İngiliz Basınından Özetler | 07.11.2012

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

İngiliz Basınından Özetler | 07.11.2012

İngiliz Basınından Özetler | 07.11.2012

Seçim sonuçları kesinleşmeden basılan İngiliz gazetelerinin hepsi bugün baş sayfalarını ABD başkanlık seçimine ayırıyor.

ABD başkanlık seçimini ana sayfasına taşıyan Guardian 'da yazan Oliver Burkeman, "Seçimin sona ermesiyle düşmanlıklar başlayabilir" başlıklı analizinde, Amerika tarihinin en pahalı seçim kampanyasının sonunda kontrolün yine de kilit eyaletlerdeki seçmenlerin elinde olduğunu yazıyor.

Burkeman, kendisine konuşan bir kadın seçmenin Obama'yı tercih etmesine neden olarak "kadınları ikinci sınıf olarak gören bir partiye oy veremeyeceğini" söylediğini belirtiyor. Yazar, ülke çapında binlerce avukatın seçim mekanizmalarını incelediğini; ve çeşitli davaların şimdiden açıldığını söylüyor.

Guardian'daki makaleye göre, başka bir gelişmede Obama'nın ismine tıkladıktan sonra oyun Romney'e yazıldığını gösteren bir videonun YouTube'a konmasıyla hali hazırda gergin olan seçim havası daha da gerilmiş. Burkeman, makalesinde, tüm gerginlikler bir yana, seçmenlerin Başkanı seçerken bu sefer daha çok ekonomiyi akıllarında bulundurmuş olduğunu belirtiyor.

Daily Telegraph gazetesi, bir haberde Demokratların başkan yardımcısı Joe Biden'ın 4 sene sonra başkanlığa aday olabileceğini yazıyor. Gazete, oy kullandığı sırada Biden'a "bu son kez kendinize oy verişiniz mi" diye sorulduğunda, Başkan Yardımcısı'nın "hayır" dediğini; bunun da Biden'ın başkanlık hedefine bir gönderme olabileceğini söylüyor. Telegraph, Mitt Romney veya Barack Obama'nın döneminden sonra Joe Biden ve Hillary Clinton'ın başkanlık için en kuvvetli iki aday olabileceğini belirtiyor.

Financial Times , Türkiye'nin Kürtlerin yasal haklarını genişletmeye hazırlandığına ilişkin bir habere yer veriyor iç sayfalarında.

Gazete, hükümeti sıkıntıya sokan açlık grevlerinin genişlemesi riskinin bulunduğu bir ortamda gündeme gelen düzenlemelerin sanıkların savunmalarını Kürtçe yapabilmelerinin önünü açabileceğini kaydediyor.

Financial Times, 600'den fazla tutuklu ve hükümlünün 50 günden uzun süredir yaptıkları açlık grevi eyleminde bazı eylemcilerinin hayatını kaybedebilecekleri riskine dikkat çekiyor.

Gazete, hükümetin adımının parlamentodaki BDP grubu tarafından iyi niyet göstergesi olarak görüldüğünü de aktarıyor.

Financial Times, aynı haberinde, açlık grevindekilerin taleplerinden birinin de Abdullah Öcalan'ın cezaevindeki tecritinin sona erdirilmesi olduğunu da anımsatıyor.

Financial Times bir süredir gündemin dışında görünen bir konuyu başyazısında ele almış bu sabah.

Filistin'in Birleşmiş Milletler üyeliğinin Mahmud Abbas'ın kilit hedeflerinden biri olduğuna dikkat çeken gazete, geçen yıl yapılan başvurunun Washington'un muhalefeti nedeniyle başarısız olduğunu hatırlatıyor.

Filistin'in bu ay BM'ye bu kez üye olmayan gözlemci statüsü talebiyle yeniden başvuracağını, bu kez başarılı olmasının da kesin görüldüğüne dikkat çeken Financial Times, ama bu başarının bile İsrail'i müzakere masasına dönmeye ikna etmeye yetmeyebileceği görüşünde.

Filistinlilerin girişiminin başarısı için Avrupa Birliği'nin alacağı tutum önemli diyor Financial Times ve özellikle Fransa, İngiltere ve Almanya'nın birlikte hareket etmekte yetersiz kaldıklarını söylüyor. Gazete şöyle devam ediyor:

'''Bütün hatalarına karşın Abbas, iki devletli çözüm için en gerçekçi umut. Politikaları Filistinlileri devlet olmaya yaklaştırmadı belki ama en azından alternatifi daha kötü olabilirdi. İkinci olarak, Avrupa'nın desteği Abbas'a içeride yardımcı olabilir. Filistinliler sonuçsuz kalan müzakereler nedeniyle liderlerine kuşkuyla bakıyor. Avrupalıların İsrail'in hayal edebileceği en iyi muhatap seçeneği olarak öven Avrupa'nın desteği kendisinin görevde kalmasını istediği anlamına da gelebilir.''

Avrupa'nın Abbas'a desteğinin İsrail üzerinde de ahlaki bir baskı kurulmasını sağlayabileceği de gazetenin dikkat çektiği noktalar arasında.

Guardian gazetesi, Güney Afrika'daki Marikana platin madeninde Ağustos ayında yapılan grevde protestocuların polis tarafından öldürülmesinin ardından çekilen olay yeri fotoğraflarında cesetlerin yanına silah konduğu iddialarının ülkede şok etkisi yarattığını yazıyor.

Gazete, iddialara yönelik fotoğraf kanıtlarının ölümleri inceleyen soruşturma sırasında su yüzüne çıktığını aktarıyor ve habere şöyle devam ediyor: "Olayın hemen ardından çekilen fotoğrafların birinde taşlık bir alanda bir ceset görülüyor. Aynı günün ilerleyen saatlerinde çekilen bir diğer fotoğraf, aynı cesedin sağ elinde bu sefer bir pala bıçağının olduğunu gösteriyor. Fotoğrafı çeken memur iki fotoğraf arasında fark olduğunu kabul etti."

Guardian gazetesi yazarı Greg Marinovich, ortaya çıkan bu bilgiyle ilgili, "polis ve devlet kanundan üstün olduğunu söylüyor" başlıklı analizinde şöyle yazıyor: "Polis memurları o gün olanlarla ilgili aralarında konuşmuş olmalı. Hiç biri 'bu yaptığımız yanlış' demedi mi? Dememiş."

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAçlık greviAlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiBarack ObamaBarış ve Demokrasi PartisiBirleşmiş MilletlerFilistinFransaİngiltereİsrailMitt RomneyPolisTercihYoutubememurolayoyun
Görüş Bildir