İtalya'daki Türkler: "1 Hafta Öncesine Kadar Kimse Koronavirüsü Önemsemiyordu, Şimdi Evlerimizden Çıkamıyoruz!"

4.3bPAYLAŞIM

Ülkemizde de Koronavirüs salgınına yakalananların sayısı artmaya başlamışken ölüm oranının arttığı İtalya'da yaşayan Türklerin sözlerine kulak vermek gerekiyor...

Koronavirüs salgını (Covid-19) ülkemiz de dahil olmak üzere, şu an tüm dünyayı etkisi altına aldı. Salgından en çok etkilenen ülkelerin başında ise İtalya geliyor.

Ölüm oranının son bir hafta içerisinden %4,24’ten %7,17’ye kadar yükseldiği İtalya’da hayatını kaybedenlerin sayısı 1809’a ulaştı. 

25 bine yakın vakanın tespit edilmiş olması ve ölüm oranlarındaki hızlı artış, ülkede yaşayanları da büyük bir endişeye sürüklemiş durumda.

Şu an ülkede ne gibi önlemler alındığını ve yaşanan son gelişmeleri öğrenmek için İtalya’da yaşayan Türklerle konuşma fırsatı bulduk.

Onlara şu an İtalya'daki genel tablonun nasıl olduğunu, salgının orada neden bu kadar hızlı yayıldığını, iş/okul durumunun nasıl olduğunu ve bu süreçte onları en çok zorlayan şeyleri sorduk.

Söylediklerine göre daha bir hafta öncesine kadar kimse durumu ciddiye bile almazken şimdi zorunlu durumlar haricinde izin kağıdı olmadan evden dahi çıkamıyorlar. Herkesin uyardığı nokta ise şu: "Erken önlem alın, sakın buradakilerin yaptığı hataya düşmeyin!"

Gelin, İtalya’da yaşananları bir de oradakilerin ağzından dinleyelim.

"Kuzeyde virüs almış başını giderken bile burada insanlar barlara, kafelere, restoranlara doluşup hayatına devam ediyordu."

Elena Demirbaş:

Ben normalde İstanbulluyum ama şu an Roma’da yaşıyorum ailem ile beraber. Burada iki gün önceye kadar dışarı çıkma yasağı yoktu lakin artık var. Bir izin kağıdı doldurup öyle çıkabiliyoruz. Sağlık, işe gitmek, gıda alışverişi ve acil durum dışında dışarı çıkmak yasak ve polis memurlarının izin kağıdı olmayanlara ceza yazma hakkı var. Ceza; para cezası veya 3 ay hapse kadar gidebiliyor. Bulunduğumuz bölgeden başka bölgeye gitmemiz tamamen yasak. Sokaklarda tek tük insan oluyor lakin neredeyse hayalet kasabaya döndük diyebilirim. (En azından bizim mahallede). Okullar Nisan ortasına kadar kapalı. Eşim, evladımız ve ben günlerdir evdeyiz. Arada ufak yürüyüşe çıkıyorduk ama artık o bile yasak. Olabildiğince moralimizi yüksek tutmaya çalışıyoruz lakin herkes stres durumda. Özellikle depresyon yavaş yavaş bastırmaya başladı... Bizi en zorlayan sanırım evden tamamen çıkmamıza yasak konulması oldu. Balkona veya terasa çıkıyoruz temiz hava ve güneş ışığı almak içim lakin bir süre sonra o bile yetmemeye başladı. Evden çıkmış hissiyatı vermiyor açıkçası. Bir de çocuklar için kötü oldu canları çok sıkılıyor ve bu da onları mutsuz ve agresif yapıyor. Tabi tüm ailenin sürekli evde olmasıda stresi etkiliyor.

Neden bu kadar hızlı yayıldı sorusunun cevabı (bilimsel olmamak ile beraber) şahsen İtalyan insanının kültürel ve sosyal yapısından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. İtalyanlar sosyalleşmeye, ailelerine ve arkadaşlarına çok düşkünler ve özellikle sabah saatleri çok aktifler. Büyük bir çoğunluk sürekli kalabalık arkadaş veya aile grupları içindeler, sabah kafelerde kahvaltı etmeyi seviyorlar bu da onları doğal olarak kalabalık toplu alanlara sokuyor. İstanbul'da olduğu gibi herkes toplu taşımanın içinde işine gidiyor. Sarılmak, öpüşmek, tokalaşmak çok yaygın ve mesela ben orta İtalya’da yaşayan biri olarak şunu gördüm; kuzeyde bu virüs almış başını giderken bile burada insanlar barlara, kafelere, restoranlara doluşup hayatına devam ediyordu. Hatta 1 haftaya kadar maske takana “ ne yapıyor bu?!” gözüyle bakılıyordu. İtalya’da yaşlı insanın çok olması ölüm oranını arttırıyor olabilir lakin ben İtalyan Devletinin bu virüsün üzerinden geleceğine inanıyorum çünkü gerçekten inanılmaz bir çaba var ve insanlarda kendilerine konulan kurallara uymaya başladılar. Resmen bir seferberlik var diyebilirim. Çoğunluk bilinçli ve kurallara itaat ediyor. Kısa sürede toparlayacağını umuyorum.

"Karantina ilan edildiğinden beri evden çıkmadım, açıkçası yapılan yorumlardan beri çöp atmaya çıkmaya bile korkar oldum."

Iraz Su Hazinedar:

Bologna’da öğrenciyim. 24 Şubat’tan beri okullar kapalı, son iki haftadır online eğitim var. Açıkçası karantinadan önce Bologna’da çok da panik havası vardı diyemem. 7 Mart günü zorunlu olarak bir iş için Milano’ya gitmiştim, mesela orada kalabalığın azaldığı hissedilebiliyordu, metrolar daha boştu vs. Karantina ilan edildiğinden beri evden çıkmadım, açıkçası yapılan yorumlardan beri çöp atmaya çıkmaya bile korkar oldum. Market alışverişini evlere servis ile hallettim bugün ama elbet çıkmak gerekecek. Ailem Türkiye’de ve hemen her gün birkaç kişi mutlaka durumumu soruyor, ailem de dönmemi istiyor. Normalde 3 Nisan günü Paskalya tatili için Türkiye’ye gelecektim ama uçağım iptal oldu, şimdi başka bir havayollarıyla uçacağım. Virüsü taşıma ve ülkemde olmak konusunda etiksel bir ikilemdeyim ama Türkiye’de karantinaya girmeye gönüllüyüm. Ya da en azından 20 gün içinde bu paniğin biraz daha azalmasını beklemekten başka çarem yok. Umarım her şey gittikçe iyi olur.

"Herkes çok bencil davrandı. Başkalarına vereceği zararı, sağlıklı bir taşıyıcı olabileceğini düşünmedi ve umursamadı."

Nora Elbe:

Durumun en kritik olduğu 3 bölgeden biri olan Veneto’dan yazıyorum. Başta bu virüs olayı pek ciddiye alınmadı “basit bir gripten biraz daha fazlası” denildi. Sonra birden insanlar panik yaptı ama yine önlem almadı. okullar önce 1 hafta kapatıldı, herkes kayağa filan gitti. O arada karantina bölgesinden virüs kapmış olan insanlar kaçtılar ve gezmeye gittiler. Her hafta yeni önlemler getirildi ama bunların halka iletilmesinde çok büyük bir iletişim sorunu yaşandı ve hiçbir bilgi net olmadı. İnsanların kafası karıştı ve herkes kafasına göre davrandı. Bir de herkes çok bencil davrandı. Başkalarına vereceği zararı, sağlıklı bir taşıyıcı olabileceğini düşünmedi ve umursamadı. Bir de bugüne kadar da hala İtalya’dan kalkış Türkiye’ye gelen vatandaşlar var. Yani uçaklar iptal olmasına, evinize kapanın uyarısı olmasına rağmen bir çok kişi seyahatinden vazgeçmedi ve hem kendini hem de başkalarını riske attı. 

Burada çok iyi bir devlet sağlık sistemi var. Ancak herkesin de anlayabileceği gibi yoğun bakım ünitelerinde yıllık gelen vaka sayısına göre ortalama bir yer vardır. Bu virüs aşırı hızlı yayılıyor ve ağırlaştığı zaman sonuç hastane, İtalya’da yoğun bakım ünitelerinde doğal olarak yer kalmamak üzere. Bu yayılma engellenmeye çalışıldı ama benim kendi arkadaş çevremin bir kısmından da gördüğüm her şeye bir muhalefet. Şu anda sebebi her ne olursa olsun önemli olan bu işin içinden nasıl çıkacağımız. Ona buna isyan ederek, kuralları umursamayarak olacak bir şey değil bu.

"Düşünün tıp doktoru kendisinde olan semptomları anlamadı veya umurunda olmadı. Eğer ki önlem alınmamış olsaydı, benim hocam da ve onun üzerinden ben de virüsü kapabilirdim."

Deniz Ertuncay:

Merhaba. Ben Trieste'de yaşayan bir doktora öğrencisiyim. Virüsün yayılmasının bence birkaç sebebi vardı.

1. İtalya'nın bir turizm ülkesi olması. Ülkeye dünyanın her yanından çok fazla insan gidip geliyor.

2. Diğer AB ülkeleri gibi İtalya'nın da böyle bir duruma alışkın ve hazırlıklı olmaması. Üstüne ülkenin bürokrasisinin çok hantal olması hızlı karar almayı zorlaştırıyor.

3. Halkın fazlasıyla sosyal olması. Virüsün artık kendini gösterdiği zamanlarda bile insanlar gayet rahatça öpüşüp sarılarak hastalığı fazlasıyla yayıyor.

4. İtalya'daki gençlerin anne babalarına fazlasıyla düşkün olmaları. Kuzey Avrupa ülkelerine nazaran İtalya'da aile ilişkileri güçlü. İnsanlar sıkça ailelerini ziyaret ediyorlar. Gençlerin hafif atlattığı bir hastalık annesi anneannesi için ölümcül olabiliyor.

Kendi çevremden corona manzaraları verecek olursam eğer virüs ilk İtalya'da yayılmaya başladığımda doktora araştırması için burada olan Pekinli arkadaşım çok korkmuştu. Bana da korkusunu belirtmiş ve insanların hastalığın ciddiyetini kesinlikle anlamadığını söylemişti. Bütün bu karantina önlemlerinden çok daha önce işe gelmeyi bırakıp kendini eve kapadı. Uzak doğu Asya'da maske takılması önerilen korunma yöntemi iken burada tam tersi olarak gösteriliyor. Bundan dolayı kafası çok karışmıştı. Bana defalarca niye kimse maske takmıyor nesi var bu insanların dedi. Maske ile dolaşan Asyalılara yapılan ırkçı saldırılardan korktuğu için kendini kapadı.

Üniversite doktora öğrencileri için kendi odalarında kalmak şartı ile okulda çalışabilirler dedi. Hocam da hepinizin kendi odası var gelip çalışın dediği için ben hep gidiyordum. Tek yapabildiğim sabah ilk otobüsle gidip öğleden sonra ölü bir zamanda çıkıp otobüslerin görece boş olduğu zamanlarda seyahat etmek oldu.

Hocamın takıldığı sivil savunma toplantısına gelen bir doktora girişte yaptıkları ateş ölçümü sonucu git doktora görün dendi. Ve bu doktor pozitif çıktı. Düşünün tıp doktoru kendisinde olan semptomları anlamadı veya umurunda olmadı. Eğer ki bu önlem alınmamış olsaydı benim hocam da ve onun üzerinden ben de virüsü kapabilirdim.

Bu ve bunun gibi nedenler birikti birikti ve ülkeyi bugüne getirdi.

"En büyük endişelerden biri sağlık sisteminin kapasitesinin hasta sayısına yetmeyecek olması yani ne kadar yavaş yayılırsa o kadar iyi."

İrem Su Bozkurt:

Birkaç gün önceye kadar gerçek karantina ortamı yoktu. Karantina haberi önceden paylaşıldığı için güneyde evi olan İtalyanların çoğu trenlerle evlerine döndü. Milano üniversitesi 60 küsür tane hemşirelik öğrencisini 1 ay erken mezun etti. Ücretsiz aranabilecek ve filtre görevi görecek bir telefon hattı oluşturuldu, eğer Coronanız olduğunu düşünüyorsanız arıyorsunuz semptomlarınıza göre yönlendiriliyorsunuz, hatta çalışanlar bildiğim kadarıyla tıp öğrencileri. 2 gün önceye kadar İtalyanlarda o kadar büyük bir panik ortamı yoktu, okullar vs kapatıldıktan sonra bir kısmı kayağa, kumsala vs ye gittiler. (Benim kaldığım yurtta yaşayanlar bu haftaya kadar partilere devam ediyordu) 

En büyük endişelerinden biri sağlık sisteminin kapasitesinin hasta sayısına yetmeyecek olması yani ne kadar yavaş yayılırsa o kadar iyi. Kuralların biraz daha sıkılaştırmasıyla biraz daha strese girmeye, endişelenmeye başladılar ancak ben büyük bir panik ortamı veya kaos yaşandığını hiç görmedim. Maskeler dışında pek bir şeylerin fiyatının arttığını da görmedim. Türkiye’de çok daha büyük bir panik ortamı oluşurmuş gibi geliyor.

"Burada da insanlar kesinlikle umursamadılar, inatla kutlamalara, partilere, sosyal hayata devam ettiler."

Deniz Baştunalı:

Ben de Rimini’de yaşıyorum. Kuzeyden yavaşça aşağı inerken bir anda burada çıktı aradaki bölgeleri es geçip vaka, aynı zamanda bayağı iç içe yaşadığımız San Marino ile beraber. Hatta bir süre San Marino’da bizde olduğundan daha fazla vaka vardı. Burada da insanlar kesinlikle umursamadılar, inatla kutlamalara, partilere, sosyal hayata devam ettiler. Özellikle dışarıdaki yürek yemiş yaşlı yoğunluğu ayrı bir acayip, zira çok belli gereklilikten değil tur atmaya çıkmışlar.

En başta bizde de marketlerde boşalmalar oldu. Ben mesela gittiğimde sadece 500 gr fasulye ve 500 gr nohut paketi bulabilmiştim geriye kalan, geride konserve yoktu, makarna hala vardı ama bariz bir şekilde yığınla satın alınmıştı, herkes ağzına kadar dolu alışveriş arabalarıylaydı. Karantinanın yayınlandığı gece bile parti olmaya devam etti ama şu anda pencereden bakıyorum sokaklar bayağı bomboş, herkes evine çekilmiş durumda (artık zorunlu olarak zira sokağa çıkarken doldurmanız gereken bir beyanname var gerekli olduğuna dair) ve hatta yabancı öğrenciler bile evine dönemiyor otobüsler ve uçaklar olmadığı, trenle de sınırı geçip geçemeyeceklerine emin olmadıkları için.

Hatta Almanya’da olan bir İtalyan tanıdığa dün Almanya’daki İtalya büyükelçiliği Avusturya - İtalya sınırına trenle gidip İtalya’ya yürüyerek girmesini önermişti, ama o zaman bile ayrı bir süreç işleyebilirmiş onun için.

"Şu an sadece gıda satan yerler ve eczaneler açık. Sokaklarda in cin top oynuyor. Yani çok sıkıldık, moralimiz çok bozuk resmen ev hapsi yaşıyoruz ama biliyoruz ki en doğrusu bu."

Ezgi Boyer İpek:

Ben kuzey İtalya'da Bergamo'da yaşıyorum, salgın ilk olarak bize yakın bir yerden yayılmaya başladı. Başlarda biz de bu kadar hızlı yayılacağını düşünmemiştik açıkçası, bana kalırsa bu kadar hızlı yayılmasının nedeni yaşlı nüfusun fazla olması. Okullar tatil, online eğitim yapılıyor, iş yerlerinden bazıları komple kapandı, bazıları home office çalışma imkanı verdi bazıları ise çalışmaya devam ediyor ama bazı önlemler alarak. Şu an sadece gıda satan yerler ve eczaneler açık. İki saat önce aile hekimimizden reçete almak için sokağa çıktım şehir merkezinde yaşıyorum isterseniz size çektiğim kısa bir videoyu gönderebilirim, sokaklarda in cin top oynuyor. Bir iki insan vardı onlar da eldiven ve maskeyle geziyorlar. 

Toplu taşıma şu an burda çalışıyor ama sanırım başka şehirlerde metro falan durmuş. Sokağa çıktığımda bir sürü devriye gezen polis gördüm. İki polis aracı da şehrin ana bulvarında durmuş bazı arabaları çevirip kontrol yapıyordu çünkü şu anda geçerli bir nedeniniz yoksa sokakta bulunmamanız gerekiyor, ceza kesiyorlar. Bunun dışında çocuklar hep evdeler ve çok sıkıldılar haliyle, biz de çok bunaldık ama herkesin iyiliği icin böyle olması gerekiyor çünkü çok hızlı yayılıyor. Başka türlü engelleyemeyecekler. 

Hastanelerin kapasiteleri dolmuş durumda sağlık çalışanları çok yorgun ve üzgün. Hepimiz öyleyiz. Haberlerde yakınlarına veda etme şansı bile olmadan ölen insanların hikayelerini okuyoruz. Türkiye'de de herkesin çok dikkatli olması lazım, küçümsemeyin, gripten daha çok insan ölüyor da demeyin. Evet belki gripten daha çok insan ölüyor olabilir ama şu an bu karantina gerektiren ve çok hızlı yayılan bir salgın ve hastanelerin kapasiteleri yeterli değil, asıl sorun bu. Kimse grip oldu diye hastaneye kaldırılıp karantinaya alınmıyor sonuçta. Yani çok sıkıldık, moralimiz bozuk resmen ev hapsi yaşıyoruz ama biliyoruz ki en doğrusu bu. Gıda sıkıntısı çekmiyoruz ama dezenfektan, maske vb ürünler hiçbir yerde bulunmuyor. Bir bilim kurgu filminin içinde gibi hissediyorum ben kendimi şahsen. Bir an önce bu kabusun bitmesini ümit ediyoruz. İşler ne ara bu noktaya geldi anlamadık bile. Türkiye'de herkes çok dikkatli olmalı, uyarılara özen göstermeli bu çok önemli. Hepimize Allah kolaylık versin...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
uyduantentvservisi.org

sonuç vahim

albusseverus

Ülkeme kurban oluyum ben..Sayın Bakanımız Fahrettin Koca ya çok şey borçluyuz.Cidden haklının hakkını vermek lazım..Siyasi görüşünüz ne olursa olsun bunu göz ardı edemezsiniz..Bu kadar erken önlem alınmasaydı belki bizde şuan bu durumda olurduk..Belki vaka sayımız artıyor ama en azından çok erkenden çoğu önlemlerimizi aldık..İşimizi şansa bırakmadık..

smyrnaa1912

muhalefet etmek için söylemiyorum ama alınan önlemlerin ne denli yeterli olduğunu filmin sonunda göreceğiz.Şahsen ben ne alınan önlemlerin yeterli olduğunu, ne de vaka sayısının doğru olduğunu düşünümüyorum.

kurtali1983

Konuşmak için henüz erken. Benim görüşümde önlem almak için çok geç kalındıgı. Virüs ocak sonu patladı biz martın sonundayız hala insanlara dikkat edin demekten öteye gidemedik. Bunları konuşmak için ülkede ilk vaka görüldükten sonra 4 hafta geçmesi gerek. Bekleyip görecegiz.

Görüş Bildir