Top 10: Sinemanın En Ünlü Kafa Yapıcıları

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Top 10: Sinemanın En Ünlü Kafa Yapıcıları

Top 10: Sinemanın En Ünlü Kafa Yapıcıları

Filmlerde herkes, her zaman bir şeyler içer. İçen adama göre de tesir eder içilenler… Hükümetimiz Öteki Sinema’yı da buzlamadan hemen önce yazarımız Semra Doll’un hazırladığı, Beyazperdenin en nevi şahsına münhasır tribal vaziyetleri ve içtiği şeyle bütünleşip “harikalar diyarı”na geçen kahramanların kısa bir listesi…

Öteki Sinema için yazan: Semra Doll

10. Mia Wallace ve kokain : “Pulp Fiction”un ağır ablası sık sık “burnunu pudralamaya” gider. Seyahatlerinden birinde line’ın ucunu kaçırınca, bu sefer öteki dünyaya gider gelir. Biz onu küt siyah saçları, çakı gibi takım elbisesi, şuh yürüyüşü ve Vincent Vega’yla yaptığı düellovari dansıyla sever; overdose’dan teklemişken Vincent’ın göğsüne sapladığı iğne sonucu fırladığı haliyle arzularız. Girl, you’ll be a woman soon.

9. Sara Goldfarb ve zayıflama hapları : “Requiem For a Dream”, zaten baştan sona kafa yapıcıların insanın içine fenalık getirdiği bir filmdir. Fakat Sara Goldfrap’ın durumu biraz daha yazıktır. Doktorunun verdiği zayıflama haplarını ölçüsüzce tüketen yaşlı kadın, her şeyi hızlandırılmış programda yaşar ve hararet yapar. Onun gerçek kafa yapıcısı televizyon mu, çikolata mı, yoksa kırmızı elbisesi midir bilinmez ama aşırı dozdaki zayıflama hapı insana feleğini şaşırtır, “if it’s red then what’s the orange?” diye sordurtur, insanı elektroşoka sokar.

8. Raoul Duke ve ne olursa içerim abi Duke, Vegas’a yolculukları sırasında arabanın bagajındaki envai çeşit kafa yapıcıdan birini random seçer ve takılır. Öyle çok takılır ki Vegas’a vardıklarında ne kadar uçtuğunu etraftaki “yarasalar”dan anlarız. “Fear and Loathing in Las Vegas”ın gazetecisi tripten tribe girer; abukluğun, şuursuzluğun dibine vurur. Sigara ağızlığı, tenis şapkası, güneş gözlükleri, kel kafası ve full takılmasıyla kendisi 68 kuşağının dibinde kalanıdır zaten.

7. The Dude ve White Russian : Beyaz Rus; kahlua, votka ve sütün birleşiminden oluşan tatlı bir içkidir. The Dude; ortalıkta terlik, paçoz bir hırka ve pazar pantolonuyla dolaşan tatlı bir adamdır. Beyaz Rus, The Dude’ün “her zamankinden”idir. Onun için de karşımıza rahat, tembel, pasifist bir adam olarak çıkar. Bir salon halısından mesele çıkarıp mafyalı, serçe parmaklı ortamı bu tatlı içkinin kafası mı yapar, yoksa bu tatlı adamın kafası mı doğuştan güzeldir orası bilinmez.

6. Alex ve süt : Süt gibi kendisine masumiyetin yakıştırıldığı bir içeceğin, çetenin toplu süt içme seansından sonra beyazlar içindeki Alex’te kafa yapması; sapkınlık, ırza geçme, arıza çıkarmaya dönüşmesi kafa karıştırıcıdır. Çünkü onun ultra şiddetinin drug’lara ihtiyacı yoktur. Sütün kafası başka bir kafadır. Bilinçli bir bireysel şiddetin, otoritenin şiddetinin, filmin eleştirel ve sanatsal şiddetinin, şiddetin senfonisinin, şiddetin şiddetinin kafasıdır bu.

5. Trevor Reznik ve uykusuzluk : En büyük kafa yapıcı uykusuzluktur. Uykusu gelen insan ne içerse içsin, içtiği ona iki katı etki yapar. Uykusuzluk insanı bad tribe sokar. “The Machinist”in psikiyatrik durumu da çektiği acıya mütevellit aylarca uyumamasından kaynaklanır. Depresif ve paranoyak olması, kendi kendine kurması yetmezmiş gibi her geçen gün zayıflar, uykusuzluk bünyede diyet etkisi yapar. Uykusuzluk öyle bir kafa yapıcıdır ki fincan fincan kahveye bana mısın demez. Ne zamanki Trevor Reznik uyur, işte o zaman ayılır.

4. Jack Torrance ve hayaletler : “The Shining”in delisinin hayal-i hüsranı hayaletlerdir. Adam bütün bir kışı perili bir otelde geçirince balatayı yakar, baltayı kapar, oğluna çatar. Hayaletlerin alicengiz oyunlarının akabinde kapılara pencerelere sığmayan, redrum’lara dar gelen bir Jack’le karşılaşırsınız. Hayaletlerin kafası koridorlar gibi uzun sürer. Uslu bir çocuk olur yürümeye devam ederseniz bir gün siz de ikizleri görebilirsiniz.

3. Erkan Can ve sigara : Erkan Can’ı gördüğünüz yerde kısık gözlerinin, ağır ağır, tek tek ve özlü konuşmasının arkasında yatan espriyi hemen çakıverirsiniz. Erkan Can varsa, ortamda sigara da muhakkak vardır. Sigara varsa Erkan Can az konuşur ama öz konuşur. Kafanız alıyorsa anlarsınız. Kafanız basmıyorsa ne kadar basarsanız basın fayda etmez. O; ustadır, üstattır, babadır, kraldır. Kalp yapan, kafa kırandır.

2. Guido ve Pollyanna kafası : “Guido, pardon abi ama bu neyin kafası?” diye sorasınız gelir. Çünkü “Hayat Güzeldir” diye yola çıkmış olan bu adam; Nazi kamplarında işkenceler de görse, özgürlüğüne zeval de gelse, sevdiği kadını da kaybetse espri yapmaktan geri durmaz. Dans eder, komiklikler şakalar yapar ve çocuğunu eğlendirmeyi bilir. Guido’nun yaratıcı kafası en güzel kafadır. Ne diyelim, o ne içtiyse bize de ondan getirsinler.

1. Neo ve kırmızı hap : Morpheus ellerini uzatır ve “Matrix”ten sonra hayatın özeti demek olan o soruyu sorar: “Mavi hap mı, kırmızı hap mı?” Mavi hap yola aynen devam, kırmızı hap yoldan çıkmak demektir. Neo, kırmızı hapı seçerek hapı yutar. Neo’nun kafası artık Matrix kafası değildir. Kırmızı hapın bedeli zaten alık alık bakmakta olan Neo’muz için daha bir şaşkınlık, depresyon, baş ağrısı, delik deşik bir kazak, lapa gibi yemekler, demir yığınları, kafadaki delikler, eğilip bükülen kaşıklar, seçilmiş kişi paranoyası, ve olmayan kaşıklar olur. Tabi ki bunlardan fazlası vardır ama işin o kısmı kafa açar.

Haberin Tamamı İçin:

Raoul Duke

Trevor Reznik

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

ÇikolataDiyetSinematatlı
Görüş Bildir