Filmekimi Başlıyor! Her Ne Yapıyorsanız Acilen Bırakıp, Sinema Salonlarına Koşup İzlemeniz Gereken 49 Festival Filmi

-
30 dakikada okuyabilirsiniz

Bu yıl, İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından 17.'si düzenlenen Filmekimi'nde eleştirmenlerin ve izleyici kitlesinin dikkatini çekmiş, birçok festivalden eli boş dönmemiş ödüllü filmler yer alacak. İstanbul'da 5-14 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Filmekimi, Ankara ve İzmir’de de sinemaseverlerle buluşacak. 

Bilet satışları, Siyah ve Beyaz Lale Kart üyeleri için 25 Eylül; Kırmızı ve Sarı Lale Kart üyeleri için 26-28 Eylül tarihlerinde iken genel bilet satışları ise 29 Eylül günü gerçekleştirilecek.

Filmekimi'nde toplamda 49 film yer alacak. Biz de sizler için film ve seans bilgilerini, filmlerin gösterim tarihlerine göre bir araya getirdik.

Keyifli okumalar!

1. Bir Yıldız Doğuyor (2018) A Star Is Born

IMDb: 9.0

Sinemanın en bilindik aşk hikâyelerinden biri, bu kez en parlak Hollywood yıldızlarından Bradley Cooper’ın yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği, Lady Gaga’nın ise Hollywood’da üstlendiği ilk büyük rolünde göz kamaştırdığı bir filmle beyazperdeye dönüyor. Bir Yıldız Doğuyor’un sönmeye yakın yıldızı Jackson Maine, şöhretten bunalmış, teselliyi içkide arayan bir rock efsanesidir. Jackson, bir barda rast geldiği amatör şarkıcı Ally’nin sesine hayran kalır ve onu şöhretin basamaklarına çıkarır. Hangover serisi ve Silver Linings Playbook / Umut Işığım gibi filmlerde rol alan Bradley Cooper’ın bu ilk yönetmenlik denemesinde American Horror Story: Hotel’deki başrolüyle kameraya iyice alışan Lady Gaga, filmin 1976 çekiminde Barbra Streisand’in canlandırdığı şarkıcı adayı rolünü büyük bir başarı ve yıldız ışığıyla üstleniyor.

SEANSLAR

2. Arakçılar (2018) Manbiki Kazoku

IMDb: 8.1

2018 CANNES Altın Palmiye

2018 MÜNİH En İyi Uluslararası Film

Hirokazu Kore-eda’nın Cannes’dan Altın Palmiye’yle dönen yeni filmi, yönetmenin sevilen tarzını yansıtan dokunaklı bir aile dramı. Filmin kahramanları, ufacık bir evde yaşayan ve geçinmek için süpermarketlerden yiyecek çalan bir aile. Sokakta terk edilmiş küçük bir kızı kendilerince evlat edinen aile böylece büyüyor, ancak bu iyilik cezasız kalmıyor. 1997’den bu yana Altın Palmiye kazanan ilk Japon filmi olan Arakçılar’ı Cannes ana yarışması jüri başkanı Cate Blanchett, "oyuncuların performansları, yönetmenin vizyonuyla iç içe geçiyor" diyerek övmüştü. 2013’te Filmekimi’nde gösterilen Like Father Like Son / Benim Babam, Benim Oğlum filmiyle "aile nedir?" sorusunu toplumsal bir açıdan ele alan Kore-eda hem tekniği hem de konusuyla Japon sinemasının efsane yönetmeni Ozu’yu anımsatıyor. Filmde büyükanneyi canlandıran Kirin Kiki 15 Eylül'de hayatını kaybetti.

SEANSLAR

3. Herkes Biliyor (2018) Todos lo Saben

IMDb: 7.2

Bir Ayrılık ve Satıcı’yla iki kez Oscar kazanan İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin en yeni filmi Herkes Biliyor Cannes Film Festivali’nin açılışında gösterildi. Ustalığını konuşturduğu ahlaki seçimler ve aile dramı alanına bu kez psikolojik gerilim ve gizemi de katan Farhadi’nin bu sekizinci uzun metrajlı filmi, Madrid’de geçiyor ve diyaloglarının tamamı İspanyolca. Herkes Biliyor’da, Buenos Aires’te yaşayan bir kadının çocuklarıyla birlikte İspanya’ya gidişi ve eski tanıdıklarının da karıştığı olayların ortasında kalışı anlatılıyor. Görüntü yönetimiyle dikkat çeken filmin müziklerini Mujeres de Agua projesiyle 2011’de İstanbul Caz Festivali’ne konuk olan Javier Limón besteledi.

SEANSLAR

4. Mutlu Lazzaro (2018) Lazzaro Felice

IMDb: 7.6

2018 CANNES En İyi Senaryo, Sinefiller Birliği En İyi Yönetmen Ödülü

2018 KUDÜS Özgürlük Ruhu Ödülü

2018 BATUM En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, Eleştirmenler Jürisi--Mansiyon

Alice Rohrwacher’in Cannes’da ödül kazanan son filmi, günümüz dünyasını mistik öğelerle ele alan bir dostluk hikâyesi anlatıyor. Düz bir zaman çizgisi izlemeyen ve Super16 filmle çekilen Mutlu Lazzaro, filme adını da veren genç çiftçi Lazzaro’yu takip ediyor. Cenneti andıran bir köyde yaşayan iyilik timsali Lazzaro, en yakın arkadaşı asilzade Tancredi’yi aramak için hem mekânı hem de zamanı aşmayı göze alıyor. Cannes’da En İyi Erkek Oyuncu ödülü için adı çokça geçen Adriano Tardiolo, mucizesiz bir aziz kadar masum Lazzaro rolündeki performansıyla öne çıkıyor. The Wonders / Mucizeler filmini 2014 Filmekimi’nde izlediğimiz, İtalya sinemasının yükselen yeteneklerinden Alice Rohrwacher’in insanın ruhuna işleyen filmi, hem tarzı hem de konusuyla Pasolini’nin yapıtlarını anımsatıyor.

SEANSLAR

5. Dünya Senin (2018) Le Monde Est à Toi

IMDb: 6.9

İlk gösterimini Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yapan bu hareketli gangster komedisinin bahtsız başkahramanı Farés, artık torbacılığı bırakıp sakin bir hayata başlamak ister ama dediğim dedik annesi bütün birikimini harcamıştır. Son bir vurgunla durumu kurtarmaya çalışırken başı İskoç gangsterler, komplocu tetikçiler hatta deniz korsanlarıyla derde girer. Göz kamaştırıcı oyuncu kadrosu, hiç dinmeyen enerjisi ve aksiyon sahneleriyle öne çıkan Dünya Senin’in müziklerini de Jamie xx ile Sebastian üstleniyor. Yönetmen Romain Gavras, aslında uzun zamandır ekranlarımıza konuk oluyor. Kanye West & Jay-Z, DJ Mehdi, Justice, Last Shadow Puppets, M.I.A, Simian Mobile Disco için çektiği video klipleriyle tanınan Romain Gavras, usta yönetmen Costa-Gavras’ın oğlu, Julie Gavras’ın kardeşi.

SEANSLAR

6. Sarayın Gözdesi (2018) The Favourite

IMDb: 7.7

2018 VENEDİK Jüri Büyük Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu (O. Colman)

The LobsterKöpekdişi, Kutsal Geyiğin Ölümü gibi her filmi büyük ses getiren Yorgos Lanthimos’un, prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nde ödül kazanan son filmi, yönetmenin önceki filmlerine kıyasla çok farklı, çünkü bir dönem filmi. 18. Yüzyılda geçen filmde Fransa ile savaş sürerken iki soylu kuzen, Marlborough Düşesi Sarah ile akrabası genç Abigail, İngiltere Kraliçesi Anne’in gözdesi olmak için birbirleriyle rekabete girer. Kraliçe Anne’in sağlığı bozulurken iktidar, hırs, aşk ve hasetten güç alan saray entrikaları alıp başını gider. Günümüzün en parlak üç kadın oyuncusunu bir araya getiren The FavouriteThe Crown, All About Eve ve hatta Jackie Brown ile karşılaştırılan, yeni bir Lanthimos başyapıtı, Variety dergisine göre "kusursuz kesimli bir pırlanta".

SEANSLAR

7. Diamantino (2018)

IMDb: 6.1

2018 CANNES Eleştirmenler Haftası–Büyük Ödül

Şöhret kültü denince akla sahnelerden sonra futbol sahaları geliyor. Diamantino, tam da bu noktaya parmak basıyor, üstelik akla gelmeyecek kadar şatafatlı, renkli, sınırsızca eğlenceli bir şekilde. Filme adını veren Diamantino, Portekiz’in gururu, dünyanın en ünlü futbol yıldızıdır. Ama bir gün yeteneğini kaybeder ve parlak spor kariyeri rezilce sona erer. Böylece, Diamantino uluslararası komplolar, mülteciler, insan klonlama, neo-faşistler, Brexit göndermeleri ve “Diamantino” marka nevresim takımlarıyla dolu, hareketli ve absürd bir maceraya atılır. Gözalıcı sanat yönetimi, sınırsız hayal gücü, çılgın olay örgüsü, Tabu’dan tanıdığımız Carloto Cotta’nın müthiş performansıyla Diamantino, dünyanın dertlerine sevgiyle yaklaşan, hem çok tuhaf hem çok eğlenceli bir film.

SEANSLAR

8. Seninle Başım Dertte (2018) En Liberté

IMDb: 6.8

2018 CANNES Yönetmenlerin On Beş Günü–SACD Ödülü

Yönetmeni Pierre Salvadori’nin 1980’lerin Something Wild ve Married to the Mob / Babanın Metresi gibi renkli ve hareketli komedilerinden esinlendiği Seninle Başım Dertte, aksiyonu, kahkahası bol bir romantik komedi. Fransa’nın güneyinde bir sahil kasabasında geçen filmin başrolünde İlk Dövüşte Aşk ve Meçhul Kız’dan tanıdığımız Adèle Haenel yer alıyor. Yvonne, herkesin gözünde kahraman olan komiser eşinin ölümünden sonra onun aslında yoz bir polis olduğunu öğrenir. Dahası, Antoine adlı masum birinin 8 yıl hapis cezası almasına neden olmuştur. Yvonne, hapisten salıverilen Antoine’a kendini eskort olarak tanıtır ve bir şekilde hayatı mahvolmuş, biraz da ruhsal dengesini kaybetmiş bu adama yardımcı olmayı kendine görev edinir.

SEANSLAR

9. Asako I & II (2018) Netemo Sametemo

IMDb: 6.2

Çok beğenilen Happy Hour’dan beş yıl sonra sinemaya dönen yönetmen Hamaguchi, Cannes’da prömiyerini yapan Asako 1&2’de birbirine son derece benzeyen iki adama âşık olan bir kadının hikâyesini anlatıyor. Tomoka Shibasaki’nin romanından uyarlanan filme adını veren Asako, önce genç ve karizmatik Baku’yla, ondan ayrıldıktan yıllar sonra da onun çok benzeri başka bir adamla birlikte oluyor. Baku yeniden hayatına girmeye çalışınca Asako, hem duygusal hem de zihinsel çelişkilerin ortasında kalıyor. Kalbin ve aklın gizemlerine odaklanırken romantik bir büyüme hikâyesini merkezine alan Asako 1&2, Kiyoshi Kurosawa’nın öğrencisi Hamaguchi’nin çağdaş Asya sinemasının en yenilikçi yönetmenlerinden biri olarak yerini perçinliyor. Asako 1&2, Fransız Yeni Dalga akımının filmlerinden esin buluyor.

SEANSLAR

10. Ray & Liz (2018)

IMDb: 7.4

2018 LOCARNO Mansiyon

2018 BATUM En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu

Ünlü fotoğraf sanatçısı Richard Billingham, yönettiği bu ilk filminde, daha önce fotoğrafladığı kendi ailesini ve çocukluk günlerini bu kez sinema için mercek altına alıyor. Ray&Liz, Billingham’ın, filme adını veren anne ve babasının Birmingham’da bir toplu konutta geçen takıntı dolu, tuhaf, sefalet içindeki son derece sağlıksız ve bir o kadar da şok edici aile hayatını gözler önüne seriyor. Thatcher döneminin en gri zamanlarından günlük hayat manzaraları sunan film, yönetmenin kendi çocukluk ve gençliğinden anılarını da içeriyor. Dünya prömiyerini Ağustos ayında Locarno Film Festivali’nde yapan Ray&Liz, gerçek hayatı öyle başarılı yineliyor ki yeniden canlandırmayla sanat yapıtı arasında bir yerde duruyor.

SEANSLAR

11. Müze (2018) Museo

IMDb: 7.2

2018 BERLİN En İyi Senaryo

25 Aralık 1985’te hırsızlar Meksika Antropoloji Müzesi’ne girdiler ve ülkenin en değerli hazinelerini alıp götürdüler. Bu müze, Meksika’nın en saygın, en bilinir, neredeyse kutsal mekânlarından biriydi. Bu olay, tarihin en büyük müze soygunlarından biriydi. Yetkililerin soyguncuları uzun süre bulamadı, zaten ipucu da yoktu. Yıllar sonra, müzeyi talan edenlerin 30’lu yaşlarında iki veterinerlik fakültesi öğrencisi oldukları anlaşıldı. Alonso Ruizpalacios’un birçok festivalde ödüllendirilen Güeros’tan sonra çektiği ilk film olan Museo, Meksika’nın bu en kötü şöhretli soygununu içeriden bir bakış açısıyla anlatıyor. Filmin senaryosunun yazım sürecinde soyguna bir şekilde bulaşanlarla da görüşmeler gerçekleştirildi. Başrollerden birini üstlenen Gael Garcia Bernal, aynı zamanda filmin yürütücü yapımcılarından. Filmin çekimleri 3 ay boyunca Mexico City, Acapulco ve Palenque’de yapıldı ve Antropoloji Müzesi’nde çekim yapılmasına ilk kez izin verildi.

SEANSLAR

12. Kefernahum (2018) Capharnaüm

IMDb: 7.3

2018 CANNES Jüri Ödülü

"–Neden anne-babana dava açtın? –Beni dünyaya getirdikleri için."
Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin son derece dokunaklı son filmi, işte bu diyalogla başlıyor. Kefernahum, 12 yaşındaki Zain’in kısacık hayat hikâyesini anlatıyor. Ailesinden sadece sevgi gördüğünü, bunun dışında hep ihmal edildiğini söyleyen, nüfusa kayıtlı bile olmayan Zain, Beyrut’un en fakir mahallelerinde bazen tek başına, bazen mülteci bir kadının sıcak kucağında hayat mücadelesini sürdürüyor ve sonunda anne-babasını mahkemeye veriyor. Çocukluk, aile, göçmenlik, sevgi gibi evrensel kavramları işleyen filmde Zain rolünü olağanüstü bir performansla üstlenen küçük Zain Al Rafeea, gerçekte Beyrut’ta Suriyeli mülteci bir ailenin çocuğu olarak tıpkı filmdeki gibi zorluklar yaşamış. Nadine Labaki, 2008’de Karamel adlı filminin gösterildiği İstanbul Film Festivali’ne konuk olmuştu. Kefernahum, Lübnan'ın Oscar adayı olarak açıklandı.

SEANSLAR

13. Düşman Kardeşler (2018) Frères Ennemis

IMDb: 5.7

İnsanlıktan Uzakta, Duvar filmleriyle tanınan David Oelhoffen’in yönettiği yeni filmi, Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarıştı. Paris’te geçen bu hareketli polisiye filmin kahramanları, şehrin uyuşturucu ticaretiyle bilinen kenar mahallelerinde doğup büyüyen iki yakın arkadaş. Birbirlerini kardeş sayan Manuel ve Driss, büyüyünce hayatta tam ters tercihler yapıyor: Manuel çetelere katılırken Driss ise polis olmaya karar veriyor. Yıllar sonra Manuel’in başı belaya girdiğinde iki arkadaş aslında birbirlerine ne kadar bağımlı ve muhtaç olduklarını fark ediyorlar.

SEANSLAR

14. Whitney (2018)

IMDb: 7.2

2018 EDINBURGH En İyi Belgesel Film

Pop müziğin en sevilen ve tartışılan isimlerinden; 200 milyon albümle müzik tarihinin en çok satan kadın şarkıcısı, parlak kariyerine sinemayı da ekleyen skandalların kadını, henüz 48 yaşında ölen Whitney Houston... Oscar’lı yönetmen Kevin Macdonald’ın dünya prömiyerini Cannes’da yapan bu çok yönlü müzik belgeseli, yalnız yıldızın ölümünden kariyerinin neden yalpaladığına, geçmişinden yıldız oluşuna merak edilen birçok noktayı ele alıyor. Hiç gün yüzüne çıkmamış özel filmleri, ailesi ve en yakınlarıyla yapılan röportajlar, demo kayıtlar ve pek bilinmeyen sahne performanslarını bir araya getiren Whitney, sadece bu benzersiz sanatçının hayatına değil ABD müzik endüstrisine ve toplumuna de göz atıyor. Yönetmen Kevin Macdonald’ı Bob Marley’i konu alan 2012 tarihli filmi Marley, kurmaca filmi İskoçya’nın Son Kralı ve Youtube projesi Life In A Day / Dünyanın Bir Günü ile tanıyoruz.

SEANSLAR

15. Kalpteki Bıçak (2018) Un Couteau Dans Le Coeur

IMDb: 5.8

2018 FRANSA Jean Vigo Ödülü

1970’ler estetiği, tutkulu aşklar, saplantılı katiller, bayağılığa kaçmayan bir erotizmle slasher’a göz kırpan bir cinayetler silsilesi... Cruising’i Brian de Palma, Profondo Rosso’yu Bruce LaBruce çekseydi, Kalpteki Bıçak estetiğinde ve atmosferinde bir film çıkardı ortaya. Cannes’da Altın Palmiye için yarışan filmin başkahramanı Anne, âşık olduğu kadını yeniden kazanmaya çalışırken bir yandan da oyuncularını teker teker öldüren seri katilin peşine düşen bir erotik film yönetmeni. Başroldeki Vanessa Paradis’nin müthiş performansı, olağanüstü müzikleri ve hiç düşmeyen temposuyla Kalpteki Bıçak şimdiden bir kuir klasiği olmaya aday.

SEANSLAR

16. Soğuk Savaş (2018) Zimna Wojna

IMDb: 8.0

2018 CANNES En İyi Yönetmen

2018 Gdynia En İyi Film, En İyi Ses, En İyi Kurgu

Ida ile başta Oscar olmak üzere ödüle doymayan yönetmen Pawel Pawlikowski, yine İkinci Dünya Savaşı’nın küllerine dönüyor. Cannes’da dünya prömiyerini yaparak Pawlikowski’ye En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran film, 1950’lerde, Soğuk Savaş sırasında, Stalinist Polonya’dan Berlin’e, Yugoslavya’dan bohem Paris’in gece kulüplerine uzanan, iki müzisyen arasındaki tutkulu aşkı anlatıyor. Zamanda sıçrayarak ilerleyen hikâyesi, melankolik havası, sade, siyah-beyaz görüntüleriyle birbirinden vazgeçemeyen iki âşığın tutkusunu perdeye aktaran filmin en güçlü yönlerinden biri de müzikleri. Caz ve şansonların yanı sıra folk ezgilerini de barındıran filmdeki şarkılar ve aranjmanlar Mazowsze ile avangart piyanist ve besteci Marcin Masecki’ye ait.

Soğuk Savaş Polonya'nın Oscar adayı olarak ilan edildi.

SEANSLAR

17. Biz Hayvanlar (2018) We the Animals

IMDb: 7.1

2018 SUNDANCE Yenilikçilik Ödülü

2018 LA OUTFEST Jüri Büyük Ödülü

Böyle bir aile sevgisi çok ender perdeye yansır: Hem sert, hem sıcak, bir yandan da dağınık ve neşe dolu... Biz Hayvanlar, anne-babalarının aşk-nefret ilişkisinde arada kalan üç küçük erkek kardeşi merkezine alan, duygu dolu bir büyüme hikâyesi anlatıyor. İki kardeş, sağı solu belli olmayan babalarının izinde büyürken en küçükleri Jonah, kendine git gide bağımlı kalacağı bir hayal dünyası kuracaktır. İlk gösterimini Sundance Film Festivali’nde yapan Biz Hayvanlar, belgeseli In A Dream ile Oscar adayı olan yönetmen Jeremiah Zagar’ın ilk kurmaca filmi. Bir işçi ailesinin iç dinamiklerini kardeşlik ve aile içi şiddet yoluyla ve belgeselci gözüyle aktaran Biz Hayvanlar, kardeşleri canlandıran amatör çocuk oyuncuları, duygusal atmosferi ve animasyon sekanslarıyla dikkat çekiyor.

SEANSLAR

18. Arctic (2018)

IMDb: 7.1

Brezilya asıllı Youtube yıldızı, video klip ve reklam yönetmeni Joe Penna’nın ilk uzun metrajlı filmi Arctic, dünya prömiyerini Cannes’da Geceyarısı Özel gösteriminde yaptı. Yıldız oyuncu Mads Mikkelsen’in "hayatımın en zor çekimiydi" dediği Arctic, bir "doğaya rağmen hayatta kalma hikâyesi" anlatıyor. Neredeyse hiç diyalog kullanılmayan filmde, uçağı kutup bölgesinde düşen bir kazazedeyi çoğu sahnede dublör kullanmadan canlandıran Mikkelsen, filmi tek başına sürüklüyor. Kahramanının amansız doğa felaketlerinden kurtulmak için insanüstü çaba gösterdiği, minimal yapısı, olağanüstü görüntüleri ve kontrollü yönetim tarzıyla övgü toplayan Arctic, proje aşamasındayken Mars’ta geçiyordu, sonradan kutuplarda geçecek şekilde değiştirildi ve çekimleri İzlanda’da yapıldı.

SEANSLAR

19. Gölün Altında (2018) Under the Silver Lake

IMDb: 6.8

2018 NEUCHÂTEL Gençlik Ödülü

It Follows ile hayranlığımızı kazanan David Robert Mitchell’ın Cannes’da dünya prömiyerini yapan son filmi, cinayetlerden çizgi romanlara, seri köpek katilleri ve küresel komplolardan şarkılardaki gizli mesajlara eğlenerek geçen, çok hareketli, çok renkli bir kara film. Hem Hitchcockhem popüler kültüre sonsuz gönderme içeren, yönetmeninin tabiriyle "Los Angeles denen o karanlık ve çarpık fantezi dünyasını keşfe çıkan" Gölün Altında, amaçsız, takıntılı, ilerleyen yaşına rağmen en büyük başarısı röntgenciliği olan işsiz-güçsüz Sam’i izliyor. Havalı, güzel komşusu Sarah birdenbire ortadan kaybolunca Sam, Los Angeles’ta gezmedik parti, tanışmadık manken bırakmadan onu aramaya koyuluyor. Never Let Me Go ile tanıyıp sevdiğimiz, Örümcek Adam’la ününü pekiştiren Andrew Garfield’ın neredeyse tek başına sürüklediği Gölün Altında, Violent Femmes ve REM destekli müzikleriyle de dikkat çekiyor.

SEANSLAR

20. Woman at War (2018) Kona Fer í Stríð

IMDb: 7.6

2018 CANNES SACD Ödülü

Cannes’da Eleştirmenler Haftası bölümünde dünya prömiyerini yapan Woman At WarAtlar ve İnsanlar’la tanınan Benedikt Erlingsson’un ikinci uzun metrajlı filmi. Varietydergisi tarafından "küresel meseleleri hem mizah hem de tatminkar bir adalet hissiyle ele alan, zekice yapılmış, insanı iyi hissettiren ender filmlerden" sözleriyle övülen Woman At War, İzlanda’nın el değmemiş dağlık bölgelerinde geçiyor. Filmin kahramanı, yöresindeki alüminyum tesislerine tek başına savaş açan, ancak evlat edinme başvurusu kabul edilince dünyası sarsılan, "Dağların Kadını", çevreci aktivist Halla. Kuzeyli mizahı küresel dertler ve adalet duygusuyla birleştirirken olağanüstü manzaralar eşliğinde sunan film, yönetmeni Erlingsson’un tarifiyle "macera gibi anlatılan bir kahramanlık hikâyesi; gülümseyerek anlatılan ciddi bir masal." Woman At War, İzlanda'nın Oscar adayı seçildi.

SEANSLAR

21. Climax (2018)

IMDb: 7.6

2018 CANNES Yönetmenlerin On Beş Günü­–En İyi Film

Tek Başına, Dönüş Yok, Boşluk ve Aşk gibi filmleriyle izleyicileri sonuna kadar zorlayan Gaspar Noé, Cannes’da prömiyerini yapan son filminde de kuralı bozmuyor. Gerçek bir haberden esinlenerek "rüya ve kâbuslarını" perdeye yansıtan Noé, son filminin merkezine bu kez dansçıları yerleştiriyor. "Cehennemvari bir sinemasal dans partisi" olarak tanımlanan Climax, gösterileri için hazırlanan bir dans grubunu izliyor. Dansçılar, son provalarını yaptıktan sonra beklenmedik bir gelişmeyle Noé tarzı olaylar birbirini kovalıyor. Paris’te dans savaşlarından dansçı-müzisyen Kiddy Smile tarafından seçilen dansçıların rol aldığı filmin koreografileri Diplo, Sia, Björk, Rihanna ve 30 Seconds to Mars’la çalışmış Nina McNeely’ye ait.

SEANSLAR

22. Kings (2017)

IMDb: 4.8

Türkiye prömiyerini Filmekimi’nde yapan ve 2016’da Oscar’a aday olan Mustang ile tüm dünyada dikkatleri üzerine çeken Deniz Gamze Ergüven, Hollywood’da Halle Berry ve Daniel Craig’le çektiği yeni filminde kamerasını 1992’deki Los Angeles eylemlerine çevirirken toplumsal sınıfları birbirinden çok farklı olan iki karakteri odağına alıyor. İsmiyle Martin Luther King’e ve eylemlerin çıkış noktasındaki Rodney King’e gönderme yapan film, ABD toplumunun kalbinde açılmış bir yaraya umutla, iyimser bir yerden bakıyor. Warren Ellis ve Nick Cave’in filmin atmosferinde büyük bir katkısı olan müzikleri ve Mustang’daki çalışmasıyla da övgü toplayan David Chizallet’nin görüntüleri oldukça dikkat çekici.

SEANSLAR

23. Savaşta (2018) En Guerre

IMDb: 6.6

Matmazel Chambon, Bir Yaşam, İnsanın Değeri filmleriyle tanıdığımız Stéphane Brizé yine politik bir filmle karşımızda. Ünlü oyuncu Vincent Lindon’un sözünü sakınmayan, direnen ve sesini yükseltmekten çekinmeyen işçi sözcüsünü olağanüstü bir yetkinlikle canlandırdığı film, kapatma kararı alınan bir fabrikanın 1.100 işçisinin işlerini koruma uğruna girdikleri mücadele sürecini gözlemliyor. Brizé, birbirine taban tabana zıt bakış açılarını filme dahil edebilmek adına işçiler, insan kaynakları müdürleri, CEO’lar ve hem işçi hem işveren avukatlarıyla görüştü. Cannes’da Altın Palmiye için yarışan Savaşta, Brizé’nin sözleriyle "insani boyutu ekonomik boyutla karşılaştırarak inceliyor: Bu iki dünya bir ihtimal çakışabilir mi? Bugünlerde ikisi yan yana var olabilir mi?"

SEANSLAR

24. Kül En Saf Beyazdır (2018) Jiang Hu Er Nv

IMDb: 6.9

2018 CANNES Sinefil Derneği Ödülleri Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu (T. Zhao)

Kalıpları kırarak her filminde sürprizlerle izleyicinin karşısına çıkan sinemacı Jia Zhang-ke’nin Cannes’da yarışan son filmi, Çin’in kapitalist dönüşümünü gangster dünyasında geçen bir aşk trajedisi yoluyla anlatıyor. John Woo ve Johnnie To’nun Çin mafya (jianghu) filmlerinden esinlenen Kül En Saf Beyazdır’ın kahramanı, mafya elemanı Bin’e âşık olan Qiao. Bir çete hesaplaşması sonrasında Qiao hapse düşer. Beş yıl sonra salıverildiğinde her yerde Bin’i arayan Qiao, Çin’de köklü bir değişim gerçekleştiğini anlar. Daha önce Filmekimi’nde Günahın Dokunuşu ve Dağlar Uzaklaştığında filmlerini izlediğimiz yönetmen Zhang-ke, filmini şöyle tarif ediyor: "Toplumun kıyısında yaşayan bir çiftin hikâyesi—kayıp gençliğim ve gelecek hayallerim... Yaşamak, sevmek ve hür olmak..."

SEANSLAR

25. Yaz (2018) Leto

IMDb: 7.6

Leningrad, 1980’ler... Rock’n’roll ve blues müziğin yaygınlaşması, Perestroyka’nın yaklaştığını müjdeliyor; Lou Reed, Led Zeppelin ve David Bowie’nin kaçak plakları elden ele geziyor. Mike ve güzel eşi Natasha, genç müzisyen Viktor ile tanışınca, şüpheyle dolu bir devrin en umutsuz günlerinde müzikle yoğrulmuş bir aşk üçgeni doğuyor. Filmekimi’nde Öğrenci filmini izlediğimiz Kiril Serebrennikov’un Cannes’da ana yarışmada yer alan son filmi Yaz, içten bir ilk aşk hikâyesi anlatırken 1980’lerde Sovyetler Birliği’nde rock kültürünün doğuşunu da gözlemliyor. Filmin kahramanlarından Mike Naumenko, Rus rock dünyasının en iyi şarkı sözü yazarlarından biri olarak tanınıyor. Meşhur Kino grubunun kurucusu Viktor Tsoi ise devrimci şarkılarıyla Rus rock’ının öncülerinden sayılıyor. Yaz, bu müzisyenleri daha yolun başındayken mercek altına alıyor. Oyuncular filmde şarkıları kendileri seslendiriyor.

SEANSLAR

26. Zavallı (2018) Pity

IMDb: 6.6

2018 ODESSA En İyi Film, En İyi Yönetmen

KARADAĞ En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Y. Drakopoulos)

Dünya prömiyerini Sundance’te yapan Zavallı, yalnızca mutsuz olduğunda mutlu olabilen, üzüntü bağımlısı, acınmaya muhtaç, kendine acısınlar diye her şeyi yapmaya hazır bir adamı izliyor. Zavallı, yeterince zalim olmayan bir dünyada yaşadığını düşünen bir adamın hikâyesini anlatıyor. Köpekdişi, The Lobster, Şövalye ve Kutsal Geyiğin Ölümü filmlerinin ortak senaryo yazarı Efthimis Filippou’nun senaryosuna katkıda bulunduğu filmin yönetmeni Babis Makridis’in ilk filmi L İstanbul Film Festivali’nde gösterilmişti. Esinlendiği Jacques Tati ve Buster Keaton’ı anımsatan Yannis Drakopoulos’un olağanüstü performansıyla öne çıkan Zavallı, rahatsız ettiği kadar güldüren bir dram. Filmin paralel evreni, gerçeğine yakın olsa da daha karanlık, daha tuhaf ve daha eğlenceli.

SEANSLAR

27. Üç Hayat (2018) Se Rokh

IMDb: 7.0

2018 CANNES En İyi Senaryo

İran sinemasının en yetkin isimlerinden Jafar Panahi’nin Cannes’da dünya prömiyerini yapan son filmi sosyal medyanın İran’daki popülerliğinden yola çıkıyor. Sanatçı, kendini ve ailesini bir sosyal medya olayının tam merkezine yerleştiriyor ve hem sanat dünyasını hem İran toplumunun huzursuzluğunu keskin gözlemciliğiyle mercek altına yatırıyor. Panahi, İran-Türkiye sınırında, ailesinin memleketi olan Azerice konuşulan köylerde çektiği Üç Hayat’ta film çekmesi yasaklandığı için intihar eden bir kızın mesajını instagram üzerinden alan ünlü yönetmen olarak kendini oynuyor. Filmde yer alan şiirler, devrim öncesinin en büyük sinema yıldızlarından, günümüzde film çekmesi yasak olan Shahrzad’a ait.

SEANSLAR

28. Uzun Bir Günden Geceye Yolculuk (2018) Di Qiu Zui hou De Ye Wan

IMDb: 6.4

"Sıfatların değil, ayrıntının ve fiillerin şiiri, ateşli bir şiir"... Chagall’in tabloları ve Modiano’nun romanlarındaki duygu akışından esinlenen yönetmen Bi Gan, Cannes’da ilk gösterimini yapan filminde kayıp bir aşkın izini sürüyor. Filmin kahramanı Luo, yıllar önce terk ettiği kasabası Kaili’ye dönüyor ve hiç aklından çıkartamadığı eski sevgilisi Wan’ı aramaya başlıyor. Uyandırdığı hisler ve yarattığı atmosferle aşk filmi, kara film ve bilimkurgu arasında bir yerde duran Uzun Bir Günden Geceye Yolculuk, 3 boyutlu ve tek plan çekilen son bölümüyle de geçmişin, aslında anılardan kaynaklanan bir his olduğunu vurguluyor sanki. Hafıza, geçmiş ve anılar üzerine zarif bir zihin alıştırması olan film, olay örgüsünden ziyade olağanüstü görüntüleriyle aklınıza kazınacak.

SEANSLAR

29. Kız (2018) Girl

IMDb: 7.3

CANNES En İyi İlk Film, Belirli Bir Bakış–En İyi Erkek Oyuncu (V. Polster), Kuir Palmiye FIPRESCI Ödülü

Cannes’ın En İyi İlk Film’i seçilen Kız, Belirli Bir Bakış bölümünde dünya prömiyerini yaptı ve başta Altın Kamera olmak üzere birçok ödül kazandı. Kız, profesyonel bir balerin olmak için çabalayan 15 yaşındaki ergen trans birey Lara’nın hikâyesini anlatıyor. Lara, bir yandan ergenliğin getirdiği huzursuzlukla başa çıkmaya çalışırken bir yandan da bale eğitimindeki zorlukları aşmaya çalışıyor. Yönetmen Dhont, "böyle bir cesaret öyküsü, benim ilk filmimim konusu olmalı" diyerek 2009’da Belçika’da bir gazetede okuduğu haberden yola çıkmış. Kız, Oscar and the Wolf’un "Strange Entity" şarkısına çektiği kliple de tanınan Dhont’un yönettiği ilk uzun metrajlı film.

SEANSLAR

30. Anaokulu Öğretmeni (2018) The Kindergarten Teacher

IMDb: 6.8

2018 SUNDANCE Yönetmenlik Ödülü–Dramatik

Hem başrolü hem yapımcılığı üstlenen Maggie Gyllenhaal’ın canlandırdığı Lisa, 20 yılını öğretmenliğe adamış, bezgin ve mutsuz bir kadındır. Yuva sınıfında, dahi bir şair olarak gördüğü 5 yaşındaki bir çocuğun konuşmalarına hayranlık duyan Lisa, bir süre sonra çocuğa saplantılı bir ilgi geliştirir. Nadiv Lapid’in aynı adlı 2015 tarihli filminin ABD uyarlamasında Gyllenhaal, karakterinin psikolojik ve duygusal çıkmazlarını muhteşem bir performans ve çarpıcı bir derinlikle perdeye taşıyor. Şiir ve çocukları konu edinirken psikolojik gerilimi sürekli artan Anaokulu Öğretmeni, Gyllenhaal’ın sözleriyle "içinde bulunduğu kültürün sonunda çıldırttığı bir kadın sanatçıyı anlatıyor".

SEANSLAR

31. Don Kişot'u Öldüren Adam (2018) The Man Who Killed Don Quixote

IMDb: 6.7

Efsane yönetmen Terry Gilliam’ın kendisi de efsaneye dönüşen son filmi, bir tutku projesi; hiç dinmeyen temposu, yaratıcı olay örgüsü, dev oyuncu kadrosu, gözalıcı mekânları ve sıradışı mizah anlayışıyla tam bir Terry Gilliam başyapıtı. Cervantes’in başyapıtından esinlenen filmde Adam Driver kendini beğenmiş bir reklam yönetmenini, Jonathan Pryce ise kendini Don Quixote sanan bir adamı canlandırıyor. İkili, yıllar sonra yeniden karşılaşınca acımasız bir Rus oligark, ırkçı bir yapımcı ve eski aşkların da karıştığı, gerçekle hayalin, geçmişle günümüzün buluştuğu çağdaş bir Don Quixote hikâyesinin ortasına düşüyorlar. Filmin 1990’larda başlayan yapım süreci hastalıklar, davalar, finansman sıkıntıları, hatta sel baskını gibi çeşitli talihsizlikler yüzünden 2018’e kadar aksadı. "Yapılamama" hikâyesi 2002’de Lost in La Manchaadlı belgesele konu olan Don Kişot’u Öldüren Adam, dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nin kapanışında yaptı.

SEANSLAR

32. Jack'in Yaptığı Ev (2018) The House That Jack Built

IMDb: 6.7

Her filminde izleyiciyi zorlayıp kışkırtan Lars Von Trier, Cannes’da dünya prömiyerini yapan son filminde çıtayı iyice yükseltti. 2013 tarihli Nymphomaniac’tan bu yana sessiz kalan Von Trier’in önce bir televizyon dizisi olarak planladığı Jack’in Yaptığı Ev, parlak oyuncu kadrosuyla göz kamaştırırken dehşet verici hikâyesi ve görselliğiyle izleyicileri ve eleştirmenleri ikiye böldü. 1970’lerde geçen film, 12 yıl boyunca bir seri katili izliyor ve işlenen korkunç cinayetleri katilin kendi gözünden perdeye yansıtıyor. Katil Jack rolünü üstlenen Matt Dillon’ın muhteşem performansıyla yükselen film, Von Trier’in her zamanki muzip ve sivri tarzıyla seri katil türünün kurallarını yıkıp geçiyor.

SEANSLAR

33. Blaze (2018)

IMDb: 6.8

Oyunculuğuna hayran olduğumuz Ethan Hawke’un yönettiği yeni filminin kahramanı bir country-blues şarkıcısı, ama hiç de bir filmin başkahramanı gibi değil aslında: Amerikan taşrasından gelmiş iri yarı, aksak, neredeyse ayyaş, konuştuğunda söylediklerinin çoğu anlaşılmayan bir adam Blaze Foley. Bunlar bir yana, gitarı eline aldığında yazdığı yalnızlık ve özlem şarkılarıyla herkesin hayranlığını kazanıyor. Ne var ki şöhreti yükselirken, özellikle öfkesine hakim olamadığı için Blaze’in yıldızı git gide daha az parlıyor. Sundance’te ilk gösterimini yapan Blaze, Merle Haggard ve Willie Nelson gibi yıldızlar çıkaran Teksas Kanunsuz Müzik hareketinin perde arkasındaki kahramanlarından, "If I Could Only Fly" ve "Election Day" gibi şarkıların yaratıcısı Blaze Foley’nin hayatını anlatıyor.

SEANSLAR

34. Vision (2018)

IMDb: 5.4

Doğa, gelenekler, efsaneler ve varoluşun ve belki de yaşamın gizemi, Naomi Kawase’nin San Sebastian’da ilk gösterimini yapan yeni filminin zarif özünü oluşturuyor. Aynı zamanda Filmekimi programında yer alan Non-fiction / Çifte Hayatlarfilminde de rol alan Juliette Binoche, filmde Fransızköşe yazarı Jeanne’ı canlandırıyor. Jeanne, 997 yılda bir görülen, keder ve zaafları yok ettiğine inanılan "Vision" adlı bir bitkinin peşinde Japonya’nın Nara bölgesindeki Yoşino dağlarına gelir. Burada Aki adlı bir bilgeyle tanışır. "Tek"in gelişini beklediğini ilan eden Aki, ortadan kaybolur ve orman değişmeye başlar. Dingin Sular, Umudun Tarifi ve Aşkın Gözü filmlerini izlediğimiz yönetmen Naomi Kawase’nin doğup büyüdüğü Nara bölgesinde çektiği Vision, doğa ile aramızdaki kırılgan bağları yücelten, dil ve kültür farklılığının insanlar arasında bağlar kurmaya engel olmadığını vurgulayan, özellikle ses tasarımı ve görüntüleriyle akıllara kazanacak, neredeyse mitolojik bir deneyim.

SEANSLAR

35. Küçük Serseri Uzaylılara Karşı 1-2 (2018) Coincoin et Les Z'inhumains 1-2

IMDb: 6.9

Dumont’un müzikal Jean d’Arc’ı Jeannette’i geçen yıl Filmekimi’nde izlemiş, Quinquin’i de 2015’te P’tit Quinquin / Küçük Serseri ile tanımıştık. Quinquin’in garip maceraları üç yıl sonra da devam ediyor. Kırık burunlu küçük Quinquin, artık kendine CoinCoin diyor ve Fransız Ulusal Cephe partisinin toplantılarına katılıyor. Sevdiği kız Eve, Corinne adında bir kızla çıkıyor. Arkadaşı Tombik hâlâ kilolu. Gözlerini kırpıp duran Komiser Van der Weyden hâlâ şapşal. Fakat bu kez Fransa’nın rüzgârlı kuzey sahillerinde inekler ve cesetler yok; aksine bir uzaylı istilası söz konusu. Bu uzaylılar da hayal edilenden farklı: Zift birikintileri gibi gökten düşüyorlar.

İlk gösterimini Locarno’da yapan dört bölümlük televizyon dizisi Küçük Serseri Uzaylılara Karşı, Bruno Dumont’un absürt mizah anlayışını Buster Keaton, Charlie Chaplin, Peter Sellers’ı anımsatan fiziksel, durum komedisi ve farsla birleştirerek hem Fransa’nın hem de dünyanın halini ti’ye alıyor. Bu yıl Locarno Film Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü verdiği Dumont, "Coincoin, insanların ’öteki’ye bakışlarından bahsediyor. Hayat trajikomedidir" diyor.

SEANSLAR

36. Loro 1-2 (2018)

IMDb: 6.8

IMDb: 7.1

Her filmiyle olay yaratan, Muhteşem Güzellik’le Oscar’a, The Young Pope ile TV ekranlarına uzanan Paolo Sorrentino, yine ülkesinin entrika dolu dünyasına dönüyor ve kamerasını bu kez eski başbakan Silvio Berlusconi’ye çeviriyor. Sorrentino bir yandan skandalların adamı Berlusconi’yle sınır tanımadan dalga geçiyor, bir yandan da İtalyan siyasetine ilginç bir açıdan göz atıyor. Kurt siyasetçiyi, Sorrentino’nun birçok filminde birlikte çalıştığı Toni Servillo canlandırıyor. Toronto Film Festivali’nde uluslararası prömiyerini yapan Loro, siyasi hicvin en çağdaş ve en usta örneklerinden birini beyazperdeye getiriyor.

SEANSLAR

37. Şühpe (2018) Beoning

IMDb: 7.7

2018 CANNES FIPRESCI Ödülü

Kült yazar Haruki Murakami’nin öyküsünden sinemaya uyarlanan Şüphe, dünya prömiyerini yaptığı Cannes’da tüm eleştirmenlerin beğenisini kazandı. Öykünün özüne ve Murakami’nin tarzına sadık kalan film, vasıfsız bir genç, âşık olduğu güzel kız ile zengin ve küstah bir adam arasındaki aşk üçgeni ekseninde bir öfke ve saplantı hikâyesi anlatıyor. Gitgide artan gerilimiyle usta işi bir uyarlama olan ŞüpheVaha, Güneşli Kent ve Şiir filmleriyle tanıdığımız Lee Chang-dong’un sekiz yıl aradan sonra çektiği ilk film. Gizemli öyküsü etrafında şekillenen filmin gücü, izledikten çok sonra bile hafızalarda yerini koruyan, emsalsiz bir özenle kurgulanan sahnelerinden kaynaklanıyor. Aşk, takıntı, sınıflararası gerilim ve hafıza gibi kavramlara değinen filmin başrollerini Koreli oyuncu, moda ikonu ve sanat tarihçisi Yoo Ah-in, Walking Dead ile Okja’dan tanıdığımız Steven Yeun ve Jeon Jong-seo paylaşıyor. Şüphe, bu yıl Güney Kore’nin Oscar adayı olarak ilan edildi.

SEANSLAR

38. Mandy (2018)

IMDb: 6.9

Amansız bir tarikat, cehennem kaçkını yaratıklar, intikam peşinde kana susamış bir adam... İlk gösterimini Sundance’te, uluslararası prömiyerini Cannes’da yapan Mandy, hem 1980’ler estetiğinin hem de aksiyon-fantezi türünün sınırlarını zorluyor. Filmde Nicolas Cage’in canlandırdığı Red, Yeni Şafağın Çocukları adlı tuhaf bir tarikat ve cehennem kaçkını yaratıklar tarafından katledilen sevgilisi Mandy’nin intikamının peşine düşüyor. Hayalle gerçek arasında gidip gelen, kana susamış Red’in ruh haline uyarak bakış açısı ve renkleri değişen Mandy’nin hem anlatımı hem görüntüleri aşırı uçlarda geziniyor. İzleyicilerin, deneysel distopya Beyond the Black Rainbow ile aşina olduğu yenilikçi yönetmen Panos Cosmatos’un yönettiği, müziklerini Jóhan Jóhansson’un bestelediği Mandy’nin yapımcılarından biri de Elijah Wood.

SEANSLAR

39. Merak Etme Fazla Uzaklaşamaz (2018) Don't Worry, He Won't Get Far on Foot

IMDb: 7.1

Amerikan bağımsız sinemasının en önemli isimlerinden Gus Van Sant’ın son filmi Merak Etme, Fazla Uzaklaşamaz, bir azim, yaşam sevinci ve sıradışı başarı öyküsü anlatıyor. Başrolündeki Joaquin Phoenix’in benzersiz performansıyla bolca övülen ve şimdiden 2019 Oscar’ları için adı anılan film, yönetmen Van Sant’ın dostu da olan karikatürist John Callahan’ın gerçek hayat hikâyesinden esinleniyor. Trafik kazası sonucu belden aşağısı felçli kalan 21 yaşındaki Callahan, gönülsüzce razı olduğu zorlu rehabilitasyon sürecinde çizim yeteneğini keşfediyor; dünyaca ünlü bir karikatürist olma yolunda bir yandan da alkol bağımlılığını yenmeye çalışıyor. Dünya prömiyerini Sundance’te yapan filmin oyuncu kadrosunda müzik dünyasından Carrie Brownstein, Beth Ditto ve Kim Gordon da yer alıyor. Gus Van Sant 2007 yılında İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü’nü almıştı.

SEANSLAR

40. İz Bırakma (2018) Leave No Trace

IMDb: 7.7

2018 TAORMINA En İyi Senaryo 

2018 BOSTON BAĞIMSIZ FİLM FESTİVALİ Jüri Büyük Ödülü

Jennifer Lawrence’ı sinemaya kazandıran Winter’s Bone’dan tam sekiz yıl sonra çektiği ilk filmde yönetmen Debra Granik, yeni gerçekçi yaklaşımından yine ödün vermiyor. İlk gösterimini Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yapan İz Bırakma, Peter Rock’ın gerçek bir olaydan yola çıkan romanı My Abandonment’tan beyazperdeye uyarlanmış. Film, Portland şehri dışındaki ormanlık alanda herkesten uzakta yaşamlarını sürdüren bir baba-kızın hikâyesini anlatıyor. Başkaları tarafından bulunma ihtimaline karşı sürekli yer değiştiren, ormanda hayatta kalma oyunları oynayan ikili bir şekilde yakalanınca büyük şehrin ezici çarklarına uyum sağlayacak mıdır? İnsanı derinden etkileyen, doğa, şehir, aile ve modern yaşama dair ilginç noktalara değinen İz Bırakma’nın senaryosu travma geçirmiş asker emeklileriyle yapılan görüşmeler ve doğacı-filozof Henry David Thoreau’nun yazılarıyla Shakespeare’in Fırtına’sından da esinleniyor.

SEANSLAR

41. Beğen, Sev ve Hemen Kaç (2018) Plaire, Aimer et Courir Vite

IMDb: 6.8

2018 CANNES Sinefiller Birliği En İyi Senaryo Ödülü

2018 CABOURG En İyi Erkek Oyuncu

Aşk Şarkıları’yla genç aşkı, Banyodaki Adam’la tutkuyu anlatan ve Güzel İnsan’la yüreğimizi burkan Christophe Honoré’nin Cannes’da dünya prömiyerini yapan yeni filmi, kuşaklar arası aşkı mercek altına alan hüzünlü bir rüya gibi. Honoré’nin "bir ilk aşk ve bir son aşk filmi, imkânsız bir aşkın değil imkânsız bir hayatın filmi" sözleriyle tanımladığı Beğen, Sev Ve Hemen Kaç, 1990’larda Paris’te geçiyor ve Jacques ile Arthur’un yakınlaşmasını izliyor: Jacques 40’ına basmak üzere olan bir yazar, Arthur ise sinemacı olmayı düşleyen bir öğrenci. Beğen, Sev Ve Hemen Kaç sevgi ve kaybetmek, gençlik ve yaş almak, flört ve cinsellik, geçmiş acılar ve gelecek umudu arasındaki çelişkileri derin bir duygusal süzgeçten geçirerek yansıtıyor. Filmin başrolünde Göldeki Yabancı’dan tanıdığımız Pierre Deladonchamps var.

SEANSLAR

42. Suspiria (2018)

IMDb: 6.5

Geçen yıl Filmekimi’nde izlediğimiz çok ses getiren Call Me By Your Name / Beni Adınla Çağır ile izlediğimiz Luca Guadagnino bu kez korku sinemasına el attı ve giallotürünün en bilindik filmlerinden, Dario Argento’nun 1976 başyapıtı Suspiria’yı yeniden çekti. Venedik Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan filmin konusu, orijinaliyle neredeyse aynı: 1977 yılında, Berlin’de, dünyaca ünlü bir dans trupuna karanlık güçler musallat olmuştur; dansçılardan bazıları bu güce yenilir, bazılarıysa mücadeleyi seçer. Duyurulduğu ilk andan beri merakla beklenen Suspiria, Tilda Swinton ve Dakota Johnson’lı parlak oyuncu kadrosu, özünü aldığı kült film, sürekli artan huzursuzluk hissi ve benzersiz görselliğiyle uzun süre zihninizi kurcalayacak. Guadagnino’nun "yeniden çevrim değil, orijinal filmin uyandırdığı inanılmaz hisse bir saygı duruşu" olarak tanımladığı yeni Suspiria’nın müzikleri Radiohead’den Thom Yorke tarafından bestelendi, koreografiler ise sinema, tiyatro, moda ve dans alanlarında tanınmış sanatçı Damien Jalet’ye ait.

SEANSLAR

43. Sükunet (2018) La Quietud

IMDb: 6.2

Arjantin tarihinin karanlık noktalarını ele almaya devam eden yönetmen Pablo Trapero, bol ödüllü El Clan’ı takip eden Sükunet’de bu kez bir ailenin üç kadın ferdini konu alıyor. İlk gösterimini Venedik Film Festivali’nde yapan film, Eugenia’nın uzun zaman uzak kaldıktan sonra babasının rahatsızlığı üzerine Buenos Aires yakınlarındaki evlerine dönmesiyle başlıyor. Eugenia, annesi ve kız kardeşiyle yeniden bir araya geliyor. Kırgınlıklar ve kıskançlıklar zamanla ortaya çıkıyor; aile fertleri askeri cunta dönemiyle de lekelenen geçmişleriyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Bérénice Béjo ile yönetmen Pablo Trapero’nun eşi Martina Gusman’ın iki kız kardeşi canlandırdıkları Sükunet, Trapero’ya göre "kadın evreni ve kız kardeşlik hakkında içten bir film. İzleyiciyi çaresiz ve güzel karakterlerimizin duygusal girdaplarına davet ediyor."

SEANSLAR

44. Çifte Hayatlar (2018) Doubles Vies

IMDb: 6.2

Henüz sona eren Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışan Çifte Hayatlar, dijital ekonomiyle dünyanın hızla değişiminin hayatlarımız üzerindeki etkisini edebiyat üzerinden mizahi ve ironik bir bakışla ele alıyor. Fransa’nın en parlak yıldızları Juliette Binoche ile Guillaume Canet’yi oyuncu kadrosunda barındıran Çifte Hayatlar’ın kahramanları, yayımevi yöneticisi Alain ile ünlü yazar Léonard. Hem yayımcı hem yazar bir yandan dijital dönüşüme bir yandan da orta yaşın getirdiklerine olmaya ayak uydurmaya çalışırken eşleri de denkleme dahil oluyor. Personal Shopper / Hayalet Hikâyesi ile cep telefonları ve sürekli bağlantı halinde olma durumunu gözlemleyen auteur yönetmen Olivier Assayas teknolojinin hayatımızdaki yerini bu kez komediyle sorguluyor.

SEANSLAR

45. Dogman (2018)

IMDb: 7.5

2018 CANNES En İyi Erkek Oyuncu (M. Fonte)

2018 KUDÜS En İyi Film

Gomorrah ile mafya ve şiddet sarmalını ele alan Matteo Garrone’nin Cannes’da Altın Palmiye için yarışan son filmi, bu kez küçük bir kıyı kasabasında kötülüğün ve şiddetin toplumdaki izlerini arıyor. Dogman’in kahramanı sıradan bir adam: Ufak tefek köpek bakıcısı, "Dogman" Marcello. Kasaba ahalisinin sevgisini hem sempatikliğiyle hem de torbacılıkla kazanan Marcello’nun belalı kokainman, eski boksör Simone’ye yakınlığı, sonunda hayatını alt üst ediyor. Git gide sertleşen atmosferi ve gerçekçi yaklaşımıyla Dogman, İtalya’nın en prestijli ödüllerinden Gümüş Kurdele’lerde sekiz dalda ödül kazanarak yılın en çok konuşulan filmlerinden biri oldu. Başroldeki, oyunculuk eğitimi almamış Marcello Fonte’nin etkisiyle sessiz sinema döneminin efsaneleri Buster Keaton ve Charlie Chaplin’e de gönderme yapan film, elbette Cannes’da Palm Dog ödülünü de kazandı.

Dogman, İtalya'nın Oscar adayı olarak ilan edildi.

46. İmgeler ve Sözcükler (2018) Le Livre D'image

IMDb: 6.9

2018 CANNES Özel Altın Palmiye, Sinefiller Birliği Büyük Ödülü

Hiçbir kalıba sığmayan, dünyanın en yaratıcı ve yenilikçi yönetmenlerinden Godard’ın bu son filmi yine kışkırtıcı, yine zorlayıcı, elbette politik ve zihin açıcı. Godard’ın kendi sesiyle "Savaş geldi" diyerek başlattığı, bazılarına göre "gözlere ve kulaklara hitap eden bir şiir" bazılarına göreyse "bir korku filmi kadar güncel ve dehşet verici" olan İmgeler ve Sözcükler, bilge aktivist Godard’ın gözünden dünyanın hâlini anlatıyor. Farklı formatların, görüntü kaynaklarının, ses parçalarının kolajlandığı İmgeler ve Sözcükler, sinemada artık hiçbir şeye özgün denilemeyeceğini iddia eden bir zihin egzersizi, oryantalizmden sinema ahlakına kadar birçok konuya değinen görsel bir bombardıman, yine heyecan verici bir başyapıt.

SEANSLAR

47. Kötülük Kılavuzu (2018) The Field Guide to Evil

IMDb: 4.5

Dünyanın dört bir yanından halk öyküleri ve söylenceler, sekiz tüyler ürpertici kısa filmden oluşan Kötülük Kılavuzu’nun esin kaynaklarını oluşturuyor. Aralarında Filmekimi’nde öncekı yıl Baskın’ın geçen yıl  Housewife'ın Türkiye prömiyerini yapan Can Evrenol’un yönettiği Al KarısıBerberian Sound Studio’nun yönetmeni Peter Strickland ve Goodnight, Mommy’nin yönetmenleri Veronika Franz ile Severian Fiala’nın filmlerinin de bulunduğu bu filmler takıntı, lanet, kara sevda, şehvet, gulyabani ve haset öyküleri anlatıyor. Kültleşen ABCs of Death / Ölümün Alfabesiyapımcılarının bu son projesi, SXSW, Neuchatel, Seattle, Yeni Zelanda, Sydney, Kanada Fantasia festivallerinden sonra Filmekimi izleyicilerinin korkularını ekrana yansıtıp tüylerini diken diken edecek.

Yönetmen Can Evrenol, filmin 11 Ekim Perşembe 21.30 Rexx Sineması'ndaki gösterimine katılacak.

SEANSLAR

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

2016Adriana LimaAltınAmerika Birleşik DevletleriAnkaraArjantinAşkBaşbakanBelçikaBerlusconiBrezilyaCEOCannes Film FestivaliÇinCinsellikFestivalFırtınaFransaİngiltereInstagramİntiharİranİspanyaİstanbulİtalyaİzmirJaponyaKanye WestKatilKoreLady GagaLübnanPolisPortekizRihannaSSCBSavaşSinemaSiyah BeyazSosyal MedyaStar tvTiyatroUyuşturucuVanVenedik Film FestivaliYoutubeanneaşketfutbolkara sevdamobilemüzikolaytarifitransyiyecek~only
Görüş Bildir