Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Tecavüze %1 Destek Veren Tecavüz Karşıtlarıyız

-

UYARI: Adım Mert. Şuan küfürlü bi yazı okuyacaksınız ancak bunun maalesef haklı bir sebebi de olacaktır. Okumadan önce her türlü önyargıdan ve dini inançtan kendinizi soyutlamanızı istiyorum. Çünkü tanrının varlığı, evlilik dışı ilişkilerin meşruluğu, feminizm ve ataerkillik gibi konular bu yazının ana konusunu ve ideolojisini oluşturmadığı gibi her kesimden insana hitap eden bir yazı olduğu için düşüncelerimi belli bir ideoloji veya dini inanç üzerinden anlatmam mümkün değildi. Dolayısıyla bu yazı herhangi bir ideoloji gütmemektedir.

Son zamanlarda yaşanan tecavüz vakalarının toplumda büyük infiallere yol açtığı hepimizin malumu. Aslında denklem çok basittir, bir tecavüzcü vardır bir de mağdur ve tecavüzcü muhakkak hadım edilmeli hatta idam edilmelidir. Maalesef her iki ceza türü henüz T.C. Anayasası’nda olmadığı için kamu vicdanı, verilen ağır hapis cezalarıyla bir nebze olsun rahatlatılmaya çalışılıyor.

Peki bu tecavüz olaylarının tek sebebi belli bir kesimin düşüncelerine tercüman olan Nihat Doğan’ın dediği gibi kadınların mini etek giymesi mi (veya açık giyinmesi olarak genişletebiliriz) yoksa birçoğumuzun ifadesiyle tecavüzcünün sapık olması mı? Aslında hepimizin kafasında farklı cevaplar olsa da suçlunun kim olduğu konusunda ortak bir noktada birleşebiliyoruz: suçlu tecavüz eylemini gerçekleştiren kişidir! Her şey bu kadar nettir. Peki siz hiç Özgecan Aslan veya nicelerinin tecavüz mağduru olmasında payınız olabileceğini düşündünüz mü? Ben ortaya bu konuyla alakalı bir fikir atıyorum. Amacım daha iyi bir toplum için uçuk da olsa bir fikir ortaya atmak ve duyarlı insanlar tarafından geliştirilmesini sağlamak. Bu tezimin amacı ise tecavüzlere toplumun belli bir kesiminin farkında olmadan dolaylı olarak katkı sağladığıyla ilgili. Peki kim bu kesim? Bu kişiler arasında toplumun her kesiminden insan var. Her dinden, her partiden, her ideolojiden, her beğeniden ve her cinsiyetten… Kısacası sen varsın, en çok güvendiğin arkadaşın var.

Hepimiz çocuklarımızı ilk doğduğu günden itibaren iyi yetiştirmeye gayret ederiz. Çünkü biliriz ki ağaç gerçekten yaş iken eğilir. Bu yüzden zaman zaman küçük bir çocuğa silah kullandırılmasına da karşı çıkarız, dini inanç gereği başının bağlanmasına da… Çünkü bu ve bunun gibi durumları eleştiren kişilere göre çocuk, büyüdüğünde kendi kararını kendi vermelidir; beyni yıkanmamalıdır. Eğer küçük yaşta kafasına belli fikirler aşılanırsa yetişkin olduğunda büyük oranda o fikirlere uygun bir insan olacaktır. Bu yüzden suç işleyen küçük çocuklar için demez miyiz “5 lira için 5 yıl hapis olur mu, onu cezalandırmak yerine topluma kazandırmak lazım” diye, yaşadığı olumsuz tecrübelerden ötürü ilerde topluma zararlı bir insan olacağını düşünürüz. Oldboy filmindeki gibi insana başkalaşım geçirten olağandışı durumları ayrı tutuyorum tabi. O halde çocukken kazandırılan bu ideolojiler yetişkinlik dönemimizde nasıl oluyor da bize şekil veriyor? Aslında bunun cevabı çok mühim değil çünkü bilimsel olarak hepimizin kabul ettiği bir durumdur ve bilinçaltına yerleşen düşüncelerin insanları yönlendirmesi olarak da cevaplandırabiliriz. Zira reklamlarda, filmlerde ve hatta çizgi filmlerde kullanılan subliminal mesajlar, 25.kare tekniği ve diğer bilinçaltı oyunları insanlara farkında olmadan bir takım alışkanlıklar kazandırır. Örneğin 1957 yılında reklamcı James Vicary’ın bir film gösterimi sırasında yaptığı deney bu duruma örnektir. Bu deney Coca Cola satışlarına %18,1; patlamış mısır satışlarına ise %57,8 artış kazandırır.

Gelgelelim asıl meseleyi ki insanların maruz kaldığı böylesi olumsuz dış etkenler sadece bu tarz elektronik ikna araçlarıyla olmuyor. En basit tanımıyla üzüm üzüme baka baka kararıyor. Ancak günümüzde çeşitliliği artan sosyal medya araçları neticesinde artık üzüme bakmaya gerek bile kalmadı. İşte insanların böylesine bir etkiye açık olduğu bi çağda yaşamaktayız. İstemsizce dilimize dolanan şarkılar gibi farkında olmadan her geçen gün artan küfür repertuvarımız bunun küçük örnekleri.

Facebook profilinizde paylaştığınız kötü bir şarkıyı gören bir arkadaşınızın söve söve gün boyu o şarkıyı söylemesi gibi ağzımızdan hesapsızca çıkan küfürlerin kelebek etkisi misali ilginç sonuçlar doğurabileceğini hiç düşündünüz mü? Mesela tecavüz gibi sonuçlar...

En çok kullanılan küfürleri ele alalım. Adeta bir noktalama işareti işlevi gören ve günlük ortalama 200 kelimeyle konuşan küfürbaz bir gencin 150 kelimelik ihtiyacını gideren “amk (a.... k......)” ifadesi gittikçe yayılan, sıradanlaşan bir ifade biçimini almakta. Peki daha önce hiç “amk açılımı” yapanınız oldu mu? İşte burada bunu yapacağız.

Amk demek esasında erkeğin cinsel organını kadının cinsel organına sokması işlemidir. Bu işlemi hepimizin anne ve babaları gerçekleştirmektedir. Tabiri caizse babalarımız, annelerimizin cinsel organına kendi cinsel organını sokarak cinsel bir birliktelik gerçekleştirmektedir. Bu gayet doğal ve toplumun her kesimince kabul edilen bir olaydır. Sadece anne-babamız değil. Eşleriyle cinsel birliktelik yaşayan biz erkekler, partnerlerinin cinsel organına kendi cinsel organını sokar; kadın da erkeğin cinsel organını kendi cinsel organına sokmasına müsaade eder ve elbette bu da gayet olağan bir davranıştır. İşte bu anlatılan işlemlerin hepsi zevk almak için veya neslin devamını sağlamak için yapılan ve normal karşılanan eylemlerdir. Ancak normal olmayan bir şey var ki kadın ve erkek arasında cereyan eden bu masum ve olağan eylemin hakaret olarak tanımlanması. Daha da ilginci kadınların da bu tanımlamaya destek olması. Elbette bir erkek olarak hiçbirimizin aklından kesinlikle aşık olduğumuz, değer verdiğimiz kadının a.... k..... veya onu s*km*k gibi düşünceler geçmez. Tam aksine yaşanan bu cinsel birlikteliği sevişmek veya aşk yapmak olarak algılar ve tanımlarız. Dolayısıyla zihnimizde kurduğumuz tanımlama biçimi gayet masumanedir. Ama yine de akşamları masumca gerçekleştirdiğimiz bu eylemi sabah olduğunda karşı tarafa bir hakaret ifadesi olarak yollarız. Söz gelimi bir erkek, kızdığı bir kişiye “amk” dediğinde karşısındaki kişi erkek veya kadın olsun ona kendi cinsel organını sokarak onu aşağılayacağını belirtir. Peki cinsel ilişki sırasında erkeğin kadına cinsel organını sokması kadını aşağılamak mıdır? Bu ifade tarzıyla evet. Dahası insanlık tarihi boyunca cinsel ilişki yaşayan tüm kadınların aslında a.... k....muş gibi talihsiz bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Bu sonucu ben dahil hiçbirimiz kabullenemeyeceğimiz halde bu durumun ne kadar farkındayız? Elbette yeri gelip ayağımızı koltuğa çarptığımız için koltuğa bile “amk” dediğimiz zamanlar oluyor. Ancak buradaki esas durum erkeğin cinsel organını bir yere sokması değil cinsel organın yüceltilmesidir. Dolayısıyla sevişmek, yatmak gibi karşılıklı eylem ifade eden kelimeler yerine kullanılan a.... k....., s*km*k gibi ifadeler tek taraflı bir eylemi ifade ederken tecavüz denilen tek taraflı eyleme de büyük benzerlik göstermiş oluyor.

Erkeğin cinsel organının bu tip küfürlerle yüceltilmesi hayatta pek fazla bir şey başaramamış ve manipülasyona açık bir bireyde üstünlük kurma ve yeteneklerini sergileme (üstünlük kattığını düşündüğü cinsel organı kullanma) isteği gibi bazı sonuçlar doğurmaktadır. Çünkü bir insan nasıl ki sosyalleşme ihtiyacını sosyal medyada bildirim yaparak, yılda bir kere yediği havalı yiyecekleri ve içecekleri her gün yiyormuşçasına paylaşıp beğeni alarak tatmin ediyorsa başarısız bir insanda üstün olma ihtiyacını farklı yollarla tatmin edecek ve kendisinde var olduğunu düşündüğü yeteneklerini sergilemek isteyecektir. Bu kimi zaman birisine dayak atmakla kimi zaman da tecavüz etmekle sonuçlanabilir. Ancak iddia edilen şey küfürler dolasıyla manipüle olan zihnin kişiyi tecavüz etmeye yönlendirmesi değildir. Yani küfür bunu tek başına yapamaz. Bunun kişilik bozukluğu, yetiştirilme tarzı, inandığı değerler, zekası gibi türlü türlü sebepleri vardır. “Küfürlü yüceltme” bunun belki de %10 hatta %1’lik bir kısmıdır. Aslına bakarsanız ben bu yazıyı sadece bu %1’lik kısmı sizlere göstermek için yazıyorum. Peki o halde bir tecavüz vakasına dolaylı da olsa %1’lik bir katkı yapmayı hangimiz ister? İşin garip yanı tecavüz karşıtı insanların da bu tür cinsiyetçi söylemleri yüceltmesi ve bu tarz küfür kullanımını rahatlama, kendini daha iyi ifade etme veya başka küfür mü var gibi bahanelerle savunmasıdır. Yalnız burada anlatılmak istenen asıl şey “küfür etmeyin” mesajını vermek değildir. Elbette gönül insanların kendilerini mümkün olduğunca en medeni biçimde ifade edebilmesi ve öfkelerini kontrol edebilmesinden yanadır ancak anlatılmak istenen asıl şey kullanılan küfürlerde cinsiyetçi söylemlerin yer almaması gerekliliğidir.

O halde şöyle bir problem ortaya çıkıyor: A.... k.....m, s*k...m gibi ifadeler kullanan bir erkekle ilişkiye giren kadının a.... k....muş mu olur?

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ayna-efendi

dikkatlerden kaçan bir noktaya değinmişsiniz iyi içerik olmuş, ey editörler görün bunu da yayınlayın

witch1

Handiyse artik kufur sevmeyen erkekten sayilmaz (!) deyimi ile tecavuzculerin o insanlik disi eylemlerine destek veren ayni kefede olur her zaman bunu gorebilen erkekleri gormekte guzel

sciencesoldier

zekice bir paylaşım. olaya farklı bir boyut kazandırmış eline sağlık

Başlıklar

EvlilikFacebookİdamMısırMuşNihat DoğanSosyal MedyaTecavüzanneaşk
Görüş Bildir