Türkçe Olimpiyatları Resmi Açılışı Yapıldı

-

Türkçe Olimpiyatları resmi açılışı yapıldı

Türkçe Olimpiyatları resmi açılışı yapıldı

Uluslararası Türkçe Derneği (TÜRKÇEDER) tarafından bu yıl onuncusu düzenlenen Uluslararası Türkçe Olimpiyatları, Four Seasons Oteli'nde yapılan muhteşem bir açılışla başladı.
Uluslararası Türkçe Derneği TÜRKÇEDER tarafından bu yıl 10.su yapılan Uluslararası Türkçe Olimpiyatları İstanbul Four Seasons Hotel'de yapılan görkemli bir törenle başladı. Tören başında gece dolayısıyla geniş katılımlı kokteyl verildi.

Siyaset, sanat, spor ve iş dünyasında çok sayıda ünlü ismin katıldığı açılış töreni İstiklal Marşı ve akabinde bu yılki olimpiyatların sloganı olan 'İnsanlık el ele bayram o bayram ola' şarkısının okunmasıyla başladı

Haberin Tamamı İçin:

Malatya'da Türkçe Olimpiyatları Coşkusu

Malatya'da Türkçe Olimpiyatları Coşkusu

Türkçe Olimpiyatları'nın Malatya il etkinliğinde söylenen türkülerle Malatyalıları coşturdu.Malatya İnönü Stadyumu'nda gerçekleştirilen etkinliğe, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Malatya Valisi Ulvi Saran, Belediye Başkanı Ahmet Çakır, AKP Malatya Milletvekilleri Öznür Çalık, Ömer Faruk Öz, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik, çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ile yaklaşık 20 bin Malatyalı katıldı. Dev organizasyona katılan 18 ülkeden 70 öğrenci gerçekleştirdikleri sahne performanslarıyla katılanlara unutulmaz bir gece yaşattı. Statı dolduranlar, ellerinde olimpiyatlara katılan ülkelerin bayraklarıyla türkülere eşlik etti. Yabancı öğrenciler Malatyalılardan tam not aldı.

Haberin Tamamı İçin:

Bakanlar Türkçe Olimpiyatları'nda

Bakanlar Türkçe Olimpiyatları'nda

Türkçeder tarafından organize edilen 10. Uluslarası Türkçe Olimpiyatları'nın Kültür Şölenin ilk günü sona .İstanbul Fuar Merkezi'nde sabah saatlerinde başlayıp akşam saat 21.00'da sona eren Kültür Şöleni'ne adeta İstanbullular akın etti. İlk gün yaklaşık 300 bin vatandaş Kültür Şöleni etkinliklerini takip etti. Ziyaretçiler, ilk gün Türk Kolejleri'nde okuyan öğrencilerin sahne performanslarının yanı sıra öğrencilerin kurmuş olduğu stantları yakından takip ederek meraklarını giderdi. Kültür Şöleni'ne İstanbul'un dışından da vatandaşlar geldi. Kültür Şöleni'nin ilk gününde en çok ilgi gören stantlarının başında ise Afrika Kıtası ülkeleri geldi.

Haberin Tamamı İçin:

Türkçe Olimpiyatları'nda Şanlıurfa Farkı - İzleyin

Türkçe Olimpiyatları'nda Şanlıurfa Farkı - İzleyin

Etkinliğine farklı ülkelerden katılan öğrenciler, Türkçe, Kürtçe ve Arapça şarkılar söyledi.Şanlıurfa'da özel bir okulun mezunlarının organizasyonuyla, 16 ülkeden 60 öğrenci ve 9 öğretmen 10'uncu Türkçe Olimpiyatları Şanlıurfa Etkinlikleri kapsamında kente geldi.

11 Nisan Stadyumu'nda düzenlenen etkinliği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, AK Parti Şanlıurfa Milletvekilleri, bürokratlar, sivil toplum örgütü temsilcilerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 10 bin kişi izledi. Değişik yörelere ait halk oyunlarının sahnelendiği etkinlikte, yabancı ülke öğrencileri Türkçe, Kürtçe ve Arapça şarkılar seslendirip, şiirler okudu. Yabancı öğrencilerin seslendirdiği şarkılar izleyicilerden büyük ilgi alırken, hareketli parçalara etkinliği izleyenler oynayarak eşlik etti. Etkinlik yaklaşık 4 saat sürdü.

video birazdan yüklenecek...

Haberin Tamamı İçin:

Türk okulları mı CIA yuvaları mı?

Günlerdir Türkçe Olimpiyatları adı altında gerçekleşen organizasyonlar ve yayınlanan reklamlar ile ortalık velveleye verilmekte.
Bizde nedir bu Türkçe Olimpiyatları diye kafa yoralım dedik. Olimpiyat kelimesi mesela. Antik Yunanistan’da Zeus onuruna yapılan spor yarışmalarıdır. Zamanla 4 yılda bir farklı ülkelerde farklı kollarda spor müsabakalarının gerçekleşmesi olarak değişmiştir. 20. yüzyılda sporun pek çok dalında olimpiyatlar organize edilmiş ve epey sayıda olimpiyat oyunları belirli aralıklarla, sürekli olarak devam etmektedir. Ortak özellikleri çeşitli spor dallarında ve her defasında farklı ülkelerde düzenlenmeleridir. Türkçe Olimpiyatlarına bakınca bu özelliklerin hiçbirini göremiyoruz. Zorlayınca belki Zeus onuruna yapılan ilk olimpiyatlar ile Fetullah onuruna yapılan Türkçe Olimpiyatlarını ortak nokta olarak değerlendirebiliriz. Yinede çocukların çıkıp şarkı söylemeleri olimpiyat kavramıyla alakasız bir durumdur. Ama burada kelime üzerinden gidip eleştireceğimiz organizasyonun onlarca çarpık noktasını gölgede bırakmak istemeyiz. Bu şekilde bir yol izlersek 19 Mayıs etkinliğimizde kullandığımız “viva 19 Mayıs” sloganımızdaki “viva” kelimesiyle kafayı bozup TGB’ye saldırmak için mal bulmuş mağribi gibi yazılar yazanlardan bir farkımız da kalmaz.

Onuncu Türkçe Olimpiyatları düzenleniyormuş bu sene. Onuncu olabilmesi için daha önce dokuz kez gerçekleşmesi lazım doğal olarak. Ama tarihte birinci, ikinci, üçüncü Türkçe Olimpiyatlarına rastlayamıyoruz. Organizasyonun adı ilk seneler “Uluslararası Adım Adım Türkçe” yarışmasıdır. İlk seneler Fetullah Gülen cemaatinin kendi yağında kavurduğu bu yarışmalar daha kısıtlı imkanlarla gerçekleşmiştir. Zamanla cemaatin devlet yönetimine yuvalanması ve devlet kaynaklarını cemaatin organizasyonlarına aktarmasıyla daha şatafatlı hale gelmiştir. Örneğin ilk sene 17 ülkeden 62, ikinci sene 24 ülkeden 120 öğrencinin katıldığı yarışma bugün 130 ülkeden 1000′i aşkın yarışmacının katıldığı bir duruma gelmiştir. Cemaatin açıkladığı rakamlar doğrumudur pek güven olmaz, Zaman gazetesi tirajı gibi şişirilmiş lüzumsuz bir güruhtan da ibaret olabilir 1000 kişinin büyük bölümü. Cemaat rakamların büyüklüğünü çok seviyor. Bu hem onların hakim oldukları veya baskı kurdukları devlet idaresinin güdümlerinden çıkmaması yönünde bir güç gösterisi hem de zavallı egolarının tatmini açısından bir araç. Yalnız katılımcı sayısı artmakla kalmıyor, zamanla devlet kurumları da bu organizasyona her yönüyle sponsor oluyorlar. İlk seneler Zambak Yayınları gibi sıradan sınavlara yönelik kitap basan cemaat bağlantılı yayınevinin sponsorluğunda gerçekleşen bu etkinlik bugün Türkiye’nin en büyük kurumlarının desteğini almakta.

Devlet himayesinde cemaat şovu

Başta Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı, AKP’li belediyeler, Türk Hava Yolları(THY), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı(TİKA), İstanbul Menkul Kıymetler Borsası(İMKB), Posta Telefon Telgraf(PTT) gibi devlet kurumları ve kuruluşları bulunmakta. Bunun yanı sıra Türk Telekom gibi AKP döneminde satılan devlet kuruluşları ve Burger King, General Motors gibi ABD menşeili firmalar da sponsorlar arasında yer almakta. Yarışmaların yapıldığı mekanlar genelde devlet kurumları veya belediyelere ait yapılar ve şartsız olarak cemaatin kullanımına açılmaktalar. TBMM’den tutun Dolmabahçe Sarayı’na kadar kamuya ait en önemli yapılardan stadyumlar ve tiyatrolara kadar her yönüyle cemaate tahsil edilmiş durumda. Organizasyon her yıl çeşitli illerde parça parça gerçekleşiyor ve o illerdeki validen, emniyet müdürüne, üniversite rektöründen belediye başkanına kadar kamu görevlileri ve yerel yöneticiler cansiperane çalışıyorlar. Örneğin 3 yıl önce Bursa’da düzenlenen Türkçe Olimpiyatları Şiir Yarışması’nın finaline Bursa valisi, Uludağ Üniversitesi Rektörü, Bursa Emniyet Müdürü vekili, İl Milli Eğitim Müdürü ve AKP’li belediye başkanları eksiksiz katılıyorlar. Bursa örneği her yıl, çeşitli illerdeki durumu göstermesi bakımından sadece bir örnek. Hanefi Avcı Fetullah Gülen cemaatinin Emniyet başta olmak üzere devlet kurumlarında ne derece örgütlü olduklarını anlattığı kitabının adını “Dün Devlet Bugün Cemaat” olarak koymuştu. Sırf Türkçe Olimpiyatları adındaki etkinlik bile cemaatin ne derece devlet idaresine sızdığını ve yönlendirdiğini görmek açısından yeterde artar bile. Kaşif Kozinoğlu ise öl-dürül-meden önce el yazısıyla Aydınlık’a yolladığı mektuplarda Türkçe Olimpiyatlarının sponsorlarını sayıyordu sanki. Kozinoğlu mektubunda “Büyükelçilikler, TİKA ve THY’nin cemaat ofisi gibi çalıştığını” belirtmişti. Son yllarda TİKA ve THY’nin bu olimpiyatlar için sürekli sponsor olmaları bu iddiayı oldukça güçlendiriyor.

Malvarlığı milyarlarca doları bulan Fetullah Gülen cemaatinin düzenlediği Türkçe Olimpiyatlarının tanıtımı ise “kamu spotu adı altında hem ücretsiz hem de bütün kanallarda yaygın olarak gerçekleşmekte. RTÜK’ün AKP’li üyesi Esat Çıplak Türkçe’nin yaygınlaşması amacıyla tanıtım filmlerinin ücretsiz yayınlanmasına onay verdiklerini söylese de Türkiye’de yayınlanan Türkçe Olimpiyatı reklamlarının Türkçe’nin yaygınlaşmasına nasıl bir katkı sağlayacağı hala gizemini koruyor. Televizyon reklamlarının yanı sıra şehir içlerinde billboard reklamları, afişler ve bildiriler de AKP’li belediyelerin desteğiyle basılıp yayınlanıyor.

Haberin Tamamı İçin:

Emin Çölaşan: Seyyar Gösteri Kumpanyası

SEVGİLİ okuyucularım, Fetullah ekibinin sadece Türkiye’de değil, dünyanın neredeyse her ülkesinde inanılmaz bir örgütlenme gücü var. İsmini duymadığımız ülkeleri bırakın bir yana, bunların ABD’de bile açtığı okullar var.
Yaptıkları gerçek dışı propaganda şöyle:
“Biz bu okullarda Türkçe öğretiyoruz, Türkiye’yi sevdiriyoruz. Bütün dünya Türkçe öğreniyor!”
Yurtdışındaki okul sayısı bin’e yakın. Rakamın büyüklüğüne bakar mısınız!
Türkiye’de ise üniversiteleri, sayısız okulları, kolejleri, dershaneleri, kursları, öğrenci yurtları var. Ülkemizin dört bir yanını örümcek ağı gibi sarmış durumdalar.
Bu kurumlarda yüzbinlerce genç beyin onların ilkeleri doğrultusunda eğitiliyor, beyinleri yıkanıyor.
Çocuklar, Fetullah’ın direktifleri doğrultusunda askeriye, mülkiye ve adliyeye girme peşinde.
Böylece Türk ordusunun okullarına girmeyi başarıyorlar. Sonrası subaylık ve astsubaylık. Durum çakılmasın diye, örneğin imam hatip mezunları askeriye sınavlarına girmiyor. Oralara normal okullardan, ya da kolejlerden mezun olan parıltılı çocuklar sokuluyor.
Bundan sonraki en büyük amaç, o çocukları mülkiyeye sokmak.
Başka bir deyişle, onları polis, kaymakam, vali yapmak. O nedenle, bu konuyla ilgili okullara giriyorlar.
Üçüncüsü ise onları hakim-savcı yapıp adliyeyi, yargıyı ele geçirmek. Çocuklar hukuk fakülteleri için teşvik ediliyor ve mezun olanlar adliye sınavlarına sokuluyor.
Mülkiye ve adliyeyi zaten ele geçirmiş durumdalar. Darısı ordumuzun başına!


Buraya kadar anlattıklarım işin genel boyutu ve Türkiye’de olanlar. Bir de yurtdışı boyutu var.
Oralarda adına “Türk okulları” dedikleri okullar kurdular.
Dünyanın neresinde olursa olsun, okul yapmak zor iştir. Önce ilgili makamlardan izin alacaksınız. Sonra arazi bulacaksınız, üzerine binalar yaptıracaksınız.
Madem bunlar Türk (!) okuludur, Türkiye’den yandaş öğretmenler bulup dünyanın bütün ülkelerine göndereceksiniz.
Sonra sizin okullarınıza öğrenciler gelecek ve bunları eğiteceksiniz. Atılan her adım paradır.
Sonra da, adına Türkçe olimpiyatları denilen bir organizasyon düzenleyip beş kıtadan yüzlerce çocuğu her yıl topluca ülkelerinden Türkiye’ye getirecek, onları seyyar gösteri kumpanyası gibi dolaştıracak, başkalarının önünde şarkı söyletip oyun oynatacaksınız!


Bu yıl da aynısını yaptılar. Getirdikleri yüzlerce çocuğa, ülkelerinde ezberlettikleri Türkçe şarkılar söylettiler, halk oyunları oynattılar.
Bu seyyar kumpanya Türkiye’nin dört bir yanını gezdi. Stadyumlarda, salonlarda konserler verdi.
Tanıtım ve konser gecelerinde ünlü şovmenler, sunucular, sanatçı geçinenler görev aldı. Tamamı, bir gecelik reklam uğruna cemaatin hizmetine girmişti.
O çocukların sırtından hava basılıyordu:
“İşte gördünüz, dünyanın dört bir yanındaki çocuklara biz Türkçe öğretiyoruz!”
Tamamen yalan.
Her ülkede müziğe ve halk oyunlarına en yetenekli olan çocukları topluyorlar, onlara Türkçe şarkı ve oyunlar öğretiyorlar, sonra buraya getirip işi cemaat propagandasına dönüştürüyorlar.


Şimdi anlatacağım tabloya dikkat ediniz: Çocukları gruplara ayırdılar. Her grupta şarkıcı ve türkücü birkaç öğrenci var. Türkçe söylüyorlar.
Beş kıtadan, her cins ve renkten çocuklar…
Başlarında öğretmenleri ve cemaatin bazı önde gelenleri.
Önce Türkiye’nin dört bir yanında stadyum ve salon konserleri verildi.
Sonra, aklınıza neresi gelirse önceden randevular alındı ve ziyarete gidildi.
Bakanlar, gazeteler, televizyonlar, şirketler, sivil toplum kuruluşları, okullar…
Ve yüksek yargı kuruluşlarının başkan ve üyeleri!..
Her ziyarette aynı şey oluyordu. Başlarındaki yöneticiler çocuklara sesleniyordu:
“Haydi bakalım, söyleyin birkaç şarkı da amcalar teyzeler duysun!”
Seyyar gösteri kumpanyasının emre amade yabancı çocukcağızları söylemeye başlıyordu.
Amcalar ve teyzeler “Maşallah” diye alkış tutuyor, çaylar ve limonatalar içiliyor, cemaatin o mekandaki propaganda gezisi son buluyordu.
Sonra, gidilecek başka duraklar vardı.
Bu gösteriler “Türkçe olimpiyatları” adı altında ve yabancı ülkelerden getirilen küçük çocukları kullanarak böyle propagandaya alet edildi. Canlı yayınlarda bol bol cemaat propagandası yapıldı.
Yandaş medya, Fetullah ekibinin gazete ve televizyonları ve üstelik TRT, bu süreçte baş rolü oynadı.
Şaşırıyorum.
Bu “Olimpiyatların” parasını ya birileri, örneğin devlet veya bazı işadamları bunlara veriyor, ya da bu cemaatin elinde böylesine korkunç bir para var.haberguncel.blogspot.com
Devlet veriyorsa, bütçenin hangi faslından?..Eğer işadamları veriyorsa, vergiden düşüyor veya kaçırıyorlar.
Eğer cemaatin elinde böyle bir para varsa, o daha da korkunç.
Şunu iyi biliniz, sorduğum şu basit sorulara, aynen Zaman gazetesi olayında olduğu gibi, hiçbir zaman yanıt vermeleri mümkün olmayacaktır.
Çünkü bunların Müslümanlığı başka, kazanç ve para işleri başkadır! İş Müslümanlığa gelince konuşurlar, paraya gelince suskunluğa bürünürler.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAmerika Birleşik DevletleriBursaHanefi AvcıİMKBİstanbulİstiklal MarşıKitapKonserMalatyaÖğretmenPolisŞanlıurfaSuat KılıçTRTTürk Hava YollarıTürk TelekomTürkiye Büyük Millet MeclisiYunanistankokteyloyun
Görüş Bildir