Başka Bir Akdeniz

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Başka Bir Akdeniz

Başka Bir Akdeniz

Mavi sulara serpilmiş yüzlerce kara parçası, ortaçağdan kentler; korsanlar, Venedik hikâyeleri, yüksek kaleler... Dalmaçya kıyısı boyunca Dubrovnik’e doğru giderken Adriyatik Denizi güneşin erken ışıkları altında renk değiştiriyordu. Puslu havada yer yer görünüp kaybolan adalar, birazdan sislerin içinden belirecek yelkenli gemileri bekler gibiydi. Dubrovnik uzaktan maket gibi görünüyordu ama yaklaştıkça surlar büyüyordu. Duyduklarım bir hiçmiş; çok görkemli bir kentti!

Sabahın erken vakitleriydi. Kentteki sakinlik birkaç saate kalmaz bozulacaktı. Çünkü yaz mevsiminin ortasındaydık. Dalmaçya’nın en güzel kentlerinden Dubrovnik, Avrupa’nın da en gözde tatil yerlerinden biriydi. Sakinliği fırsat bilip kenti keşfetmeye çıkmıştım. Pile Kapısı’nda, surların çevrelediği kentin iki ana kapısından birindeydim. Ortaçağda sıkça görünen kent yapısı daha girişte belli etmişti kendini. Kapının sur duvarlarıyla kesiştiği üst kısımdaki nişte, elinde kentin temsili modelini tutan Aziz Blaise (Sveti Vlaho) heykeli yer alıyordu. Koruyucu azizi temsil eden bu tarz heykeller ortaçağ kentlerinde çok yaygın.

Daha sonra kenti gezerken tanıştığım Maya Milovcic’in aktardığı rivayetten Aziz Blaise’nin kentte hiç yaşamadığını ve esasen Kapadokyalı olduğunu öğrenmiştim. Rivayete göre Aziz Blaise 971 yılında Papaz Stojko’nun rüyasına girer ve ona yaklaşan tehlikeyi haber verir. Gruz ve Lokrum yakınlarında demirleyen ve görünüşte su takviyesi yapan, ancak gerçekte şehrin savunma sistemini gözetleyen Venedik gemilerinin saldırıları konusunda papazı uyarır. Savunma için önlem alan kent tehlikeyi atlatır ve Aziz Blaise kentin koruyucu azizi olarak seçilir.

Surları geride bıraktıktan sonra doğuya doğru hafifçe daralarak uzayan Stradun Caddesi’ne geçmiştim. Caddenin sağında ve solunda yer alan yapılar surlara doğru basamak biçiminde yükseliyordu. Caddenin hemen sağında Napolili mimar Onofrio della Cava tarafından 15. yüzyılda yapılan, birbirinden farklı rölyeflerden oluşan 16 bölmeli Onofrio Çeşmesi yer alıyordu. Maya Milovcic, çeşmenin hemen yanından başlayan ve caddenin sağında kalan bölgede Roma İmparatorluğu zamanlarında Romalıların, sol tarafta kalan Fransisken Manastırı ile başlayan bölgede ise ağırlıklı olarak Hırvatların yaşadığından bahsetmişti.

Hırvatistan’ın ve Dalmaçya’nın önemli kentleri arasında olan Dubrovnik 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Ragusa Cumhuriyeti olarak bilinirdi. Tam anlamıyla bir ticaret merkezi olan kent dönem dönem Venediklilerle rekabet edebilecek biçimde gelişmişti. Stradun Caddesi’nin sonunda yer alan Luza Meydanı ticaretin kalbinin attığı yerdi. Aziz Vloho Kilisesi’nin, Büyük Konsey Sarayı’nın, Ana Muhafız Binası’nın, Çan Kulesi’nin, Sponz Sarayı’nın bulunduğu meydana bakan surların ardındaki gümrük limanı hareketliliğin merkeziydi.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

DubrovnikHırvatistantatil
Görüş Bildir