Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Rahatsız Edici 15 Film - 2

-

Rahatsız Edici 15 Film - 2

Sinema, bazen size karşı sizin istediğinizden daha fazla dürüst olmak isteyebilir. İşte bu uğurda daha gerçekçi, sert, çarpıcı ve vurucu olmaya çalışırken gerçeği eğip büken, sizi içten kemiren, fetheden, yaralayan, kimi zaman tiksindiren filmler karşınıza çıkabilir. Size ekrana, perdeye bakmak konusunda zorluklar yaratabilecek; bazen sizin ilginizi istismar edebilecek; gösterdiği vahşet ile stabil psikolojinizin ayarlarıyla oynayabilecek; izleyici düşmanı filmleri bir kez daha kişisel bir listede toparladım. Listeyi bir rahatsızlık paratoneri olarak da kullanabilirsiniz.

Kaynak: http://eksisinema.com/rahatsiz-edici-15-...

The Holy Mountain (1973) – Alejandro Jodorowsky

Jodorowsky’nin gerçeküstü bir tavırla insana dair mevcut olan birçok kavramı ağır bir şekilde patakladığı filmi anlaşılmaz sularda gezinen fakat genel tabloda incelenebilir olan bir imgesel taarruzdan başka bir şey değil. Seyircinin zihnine görsellerle egemen olan Jodorowsky’nin bu izlemesi ve katlanması zor; unutması ise imkansız olan rahatsız edici filmi sinemanın hem görsel hem de işitsel kuvvetinin zirvelerindendir. ‘Psychedelic’ kültürünün sinemadaki en seçilebilir tezahürlerinden biri olan film, derinlemesine eleştirelliğiyle zaman ve mekan ötesi bir değer kazanmasının yanı sıra sert ve dayanılmaz sahneleriyle kekremsi bir anı olarak zihinlerde yer ediniyor.

Freaks (1932) – Tod Browning

Yapım yılına ve filmin üzerinden geçen 80 seneye aldırmayın. Freaks, halen sinema tarihinin en rahatsız edici, en hastalıklı filmlerinden biri. Browning’in gerçek ‘ucube’leri son derece gerçekçi bir şekilde kullandığı filmi toplum tarafından dışlanmışlığın nabzını tutarken, seyircinin tozpembe beklentilerini pek de önemsemiyor. Zaten bu nedenle de dahi bir yönetmenin tepetaklak giden kariyerinin başlıca sebebi oluyor Freaks. Kesile kesile 60 dakikaya indirilen kolay ulaşılabilir versiyonunda bile genel rahatsız edici atmosferini yansıtabilen film, sinema tarihinin hem en önemli hem de en rahatsız edici filmlerinden biri.

Sweet Movie (1974) – Dusan Makavejev

Sinema tarihinin en rahatsız edici filmlerinden birisi olduğu gibi sinema tarihinin en ironik film isimlerinden birine de sahip olan Sweet Movie, Dusan Makavejev’in hastalıklı düşüncelerini bütünsel bir yapıdan ziyade parça parça görselleştirdiği bir sinemasal deneyim. Politik bir eleştirelliğin etrafına dizilen ve seks ve cinayet gerçekselliğinden gücünü alan rahatsız edici unsurlar tipik bir iticilikten çok daha fazlasını oluşturuyorlar. ‘Başyapıt’ ve ‘çöp’ temelli olarak iki farklı koldan değerlendirilebilen bu tartışmalı ve can sıkıcı film hem tuhaflığıyla hem de kendine özgülüğüyle her bakımdan göz kamaştırıyor.

Caligola (1979) – Tinto Brass

Sinemanın kült yönetmenlerinden Tinto Brass’ın hiç utanmayıp bilindik ‘soft porno’larının içine şiddeti de kattığı ve bir döneme ‘kendince’ gerçekçi bir şekilde odaklandığı filmini şen şakrak bir ortamda izlemek ne mümkün… Roma İmparatorluğu’nun en psikopat, en gaddar ve elbette ki en sapık liderlerinden biri olan Caligula’nın kan, şehvet ve uzuv dolu hayatı Tinto Brass’ın temize çekmesiyle beraber sinema perdesinde küçük çaplı bir krize sebebiyet vermişti. Meşhur Penthouse Productions adına çevrilen filmin dozu kaçmış erotizmi ve şiddeti her daim derin rahatsız ediciliğini muhafaza etmektedir.

Begotten (1990) – E. Elias Merhige

‘Türler-üstü’ tanımını yerle bir ederek tam bir ‘türler-altı’ filmi olan Begotten’ın adını duyunca kaçacak delik aramadığımız kabahat… İmgesel bir karmaşayı tam bir ‘huzur-bozan’ olarak kullanan filmin sanat aleminin güçlü bir derebeyliği olan sürrealist akımla birebir örtüştüğünü söylemek boynumuzun borcu… Sırtını sadece görsellerine dayayan ve tanrıların ölümü ve yeniden dirilişi üzerinden gerçeküstü bir öykü anlatan bu karanlık masal, yalnızca rahatsız ediciliklerden zevk alabilen bünyelere yönelik bir deneyim vaat ediyor. Sinema tarihinin ‘yeraltı’ filmlerinden biri olan Begotten, bu listedeki birçok film gibi, yalnızca bazı şeyleri göze alabilenlere öneriliyor.

Seul contre tous (1998) – Gaspar Noé

Rahatsız bir adamın çektiği bir film elbette ki rahatsız edici olacak… Sinemanın en kendine özgü ve en ‘öteki’ şahsiyetlerinden biri olan Gaspar Noe’nin meşhur kısası Carne’sinin devamı ve bütünleyeni konumunda olan Seul contre teus, hiçbir şeye benzemeyen dinginliğiyle ve fırtına öncesi sessizliğiyle canımızı bir güzel sıkıyor. Ensest gibi bir hastalığa dirsek temasında duran filmin tuhaf ironisi de oldukça rahatsız edici bir deneyim sunuyor. Noe’nin bizi rahatsız etmekten yorulmayan sinemasının ilk ürünlerinden biri olan film, tuhaf bir yönetmenin alabildiğine tuhaf bir filmi; zaten bu da güzel olmasının başlıca nedeni.

Baise-moi (2000) – Virginie Despentes, Coralie

Sinema tarihinin en gerçekçi tecavüz sahnelerinden birisini izlemeye hazır mısınız? Bizce olmamalısınız. Tecavüze uğrayan iki kadının cümle alemden aldıkları intikamı anlatan film, ‘performe edilmemiş; yaşanmış’ sevişme sahneleriyle ve ‘yaşamışlığa yakın’ cinayet sahneleriyle seyredenini duvardan duvara çarpıyor. Sınırları güzelce çizilememiş gerçekliğiyle zihinlere kazınan ve bir senelik kabus bilincinizin rızkını sağlayan korkunç tecavüz sahnesi ise, unutulması şart anılarınızın arasındaki yerini alıyor.

August Underground’s Mordum (2003)

Kurgu yok; müzik yok; hatta senaryo bile yok… Var olan bir şey varsa o da dibine kadar vahşet, dibine kadar ‘gore’… Tüm zamanların en hastalıklı filmlerinden biri olan August Underground’s Mordum sinema yapma hevesinden çok vahşet sunma hevesiyle dikkat çekiyor. Bu şekilde sinema bir kez daha vahşilerin ve kötücül düşüncelerin elinde istismar ediliyor. Bebek cinayetleri, nekrofili, ensest, tecavüz ve daha birçok manyaklık tek bir videoda karşımıza çıkıyorlar ve kişisel psikolojimiz insancıllıktan çok daha uzaklara savruluyor. Bir kere izlemek bile, çok fazla…

Murder Set Pieces (2004) – Nick Palumbo

Tüm zamanların en rahatsız edici filmlerinden biri olduğu gibi tüm zamanların en kötü filmlerinden de biri olan Murder Set Pieces, bir moda fotoğrafçısının ‘hardcore’ dünyasına eğiliyor. Filmin ne kadar kötü ya da ne kadar kanlı olduğundan bahsetmeye gerek yok. Seyircinin görsel algısını bir güzel istismar edip, insanın kötücüllüğünün enginleştirdiği denizden yararlanan Murder Set Pieces, kişiyi sinemanın bir sanat olup olmadığından şüphelendirebilecek kadar plansız ve ne idüğü belirsiz.

Cache (2005) – Michael Haneke

Sinemanın en rahatsız edici yönetmenlerinden biri olan Michael Haneke’nin ekonomik ve derin bir şekilde izleyenini rahatsız ettiği başyapıtı Cache, özellikle unutulmaz intihar sahnesiyle hatırlanıyor. İnsan doğasının bencilliğinden güç alan rahatsız ediciliğini çok gerçekçi bir şekilde perdeye yansıtan ve sırf yaşananların gerçekliği nedeniyle bile yeterince rahatsız edici olan bu derin ‘soykırım’ filmi, göstermeyi değil de hissettirmeyi seçiyor. Haneke sinemasına aşina olan seyircilerin hiç de yabancılık çekmeyeceği bu şaheser, Haneke’nin meşhur ‘rahatsız seyirler diliyorum’ sunumuyla galasını yapmıştı.

Taxidermia (2006) – György Pálfi

Macar sinemasının son dönemlerdeki yüz aklarından biri olan Taxidermia üç neslin hikayesini isminden de anlaşılabilen tema üzerinden bağlayan ve cesaretiyle göz kamaştıran bir başyapıt yarısı. Mastürbasyondan hayvanlarla sekse; açık ameliyatlardan kusmalara geniş bir yelpazede türlü mide bulandırıcılıklar bahşeden filmin müthiş bir sinemasal algıyla kotarıldığını da belirtmek gerekiyor. Sadece marjinal olmak için marjinal olmayan ve sıra dışılığının içerisine doğallığını da katan bu enfes film, duygularından arındırılmış bir bireyin bile içini acıtabilecek görsellerle bezeli.

À l’intérieur (2007) – Alexandre Bustillo & Julien Maury

Yeni dönem Fransız korkularının vahşete, kana ve şiddete bolca sırt yasladığı zaten aşikar. Fakat gelin görün ki, À l’intérieur eğilimi belli olan bir ülke sinemasının içinde bile kan kırmızısıyla daha bir parlıyor daha bir rahatsız ediyor. Sinemanın en kanlı deneyimlerinden birine şahit olmak, elbette ki epeyce zor. Yakın bir dönemde eşini kaybeden hamile bir kadının doğumuna yalnızca bir gün kala uğradığı vahşet dolu ‘gasp’ı anlatan film sözünü sakınmaz bir şiddetin elçilerinden biri. Çocuklara, hamilelere, kalp hastalarına yasak; insanlara ise önerilmez.

Kynodontas (2009) – Yorgos Lanthimos

Gitgide daha bir ekolleşen Yunan sinemasının bu konuda bayrak taşıyan filmi olan Dogtooth, post-modern olarak adlandırabileceğimiz değişik bir sinemanın da muhatabı… Yorgos Lanthimos’un dört duvar arasındaki bir distopyayı oldukça rahatsız edici sahnelerle, cesurca yansıttığı ve ters yapısına rağmen Oscar’a Yabancı Dil Dalında aday gösterilen filmi, bir modern başyapıt olarak addedilebilir. Doğumdan itibaren yapayca şekillendirilince ters tepkiler veren insan doğası, en katıksız haliyle, rahatsız edici bir şekilde karşımızda.

Antichrist (2009) – Lars von Trier

Belki hiç sevilmez; belki de çok sevilir; ancak şu bir gerçek ki Lars von Trier sinemanın en arıza yönetmenlerinden biridir. Sırf kendisiyle daha rahat çelişebilsin diye yazdığı ‘Dogma 95’ saçmalığını bir kenara bırakıp da Antichrist’a odaklanırsak da, ‘evet, bu film rahatsız edici’ diyebiliriz. Lars von Trier’in kadın düşmanı tavrı zaten kendi başına alabildiğine rahatsız ediciyken bir de bunun üstüne eklenen mide bulandırıcı birtakım görseller, şenliğe şenlik katıyor. Sonuç olarak ya bir başyapıt ya da bir rezalet olan Antichrist, mümkün mertebe can sıkıyor.

Michael (2011) – Markus Schleinzer

Haneke’nin donuk ve soluk görüntüleriyle nam salmış pek sevgili görüntü yönetmeni Markus Schleinzer’in pedofiliye odaklandığı ve sıradan adam üzerinden hastalıklı bir psikolojik yapıyı deştiği filmi yorumsuz bir şekilde öyküsünü anlatırken epeyce rahatsız ediyor. Yer yer ‘pedofili’ temelli rahatsız ediciliğini salondaki seyirciyi kıvrandırmak için iyice uzatan ve yavanlaştıran film, heyecan uyandırıcı bir yönetmeni müjdelemiyor. Başından sonuna dek durağan temposundan taviz vermeyen Michael, kağıt üstündeki kadar rahatsız edici olmasa da, perdede de rahatsız edici aslında.

Listenin ilk bölümüne ulaşmak için: https://onedio.com/haber/rahatsiz-edici-15-film-18--97231

Listenin üçüncü bölümüne ulaşmak için: https://onedio.com/haber/rahatsiz-edici-15-film-3-99372

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
gizlibilgiler

Harbiden rahatsız oldum

Başlıklar

CinsellikFırtınaİntiharSinemaTecavüzYunanistanhamilemüzikporno
Görüş Bildir