Türk Kızılayı Haberleri

Türk Kızılayı ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Türk Kızılayı ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

En İyi Maden Suyu Markaları
Markette maden suyu seçerken şişelerin birbirine benzediğini düşünebilirsiniz ancak mineral değerlerine baktığınızda önemli farklarla karşılaşabilirsiniz. Uludağ, Kızılay, Beypazarı, Sarıkız ve Kınık gibi markaların magnezyum, kalsiyum, sodyum ve bikarbonat oranları aynı değil.  Peki maden suyu seçerken hangi mineral değerlerine bakılmalı, spor sonrasında hangi özellikler önemli ve sodyum miktarı neden dikkate alınmalı? Maden suyu ile sodanın aynı ürün olmadığını bilmek de seçim yaparken önemli; doğal maden suyundaki mineraller kaynağından gelirken soda farklı bir şekilde üretilir. İçeriğimizde maden suyu seçerken dikkat edilmesi gerekenlerden markaların mineral değerlerine ve fiyat karşılaştırmalarına kadar merak edilenleri sizler için bir araya getirdik.
Maden Suyundan 'Türk' Kalktı İddiası
Afyonkarahisar İl Genel Meclisi MHP Grup Başkanı İsa Çağa, İhsaniye İlçesi’nde üretilen Türk Kızılayı Maden Suları’nın yeni şişesinde ’Türk’ ibaresinin kaldırıldığını iddia etti. MHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Parsak, sosyal paylaşım sitesi Twitter’da yaptığı açıklamada, Türk Kızılayı tarafından üretilen maden suyu şişesindeki ’Türk’ ibaresinin kaldırıldığını ileri sürdü. İddia üzerine inceleme yapan Afyonkarahisar İl Genel Meclisi MHP Grup Başkanı İsa Çağa, konuyla ilgili İl Genel Meclisi Toplantı Salonu’nda basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, Kızılay Maden Suları’nın eski ve yeni şişesiyle gelen Çağa, T.C.’den sonra ’Türk’ ibaresinin de kaldırıldığını kaydetti. Önce bankaların, ardından kamu kurumlarının tabelalarındaki T.C. ibaresinin kaldırıldığını vurgulayan Çağa, 'T.C. ibaresinin ardından ’Türk’ kelimesinin de kaldırılması rastlantı değildir' dedi. Türk Kızılayı Maden Suları’ndan ’Türk’ kelimesinin kaldırılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Çağa, 'T.C. ibaresinden sonra ’Türk’ kelimesinin de kaldırılması rastlantıyla açıklanamaz. Kelimeleri kaldırsanız da gönlümüzdeki ’Türk’ü silemezsiniz' diye konuştu. Milliyet
Soma Kömür Ocağı Faciası: 205 İşçi Öldü, 80 İşçi Yaralı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Soma'da maden ocağında çıkan yangında ölenlerin sayısının 205'e yükseldiğini bildirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Soma'da maden ocağında çıkan yangında ölenlerin sayısının 205'e yükseldiğini bildirdi. Eynez bölgesindeki maden bölgesinde çalışmaları takip eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, gazetecilere yaptığı açıklamada, madene kurtarma amaçlı giren ve dumandan etkilenen bazı kişilerin de yaralılar arasında sayılmış olabileceğini söyledi. Zamanın işlediğini, daha da kritik bir döneme girildiğini dile getiren Yıldız, kurtarma çalışmalarının ara verilmeden tüm hızıyla sürdüğünü vurguladı. Bakan Yıldız, gazetecilerin soruları üzerine 'İhmal varsa biz buna hiçbir yerde kayıtsız kalmadığımız gibi burada da kalmayız' dedi. Personel listesi üzerinde çalışma yapıldığını, adli tıp kurumu ve savcılıkla görüştüklerini, hukuki işlemlerin hızlı şekilde yürütülmesi için uğraş verdiklerini aktaran Yıldız, şunları kaydetti: 'Sayı endişe ettiğimiz noktaya doğru gidiyor. Yarının hazırlıklarını, organizasyonu da bir yandan yapmamız gerekiyor. Cenaze işlemleriyle ilgili bir boşluk olmaması için çalışmamız lazım. Bakan yardımcısı, milletvekili arkadaşlarımızla görev dağılımı yaptık, yüreğimizde büyük bir acıyla bunları yapıyoruz.' Bakan Yıldız, soru üzerine madeni işleten şirketin yetkilileriyle görüştüğünü de bildirdi. Yangın devam ediyor Yıldız, Eynez bölgesindeki madende çıkan yangına ilişkin en son yaptığı açıklamadan bu yana özellikle teknik olarak, içeride tersine hava akımlarıyla alakalı çalışmalara devam edildiğini söyledi. Yıldız, şöyle konuştu: 'Bu sayının artmasından endişe ediyoruz. 80 yaralımız var demiştik. 60 yaralımız madencilerimizle ilgiliydi, diğer 20'si de kurtarma ekiplerinden gelenlerden gazdan etkilenen ve zarar görenlerdi. Şu anda 4 tane ağır yaralımız var, durumları da yine hastanelerimizde kontrol altına alınıyor. İlk etapta çıkan ve çıkartılan 363 madencimiz olduğunu söylemiştik. En son geldiğimiz noktada vefat eden 72 madencimizin otopsisi tamamlandı. Bunlarla alakalı işlemleri Balıkesir Valimizin başkanlığında bir heyetle beraber takip ediyoruz. Cenaze teslimlerini de bizim aradığımız cenaze yakınlarıyla beraber başlatacağız. Herhangi bir karmaşaya yol açmamak açısından. Bir yandan da içeride kurtarma faaliyetleriyle alakalı ümitlerimizin azaldığını söylemem lazım. Ama son noktaya kadar da arkadaşlarımız çalışmalarına devam edecekler.' Bakan Yıldız, kaç madencinin mahsur olduğuna ilişkin soruya içerideki tüm işçiler çıkmadan herhangi bir sayı söylemelerinin doğru olmayacağı yanıtını verdi. Kurtarma faaliyetlerinde bulunan ekiplerin herhangi bir riske girmemesi için oradaki duman ve karbonmonoksit seviyelerinin düşürülmesiyle uğraşıldığını aktaran Yıldız, '460'tan fazla kurtarma ekibiyle beraber çalışıyoruz, farklı bir sıkıntı yaşanmadan bu süreci yönetmemiz lazım' dedi. Bakan Taner Yıldız, bir gazetecinin yangının devam ettiğinin söylendiğini belirtmesi üzerine de 'Yangın devam ediyor evet' cevabını verdi. Yıldız, ulusal yas ilanı ile ilgili de 'Sayın Başbakanımız geldiğinde kendisine sunacağız. Birazdan da kendisiyle görüşeceğim. Ondan sonra arkadaşlarla bu konuyu irdeleyeceğiz' diye konuştu. Mahsur kalan 6 işçi 18 saat sonra çıkarıldı Madende arama kurtarma çalışmalarını yürüten ekipler, 18 saat sonra 6 işçiyi madenden çıkardı. Sedye ile çıkarılan işçiler, ocağın giriş bölgesinde hazır bekleyen ambulanslara konularak gönderildi. Öte yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, maden sahasına gelerek ocağın giriş bölgesinde bulunan arama kurtarma ekipleriyle görüştü. İlgililerden bilgi alan Bakan Yıldız, daha sonra maden sahası çıkışında bekleyen ailelerin yanına gitti, kısa bir görüşmenin ardından alandan ayrıldı. Kurtarma çalışmaları sabaha kadar sürdü Maden ocağında çok sayıda kurtarma ekibi gece boyunca çalışmalarına devam etti. Çalışmalara farklı illerden gelen ekipler de destek verdi. Mahsur kalan işçilerin yakınları geceyi uykusuz geçirdi. Yakınları henüz ocaktan çıkarılamayan vatandaşlar çalışmaların olduğu alandan ayrılmadı. İşçilerin yakınlarının yanı sıra olay sırasında madende olmayan mesai arkadaşlarının endişeli bekleyişi devam ediyor. Çok sayıda ambulans alanda hazır bekletiliyor. Ocaktan çıkarılan işçiler ambulanslarla çevredeki hastanelere gönderildi. Bazı işçilere ilk müdahale ocağın sağlık biriminde yapıldı. Polis, arama kurtarma ve sağlık ekiplerinin işlerini kolaylaştırmak için işçilerin yakınları ile çıkarılan işçilerin ambulanslara konulduğu alan arasına barikat kurdu. Madenin havalandırma bacasından içerinde tahliye edilen dumanların yükseldiği gözlendi. Türk Kızılay'ı da alana kurduğu çadırlardan hem işçi yakınlarına hem de görevlilere yiyecek ve içecek servisi yaptı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da geceyi maden sahasındaki TKİ Kurumu Eli Müessesesi Müdürlüğü Eynez Yeraltı Kontrol Şube Müdürlüğü'nde geçirdi. Müdürlükte kurulan kriz merkezinde Sağlık Bakan Yardımcısı Agah Kafkas ve diğer yetkililerle gelişmeleri takip etti. Öte yandan bazı yabancı basın kuruluşları da çalışmaları izledi. Cenazelerin bazıları yakınlarına teslim edilmeye başlandı Arama kurtarma ekipleri tarafından maden ocağından çıkarılan cesetler, ambulanslarla Kırkağaç ilçesindeki Kayadibi Mahallesi'nde bulunan soğuk hava deposuna getirildi. Yetkililer kimlik tespiti için isimleri okuyarak işçilerin yakınlarını deponun içine aldı. Kimlik tespitinin ardından cesetler, yakınlarına teslim edilmeye başlandı. Değişik illerden yaklaşık 80 cenaze aracı ile soğutucu özelliği bulunan 4 tır da ilçede hazır bekletiliyor. Aileler umutla bekliyor Dünden bu yana Soma Devlet Hastanesi'nin bahçesinde bekleyen aileler, yetkililerden yakınlarının hayatta olup olmadığını öğrenmeye çalışıyor. Madenden yaralı olarak çıkarılan işçiler ise sağlık durumlarına göre çevre il ve ilçelerdeki hastanelere sevk ediliyor. Yaralı yakını Sema Korkmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, madende 8 yıldan bu yana kül ustası olarak görev yapan eşine yangının ardından ulaşamaya çalıştıklarını ancak başarılı olunamadığını söyledi. Eşinin birlikte çalıştığı arkadaşının ekipler tarafından kurtarıldığını ifade eden Korkmaz, 'Henüz kocamdan haber alamadık. Birlikte çalıştıkları arkadaşı kurtarıldı ve şu an hastanede. Kocamla birlikte olduğunu fakat havasızlık nedeniyle bayıldığını bize söyledi. İnşallah ona da en kısa sürede ulaşılır' dedi. Bu arada Kızılay ekipleri kurtarma çalışmalarının yürütüldüğü maden alanında yakınlarından haber almak için bekleyişlerini sürdüren işçi aileleri için çadır kurdu. Bazı GSM operatörleri de bölgedeki baz istasyonlarından sinyal alan abonelerinin hatlarına, ücretsiz konuşma ve mesaj paketi tanımladı. Cenazelerin kimlik tespit çalışmaları sürüyor Maden ocağından çıkarılan bazı işçilerin cenazeleri, Kırağaç ilçesindeki Kayadibi Mahallesi'nde bulunan soğuk hava deposuna getirildi. Cenazelerin Kırkağaç'a gönderildiği bilgisini alan pek çok aile de depo önünde beklemeye başladı. Ölenlerin kimliklerinin belirlenmesi için çalışmalara başlandığı ve bu çalışmanın öğle saatlerine kadar sürmesinin beklendiği bildirildi. Öte yandan Manisa Müftülüğü'nde görevli farklı ilçelerden 80 din görevlisi de tesise geldi. TSK başsağlığı mesajı yayımlandı Genelkurmay Başkanlığının internet sitesindeki mesajda, 'Dün Manisa ili Soma ilçesinde vuku bulan, milletçe hepimizin yüreğini kanatan ve acıya boğan müessif maden ocağı yangınında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diler, kederli ailelerinin acısını yürekten paylaşır, kendilerine başsağlığı ve sabır temenni eder, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar dileriz. Milletimizin başı sağolsun' ifadelerine yer verildi. Türk Kızılayı Genel Başkanı Akar Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar, Soma'daki maden ocağında yaşanan olayın haberini alır almaz kurtarma çalışmalarına iki yönlü destek verdiklerini belirtti. Öncelikli olarak kan temini konusunda tedbir aldıklarını dile getiren Akay, 'Yaralı kurtulup kan ihtiyacı yaşayabilecek insanlarımızın olacağını düşündük ve gereken tedbirlerimizi aldık. Çok şükür böyle bir ihtiyaç duyulmadı. Halen daha arkadaşlarımız teyakkuz halinde bekliyorlar. İkincisi ise lojistik açıdan bir sistem oluşturduk. Olayın yaşandığı bölgede çadırlar kurduk' diye konuştu. Akar, olayın yaşandığı yerde çok sayıda arama kurtarma ekibinin bulunduğuna işaret ederek, bunların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik de faaliyet gösterdiklerini ifade etti. Psiko-sosyal destek elemanları bölgede İşçi yakınları ve olaydan dolayı travma yaşayan diğer insanların psiko-sosyal desteğe ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Akar, bu amaçla Ankara'dan 20 psiko-sosyal destek elemanının bölgeye geldiğini söyledi. Ailelerine maaş bağlanacak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkan Yardımcısı Mustafa Kuruca ise Soma'daki kömür madeninde çıkan yangında hayatını kaybeden madencilerin eş ve çocuklarına ölüm geliri olarak bin liraya yakın aylık bağlanacağını bildirdi. SGK Başkanı Yadigar Gökalp İlhan'ın Soma'ya hareket ettiğini belirten Kuruca, 'Bu iş kazası olayıdır. Hayatını kaybedenlerin eş ve çocuklarına ölüm geliri olarak bin liraya yakın aylık bağlanacak' diye konuştu. Madende 18 yaşından küçük bir işçinin de ölü olarak çıkartıldığı yönündeki iddiaların sorulması üzerine Kuruca, İş Kanuna göre 18 yaşın altındaki erkeklerin ve her yaştaki kadınların yer altı ve su altı işlerinde çalıştırılmasının yasak olduğuna dikkati çekerek, bu iddiayla ilgili soruşturma başlatılacağını bildirdi. Muhabir: Halil Şahin, Ufuk Kırabalı, Soner Kılınç | AA
IŞİD'den Kaçan Türkmenler Bayrama Aç ve Susuz Girdiler
IŞİD'in Irak'ın Musul kentini ele geçirmesinin ardından yaşadıkları yerleri terk eden Türkmenler, Erbil yakınlarında yerleştirildikleri mülteci kampında bayrama buruk bir şekilde girdi. 50 derece sıcaklıkta yaşam mücadelesi veren ve kısıtlı miktarda su ve yiyeceğe ulaşabilen Türkmenler Türkiye'den yardım eli uzatmasını istedi.IŞİD'in yaklaşık 1.5 ay önce Musul'un kontrolünü ele geçirmesinin ardından binlerce kişi ile birlikte güvenli bölgelere göç eden Türkmenler, Ramazan bayramına buruk girdi. Evlerinden uzakta ve zor yaşam koşullarındaki Türkmenler, bayramı yaşayamadıklarını söyledi. Musul'dan kaçtıktan sonra Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi kontrolündeki şehirlere göç eden Türkmenler hava sıcaklığının 50 dereceye ulaştığı Hazır Mülteci Kampı'nda açlık, susuzluk ve bulaşıcı hastalıklara karşı yaşam mücadelesi veriyor. DHA EKİBİ O KAMPI GÖRÜNTÜLEDİ DHA ekibi Telafer'den kaçan Türkmenlerin zor koşullar altında yaşadığı Erbil-Musul karayolunun 20'nci kilometresinde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Kürdistan Bölgesel yönetimince kurulan Hazır Mülteci Kampı'nı görüntüledi. Çöl benzeri bir arazinin üzerinde kurulan ve 750 çadırdan oluşan kampın sakinleri 50 derece sıcakta naylon çadırlarda yaşamak zorunda kalıyor. Bir çok noktasında elektrik olmadığı öğrenilen kampta en büyük sorunun ise susuzluk olduğu belirtildi. Çöplerin düzenli olarak toplanmadığı öğrenilehr kampta yaşayan çocukların ise sağlıksız koşullarda yaşadığı göze çarpıyor. BİR BEBEK ÖLDÜ, HASTALIK YAYGIN 700 ailenin yerleştirildiği mülteci kampında Telafer'den göç eden 250 Türkmen aile yaşıyor. Çöl özelliklerinde bir toprak sahanın üzerinde kurulan kampta çok kısıtlı miktarda su ve yiyeceğe ulaşabilen Türkmenler, 50 derece sıcaklıkta naylon çadırlarda kalıyor. Kamptaki en büyük sorunun su ve yiyecek sıkıntısı olduğunu söyleyen Telaferli Türkmenler, iki günde bir kez yiyecek verildiğini ve temiz suya ulaşmanın çok zor olduğunu söyledi. Temiz su olmadığı için bulaşıcı hastalıkların kol gezdiği kampta mülteciler su ihtiyaçlarını tankerlerden karşılıyor. Geçtiğimiz günlerde yeni doğan bir bebeğin daha hayatını kaybettiği iddia edilen kampta çok sayıda çocuk da hastalıklarla boğuşuyor. Çöp yığınlarının biriktiği kampta çocukların en büyük eğlencesi ise su taşımak. Kampa su geldiği zaman deponun yanında toplanan çocuklar bidonlarla çadırlarına su taşıyarak eğlenmeye çalışıyor. Kampta bulunan atık su kanallarında oyun oynayan çocuklar ise bulaşıcı hastalıklara yakalanmaktan kurtulamıyor. ZOR KOŞULLLARDA EĞLENCE Evlerini terk ettikten sonra kampta zor yaşam koşullarına rağmen sosyal hayatlarını da yaşamaya devam ediyor. Kampın ortasında toplanan Arap gençler, Ramazan bayramının gelişini halaylar çekerek kutladı. Halay çekerek eğlenen Arap gençleri, bu şekilde yaşadıkları zor koşuları biraz olsun unuttuklarını söyledi. AİLESİ GIDA KUYRUĞUNDA OLAN MUHAMMED KARDEŞİNE BAKIYOR Kampta yiyecek kuyruğuna girmek için çadırdan ayrılan Türkmen bir ailenin çocuğu olan 7 yaşındaki Muhammed Hasan, 6 aylık kardeşi Mahmud'a bakıyor. Çadırın içinde kardeşini kucağına alan ve biberonla su veren Muhammed, bugün bayram olduğunu bile bilmediğini söyledi. İnsanlık dramının yaşandığı kamp hayatında yatalak yatan bir Türkmen ailenin hasta çocuğu ise yaşam savaşı veriyor. Tüm vücudu felçli olduğu için sürekli çadırda yatan 12 yaşındaki kız çocuğu Esil'in babası Abdülmuhsin Mehmed, 20 günden bu yana kampta olduklarını belirterek, “Burada halimiz çok kötü. İki hastamız var. Kızım felçli ve burada eziyet çekiyor. Burası çok sıcak. Elektrik yok. Durumumuz hiç iyi değil. Türkiye bu hastalarımızı alsa bile yeter. Tedavisi sadece Türkiye'de var' dedi. BİRBİRİMİZİN BAYRAMINI BİLE KUTLAMIYORUZ Bir haftadan bu yana kampta bulunan Muhammed Abdullah ise kampta hiçbir şey olmadığını belirterek, “Biz su zorla geliyor. Yemek iki günde bir kez veriliyor. Biz Telafer'den geldik. Yatağımız, tabağımız yok. Yerde yatıyoruz. Hava çok sıcak ve çok zorlanıyoruz. Çocuklarımız hep hasta oluyor. Biz bayram göremedik. Kimse kimsenin bayramını bile kutlamadı. Eskiden memleketimizde bayram vardı. Burada bayram yok. Yemeği zorla alıyoruz. Geçen gün bir çocuk hastalanıp öldü' dedi. ARTIK TAHAMMÜL EDEMİYORUZ 15 günden bu yana Hazır mülteci kampında bulunan Ahmed Necmeddin ise, “Biz Türkiye'ye gitmek istiyoruz. Su, elektrik, yemek yok. Halimiz çok kötü. Bir gün yemek geliyor, bir gün gelmiyor. Çöl olduğu için çocuklar tozdan hasta oluyor. Biz artık tahammül edemiyoruz. Savaştan dolayı evimize de dönemiyoruz. Bayramı evimizde ailemizle yaşamayı istiyorduk. Ancak buradayızö diye konuştu. Telaferden ailesiyle birlikte kazan 14 yaşındaki Burhan Mahsum ise suyu bile zorla aldıklarını ifade ederek, “Yemek 2 günde bir var. Suyu çok zor buluyoruz. Sıcaktan üstümüzü yıkayarak korunuyoruz. Türkiye'nin bayramı kutlu olsun. Bize çadır bile vermiyorlar. Toprak çok sıcak.Çok sıkıntıdayız' dedi. 10 günden bu yana ailesiyle birlikte kampta kalan Ahmed Masum ise, 'Burada yaşamak yok, yemek yok, su yok. Çocuklarımızın hepsi hasta ilaç yok. Sıcaktan durulmuyor. Geçen gün yeni doğan bir çocuk öldü. Bugün burada bayram yok. Türkiye bize kapı açsın, yardım etsin. Türkiye Arapları dolduruyor. Burada Türkmenlerin halini görüyorsunuz' dedi. KIZILAY EKİBİ YARDIM GETİRDİ 1.5 aydan bu yana insanlık dramı yaşanan Hazır Mülteci Kampı'na Türk Kızılayı tarafından gönderilen yardım konvoyu da bugün ulaştı. Kızılay yetkilileri yanlarında getirdikleri yardım malzemelerini kampta yaşayan mültecilere dağıttı. Kızılay araçları önünde uzun kuyruklar oluşturan ve zaman zaman izdiham yaratan mültecilere, Türkiye'den gönderilen gıda yardımı dağıtıldı. Kızılay yardım konvoyunun sorumlusu Ümit Türkarslan, 'Bir gün öncesinden buradaki reel durumu gördük. Buraya 700 ailelik yardım getirdik. Getirdiğimiz yardımların içinde gıda, giyecek ve çocuk maması var. Bugüne kadar 16 tır yardım malzemesi geldi. İlk günden itibaren Türkiye'den buraya 87 tır yardım malzemesi geldi' dedi. Haber - Kamera: Felat BOZARSLAN-Bayram BULUT/ERBİL,(DHA)
IŞİD’den Ezidi Kadına: 'Gel Kocanın Kafasını Al'
“Erkekleri öldürüp kafalarını kestiler, kadınları götürdüler. Kucaktaki bebekleri fırlattılar, annelerini aldılar. Şu gördüğünüz bizler de canımızı kurtaranlarız.” IŞİD katliamından kaçan 960 Ezidi, Irak Kürdistan Parlamentosu KDP Milletvekili Ziyad Hüseyin’in köyüne sığındı. Köye sığınanlardan 20 yaşındaki Seno Süleyman, IŞİD’in kocasının ailesinin evine saldırdığını, ertesi gün kocasına telefon ettiğinde telefonu açan IŞİD üyesinin, “Gelip kocanın kafasını alabilirsin” dediğini söyledi. Hürriyet gazetesi yazarı Gülden Aydın, Kuzey Irak’ta Duhok iline bağlı Quadia Köyü’ne sığınan Ezidilerle görüştü. Gülden Aydın’ın Hürriyet gazetesinde yayımlanan yazısından bir bölüm; ‘Tüyler ürperten IŞİD zulmü’ “Şengal’de 3 Ağustos gecesi yaşanan IŞİD katliamından kaçan 960 Ezidi, Irak Kürdistan Parlamentosu KDP Milletvekili Ziyad Hüseyin’in köyüne sığındı. Köyde toplananlara Türk Kızılay’ı gıda ve battaniye yardımı yaptı. Nüfusun yarısı çocuk, kadınlar ise hep bir arada ve suskun. O gece, kadınların neler yaşadıklarını sormak mümkün olmuyor. Anlatamıyorlar… Biri kucağında, diğer ikisi eteklerini çekiştiren çocuklarını yanından ayırmayan 20 yaşındaki Seno ise ‘Babamın köyüne gitmiştim. Ertesi gün…’” IŞİD’in 3 Ağustos katliamından kaçan Ezidiler, Irak Kürdistan Parlamentosu KDP Milletvekili Ziyad Hüseyin’in himayesinde. Şengal’in Solak, Duguri, Tılkaseb, Burek, Zorawa, Tılezir, Siba köylerinden gelen 960 Ezidi, Ziyad Hüseyin’e ait Quadia Köyü’nde. Zaholu Kürtler, soykırımından kaçan kardeşlerine evlerini, mutfaklarını açtılar. KDP Milletvekili Ziyad Hüseyin Ağa (48) ise köyünü. Hüseyin, Zaho’nun saygın ve köklü bir ailesine mensup. Büyük dedesi Muhammed Şemdin Hacı, 1915’te Anadolu’dan kaçan Ermenileri himaye ettiği için 1924’te Vatikan’ın madalya gönderdiği bir isim. Dedesi Hazım Bey ise Molla Mustafa Barzani’nin yakın arkadaşı. Ziyad Hüseyin, Şafi Kürt. Kendisine ait 250 haneli Quadia Köyü’ndeki binlerce dönüm arazisinde tarım ve hayvancılık yapıyor. Şimdi köyündeki tüm evlerde, camide hatta koyun ağılında IŞİD mezaliminden kaçan 960 Ezidi yaşıyor. Köye vardığımızda, meydanda toplanmış yüzlerce Ezidi’ye gıda ve Türk Kızılayı’nın battaniyeleri dağıtılıyordu. Ezidi kardeşleri, Ziyad Hüseyin’i gördüklerinde sevinç içinde etrafını kuşattılar. Nüfusun neredeyse yarısı çocuk. Kadınlar bir arada ve suskun. O geceyi, kadınların başına gelenleri sormak mümkün değil. Tercümanımız Diyarbakırlı İşadamı Mehmet Emin Petekkaya, “Ne ben bir erkek olarak sorabilirim ne de onlar anlatabilir” diyor. Gel kocanın kafasını al Sengal-Tılkaseb Köyü’nden Seno Süleyman (20), uykuda gibi. Kucağında 1 yaşındaki bebesi Sehran, eteklerinden sımsıkı tutan 2 çocuğu Cuaher (4) ile Faysal (2) öylece bakıyorlar. Seno, Ezidi Bayramı’nda çocuklarını alıp anne babasının yaşadığı Solak Köyü’ne gitmiş. 2 Ağustos’u 3 Ağustos’a bağlayan gece saat 02.00’de kocasının ve kayınbabasının evlerine IŞİD saldırmış. Ertesi gün kocasına telefon etmiş, neler olduğunu öğrenmek için. Öyle bitkin ki anlamadığımız dilini, duyamıyoruz bile. Sesi titreyerek aktarıyor tercümanımız: “Telefonu IŞİD teröristi açtı. Gelip kocanın kafasını alabilirsin dedi.” Sena devam ediyor: “Kocamla birlikte 40 akrabam öldürüldü. Dermanım var mı söylemeye?” Sözün bittiği yerdi. Kaynak: Hürriyet
'Tezkere Çözüm Sürecini Olumsuz Etkilemez'
Irak ve Suriye’deki terörist örgütlerden Türkiye'ye yönelebilecek saldırıların bertaraf edilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.Tezkere görüşmelerinde Genel Kurul'da hükümet adına söz alan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Türkiye'nin güney kara sınırları boyunca ulusal güvenliğe yönelik risk ve tehditlerin, son dönemde yaşanan gelişmeler sonucunda ciddi şekilde arttığını vurgulayarak, Türkiye'nin, komşu iki ülkeden kaynaklanan risk ve tehditlerle karşı karşıya olduğunu söyledi.Yılmaz, bu bölgedeki risk ve tehditlerin, geçen yıla göre artıp artmadığının sorulması gerektiğini belirterek, BM Güvenlik Konseyi'nden karar çıkartılmasının, bu bölgedeki risk ve tehditlerin arttığını gösterdiğini kaydetti.Risk ve tehditlerin en çok etkilediği ülkelerin başında Türkiye'nin geldiğine işaret eden Yılmaz, PKK terör unsurlarının varlığını sürdürdüğünü, IŞİD tehdidinin, her iki güney komşuda da açıkça ortada olduğunu belirtti.'Terörizm, herhangi bir dinle, milletle veya medeniyetle ilişkilendirilemez'Yılmaz, Türk halkının huzuruna, güvenliğine, milli birliğine yönelik terör saldırısıyla yıllardır mücadele edildiğini dile getirerek, 'Bu tehdit, bölgede son dönemde meydana gelen gelişmelerin de etkisiyle farklı boyut kazanmıştır' dedi.Her ülkenin teröre karşı gereken tedbiri almasının, uluslararası hukukun gereği olduğuna dikkati çeken Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:'BM Güvenlik Konseyi'nin 24 Eylül 2014 tarihli, 2178 sayılı kararında belirtilen hususlara dikkatinizi çekmek istiyorum. Terörizmin ne tür ve ne görünümde olursa olsun, uluslararası barışa ve güvenliğe en büyük tehdittir. Terör eylemi bir suçtur ve faili, bahanesi ne olursa olsun, bu suçu hiçbir zaman, hiçbir yerde haklı çıkaramaz. Bu suça karşı BM üyesi ülkelerin birlikte mücadele vermesi ve terörle mücadelede işbirliği yapması bir görevdir. Terör her geçen gün dünyanın bir çok bölgesinde hoşgörüsüzlük ve aşırıcılığın etkisiyle yayılmaktadır. Tüm ülkeler, terörün artan bir tehdit olduğunu görerek, kararlılık içinde ortak hareket etmelidir. Terörizm, herhangi bir dinle, milletle veya medeniyetle ilişkilendirilemez. Bütün ülkeler, uluslararası hukuka, özellikle evrensel insan hakları hukukuna, temel hak ve hürriyetlere, hukukun üstünlüğüne uygun olarak teröre karşı mücadele için her türlü önlemi alacaktır. BM üyesi ülkeler, teröristlerin bir ülkeden diğer ülkelere geçişlerini, terör eylemlerine katılmasını önlemekte ve bu eylemlere katılanları yargı önüne çıkarmakla yükümlüdürler.''Tezkere bu önlemlerin bir parçası'Yılmaz, Irak'ın, yıllardır PKK'lı teröristlerin sığınağı olduğunu, bu teröristleri ne engellediğini ne de yargı önüne çıkardığını, uluslararası hukuku ihlal ettiğini kaydetti.Türkiye olarak Irak'taki terör örgütlerinin, Türkiye'ye yönelik saldırılarına son verilmesini sağlamak amacıyla her türlü önlemi aldıklarını belirten Yılmaz, bu tezkerenin de bu önlemlerin bir parçası olduğunu bildirdi. Yılmaz, Hükümet olarak göreve başladıkları ilk günden bu yana terör tehdidinin ortadan kaldırılması için kapsamlı çalışma yürüttüklerini ifade ederek, şunları söyledi:'Terörü, terörün istismar ettiği sorunları, bölgenin sorunlarını bir bütün içinde ele alarak bitirmek istiyoruz. Bir yandan terörle mücadele sürerken diğer yandan demokrasinin çıtasını yükselttik, özgürlüklükler genişlettik. 77 milyonu bir ve kardeş bilerek, birlikte Türkiye olduğumuzun bilinciyle milli birlik ve kardeşlik projesini uygulamaya koyduk. Daha önce alınan yetki tezkeresi çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hava harekatı, hava keşif uçuşu, topçu ateşi ve kara harekatı gerçekleştirdi. Tezkerenin tek hedefi, bu ülkenin huzuruna saldıran teröristlerdir. Bundan sonra da bu uygulamaya devam edilecektir.Terör, tüm milletimizin ortak sorunudur. Terörle mücadelenin başladığı tarihten bu yana görev alan tüm hükümetlerin öncelikli gündemi, terörle mücadele etmek olmuştur. Bu ortak sorunun çözümünde elde edeceğimiz başarı, ülkemizin başarısı olacaktır. Demokrasimizi güçlendirirken uygulayacağımız çok boyutlu ve kapsamlı tedbirler içeren bu süreç içerisinde lüzumu halinde ve caydırıcılık çerçevesinde askeri önlemler alınması, terörle mücadelemizde bütüncül yaklaşımı tamamlayacaktır. Nihai hedefimiz, bu tür tezkerelere artık bir daha hiç ihtiyaç duymayacağımız şekilde bir güven ortamının tesisidir.''Çözüm süreci güçlü ve kararlı şekilde devam ediyor'Bakan Yılmaz, bu doğrultuda hükümetin başlattığı ve artık devlet politikası haline gelen çözüm sürecinin, güçlü ve kararlı şekilde devam ettiğini anımsattı.Bu sorunu da terörle mücadeleden taviz vermeden, daha çok demokrasi, daha çok özgürlük, daha çok refah, daha çok vatandaşlık hakkı ve hukukuyla çözeceklerini bildiren Yılmaz, toplumun her kesiminin sahip çıktığı bu süreci devam ettirerek, çözümün ivedilikle sağlanması için gerek duyulan yeni yöntemleri devreye sokmaya, gerekli çalışmaları yapmaya kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.Yılmaz, IŞİD terör örgütünün, 5 Haziran 2014'te Musul kırsalı ve civar vilayetlere başlattığı eylemler sonrasında 10 Haziran'da Musul'un kontrolünü tamamen ele geçirmesi, Irak'ta başta güvenlik olmak üzere hemen hemen her alanda sıkıntılı bir süreci başlattığını söyledi.IŞİD ve bağlantılı unsurların saldırısının ardından Irak Kürt bölgesel yönetiminin, başta Kerkük olmak üzere, merkezi Irak yönetimiyle sorunlu olan tartışmalı bölgeleri kontrol altına aldığını ifade eden Yılmaz, IŞİD saldırılarıyla birlikte Irak kara kuvvetleri önemli miktarda personel kaybına uğradığını, bu bölgedeki birliklerin bulundukları yerleri terk etmeleri sonucunda Irak ordusuna ait çok sayıda silah ve mühimmatın IŞİD'in eline geçtiğini anlattı. Yılmaz, Musul, Ambar, Selahaddin ve Kerkük'ün önemli bir bölümünde IŞİD terör örgütünün alan hakimiyetini tesis ettiğini söyledi.'Türkiye'ye tehdit oluşturma ihtimali'Bakan Yılmaz, 10 Haziran 2014'te 31 Türk şoförünün rehin alınması, 11 Haziran 2014'te Musul Başkonsolusu'nun IŞİD terör örgütü mensuplarınca ele geçirilmesinin Irak'tan kaynaklanan tehditleri apaçık ortaya koyduğunu belirtti.Irak'ta yaşanan olayların, Suriye'de olduğu gibi Türkiye'ye yönelik sığınmacı hareketine neden olduğuna işaret eden Yılmaz, 'IŞİD saldırılarından kaçarak ülkemize sığınan Ezidilerin sayısı Eylül sonu itibariyle 22 bin 250'ye ulaştı. Ayrıca önümüzdeki süreçte Irak ordusunun terk ettiği silahların ve özellikle Avrupa ülkesinden Irak'a verilen askeri malzemelerin, bir kez daha terör örgütlerinin ele geçmesi ve bu gücün Irak Kürt bölgesel yönetimine ve Türkiye'ye tehdit oluşturma ihtimali de mevcuttur' dedi.' Uluslararası toplum kararlı bir adım atmalı'Yılmaz, Irak ve Suriye tezkeresinin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde hükümet adına yaptığı konuşmada, Irak'taki gelişmelerin, bölgedeki çatışmaya ve insani trajediye daha bütüncül ve kapsamlı bir strateji geliştirme ihtiyacını ortaya koyduğunu söyledi.Uluslararası toplum kararlı bir adım atmadığı sürece bölgenin daha geniş bir çatışmaya sürükleneceğini ifade eden Yılmaz, 'Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Irak ve Suriye'nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü teyit ederken, IŞİD ve El Nusra Cephesi gibi terör örgütlerinin Irak ve Suriye'deki faaliyetlerini kınayan, IŞİD'in terör faaliyetlerine karşı BM üyesi tüm ülkelere 1373 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı çerçevesinde ve uluslararası hukuka bağlı kalarak, sorumluluklarının gereği olarak terörizm ve aşırılıkla mücadele için 15 Ağustos 2014 tarihli 2170 sayılı kararı ile gerekli tüm önlemleri alma çağrısında bulunmuştur' dedi.Yılmaz, 5 Eylül tarihli NATO Galler Cephesi ile Irak ve IŞİD tehdidinin ele alındığı çok taraflı toplantılarla başlayan sürecin çeşitli uluslararası toplantılarla devam ettiğini hatırlattı. Türkiye'nin de iştirak ettiği toplantılarda uluslararası toplumla beraber hareket edileceğinin belirtildiğini hatırlatan Yılmaz, 'IŞİD'in Irak'taki varlığına karşı mücadele verilmesi, Irak'taki yeni hükümete destek olunması bu doğrultudaki uluslararası çabaların siyasi, güvenlik ve insani boyutlar ekseninde yürütülmesi hususunda mutabakata varılmıştır' diye konuştu.'Türkiye, IŞİD'in mağdur ettiği herkese ayrım gözetmeksizin yardım etmektedir'BM verilerine göre yılbaşından bu yana Irak genelinde yaklaşık 7 bin kişinin çatışmalar neticesinde hayatını kaybettiğini ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:'1 milyon 800 bin kişi yerlerinden edilmiştir. IŞİD ve destekçilerinin haziran ayında Musul'da başlattığı saldırılar sonrasında Irak'ta tırmanışa geçen güvenlik krizinden en olumsuz etkilenen kesimlerden biri de Türkmenler olmuştur. IŞİD'in ilerlemesiyle yerlerinden edilen onbinlerce soydaşımız Erbil, Kerkük ve Duhok'un yanı sıra Necef, Kerbela ve Bağdat gibi güney vilayetlere göç etmiştir. IŞİD Ağustos ayı başlarında Telafer'den göç etmek zorunda kalan soydaşlarımızın sığındığı Sincar'ı da ele geçirmiştir. Türkiye, IŞİD'in Irak'ta yerlerinden ederek mağdur ettiği herkese ayrım gözetmeksizin yardım etmektedir.'Irak'ta güvenlik krizinin tırmanışa geçtiği Haziran ayından itibaren AFAD koordinasyonunda TİKA ve Türk Kızılayı'nın çatışmalardan etkilenen tüm Irak halkına yönelik insani yardımda bulunduğunu aktaran Yılmaz, 29 Eylül 2014 itibariyle gıda, yatak, çadır, temizlik malzemesi ve ilaç gibi muhtelif malzemenin bulunduğu 277 TIR insani yardım malzemesinin çeşitli kentlere gönderilerek dağıtımlarının sağlandığını da söyledi. Yılmaz ayrıca Duhok'a 57 TIR barınma merkezi alt yapı malzemesinin de ulaştırıldığını bildirdi.AFAD ve Türk Kızılayı ekiplerinin Zaho ve Erbil'de çalışma yürüttüklerini de anlatan Yılmaz, çeşitli kentlere göç edenlere de insani yardım ulaştırılması konusunda ilgili kurumlar arasında koordinasyon sağlandığına işaret etti. Yılmaz, 'Irak'ta kurucu unsur olan Türkmenlerin güvenliklerinin temini ile Irak Anayasasıyla çizilen çerçevede hak ve menfaatlerinin garanti altına alınması Türkiye'nin Irak politikasının vazgeçilmez unsurlarından birisidir. Türkmen kardeşlerimizin menfaatlerinin korunması ve söz konusu krizin bu ülkedeki soydaşlarımıza olumsuz etkilerinin giderilmesi bizim için son derece önemlidir. Ülkemiz her zaman olduğu gibi önümüzdeki dönemde de Türkmen toplumunun en büyük destekçisi olacaktır' dedi.'Söz konusu tehditler varlığını artırarak sürdürmektedir'Suriye'deki ihtilafın dördüncü yılına girdiğini hatırlatan Yılmaz, söz konusu ihtilafın bölgesel güvenlik bakımından ortaya çıkardığı risk ve tehditlerin giderek arttığını, Suriye'deki insani duruma etkisinin yoğunlaştığını vurguladı. Bu güvenlik tehdidinin çok boyutlu olduğuna dikkati çeken Yılmaz, 'Rejimin kimyasal silah dahil her türlü saldırı aracını halka karşı kullanmakta tereddüt göstermediği ve buna yönelik kararlı bir uluslararası tepkinin henüz ortaya konulmadığı düşünüldüğünde, söz konusu tehditler varlığını artırarak sürdürmektedir' değerlendirmesinde bulundu.Rejim tarafından kimyasal silah kullanıldığının uluslararası raporlarla da ortaya konduğunu belirten Yılmaz, uluslararası hukukun ihlal edildiğinin de kayıt altına alındığını söyledi. Suriye rejiminin uluslararası topluma verilen taahhütlerin hiçbirini yerine getirilmediğinin de altını çizen Yılmaz, 'BM Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu'nun son raporunda rejimin 8 farklı bölgede klor gazı kullandığı kayda geçirilmiştir' dedi. Benzer raporlardan da örnekler veren Yılmaz, IŞİD'in de Irak ordusundan elde ettiği gelişmiş malzeme ve silahları Suriye'ye taşımasının etkinliğinin artmasına yol açtığını kaydetti. IŞİD'in gücünün bu şekilde artmasının bazı radikal örgütlerin de katılımı endişesini beraberinde getirdiğini aktaran Yılmaz, 'Suriye'de süregiden kaos, istikrarsızlık ve yıkımın yegane sorumlusu rejimdir. Uluslararası toplumun ataletinden yararlanan rejim, halkın meşru talep ve beklentilerini şiddet yoluyla bastırmaya devam etmektedir. Ağır bombardımanlar dahil olmak üzere katliamlar sürmekte, halka karşı kimyasal ve balistik füze kullanılmaktadır. Bu ana kadar kullanılan balistik füze sayısı 421'dir' diye konuştu.'Milletimiz kendi kapısına geleni hiçbir zaman geri çevirmedi'Suriye'de yaşanan son gelişmelerin ülkedeki insani trajediye dehşet verici bir boyut kazandırdığını ifade eden Yılmaz, rejimin ülke genelinde 250 binden fazla kişiyi gıda ve ilaçtan mahrum bırakarak, 'açlıktan öl ya da teslim ol' stratejisi izlediğini, insanlık suçu işlediğini belirtti.Yerlerinden edilen insanların sayısının 6,5 milyona, komşu ülkelere sığınan Suriyelilerin sayısının ise 3 milyona ulaştığını dile getiren Yılmaz, 'Bu aziz milleti diğerlerinden farklı kılan hasletler, cömertlik, yardımseverlik ve ensar olma anlayışıdır. Bu topraklarda komşudaki yardımdan bize ne diyen olmaz. Milletimiz biliyor ki insan olmak başkasını düşünmekle başlar. Milletimiz kendi kapısına geleni hiçbir zaman geri çevirmedi. Her zaman kapısı açık oldu. Himayesi altına aldı, insana hizmeti hakka hizmet olarak gördü. Bu düşünce ile insanımız her mülteciye, her muhacire ensar oldu' diye konuştu.Türkiye'nin tarih boyunca kendine sığının kişi ve toplumlara evsahipliği yaptığını belirten Yılmaz, geçmişten buna ilişkin örnekleri sıraladı. Yılmaz, şöyle devam etti:'Şimdi de Suriye'den gelen Araplar, Türkmenler, Kürtler ve Irak'tan gelen Ezidiler aileleri için, evlatları için Türkiye'yi güvenli görerek bu topraklara sığındılar. Hali hazırda ülkemizin barınma merkezlerinde misafir edilen ve şehirlerde kendi imkanlarıyla ikamet eden 1 milyon 300 binin üzerinde Suriyeliye evsahipliği yapmaktayız. 18 Eylül 2014 tarihi itibariyle son gelişmelerle birlikte Şanlıurfa Suruç bölgesinden ülkemize ilave olarak 163 bin 208 Suriyeli sığınmacı Kürt kardeşimiz giriş yapmıştır. AFAD'ın 29 Eylül 2014 tarihli raporuna göre 220 bin 623 Suriyeli ülkemizdeki 10 ilde 22 barınma merkezinde misafir edilmektedir, geriye kalan 1 milyondan fazla kişi yurdumuzun çeşitli bölgelerinde yerleşmiştir. Bu bağlamda yaptığımız harcamalar 4 milyar dolara ulaşmıştır. İnsani vazifemizin gereği, ülkemize sığınmak durumunda kalan bölge halkı için elimizden gelen her şeyi yapmaktayız. Türkiye 2013 yılında acil ve insani yardımlarda tüm ülkeler arasında milli gelire oranla dünyada birinci, miktar olarak ABD ve İngiltere'den sonra dünya üçüncüsü olmuştur.''Din, dil, ırk ve mezhep ayrımı yapılmaksızın insan odaklı bir yaklaşım sergileniyor'İnsani yardım faaliyetlerinde, gelen sığınmacıların din, dil, ırk ve mezhep ayrımı yapılmaksızın tamamına insan odaklı bir yaklaşım sergilendiğinin altını çizen Yılmaz, 'Ancak üzülerek belirtelim ki bütün bu gayretlerimize rağmen, her şeyi istismar etmeye alışmış grupların bu yardım faaliyetlerini engellemeye, yardımı yapan kamu görevlilerine saldırmaya ve toplumun huzurunu bozmaya yönelik eylemleri de devam etmektedir. Sadece bir arkadaşımız söyledi 'Ezidilere ne yapıldı?' diye. 20 binin üzerinde Ezidi geldi. Mardin'de kamp gösterdik. 'Burada Araplar kalıyor' diye kendileri kalmak istemediler. Bizim inancımızda mazlumun kimliği sorulmazdı. Bekledik ki canını kurtarmak için Türkiye'ye gelenler kendisine gösterilen yerlerde kalırlar. Ancak bunlar Araplarla birlikte, canlarını kurtarmak için gelen Araplarla birlikte kalmayı kabul etmediklerinden, şimdi Mardin bölgesinde 20 bin kişilik ilave yerleşim yeri açıyoruz' diye konuştu.Suriye halkının desteklediği, Suriye muhalefetine destek olunmasının aşırılık yanlısı grupların çekim merkezi olmasını ve mevcut durumun istismarını da önleyeceğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:'IŞİD başta olmak üzere, aşırılık yanlısı grupların Suriye'de artan etkinlikleri ulusal güvenliğimize yönelik doğrudan ve ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Kaos ortamından ve rejimin politikalarından beslenen bu gruplar faaliyet alanlarını sürekli genişletmektedir. IŞİD halihazırda Türkiye-Suriye sınırındaki üç sınır kapısının Suriye tarafında kontrolü elinde bulundurmaktadır. IŞİD'in Türkiye-Suriye sınırına 37 kilometre mesafede bulunan Süleyman Şah Saygı Karakolu bölgesindeki mevcudiyeti ulusal güvenliğimize yönelik apaçık bir risk, apaçık bir tehdit oluşturmaktadır. Türk ana vatanının ayrılmaz bir parçası olan Süleyman Şah Saygı Karakolunu korumak devletimizin asli vazifesidir. Türkiye Cumhuriyeti bu sorumluluğunun gereğini yerine getirme konusunda hiçbir tereddüt göstermeyecektir.'Türk dış politikasının esasının hukuk, hukukun üstünlüğü, adalet ve barış olduğunu vurgulayan Yılmaz, 'Adalet zulme engel olmaktır. Zulüm, kimden gelirse gelsin zulümdür ve engellenmelidir, barış da her halükarda iyidir, hayırdır' dedi.Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:'Bu tezkerenin amacı, mümkün mertebe, sınırlarımızda yaşanmakta olan çatışmaların ülkemize olan olumsuz etkilerini azaltmaktır. Savaş yüzünden her şeyini kaybetme noktasına gelen, canını bile zor kurtarma durumuna düşen insanlara kapılarımızı açtık. Ancak sadece kapılarımızı açıp canını kurtarmak için gelenlere kucak açmakla bu meselenin çözülemeyeceği de görülmektedir. Suriye'de halkın büyük bir kısmı baskı görürken, bu baskı görenler terör örgütüyle eklemlenirken, demokratik bir Türkiye'nin uluslararası toplumla beraber mazlum ve mağdur insanların yanında yer almaması Türkiye'ye yakışmaz. Bu tezkere için sayın Meclisimiz nihai kararı verecektir, Meclisimizden tezkeremize destek bekliyoruz çünkü bu destekle birlikte, inşallah, Türkiye bu bölgede demokrasi yanlısı olanların, insan haklarına saygılı olanların, uluslara saygılı olanların yanında yer alacaktır.''Tezkere çözüm sürecini olumsuz etkilemez'Yılmaz, Irak ve Suriye Tezkeresi'nin TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmesinin ardından, bir gazetecinin sorusu üzerine, 'Tezkere, çözüm sürecini olumsuz etkilemez' diye konuştu. 'Nasıl olumlu yansır?' sorusu üzerine Yılmaz, 'İyi olur, her yerde sulh olur, huzur olur, barış olur' dedi.Muhabir: Meltem Öztür, Seval Güler, Coşkun Ergül
'Getirdiğimiz İmkanları Hazmedemeyen İşverenler Var'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Soma'daki facia sonrası yasal düzenlemeyle işçilere imkanlar getirildiğini belirterek, 'Bunu hazmedemeyen işverenler var' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ermenek'teki maden ocağında işçilerin mahsur kalmasına ilişkin, 'Bu olayın olduğu anda yemeğin aşağıda yenmesine yönelik baskılar, böyle bir sıkıntıyı doğurmuştur. Bu 8 saatten, 6 saate inmesi bu tür işveren anlayışını farklı ele almamız gerektiğini ortaya koyuyor. Bu 6 saat kendisinin orada çalışma olayıdır. Siz kalkıp buradaki yemekle ilgili olayını bu 6 saate yedirmeye kalkarsanız bunun hesabını devletin sorması gerekir. Çünkü siz bu hakkı ondan alamazsınız' dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karaman'ın Güneyyurt Beldesi Pamuklar köyünde özel sektöre ait maden ocağında mahsur kalan işçileri kurtarma çalışmalarını yerinde inceledikten sonra açıklamalarda bulundu.Maden ocağına su dolması nedeniyle 34 işçinin mahsur kaldığını, bunlardan 16'sının madenden çıkmayı başardığını, 18 işçinin ise halen madende mahsur durumda olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işçilerin çıkarılması için devletin tüm imkanlarının seferber edildiğini bildirdi.Olayın Ankara'da duyulmasının ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakan Lütfi Elvan'ın hemen, bugün de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ın olay yerine intikal ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda bazı milletvekillerinin de olay yerinde işçilerin aileleri ve belde sakinleriyle birlikte süreci takip ettiğini söyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, AFAD başta olmak üzere Genelkurmay Başkanlığının 2 uçak ve 2 helikopterle, Kızılayın ekipleriyle, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının personel ve araçlarıyla çalışmalara katıldığını ifade ederek, İstanbul, Ankara, Konya, İzmir büyükşehir belediyeleri ile Karaman ve ilçelerden gelen ekiplerin yoğun şekilde çalışmalara iştirak ettiğini anlattı.'Mahsur kalan 18 işçimizin oradan çıkartılması için son derece dikkatli, sabırlı, kararlı bir çalışma yürütülüyor' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:'Özellikle ülkemizde madencilikle ilgili yapılan çalışmaların Soma olayından sonra çok daha farklı şekilde ele alınmasına yönelik bir dizi yasal düzenleme yaptık. Bu yasal düzenlemeyle birlikte buralarda çalışan işçilerimize çok daha farklı imkanlar getirdik. Fakat bunu hazmeden veya hazmedemeyen işverenler var. İşverenlerin bunları hazmedemeyişi ne yazık ki bazı sıkıntıları doğuracağı belliydi. Bütün bunlara karşı her olay sorumluluğumuzu, mükellefiyetinizi devlet olarak daha da artırıyor. Burada şu andaki mevcut gelişmeler ve çalışan ki 180 burada çalışan sigortalı işçi söz konusu. 180 çalışan işçi acaba bu ocaklarda her türlü hakkını tam manasıyla alabiliyor mu, sosyal haklarını alabiliyor mu, ücretlerdeki durumları ne merkezde?Bildiğiniz gibi mesai saatini 8 saatten 6 saate indirirken burada bir ağır iş yükü olması hasebiyle böyle bir adımı attık. Ama gel gör ki burada edindiğimiz bazı bilgiler bizleri ciddi manada bu işin üzerine daha da farklı gidilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bu olayın olduğu anda yemeğin aşağıda yenmesine yönelik baskılar, böyle bir sıkıntıyı doğurmuştur. Bu 8 saatten, 6 saate inmesi bu tür işveren anlayışını farklı ele almamız gerektiğini ortaya koyuyor. Bu 6 saat kendisinin orada çalışma olayıdır. Siz kalkıp buradaki yemekle ilgili olayını bu 6 saate yedirmeye kalkarsanız bunun hesabını devletin sorması gerekir. Çünkü siz bu hakkı ondan alamazsınız.'İşverenlerimizden daha sıkı tedbirler almalarını bekliyoruzServise yönelik şikayetler de olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:'Bunlarla ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız gerekli tetkikleri yapıyor. Tabii burada şimdi adli ve idari soruşturma başlamış durumda. Adli ve idari soruşturmalarda ne çıkacak, bunu göreceğiz. Hemen süratle bunun takibi ve neticesini almamız gerekiyor. Bu neticeyi alacağız çünkü işsağlığı ve güvenliği noktasında yapılan düzenlemelerin harfiyen uygulamaya girmiş olması ve bu noktada da özellikle bakanlığımızın bunu takip ettiğini bilmenizi isterim.'Vatandaşları dezenformasyon yoluyla yanlış bilgilendirenlerin olduğuna işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:'Bu noktada yine tüm çalışanlara ve işverenlere, eğer işçi-işveren münasebetlerinin sağlıklı yürümesini istiyorsak burada farklı imkanları veya böyle bir beldede bunu nasıl sömürürüz anlayışıyla hareket etmeyi doğru bulmayız. Eğer biz, buradaki oluşan bu yasayla bu uyumu, bu işbölümünü tam manası ile gerçekleştirebilirsek bu türden acı hadiseleri asgariye düşürmüş oluruz. İşverenlerimizden ve işveren örgütlerimizden bu acı olayların önüne geçecek daha sıkı tedbirler almalarını, uygulamalarını bekliyoruz. Tabii burada biz de üzerimize düşen görevleri çok daha hassas bir şekilde özellikle hükümetimizin takip edeceğine olan inancım tamdır.'Umutlarımızı muhafaza etmek istiyoruzİşçilerden ve işçi sendikalarından kendi sağlıkları, hayatları, aileleri ve çocukları adına güvenlik tedbirlerine dikkat etmelerini ve eksikliklere de mutlaka dikkat çekmelerini isteyen Erdoğan, şunları kaydetti:'Mahsur kardeşlerimiz konusunda umutlarımızı elbette muhafaza etmek istiyoruz. Bu hususta bizler, şu anda elimizden gelen son gayreti vermek suretiyle devam ediyoruz. Bakan arkadaşlarım bu işi sonuna kadar burada takip edecekler, kurumlarımız yine aynı şekilde burada tüm ekipleri ile süreci takip edecekler. İşçi kardeşlerimizi kurtarmak için fedakarca çalışan tüm arkadaşlara başarılar diliyorum. Kazadan kurtulmuş olan işçi kardeşlerime, madende çalışan tüm işçilerimize geçmiş olsun dileklerimi ifade etmek istiyorum. Yakınları aşağıda olan ailelere sabırlar diliyorum. Şu anda içinde bulundukları haleti ruhiyeyi anlamamak mümkün değil. Tabii ki onu da anlıyoruz ve çalışmaları dünden itibaren Ankara'da bugün de yerinde inceledik. Bu saatten itibaren de çalışmaları yakından takip edeceğim. Milletimize geçmiş olsun diyor, 18 işçi kardeşimiz için hayırlı bir netice için dua ediyor, sizlere de teşekkür ediyorum.'Maden ocağında incelemelerde bulunduCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Karaman'ın Ermenek ilçesinde su baskını nedeniyle 18 işçinin mahsur kaldığı maden ocağında incelemelerde bulundu.Helikopterle, eşi Emine Erdoğan ile Ermenek'e gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, maden ocağında, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam ile diğer yetkililer karşıladı.Maden ocağı önüne kurulan Türk Kızılayı çadırına giden Erdoğan, kömür ocağında mahsur kalan işçilerin yakınlarını dinledi.Erdoğan, ardından Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD) Mobil Koordinasyon Merkezi'ne geçti. Burada, yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi alan Erdoğan, daha sonra maden ocağındaki çalışmaları yerinde inceledi.AA
Başbakan Davutoğlu Ermenek'te: 'İhmalin Hesabı Sorulur'
Başbakan Davutoğlu, Ermenek'teki maden kazasıyla ilgili adli soruşturma başlatıldığını belirterek, 'İşletmenin ya da herhangi bir kurumun bir ihmali varsa kesinlikle hesabı sorulur' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Karaman'ın Ermenek ilçesinde su baskını nedeniyle 18 işçinin mahsur kaldığı maden ocağında incelemelerde bulundu.Eşi Sare Davutoğlu ile Ermenek ilçesine gelen Başbakan Davutoğlu'nu maden ocağında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan ile diğer yetkililer karşıladı.İlk olarak Türk Kızılayı çadırına giden Davutoğlu, burada misafir edilen işçilerin yakınlarıyla görüştü. Davutoğlu, daha sonra Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD) Mobil Koordinasyon Merkezi'ne geçti.Burada, yürütülen çalışmalarla ilgili kendisine brifing verilen Davutoğlu, daha sonra maden ocağının girişine giderek yürütülen çalışmaları yerinde inceledi.Davutoğlu, incelemelerinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, zamanla yarışıldığını belirterek, 'Ama su yoğunluğu dolayısıyla ilerlemekte de zorluklarla karşılaşılıyor. Her halukarda elimizden gelen bütün çabayla bütün kurumlarımızla gece gündüz çalışmaktayız. İşçi yakınlarıyla da görüştüm. Her birinin acısını, üzüntüsünü, hüznünü paylaşıyoruz' dedi.Maden kazasıyla ilgili adli soruşturmanın başladığını belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:'Su boşaltıldığı zaman kazanın gerekçeleri ortaya çıkacak. Herhangi bir şekilde işletmenin ya da herhangi bir kurumun bir ihmali varsa kesinlikle bunun hesabı sorulur. Kimsenin, şu veya bu gerekçeyle bir soruşturmadan azade olacağı, bigane kalacağı gibi bir kanaat sahibi olmaması icap eder.Maalesef birçok madenimizde çok eskiden beri devam eden çalışmalar olduğu için yeterli teknolojik altyapı sağlanamamış görünüyor. Teknolojik yenilenme de dahil olmak üzere madenlerimizin süratle modernizasyondan geçirilmesi lazım.'AA