? Peki, bu leziz çikolataların kaynağını hiç merak ettiniz mi? Dünyanın en ünlü çikolata markaları hangi şehirlerde yer alıyor biliyor musunuz? Bu markalar en leziz çikolatalarını hangi şehirlerde yer alan çikolata fabrikaları içerisinde üretiyor diye merak ediyorsanız bu yazı kesinlikle ilginizi çekecek. Dünyanın en leziz çikolata markaları hangi şehirlerde yer alıyor sizin için araştırdık. Çikolatanın kaynağına inmeye hazır mısınız? İşte Pennsylvania’dan Brüksel’e kadar çikolata dolu bir dünya turu...
Kırım'dan Sonra Donetsk
İngiltere Dışişleri Bakanı Ukrayna'daki durumun 'Avrupa'nın 21. yüzyılda karşılaştığı en büyük kriz' olduğunu söyledi. Kırım'dan sonra Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk de Rusya ile birleşmeyi tartışıyor.İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, Kiev'de temaslarda bulunuyor. Hague, BBC'ye yaptığı açıklamada, Ukrayna'daki karışıklığın Avrupa'nın 21. yüzyılda karşı karşıya olduğu en büyük kriz olduğunu söyledi. Rus birlikleri Kırım'dan çekilmezse bunun diplomatik ve ekonomik bedellerinin olacağını vurguladı. İngiliz bakan, uluslararası toplumun Rusya'ya sert tepki vermesi gerektiğini kaydetti. ABD ve Avrupa Birliği'nin Kırım'daki gelişmeler karşısında 'güçsüz kaldığı' yolundaki eleştirilere katılmadığını söyleyen Hague, Rus birlirleri üslerine dönmezse ellerinde birkaç seçenek olduğunu söyledi.  Kırım'dan sonra DonetskUkrayna'da Avrupa Birliği yanlısı yönetimin başa geçmesinden sonra Rusya sessiz sedasız ülkenin güneyindeki Kırım'da askeri varlığını artırınca dünya Kırım krizini konuşmaya başladı. Ama Ukrayna'da parlamentosuna Rus bayrağı çekmek isteyen başka yerler de var. Ülkenin doğusundaki özerk yönetim Donetsk'te de, Kırım'dakine benzer bir tartışma var. Parlamenterler özerklik statüsüne ilişkin referandum yapılmasını görüşürken, Rusya yanlısı birkaç bin kişi de hükümet binası dışında gösteri yapıyor. Interfax ajansına göre göstericiler 'Ruslar bizim kardeşimizdir' yazılı pankartlar taşıyor. Özerk yönetim cumartesi günü Kiev'deki yeni yönetimi tanımadığını açıklamış ve referandum çağrısında bulunmuştu. 1 milyondan fazla kişinin yaşadığı bölgede etnik Ruslar az bir farkla çoğunluğu oluşturuyor.            Rusya'ya kınamaDünyanın Gayrı Safi Millî Hasılası en yüksek ülkelerini kapsayan G7, Rusya'yı Ukrayna konusunda kınadı. Grup Soçi'de haziran ayında yapılması planlanan, Rusya'nın da üyesi olduğu, G8 zirvesiyle ilgili hazırlıkları da askıya aldı.ABD, Kanada, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya'nın yaptığı ve Beyaz Saray'ın yayınladığı ortak açıklamada Moskova Ukrayna'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü açık şekilde ihlal etmekle suçlandı.G7 Ukrayna'ya finansal desteğe hazır olduğunu da duyurdu. Uluslararası Para Fonu (IMF) heyeti de Kiev'de temaslara başladı. Yeni yönetime göre ülkenin önümüzdeki iki yıl için 35 milyar dolarlık mali yardıma ihtiyacı var.  Askeri yığınakAçıklama Rusya'nın Kırım'a asker yığmaya devam ettiği iddialarının ardından geldi. Ukrayna sınır muhafızları pazartesi sabahı Rus zırhlılarının sınırda konuşlandırıldığını söyledi. Rus gemilerinin de Sivastopol çevresinde olduğunu duyurdu. Muhafızlar Rusya'nın bazı bölgelerdeki cep telefonu ağını bloke ettiğini ileri sürdü.  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, suçlamaları dikkate almıyor.Putin, ülkesinin ve Kırım ile Ukrayna'nın diğer bölgelerinde yaşayan Rusların çıkarlarını korumaya hakları olduğunu savunuyor.Rusya konuyu pazartesi sabahı Çin ile görüştü. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Çinli mevkidaşının görüşlerinin Moskova ile örtüştüğünü söyledi.Ukrayna'da göreve başlayan yeni hükümet ise Rusya'yı savaş ilan etmekle suçluyor. Ukrayna olası bir savaş için hazırlıklara başladı. Yedek askerler göreve çağrıldı.Başbakan Arseniy Yatsenyuk krizin Ukrayna'yı felaketin eşiğine getirdiğini söyledi.Rus Dışişleri Müşteşarı Grigory Karasin ise Ukrayna ile savaş istemediklerini söyledi. Karasin'e göre parlamentonun askeri müdahaleye verdiği onay Moskova'nın niyeti konusundaki ciddiyetini gösteriyor.Hisseler düşüyorUkrayna'daki kriz Rusya'yı ekonomik anlamda etkilemeye başladı. Avrupa'nın doğalgaz ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayan Gazprom hisseleri yüzde 11.7 oranında düştü.Sberbank ve VTB bankalarının hisseleri de yüzde 11 ile 11.4 oranında azaldı.Rus Merkez Bankası faiz oranlarını yüzde 5.5'ten 7'ye çıkardı.Rusya'nın para birimi Ruble de dolar ve euro karşısında en düşük seviyesine geriledi. Dolar kuru 61 kopeyka (kuruş) yükselerek 36,50; Euro kuru ise 92 kopeyka yükselerek 50,30 ruble oldu.Diplomasi hızlanıyorUkrayna'da krizin hızla tırmanması diplomasi trafiğini yoğunlaştırdı. NATO pazar günü olağanüstü toplandı. Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının pazartesi günü Brüksel'de toplanması bekleniyor.ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin de salı günü Kiev'de görüşmeler yapması bekleniyor.Ukrayna gerilimi Soğuk Savaş'tan bu yana Batı ile Rusya arasında yaşanan en büyük çatışma olarak değerlendiriliyor.Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar
Dünyada Berkin Elvan Eylemleri
Dün Berkin Elvan'ın 269 günlük komanın ardından hayata veda etmesiyle Türkiye'nin birçok ilinde gösteriler yapıldı. Benzer gösteriler dünyanın çeşitli ülkelerinde de gerçekleşti. İşte o ülkelerden bazıları.