Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bin Yıl Yetecek Düzeyde Bor Yataklarına Sahibiz!

-

Bin Yıl Yetecek Düzeyde Bor Yataklarına Sahibiz!

Yrd. Doç. Dr. Yersel:“Türkiye dünyadaki ihtiyaca bin yıl cevap verebilecek düzeyde bor yataklarına sahip” dedi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Maden Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Erkan YERSEL ile genel olarak bor madenleri ve bor ürünlerinin kullanım yerleri üzerine konuştuk. Aynı zamanda Bor Uzmanı olan YERSEL, ÇOMÜ’de gelecek dönemde bor ile ilgili önemli çalışmalar gerçekleşeceğini dile getirerek şunları söyledi

“Maden Mühendisliği bölümü olarak bor konusuna çok önem veriyoruz. Laboratuvarlarımızda bu konu üzerine yoğun çalışmalarımız olacak. Tesislerdeki sorunları laboratuvara taşıyıp burada elde edilen neticeleri de sanayiye aktararak değerlendirilmesini sağlayacağız. Çalışmalarımızın sanayiden kopuk olmasını istemiyoruz. Üniversite sanayi işbirliğinin geliştirilmesi yönünde yeni bir adım atmak ve kurumlar arası işbirliğinin gelişmesi ve devamlılığı konusunda da bu çalışmaların katkı sağlayacağı düşüncesindeyim”

Fatmanur GÜDER: Hocam öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Yrd. Doç. Dr. Erkan YERSEL 1988 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümünden mezun oldum. Mezun olduktan sonra iş arayışına girdim ama madenlerde iş aramadım. Eğitimci bir ailenin çocuğu olmam nedeniyle üniversitede asistan olmak istiyordum. Araştırma görevliliği sınavlarına girdim. Üç kez girdim, kısmet olmadı. Ama ben yine de pes etmedim. Yüksek lisansıma Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü cevher hazırlama anabilim dalında başlamıştım. O esnada mecburi hizmet karşılığı Etibank’tan 3 yıl burs aldım. Yüksek lisansımı da bitirir bitirmez mecburi hizmetimi tamamlamak üzere 1990 yılında İzmir’in Menderes İlçesinde Etibank Perlit İşletmesi’nin atıl kalan lojman ve idari binalarını da değerlendirmek üzere, yeni kurulmakta olan Etibank Bor Ürünleri Araştırma Daire Başkanlığı’nda 1992 yılı Nisan ayında Mühendis olarak göreve başladım. Bor madenleriyle tanışmam öyle oldu. İki yıl sonra terfi ederek Teknik Uzman oldum. Aşağı yukarı dört sene burada çalıştım. O zamanlar yeni evliydim. Geçim sıkıntısı vardı. Bu yıllarda özel sektörde çalışmak herkesin aklından geçiyordu. Öyle bir fırsat oluşunca, değerlendirmek üzere özel sektöre çok daha yüksek bir maaşla geçtim. Halen İstanbul Çatalca İlçesinde faaliyetine devam eden Silkcoat Duvar Kaplamaları Sanayi Şirketi’nde Üretim Müdürü ve daha sonra da Fabrika Müdürü olarak toplam dokuz yıl çalıştım. Selüloz-tekstil-renkli simler-jelatinlerden ve kısmen de sanayi atıklarının değerlendirilmesi ile oluşan, mala ile uygulanan Japon ipek sıva- iç cephe duvar kaplamaları üretiyorduk. Onun dışında dış cephe duvar kaplaması olan mineral sıva-renkli doğal mineral taşların kimyasallarla karışımından ibaret olan ürünlerin üretimine başladık. Talepler gelince iç-dış cephe inşaat boyaları (su bazlı ve solvent bazlı) üretimini de sisteme ilave ettik. Çok çeşitli ürünler yaptık. Halen yurtdışı ihracat ağırlıklı olmak üzere yurtiçi pazarında da Silkcoat markalı ürünlerin satışı devam ediyor. Daha sonra para kazanınca ‘ben de iş yapabilirim’ dedim. Sermayem var. Silkcoat Boya’dan kendi isteğimle ayrıldım ve ‘sizin bayiniz olmak istiyorum’ dedim. İzmir, Yenişehir İnşaatçılar Çarşısında 240 mekrekare bir yer kiraladım. Silkcoat Boya’nın toptan ve perakende satış mümessili oldum. Yaklaşık sekiz sene de kendi işimi yaptım.

“En iyi ilaç, meşguliyet ve çalışmaktır”

Bu arada aslen Mardinliyim. Öğretmen çocuğuyum. Annem ve babam öğretmen. Annemin aynı zamanda şairlik yönü de var. 75 yaşında üç tane kitap çıkardı. İnsanların ölünceye kadar verimli olması gerektiğini bize gösterdi. Çünkü insanoğlu için en iyi ilaç, meşguliyet ve çalışmaktır. İlaç sizi iyileştirmeyebiliyor ama bir şeyle meşgul olduğunuzda, o sizi mutlu ettiği zaman iyileşiyorsunuz.

FG: Akademisyenliğe geçişiniz nasıl oldu hocam?

YERSEL Doktoramı işlerimin yoğunluğu nedeniyle 1997 yılında tez aşamasında bırakmıştım. Üniversite’ye dönmek istiyordum. 2008 yılı sonunda af çıktı. Dokuz Eylül Üniversitesi’ne gidip kaydımı yaptım. Yayınlarıma zaten devam ediyordum. 2012 yılında “Cevher hazırlama ve zenginleştirme tesislerinde simülasyon yöntemiyle verimliliğinin arttırılması” konulu tez çalışmam ile doktoramı tamamladım. Aksaray Üniversitesi’ne niyet etmişken bir aksaklık oldu. Kısmet değil dedim ve çalışmalarıma devam ettim. Ümitsizlik olmadı bende ve birkaç ay sonra karşımda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’ni buldum. Buranın ihtiyacı vardı. Sınavlara girdim ve buraya geldim.

“Çanakkale saat kulesiyle, kordonuyla küçük İzmir gibi…”

FG: Çanakkale’ye geldiğiniz için memnun musunuz?

YERSEL Ben Mardin Lisesi 1. sınıfı tamamladıktan sonra İzmir Eşrefpaşa Lisesi fen-matematik şubesinde eğitimime devam ettim. Eğitim imkanları daha iyi olduğu için eğitimci olan ebeveynim 5 çocuğunu üniversite de okutmak üzere 1981 yılında İzmir’e yerleşti. Orada 23 sene, sonrasında İstanbul’da 9 sene yaşadım. Çanakkale tam ortada kalıyor. İstanbul ile İzmir arasında olması bizim için ayrı bir heyecan oldu. İstediğimiz zaman aracımıza atlayıp gidiyoruz. Ben burayı küçük İzmir gibi görüyorum. Saat kulesiyle, kordonuyla… İzmir’in yanında İstanbul’a benzer tarafları da var. İklim olarak da güzel. Burada mutluyum. Bu memleket yaşam açısından da rahat, büyük şehirlerde işyerine gidiş-dönüş sırasında yollarda kaybedilen zaman ve diğer sıkıntılar bakımından karşılaştırıldığında Çanakkale’nin olumlu yönde farkları-artıları ortaya çıkıyor. Belki biraz pahalı bir şehir ama bunu şehrin diğer avantajları telafi ediyor. Zannedersem buraya gelen öğrenciler de mutlular. Çanakkale deyince kimsenin kafasında negatif bir şey oluşmuyor. Kampüsümüz ise hem şehre yakınlığı hem denize nazır olması açısından çok hoşuma gitti. Konum itibariyle çok güzel bir noktada. Yemeğimi hep denize karşı yiyorum. Kampüse yürüyerek sportif aktivite amaçlı çıkmayı 2-3 kez denedim ancak çıkması çok zor inmesi de çok kolay bir arazide tıpkı doğduğum şehir Eski Mardin gibi inişli-çıkışlı tepe üzerinde bir yerleşimi var.

“Türkiye dünyadaki ihtiyaca bin yıl cevap verebilecek düzeyde bor yataklarına sahip”

FG: Türkiye’deki bor madenlerinin hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

YERSEL 1950’lerden sonra Türkiye’de ilk Eskişehir’de Kırka da maden bulunuyor. Bulunduğunda dünyada bor ticaretini yönlendiren US Borax diye bir şirket var. Bilirkişi olarak bu kuruma gidiliyor. Ama onlar karşı çıkıyorlar. Çok küçük yataklar olduğunu, vs. söylüyorlar ve engel oluyorlar. Çünkü dünyada kendisine rakip istemiyorlar. Fakat bizim yataklarımız zengin yataklar. Türkiye rezerv bakımından çok zengin. Dünyada bor rezervine sahip diğer ülkelerle kıyas yapıldığı zaman % 72 oranında. Dünyadaki ihtiyaca bin yıl cevap verecek kapasitede maden yatakları bunlar. Bor, yerkabuğunda yaygın olarak bulunan 51. elementtir. Bor tabiatta hiçbir zaman serbest halde bulunmaz. Doğada yaklaşık 230 çeşit bor minerali olduğu bilinmektedir. Ancak, sanayide ticari öneme sahip bor mineralleri olan Sodyum boratlar-tinkal (Na4B4O2. 10H2O) ve kernit (Na2B4O7. 4H2O), kalsiyum borat-kolemanit (Ca2B6O11. 5H2O) ve sodyum-kalsiyum borat-üleksit (NaCaB5O9. 8H2O) kullanılmaktadır. Ticari maden yatakları sınırlı olup en çok Türkiye, ABD, Rusya, Kazakistan, Çin, Arjantin, Şili, Peru ve Bolivya da bulunmaktadır.

FG: Bu bor madenleri nerelerde ve nasıl çıkarılıyor?

YERSEL Dünyada en büyük bor rezervleri Türkiye’de Kütahya-Emet, Eskişehir-Kırka, Balıkesir-Bigadiç bölgeleri ile ABD’de Kaliforniya’da bulunmaktadır. Çanakkale’ye en yakın bor madeni Balıkesir, Bigadiç’te çok büyük bir bor madeni yatağı mevcut. Halen işletiliyor. Bor madenleri genelde yerüstü ocaklarından çıkarılıyor. Buna açık ocak diyoruz. Burada ham olarak üretilen bor cevheri kil ve yan taşlarından vs. temizlemek için cevher hazırlama ve zenginleştirme tesislerinde kırma, eleme, yıkama, triyaj (tavuklama-elle ayıklama) yapılıyor. Yıkama sonucu çıkan çamurlu sular çevreye zarar vermemek için atık göletlerinde biriktiriliyor. Konsantre ve artık olarak iki gruba ayrılıyor. Konsantresi zaten para eden kısım. Bu değerlendiriliyor. İhracat yapılıyor.

“Artık işlenmiş ürün de ihraç edilebiliyor”

FG: Türkiye’de bor ham olarak mı ihraç ediliyor yoksa işleniyor mu? YERSEL Benim çalıştığım dönemde Etibank Eskişehir-Kırka Bor Türevleri Tesisi ve Etibank Bandırma Bor ve Asit Fabrikaları vardı. Cevher sadece ocaklarından çıkarılır, kırma-eleme işleminden sonra kili uzaklaştırmak için yıkanır, sonrasında ham olarak ihraç edilirdi. Yani konsantre dediğimiz hali satılırdı. Ama günümüzde uç ürünlerin üretimine hükümet politikası olarak önem verildi ve Kırka ve Emet’te yeni ilave tesisler kuruldu. Uç ürünleri de ihraç edebilir hale geldik. Konsantre dediğimiz ürün, bor uç ürünleri-türevleri üretmek için kurulu tesislere sevk ediliyor. Yani konsantreden ziyade işlenmiş, rafine edilmiş ürünleri de yurtdışına ihraç ediyoruz. Dolayısıyla katma değeri daha yüksek oluyor. Rafine bor ürünleri; Borik Asit, Boraks Pentahidrat, Boraks Dekahidrat, Sodyum Perborat Tetrahidrat, Sodyum Perborat Monohidrat, Susuz Boraks ve Bor Oksit şeklindedir. Daha önce de bunların bir kısmını üretiyorduk tabii ama miktar olarak azdı. Tek Pazar haline gelen dünyada, rekabet edebilmenin yolu dünyadaki teknolojik gelişmelere ayak uydurabilmek ve ülkelerin teknolojik düzeylerini artırmakla mümkündür. Artık, Türkiye de kendi teknolojisini üreten bir ülke olarak dünya pazarında yerini almak durumundadır. İleri teknolojinin temelinde araştırma kurumlarının ve üniversitelerin rolü çok önemlidir.

FG: O ürünler neler peki? Bor hangi ürünlerde kullanılıyor?

YERSEL Bor tuz halinde ve direkt bor ile üretilen bir madde yok. Çeşitli sektörlerde kullanıldığında üretilen malzemenin kalitesini geliştiriyor. Pozitif etki ediyor. 400- 500 sahada kullanılıyor. Örnek olarak cam sanayii diyebiliriz. Isıya dayanıklı cam üretiminde kullanılıyor. En basiti; evinizde kullandığınız borcamlar. Bunun yanında termal şoklara dirençli seramik üretiminde kullanılıyor. Çimento sanayisinde de çimentonun mukavemetini arttırmak için katkı olarak kullanılıyor. Bilhassa asfalt dökülen yollarda yazın ısınınca yumuşama olabiliyor. Yollar bor katkılı çimentoyla yapıldığı zaman direnci artıyor. Böylece yollarda tahribat oluşmuyor. Ziraatten de örnek verebiliriz. Bazı toprakların bor ihtiyacı var. Bor yetersizliğinden mahsul iyi yetişmiyor . Bu ürünlerin gübrelerine takviye olarak bor katkılı mikro besleyici de (yani bor katkılı gübre) verdiğiniz takdirde mahsulde % 20’ye yakın artış oluyor. Bu konu, çeşitli araştırmacılar tarafından yapılmış ve iyi neticeler alınmış. Ayrıca konuyla ilgili tabii daha çok çalışmaların yapılması gerekiyor. Bunlara ilaveten borun diğer kullanım alanları; temizleme ve beyazlatma sanayi(deterjanlarda), alev geciktiriciler, metalurji sanayi, nükleer uygulamalar, uzay ve havacılık, bor fiberleri, cam elyaflarında ve sağlık sektöründe…

FG: Peki şu an Türkiye bor konusunda başarılı mı?

YERSEL Üretimde şu an biz birinciyiz. Fakat bor uç ürünleri üretimi konusunda Amerika bizden önde. Uç ürünlerde bizden önde olmasının sebebi orada AR-GE çalışmalarının daha yoğun olması. Daha fazla kaynak ayırabiliyorlar. Türkiye’de % 1 kaynak ayırıyorsanız Amerika % 10 ayırıyor.

Türkiye aslında yetişmiş teknik eleman, araştırma kurumları ve üniversiteleri açısından zengin. Bu konuyla sırf ETİBANK uğraşmıyor. TÜBİTAK, Marmara Araştırma Merkezi, İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü ve üniversitelerimizin ilgili birimleri de uğraşıyor. En zengin yataklar da bizde ama baktığınızda çok büyük rakamlar dönmüyor. Bor açısından satışlara baktığınızda 800 milyar TL gibi rakamlar görüyorsunuz. Önemli olan çok bor kaynağımızın olması değil, önemli olan ne kadar çıkartabiliyoruz, kullanım alanını ne kadar genişletebiliyoruz… Bunlar önemli.

“30-40 sene içinde bor ile üretimi gerçekleştirilen hidrojen enerjisi alternatif enerji olacak”

FG: Petrole alternatif olarak bordan faydalanılabileceği söyleniyor…

YERSEL Evet, çünkü bor, petrole alternatif olan hidrojen enerjisinin üretiminde kullanılıyor. Sodyum bor hidrürden, yanıcı olmaması nedeniyle hidrojen enerjisini elde etmek daha güvenlidir. Şu an için hidrojen enerjisi Türkiye’nin meselesi değildir. Ancak 2040’larda devreye girmesi uygun görülmektedir. Petrol, doğalgaz kaynakları azalıyor. Bunların 30-40 sene içinde tükeneceği söyleniyor. Fosil yakıtların alternatifi geleceğin enerjisi olarak hidrojen enerjisini görüyorlar.

Bugün hidrojen enerjisi ekonomik değil. Petrolün, doğalgazın üç katı fiyatında. Günümüzde onu stoklamak da çok zor. Hem buna uygun motor sistemi yok. Araçların sistemi benzine, dizele göre ayarlı. Araçlara hidrojen gazını yüklemek de kolay değil, işlem yüksek basınç altında yapılıyor. Ayrıca otomobil ve diğer araçlarda kullanılan yakıt yakma teknolojilerinin buna hazır olması gerekiyor. Oto sanayii direniyor, petrol sanayii direniyor. Çünkü karşısında temiz bir enerji var. Bozcaada’da ve İstanbul Eyüp’te pilot ölçekte hidrojen enerjisi üretim tesisleri var, deneme aşamasındalar. İzlanda ise bu konuda en önde. 2030’larda hidrojeni enerjisini kullanıma alacak.

“İstanbul hariç Marmara Bölgesi’nde tek maden mühendisliği bölümü ÇOMÜ’de”

FG: Peki hocam ÇOMÜ’ye gelirsek; burada Maden Mühendisliği bölümü yeni kuruldu…

YERSEL Evet, bölümümüz 2012’de yeni açıldı. İstanbul hariç Marmara Bölgesi’nde tek maden mühendisliği bölümüyüz. 2013-2014 güz döneminde ilk öğrencilerimizi alacağız. Kadromuz her geçen gün büyüyor. Mühendislik Fakültesi’nin akademik kadrosu ise 90-100 civarında. Bizim mesleğimiz multidisipliner bir meslektir. Jeoloji, Jeofizik, Çevre, Geomatik, Bilgisayar Mühendisliği ve diğer dallardan da faydalanabiliyoruz. Bu sebeplerle lisans ve yüksek lisansta iyi kalitede öğrenci yetiştireceğimize inanıyorum. Şu aşamada bunu görüyoruz.

“Laboratuvarlarımızda sorunlar üzerine çalışacağız”

FG: Bor konusunda çalışmalarınız olacak mı? Planlarınız var mı?

YERSEL Kesinlikle. Maden Mühendisliği Bölümü olarak bor konusuna önem veriyoruz. Laboratuvarlarımızda bu konu üzerine yoğun çalışmalarımız olacak. Bir de bu tesislere yakın olmamızdan dolayı bu tesislere ziyaretlerimiz olacak. Oradaki sorunları buraya taşıyıp laboratuvarda küçük ölçekte çalışıp burada elde edilen neticeleri de sanayiye aktararak bunların değerlendirilmesini sağlayacağız. Ticari olarak da bunun yapılması gerekiyor. Bu birimin burada aktif olarak çalışmasına da öncülük edeceğiz. Önümüzdeki yıllarda hedeflerimiz arasında en önemli olanı budur.

Buna ilave olarak tesislerin tasarımında simülasyon ve modelleme çalışmalarının katkılarını da bor tesislerine aktarmaya çalışacağız. Önce lisans ve yüksek lisans öğrencilerimizle beraber kendimiz projeler üzerinde çalışacağız. Çalışmalarımızın sanayiden kopuk olmasını istemiyoruz. Sanayi üniversite işbirliğinin gelişmesi konusunda da bu çalışmaların katkı sağlayacağı düşüncesindeyim. Buna önem vereceğiz. Çünkü Türkiye’de bor çok önemli bir miktarda. Bu değerlendirilmeli. Yeni keşifler de oluyor. Belki de ileride bor önemini yitirebilir. Farklı ekonomik ikame ürünler de çıkabilir. Bugün kıymetli olan bir şey on-yirmi sene sonra kıymetten düşebiliyor. Gelişmeler çok hızlı. Biz ne kadar hızlı bor rezervimizi üretip dünya pazarına sunarsak o kadar faydalı olacaktır.

“ÇOMÜ’nün internet sayfası gibi bir sayfa birçok üniversitede yoktur”

FG: Hocam zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Çok faydalı bilgiler edindik. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

YERSEL Tabii. Bu röportajı üniversite adına yapıyorsunuz. ÇOMÜ web sayfasında yayınlanıyor. Böyle bir faaliyetin olması çok güzel. Size çok teşekkür ediyorum. ÇOMÜ web sayfası gibi aktif bir haber akışı, birçok üniversitede yoktur. Her hocanın izlenimleri buraya aksediyor. Bir nevi özgürce düşüncenizi üniversite ve tüm dünyaya aktarma ortamı oluşuyor. Bizim herkesi gidip dinlememiz mümkün değil. Herkes burada fikrini açıkça söylüyor ve buradan takip ediliyor. Şahsen ben vakit buldukça ilgili olduğum tüm konuları takip ediyorum. Hatta radyoyu (Kampüs FM) da fırsat buldukça dinliyorum. Rektör Hocamızın, Dekanlarımızın, diğer Hocalarımızın çok güzel konuşmaları ve değerlendirmeleri oluyor. Herkesten bir şeyler kazanıyor, faydalı bilgiler öğreniyoruz. Bu sebeple sizlere bu güzel ve yararlı hizmetinizden dolayı tekrar çok teşekkür ediyorum ve çalışmalarınızın devamını diliyorum.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriArjantinÇinEskişehirİstanbulİzmirJaponyaKitapKütahyaMardinÖğretmenRusyaUzayweb
Görüş Bildir