Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Şiddete Sessiz Ve Su Kadar Ağır Bir İsyan

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Şiddete Sessiz Ve Su Kadar Ağır Bir İsyan

Şiddete Sessiz Ve Su Kadar Ağır Bir İsyan

Şiddet bizi bir istasyondan alıp başka istasyona götürmektedir şenlik havasında...

Gevezeliğe karşı öykü, gevezeliğe karşı has edebiyat niyetine diye de okumalı, diyeceğim Cazibe İstasyonu ’nu. Bunca abartı bunca patırtı gürültü adına, mutlak edebiyatın çizgisinde duran, insanı ve hayatı abartısız yalınlığından kavrayan yazarlara daha çok ihtiyacımız var. Zaten şiire nazaran daha bir konuşma, romana nazaran daha bir susma sanatı da sayılan öykü söz konusu olduğunda, bir öykücünün kendi yolu kendiliğinden kesişmektedir. O kesişmenin odak noktası Cazibe İstasyonu başlığıyla duyurulmuş olsa da, kitapta, şaşırtıcı olduğu kadar etkileyici olan, bu istasyondan yol alan kişilerin yalnızlıklarıdır. Ahmet Büke’nin bu yeni kitabında özellikle ilgimi çeken iki konuyu konuşmanın da yolunu açmaktadır.

İlkin söylemek istediğim, Büke’nin ilkel Türkçenin kısa ve vurucu diyalektiğini yakalamış olmasıdır. “…olsun dediler. Onun resmi budur: Bundan sonra sevindiler.” Türkçenin ilk metinlerinden birisinden aldığım bu örnekten hareket ettiğimde, “Sonra bunlar oldu” deyişiyle karşılaştım yazarın. Bu kadar da değil, indirgemeci olmayan bir paralel okumaya koyulduğumda, “sonra dedi ki; (Gergedan) geyiği yedi, ayıyı yedi. Kargım onu öldürdü…” kırık cümleler benzeri nice ritim ve söylem koşutluğuyla donandığımı fark ettim. Bu nereden geliyordu? Öykülerin dünyası, mekânları, insanları tek başına açıklayabilir miydi bu görüşümü? Şüphesiz hayır. Olan, olmakta olan, iyi bir yazarda dilin her defasında kendi ilkelliğine geri dönmesiydi. Virgüle değil noktaya koşan bir dildi bu gramatikal ve duyuş açısından. Nokta duruşu virgül aklı ve hayali çağırıyordu. “Kavaklar bitti. Son narı, son ayvayı geçti.”

Kaba ideolojisiz ve önyargısız Anadolu’nun öyküye konuk gelişi yeni değil şüphesiz. En azından Yusuf Atılgan’ın kimi metinlerine bakmak bile yeterli. İşte tam da burada, çocukça bir saflık, ilkgençlik içinden Anadolu’nun insan üzerinden yargısız fakat çok derin duyarlıklarla örülmesi Cazibe İstasyonu ’nun üzerinde durmak istediğim ikinci özelliği. Aslında bu iki görüntü, iki temel ilişki birbirleriyle çok yakından akrabadırlar. Birbirlerini doğura besleye, dölleye büyüte gelişmektedirler. Doğanın kendi ilkel kanunları ile insanın akla bulanmamış saflığı doldurmaktadır öykülerin özünü. Taşraya bakmadan taşrayı dışarı çıkarmak, taşraya taşralığını hissettirmeden hayat yapmak gibi bir becerisi var yazarın.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir