Türkiye'den Almanya'ya Tehlikeli Göç Yolculuğu

 > -

Ortadoğu'dan Avrupa'ya ulaşmak için yola çıkan binlerce mülteci ve göçmenin yeni bir yaşama giden yolu bugünlerde Yunanistan ve Balkanlar üzerinden Almanya ve diğer AB ülkelerine uzanıyor. Bu, Ege denizinin iri dalgalarını küçük teknelerle göğüsleyerek başlanan, Balkanların insan kaçakçılığı çetelerinin eline düşüren, tehlikelerle örülü bir yolculuk.

BBC muhabirleri, bu yolculuğun her aşamasının izini sürdü ve göçmenlerin nelerden geçtiğini anlattı.

Yunanistan'a şişme bot, Makedonya trenine binme savaşı

Chris Buckler, Midilli'den bildiriyor:

Avrupa'ya geçiş yeni bir hayata başlamayı hedefleyen mülteciler ve göçmenler için önce denizin aşılması demek.

Türkiye ile Yunanistan arası çok uzak olmayabilir ama tehlikeli bir yolculuk. Özellikle de botla denize çıkma tecrübesi olmayan insanlar için. Çoğunun böyle bir tecrübesi yok.

Sabahın ilk ışıkları doğmadan karanlıkta, Ege'yi geçmek için değil, plajda oynamak isteyen turistler için imal edilmiş şişme botlarla boğuşan insanlar artık Türkiye'nin sahillerinde alışılan bir görüntü haline geldi.

Bazıları sahil muhafaza tekneleri tarafından yarı yolda toplanıyor, kimisi de botların batmasıyla denizde yaşamını yitiriyor.

Kos (İstanköy) ya da Lesbos (Midilli) sahillerine ulaşabilenlerin neden bu kadar sevinçli olduklarını anlamak mümkün ama aslında uzun ve tehlikeli yolculuklarının çok başlarındalar.

Burada, adadan ayrılarak Avrupa'nın diğer ülkelerine seyahat edebilmelerini sağlayan belgeleri almak için başvuru yapmaları gerekiyor.

Atina'ya giden gemiler de var ama bir çok aile başka bir ülkeye gitmek istiyor. Bu da Atina'nın kuzeyi üzerinden önce Balkanlara geçmeyi gerektiriyor.

Şu sıralar Yunanistan'dan gelen insan akınıyla başetmekte zorlanan Makedonya bir aşamada sınırı kapatıp olağanüstü hal ilan etti.

Makedonya sınırında doğaçlama kontrol sistemi

Yunanistan Makedonya sınırından James Reynolds bildiriyor:

Makedonya'nın hemen sınırdaki Gevgelija tren istasyonu en büyük insan yığılmasının yaşandığı yer.

Göçmenlerin burada seyahat belgelerini alabilmek için polis karakoluna kayıt yaptırmaları gerekiyor.

Bu belge kendilerine ülkeyi bir baştan bir başa geçmeleri için 72 saat süre tanıyor.

Gevgelija'dan ayrılan trene binmeden göçmenleri, bu belgeyi alabilmek için saatler süren uzun kuyruklar bekliyor.

Aldılar diyelim, trenlerin taşıyabileceğinden çok daha fazla insan var burada.

Dolayısıyla kimin trene binip kimin bir gece daha platformda yatacağına karar vermek işi Makedonya polisine düşüyor.

Buradan trene binenler Makedonya'nın Sırbistan'la sınırına ulaşıyorlar.

Sırbistan'da mola

Belgrad'dan Guy Delauney bildiriyor:

Göçmenler Sırbistan'da Makedonya'dakinden çok daha sıcak karşılanıyorlar.

Sırbistan yetkilileri bu akına aylardır hazırlanıyorlardı.

Sınır kasabası Mitrovaç'a bir geçici karşılama merkezi açmakla kalmayıp yakınlardaki Presevo'ya göçmenlerin kabul edileceği daha kalıcı bir merkez de hazırladılar.

Buralarda insanların karnı doyuruluyor, yatacak yer veriliyor, ülkede geçici süreyel kalışlarını yasal kılan belgeleri alabiliyorlar.

Teorik olarak aslında bu aşamada Sırbistan'ın iltica başvurusunda bulunacaklar için açtığı beş konaklama merkezinden birine 72 saat içinde başvurabilirler ama böyle olmuyor.

Çoğu göçmen buradan bir sonraki sınır olan Macaristan sınırına yöneliyor.

Buradan Avrupa Birliği ve Şengen bölgesine girebilmeyi umuyorlar.

Bir çoğu önce döviz bozdurmak, otobüs değiştirmek ya da çetin ve sıklıkla tehlikeli yolculuklarına biraz ara verebilmek için Belgrad'a uğruyor.

Belgrad'ın ana otobüs garının yakınındaki meydan aylardır gayri resmi mülteci konaklama alanı işlevi görüyor.

Yakındaki Tasmajdan parkında iyi giyimli sırt çantalı genç adamlar ve başörtülü kadınlardan oluşan küçük gruplar oturmuş, dinleniyor.

Kimisi Yunanistan Makedonya sınırında yağmur altında iyice ıslanan ayakkabılarını çıkarıp güneşte kurumaya bırakmış.

Sırbistan mülteciler komiserliği bu yıl içinde tam 90 bin kişiye geçici oturum hakkı belgesi vermiş.

Fakat bunlardan sadece 500 kadarı Sırbistan'da iltica başvurusunda bulunmuş.

Kalanlar için ise yeni bir hayat rüyası Almanya, İsveç ya da Norveç'te geçiyor.

Macaristan'ın yeni sınır barikatına karşı

Nick Thorpe Roszke'den bildiriyor:

Şık mavi üniformaları, kırmızı şapkalarıyla nöbet bekleyen Macar polisi, uzun ve yorucu bir yolculuğun izlerini taşıyan mülteci grubuyla tam bir görsel tezat oluşturuyor.

Bir polis otobüsü geliyor ve yakınlardaki ilk mülteci merkezine götürülmek için insanlar sıraya giriyor.

Dümdüz mısır tarlalarının arasında Macaristan'ın sınırına yeni diktiği 175 kilometrelik dikenli tel barikatı güneşte parlıyor.

Barikat şimdilik dikenli telden oluşuyor, asıl barikat daha sonra yapılacak.

Bazı göçmenler telleri indirmiş ya da üzerine battaniye, uyku tulumu atarak yaralanmadan geçmeye çalışıyor.

Fakat bir kısmı da en kolay yolu tercih ederek barikatı kesen demiryolu hattı boyunca yürüyerek bu noktadan geçiyor.

Polisler göçmenlere İngilizce ve dostane bir tonda "Bu yolu izleyin. 1 kilometre sonra" diyorlar.

Macaristan'ın mülteci kriziyle boğuşmasında tuhaf bir ikilik seziliyor.

Bir yanda "yasadışı göçmenler" terimini kullanan şahinn tavırlı hükümet, diğer yanda ise sınırda, Birleşmiş Milletler'in 1951 tarihli Mülteciler Sözleşmesi'nin yükümlülüklerini harfiyen uygulayan bir polis gücü.

Suriyeli bir göçmen İngilizce "Macar polisi iyi, Sırp polisi iyi. Türkiye polisi ve İran polisi kötü" diyor.

Budapeşte'nin üç büyük tren istasyonu Keleti, Nyugati ve Deli tamamen mültecilerle dolu.

Bazı mülteciler tavsiyelere uyarak 48 saatlik geçici kalma izinleriyle mülteci merkezlerine gidiyorlar.

Fakat yine çoğu, otobüsler, taksiler, ya da özel araçlarla Avusturya ve Almanya'ya doğru yola çıkıyor.

Avusturya akınla başedemiyor

Bethany Bell Viyana'dan bildiriyor:

Avusturya'ya ulaşabilen göçmenlerin çoğu aslında Almanya ya da kuzey Avrupa'da başka bir ülkeye geçmek istiyor.

Almanya'nın Bavyera eyaletinin yetkilileri her gün çoğu Avusturya'dan olmak üzere yaklaşık 1.400 göçmen geldiğini açıkladı.

Fakat artık Avusturya'da kalıp iltica başvurularını burada yapanların sayısı artıyor. Image copyright

Burası yalnızca 8,5 milyon kişinin yaşadığı bir ülke. Mayıs ayından bu yana resmi açıklamalara göre, her hafta ortalama 2 bin kişi iltica başvurusunda bulunuyor.

Yılın ilk 6 ayında iltica başvurusunda bulunanların sayısı 28 bini aşmış. Bu da, şimdiden bütün 2014 yılında yapılan başvuruları aşıyor. Yıl sonunda bu sayının 80 bine ulaşması bekleniyor.

Avusturya'ya gelen göçmenlerin yarıdan çoğu Macaristan ve Balkanlar üzerinden tren, kamyon ve minibüslerle geliyor.

Çocuklu göçmen aileleri artık Avusturya tren istasyonlarında alışılan bir görüntü oldu.

Son günlerde Avusturya'da göçmenleri taşıyan minibüsler bir çok trafik kazası geçirdi, çok sayıda yaralanan oldu. Bazılarının sürücüleri trafik suçlarından gözaltına alındı.

Avusturya'nın Viyana'nın güneyindeki Traiskirchen'deki en büyük iltica merkezi son haftalarda dolup taştı.

Kalabalık o kadar büyük ki Avusturya hükümeti konaklama tesisi bulmakta zorlanınca, çocuklar dahil yüzlerce kişi açıkta konaklamak yatmak zorunda kalıyor.

Uluslararası Af Örgütü Amnesty International yakında bir açıklama yaparak, özellikle Avusturya gibi varlıklı bir ülke için, bu kamptaki koşulları "utanç verici" diye tanımlayarak eleştirdi.

Almanya'da göçmen kaosu

Jenny Hill Berlin'den bildiriyor:

Dışardan bakan biri için Almanya'daki sistem tehlikeli düzeyde bir kargaşa içinde gibi görünüyor.

Berlin'de, kaydolmak için yüzlerce mültecinin yakıcı yaz sıcağında saatlerce beklediği karşılama merkezini ziyaret ettim.

Hemen yakında geçici bir muayene çadırı açan gönüllü bir doktor, yetkililerin aniden bastıran göçmen akınına hazırlıksız yakalandıklarını söylüyor.

Almanya'ya gelen bir göçmen şu süreçlerden geçiyor:

Öncelikle Alman eyaletlerinden birinde kaydını yaptırıyor ve kendisine bir miktar yardım bağlanıyor. Bu ayda 140 euro civarında bir miktar. Göçmene ayrıca iltica başvurusu sonuçlanana kadar bir geçici konaklama yeri de gösteriliyor. Başvuruların sonuçlanması ise ortalama yedi ay alıyor.

Kabul edilirlerse, eyalet devleti mülteciye kalıcı bir yer gösteriyor.

Fakat her bir eyaletin kendine has yolları ve sorunları var. Bir çoğu gelenlerin sayısının yüksekliği karşısında konaklama için yer göstermekte zorlanıyor.

Mülteciler çadırlarda, depolarda, otellerde yatıyorlar.

Tanıştığım bir Suriyeli adam, yanındaki küçük kızıyla birlikte son bir kaç gündür sokakta yattıklarını söyledi.

Hemen her gün Almanya hükümeti iki talebini tekrar tekrar dile getiriyor.

İngiltere de dahil diğer AB üyesi ülkelerin daha fazla mülteci almasını ve AB'nin mülteci krizine ortak bir siyasi çözüm üretmesini istiyor.

İltica başvurusunda bulunanların kaldıkları yerlere yönelik ırkçı saldırılarda bir artış var ama bu artış, özellikle de zamanını ve olanaklarını gönüllü olarak göçmenlere açanların sayısının olağanüstü yüksekliği karşısında görece küçük kalıyor.

Gönüllülerin katkıları olmasa Almanya göçmen akınıyla başetmekte çok daha zorlanacak gibi görünüyor.

Almanya İçişleri Bakanı geçen hafta, bu yıl ülkeye iltica başvurusunda bulunacakların sayısının 800 bine ulaşmasını beklediklerini söyledi.

Bakan BBC'ye kamuoyundaki kucak açan tutumun değişebileceğinden kaygılandığını söyledi.

BBC Türkçe

Görseller: Reuters & AFP & BBC

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAvrupa BirliğiAvusturyaBavyeraBirleşmiş MilletlerBudapeşteDövizİngiltereİranİsveçMacaristanMısırNorveçOlağanüstü HalPolisTercihYunanistan
Görüş Bildir