Dünyanın En Eski Bitki Türü Hakkari'de!

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Dünyanın En Eski Bitki Türü Hakkari'de!

Dünyanın En Eski Bitki Türü Hakkari'de!

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Biyoloji Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Mehmet Fırat, Ege Üniversitesi'nde düzenlenen ve yerli ve yabancı çok sayıda akademisyen ve bilim insanının katıldığı ''21’inci Ulusal Biyoloji Kongresi''nde, keşfettiği bitkiyle ilgili sunum yaptı.

Fırat, bilim insanlarının yaptığı ve yeryüzü var olduğundan beri yaşadığı tespit edilen 24 tane bitki türünden biri olan nadir ve endemik bitkinin adına özellikle yörenin ismini vermek istediğini belirterek, ''Bu bitkiyi dünyada ilk kez ben buldum ve ismini özellikle seçtim. Hakkari'nin adı hep olumsuzluklarla anılır, biz güzel şeylerle de anılsın diye ismi Hakkari olsun istedik'' dedi.

Fırat, dünya florası için yeni bir tür tür kaydı olan bitkinin dünya bilim çevrelerince takdirle karşılandığını ifade etti.

Nane ve kekikle akraba olan Hakkaricum'un Zap Vadisi'nde eylül ayında çiçeklenen, kayalardan çıkan bir bitki olduğunu kaydeden Fırat, ''Yöre halkına sorduğumda, kurutup ayran aşı gibi yemeklerde nane gibi kullandıklarını söylediler. Ama çok yaygın kullanılmıyor, çünkü dar bir bölgede yetişiyor. Bana göre korunma gerektiren bir bitki. Çünkü Zap Vadisi'nde dinamitle yol açma çalışmaları oluyor, hayvan otlatmaları falan da zarar veriyor. O yüzden korumamız gerekiyor'' şeklinde konuştu.

Mehmet Fırat, bu sene Türkiye'de 4 yeni türün de tespitini yaptığını anlatarak, şöyle devam etti:

''Bu sene 4 tane yeni kayıt dediğimiz bitki çeşidini tespit ettim. Tulipa systola dediğimiz kırmızı lale çeşidi. Mısır, Suriye ve Irak'ta biliniyordu, ülkemizde ilk kez tespit ettik. 16 çeşit lale vardı, bununla birlikte 17'ye çıktı. Diğeri süsen dediğimiz Iris zagrica. Çok güzel bir süsen çeşidi, navruz da denir ve Zagros Dağı'nda buldum. Üçüncüsü Allium calocephalum, yabani sarımsak. Yöre halkı kamyon kamyon toplar, kurutup, kışın pilava, ayran aşına katar. Yöre halkı liz diyor buna. Ve dördüncü olarak da Astragalus brugieri var, bu da bir geven çeşididir. Çiçekleri top top ve dikenlidir. Bunun Türkiye'de bir türü vardı, bununla birlikte ikiye çıktı.''

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğretim görevlisi Mehmet Fırat.

1998-1999 yıllarında Hakkari'ye ilk arazi gezilerini yapmaya başladığını, o tarihten bu yana yılda ortalama 90 güne yakın arazi çalışması gerçekleştirdiğini anlatan Fırat, ''Bu süre zarfında 12-13 bin bitki örneği almışım. Bu, dünyada eşi benzeri çok az olan bir durum. Benim toplamalarım dışında zaten Hakkari'ye gidip çalışan yerli botanikçi yok, yabancı botanikçilerden de 80, 150, 200 sene önce gelenler olmuş ve onların topladığı bitki de çok az. Bin civarında bir şey'' diye konuştu.

Fırat, kendi toplamalarıyla birlikte Hakkari'de 3 bine yakın bitki türünün tespit edildiğini dile getirerek, ''Bu da dünyada eşi benzeri çok az olan bir durum. Düşünün ki bütün Avrupa'da 12 bin 500, bütün Britanya'da 2 bin bitki türü var ve bizim Hakkari'de 3 bin. Üstelik bunların çoğu oraya özgü, oraya endemik ya da nadir bitkiler. Bir kısmı İran'da da var'' dedi.

Himalayalar ve Alpler'i de gördüğünü ama Hakkari'nin en vahşi doğaya sahip bir topoğrafyada yer aldığını vurgulayan Fırat, ''Bir saat içinde yüzlerce farklı topoğrafyayla karşılaşırsınız. Mesela Türkiye'nin iki buzullarından biri burada var. 20 milyon yıllıktır bu buzullar. 4 bin 160 metreye yükseliyor. O tepelerde göller var, buz gibi, aşağıya iniyorsunuz çok sıcak. Böylesine geniş bir yelpaze'' ifadelerini kullandı.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

BilimHakkariIrakİranKatarMısırSuriyeVan
Görüş Bildir