Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Türkiye'nin Son Koalisyon Hükümetini Ne Kadar Hatırlıyorsunuz?

-

57. Hükümet

57. Hükümet

Türkiye'de iktidar denilince akla çoğunlukla gelen koalisyon yönetimleridir. Çünkü çok partili rejimlere geçişle birlikte iktidar, genelde birden çok partinin bir araya gelmesiyle oluşturulmuştur. 

Birden çok partinin ortak noktalarda anlaşarak bakanlıkları kendi aralarında paylaşarak ülkeyi yönetme şekline koalisyon hükümeti denirdi. 

Pazarlıkları, kavgaları, anlaşmazlıkları, bakanlık paylaşımları ile koalisyon dönemleri tek parti yönetimlerinden farklıydı. En önemlisi ortakların kendi aralarında her zaman tam bir uyumla davranması beklenmezdi, zaman zaman anlaşmazlıklar olur ve bunlar da genelde basına sızardı. Böyle dönemlerde gazetecilik de tek parti dönemlerinin gazeteciliğinden farklıydı şüphesiz.

Tek parti dönemlerinin varlığıyla korkuttuğu koalisyon hükümetleri kavramı, 3 Kasım 2002 Seçimleri'yle uzun bir sessizliğe girdi. 

13 yıl sonra sandıktan yeniden koalisyon hükümeti çıkacak olmasından hareketle, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gördüğü son koalisyon hükümeti olan 57. hükümeti hatırlamalı.

1. Koalisyon Ortakları

18 Nisan 1999'da genel ve yerel seçimlerin bir arada yapılması kararlaştırıldı. Ülke o güne kadar Bülent Ecevit'in azınlık hükümetiyle yönetiliyordu. 

16 Şubat 1999'da Abdullah Öcalan'ın Kenya'da yakalanması Bülent Ecevit'in seçim zaferi kazanmasının işaretiydi. Tabii ki Devlet Bahçeli'nin MHP'si de.

Yapılan yerel ve genel seçimlerden birinci çıkan Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Bülent Ecevit'in başkanlığında kurulan hükümetin diğer ortakları Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz'dı.

2. Bülent Ecevit - Demokratik Sol Parti

1970'lerin Karaoğlan'ı Bülent Ecevit, 1998'in son zamanlarında azınlık hükümetinin başbakanlığı yaparken, Abdullah Öcalan'ın Kenya'da yakalanması ve Türkiye teslim edilmesi sonucu yakaladığı rüzgarla yüzde 20'nin biraz üzerinde oy alarak koalisyonun büyük ortağı olmaya hak kazandı.

Bülent Ecevit, 1980 öncesi bıraktığı başbakanlığı yaklaşık 20 sene sonra yeniden alıyordu.

3. Devlet Bahçeli - Milliyetçi Hareket Partisi

Ülkücü hareketin lideri Alparslan Türkeş'in 1997 yılındaki ölümü sonrası MHP Genel başkan seçimi için kongreler düzenledi. "Yaşasın Hainler için illegalite" sloganının hiç unutulmadığı kavgalı kongreler Devlet Bahçeli'nin genel başkanlığını işaret etti.

Parti tabanının "Devlet'in başına Devlet Geçecek" sloganı 18 Nisan 1999 seçimleri sonrası gerçekleşecek, Devlet Bahçeli MHP Genel Başkanlığı'nın ikinci yılında Başbakan Yardımcılığı görevine gelecekti.

4. Mesut Yılmaz - Anavatan Partisi

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra yapılan ilk genel seçimlerden Anavatan Partisi zaferle çıkmıştı. Turgut Özal'ın başbakanlığı sonrası Cumhurbaşkanı olması ardından Anavatan Partisi'nin başına önce fıkralarıyla hatırlanan Yıldırım Akbulut, ardından da Mesut Yılmaz geçti.

1997 sonrası, ihaleleri, kardeşi Turgut Yılmaz'la hatırlanan Mesut Yılmaz, 1999 Seçimleri'nden Fazilet Partisinin ardından 4. parti çıkmasına rağmen koalisyon ortağı olmuştu.

5. 57. Hükümet: Olaylar / Krizler / Çalkantılar Hükümeti

28 Şubat Süreci ve Refah Partisi'nin kapatılması sonrası kurulan bu hükümet döneminde, Cumhurbaşkanlığı koltuğunda Süleyman Demirel vardı. Refah Partisi yerine kurulmuş Fazilet Partisi, seçimlerden 3. parti olarak çıkmıştı.

Abdullah Öcalan, yakalanarak ülkeye getirilmişti.

6. Bu Hanıma Haddini Bildiriniz

18 Nisan 1999 seçimleri'nde meclise ilk defa türbanlı bir vekil girmişti. Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan'ın türbanlı olması nedeniyle meclise soktuğu Merve Kavakçı, Nazlı Ilıcak'la birlikte Meclis Genel Kurul Salonu'na girdiği zaman, yer yerinden oynamıştı. 

DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, hatırlanan en büyük kükreyişini o dönem yapmıştı. Başlıkta da ifade edilen "Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz" sözü, Ecevit'in kibarlıkla ve kararlılıkla hatırlandığı bir cümledir.

Yemin edemeden Meclis'ten ayrılan Merve Kavakçı'nın Amerikan Vatandaşı olduğu  daha sonra anlaşılacaktı.

7. F Tipi Cezaevleri-Hayata Dönüş Operasyonu

Bugün başka bir yapıyı çağrıştıran "F Tipi" sözü o dönem cezaevlerini ifade ediyordu. 

Birlikte kalınan koğuşlardan tek kişilik F Tipi Hücrelere geçmeyi öngören çalışmalar kanlı olmuştu. 20 kadar cezaevinde gerçekleştirilen "Hayata Dönüş Operasyonu" olarak adlandırılan operasyonlar sonucu, 30 kişi yaşamını yitirmiş, yaklaşık 250 kişi yaralanmıştı. F Tipi cezaevleri uygulamasına bu operasyon sonucu geçilmiştir.

Bu operasyonun sorumluları yıllar sonra mahkum olmuştur.

8. Abdullah Öcalan - İdam- MHP - PKK

Bugün devlet televizyonundan mesajlarının okunduğu PKK Lideri lideri Abdullah Öcalan, 16 Şubat 1999 günü Kenya'da yakalandığı zaman gazeteler "Büyük Devlet Türkiye" başlıklarıyla çıkıyordu. 

"Abdullah Öcalan Türkiye'dedir" açıklamasını yapan Bülent Ecevit, girdiği ilk seçimlerden iktidar olarak çıkarken, kamuoyu gündemi Abdullah Öcalan'a ne yapılacağını tartışıyordu. 

Yasalarda hâlâ idam cezası yer alan bir ülkenin ne yapacağın ve ne yapamayacağı o günlerde belli değildi. 

Abdullah Öcalan, yapılan duruşmalar sonucu idama mahkum edildi. İdam edilip edilmeyeceği tartışıldı. Ancak AB Uyum Yasaları sonucu idam cezası kaldırılınca Abdullah Öcalan, ağırlaştırılmış müebbet cezası çekmek üzere kendisine tahsis edilen İmralı Cezaevi'ne nakledildi.

9. Deprem...

57. Hükümet'in başına gelen en acı olayların başında hiç şüphesiz deprem felaketi gelmekteydi.

Hem de iki büyük deprem.

17 Ağustos 1999 Marmara ve 12 Kasım 1999 Düzce Depremleri'nde onbinlerce insanımız toprak altında kaldı.

O günlerde uygulamaya konulan deprem vergisi ise yakın zamanda tartışılmıştır.

10. Sadettin Tantan - Operasyonlar

1980 öncesinin Tomsonlu Polis'i olarak bilinen Sadettin Tantan, 1999 seçimleri'nde ANAP'tan milletvekili seçilmiş, ardından da İçişleri Bakanı olmuştu. 

Bu dönemden sonra Jandarma'yla birlikte yolsuzluk operasyonu yapılacak, Beyaz Enerji, Mavi Akım gibi adlar takılan operasyonlar sıkça konuşulacaktı.

Bir süre sonra operasyonlar Mesut Yılmaz ile Sadettin Tantan'ın arasını açmış, "milletvekillerini halk seçer, bakanları ben seçerim" diyen Mesut Yılmaz Sadettin Tantan'ı görevden almıştı.

11. 2001 Krizi

Uyum içinde çalışan  hükümet, 21 Şubat Krizi'ne doğru koşarak ilerliyordu. 

iddialara göre Başbakan'ın yanından hiç ayrılmamasıyla tanınan Hüsamettin Özkan, Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sırasında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'le "seni oraya biz seçtik, nankörlük yapma" tartışmasına girmiş, Ahmet Necdet Sezer de, Anayasa kitapçığını eliyle Hüsamettin Özkan'a doğru itip okumasını söylemiştir. 

Dışarı çıkınca "Kafamıza Anayasa Attı" denilen bu suni olay ve ardından Bülent Ecevit'in canlı yayında Ahmet Necdet Sezer'i suçlayan ifadeler karşısında, bir anda "ekonomik kriz" çıkmıştı. 

Hiçbir üretim faaliyetini etkilemeyecek bu birkaç dakika, ülkenin karışmasına yetmişti. döviz yükselmiş, faizler artmış, Türk Lirası gittikçe değer kaybetmişti. 

"Kriz" denilen olayın ardından her şehirde yaşanan protesto gösterileri sanki bir hazırlıktı.

12. Ecevit'e Yazar Kasalı Protesto (2001)

Ve Krizin ilanı.

Başbakanlık binası'na kadar elinde yazar kasayla girebilen (!) Ahmet Çakmak adlı vatandaş, binadan çıkmakta olan Bülent Ecevit'e ünle repliğiyle birlikte yazar kasayı fırlatmıştı. 

Bu olay, birçok ilde benzeri protestoları beraberinde getirecekti. Başbakanlığa kamyonuyla giren kamyoncu, yurdun dört yanında eylem yapan esnaf gibi kavramları duymuştuk.

Tuhaf olanı, bugün benzeri tablolar yaşanırken aynı esnaftan tık çıkmaması.

13. Kriz - İsmail Cem - DSP'nin bölünmesi

12 Mart 1971 dönemi'nde TRT Genel Müdürü ve "Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihçesi" kitaplarının yazarı olan, ünlü İpekçi ailesinin ferdi İsmail Cem, koalisyonun Dışışleri Bakanlığı görevindeydi.

Yakışıklı, batılı, karizmatik, Türk Yunan ilişkileri'nde sahilde sirtaki yapan, kuş uçuran İsmail Cem, Bülent Ecevit'in aniden rahatsızlandığı 4 Mayıs 2002'deki TOBB Kongresi'nde yerine kürsüye çıkıyor ve liderliğini açıklıyordu.

Ve hazindir ki, İsmail Cem, Bülent Ecevit'in hastalığından dolayı liderliğini açıklamış ancak Bülent Ecevit'ten çok kısa bir süre sonra hayatını kaybetmiştir.

14. Bülent Ecevit Hastanede

2002 yılında Bülent Ecevit, hastalığa yakalanmış, Mehmet Haberal'ın Başkent Üniversitesi hastanesi'nde tedavi altına alınacaktı.

Daha sonra, Bülent Ecevit'in zehirlenerek öldürülmeye çalışıldığı şeklindeki ifadeler, Ergenekon Davası'nda görüşülecek, Mehmet Haberal'ın başı epeyce ağrıyacaktı. 

Bülent Ecevit'e "çürük" raporu verilmesi konusunda tartışmalar ve "Başbakanlığı bırak" çağrıları o gün sıklıkla yaşanacaktı. 

Rahşan Ecevit'in bir operasyonu sonucu Bülent Ecevit, Başkant Üniversitesi Hastanesi'nden alınıp Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ne kaldırılacak, Başbakan hızlıca iyileşecekti.

15. Kemal Derviş

2001 Krizi'nden sonra Bülent Ecevit, "Dünya Bankası'nda tanıdığım var" diyerek Kemal Derviş'i ülkeye çağırdı.

Ekonominin patronu olarak yurda gelen Kemal Derviş için basın öyle bir kurtarıcı bir muamelesi yaptı ki, geceleri önünde nöbet tutuluyor, ışıklar kapalıysa "Karanlıkta bile görüyor" benzeri yorumlar yapılıyordu.

"Bu işler ekip işi" diye söze başlayan Kemal Derviş, medya tarafından çok sevildi. Medya'nın bu kadar ilgi gösterdiği Derviş, tenis oynar, yabancı eşiyle gezer tozardı.

Sonra yeni oluşum, parti diye yola çıkmış İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan'la birlikte yeni parti çalışmalarına girmiştir.

Ancak, o oluşumun içinde yer almadı. Deniz Baykal'ın çağrısı üzerine CHP'ye katıldı.

Oradan da sıkıldı, Amerika'ya bir yerlere döndü.

Tuhaf olan, Koalisyon sözünü duyar duymaz başını kaldırıp ses vermesi.

16. Erken Seçim fikri

Devlet Bahçeli, Bursa'da bir dağ şenliğine katılmış, hiç gündemde yokken, 3 Kasım 2002 günü seçimlerin olması gerektiğini söylemiştir.

Artık o günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Hükümetin hızla parçalanması, hiziplerin çıkması ve yeni partilerin oluşumların konuşması hızlandı.

Kemal Derviş'e teslim edilen ekonomideki yapılanmalar sonuçlarını vermeden hükümet erken seçim kararı almıştı.

17. DSP içi istifalar - 9'lar Hareketi

2002'nin Temmuz ayı, hükümet için daha da sıcak geçti. Bülent Ecevit'in görüldüğü her fotoğraf karesinde yer alan Hüsamettin Özkan, İsmail Cem ve Kemal Derviş'le birlikte istifa etmiş, bu istifayı 60 kadar vekil daha izlemişti.

Hükümet günbegün eriyordu. 

Bir yandan da DSP içinde görevden almalar, hizipler ortaya dökülmüş. 9'lar Hareketi adlı grup da bunlardan birisiydi.

18. Troyka

Üç ayrı köpeğin / atın çektiği kızak anlamına gelen Troyka, Türk siyaseti'nde 2002 yılında Kemal Derviş Hüsamettin Özkan ve İsmail Cem tarafından gerçekleştirilen yeni oluşum için kullanıldı.

DSP'den arka arkaya istifa eden bu üçlü, daha sonra Kemal Derviş'in de bırakmasıyla seçime girmeye karar verdi. Yeni Türkiye adlı parti, içinde Parti kelimesi olmayan bir partiydi, zaten parti de olamadı.

Girdiği seçimlerde çok az oy alarak silindi.

19. Ve 3 Kasım 2002...

3 Mayıs 1999 günü kurulan koalisyon, 3 Kasım 2002 seçimleri'ne girdi.

Sabah ülkeyi yöneten 3 parti de, çıkan seçim sonuçlarına göre baraj altında kalmıştı.

Türkiye, 1983'ten beri ilk defa tek parti yönetimine girmişti.

Ve 13 yıl sonra yeniden koalisyona hoş geldin sefa geldin diyoruz.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAvrupa BirliğiBaşbakanBursaCumhuriyet Halk PartisiDepremDevlet BahçeliDövizDüzceErgenekonİdamİmralıMilliyetçi Hareket PartisiNazlı IlıcakPolisSüleyman DemirelTurgut ÖzalTürkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürkiye Radyo ve Televizyon KurumuYunanistandepremolay
Görüş Bildir