Yeni Üniversiteler Aü ve Ogü'yü Zayıflatacak

-

Yeni Üniversiteler Au Ve Ogu'yü Zayıflatacak

Yeni Üniversiteler  Au Ve Ogu'yü Zayıflatacak

Prof. Dr. Selahattin Turan kurulacak yeni üniversitelerin Anadolu ve Osmangazi Üniversitelerini daha da zayıflatacağını düşünüyor. Açılacağı söylenen iki özel üniversitenin de tutacağına inanmıyor.

Eskişehir geneli için pek de iç açıcı olmayan bir tablo çizdiniz. Kurulacak üniversiteler birbirini tetikler mi, aralarında bir rekabet olur mu?

Rekabetin olacağı kanaatinde değilim. Üniversitelerin daha da zayıflayacağını düşünüyorum. Dünya değişiyor. Bugün Çin'de İngilizce öğrenenlerin sayısı Amerika nüfusuna eşit. 2025 yılında dünyanın en kalabalık nüfusu Hindistan'da olacak. Bugün Google'da bir milyar tarama yapılıyor. Bu seneki mesleklerin birçoğu 2002'de yoktu ve on yıl sonra hangi mesleklerin ortaya çıkacağını tahmin edemiyoruz. Eğer sizin açtığınız üniversite, klasik fen edebiyat, fizik, kimya, biyoloji, klasik mühendislik, klasik eğitim fakültesiyse çuvallarsınız. Hala Fransızca Almanca öğretmenliği… Çince, Çin ekonomisi, Hint edebiyatı, doğu edebiyatı açmıyor ve stratejik varlığınızı o yöne doğru çevirmiyorsanız ve siz gelecek 25 yılda uzaya çıkacak Türk roketini fırlatacak bir fakülte ve üniversiteyi kuruyorsanız açılacak üniversite sayısının önemi yoktur. Bir amacınız varsa bir yere gidersiniz yoksa bu iki üniversite doktorasını bitirmiş kadro bulamayan insanların istihdam edileceği üç dört tane üniversite kurarsınız. Gelecekte Türkiye'nin bir yeryüzü devleti olmasına inanıyorum. Ancak bunu yapabi- lecek bir üniversite kurgusunun düşüncesinden ve yapılanmasından iki üniversiteni çok uzak olduğunu düşünüyorum.

Sizce Eskişehir 5 üniversiteyi kaldırabilir mi?

Bu şehir üniversite kaldırır ama bu bir istihdam alanı olarak görülür. Bunun dışında ben çok ümitli değilim. 5 üniversite de olsa normal bir Anadolu Üniversitesi gibi olur normal bir Osmangazi Üniversitesi gibi olur.

Özel üniversite açıldığında durum ne olur?

Özel üniversitenin bu şehirde çok fazla tutacağına inanmıyorum. Özel üniversite büyük şehirlerde olur. Özel üniversite İstanbul'da olur, Ankara'da bile çok zor. Özel üniversite Paris'te açılır, Tokyo'da açılır. Özel üniversiteler öyle her yerde açılmaz. Batı'daki özel üniversitelerde çok güçlü bir maddi destek var. Orada bir nevi, Allah rızası için çalışan vakıflardır. Burada ticari kaygı ile taşımaktadır. Burada adamlar üniversite kuruyor, devletten nasıl para alacağını hesaplıyor.

Kurulacak iki vakıf üniversitesi paraları olduğu için daha iyi akademisyenler getirebilir mi?

İyi öğretim üyesi Eskişehir'e gelmez. Bunu kabullenmek gerek. Anadolu'da ve Osmangazi'de iyi öğretim üyeleri kaçıp gitmiştir. Bu şehirde ancak sosyal bilim içerikli iyi akademisyenler durur. Mühendislikte, matematikte, uzay bilimlerindeki akademisyenler burada durmaz, bunları görmek lazım. Bu şehir yaşanabilir bir şehir, ben seviyorum bu şehri. Ama iyi akademisyenlerin, iyi entelektüellerin kalacağı bile şehir değil. İnsan iyi eğitim aldıkça entelektüel gelişimi arttıkça batıya doğru gider. Işık doğudan doğar ama hayat batıdadır.

O zaman yeni üniversiteler kurulmasın, mevcutları güçlendirelim.

Mevcut üniversiteleri güçlendiremezsiniz çünkü öyle bir politikaları yok. Bu şehre 20 tane de üniversite açsanız gelecek 20 yılda 30 yılda dünyanın en iyi üniversitesi burada olmaz. Sadece stratejik birkaç alana yoğunlaşmış üniversite kurulabilir.

Mesela uzay teknolojileri ile ilgili. Ama devlet, TÜBİTAK, bakanlıklar kaynaklarının buraya aktarılacağı bir özel proje üniversitesi olabilir. Başbakanın 'uzayda yer almak’ sözü aslında üniversitelere göndermedir. Üniversitelere diyor ki aklınızı başınıza toplayın bir şeyler yapın.

Üniversitelerin şehrin içinde olması şehri dönüştürür mü yoksa şehir üniversitenin özgürlüklerini kısıtlar mı?

Eskişehir'deki öğrencilerin burayı tercih etme sebebi zaten burada liberal bir hayatın olması. Liberalizmde de biraz vurdumduymazlık vardır. Aslında bu yaşam tarzı 'üret tüket günü yaşa' felsefesini ön plana çıkarır. Üniversite öğrencisinin bu şehri tercih etme sebebi o.

Günü yaşamak. Buna dayalı olarak esnaf da bunu böyle görür. Öğrenci gelsin üretsin, tüketsin, böyle bir hayat tarzı dönmesidir. Yeni açılan üniversitelerde en çok yer tartışması yapılır.

Bu bir tür rant tartışmasıdır. Eskişehir'de üniversitenin açılacağı yerler çoktan alınmıştır ve etrafı alınmıştır. Kimse ülkemizin gelecek 100 yılına 1000 yılına damga vuracak güçte bir Harvard kurayım ülküsüyle hareket etmiyor.

Toplum üniversitelerin önüne geçti

Şimdi üniversiteleri kuralım belki 50-60 yıl sonra kendini ispat eder?

Bugün var olan birçok vakıf üniversitesi batıyor veya birçok devlet üniversitesi öğrenci bulamıyor. Bu yıl, Yozgat'ta bulunan Bozok Üniversitesi matematik bölümüne iki kişi kayıt olmuş. Orada kaç tane öğretim üyesi var. Süleyman Demirel Üniversitesi'nde su ürünleri bölümünde 13-14 tane öğretim üyesi var, sıfır öğrenci kayıt olmuş. Türkiye'deki toplum bile üniversitelerin önüne geçmiş. Toplumu yönlendirmesi gereken kurumlar, toplumun gerisinde kalmış. Siz neyin geleceğini kurguluyorsunuz? 2030 yılında hangi mesleklerin popüler olabileceğini ve hangi mesleklerin önemini kaybedeceğini nereden biliyorsunuz? Bugün birçok stratejik alanlar var bu alanlarda birçok meslek ortaya çıktı. Mesela diyelim Fransızca, Almanca önemini kaybetti ama üniversitelerimizde hala bu bölümler var. Peki, dünya nüfusunun yüzde 60’ını oluşturan Çince, Hintçe… Hint edebiyatı, Çin ekonomisi bölümlerini neden kurmuyorsunuz. Üniversiteler kendilerini niye yenileyemiyor. Üniversite önce kendisini yeniden yapılandırabilecek potansiyele gelmediği sürece sadece erişim arttırırsınız.

Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selahattin Turan -

2Eylül Yazı İşleri Müdürü Cihan Yıldırım

Şekle önem veriyoruz

Üniversitesi, iki masa üç öğretim üyesi bir sekreterle kurulabilir mi? Daha sonra eksiklikler tamamlansa olur mu?

Siz hali hazırdaki üniversitelere nitelikli öğretim üyesi bulamıyorsunuz, yok gelmiyor. Bu iki üniversitenin stratejik alanını zannetmiyorum bir akademisyen olarak Türkiye'deki üniversitelerin stratejik alanlarının ne olduklarını bilmiyorum. Bir talebi karşılayacak politika öngörülüyor. 2025'in, 2050'nin, 2100'ün Türkiye'si çok uzak değil. Bugün 10 yaşında olan çocuk 2075'te emekli olacak. Bugün 10 yaşında olan çocuğumuzun çocuğu 2010 yılında emekli olacak. Bununla stratejik olarak üniversiteyi ilişkilendirmeniz gerek. Harvard Üniversitesi tamamen Amerikan devletlerinin destekleri ile giden bir üniversitedir. Amerikan hükümetinin verdiği trilyonluk projelerle gidiyor. Onlar yürütüyorlar bu projeleri. Başka ülkelerden giden bilim adamları orada üretilen her bilgiye ulaşamazlar. Türkiye'de laboratuar güvenliği yoktur giren çıkan belli değildir. Üniversite, laboratuarlar birer stratejik beyindir. Bugün 500 bin TL'lik laboratuar burada kuruluyor, bir o kadarlık Dumlupınar'da, Bilecik'te kuruluyor. 2 milyon lira çarçur ediliyor. Önce bu üniversiteler otursun bu sorunları çözsün, kaynakların ortak kullanımı çok önemli. Bir Anadolu’nun kütüphanesi var bir buranın kütüphanesi var, bir Dumlupınar'ın kütüphanesi var. Hepsi de Amerika'dan 200 dolar verip aynı kitapları alıyor. Herkes Amerika'ya çalışıyor, herkes batıya çalışıyor. Her bir üniversite Amerika'dan veri tabanları alıyor. Bunlar neden Türkiye'de yapılmıyor? Memleketin kaynaklarının akılcı, rasyonel kullanılması gerekiyor.

Sizce üniversitenin kötüsü olur mu?

Dünyada ortalama 8 bin üniversite var. Bunun yüzde ellisi Amerika'da. Toplumun gelişmişlik düzeyi ile üniversite arasında bir ilişki var. Türkiye'de nüfus da yüksek öğretime talep de hızla arttı. Devlet bu talebi karşılamakta zorlandı. Bunun planlamasını yapamadığı için bu kez rastgele üniversite açma politikası izlendi. Türkiye nüfusu ile üniversite sayısı arasında bir orantısızlık yok. Üniversite açılmasını Türkiye toplumu açısından faydalı buluyorum ancak yanlış bulduğum şey, ufak yerlere açmak yerine Erzurum'a aç Bayburt oraya gelsin. Samsun'a aç, Giresun, Ordu oraya gitsin. Üniversite açmak binayı dikmekle olmuyor. Bakın Osmangazi ve Anadolu'nun kampüslerini, dünyanın en iyi üniversitelerinde bulamazsınız. Harvard'da hocanın odası küçük, adam odasına uğramıyor ki adam çalışıyor, üretiyor, düşünüyor... Bizde ise devasa büyüklükte odalar var. Biz, gittikçe dışa önem vermişiz. Biz daha çok şekle önem vermişiz. Kampüslerimizi güzelleştirmişiz. Ama geldiğimiz nokta çok da iç açıcı değil.

Profesör olduktan sonra yayın yapmıyorlar

Harçların kaldırılmasıyla üniversitelerin ciddi bir maddi sorunla karşılaştığı söylenebilir. Bizim üniversitelerimizin bütçeleri dışarıdaki büyük üniversitelerle kıyaslandığında nasıl?

Türkiye'de üniversitelerde aşırı derecede öğretim üyesi var. Onlar stratejik alanlara göre yönlendirilmediği için kadrolar tamamen dağıtılıyor. Diğer büyük üniversitelerde o bölüm stratejik önemini kaybetmişse ve mezunları iş bulamıyorsa o bölüm gelecek 5 yılda kapatılıyor, öğretim üyelerine de tekme vuruluyor. Burada insanlar profesör olduktan sonra yayın yapmıyorlar. Asıl akademik üretimin yapılabileceği bir dönemdesiniz. Anadolu ve Osmangazi Üniversitelerinin öğretim üyesi hareketliliğine bakmak gerek. Adam 20 yıldır burada. 30 yıldır Eskişehir'de. Hareket etmeyen bir akademisyen ve değişim kaygısı taşımayan, dışarıdan gelen rekabeti arttırma gibi bir kaygı yok. Eskişehir'deki üniversiteler gelecek 25 yılda Türkiye'nin saygın üniversiteleri olmak istiyorsa kendilerini yapılandırmak zorundalar.

Son...

(Fotoğraf: Tuğba Koçhan)

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AnkaraBilimÇinDeepMindErzurumEskişehirHindistanİstanbulSamsunSüleyman DemirelTercihUzayYozgat
Görüş Bildir