Çözüm Böyle Olmaz

-

Özgür Gündem - Çözüm Böyle Olmaz

Özgür Gündem - Çözüm Böyle Olmaz

Hükümet ‘KCK operasyonları’yla devirdiği ‘müzakere masası’nı tekmelemeye devam ediyor. Bir yandan ‘çözüm’ diyen hükümet, bir yandan da çözümün temel aktörü Öcalan’a tecrit uygulayarak, binlerce Kürt siyasetçiyi sanık sandalyesine oturtarak, anadili inkar ederek çözümsüzlüğü sürdürüyor.

DURUŞMALARDA ÖCALAN TALEPLERİ

AKP hükümetinin talimatıyla 2009 yılında başlatılan “KCK” adı altındaki soykırım operasyonlarında tutuklanan Kürt siyasetçilerinin yargılanmasına Amed ve İstanbul’da, tiyatroya dönüşen mahkemelerde devam edildi. Her iki davada da Öcalan üzerindeki tecrit ve anadil hakkı için açlık grevi başlatan rehinelerin talepleri damgasını vurdu.

TAKTİK DEĞİLSE ANADİL İNKARINI KALDIRIN

Amed’deki “KCK ana davası”nda Öcalan’ın özgürlüğü ve anadil hakkı için açlık grevindeki onlarca Kürt siyasetçinin talepleri bir kez daha dile getirildi. İstanbul KCK” davasında da ise AKP’nin anadilde savunmanın önündeki engellerin kaldırılacağı vaadi hatırlatılarak mahkemenin anadil inkarına son verilmesi istendi.

Soykırım uygulamaları

Ancak her iki duruşmada da soykırım davalarındaki uygulamalar sürdü. Amed’de Kürtlerin yaptığı her faaliyet suç olarak sunulurken, İstanbul’da da polis ve asker önce ailelere, sonra da avukatlara saldırdı. Aileler barikatları aşarak mahkemeye girerken, polis bu kez mahkeme salonunda avukatlara saldırdı. Mahkemeyi protesto eden avukatlar, polis tarafından darp edilerek dışarı çıkarıldı.

Lafı bırakın önce bunu çözün!

Amed’de, DEP eski Milletvekili Hatip Dicle, BDP milletvekilleri Kemal Aktaş ve Selma Irmak ile belediye başkanları ve insan hakları savunucuların da aralarında bulunduğu 94’ü tutuklu 152 Kürt siyasetçisinin yargılandığı “KCK” ana davası Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etti. Bu arada dava dosyasının Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde haklarında dava açılan ve aralarında DİHA Editörü Tayip Temel ile Derîk Belediye Başkanı Çağla Demirel’in de bulunduğu 16’sı tutuklu 23 sanıklı dava dosyası ile birleştirilmesi ile davada yargılananların sayısı, 110’u tutuklu 175 kişiye yükseldi.

Duruşmada kimlik tespitinin ardından kapatılan DTP’nin Kadın Komisyonu ve Seçim Komisyonu Üyesi Nihayet Taşdemir ile ilgili delil ikamesi yapıldı. Taşdemir’e, 8 Mart çalışması, kadın çalışması gibi katıldığı etkinliklerin sorulması, yüzde 40 kadın kotasının PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın talimatı ile yapıldığının iddia edilmesi ve “suç” olarak isnat edilmesi dikkat çekti. Bu iddiaları kabul etmeyen Taşdemir, hepsinin parti çalışmaları kapsamında olduğunu vurguladı. Taşdemir’e seçim komisyonunda olması nedeniyle belediye başkanlarına ilişkin bilgilerinin sorulması da dikkat çekti. Ayrıca ikiz kardeş olan ve önceki duruşmada delil ikamesi yapılan Dirayet Taşdemir ile Nihayet Taşdemir’in görevlerinin mahkeme tarafından karıştırılması dikkat çekti. Taşdemir, Kürtçe savunma yaparken mikrofonu sürekli kapatıldı.

‘Müvekkilim açlık grevinde’

Avukat Meral Danış Beştaş savunmasında, “Mercek” adlı gizli tanığın gerçekten olup olmadığı konusunda net bilgilerin olmadığını kaydetti. Taşdemir’in avukatı Reyhan Yalçındağ Baydemir ise savunmasında, kadın hareketine ilişkin olan herşeyin suç olarak dosyaya konulduğunu belirterek, bunun kabul edilemeyeceğini vurguladı. Federe Kürdistan Bölgesi’ne gitmenin direk “örgüt kamplarına” gitmek anlamına getirildiğini belirten Yalçındağ, “O zaman bu sınırları Kürtlere kapatın” dedi. Yapılan yasal değişikliklerin Kürt muhaliflerinin tahliye edilmesi yönünde kararların aldırmadığına dikkat çeken Yalçındağ, “Müvekkilim açlık grevinde ve daha çok sayıda müvekkilim açlık grevinde. Açlık grevlerinin 20. günündeler. Bir tek bedenleri var ellerinde bunu da açlığa yatırmışlar. Artık bu durum SOS veriyor. Eğer bu kişilere bir şey olursa tarih karşısında herkesin bir sorumluluğu vardır” diye konuştu.

Duruşmada, BDP’nin kurucularından Sara Aktaş’ın delil ikamesi de okundu. Aktaş’ın Almanya’daki ailesinin yanına gitmesi, makale yazması, yazdığı kitaba yazılan yorumların sorulması, DÖKH’e üye olması, DTP’nin açıklamalarına katılması, ağaç dikme etkinliğine katılmasının bile “suç” kapsamında değerlendirilmesi dikkat çekti. Aktaş savunmasında, yaptığı hiçbir şeyin “suç” olmadığını belirterek, hepsinin yasal olduğunu vurguladı. Duruşma bugün devam edecek.

Oyalama taktiği değilse...

İstanbul’da 5 ile 28 Ekim 2011 tarihleri arasında “KCK” adı altında BDP il ve ilçe binalarına, siyaset akademilerine, Kürtlere ait kurumlara düzenlenen operasyonlar sonucunda gözaltına alınan ve haklarında dava açılan 124’ü tutuklu 205 siyasetçinin ikinci duruşması Silivri’de görüldü.

Mahkeme salonunun çevresinde olağanüstü önlemler alınırken, metrelerce uzunluktaki polis ve asker barikatları dikkat çekti. Davada BDP PM Üyesi Hasan Özgüneş, BDP MYK Üyesi Mustafa Avcı, Prof. Dr. Büşra Ersanlı, yayıncı-yazar Ragıp Zarakolu, BDP il yöneticileri, ilçe başkanları, parti üyeleri ile Kürtlere ait bazı kurum yöneticilerinin de aralarında bulunduğu siyasetçiler yargılanıyor.

Davanın ikinci duruşması da olaylı geçti. Yine avukatların çantaları aranmak istendi, izleyiciler ve gazeteciler de olağanüstü önlemler altında salona girebildi. Duruşmayı izlemeye BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de geldi.

Yargılananlar arasında Silivri 2 No’lu L Tipi Cezaevi’nde açlık grevine giren ve müdahale edilerek hücrelere konulan tutsaklarla birlikte açlık grevinde olan 16 tutsak da yer alıyor. Duruşma öncesi Sebahat Tuncel’e hücredeki durumunu anlatan tutsaklardan Erdal Avcı, hiçbir şekilde çay, limon ve idarenin verdiği hiçbir şeyi almadıklarını sadece çeşme suyu içtiklerini, tecrit hücrelerinde olduklarını söyledi.

‘Oyalama taktiği değilse...’

Tutuksuz yargılananların kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, siyasetçiler Türkçe, Kürtçe ve Arapça ‘buradayım’ dedi. Duruşmada, mahkeme heyeti, iddianamenin okunacağını belirterek, tahliye taleplerini yazılı olarak alacaklarını bildirdi. Bunun üzerine itiraz eden avukatlar, yazılı talebin “aleniyet” ilkesine aykırı olduğunu, yargılamada esasın “sözlülük” olduğunu belirterek, son iki gün kendilerine ve müvekkillerine tahliye için söz verilmesini istedi. Avukat Ercan Kanar, yazılı talebin ancak engizisyon mahkemelerinde olacağını belirterek, bunun kısıtlama anlamına geleceğini söyledi. Avukat Sinan Zincir ise, AKP’nin dünkü kongresinde çıkan kararlarda anadilde savunmanın önündeki engellerin kaldırılacağı söylemini hatırlattı ve “Eğer oyalama taktiği değilse engeller kaldırıldı. Biz Kürtçe sertifikası olan tercüman bilirkişi getirdik. Onun sanık müdafilerinin yanına oturmasını talep ediyoruz” dedi.

Balyoz savcısı duruşmada

Duruşmada, daha önce İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanan Balyoz davasında da savcılık yapan Hüseyin Kaplan hazır bulundu. Duruşma savcısı Ramazan Saban’ın ise mazeretli olduğu öğrenildi. Taleplere ilişkin görüşü sorulan Savcı Kaplan, tercüman konusunda daha önce karar verildiğini, hiç Türkçe bilmeyenler için atanabileceğini, ancak Türkçe bildiği görülenler için tercüman atamaya gerek olmadığını, bu nedenle tercüman talebinin reddine diğer talepleri ise mahkemenin takdirine bıraktığını belirtti.

Mahkeme herkese çattı!

Duruşmada, tutuklulardan Aslan İşçioğlu ise “Bir halkın dostu varsa o halk yenilmez, Kürt halkının dostu da vardır. Sayın Abdullah Öcalan’dır. Öcalan üzerindeki tecridi protesto eden, açlık grevindeki 11 arkadaşımıza müdahale edilip, hücrelere konuldular” dedi. Bunun üzerine mahkeme heyeti İşçioğlu’nun mikrofonunu kapattı. Duruşmaya ara veren mahkeme, ara sonrasında tepki çeken bir karara imza attı. İşçioğlu ve Avukat Ercan Kanar’ın duruşmaya alınmamasına karar veren mahkeme heyeti, İşçioğlu’nun Öcalan’a yönelik sözlerini “propanganda” ve “mahkemeyi tehdit” olarak yorumlayarak 9 Ekim’e kadar duruşmaya alınmamasına karar verirken, Avukat Kanar’ın da “savunma hakkına” vurgu yaptığı için duruşmaya alınmamasını kararlaştırdı. Mahkeme, kendisini protesto eden izleyicileri de bu nedenle dışarı çıkardı ve izleyicilerin görüntülerden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulacağını açıkladı.

Boş salona iddianame

Silivri’deki duruşma salonuna avukatlar girmezken, izleyiciler de içeri alınmadı. Tutuklu ve tutuksuz yargılananlar da mahkeme heyetinin söz vermemesi üzerine arkalarını dönerek, mahkemeyi alkışlarla protesto etti. Yargılananlar duruşma salonunda çıkarılırken, iddianame boş salona okundu. Duruşma bugün devam edecek.

Reddi hakim talebi

Silivri’deki duruşmada, avukatlar, reddi hakim talebinde bulunarak, mahkeme heyetini tavırlarından dolayı HSYK’ya şikayet edecek, kendilerini darp eden askerler hakkında suç duyurusunda bulunacak ve dava dosyasında yargılanan ve Silivri Cezaevi’nde bulunan 15 tutuklunun hücrelere konulmasını da yargıya taşıyacak. Bu dosyada yargılanan ve açlık grevinde olan tutukluların isimleri ise şöyle: Ayşe Güney, İsmail Adanmış, Osman Koşut, Erdal Avcı, Abdulvahap Nas, Mehmet Baki Bingöl, Aslan İşçioğlu, Mümtaz Aydeniz, Rıdvan Balku, Akgül Bozdağ, Talip Mikailoğulları, Şehmuz Kalkan, Mehmet Selim Çelik, Abdullah Tayboğa, Arif Yılmaz, Ubeyt Kutum.

Yüzlerce kişi barikatları yıktı

KCK İstanbul ana davasında, duruşma salonuna girmek isteyen tutuklu yakınları ve BDP’liler, kurulan barikatlarla askerler tarafından engellendi. Askerler, duruşma salonunda yer olmadığını gerekçe göstererek, yüzlerce kişiyi içeri almazken, kitle bu durumu “Biji serhildana zindana”, “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganları ile protesto etmeye başladı. Barikatları yıkmak isteyen yüzlerce kişiyi, askerler kalkan ve joplarla engellemeye çalıştı. Barikatlar kitle tarafından yıkılırken, avukatların mahkeme başkanı ile görüşmesinin ardından gerginlik sona erdi. Kitle duruşma salonunun girişine alındı.

Avukatlara coplu saldırı

Tutuklu Aslan İşçioğlu ve avukat Ercan Kanar’ın duruşmaya alınmamasına ilişkin kararın ardından, avukatlar salonu terk eden mahkeme heyetini protesto ederek salondan dışarı çıkmadı. Salona izleyiciler alınmazken, içeride kalan tutuklular ve gazeteciler de salondan çıkarıldı. Ardından avukatlar, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Ercan Kanar onurumuzdur” sloganlarıyla salondan dışarı çıkmaya başladı. Avukatların coplarla saldırılarak mahkeme salonundan dışarı çıkarıldığı öğrenildi. Avukatlar, askerlerin kendilerini darp ettiğini, ellerindeki kalkanlarla vurduğunu anlatarak, kol ve bacaklarındaki darp izlerini gösterdi.

‘Hitler bile bunu yapmadı’

Avukat Ercan Kanar saldırının yargılanan Kürt siyasetçilerinin haklarına, savunmanın onuruna yönelik olduğunu vurgulayarak, bu saldırıların Hitler döneminde bile yapılmadığını, ÖYM’lerin, savaşa hizmet ettiğini vurguladı.

BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de, Kanar’a yönelik saldırının altında, “Kürt halkını savunmayın” mesajının yattığını söyledi. Tuncel, bugün kü duruşmaya katılım çağrısı yaptı.

İHD İstanbul Şubesi ise “Bugün yeniden başlayan KCK duruşmalarında yaşananlar insan hakları açısından endişe vericidir” dedi.

Barış Anneleri’nden destek ziyareti

Mersin’de “KCK” adı altında 25 kişinin tutuklanmasının ardından birçok kurum ve kuruluş basın açıklaması yaparak tutuklamaları protesto ederken, Mersin Barış Anneleri İnisiyatifi aktivistleri de kurumlara destek ziyaretinde bulundu. Barış Anneleri, BDP, İştar Kadın Danışma Merkezi, Kibele Derneği, İHD, YAKAY-DER, KURDİ-DER, MKM ile Azadiya Welat Gazetesi bürosunu ziyaret etti. Azadiya Welat Gazetesi bürosunda Barış Anneleri’ni operasyonlarda gözaltına alınan DİHA muhabiri Ferhat Arslan, karşıladı. Barış Anneleri’ne gözaltında yaşananları aktaran Arslan, gerek Emniyet Müdürlüğü gerekse de Adliye önünde zılgıt seslerinin hiç eksik olmamasının kendilerine büyük bir güç verdiğini belirtti.

Haber / Fotoğraf : Güler Can -Mehmet Şah Oruç / İstanbul - Diha

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAçlık greviAdalet ve Kalkınma PartisiAlmanyaBalyoz DavasıBarış ve Demokrasi PartisiBingölDiyarbakırİstanbulMersinPolisçaygündemtahliye
Görüş Bildir