Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı

 > -

Washington PYD'ye Saldırıyı Nasıl Görüyor? | Gönül Tol | Radikal

Washington PYD'ye Saldırıyı Nasıl Görüyor? | Gönül Tol | Radikal

Washington Türkiye'nin PYD'ye obüslerle saldırısının sahadaki askeri dengeyi değiştirmeyeceğini, Türkiye'nin Washington'ın onayı olmadan Suudilerle daha büyük bir askeri maceraya atılmayacağını biliyor.

Türkiye - Suriye sınırında bulunan Türk topçu birliğinin, PYD hedeflerini vurması hükümete yakın gazetelerce bir kahramanlık öyküsü olarak anlatılıyor.

Yeni Şafak’tan bir köşe yazarının iki gün önceki köşe yazısından bir kesit aktarmak istiyorum:

‘İki gündür PYD'nin silahlı kolu olan YPG'ye yönelik yoğun topçu ateşiyle Türkiye, test edilemeyeceğini göstermiş oldu. Uluslararası ilişkilerde eğer diplomasinizin arkasına gücü koymazsanız inandırıcılığınız olmaz. Hele burası Ortadoğu'ysa, hele karşınızdaki güç Rusya'ysa, kimi zaman diplomasinin arkasına askeri gücü koymak değil daha ileri gidip askerinizin arkasına diplomasiyi koymak gerekiyor.

Haberin Tamamı İçin:

Ankara'nın "Fırat'a Düşen Senaryoları"... | Cengiz Çandar | Hürriyet

Ankara'nın "Fırat'a Düşen Senaryoları"... | Cengiz Çandar | Hürriyet

Ankara'nın "Azez senaryoları" dün sabah saatleri itibarıyla berhava oldu; Başbakan Davutoğlu'nun "kükreyen" görüntüsü havaya gitti.

Önceki gün “Stratejik Derinlik” isimli kitabın yazarı Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu Ukrayna’da (15 Şubat) Suriye konusunda “kükrerken” dinledim. Ateşli sözlerini filtreden geçirince, ortaya çıkan, aslında, Türkiye’nin “stratejik derinliği” nin 15 kilometreye indirilmiş olduğu hazin gerçeğinden başka bir şey değildi.

Türkiye’nin başbakanı bir “özgüven maskesi” nin arkasında PYD-YPG’ye ilişkin şu sözleri sarfetti:

“Türkiye’nin müdahalesi olmamış olsaydı şu anda Tel Rifat ile Azaz’ı ele geçirmiş olacaklardı. Azaz’a bir buçuk kilometre kadar yaklaştıkları için uyardık… YPG’yi uyardık. Fırat’ın batısına geçmeyeceksiniz, Azaz’a da yaklaşmayacaksınız. Şimdi de uyarıyoruz yaklaşmayacaklar.”

Haberin Tamamı İçin:

Örtülü Ödenek Kaç Maaş Eder? | Çiğdem Toker | Cumhuriyet

Örtülü Ödenek Kaç Maaş Eder? | Çiğdem Toker | Cumhuriyet

Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın, bütçedeki “ortak gizli cep” ine dönüşen örtülü ödenek, 2016’ya hızlı giriş yaptı.

Maliye’nin açıkladığı son bütçe verilerine göre, “gizli hizmet giderleri” (örtülü ödenek) kaleminden, ocak ayında 103 milyon 432 bin TL kullanıldı.

Suriye iç savaşının patladığı 2012’den itibaren sıçrama gösteren örtülü ödenek harcamaları; gerek artış trendi, gerekse yıllık ortalama seyri bakımından “istikrar” görüntüsü çiziyor.

Son iki yılın harcama eğilimine bakıldığında; aylık harcama ortalamasının, 2014’te 90, 2015 yılında ise 147 milyon TL düzeyine oturduğunu görüyoruz. Bu düzey, örtülü ödenek kaleminden “bazı kaynaklara”, adeta düzenli aktarım yapıldığı işaretlerini taşıyor.

Önce, geçen ay yapılan 103.4 milyon TL’lik harcamanın ne ifade ettiğine bakalım.

Haberin Tamamı İçin:

Anlatmak Boynumun Borcudur, Aklınızda Olsun... | Hayko Bağdat | Diken

Anlatmak Boynumun Borcudur, Aklınızda Olsun... | Hayko Bağdat | Diken

Beraberce eşit ve özgür bir ülke kurma fikri iki halk için de bulunabilecek en iyi çözümdü. Yaşadıkları coğrafya kan gölüne dönmüş, katliamlar, vahşet haber değeri taşımaz duruma gelmişti.

Bu toz bulutu içerisinde bu iki halkın birbirini beğenmeme lüksü yoktu artık. Etnik ve mezhepsel ayrışmaların bataklığı Batılı emperyalistlerin en büyük tuzağıydı ve tüm bölge halkları bunu çoktan yutmuştu. Onlar bu tuzağa düşmemeliydiler.

Üstelik ceberrut yönetim geleneği bugüne kadar Anadolu halklarına baskı ve zulümden başka bir şey sunmamıştı.

Önce zulmeden eski devlet mantığı geriletilecek, sonra Anadolu’nun her rengini esas sayan ‘özgürlük’ ruhu tesis edilecekti.

İki halkın önderleri uzun süre bu birliktelikten bir mücadele ruhu çıkması için çalıştı. Kendi tabanlarının ikna edilmesi pek kolay olmamıştı.

Haberin Tamamı İçin:

Türkiye'nin Suriye'de Bir Sonraki Hamlesi Ne Olacak? | Can Kasapoğlu | Al Jazeera

Türkiye'nin Suriye'de Bir Sonraki Hamlesi Ne Olacak? | Can Kasapoğlu | Al Jazeera

Ankara açısından en kötü senaryo, Suriye sınırında bir Kürt koridoru oluşması.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'nin kuzeyindeki YPG mevzilerini vurması ve Suudi Arabistan Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin Adana'daki İncirlik üssüne savaş uçağı konuşlandırması, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın ortak harekât düzenleyeceği beklentisini de beraberinde getirdi.

Ankara'nın sıradaki hamlesini tahmin edebilmek için ise öncelikle Türk yönetiminin jeopolitik perspektifini ve tehdit algılarını anlamak şart.

Suriye ordusu, Rusya'nın havadan ve karadan yürüttüğü operasyon sayesinde, hem toprak denetimini büyük ölçüde lehine çevirdi, hem de isyancıların çatışmanın ana ekseni üzerindeki kilit kalelerini temizleyerek güç dengesini değiştirdi.

“YPG'nin Rusya'dan yakın hava desteği alma hususundaki başarısı, akla YPG savaşçıları arasında Rus ileri hava kontrolörlerinin olduğunu getiriyor.”

Türkiye açısından daha endişe verici olan, savaş bölgesinde yaşanan son gelişmelerin birçok Türk analisti hazırlıksız yakalamış olması.

Haberin Tamamı İçin:

Açık Konuşalım, Artık Savaştayız | İbrahim Karagül | Yeni Şafak

Açık Konuşalım, Artık Savaştayız | İbrahim Karagül | Yeni Şafak

Suriye coğrafyanın düğüm nokta sıydı. Düğümü çözmek kolay, tekrar düğümlemek imkansıza yakın bir şeydi. Düğüm çözüldü. İstikrarın yeniden tesisi uzun yıllar alacaktır. Türkiye dahil, bütün bölge ülkelerini yönetilmesi çok zor bir dönem bekliyor. Sadece bölge ülkeleri değil, dünyanın belli başlı merkez ülkelerinin hepsi şu an bu cephede pozisyon alıyor.

Dolayısıyla durum Suriye meselesi olmaktan çoktan çıkmış, Şam yönetimi ana aktör olma özelliğini kaybetmiştir . Şimdi durum, bölge meselesi olmanın da ötesine geçiyor ve küresel güç hesaplaşmasına doğru gidiyor.

İran-Rus cephesi ülkeyi fiilen işgal ederken Batı cephesi belirsizliklerle dolu, sadece mülteci meselesine indirgenmiş bir gerçeğe göre pozisyon alıyor görünüyor. Ancak onların ülkenin geleceğine ilişkin artık gizlenemeyen bir gündemleri daha var: Bunu başarırlarsa yıllarca devam edecek bir savaşı Türkiye'nin içlerine servis etmiş olacaklar.

S. Arabistan ve Basra Körfezi'ni vuracaklar

Suriye PKK'sı (PYD) üzerinden yürüttükleri harita çalışmas ı, bu çalışmaya İran ve Rusya'yı da ortak etmeleri kaçınılmaz bir savaşın ön hazırlıkları na benziyor. Mesela Almany a'nın, bütün Avrupa adına, mülteci meselesine ilişkin hassasiyeti, güvenli bölge ya da yeşil bölge olarak bir sığınma alanı oluşturulmasına yönelik son destekleri oldukça pozitiftir.

Haberin Tamamı İçin:

Cerattepe Geçilmez Artvin Halkı Yenilmez... | Kemal Ulusaler | BirGün

Cerattepe Geçilmez Artvin Halkı Yenilmez... | Kemal Ulusaler | BirGün

“ Bu derenin uzuni Kiramadum buzuni Cengiz sana ayirdum Sopanun en duzuni…”

Bir Cerattepe dörtlüğü…

Yeni Osmanlıcılık Ortadoğu’da çökünce gözler tekrar içeri çevrildi. AKP beslemesi güruhun Irak coğrafyasından beklentisi şüphesiz birkaç inşaatın çok ötesindeydi. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı ve hayaller bugünlerde tamamen çöktü. Üstelik yutamayacağı lokmayı çiğnemeye kalkıp başta turizm, tekstil ve gıda olmak üzere pek çok sektörde sıfırı tüketmek ve ekonomide dibe doğru seyir becerisi (!) her babayiğitin harcı değil hani…

Hal böyle olunca yurtdışı kaynakları günbegün kuruyan daha da ötesi elindekileri de kaçıran malum güruh, içerdeki talana – yağmaya yönelmekte gecikmedi. Bir yandan kaynakları doğayı tarumar etme pahasına yağmalarken diğer yandan da emek sömürüsünde gidebildiği noktaya kadar gitme arzusu…

Haberin Tamamı İçin:

Aferin Baykal Bey, Aferin! | Emin Çölaşan | Sözcü

Aferin Baykal Bey, Aferin! | Emin Çölaşan | Sözcü

Sevgili okuyucularım, geçmiş yıllarda Deniz Baykal ’ı severdim, hem de saygı duyardım.

O duygularım giderek törpülendi.

İlk büyük şaşkınlığı kaset olayı sonrasında yaşamıştım.

O çirkin olay patladı ve Baykal Bey partisinin genel başkanlığından istifa etmek zorunda kaldı. Yaptığı basın toplantısında özellikle vurguladığı cümle şu idi:

“Kaset konusunda Pensilvanya’nın (cemaatin) hiçbir rolü ve katkısı yok.”

Böylesine kritik ve kimin tezgahladığı bugün bile bilinmeyen bir konuda cemaati niçin savunmaya kalkışmıştı? Bu konuda çeşitli iddialar ortaya atıldı da, hiçbirinin kanıtı yok. Dolayısıyla üzerinde daha fazla durmanın da bir anlamı yok!

Baykal Bey’in genel başkanlığı sona erdi ama CHP milletvekilliği sürdü gitti. Antalya’da sözü geçiyordu. Her seçimde listeye girmeyi ve yeniden seçilmeyi başardı.

Haberin Tamamı İçin:

Onlar Bombalasın Biz Bakalım | Güngör Uras | Milliyet

Onlar Bombalasın Biz Bakalım | Güngör Uras | Milliyet

Biz sesimizi çıkarmadan 2 milyon 700 bin Suriyeli sığınmacıyı az çok besliyoruz, barındırıyoruz. Biz besliyoruz barındırıyoruz da... Suriyelilerin bazıları başka ülkelere gitmek istiyor. Suriyelilerin kendi ülkelerine gelmesini önlemeye çalışan Avrupalılar “Sınırlarınızı açın... İsteyen sığınmacı Türkiye’ye kolayca girsin. Ama sakın ha, Türkiye’den yola çıkarak Avrupa ülkelerine gelmeye kalkmasınlar. Gelmeye kalkanları yakalar, size geri göndeririz” diyorlar.

Canları pahasına deniz yoluyla Avrupa ülkelerine gitmeye kalkanların yollarını kesmek için NATO gemileri, Alman general kumandasında Ege’de “Türk kara suları”nda devriye gezmeye başlıyor. Alman kumandan, denizde yakaladıkları sığınmacıları Türkiye’ye geri gönderecek.

Pardon: Irak’ı, Suriye’yi bombalayarak bu insanları yollara dökenler NATO üyesi ülkeler değil mi? Avrupa ülkeleri değil mi? Onların evsiz barksız, aç bıraktıkları insanları beslemek ve barındırmak neden bizim görevimiz oluyor?

Haberin Tamamı İçin:

Savaş ve Nefret Yerine PYD ile Diyalog | Oya Baydar | T24

Savaş ve Nefret Yerine PYD ile Diyalog | Oya Baydar | T24

Ülkenin hamaset ve nefret söylemiyle yönetilebileceğini sanan sağduyusuz, basiretsiz, kifayetsiz bir kadronun elinde koşaradım felakete sürükleniyoruz. Yayılmacı hayallerin mutlak iktidar hırsıyla perçinlendiği bu tehlikeli zihniyet Türkiye’yi yangın yerine çevirmekten ve hepimizi ateşe atmaktan çekinmiyor. Yine de, hâlâ umut var, geç ve güç de olsa çözüm hâlâ mümkün. Bu imkân değerlendirilemezse, ülkeyi sadece Suriye’den başlayıp genişleyecek bir savaş değil, aynı zamanda güneydoğudaki bazı merkezlerle sınırlı kalmayacak bir iç çatışma bekliyor.

Bugün Ortadoğu’nun yangın yerine dönmesinde ve o yangının Türkiye’ye de sıçramasında büyük payı olan Erdoğan-Davutoğlu güdümündeki Suriye politikası gelecekte çok tartışılıp değerlendirilecektir kuşkusuz. Ancak, ülkece karşı karşıya bırakıldığımız tehlike o kadar yakın ve büyük ki, geçmişi bir tarafa bırakıp “şu anda neyi ne kadar kurtarabiliriz”e yoğunlaşmak gerekiyor.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

2016Adalet ve Kalkınma PartisiAdanaAhmet DavutoğluAnkaraAntalyaBaşbakanCumhuriyet Halk PartisiIrakİranNATORusyaSavaşSuriyeSuudi ArabistanTürk Silahlı KuvvetleriUkraynaolay
Görüş Bildir