Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

6-7 Eylül Olayları Demokrat Parti Tertibi miydi?

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

6-7 Eylül Olayları Demokrat Parti Tertibi miydi?

6-7 Eylül Olayları Demokrat Parti Tertibi miydi?

Gayrimüslimlerin ve özellikle İstanbul'daki Rum Cemaati'nin mallarına yönelik 6-7 Eylül 1955'te gerçekleşen ve yakın tarihimizdeki utançlarımızdan biri olarak hatırlanan yağmalama olayları sırasında Demokrat Parti iktidardaydı. "Atatürk'ün Selanik'teki evi bombalandı" şeklinde yayılan asparagas haber çerçevesinde gelişen olayların sonradan bir tertip olduğu ortaya çıkmıştı. Peki bu olaylar Merhum Başbakan Adnan Menderes'in ve dolayısıyla Demokrat Parti iktidarının bir tertibi miydi, yoksa şimdi çökertilme mücadelesi verilen Ergenekon'un ve dolayısıyla derin devletin bir provokasyonu muydu; bu günümüzde hala tartışılır.

2009 senesinde İzmir Yahudileri ile ilgili Yüksek Lisans tezimin çalışmaları sırasında, 6-7 Eylül Olayları ile ilgili daha önce hiç yayımlanmamış tanıklıkları derleme fırsatım oldu. 6-7 Eylül ile ilgili Şehit Başvekil Adnan Menderes'in oğlu Merhum Aydın Menderes'le de bir röportaj yaptım ve kendisine bu çirkin yağmalama olaylarının DP tertibi olup olmadığı konusunda kanaatini sordum.

Merhum Aydın Menderes 2009'da yaptığımız ropörtajda 6-7 Eylül Olayları'nı şöyle değerlendirdi:

-Adnan Menderes’in önderlik ettiği DP ile gayrimüslimlerin sıcak ilişkiler kurduğu biliniyor. Bu durumda 6-7 Eylül Olayları’nı nasıl değerlendirmek gerekir?

-6-7 Eylül Olayları hariç tutulursa DP’nin Türkiye’de azınlıklara kötü davrandığına dair hiçbir olay ve hatta bir iddia dahi mevcut değildir. Bilakis DP’nin getirdiği demokrasi ve serbestiyet havasından gayrimüslümler de istifade etmişlerdir. Başvekil Adnan Menderes yanılmıyorsam 1951’de Patrikhaneyi ziyaret etmiş ve Patrik Athenagoras Başvekil Adnan Menderes için gayet samimi ve övücü sözler söylemiştir. Bu ziyareti bütün tafsilatıyla o günün gazetelerini tarayarak görebilir ve ortaya çıkartabilirsiniz.

-6-7 Eylül Olaylarının dönemin hükümeti tarafından tertip edildiği iddialarına katılıyor musunuz?

-6-7 Eylül Olayları’nın DP hükümetinin tertibi olmadığı kat’i kanaatindeyim. Bir iktidar kendi vatandaşını ve seçmenini ne diye yağmalatsın ki? Bunlar olduğunda hükümetin ne Türkiye’de ne dünyada elde edebileceği hiçbir şey söz konusu değildir. Mitingi bir yağmaya dönüştürecek doğrultuda kışkırtma ve tertipler olup olmadığı hususu tartışılabilir. Ancak bu işin içinde devlet ve dönemin hükümeti yoktur. 1955’te gerek Türkiye’de gerekse İstanbul’da polis sayısı gayet azdı. Ayrıca polisin de, askerin de toplumsal olaylar karşısında nasıl davranılacağı hakkında hiçbir tecrübesi bulunmuyordu. Askeri birliklerin görev alanlarına tam zamanında intikal edip etmedikleri doğal olarak bir araştırma konusudur. Ama bunlarda bir kasıt aramak akıl ve izanla bağdaşmaz.

-Gayrimüslimlerin o dönemde genel olarak DP seçmeni oldukları bilinir. 6-7 Eylül’den sonra DP’ye destekleri devam etmiş midir?

-Gayrimüslimlerin DP’ye daha fazla oy verdikleri doğrudur. 1957 seçimlerinde de ekseriyetle DP’ye oy vermişlerdir. 6-7 Eylül Olaylarından sonra DP ile gayrimüslimler arasına hiçbir olumsuzluk girmemiştir. Gerek Ermeniler, gerek Rumlar ve gerekse Museviler DP’nin İstanbul listesinde çok büyük bir itinayla seçilerek yer almışlardır. Yassıada davalarında da büyük bir dürüstlük imtihanı vermişlerdir.

-Bu olayların bir göç dalgası yarattığı görüşüne katılıyor musunuz?

-6-7 Eylül Olaylarından sonra tek bir gayrimüslim vatandaşımız Türkiye’den ayrılmamıştır. Dirlik ve düzenleri bozulmamıştır. 6-7 Eylül’den sonra hiçbir zaman hiçbir yerde olumsuz bir davranışla karşılaşmamışlardır. Müslüman vatandaşlarla birlikte kardeşane duygular içinde yaşamışlardır. Eğer 6-7 Eylül olayı kasıtlı bir tertip olsaydı hiçbir gayrimüslim Türkiye’den ayrılmadığına da göre, onları sistematik bir şekilde taciz edecek eylemlerin devam etmesi gerekirdi. Böyle bir şey olmamıştır.

-6-7 Eylül Olayları, Türkiye’yi uluslararası platformda zor duruma sokmuştur, uluslararası düzlemde itibarını sarsmıştır, denilebilir mi?

-Hayır. 1958 yılında BM’nin yıllık olağan Genel Kurulu’nda Yunan Dışişleri Bakanı Averof’un isteklerine Türkiye’nin Hariciye Vekili merhum Fatin Rüştü Zorlu karşı çıkmış ve sonuçta bu toplantıda Türkiye kendi lehine ezici bir sonuç almıştır. Böylece Kıbrıs meselesinin çözümünün yolu açılmıştır. Hemen 1959’un başında Yunan ve Türkiye Başbakanları Karamannis ve Adnan Menderes bir araya gelmişler ve Cumhuriyet tarihimizin Hatay ile birlikte dış politikadaki en büyük başarısı olan Zürih ve Londra Anlaşmaları imzalanmıştır. Bu süreç içerisinde Yunanistan tarafı 6-7 Eylül olaylarını Türkiye’ye karşı kullanmayı aklına bile getirmemiştir. 6-7 Eylül olaylarının Türkiye’de gayrimüslimlere karşı kasıtlı bir tertip olduğuna ve hele hele bunun içerisinde bir şekilde DP hükümetinin bulunduğuna Batı ve bütün dünya kamuoyu herhalde Türkiye’nin Kıbrıs’a 650 kişilik bir alay göndermesini ve gerektiği takdirde Kıbrıs’a tek taraflı müdahale etmesine imkan veren bu iki anlaşmayı onaylamazdı.

-Bu çerçevede eklemek istediğiniz başka bir husus var mı?

-Tabi. Ben 1957-1960 yılları arasında İstanbul’da Robert Kolej’de yatılı okuldaydım. Talebenin üçte biri gayrimüslimdi. Aramızda en ufak bir çatışmayı bırakın, en ufak bir olumsuz ima bile geçmemiştir. Ömrümün ilk 7 yılının geçtiği Güvenevleri’ndeki evimizin komşuları gayrimüslimlerdi. Hepbirlikte en kardeşane bir şekilde oynamış ve hareket etmişizdir. Rahmetli annem her vesile ile sakın ola gayrimüslimlere onları incitecek – gavur vesaire gibi – sözler söylemeyeceksiniz, dini inançlarını tartışmayacaksınız, onlara hiçbir sebepten dolayı hele hele ben Müslümanım ve Türküm diye kesinlikle büyüklük taslamayacaksınız diye sıkı sıkı tembih ederdi. İstanbul’da olsun, hele hele 60’lı yılların başlarında Ankara’da da gayrimüslimlerin bugüne göre daha fazla olduğu zamanlarda pek çok tanıdığım oldu. Esnafı oldu, arkadaşımız oldu. Ben Türkiye’de ne kendi muhitimde ne de ülkenin genelinde gayrimüslimlere karşı onları küçük gören toplum dışına iten şovenist bir hava görmedim ve buna rastlamadım.

Ropörtaj: Fatih Çavuşoğlu

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AnkaraAydınBaşbakanBirleşmiş MilletlerErgenekonHatayİstanbulİzmirPolisŞehitYunanistanolay
Görüş Bildir