İstanbul Büyükşehir Belediyesi '25 Soruda Kanal İstanbul' Metniyle Aklımıza Takılan Bütün Soruları Tek Tek Cevapladı

441PAYLAŞIM

Bakalım ileride neler olacak?

Aylardır tartışılan ve bilim insanların yapılmamasını savunduğu Kanal İstanbul'la ilgili halkın aklında birçok soru var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de bu soruların hepsini yanıtladığı bir bilgilendirme metni yayınladı.

Metin, 25 soru ve 25 cevaptan oluşuyor. Biz de sizlerle metinde yer alan bilgileri paylaşmak istedik. Umarız ki aklınıza takılan soruların cevabını bulabilirsiniz.

1. Kanal İstanbul nedir, neden yapılmak isteniyor?

Kanal İstanbul, Karadeniz’i Marmara Denizi’ne yapay olarak bağlayacak, yaklaşık 45 kilometre uzunluğunda, 20,75 metre derinliğinde ve en dar yeri 275 metre genişlikte beton bir su yoludur. Kanal İstanbul’un yapılma amacı, İstanbul Boğazı üzerindeki gemi trafiğini ve kaza riskini azaltmak olarak açıklanıyor.

2. İstanbul Boğazı’nda gemi trafiği artıyor mu, azalıyor mu?

İstanbul Boğazı’ndan geçen yıllık toplam gemi sayısı 2006-2018 yılları arasında toplam %24 azalmıştır. Bu azalma kalıcıdır çünkü petrol rezervlerinin azalması, Rusya’nın petrol ihracatını Baltık Denizi limanlarına kaydırması, buzulların erimesiyle Kuzey Buz Denizi’nde yeni geçiş yollarının oluşması, boru hattı projeleri ve gemilerin büyüyerek daha fazla yük taşıyabilmesi gibi yapısal sebeplere bağlıdır. Buna rağmen, Kanal İstanbul’un yapımı için gerekçe gösterilen gemi trafiğinin 2071’de 86 bin düzeyine çıkacağı yolundaki öngörünün hiçbir bilimsel dayanağı yoktur.

3. İstanbul Boğazı’nda gemi kazaları artıyor mu, azalıyor mu?

İstanbul Boğazı’nda tek yönlü trafik uygulamasına geçilmesi ve yeni teknolojilerin kullanılmaya başlanmasıyla son 15 yılda yaşanan kaza sayısı %39 azalmıştır. Son 15 yılda gerçekleşen kazaların %67’sinin nedeni gemilerde yaşanan teknik arızalardır. Masrafları, Boğaz’da tehlike oluşturacak gemilerden tahsil edilebilecek ilave emniyet tedbirleri ile gemi kazalarını çok daha azaltmak mümkündür.

4. Montrö Sözleşmesi neden önemli ve Kanal İstanbul’un sözleşmeye etkisi ne olacak?

Montrö Sözleşmesi, Türkiye’ye Boğazlar üzerinde benzer konumdaki ülkelere oranla daha geniş hak ve yetkiler tanıdığı için çok önemli bir sözleşmedir. Ancak Türkiye’nin bazı gemilere Kanal İstanbul’dan geçişi dayatması taraf devletlerden herhangi birini sözleşmeyi sona erdirmeye itebilir. Eğer Montrö Sözleşmesi sona ererse Boğazlarda “transit geçiş rejiminin” uygulanması kaçınılmaz bir hale gelecektir ve bu rejim kıyı devletlerine hiçbir yetki tanımamaktadır. Böyle bir durumda yabancı savaş gemilerinin ve denizaltıların Boğazlardan geçiş hakkı doğacak ve Türkiye savaş zamanlarında dahi Boğazları kapatma yetkisini kaybedecektir.

5. Türkiye, Kanal İstanbul’dan geçişi bazı gemiler için zorunlu hale getirmezse ne olur?

Bu durumda, taraf devletlerin Montrö Sözleşmesi’ni feshetmek için gerekçeleri olmaz, Türkiye’nin tarihi bir kazanımı olan bu önemli sözleşme yürürlükte kalmaya devam eder. Ancak bu durumda, Boğaz geçişi serbest ve ucuzken gemilerin ton başına beş kat daha fazla ödeyerek ve geçiş sürelerini de uzatarak kanaldan geçmeleri için ortada bir sebep kalmaz.

6. Kanal İstanbul ne kadar sürede yapılacak ve kaça mal olacak?

Projenin tamamlanma süresi toplam 7 yıl olarak duyuruldu ama gerçekçi öngörüler bunun 10 yılı bulacağını ortaya koyuyor. Kanal İstanbul projesinin maliyeti ciddi ve detaylı bir biçimde hazırlanmış ve ilan edilmiş değildir. Devletin farklı kurumlarından çelişkili rakamlar ifade edilse de, projenin 140 milyar TL'ye mal olacağından söz ediliyor. Proje kapsamında yapılacak 8 adet köprü, 3 adet liman, ek ulaşım masrafları, altyapı masrafları, kanal inşaatıyla birlikte bekleyecek ve maliyeti artacak metro yatırımları, kanal ve
çevresinin imara açılmasıyla ortaya çıkacak devasa kamulaştırma maliyetleri dikkate alındığında çok büyük ve öngörülemez bir bütçe ortaya çıkmaktadır.

7. Kanal İstanbul’a ayrılacak bütçe başka alanlarda kullanılsaydı neler yapılabilirdi?

Bu bütçe ile; 

  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın

  • kentsel dönüşüme ayırdığı bütçe 7 katına çıkarılabilir. 

  • 9 Marmaray projesi veya

  • 400 km uzunluğunda metro hattı yapılabilir.

  • İstanbul’daki bütün ilk ve orta öğretim okulları

  • yeniden yapılabilir. 

  • 150 yataklı 1.650 tane hastane yapılabilir. 

  • Bütün İstanbul’un riskli yapı sorunu çözülebilir. 

  • KOBİ’lere, esnafa, sanayi yatırımcılarına

  • 2020 yılı verileri ile yapılan desteğin

  • 50 katı daha fazla kaynak ayrılabilir.

8. Kanal İstanbul projesi ne kadarlık bir alanı kapsıyor?

Proje 10 ilçenin (Arnavutköy, Başakşehir, Küçükçekmece, Avcılar, Bağcılar, Bakırköy, Bayrampaşa, Esenler, Eyüpsultan, Sultangazi) sınırlarının içine girmekte, 19 mahalleyi kapsayan 36.453 hektarlık yani yaklaşık 90.000 futbol sahası büyüklüğünde bir alana yayılmaktadır. Ayrıca projenin Rezerv Alan sınırları içerisinde Küçükçekmece Gölü, Sazlıbosna Baraj Gölü, Terkos Gölü’nün bir kısmı olmak üzere toplam 2.954 hektarlık göl alanı da yer almaktadır. Projenin kapsadığı alanın halen yalnızca %4’ü yerleşim alanıdır.
Geri kalan kısımlarının %50’si aktif tarım alanlarından oluşmaktadır.

9. Kanal İstanbul’la birlikte yeni alanlar imara açılacak mı?

Kanal İstanbul projesi ile birlikte 8.300 hektar alan yani ortalama bir İstanbul ilçesinin, örneğin Bağcılar’ın 3,5 katı bir alan imara açılmaktadır. Bu alanların imara açılması, hem yeni inşaatları hem de yeni nüfusu beraberinde getirecektir. Basit bir hesapla bu proje ile bölgeye 1,2 milyon ek nüfusun getirilmek istendiği görülmektedir. 16 milyon nüfuslu bir mega kente 1 milyonun üzerinde nüfus çekecek yeni bir kent projesi oluşturmak trafikte, hava kirliliğinde, katı atıklarda büyük bir artışa yol açacak, İstanbul’un sınırlı su kaynakları yetersiz hale gelecektir.

10. Kanal İstanbul proje alanında yaşayan İstanbullular projeden nasıl etkilenecek?

Proje alanının büyük bir kısmı orman köyü niteliğindedir ve halk genel olarak ormancılık ve tarımla geçinmektedir. Projeden etkilenecek bölgenin %7’sini orman alanları, %44’ünü ise tarım alanları oluşturmaktadır. Bölgedeki köylerin bir diğer önemli geçim kaynağı da hayvancılıktır. Kanal İstanbul projesi hayata geçtiğinde tarım ve hayvancılık faaliyetleri sona ereceği için bölge halkının geçim kaynakları da yok olacak, yerleşik nüfus yerinden edilecektir. Projenin 7 yıllık inşaat süreci boyunca ve sonrasında yerleşik halkın yaşamını nasıl sürdüreceğine dair hiçbir planlama yapılmamış, bütçe ayrılmamıştır.

11. Kanal İstanbul projesi tarım alanlarını nasıl etkileyecek?

Kanal İstanbul ile bölgedeki 134 milyon m² tarım alanı yok edilmekte ve bu alanlar 83 milyon m² gelişme alanı olarak yapılaşmaya açılmaktadır. Bu denli geniş tarım arazilerinin ve tarımsal ürünlerin kaybı sadece geçimini tarım faaliyetlerinden sağlayanları değil tüm İstanbulluları olumsuz etkileyecektir.

12. Kanal İstanbul su kaynaklarını ve rezervlerini nasıl etkileyecek?

Kanal İstanbul Projesi İstanbul’un 1,5 milyonluk nüfusuna su sağlama kapasitesine sahip Sazlıdere Barajı’nı tamamen yok edecek. Terkos Gölü’nün güneydoğu su toplama havzası da yok olacak ve Terkos Gölü tuzlanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Ayrıca Terkos Gölü’nü besleyen yer altı sularının kanala boşalmasıyla birlikte rezervlerin yok olma riski de söz konusudur.
Bu kaynaklar halen İstanbul’da toplam 6 milyon nüfusun su ihtiyacını gidermektedir. Bunların yok olması demek, içtiğimiz üç bardak sudan birini sağlayan su kaynaklarını kaybetmek demektir. Üstelik Kanal projesi sonucunda ortaya çıkacak 1,2 milyonluk ek nüfusla bölgedeki su ihtiyacı daha da artacaktır.

13. Projeden orman arazileri nasıl etkilenecek?

Proje inşaat alanında yok olacak toplam orman arazisi 420,6 hektar olarak açıklanmıştır. Ancak proje etki alanında kalan ve projeden etkilenecek olan orman arazisi 1.289,6 hektar, kentsel rezerv alanı ilan edilen bölgedeki orman arazisi ise 3.030 hektardır. Yani, toplam 13.400 hektar orman arazisi
yok olacak, 287 hektar muhafaza ormanı proje nedeniyle kaybedilecek ve proje için 394.000 ağaç kesilecektir. Bütün bunlar, 1,2 milyon kişinin 1 yıllık oksijeninin kaybolması anlamına gelmektedir.

14. Marmara Denizi projeden nasıl etkilenecek?

Bilim insanları, Kanal İstanbul gibi iki denizi yapay olarak birleştirmeyi amaçlayan bir projenin yer altı sularıyla birleşen deniz suyunun pH dengesinin değişmesine, su altı bitki örtüsünün geri dönülmez şekilde zarar görmesine neden olabileceği konusunda ciddi uyarılarda bulunuyorlar. Bunun anlamı, Kanal İstanbul projesinin Marmara Denizi’ni bir ölü deniz haline getirme potansiyeli taşıdığıdır. Kanal İstanbul projesi ile Marmara Denizi mikroplarından arınamayacak hale gelecek ve bu sadece Marmara’nın değil bu denize komşu olan Karadeniz ve Ege Denizi’nin de ekolojisini tamamen değiştirecek ve yeni bir uluslararası sorunun kaynağı olacaktır. Halen Gemlik ve İzmit körfezlerinin derin bölgelerinde gözlenen oksijensiz koşullar, Kanal İstanbul’la birlikte Silivri Körfezi ve İstanbul kıyılarına doğru yaklaşacak ve Marmara Denizi’ndeki
hayat önemli ölçüde sekteye uğrayacak. Özellikle alglerin artması kirliliğe yol açarak balıkçılığa çok büyük bir zarar verecek.

15. Kanal İstanbul projesinin İstanbul’un iklimine, doğal yaşamına etkileri nasıl olacak?

İstanbul’un kuzeyinde ciddi ölçüde tahribata yol açan İstanbul Havalimanı gibi bir projeden sonra aynı bölgede hayata geçirilmek istenen Kanal İstanbul projesi önce yöredeki iklimi, sonra da bölgesel iklimi etkileyebilecek büyüklükte bir projedir. Kanal İstanbul yapılırsa bölge on yıllar boyunca bir hafriyat ve inşaat sahası olacak. Bu, İstanbul için daha fazla demir çelik, daha fazla çimento, beton ve asfalt, daha fazla iş makinesi ve hafriyat kamyonu ve dolayısıyla daha fazla fosil yakıt ve sera gazı salımı anlamına gelecektir. Kanal İstanbul projesi küresel iklim krizine karşı zayıflamış, doğası yıkıma uğramış bir İstanbul yaratacaktır. Proje ile yer altı suları, korunması gereken birçok hayvan türünün yaşam alanları zarar görecek. Kırsal alanlar yok olacak, kentsel ısı adaları artacak ve basınç farklılıkları, rüzgarlar gibi özellikler olumsuz etkilenecektir.

16. Kanal İstanbul hava kirliliğini nasıl etkileyecek?

Kanal civarında oluşacak yerleşimde yaşaması öngörülen 1,2 milyon ek nüfus günde 250.000 m³ten fazla enerji kullanacak, yaklaşık 2.000 ton katı atık üretecektir. Hafriyatlar nedeniyle her gün 10.000 kamyon, araç trafiğine katılacak; hafriyat kamyonları hava kirliliği ve trafiğe yol açacak, karbondioksit emisyonunu artıracaktır. Kanaldaki gemi bacalarından çıkan zehirli gazlar da çevresinde önemli hava kirliliği ve sağlık problemlerine neden olacaktır. Örneğin, Houston Kanalı’nın 3,2 km yakınında yaşayan çocuklarda %60 daha fazla kan kanseri tespit edilmiştir. Ayrıca İstanbul’un batısında hava sistemlerinin geldiği yönde inşa edilecek olan kanaldaki gemilerden ve etrafındaki uydu kentlerden salınacak ilave emisyonlar lösemi, üst solunum yolları hastalıklarında artışa yol açabilecek, tehlike yaratacak ölçüde hava kirliliğine ve asit yağışlarına neden olabilecektir.

17. Kanal İstanbul deprem ve diğer afetler açısından risk taşıyor mu?

Öncelikle, Kanal İstanbul’un Marmara Denizi’ne açıldığı alan çok ciddi bir risk alanı. İstanbul’un beklediği büyük deprem çok daha yüksek bir şiddet ile burada hissedilecek, Kanal yapısı bundan ciddi hasarlar görecektir. Tsunami dalgalarının kanalın içerisine girmesiyle etki ve yıkım çok daha büyük olacaktır. Kanal İstanbul’un yapım aşamasında her gün tek atımla 11 tona yakın dinamit patlatılacak olması ve patlatma işleminin en az 4 yıl sürecek olması kanal güzergahındaki aktif faylarda enerji birikmesine neden olacaktır. Ayrıca olası bir deprem, özellikle Büyükçekmece - Küçükçekmece arasındaki heyelan riski oldukça yüksek bölgede zaten sığ ve dar olan kanalın heyelanlarla tahrip edilmesine ve tıkanmasına yol açabilecektir. Projenin hayata geçirilmesi durumunda, Kanal İstanbul çevresi imara açılacak, nüfus ve bina yoğunluğu oldukça artacak ve
bununla birlikte olası bir depremin sonucunda can ve mal kaybı
riski de artacaktır.

18. Kanal İstanbul’la birlikte İstanbul nüfusunun yarısı bir adada mı yaşamak durumunda kalacak?

Evet. İstanbul Boğazı ile açılacak kanal arasında oluşacak adaya 8 milyonluk bir nüfusun hapsedilmesi gibi bir durum ortaya çıkacak. Bu adaya sadece deniz yolu, köprü veya tüneller vasıtasıyla ulaşılabilecek. Büyük bir deprem sonucu bu yolların kısmen veya tamamen hasar görmesi durumunda ise acil müdahale ve afet yönetimi söz konusu olamayacağından yaşanacak can kayıpları daha da artacak.
Ayrıca askeri uzmanlar, oluşacak bu adanın İstanbul’un güvenliği ve Trakya’nın savunması açısından da stratejik bir hata olacağına dikkat
çekiyor.

19. Kanal İstanbul projesi arkeolojik alanları nasıl etkileyecek?

Kanal İstanbul proje koridoru ve etkilenme alanı çok önemli bir arkeolojik ve doğal sit alanını içermektedir. 2009 yılında dünyanın en önemli arkeolojik keşiflerinden biri olarak belirlenen Bathonea Antik Kenti ile Küçükçekmece lagün havzasında bulunan ve tarihi MÖ 12.000 yıllarına kadar uzanan
Yarımburgaz Mağaraları bu bölgede yer almaktadır. Proje ile birlikte Küçükçekmece iç dış kumsalı, Soğuksu Birinci Derece Doğal Sit Alanı ve Rhegion Birinci İkinci Derece Arkeolojik Sit Alanları yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

20. Proje sürecinde kaç ton hafriyat çıkacak, hafriyat nasıl taşınacak ve maliyeti ne olacak?

Kanal projesi ile yaklaşık 4 yıl içinde, 1,1 milyar m³ seviyesinde, yani Güngören, Esenler ve Bağcılar ilçelerinin toplamını 10 katlı apartman yüksekliğinde toprakla örtebilecek düzeyde bir hafriyat ortaya çıkacaktır. Kazıdan çıkacak hafriyatın kaldırılması ve taşınması bedeli bugünkü fiyatlar ile yaklaşık 32 milyar TL tutmaktadır. Proje nedeniyle elde edilecek hafriyatın Karadeniz sahilinde 38 kilometre boyunca kıyı dolgusu malzemesi olarak kullanılacağı yani İstanbul’un 50 yıllık hafriyatının Karadeniz kıyılarına döküleceği belirtilmiştir. Oysa hafriyat atıklarının dolgu yapılması hukuken yasaktır.

21. Kanal İstanbul’un inşaat sürecinde ve sonrasında İstanbul trafiği nasıl etkilenecek?

Kanal İstanbul projesi kapsamında bölgede planlanmış olan başlıca ulaştırma yapıları, Karadeniz ve Marmara Konteyner Limanları, Lojistik Merkez ve Küçükçekmece Yat Limanı’dır. Kanal İstanbul üzerinde, biri demir yolu geçişi olmak üzere, toplam 8 adet köprü geçişi yapılacaktır. Bu köprülerden dördü 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden daha büyük olup diğerleri de mevcut Boğaz köprülerinin boyutlarına yakın boyutlardadır.
Ayrıca, Halkalı-Ispartakule-Edirne Konvansiyonel Demiryolu Hattı ile Sefaköy-Beylikdüzü ve Mahmutbey-Esenyurt Metro Hatları olmak üzere toplam 3 adet metro hattı geçişi planlanmıştır. Kanal İstanbul çevresinde oluşacak yeni nüfus yoğunluğu da göz önüne alındığında İstanbul trafiğinde önemli ölçüde bir artış meydana gelecektir. 4 yıl boyunca sürecek inşaatlardan elde edilecek hafriyatlar düşünüldüğünde, saatte 418, günde 10 bin hafriyat kamyonu trafiğe katılacak, toplam 3,4 milyon yeni yolculuk oluşacaktır.
Sadece bu yoğunluk bile İstanbul trafiğinin %10 artmasına 21 sebep olacaktır.

22. Proje kapsamında inşa edilecek limanlar deniz yolu taşımacılığı için gerekli midir?

Proje kapsamında konteyner limanları, lojistik merkez ve marina gibi ulaştırma yapıları planlanmaktadır. Kanalın kuzeyinde ve güneyinde konteyner limanları planlanırken nereden nasıl yük taşınacağına, nereyle entegre olacağına ilişkin herhangi bir analiz ya da çalışma söz konusu değildir. Marmara Konteyner Limanı ile Karadeniz girişindeki Karadeniz Konteyner Limanı projelerinin, Kanal İstanbul projesi ile doğrudan bir gerekliliği ve ilişkisi olmadığı gibi, hiç bir kamu yararı ve tutarlı gerekçesi de bulunmamaktadır.

23. Kanal İstanbul projesi için güvenebileceğimiz, teknik açıdan yeterli bir ÇED Raporu yok mu?

Maalesef. Kanal İstanbul’un Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu’nu inceleyen uzmanlar, rapor kapsamında kanalın deprem riskine etkisi ile su kaynaklarına, orman alanlarına, tarım alanlarına vereceği geri dönüşü olmayan zararlara ilişkin yeterli verinin oluşturulmadığını ve teknik değerlendirmelerin kısıtlı olduğunu tespit etmişlerdir. ÇED Raporu’nda kanalın yapım maliyetine ilişkin dahi net bir veri yer almamaktadır. Bu niteliğiyle ÇED Raporu teknik açıdan yeterli ve güvenilir değildir.

24. Kanal İstanbul sürecinde halkın bilgilendirilmesi ve katılımı sağlandı mı?

Böylesine büyük bir proje için katılımcı bir süreç yürütülmemiş, sadece tek bir toplantı yapılmıştır. Üstelik, 27.03.2018 tarihinde, Arnavutköy Yeni Belediye Binası Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen halkın katılımı toplantısına projeden doğrudan etkilenecek bölge halkı ve muhtarlar alınmamış, salon başka ilçelerden otobüslerle getirilen katılımcılarla doldurulmuştur. İktidar tarafından, başta bölgede yaşayan İstanbullular olmak üzere, STK’lar, üniversiteler, kamu kurumları, bilim insanları ve
meslek odalarının içinde bulunduğu toplantı veya etkinlikler düzenlenmemiş, toplumsal bir bilgilendirme süreci gerçekleştirilmemiştir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ve 10 Ocak 2020’de gerçekleştirilen Kanal İstanbul Çalıştayı bu konuda yapılmış en önemli faaliyetlerden biridir. Kanal İstanbul projesine ilişkin konu başlıkları 39 uzman konuşmacı tarafından değerlendirilmiştir. Çalıştay tüm İstanbul halkına açık olarak gerçekleştirilmiş ve 2.658 kişi izleyici olarak katılmış, ‘Fikrini Söyle’ platformu aracılığıyla vatandaşlar fikirlerini beyan etmişlerdir. Ne var ki bu Çalıştay’a da davetli oldukları halde projeyi üreten ve uygulayacak kurumlar katılmamışlar, bilim insanlarının ve halkın görüşlerine değer vermediklerini açıkça ortaya koymuşlardır.

25. Kanal İstanbul’a kimin ihtiyacı var? İstanbul’un mu, bir avuç insanın mı?

İşsizlik, yoksulluk, trafik, eğitim ve sağlık hizmetlerinde yetersizlik, betonlaşma, deprem riski gibi sorunlarla uğraşan İstanbulluların, Kanal İstanbul gibi bir ihtiyacı, böyle bir önceliği hiç yok. Türkiye, geleceği bu kadar belirsiz, bu kadar büyük ve çok boyutlu riskler taşıyan bir projeye bütçe açığı kadar kaynak ayırabilecek bir ülke değil. Peki, bütün bunlara rağmen Kanal İstanbul için bu acele, bu ısrar, bu dayatma neden? Kanal İstanbul’a kimin, neden ihtiyacı var? Kanal İstanbul projesine yönelik
bilim insanlarının uyarı ve eleştirileri neden dinlenmiyor, niçin bunları söyleyenler hain ilan ediliyor? Çünkü Kanal İstanbul, bazıları için rüya gibi bir proje. Mesela kanal güzergahından araziler, arsalar kapatmış, rant ve spekülasyon işlerini iyi bilenler için... Mesela bu projeden ihale
alacak olanlar için ki hangileri olabileceğini hepimiz biliyoruz. Mesela kanalın etrafına kurulacak şehirde gökdelenleri, plazaları, dev konut projeleri yükselecek olanlar için...
Mesela ortaya çıkacak devasa rantı yönetecekler için...
Kanal İstanbul’a onların çok ihtiyacı var.

Dio İçerik Altı Banner
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ebrmel

Şehir hasteneleri yapılırken gereksiz diyenler yine iş başında hadi bakalım bundan kaç yıl sonra vay efendim biz öyle bir şey söylemedik diye kendilerini yalanlayacaklar heyecanla bekliyorum

Gizli Kullanıcı

Kanal ISTIYORUZ 《☆

jord

Kimse kendini kandirmasin, kanal istanbul bir amerikan projesidir, amerika karadenizdeki hakimiyetini artirma cabasinda cunku rusya orada ustun devlet, suriyede bile rusyanin dedigi oldu, montrö'ye gore savas gemilerinin gecmesi yasak, kanal acilinca amerikan savas gemileri karadenize inecektir, boyle bir durumda turkiyeyi suriyeden daha beter yaparlar. Kanalin devlete maddi getirisi yok zaten, bogazlardan bedava gecmek varken enayi mi bu gemiler kanaldan parayla gecsin.

Gizli Kullanıcı

Kesinlikle yapilmali hem bizlerin hayati kolaylasir is olsaiklari artar yerler degerlenir ve devletin kasasina para girer kabul etmemek icin biraz hain olmak lazm sanirim

Gizli Kullanıcı

:d bunların yüzünden işte bu ülke böyle :d

jord

hain sensin amerikan mandasi.

farnakes2

Ak partili değilim. CHP'lide değilim. Ama yukarıdaki maddelerin çoğu iddaa ve varsayımdan ibaret. Mesela; Bu kadar niteliği, sınırları belli olmayan bir projede nasıl 1.5 milyon nüfus artışı olduğu hesaplandı ? Kıtalararası bir küresel çevre kirliliği yaratacağından bahsetmiş neye dayanarak ? Dediğim gibi çoğu belirsiz. Yapılmasını şuan ki Türkiye şartlarında gereksiz masraf görüyorum ama Ak Partiyi Ak parti taktikleriyle kötülemeniz yazık. Ayrıca Panama, Süveyş Kanalından başka kanal bilmeyen insanların dünyada İstanbula yapılmak istenen boyutlarda yüzlerce kanal olduğunu unutmasın. Biraz araştırın gerçekçi olun.

Görüş Bildir