Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

'Anastasiadis 'Kriz Var' Deyip Onun Arkasına Saklanıyor'

-

Anastasiadis 'Kriz Var' Deyip Onun Arkasına Saklanıyor

Anastasiadis 'Kriz Var' Deyip Onun Arkasına Saklanıyor

KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin Kıbrıs sorunundan önce ekonomik krizi çözme yönünde bir yaklaşım içinde olduğunu belirterek, ''Kıbrıs konusunda iyimser bir gelişme, bu perspektif olmadığı için, pek mümkün gözükmüyor'' d

Özgürgün, Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD) üyeleriyle Limak Ambassadore Otel'de bir araya gelerek gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Özgürgün, burada yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusunun her zaman gündemde olduğunu, ancak son dönemde gerek adanın güneyindeki ekonomik kriz, gerek doğalgaz ve petrol konusundaki gelişmeler, gerekse Türkiye-İsrail ilişkileri bağlamında daha da ön plana çıktığını belirtti.

Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki son seçimlerin ardından Kıbrıs sorununun çözümü için umutlu olup olmadığının sorulması üzerine Özgürgün, seçimlerin Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB dönem başkanlığının hemen ardından yapıldığını, bu döneme kadar sorunun çözülmesi için çok uğraş verdiklerini, ancak 1 Temmuz'a kadar çözüme ulaşılamadığını söyledi.

Rum kesiminin altı aylık başkanlığı süresince Kıbrıs görüşmelerinin koptuğunu anımsatan Özgürgün, Nikos Anastasiadis'in başkanlığına seçimler öncesinde de kesin gözüyle baktıklarını ifade ederek, ''Anastasiadis'in şöyle bir sıkıntısı var. Ekonomik krizin yoğun olduğu bir dönemde başkanlığa gelmiş oldu. Aslında bizce tam tersi olması gerekirken, ekonomik kriz Kıbrıs konusunu güneyde biraz geriye itti'' diye konuştu.

Yeni dönemle Kıbrıs'taki çözüm arayışlarının çok daha zorlu bir sürece gireceğini bildiklerini ifade eden Özgürgün, görüşmelerin nasıl ve ne zaman başlayacağı konusunda çeşitli tereddütlerin dile getirildiğini, ancak KKTC'nin görüşmelere kaldığı yerden ve hemen başlamaya hazır olduğunu kaydetti.

''Güney maalesef anlamıyor''

Kıbrıs sorunun çözümünün ekonomik anlamda da adaya çok şey getirebileceğinin altını çizen Özgürgün, adanın iki önemli sorunu olan elektrik ve su sıkıntısı konularına değindi. KKTC'nin uzun bir süre Rum kesimine elektrik sağladığını anlatan Özgürgün, son derece stratejik bir konu olan su problemine ilişkin olarak da Türkiye'den büyük bir yatırımla 8-10 ay içinde Kıbrıs'a ciddi miktarda su ulaştırılacağına dikkati çekti.

Petrol ve doğalgaz konuşulurken böyle stratejik meselelerin göz ardı edildiğini belirten Özgürgün, ''Kıbrıs sorunun çözülmesi aslında, Türkiye'den gelen elektriği de suyu da ve adanın toplam ekonomik rantabilitesini de çok yüksek bir noktaya çekebilir'' ifadesini kullandı. Özgürgün, şöyle devam etti:

''Birleşmiş, anlaşılmış, BM parametrelerinde yeni bir statüye kavuşmuş bir Kıbrıs'ta, Türkiye'nin de katkılarıyla su-elektrik ve altyapı tamamlandıktan sonra turist potansiyelinin 5 milyona çıkabileceği, bugün yaşanan finansal krizlerin AB ve Türkiye'nin yardımlarıyla çok rahat çözülebileceği ve adadaki refahın birkaç katına bir anda çıkabileceği gerçeği var.

Güney bunu maalesef anlamıyor. Güney bu noktadan bakmıyor olaylara. Güney'in bakışı, 'Ekonomik krizi biz devlet olarak çözelim, ondan sonra Kıbrıs sorununa bakarız'. İşte bu yaklaşım içerisinde önmüzdeki dönemde, yeni başkan Anastasiadis'in de bakışı maalesef böyle olunca, Kıbrıs konusunda iyimser bir gelişme, bu perspektif olmadığı için, pek mümkün gözükmüyor.''

''KKTC ve Türkiye rahatsız''

Kıbrıs'ta görüşmelerin yeniden başlaması yönünde bir hareketlilik bekleyip beklemediğinin sorulması üzerine Özgürgün, KKTC'nin başından beri görüşmelerin kaldığı yerden devam edebileceğini söylediğini, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun da göreve gelmesinin ardından bu yönde tutum sergilediğini, bu doğrultuda görüşmelerin kesintiye uğramadan, aynı formatta ve altı başlığı kapsayacak şekilde devam ettiğini anlattı.

Özgürgün, bugün ise Rum tarafında yönetimin değiştiğini ve BM'nin ''görüşmelerin başlaması için ne zamanın ne de zeminin belli olduğunu'' ifade ettiğini belirterek, bu durumun KKTC'yi ve Türkiye'yi rahatsız ettiğini vurguladı.

''Bir önceki dönem, 'Kaldığı yerden devam etsin' ısrarında olanlar, şimdi 'Zemin ve zaman belli değil' dediler veya o sinyali verdiler'' diye konuşan KKTC Dışişleri Bakanı Özgürgün, Anastasiadis'in görüşmeleri başlatma niyetinde olmadığını ifade ederek, ''Tabii ekonomik kriz büyük bir perde oluyor, rahatlatıyor. 'Ekonomik kriz var' deyip onun arkasına saklanıyor'' dedi.

''Artık sabır taştı gibi''

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun ''iki devletli çözüme'' ilişkin açıklamalarını nasıl değerlendirdiği sorulan Özgürgün, görüşmelerin bir yere gitmemesi durumunda neyin olacağının açıkça görüldüğünü belirterek, ''İlk kez dillendirildi. Bu söylediğim çerçevede artık sabır biraz taştı gibi'' diye konuştu.

Davutoğlu'nun resmi ağızdan duyulan ifadesinin, sürecin gittiği yeri gösterdiğini belirten Özgürgün, şöyle devam etti:

''Aslında oraya gidiyor. Burada iki devlet var çünkü. Biri KKTC, biri Güney Kıbrıs Rum devleti. Bu iki devlet eğer bir çatı altında buluşamıyorsa, buluşma niyeti de yoksa, hala bugün görüşmelerin nasıl ve ne zaman başlayacağı dahi netlikten uzaksa, o zaman tabi ki bunun iki devletli çözümü çağrıştırdığı ve iki devletli çözümün de kaçınılmaz olduğu, bir ifade olarak bugüne kadar söylenmemiş olsa da o görünen gerçeği açıktan ve resmi olarak ifade etmiş oldu.''

Süreçte ''son oyuna'' gelindiğini, BM'nin artık anlaşma sağlanamazsa çekilebileceği mesajı verdiğini belirten Özgürgün, hala Rum tarafını sıkıştıracak bir söylem bulunmadığına dikkati çekti. Türkiye'nin çözüme ciddi destek verdiğini vurgulayan Özgürgün, Kıbrıs'ta bir çözümün tüm tarafların yararına olacağının altını çizdi.

Çözümün sağlanması için herkesin üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerektiğini ifade eden Özgürgün, ''Herkes üzerine düşeni yaparsa Kıbrıs'ta çözüme ulaşılır, ama bugün gelinen nokta bundan çok uzak'' dedi.

BM'nin sessiz kalmasını eleştiren ve Türk tarafının daha sert tepki göstermesi gerektiğini ifade eden Özgürgün, ''Ortaya onların da bir şey koyması gerektiğini düşünüyoruz. Rum tarafına ekonomik krizin bir sebep değil, fırsat olacağını söylemenin daha doğru olacağını düşünüyorum'' ifadesini kullandı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Rumların adadaki doğal kaynakları borçlarına teminat göstermesine karşı KKTC vatandaşlarının hukuk yoluna gitmesinin çok ciddi bir reel değer taşımadığını söyledi.

KKTC Dışişleri Bakanı Özgürgün, Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD) üyeleriyle bir araya geldiği toplantıda soruları yanıtladı.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın Rumların doğal kaynakları borçlarına karşılık teminat göstermesi durumunda KKTC vatandaşlarının dava açabileceği şeklindeki açıklaması hatırlatılan Özgürgün, 1960 kuruluş ve garanti anlaşmaları ile 1960 anayasasına göre bu hakların olduğunu ancak anayasanın 1967'de Rumlar tarafından tek taraflı değiştirildiğini söyledi.

Dava açılabilmesi için Rum tarafında yaşamanın şart koşulduğunu ifade eden Özgürgün, "Bunu dava yoluyla halletmek, bireysel davalara taşımak ne kadar realite taşıyor, başka bir konu" dedi.

Özgürgün, esas söylenmesi gereken şeyin 1960 anlaşmalarında adanın doğal kaynaklarının Rumlar ve Türkler tarafından eşit paylaşılacağı olduğunu belirterek, "Yasal olmayan o Kıbrıs Cumhuriyeti bugün maalesef AB tarafından üye olarak alınmış ve yasal olarak tanınıyor. Onun için de hukuk yoluna gitmeye çalışmak çok ciddi bir reel değer taşımıyor" diye konuştu.

Özgürgün, adadaki enerji kaynaklarının Rum yönetimi tarafından borçlara karşılık teminat göstermesinin adadaki müzakereleri nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine, Kıbrıs'ın doğal kaynaklarının, çıkarıldıktan sonra Türkiye üzerinden dünyaya dağılmazsa uygun bir yatırım olmayacağına dikkati çekti.

Doğal kaynakların gelirinin adadaki Türklere ve Rumlara paylaştıracak şekilde bir anlaşma yapılmasını önerdiklerini ifade eden Özgürgün, "Mesela Maraş'ı imar etmek için kullanılabilir" dedi. Bu önerilerinin Rumlar tarafından geri çevrildiğini söyleyen Özgürgün, şöyle konuştu:

"Bir taraf ekonomik kriz ve çok büyük bir yıkıntı içerisinde. Diğer taraf da ekonominin durumu güneye göre çok daha iyi olmasına rağmen siyasi olarak ambargo, doğrudan uçuş ve ticaret gibi başka konular içinde sıkışmış durumda. Bunların aslında tamamının çözülebileceği yer Kıbrıs konusunun çözümü. Kıbrıs sorunu çözülürse iki tarafın da sorunu çözülecek. Ama bunu anlatmam mümkün olmuyor."

"Görüşme olmaması iki devletli çözüme giden yola götürür"

Özgürgün, bir başka soru üzerine, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nin "iki devletli çözüm" konusundaki açıklamalarının yeni bir politika içermediğini, Kıbrıs'ta taraflar arasında görüşme olmamasının zaten iki ayrı devletli çözüme gideceğini söyledi.

Bakan, adada Türkler ve Rumlar arasında 29 Mart 2012'den beri müzakerelerin yapılmadığını, Rum tarafında seçimlerin olduğunu, ardından ekonomik krizin gündeme geldiğini kaydetti. Rumların ekonomik krizden daha çok Türk düşmanlığını ve "anlaşmamayı" çıkardığını dile getiren Özgürgün, KKTC müzakere heyetinin dün ve bugün Ankara'da görüşmeler yaptığını, bir yol haritasının ne olabileceğinin zaten konuşulduğunu ifade etti.

Özgürgün, "Kıbrıs politikası bugüne kadar beraber götürüldü. BM parametreleri çerçevesinde Türkiye her türlü çözüme destek vermeye hazır olduğunu söylüyor. Bunun dışına çıkan bir çerçevede bir çözüme de ne bizim ne Türkiye'nin onay vermeyeceğimiz de biliniyor" dedi ve şunları kaydetti:

"Rum tarafı hala bir adım atmayacaksa, sayın Davutoğlu'nun açıklamasında da görülüyor ve biz de söylüyoruz, ilelebet bekleyecek değiliz. Bu dönemde artık Rum tarafına şunu söylemeye başladık. Eğer görüşmeler bir noktaya gitmezse, Rum tarafı kaçarsa, oyalarsa, Rum tarafı hala 'ben Kıbrıs'ın tek temsilcisiyim, ben önce krizimi halledeyim' gibi şeylere oynayacaksa, o zaman bizim mutlaka KKTC devletinin var olduğunu, güneydeki devletten daha yasal olduğunu ortaya koymamızın artık kaçınılmaz olduğunu Güney Kıbrıs anlamalıdır."

"Güneyde mahalle baskısı var"

Güney Kıbrıs'taki ekonomik krizden sonra Rum yönetiminin KKTC'ye para geçişini önlemek için her türlü önlemi aldığını kaydeden Özgürgün, Rumların KKTC'den alışveriş yapanları deşifre ettiğini, bir anlamda Güney'de "mahalle baskısı" oluştuğunu belirtti.

Özgürgün, "Çok ciddi bir baskı var Güney'de. Kim Kuzey'de ne adım attı, ne hareket etti, Türklere fayda sağlayacak ne yaptı gibi çok ciddi bir takip var. Hatta bazılarının içecek sularını bile beraberlerinde getirdiğini söylüyorlar" dedi.

KKTC'den Güney Kıbrıs'a çok daha fazla para gidişi olduğunu belirten Özgürgün, KKTC'nin herhangi bir kısıtlama yapmadığını ve devlet baskısı olmadığını, ancak bu konuda Kıbrıslı Türklerin oto kontrol yaparak parayı KKTC'de tutmaları gerektiğinin altını çizdi.

"Kriz, Rusya ile hesaplaşmanın neticesi"

Özgürgün, duyumlarına göre Rusya'nın Güney Kıbrıs'ta 50 milyar dolarlık mevduatının bulunduğunu, Rusya'nın mevduattan vergi alınmasına sert tepkisi olduğunu söyledi.

ABD ve İngiltere'nin Güney Kıbrıs'taki Rus varlığından rahatsız olduğunun bilindiğine dikkati çeken Özgürgün, Rumların AB'ye girişinin Rusya'yı adadan çıkarma girişiminin bir parçası olabileceğini söyledi.

Özgürgün, "Güney'deki ekonomik kriz bu kadar önlenemez bir kriz miydi? Benim konuştuğum uzmanlar bunun bu kadar önlemez bir kriz olmadığını söylüyor. Bu bağıra bağıra gelen kriz sanki bir şekilde bu hesaplaşmanın bir neticesi gibi duruyor. AB'ye girmiş bir ülke ve Rus sermayesinin korkunç büyük olduğu bir ekonomi. Bunu AB'nin nasıl içine aldığı, nasıl götürebildiği hep geçmişe dönük soru işaretleri. Belki AB bugünlere gelineceğini düşünerek adımlarını attı diye de düşünülebilir. Çünkü siyasi olarak çok sıkıntılı bir yeri AB içine alıyor. Bugün alınan tedbirlerin Rusya ile çok bağlantılı olması da belki bunu doğruluyor. Bu söylediklerim tamamen benim Güney ekonomisiyle ilgili yapabildiğim yorumlar" dedi.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Ahmet DavutoğluAli BabacanAmerika Birleşik DevletleriAnkaraAvrupa BirliğiBaşbakan YardımcısıBirleşmiş MilletlerİngiltereİsrailKKTCKahramanmaraşRusyavergi
Görüş Bildir