"Türkiye Suriye Konusunda Evde Tek Başına"

 > -

Türkiye Suriye Konusunda Evde Tek Başına

Türkiye Suriye Konusunda Evde Tek Başına

Ünlü analist Thomas Friedman’a göre ikinci dönemde Obama’nın gündeminde dünya yok!ABD önümüzdeki dört yıl boyunca ekonomiyle yatıp ekonomiyle kalkacak. ABD bu yüzden Suriye meselesini de Türkiye’yi kullanarak çözecek“KULLANMAK kelimesini yanlış anlamayın. Biz aslında size yalvarıyoruz” diyor Friedman. Türkiye’yi ABD’den ciddi bir yardım beklememesi için de uyarıyor: “Biz Suriye’ye parmağımızın ucuyla bile dokunmayacağız. Evde tek başınasınız”

Thomas Friedman, bir şey yazdığında bütün dünya okuyor. ABD Başkanı Barack Obama da okuyor. Büyük ihtimalle Suriye lideri Beşar Esad bile göz atıyor. Üç Pulitzer ödüllü gazeteci New York Times gazetesinde haftada iki gün Amerika ve dünya gündemini değerlendiriyor. Türkiye’de en son 2010’da yazdığı “İstanbul’dan mektup” makaleleriyle çok konuşulmuştu. Türkiye’de günlerce tartışılan iki makalede Başkan Obama’ya İsrail ve Türkiye liderlerini Camp David’e davet edip barıştırmasını tavsiye etmişti.

Türkiye’nin ekonomik ve siyasi gücünü övmüş ama Başbakan Erdoğan’ın Rusya lideri Vladimir Putin’i anımsatan eğilimleri olduğunu söylemişti. O zamandan beri bölgedeki bütün dengeler değişti. Biz de yeni bir yazı yazmasını beklemeden Friedman’ın kapısını çaldık. İşte ABD’nin, bağlantıları en güçlü gazetecisinin öngörüleri..

Arap Baharı ile birlikte bölgenin altı üstüne geldi. Türkiye’nin yeni durumdaki pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye bölgenin geleceği için çok önemli. Ve bunu size iltifat olsun diye söylemiyorum. Bölgede benzerine pek rastlanmayan başarılı bir büyüme modeli var. NATO üyesi, dolayısıyla Batı’ya demirlemiş durumda ve kendisine gıpta edilmesinin verdiği bir gücü var.

ABD’deki Betlehem bizim için daha önemli

ABD bundan memnun mu?

ABD Ortadoğu’da sorunları çözmek için bölgesel güçlere güvenmesi gereken bir döneme giriyor. Suriye, İran, Afganistan’da bölgedeki ortaklarımızla çalışacağız. Dünyadan tabii ki tamamen yok olmayacağız ama Amerika kendisiyle ilgilendiği bir döneme giriyor. Şu anda Pennsylvania eyaletindeki Betlehem bizi Batı Şeria’daki Betlehem’den (Beytüllahim) daha fazla endişelendiriyor.

Şimdi pazarlıklara başlıyoruz. Amerikan halkı daha az hükümet ve servis için daha çok para ödeyeceği bir döneme girecek. Böyle bir dönemde dünyadaki girişimleri ile ilgili modu da değişecek. “Neden oradayız” sorusu daha çok sorulacak. Türkiye’nin bu noktada çok önemli bir rol oynayacağını düşünüyorum.

Sıfır sorun komşularla tek sorun haline geldi

Sıfır sorun politikası ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Haziran 2010’da yazdığım makalede sıfır sorun politikası ile ilgili sorular sormuştum. Komşularla sıfır sorun politikası, komşularla tek sorun haline geldi. Ama bu Türkiye’nin suçu değil. Bölgede çok hızlı ve beklenmedik değişikler oldu. Ama ABD, Türkiye’ye gittikçe daha fazla dayanacak. Türkiye dalgalı sularda bir istikrar adası gibi.

Gerçekten mi?

(Gülüyor.) Tabii bunu bir Türk’e söylediğinizde garipsiyor. “Ne diyor bu adam? Ne içmiş? Türkiye’de olup bitenlerden hiç mi haberi yok” diye düşünüyorsunuz. Ama şunu unutmamak lazım, bu söylediklerim hep göreceli. ABD şöyle düşünüyor:

Türkiye’yi aradığımda telefonu açan biri var. Suriye’de telefona kim bakıyor? İran’da açıyorlar ama biz onlarla konuşmak istemiyoruz. Mısır’da telefonu açan adamı doğru dürüst tanımıyoruz bile. Ama Türkiye’de telefonu, ekonomisi güçlü, Batı’ya bağlı bir ülkenin demokratik olarak seçilmiş lideri açıyor. Türkler kendi ülkelerinde karmaşa görüyor, belki bize baktıklarında çok istikrarlı olduğumuzu düşünüyorlar. Ama Washington’ı gördünüz. Bizim buralar da hiç sakin değil. Yani her şey göreceli.

Türkiye’ye gıpta edilmesi önemli bir güç kaynağı

Daha önce Türkiye’nin bölgedeki güç boşluğunu İsrail’e karşı nefret söylemini kullanarak doldurduğunu söylemiştiniz. Bugün kullandığı araçlar daha farklı, daha etkin mi sizce?

Bir örnek binlerce teoriden daha etkilidir. Türkiye bugün bir örnek. Müslüman, daha doğrusu Müslüman kimliğini keşfeden ve ekonomik olarak tüm Arap komşularından daha sağlam bir durumda, bu sayede çok büyük manevra alanı var. ABD’nin dünyada etkili olmasının nedeni gıpta ediliyor olması. Türkiye’de de bu var. Bu destek ve saygı kazanmak için çok daha iyi bir yol.

Konuşmamızın başında Türkiye’nin sıfır sorun politikasının çöktüğünü söylediniz. Bunun bölgedeki ani değişimle ilgili olduğunun altını çizdiniz. Türkiye bu krizi daha farklı yönetebilir miydi?

Ben de tam bu sorunun yanıtını aramak için bu ay İstanbul’a gidiyorum. Cevabıyla ilgili önyargılarım yok ama ek sorularım var. Suriye isyanı başladıktan 1.5 sene sonra burada askeri bir sonuç olmayacağı gün gibi ortada. Esad düşse bile artık sorunun sadece arabuluculukla çözüleceği anlaşılıyor. Şimdi şunu soruyorum:

Türkler acaba geri dönüp baktıklarında Suriye’ye karşı tavırlarını fazla erken değiştirdiklerini, kendi arabulucu rollerini fazla erken, zayıflattıklarını düşünüyor olabilirler mi? ABD Türkiye’ye bu yönde baskı yapmış ve şimdi pişman olmuş olabilir mi?

Türkiye arabuluculuk şansını tamemen mi kaybetti?

Suriye sorununu çözmek için hem Esad’la, hem Müslüman Kardeşler’le, hem muhalefetle, hem Rusya’yla konuşabilen bir arabulucuya çok ihtiyaç var. Türkiye bunu yapabilirdi. Hâlâ yapabilir mi bilmiyorum.

Parmağımızın ucuyla bile dokunmayacağız

Obama’nın ikinci döneminde Suriye konusunda nasıl girişimler beklemeliyiz?

Afganistan, Irak ve Libya’da bir şey öğrendik. Bizde bir deyim vardır: “Araçlarına razı olmadığınız sonuçları arzulamayın.” Biz bunu yapamadık. Irak’ta asla ülkeyi kontrol edecek kadar yeterli askerimiz olmadı. Afganistan’da da öyle. Libya’da karaya asker bile çıkarmadık. “Porselen kuralı” (Pattery Barn rule) tanımını ben bulmuştum. “Kırarsan ya da bozarsan senindir” anlamına geliyor.

Şimdi yeni bir kural var: “Dokunursan senindir.” Biz Suriye’ye dokunmayacağız bile. Muhalefetle konuşabiliriz, destek verebiliriz ama kesinlikle dokunmayacağız.

Türkiye bundan çok memnun olmayabilir. Başbakan Erdoğan daha geçen gün Başkan Obama’dan daha fazla adım beklediğini söyledi...

Bu bir gerginlik kaynağı olabilir. Ama biz bu işi halletmek için bölgesel güçleri kullanmakta kararlıyız. Türkiye bunlardan biri...

Sizi kullanmıyoruz size yalvarıyoruz

ABD’nin Suriye’de Türkiye’yi “kullanacağını” söylüyorsunuz. Türkiye’de birçok kişi bu kelimeyi hakaret olarak yorumluyor. “Türkiye’yi kullanmak” ne demek?

Türklerin bu sözcükten rahatsız olmasının nedenini anlıyorum. Ama bunu kötü anlamda kullanmıyorum. Açıkçası ne biz, Türkiye’yi kukla gibi oynatacak kadar akılllıyız ne de Türkler o kadar aptal.

O halde ne kastediyorsunuz?

Dört yıllık bir resesyondan çıkıyoruz. Bu dört yılı kocaman bir şeker kasesi alıp insanlara şeker dağıtarak atlattık. Şimdi şeker kasesini bir kenara kaldırıyoruz. İnsanlar artık devletten daha az hizmet için daha çok para ödeyecek. Şimdiye kadar yaşadığımız karmaşa hiçbir şey... Böyle bir durumdayken Suriye ile ilgilendiğimizi mi düşünüyorsun? Suriye bizim haritamızda bile değil. Bizim bildiğimiz tek Damascus (Şam), Washington dışındaki küçük bir kasaba. Pennsylvania’daki Betlehem (Beytüllahim) ve Teksas’taki Palestine (Filistin) önemli. O yüzden sizi kullanmıyoruz, size yalvarıyoruz. Bu sorunu bizim yerimize yönetmenizi rica ediyoruz. “Bize ne yapacağımızı söyleyin, yapalım ama bizi karıştırmayın, siz halledin” diyoruz.

Ankara, Suriye konusunda Washington’dan destek almayı unutsun diyorsunuz...

Amerikan borsası önceki gün 310 puan birden düştü. Ben bu röportaja başlamadan önce son baktığımda 100 puan daha düşmüştü. Bunlar çok önemli ve büyük ihtimalle sadece bir başlangıç. O yüzden bize güvenmeyin. Türkiye evde tek başına... Evde tek başınasınız. Evde tek başınasınız. Size yardım edebiliriz, ne yapacağımızı söyleyin yapalım ama size yalvarıyoruz, bu işi bizim yerimize halledin.

Irak’ta pimini çektiğimiz bombanın üzerine düştük aynı hatayı yapmayacağız

“Bakın biz Irak’ta jeopolitik olarak el bombasının üstüne düştük. Üstelik pimi kendimiz çektik. Saddam pimini çektik ve bombanın üstüne düştük. Patlamanın tüm etkisini biz emdik. Böylece Türkiye ve diğerlerinin yaralanmasını önledik. Tabii ki kan kaybı oldu ama bölge ayakta kaldı. Şimdi Suriye’de halk pimi çekmeye çalışıyor, yarısına kadar da çekti. Şimdiden dev bir patlama oldu ve bu kez Irak’ta ABD’nin üstlendiği görevi kimse istemiyor.

Bir ülkeyi alıp politik durumunu nasıl tamamen değiştireceksiniz? Irak’ta mesela Şii, Kürt, Hıristiyan çoğunluğu demir yumrukla yöneten Sünni azınlığı nasıl görevden alacaksınız? Bütün ülkeyi almanız ve başaşağı çevirmeniz gerekiyor. Bunu yaparken mutlaka çıkacak iç savaşı etkisiz hale getirmeniz gerekiyor. Sonra bütün farklı grupları bir araya getirip onlar yeni bir sosyal kontrat kurmak için uğraşırken hakemlik yapmanız gerekiyor, en sonunda da geçiş dönemine destek olmanız gerekiyor. Irak’ta biz bunu yaptık.

Kim ebelik yapacak?

O yüzden Suriye’de insani koridor ya da uçuşa yasak bölgeden bahsettiklerinde insanlara bunun olmayacağını anlatıyorum. Tüm araziye hakim olmanız gerekiyor. Yeni bir politik düzene ebelik yaparken hayal gücü, diplomasi kullanmanız gerekiyor. Sonuçta bu bir devletin inşası. Bunu yapmadan politik değişim isteyemezsiniz. Irak’ta biz bunu yaptık. Ama Suriye’de kimse bu görevi istemiyor.”

Özgürlük sorunları uyarılmalı

Başbakan Erdoğan, iyi ya da kötü çok büyük değişiklikler yapabilen bir lider. Bence kötüden ziyade daha çok iyi değişiklikler. Düşünün ben kariyerimin başında Türkiye’de darbeyle ilgili haberler yapardım. Türkiye artık bambaşka bir ülke. Ama Türkiye’nin elindeki insani potansiyeli tam olarak kullanabilmesi için politik sistemin buna adapte olması lazım. Erdoğan arzu ettiği mirası bırakmak istiyorsa politik reformların ekonomik reformlarla el ele gitmesi lazım. ABD, bu sorunları görmezden gelerek iyilik yapmıyor. İnsan hakları, basın özgürlüğü, yargının suistimali gibi konularda Türkiye’yi uyararak daha iyi bir dost olabiliriz.

İsrail’le barışmak güçlendirir

Bence İsrail’le barışmak Erdoğan’ın bölgedeki statüsünü yükseltir, Türkiye’nin gücünü artırır. Buna Hamas, Müslüman Kardeşler arasındaki statüsünü de dahil ederek konuşuyorum. AKP, İsrail ile küs olduğunda bölgedeki diğer oluşumlardan bir farkı kalmıyor. İsrail’le barışmak ABD ve bölgedeki tüm diğer oluşumların gözünde Türkiye’nin değerini artırır. Türkiye gerçek bir güç olmak istiyorsa herkesle konuşabilmeli. Herkes sorunlarını çözmek için Türkiye’ye gitmek istemeli. Erdoğan’ın İsrail ve Suriye arasında ev sahipliği yaptığı toplantılar buna çok iyi bir örnekti.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAmerika Birleşik DevletleriAnkaraBarack ObamaBaşbakanBeşer EsadFilistinIrakİranİsrailİstanbulMısırNATORusyaSuriyeVladimir Putinşeker
Görüş Bildir