Arınç: Yolsuzluk Yapanların Türkiye'de Kökünü Kazımak Görevimiz

 > -

Arınç'tan Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu Açıklaması

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gündemdeki konulara ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Dünkü operasyon ve sonrasında yaşanan gelişmeler sebebiyle gözler Ak Parti'den gelecek açıklamada. Hükümet adına açıklamayı Bülent Artınç yapıyor.

GENEL MERKEZDE TOPLANDILAR

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti kurmayları parti genel merkezinde programda olmayan bir toplantı yaptı. Toplantıya sabah saatlerinde makamında bulunan Zafer Çağlayan da katıldı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin 'Herkes görevinin başında' dedi. Toplantıya sonradan katılan AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış 'Ben rahatım' dedi.

Arınç'ın açıklamasından satırbaşları;

Dünden bu yana kamuoyunu ilgilendiren önemli bir operasyon kapsamında hükümet adına bilgi sunmak istedim. Başbakanımızın başkanlığında Bakan arkadaşlarımızla da bir araya geldik. Hükümet adına bir açıklama yapılmasında zaruret bulunduğunu düşündük. Dün sabah erken saatlerde İstanbul merkezli ve 28 adrese yapılan sabaha karşı baskınlarla 52 kişi gözaltına alındı. Halk Bankası genel müdürünün eşi serbest bırakıldı. İfadesi alınacak kişi sayısı 51 oldu.

"ELDE ETTİĞİMİZ BİLGİLERİ PAYLAŞMAK İSTİYORUM"

Rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla ilgili iki yeni savcı daha görevlendirildi. Bu operasyonlarda 4 bakanımız, bir belediye başkanımız, bazı bakan arkadaşlarımızın çocukları, danışmanlar, koruma kurullarında görev almış bürokratlar, işadamları ve inşaat firmalarının isimleri soruşturmada geçmektedir. Rüşvet yolsuzluk kara para aklama gibi suçlamalar yapılmaktadır. Bu 3 ayaklı operasyonla ilgili olarak elde ettiğimiz bilgileri paylaşmak istiyorum.

"2 CUMHURİYET SAVCISI DAHA GÖREVLENDİRİLDİ"

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından bir açıklama yapıldı. Soruşturmaların kapsamı şüpheli sayısının çokluğu yasal gözaltı süresinde bitirilmesi nazara alınarak soruşturmanın ikmali için önceden beri uygulandığı gibi bu soruşturmalara yardım etmek üzere 2 cumhuriyet savcısı daha görevlendirilmiştir. Yani görevli olanlara ilaveten 2 kişi daha görevlendirildi. Yeni görevlendirilen savcılar memurlar ve kamu görevlilerinin suçlarını araştıran Memur Suçlarını Soruşturma Bürosu'nda görevlidirler. Yargı mercileri yasalar ve görevler ile ilgili iç düzenlemeler çerçevesinde çalışmaktadırlar. Başsavcılıktan yapılan açıklama bu şekilde. Yani işleri çabuklaştırmak ve kolaylaştırmak amacıyla yapılan rutin bir işlemdir.

EMNİYET'TEKİ GÖREV DEĞİŞİMLERİ

Emniyet Genel Müdürlüğü de şöyle bir açıklama yaptı. Bazı şube müdürlerinin görev yeri değişti. Açıklama şu şekilde. Bazı illerimizde emniyet personelinin görev yerleri haklarında görevi kötüye kullanma iddiaları ile ilgili değiştirilmiş bazı illerde ise farklı sebeplerle farklı görevlerde görevlendirilmişlerdir deniliyor.

"PARTİMİZİN 11 YILLIK FİKRİ DEĞİŞMEMİŞTİR"

Söz konusu soruşturma Genel Yetkili Cumhuriyet Savcılar tarafından sürdürülüyor. Bunlar bir adli operasyondur ve yargı süreci başlamıştır. Hükümetimizin ve partimizin 11 yıldır fikri değişmemiştir. Biz kuruluşumuzda ''3Y'' formülü ile yola çıktık. Bizim dönemimizde çok sayıda çete ve mafya çökertilmiş ve yargı karşısına çıkartılmıştır.

"YOLSUZLUKLARIN KÖKÜNÜ KAZIYACAĞIZ"

O yüzden bunların hepsi yargı süreci içerisinde değerlendirilecektir. Bizim buradaki görevimiz yolsuzluk yapanların kökünü sonuna kadar kazımaktır. Biz o yüzden yolsuzluktan yana asla olmadık ve olmayacağız. Bir yolsuzluk ve kara para aklama söz konusu ise yargı bunu cezalandırmalıdır.

MUHALEFETE ELEŞTİRİ

Muhalefet elbette bu iddialar üzerine hükümeti eleştirmek, bakanlar üzerinden hükümetin yıpratılmasını istemek, mahalli seçimlere kırık bir şekilde gitmesini temin etmek ve bu olay sebebiyle süreci tersine döndürmek isteyebilri. Muhalefetin meşru hakları vardır. Gayri meşru haklarının olmaması gerekir. Bu olay dikkatle takip edilmelidir. Eleştiriler her zaman yapılmalıdır. Ama bunu bahane ederek peşin hükümle hareket etmek ve masumiyet ilkesini bertaraf etmek peşinen hükümlü saymak suçlu saymak muhalefete yakışmaz. İddialar üzerine bu yolsuzlukların süratle araştırılmasını isteyebilriler, hükümetin tavır almasını isteyebilirler. Siyasi anlamda eleştirilerini yapabilirler. Ne bakanlarla ne ismi geçen kişilerle ilgili peşin suçlama noktasına gitmek ve hükümeti sorumlu tutmak doğru ve insaflı olmaz. Kamuoyunda kendilerini de hükümeti de zor durumda bırakmasınlar.

"HÜKÜMET OLARAK DOSYADA NE OLDUĞUNU BİLMİYORUZ"

Hukukun evrensel prensiplerinden birisi soruşturmanın gizliliğidir. Bu gizliliği ihlal etmek TCK'ya göre suçtur. Biz hükümet olarak daha dosyada ne olduğunu bilmiyoruz. Getirin bakalım da diyemiyoruz. Boy boy fotoğraflar alt yazılar işadamlarını gazetecileri suçlayacak bir psikolojik savaşın içine sokmak hukukla bağdaşmaz. Adli görevi etkilemeye teşebbüs de TCK'ya göre suçtur. Beyanatların ve talimatların doğru olmadığını düşünüyoruz. Bize düşen sabırla ve biran önce yargının elindeki delillerle yüzleşmesi ve ciddi bir adil yargılama süreci sonrasında kimin suçu nedir deliller yeterli midir konusunda bir karar verilmesidir. Bu kararı sabırla bekleyeceğiz. Hükümetimiz siyasi anlamda çalışmaları da yapacaktır. Başbakanımız yeri geldikçe açıklayacaktır.

"HUKUK VE ADALET HERKES LAZIMDIR"

Soruşturma süreci gizlidir. Bu gizliliğe şu anda uyulmuyor. Lütfen insanları karalamayın, peşin hükümler vermeyin. Bir insan kesin hükümle mahkum olana kadar masum sayılır. Geçmişte başka kişiler yine bu şekilde mağdur olabilirler. Ama bugün bunun doğru olduğunu göstermez. Hukuk ve adalet herkese lazımdır. Bizim beklentimiz yargı sürecinin şeffaf bir şekilde gerçekleşmesidir.

"SAFLIĞIMIZA VERİNİZ"

Bu olayların bugün olması ne anlama geliyor? Siyasi maksat olabilri mi? Başka amaçlar olabilir mi? Başka amaçlar olabilir mi? Bu tür bir suçlama ile bazı insanların karşı karşıya geleceği çok önceden yazılıyordu. Emniyetten atılma insanlar güler mi ağlar mı barış mı bilmem ne derken, İçişleri bakanının oğluyla ilgili işaretleri vermişler. Biz şimdi farkediyoruz çünkü iyi niyetliyiz. 3-4 gün önceden artık savaşacağız, şunlar bunlar tutuklanacak, resimler kasetler fotoğraflar yayınlanacak tehditlerini duyuyorsunuz. Bazılarının bu kadar alçalabileceğini ve belden aşağı vurabileceğini düşünmemiştik. Saflığımıza veriniz.

"NİÇİN 1 AY ÖNCE 2 AY ÖNCE ALMIYORSUNUZ?"

Taraflar ve konular farklı farklı. Meşhur bir sanatçıyla evli olan bir işadamı ile birlikte bir grup var. TOKİ ile ilgili arazilerin şirketlere peşkeş çekildiği iddiaları var. Belediye ve kurullarnı bir arada çalışarak haksız kazanç elde etmeleri iddiaları var. Böyle farklı isim ve konuların bir arada sunulmasının amacı nedir? 14 aylık bir dinleme ile bu işin takip edildiği söyleniyorsa, bir duyuma göre 6 ay önce dinlemelerin kesildiği ve bugüne bırakıldığı da söyleniyor. Bazı şeyler biliyoruz ama bunların açıklanması şimdi soruşturmalara gölge düşürebilir. Bu kadar elit kişi birbirilerini görmemişler, niçin birini bir ay önce iki ay önce almıyorsunuz da, sabahın beşinde gel dendiğinde gelebilecek insanların evlerine baskın yapıyorsunuz.

"BU KADAR ACIKLI BİR ŞEY OLABİLİR Mİ?"

Bu işi yapanlar emniyetteki şube müdürleridir diyelim. Bir üstüne haber vermesi gerekir. Şube müdürünün operasyonundan başındaki müdür, daire başkanı, istanbul emniyet müdürlüğü ve ankara habersizdir. Haber verildiğinde önlem alınırdı denilebilir. Operasyon yapılacak ama isimleri gizli tutabilirdiniz. Şu saatte önemli bir operasyon yapacağız dersiniz. Bir içişleri bakanının oğlunun gözaltına alındığını basından öğrenmesi kadar acıklı bir şey olabilir mi? Vali ve emniyet müdürünün saatler sonra haber alması nasıl izah edilebilri. Batıda böyle oluyor denebilir. Onu bilmek ama görevle ilgili sıralı amirlere haber verilmesi gibi bir mükellefiyet var. Rütbene bakarak bir üst rütbedeki insanın senin görevinle ilgili kanaati gerekebilir. Bu sebeple görevi kötüye kullanma iddialarıyla soruşturmalar açılmış ve görev yerleri değiştirilmiştir.

Haberler.com

Haberin Tamamı İçin:

Operasyon Hükümeti Yıpratmaya Yönelik

Başbakan Yarımcısı Bülent Arınç, dün başlayan operasyonla ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Arınç, seçim öncesinde AKP'nin yıpratılmaya çalışıldığını söylerken, Cemaat'e yönelik olarak "illegal yapılanma" iması yaptı.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, dün başlayan ve gündemi sarsan yolsuzluk operasyonu ile ilgili olarak bir basın toplantısı düzenledi.

Hükümetin yıpratılmaya çalışıldığını iddia eden Arınç, Cemaat'e yönelik olarak "devlet çerisinde illegal yapılanma" derken, karşı operasyon sinyali verdi.

Arınç'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

"Önemli bir operasyon kapsamında sizlere bilgi sunmak istedim. Bugün öğleden sonra başbakanımızın başkanlığında bir araya geldik. Olayı elimizdeki bilgiler kapsamında değerlendirdik. Bir an önce bir açıklama yapılmasında zaruret bulunduğunu düşündük.Yakinen takip ediyorsunuz, dün sabah erken saatlerde İstanbul merkezli, 28 adrese yapılan baskınlarla 52 kişi gözaltına alındı. İş adamları ve fatih belediye başkanımız da dahil olmak üzere, üç bakanımız emniyete götürüldü. 51 kişinin sorgusuna başlanıldığı öğrenildiği.

Celal Kara’nın yürüttüğü rüşvet yolsuzluk operasyonuyla ilgili iki yeni savcı da görevlendirildi. Dört bakanımızın, bir belediye başkanımız vardır, bazı bakan arkadaşlarımızın çocukları isimleriyle bahsedilmektedir, bürokratlar vardır. İnşaat firmalarının isimlerinden bahsedilmektedir. Rüşvet gibi yolsuzluk gibi kara para aklaması gibi. Türkiye’yi derinden sarsan bu üç ayaklı operasyonla ilgili olarak bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Savcılar yardım için

Başsavcı Çolakkadı tarafından bir basın açıklaması yapıldı. Şunu söylemek istiyorum. Soruşturmaların kapsamı, şüpheli sayısının çokluğu, nazara alınarak, delillerin toplanıp soruşturma için önceden beri uygulandığı gibi bu soruşturmaya yardım etmek üzere de iki cumhuriyet savcısı daha görevlendirilmiştir.

Yeni görevlendirilen savcılar memurlar ve kamu görevlilerinin memur suçları soruşturma bürosunda görevli olup önceden beri memur olup soruşturmayı yürütmektedirler. Yargı mercileri iç düzenlemeler çerçevesinde hakikatlerin ortaya çıkarılması için çalışamkta olup diyerek yaptığı işleri anlatıyor başsavcı. Rutin bir işlemdir.

'Yer değiştirme'

Bu sırada emniyet genel müdürlüğü tarafından açıklama yapıldı. Basında yer alan emniyet personelinin yerlerinin değiştirilmesiyle ilgili şu açıklama yapılmıştır. Haklarındaki görevi kötüye kullanma iddialarıyla ilgili yerleri değiştirilmiştir. Bu da basına aksetmişti.

Üçüncü bir açıklama HSYK tarafından yapıldı. Burada da Cumhuriyet Başsavcılığı'nın görevleri anlatılıyor. Yani terörle mücadele kanunun 10’ncu maddesine bakanlar hariç, yetki ve görevlerinin tespitine ilişkin, o yer cumhuriyet başsavcısına ait olup kurumumuzun bir yetkisi bulunmamaktadır. İstanbul cumhuriyet başsavcılığı da savcıların görevlerinin başında olduğu, gözaltı sürelerinin dolmadan ifadelerinin alınması için iki savcının daha görevlendirildiğini söylüyorlar.

'Son açıklama valilikten'

Son açıklama Ankara Valiliği'nden yapılmış. Validen izin almışlar isim vermemişler başlıklı haberlerinin yalan olduğunu ifade ediyor. Bu haberlerin başka illerden gelen polis amir ve memurlarının il valileriyle görüşmeleri mümkün değildir deniyor. Çıkan haberlerin yalan ve maksatlı olduğunu ifade ediyorlar.

Buna bir adli operasyon, yargı süreci başladığını da ifade etmeliyim. Bu konuda hükümetimizin görüşü 11 yıldan bu yana değişmemiştir. Partimiz henüz kurulma aşamasındayken, biz siyasetin yozlaştığı bir noktadaydık. Siyasetçilerin yolsuzluklarla ilişkileri konuşuluyor ve başarılı sayılmıyordu. Bu 3Y yolsuzluklar, yasaklardı. Bizi güvenle destekleyen halkımız bizi desteklemiş ve onaylamıştır. Geldiğimizden bu yana mafya ve çete örgütleri yargının önüne çıkarılmıştır. Pek çoğu dağıtılmıştır. Resmi kayıtlarda sayısının 55 olduğunu biliyoruz. Elbette kararları hakimler savcılar vermektedir. Yakalanmalar gözaltılar yargı süreci içinde değerlendirilmektedir. Bizim görevimiz nedir? Geçmişte olmayan tek şeydir. Siyasi irademiz güçlüdür. Yolsuzuk yapanların kökünü kazımak üzere dimdik ayakta durmuştur.

Bugüne kadar yapılanları şerefle anlatan hükümetimizin yolsuzluktan yana tavır almasını hiç kimse beklemesin. Bunu şu sözlerimle tamamlayayım, eğer bir rüşvet kara para aklama söz konusu ise bunu yargı en iyi şekilde aydınlatmalıdır. Başka olaylarda yargının yanında yer tutan hükümetimiz, bu konda da da yargı sürecinin her zaman arkasında duracaktır.

'Herkes nötrdür'

İsimler kim olursa olsun, o kişilere ne kadar yakın olursa olsun, geçmişte veya bugün hükümetimizle ne kadar iyi ilişkilerde bulunduğu farkedilsin, bizim nazarımızda herkes nötrdür. Yargı sürecinin vereceği karara her zaman saygılı olacağız. Engelleyecek bir çabanın içinde olmayacağız. Yargı bilmeli ki, her konuda desteği yargımızın arkasında olacaktır.

Hükümet üyelerinin isimlerinin geçtiği, yakın ilişkide olduğu gibi iddialar bizi ilgilendirmiyor. Bu iddiaların gerçekliği kısa zamanda ortaya çıkarılmalıdır. Bu konuda muhalefete bir cümle söylemek istiyorum. Elbette hükümeti eleştirmek, yıpratılmasını istemek, önümüzdeki mahalli seçimlere kırık bir şekilde gitmesini istemek, bu olay sebebiyle tersine döndürmek isteyebilirler. Muhalefetin meşru hakları vardır. Bu olay bugüne kadar cereyan etmiş pek çok olayda olduğu gibi dikkatle takip edilmelidir. Ama peşin hükümle karar vermek, masumiyet ilkesini bertaraf etmek, henüz ispatlanmış hiçbir şey yokken, basına ve internet medyasına servisle vakit geçiriliyorken, peşin hüküm vermesinler. Bu yolsuzluk iddiasının süratla araştırmasını isteyebilirler, hükümetin tavır almasını isteyebilirler. Ama ne bakanlarla, ne de kişilerle ilgili peşin hükümle suçlama noktasına gitmek, hükümeti sorumlu tutmak doğru bir davranış olamaz. İnsaflı olsunlar.

'Dosyayı bilmiyoruz'

Biz hükümet olarak daha dosyada neler olduğunu bilmiyoruz. Bize bunları getirin deme imkanından da mahrumuz. Onlara konulan altyazılar, iş adamların, sanatçıları suçlayacak bir psikolojik savaşın içine sokmak hukuki değildir. Adli yargıyı etkilemek de suçtur.

Bize düşen sabırla ama bir an önce de yargının elindeki delillerle, adil yargılama süreci sonunda da burada ne var, kim neyle suçlanıyor, deliller yeterli midir bu konuda bir karar verilmesidir.

'Gizliliğe uymuyor'

Bir soruşturma süreci var. Gizlidir ama bu sürece uyulmuyor. Ne muhalefet ne basın ne de siyasetçiler uyuyorlar. Lütfen insanları karalamayın. Bir insan kesin hükümle mahkum oluncaya kadar masum sayılır. Bu hukuk herkes içindir. Adalet herkes için yol göstericidir. Bizim beklediğimiz yargı sürecinin şeffaf süratle gerçekleştirilmesidir.

'Aylar öncesinden yazılıyordu'

Bu olayların bugün gerçekleşiyor olması ne anlama geliyor? Siyasi bir maksat olabilir mi? Müsaade ederseniz bu meseleye bakma hakkımız var. Çünkü üç dört gün öncesinden, dört beş ay öncesine kadar bu tür suçlamalarla bazı insanların karşı karşıya gelecekleri yazılıyordu. Emniyetten insanlar, güler mi ağlar mı, barış mı derken, İçişleri Bakanımızın oğluyla ilgili işaretleri vermişler.

Artık her şey bitti, savaşacağız. Herkes için kötü olacak. Şunlar bunlar tutuklanacaklardan, kasetler, fotoğraflar servise konacak tehditlerini biz de duyuyoruz. Bu kadar alçalabileceğini bazılarının, gerçekten düşünmemiştik. Saflığımıza verin. Bir tarafta meşhur bir sanatçıyla evli olan bir iş adamı diyelim, TOKİ’yle ilgili arazilerin şirketlere peşkeş çekildiği iddialar var, haksız kazanç temin ettikleri var. birbirinden farklı isimlerin bir araya getirilmesinin amacı ne olabilir? Böyle bir şey görülmüş değil. 14 aylık bir dinlemeyle bu işin şimdi sonçlandığı söyleniyorsa, aslında 6 ay önce dinlemenin kesildiği bugünün beklendiğini de duyduk.

'Ne amaçla yapıldığını biliyoruz'

Bu işin planlayıcısını, ne amaçla yaptıklarını az çok biliyoruz. Belki zamanı geldiğinde açıklayabileceğiz. Bu kadar kişi aynı yerde olmamışlar, niçin birini bir ay önce, iki ay önce, sabahın beşinde evlerine baskınlar yaparak bu işleri başlatıyorsunuz?

İkincisi nedir, bu işi yapanlar diyelim ki emniyetteki şube müdürleridir. Bir üstüne haber vermesi istenir. Arkadaşlar şube müdürünün başlattığı operasyondan başındaki müdürün, İstanbul Emniyet Müdürünün, Ankara Emniyet Müdür habersizdir. Haber verselerdi önlem alırlardı diyebilirsiniz. Arkadaşlar bir görev ifade ediliyor. En azından bir operasyon yapılacak. İsimleri gizli tutabilirsiniz. Bir içişleri bakanının, oğlunun gözaltına alındığını basından duyması kadar acı bir şey olabilir mi?

'Psikolojik harp'

Bazılarının görev yerleri değiştirilmiştir. Soruşturmanın gizliliği esastır demiştim, şu anda yayınlanmayan tek şeyden haberdar olduk. Bakanlar hakkında fezleke tanzim edileceği, UYAP’a bilgi vermeden gerçekleştirildiği de iddiaların içinde. Psikolojik harple karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim. Bunun amacı ne olabilir? Hükümetimizin yıpratılması.

'Önce Gezi, şimdi bu...'

Önce gezi ile şimdi de bu tür olaylarla kamuoyu üzerinde yıpratma kampanyası olduğu çok açık şekilde görülüyor. ANAP için yapılanlardan farklı bir tarafı yoktur. Ancak bilgili hazır olan bir hükümet o tarihte söz konusu değildir.

Başbakan ile birlikte hükümetimizin yıpratılması, birilerine göre yandaş candaş isimleriyle küçük düşürülmeye çalışılan gazeteler gazetecilere yönelik tehditler at başı gitmektedir. İş adamlarına tehditler yağmaktadır. Çocuklarıyla ilgili, montaj da olsa yayınlayabileceklerini söylemektedirler.

'Türkiye ekonomisi karalanmak istenmiş olabilir'

Bunları yerel seçimler ve seçimlere yönelik, yapıldığını bir komplo teorisi olarak söylemiyorum. Bundan uzağız. Unutmayın üç çeyrekte yüzde 4’ün üzerinde büyüme gösteren bir Türkiye ekonomisi, yabancı yatırımları cazibe merkezi olarak çeken Türkiye ekonomisi, yolsuzlukların başını alıp gittiği imajıyla karalamak noktasına getirilmek amaçlanmış olabilir.

'Sonuna kadar araştırılacak'

Ortada bir iddia var. Kimlerin ismi geçiyorsa, hükümetimizle ilgili olanlarından hiç ilgisi olmayanlara kadar bu iddialar sonuna kadar araştırılmalıdır. Nereye kadar varacaksa, kim hakkında deliller varsa, kim hüküm giyecekse bizi ilgilendirmiyor. Biz yolsuzluklara karşı savaş vermiş bir hükümetiz.

Bu operasyon niçin bu zamanda bu eksikliklerle yapılıyor? Bazılarının daha olabileceği tehditler olarak savruluyor. Düşünün hükümeti yıpratmak için. Bizim en çok başarıyla gerçekleştirdiğimiz yolsuzluklarla ilgili kamuoyunun gözünden düşürmek için olduğunu biliyoruz. Bu işi yapanları bulacağız. Devlet içinde kümelenmiş bir örgüt söz konusu ise bunları ortaya çıkarmak boynumuzun borcu olsun.

SORU CEVAP

Halkbank Genel Müdürü de bunların içinde. Bazı siyasi çalışmaların olabileeğini söylediniz. Zaten bir kabine revizyonu bekleniyordu, yakın zamanda kabine revizyonu bekleyebilir miyiz?

Son rakamlarla verdiğim konuyu Adalet Bakanlığımızdan aldık. Orada 52 kişi, sadece birisi eşi serbest bırakılmış. Onun dışında 51 kişinin sorgulamasının yapılacağının bilgisini aldık. Kabine revizyonu. 15 günü geçti Bakanlar Kurulu yapmadığımız için. Son toplantıdan sonra aday olacak bakanlarımız olursa ayrılacak mı, devam edecek mi? YSK bakanların istifasına gerek yok dedi. Biz de istifa etmeleri gerekir demiştik. Ben sayın başbakanımızla o gün konuşmuştum. Kendisi de ocak ayından itibaren aday olarak çalışacaklarını, bakanlıktan ayrılacaklarını söyledi. Belki aralık sonu diye konuşmuş olabilirim. Şimdi ne düşünecek, nasıl karar verecek başbakanımızdan öğreneceğiz.

Bazı şube müdürlerinin görevden alındığını söylediniz. İsmi geçen bazı bakanların görevden alınması yada istifa etmesi gerekir mi? Görevden alınan 5 Şube Müdürü var. Görevi kötüye kullanmaktan dolayı görevden alındıklarını belirttiniz. Mali şube, terör ve asayiş şube müdürlerinin görevden alınma sebepleri nedir? Siz hükümet olarak herhangi bir müdahalede bulunulmayacağıı söylediniz. Gerek ek savcıların görevlendirilmesi, görevden alınmaların bir müdahale gibi algılanıyor?

Doğrusu hayret ediyorum. Kişiliğinize saygım olmasa farklı düşüneceğim. Yani emniyetle özel görevli arkadaş gibi soruyorsunuz. Siz emniyet genel müdürlüğünün açıklamasını okudum. Gerek görmüştür. O mu gitti, bu mu gitti. Buna cevap vermek noktasında değilim. İkincisi bakanlar ne yapacak diye soruyorsunuz. Yakında görürsünüz. Bu konuyla ilgili kararı Başbakan verecek.

Turan Çolakkadı, yani bu işin en üstünde olan insan diyor ki, ama üç ayrı mesele var, memur olanlar da var, ona göre yargılama yapılıp yapılmaması konusunda iki tane savcı daha görevlendirildi diyor.

Bu operasyonun hükümeti yıpratmak için olduğunu belirttiniz. Devlet içerisinde bir örgütten bahsettiniz. Varsa. Bununla ilgili bir operasyon mu var? Soruşturmanın emniyet müdürlerinin, savcının adli kolluk görevlileri görevden alınarak zayıflatıldığını düşünüyor musunuz? Soruşturmanın görevden alınmalar nedeniyle zayıflatıldığını düşünüyor musunuz?

MİT’te, Emniyet Genel Müdürlüğü de bu konularda çalışma yaparlar. Biz emniyetçilerin, bunu alıp oraya onu alıp buraya getirmek değil. Buna benzer operasyonları değil, yani maksadın araştırılması için bir yapı varsa bunu ortaya çıkarmaktır. Bir ilin emniyet müdürü yapılacak işten haberdar değilse, özellikle bu yollar kesilmişse bu ne amaçla yapılmıştır? Bu yola niçin gidilmiştir diye araştırma yapılmasına ihtiyaç var.

Soruşturmanın 14 ay sürdüğü, bu süre zarfında başbakanın dahi usulsüz olarak dinlendiği iddiası var. Siz bir zirveye katıldınız. Buna ilişkin somut bir olgu var mıdır?

Bir zirve yapmış da değiliz. Bir taraftan muhalefet basın kamuoyu bir açıklama bekliyor. İlgili bakanları başbakanımız davet etti. Duyumlarımız ve elimizdeki bilgileri değerlendirdik. Yasa dışı dinlemeler araştırılacaktır. Başbakanın kendi ofisindeki ve evindeki böceklerle ilgili daha evvel açıklama yapmıştı.

Çocukları sebebiyle soruşturmada ismi geçen bakanlar, istifa taleplerini ilettiler mi?

Toplantıda bu konuda ne konuşulduğunu söylemem. Ama yapılacak bir işlem varsa, biz sayın bakanlarımızı seviyoruz. Masum olduklarına inanıyoruz. Bir suça karışmışlarsa, çocukları konusunda onların da bir dahli varsa onları koruyacağımız anlamına gelmez. Ama siyaseten bize müsaade diyebilirler, başbakanımızın böyle bir talebi olabilir. Ne yapacaklarını yakın zamanda görürüz.

Bir banka genel müdürünün evinde ve bakan çocuğunun evinde çıkan para miktarını ölçülü buluyor musunuz? Açıkladığınız kesimden bir cemaati anlayabilir miyiz?

Beş kere beş 25 elde var Ayten. Bu kadar laf söyledikten sonra siz cemaat mi var derseniz, cemaatle karşı karşıya getirecek bir anlam yüklemek doğru değildir. Cemaat temiz olduğunu, hizmetler yaptığını, başındaki insan söz konusu ise ona olan sevgimizin ne kadar büyük olduğunu her yerde söylemiş bir insanız. Eğer bir alçaklık söz konusu ise onlara hamletmek doğru olmaz. Bu sözlerimle cemaati hedef aldığım anlaşılamaz.

Emniyetin yaptığı açıklamanın iki boyutu var. Oradaki inceliğe bir daha dikkatinizi çekeyim. Birileri emniyette birilerinin tasfiye edildiğinden ısrarla bahsediyorlardı. Onlar başka yerlere atıldılar, bu operasyonu kendi üzerlerine alıp hükümeti hedef tahtasına alanlar vardı.

Para kutularından bahsediliyor?

Sizin bunu internette gördük herhalde değil mi? Sosyal medyada, ben henüz onun gerçeklik noktasını bilmiyorum. Savcı bey elindekileri bana göster imkanım yoksa, nasıl oluyorda bunlar internette yayınlanabiliyor ? bu çirkin bir şey ayıp bir şey. Yayınlanması gerçekten suç olan bir konuda benim görüşümü almayın. Ben onun henüz gerçekliğinden bile emin değilim.

Para kutularından bahsediliyor. Polis kamera görüntülerin kaydedildiği yayınlandığı ifade ediliyor. Kamu bankası genel müdürünün evinde para çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hiç aklıma gelecek bir şey değil. herhalde bankada toplanan mevduatı evine götürmüyordur. Aklıma Sinan Aygün geliyor. Orda da bir üç trilyon civarında bir para bulunmuştu. Kendisine iade edildi. Sayın Aygün bu konuda aklanmış sayılabilir. Burada da bir para makinası bilmem ne mizansen midir, parayı çok seviyor da sürekli sayım mı gerçekleştiriyor, şu yargı ne yapacaksa yapsın da biz de bu görüntülerin gerçek olduğunu anlayalım."

(soL - Haber Merkezi)

Haberin Tamamı İçin:

Arınç 'Ayten' Dedi Sosyal Medya Yıkıldı

Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç 17 Aralık operasyonları sonrasına yaşananlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Arınç'ın konuşmasında Ümit Yaşar Oğuzcan'ın 'Milyon kere Ayten' şiirinden kısa bir bölümü okuması, sosyal medyanın en çok konuşulan konularından biri oldu.

Arınç sorulara da cevap verirken, “Bir banka genel müdürünün evinde, ve bakan çocuğunun evinde çıkan para miktarını ölçülü buluyor musunuz? Açıkladığınız kesimden bir cemaati anlayabilir miyiz?” sorusuna verdiği cevap sosyal medyanın en çok konuşulduğu konulardan biri oldu.

Arınç’ın soruya, “Beş kere beş 25 elde var Ayten. Bu kadar laf söyledikten sonra siz cemaat mi var derseniz, cemaatle karşı karşıya getirecek bir anlam yüklemek doğru değildir. Cemaat temiz olduğunu, hizmetler yaptığını, başındaki insan söz konusu ise ona olan sevgimizin ne kadar büyük olduğunu her yerde söylemiş bir insanız. Eğer bir alçaklık söz konusu ise onlara hamletmek doğru olmaz. Bu sözlerimle cemaati hedef aldığım anlaşılamaz” şeklinde cevap vermesinden dakikalar sonra sosyal medyadan yüzlerce tepki geldi.

Twitter’da anında #direnayten hashtagi açıldı, yüzlerce yorum paylaşıldı.

İşte Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiirinden bir bölüm:

MİLYON KERE AYTEN

Ben bir Ayten'dir tutturmuşum

oh ne iyi Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel

Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin

Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor

Şarkılar söylüyorum Şiirler yazıyorum

Ayten üstüne

Saatim her zaman Ayten'e beş var

Ya da Ayten'i beş geçiyor

İki kere iki dört elde var Ayten

Bundan böyle dünyada Aşkın adı Ayten olsun

Ümit Yaşar Oğuzcan

Hürriyet

Haberin Tamamı İçin:

Twitter'daki 'Ayten' paylaşımlarından bazıları

Arınç: Yolsuzluk Yapanların Türkiye'de Kökünü Kazımak Görevimiz

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, siyasi iradelerinin güçlü olduğunu, görevlerinin yolsuzluk yapanların Türkiye’de kökünü kazımak olduğunu belirterek, “Yolsuzluk söz konusu olduğu bir yerde hükümetimizin yolsuzluktan yana tavır almasını hiç kimse beklemesin.” dedi.

Dün başlatılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla ilgili AK Parti genel merkezinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında; başbakan yardımcıları Bülent Arınç, Beşir Atalay, Bekir Bozdağ ile İçişleri Bakanı Muammer Güler, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve AB Bakanı Egemen Bağış katılımıyla bir toplantı düzenlendi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla ilgili Başbakanlık merkez binasında basın mensuplarına açıklama yaptı, sorularını cevapladı. Operasyonun başladığı günden bu zamana yaşanan gelişmeleri hatırlatan Arınç, mevcut savcılara ilaveten işleri kolaylaştırmak için iki cumhuriyet savcısı görevlendirilmesinin rutin bir işlem olduğunu hatırlatarak, görev değişikliği yapılmasına ilişkin emniyet ve valilik açıklamalarını okudu.

“YOLSUZLUK, YASAKLAR, YOKSULLUKLA MÜCADELE EDİYORUZ”

Arınç, bakan çocuklarının olduğu üç ayaklı adli bir operasyon başladığını belirterek, “On bir yıldan bu yana hükümetimizin görüşü değişmemiştir. Türkiye’de siyasetin yozlaştığı bir noktadaydık. Hükümetler uzun ömürlü olamıyorlardı. Üç şey ile mücadele edeceğimizi ifade etmiştik; yolsuzluk, yasaklar, yoksulluk. Pek çok mafya ve çeteyi yargı önüne çıkarttık, geldiğimizden bu yana.. Hükümetlerimiz döneminde suç örgütleri ile de mücadele ettik.” hatırlatmasında bulundu.

“İSİMLER KİM OLURSA OLSUN…”

Siyasi iradelerinin güçlü olduğunu işaret eden Bülent Arınç, görevlerinin, yolsuzluk yapanların Türkiye’de kökünü kazımak olduğunu vurguladı. Arınç, sözlerini, “Yolsuzluk söz konusu olduğu bir yerde hükümetimizin yolsuzluktan yana tavır almasını hiç kimse beklemesin. Yolsuzluk kara para aklama söz konusuysa yargı bunu en iyi şekilde aydınlatmalıdır. İsimler kim olursa olsun, en yakınımızdaki kişiler olursa olsun bizim nazarımızda her şey nötrdür. Yargı süreci bir an önce nihayetlendirilmelidir. Müdahili olmayacağız. Bir iddia varsa ispatlanmalıdır, gerçekler ortaya çıkartılmalıdır.” diye konuştu.

“PEŞİN HÜKÜMLE KARAR VERMEMELİ”

Muhalefete seslenen Arınç, “Bu iddialar üzerine hükümetin yıpratılmasını istemek hükümetteki isimler üzerinden, muhalefetin gayri meşru haklarının olmaması gerekir. Dikkatle takip edilmelidir süreç. Peşin hükümle karar vermek, peşinen suçlu saymak muhalefete yakışmaz. Hükümetin kendi içinde tavır almasını isteyebilirler ama ne bakanlarla ne ismi geçenlerle ilgili peşin hükme varmak doğru olmaz. Hakkaniyetli olsunlar.” dedi.

Hükümet Sözcüsü Arınç, hukukun evrensel prensiplerinden birisinin soruşturmanın gizliliği olduğuna dikkat çekerek, şöyle devam etti:

“Hükümet olarak dosyanın içinde neler var bilmiyoruz. Boy boy resimler, alt yazılar, psikolojik savaş yakışıksız. Bize düşen sabırla ve yargının elindeki deliller, suçladıkları kişilerle bir an önce yüzleşmesidir. Bu kararı sabırla bekleyeceğiz. Lütfen insanları karalamayın. Peşin hükümle karar vermeyin. Hukuk herkese lazım, adalet herkese yol göstericidir.”

“SAFLIĞIMIZA VERİN”

Bülent Arınç, ‘olayların bugün cereyan ediyor olması farklı bir anlam kazanıyor mu’ şeklindeki soruya, “Üç dört gün öncesinden başlayarak bu tür insanların suçlamalarla karşı karşıya kalacağı, güler mi ağlar mı twittleri işaret vermişler üç dört ay önce. Biz şimdi farkına varıyoruz.

Bu kadar alçalabileceğini, bazılarını gerçekten düşünmemiştik. Saflığımıza verin. Taraf ve konular farklı. Meşhur bir sanatçı ile evli olan iş adamı grup var. TOKİ ve belediyelerin kurulların haksız kazanç temin ettikleri. Bu üç farklı konuların aynı soruşturmada yapılmasını anlamak mümkün değil. Kötü şeyler duyduk ve hissettik. Az çok planlayıcıların biliyoruz. Ama zamanı gelince belki açıklayabiliriz. Bir içişleri bakanının, oğlunun gözaltına alınmasını basından duymasından daha acı bir şey olabilir mi? Batıda böyle mi oluyor bilmiyorum. Ama bizim kolluk güçlerimizin üst rütbesine haber vermesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“ÇOK PLANLI PSİKOLOJİK HARP BENZERİ OLAYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

"Çok planlı psikolojik harp benzeri bir olayla karşı karşıyayız." diye devam eden Arınç, “Hükümetimizi yıpratmak istiyorlar. Önce Gezi ile şimdi bu tür olaylarla kamuoyunda yıpratılmak isteniyoruz. ANAP için yapılanlar şimdi yapılanlar arasında bir fark yok. Yerel seçimler ve önümüzdeki seçimlere yönelik yapılması komplo teorisi değildir. Karalamak, küçük düşürülmek amaçlanmış olabilir.

“EN YAKINDAN EN UZAĞA İDDİALAR ARAŞTIRILMALI”

Ortada bir iddia olduğunu, en yakından en uzağa kadar sonuna kadar iddiaların araştırılması gerektiğini kaydeden Arınç, “Kim hüküm giyecekse bizi ilgilendirmiyor. Yolsuzluklarla savaşmayı varlık sebebi saymış bir hükümetiz. Dikkatlerden kaçmasın. Niçin bu zamanda bu eksikliklerle yapılıyor. Bu operasyon da hükümeti yıpratmak için, zor durumda bırakmak için. Kamuoyunun gözünden düşürmek için. Bu işi yapanları en kısa zamanda bulacağız. Devlet içine yuvalanmışları bulmak boynumuzun borcu olsun.” şeklinde konuştu.

“BAKANLARIN NE YAPACAĞINI YAKINDA GÖRÜRSÜNÜZ”

Bülent Arınç, kabine revizyonuna yönelik bir soru üzerine ise “15 günü geçti Bakanlar Kurulu yapılmayalı. Bakanlar aday olduğu takdirde ocak ayından itibaren aday olarak çalışacaklarını, bakanlıktan ayrılacaklarını söylemişti Başbakan. Kişiliğinize saygım olmasa farklı düşüneceğim. Ben dahi kimin hangi şubede çalıştığını bilmiyorum. Bakanların ne yapacağını yakından görürsünüz. Başbakan karar verecek. İdare soruşturmalardır. Biz operasyon makamı değiliz, yargı da değiliz. Bizim işimiz idari soruşturmalarda. Şu andaki kanaatimiz bunun planlı bir harekat olduğu. Özellikle yollar kesilmişse bunu araştırmaya bir ihtiyaç vardır.”

BAŞBAKAN’IN DİNLENMESİ

Toplantıda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dinlendiğine dair somut bir konuşma yapılmadığını belirten Arınç, “Zirve de yapmış değiliz. Beklenen açıklamayı yapıyoruz. Duyumlarımız ve elimizdeki bilgileri değerlendirdik, çocukları sebebiyle istifa talepleri bu da dahil olmak üzere. Sayın bakanlarımızı seviyoruz ama bir suça karışmışlarsa onları koruyacağımız anlamına gelmez. Suçluluğu hükmen sabit olmayınca masumdur. Siyaseten ne yapacaklarını yakın zamanda görürüz.” diye konuştu

Arınç, başka bir soruya karşılık olarak da fitneyi söndürmek istediklerini belirterek, cemaate olan sevgisinin ne kadar büyük olduğunu her yerde söylemiş insan olduğunu, onlara mal etmenin haksızlık olduğunu sözlerine ekledi.

YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.

CİHAN

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAnkaraAvrupa BirliğiBakanlar KuruluBaşbakanBaşbakan YardımcısıBekir BozdağBeşir AtalayBülent ArınçEgemen BağışHalkbankİstanbulMuammer GülerPolisRecep Tayyip ErdoğanRüşvetSavaşSosyal MedyaTerörTwitterZafer Çağlayanmemurmemurlarolay
Görüş Bildir