15 Temmuz Haberleri

15 Temmuz ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. 15 Temmuz ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Time Dergisine Kapak Olmuş 10 Türk
Time dergisine kapak olmak, hele dergi tarafından yılın kişisi seçilmek prestij meselesidir. Türkiye'de de bir kişi için Time dergisi tarafın dan kapağa taşınmış olmak önem arz eder. Kuruluşundan bu yana Time dergisi 10 Türk'e kapağında yer vermiş, işte kronolojik olarak o kişiler.
Bu Yaz İstanbul'u Konser Maratonu Bekliyor
Geçen sene Gezi eylemleri gerekçesiyle iptal edilen birçok konserin ardından bu sene İstanbul birbirinden ünlü isimlere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Türkiye’ye ilk kez gelecek Lady Gaga, Justin Timberlake, Pixies gibi sanatçı ve grupların yanı sıra Bob Dylan, Metallica, Manu Chao, Massive Attack ve Kaiser Chiefs‘in yolları da bir kez daha Türkiye’den geçecek. Yaz konserlerinin sıralı tam listesini gazeteci ve müzik yazarı Çetin Cem Yılmaz kendi blogunda listeledi.
Gangnam Style Rekor Kırmaya Devam Ediyor
Geçen yılın fenomen olan şarkısı Gangnam Style, YouTube üzerinde izlenme rekorları kırmıştı.15 Temmuz 2012'de YouTube'a yüklenen Gangnam Style'ın klibi iki yıl olmasına rağmen halen rekorlar kırıyor. 2012 yılının sonlarında 1 milyar izlenme rakamına ulaşan ilk video olarak rekor kırmayı başaran Gangnam Style YouTube'ta 2 milyar izlenme ile kendi rekorunu krarakikinci bir rekor daha yaptı. Beğeni konusunda da rekor kıran videoyu beğenenlerin sayısı 8 milyon 325 bini buldu.teknolojioku
Selahattin Demirtaş: 'İki Aday da Statükoyu Temsil Ediyor'
Selahattin Demirtaş, seçim bildirgesini 'Ne Oluyor?'da açıklıyor. Seçim yarışının adil olacağına inanıyor mu? Stratejisi ne olacak? Seçim sürecinde kimlerden destek alacak? Kampanyalardaki 'kadın vurgusu'nu nasıl hayata geçirecek? Şirin Payzın, konukları Aslı Aydıntaşbaş, Abdülkadir Selvi, Mithat Sancar ve Murat Yetkin ile soruyor, Selahattin Demirtaş 'Ne Oluyor?'da yanıtlıyor. Demirtaş'a ilişkin yorumlarınızı siz de sosyal medyada, #demirtaşçünkü etiketiyle gönderebilirsiniz. Programdan satırbaşları... Diğer adaylara çağrı Selahattin Demirtaş, diğer adaylar Recep Tayyip Erdoğan ve Ekmeleddin İhsanoğlu ile birlikte tüm televizyonların ortak yayınında fikirleri tartışmak istediğini söyledi. Demirtaş, 'Hepimiz bir araya gelerek bunları konuşabilir, halka hitap edebiliriz' dedi. Tarafsızlık konusu Selahattin Demirtaş, Murat Yetkin'in, 'Seçildiğiniz takdirde tarafsız mı olacaksınız? Yoksa partinize bağlı mı kalacaksınız?' sorusu üzerine, cumhurbaşkanı olarak seçilecek kişinin Köşk'e çıktıktan sonra partisinden kopması gerektiğini söyledi. Demirtaş, 'Öncelikle darbe anayasasının değişmesini istemesi lazım. Yetkileri tekrar düzenlenmeli. Anayasada yazmasa dahi, cumhurbaşkanı haklar konusunda hassas olmalı' dedi. Kimlerden oy alacak? Selahattin Demirtaş, Mithat Sancar'ın, 'Milliyetçi kanat kadar olmasa da Kürt tarafından da eleştiriler var. Bu gelişmelere göre Doğu ve Güneydoğu'daki seçmen oranı ne olacak?' şeklindeki sorusu üzerine, Türkiye'de demokrasi ve özgürlüğe ihtiyacı olanların sadece Kürtler olmadığını söyledi. Demirtaş, 'Böyle geniş bir yaklaşım ile yeni bir çizgi oluşturulmadığı sürece kimse huzur bulmayacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimi bu gerilimi kırmak için fırsattır. Benim adaylığım da bu yüzden fırsattır. Biz, mevcut durumun kişiye kazandırsa bile halka kaybettirdiğini düşünüyoruz. Tüm etkin grupların kendisini özgürce, korkmadan ifade edebileceği bir seçim olmalı. Tüm yurttaşlar bu pencereden bakarsa seçimin ne kadar önemli olduğunu görecektir. Herkes oy verirken önümüzdeki 5 yılı değil, torunlarının hayatını düşünmeli' dedi. 'Radikal demokrasi' Bir izleyicinin, 'Hangisinden daha çok korkmalıyım; Otoriterleşmekten mi? Bir din devletinden mi? Yoksa bölücülükten mi?' şeklindeki soruya, 'Türkiye'de bütün bu risk olarak görülen meselelerin çözümü 'Radikal Demokrasi'dir' diyen Demirtaş, bu sözün seçim programında olan bir söylem olduğunu açıkladı. HDP, 2. turda AKP'yi destekleyecek mi? Aslı Aydıntaşbaş ve Murat Yetkin'in, 'İkinci turda Erdoğan'ı destekleyecek misiniz? Desteklemeyecek misiniz? İkinci turda pazarlık olur mu?' şeklindeki sorusunu yanıtlayan Selahattin Demirtaş, ikinci tura kalacaklarını söyledi. Demirtaş, 'İlk turda yüzde 51 alamayacağız' dedi. Demirtaş, 'İkinci turda 2 aday yarışacak ve biri biz olacağız. O yüzden pazarlık ihtimali yok. İlk turda veya ikinci turda, ölmezsem hiçbir zaman bir aday lehine ne ilk turda çekilirim, ne de ikinci turda çekilirim. Bu ilkeyi iki turda da devam ettireceğiz. Pazarlık yaparsak bize destek verenler bizi sorgular. Bu konuda herkesin içi rahat olsun.' dedi. Pazarlık iddiaları Abdulkadir Selvi'nin, 'Sizin pazarlık yapacağınız iddiaları vardı. Bahçeli'nin açıklamaları var. Ne diyorsunuz?' şeklindeki sorusuna, 'Hiç kimseden öyle bir teklif gelmediği gibi bizim de pazarlık düşüncemiz yok' diyen Demirtaş, çekilme olmayacağını bir kez daha yineleyerek, 'Bunlar spekülasyon. Bu tür konuşmalar sürekli yapılıyor. Yapmaya da devam edecekler. Bunları engelleyemeyiz ancak bizim tavrımız nettir.' dedi. 'CHP'ye açık teklif: Destekleriz...'Kılıçdaroğlu'nun kendisini ziyaret ettiğini hatırlatan Demirtaş, CHP Lideri'ne, 'CHP olarak belirli ilkelere bağlı, bu ilkeleri koruyabilecek bir aday çıkarırsanız destekleriz. Açıktan destekleriz, kampanyasında çalışırız. Ardından söyledik, bundan sonraki yola MHP ile mi HDP ile mi devam edeceksiniz? Değişim ihtiyacını okuyoruz. Buyrun aday çıkarın.' dediğini açıkladı. Demirtaş, 'AKP'yi destekleyecek olsak bunu nasıl söyleyebiliriz? Bu mudur AKP'yi desteklemek? Bunu herkesin kendisine iyi sorması lazım. Biz Recep Tayyip Erdoğan, CHP, MHP karşıtı değiliz. Karşıtlık yüzünden toplum korku yaşıyor. HDP olarak yeni bir kamplaşma ve kutuplaşma için aday çıkarmadık. Toplumu nasıl bir arada tutacak radikal demokrasi hamlesini düşünüyor, bu arayışları yapıyoruz.' dedi. Başkanlık sistemi hakkında ne düşünüyor?Demirtaş, Mithat Sancar'ın, 'Cumhurbaşkanlığı yetkileri ve sistem hakkında düşünceleriniz nedir? Başkanlık sistemi mi? Parlementer sistem mi?' şeklindeki sorusu üzerine, cumhurbaşkanlığı yetkilerinin azaltılması gerektiğini söyledi. Demirtaş, 'Yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması gerekiyor. Bu sayede daha sağlam bir yönetim oluşabilir.' dedi.Demirtaş'ın bu açıklamasının ardından Aslı Aydıntaşbaş'ın, 'Bu sözleriniz bölünme gibi algılanacak. Bu konuyu açabilir misiniz?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Yerel yönetimlerin güçlenmesinin kime ne zararı olabilir ki? İzmir'deki yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması daha iyi olmaz mı?' dedi. Vizyon belgesiSelahattin Demirtaş, '15 Temmuz'da ismi vizyon belgesi olmayan bir bildirgemiz olacak. Bunu açıklayacağız' dedi. açıklayacaklarını ifade etti. Demirtaş, açıklayacakları bildirgede diğer iki adaydan kimsenin duyamayacağı şeylerin duyulacağını ifade etti. Halkın iradesinin daha fazla yerel ve genele yansıyacağını kaydeden Demirtaş, 'Seçim barajının da kalkması lazım' dedi. Kadın konusuTürkiye nüfusunun yarısının kadın olduğunu vurgulayan Selahattin Demirtaş, 'Cumhurbaşkanı olarak Çankaya'da görev yaparsam kadın danışma meclisimiz olacak. Engelli danışma meclisimiz olacak. Ötekileştirilmiş inanç grupları ve halkın değişik tabakalarından gelen insanlarla Çankaya'yı yönetmek lazım. Burada kadınların rolü çok önemli. Maalesef kadın yok. Kadın aday çıkmasını ben de partim de çok istedik. Kadının özgürlüğü, kadının toplumda uğradığı şiddet ve katliam gibi konuların önüne biz geçebiliriz. Kadınların cumhurbaşkanlığı seçimine böyle yaklaşması lazım. Tek adamlıkMurat Yetkin'in, 'Partinizin eşbaşkanı Figen Yüksekdağ Meclis'te bir konuşma yaptı. Erdoğan'a diktatörlük heveslisi dedi. Karşıtlık üzerine kampanya kurmuyoruz dediniz. Eşbaşkanınızın ifadeleri üzerinden bu durumu değerlendirebilir misiniz? şeklindeki soruya, 'Benim dikkat çekmek istediğim konulara dikkat çekmiş.' diyen Selahattin Demirtaş,'Tek adam anlayışının Türkiye'de en çok tartışılması gereken konulardan olduğunu ifade etti. Bu saatten sonra bize lazım olan şey güçlü, yetkileri kendinde toplamış bir lider değildir. Bugüne kadar haklı ya da haksız böyle bir düşünceniz vardı. Neden hala bunu tartışıyoruz? Artık buna ihtiyacımız mı var? Tek bir kişiye bağlı ise Türkiye'nin hali, vay halimize. Türkiye o zaman perişan bir ülkeye mi düşünecek? Güçlü lider iradesi güçlü liderdir. Artık sayın Erdoğan'ın mesajları Türkiye'yi rahatlatan değil, gerilimi arttıran açıklamalardır.Bağış konusuMithat Sancar'ın, malvarlıkları açıklandı. Bunların haricinde yakınlarınız için de malvarlığı açıklamanız olacak mı? Bağışlar konusunda şeffaf olacak mısınız? şeklindeki sorusu üzerine, 'Ben zaten açıkladım. Zerre de başka yok. Kampanyadan gelecek paralar konusunda ise web sitesi açalım. Diğerleri yapmasa da ben yapacağım. Tamamını açıklayacağım. Açıklayınca beni mahçup etmeyecek kadar para yatırın lütfen. (gülüyor) Paranın miktarından fazla kaç kişiden para geldiği benim için önemli. 1 lira da yatırsa trilyon yatırmış kadar mutlu olacağım' dedi.Çözüm paketiAbdulkadir Selvi'nin 'Çözüm paketi' konusundaki sorusu üzerine, yasaya çeşitli eleştirileri olduğunu ifade eden Demirtaş, 'Barışın hızlı şekilde kalıcı hale gelmesini istiyoruz. Benim cumhurbaşkanlığım bu işi daha da hızlandırır. Kalıcı hale getirir. Ne bölünme konusu kalır, ne de kandırıldık mı sorusu kalır. Bu çözüm paketi önemli bir duruştur. Çankaya'ya çıkarsam, Türkiye kısa bir sürede Kürt sorununu tüm kaygılarını aşarak çözmüş olur. Barış konusundaki kararlı tutumumuzu destekleyeceğiz. Çok iyi gitmiyor çünkü yavaş gidiyor. Kamuoyuna daha sağlıklı bilgiler aktarmak lazım. Herkesle paylaşmak lazım ki, kimse bundan kaygı duymasın' dedi.Murat Yetkin'in, 'Çözüm paketi sizce bugüne kadar neden Meclis'e gelmedi?' sorusu üzerine, 'Hükümet bunu getirmedi.' diyen Demirtaş gelmesi için çok uğraştıklarını ifade etti. Müzakere zeminini uzun zamandır beklediklerini açıklayan Demirtaş, 'Temeli olmayan bir bina yapmamız mümkün değildi. O yüzden bu zemini oluşturmak olmak herkes için fırsattır. Müteahhit binayı yapmadan kaçabilir. Türkiye'de çok oldu böyle şeyler. Ev sahipleri olarak bunu bitirmek için uğraşacağız. O katları yaptıkça biz daha da kredi vereceğiz. Korkmamak lazım. Barıştan korkmamak lazım. Kim olursa iktidarda barış için zorlamamız lazım. Her zaman barış hakkını savunmak lazım' dedi.Miting yapacak mı?Abdulkadir Selvi'nin, 'Yurt içi ve yurtdışında miting yapacak mısınız?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Elimizde devletin imkanları yok. Ata uçağı, Ana uçağı yok. Valiler emrimizde yok. Ama yine de büyük bir çok ilde miting yapacağız. Bir kaç gün yurtdışında da olacağız. Yaklaşık olarak 38-40 ilde miting yapacağız' açıklaması yaptı.Irak ve KürdistanAslı Aydıntaşbaş'ın, 'Irak'ta bağımsız bir Kürdistan kurulmasına nasıl bakıyorsunuz. Öte yandan Türkiye'den gençler IŞİD'e karşı savaşmak için Rojava'ya gidip geliyor. Ne diyorsunuz?' sorusu üzerine, Türkiye'nin sınırına komşu bir Kürdistan kurulacaksa elbette bunu önemseyeceğiz. Orayı bir devlet olarak görmesi daha doğru olur. Radikal demokrasi projesi bunu destekliyor. Bu arayış devam etmeli. Türkiye'de bölünme dışında başka seçeneğimiz yok değil, eksikliklerin giderilmesi gerekiyor. Tüm halkların özgürlüklerini sağlayabiliriz.' dedi. IŞİD konusunda ise, kadın çocuk demeden insanları kesebileceklerinin altını çizen Demirtaş, 'Türkiye'nin ve hükümetin bu konuda duyarsız olması büyük yanlıştır. IŞİD Musul'a girince önemli olunca diğer yerlere girince neden olmuyor? Devletin oradaki insanları desteklemesi lazım. İç politikadaki akıl değişmeyince, dış politikadaki akıl da değişmiyor. Ortak aklın çok hızlı değişmesi lazım' diye konuştu.Alevilik konusuMithat Sancar'ın 'Alevi sorunu çok yuvarlak geçiliyor. Bir kaç başlık sunuluyor. Daha geniş bir model olarak ne öneriyorsunuz?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Alevi toplumunun yaşam felsefesinden kaynaklı uzun zamandır maruz kaldıkları ayrımcı uygulamalar var. Sadece ayrımcı uygulamalar değil, katliamlar ve sürgünler var.' diyen Demirtaş, 'Bu sorun sadece Aleviler'in sorunudur gibi algılanmamalı. Aleviler Türkiye'de nasıl yaşamak istiyorlarsa, doğrudan belirleme hakları vardır. Devletin, kendisini onların yerine koyarak onların adına karar verme hakkı yoktur. O toplum kendini nasıl tanımlıyorsa devletin onu olduğu gibi tanıma hakkı vardır. Hiçbir inanç için yapamaz. Aleviler için hiç yapamaz. Yakın tarihimizde yaşanan travmalara dair devletin onarıcı bir rol oynaması, geçmişle yüzleşmesi lazım. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kuruma gerçekten ihtiyaç var mı? Bunu konuşmak lazım. Alevi yurttaşlarımızın kendi içindeki bölünmüşlüğün giderilmesi lazım. Birlikte hareket edebilirlerse çok daha görünür olacaklar. Bu benim seçilip, seçilmememden bağımsız önemli bir konudur' dedi.Dünya KupasıAslı Aydıntaşbaş'ın, 'Dünya Kupası yarı finalleri başladı. Kupayı kim kazansın istersiniz?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Arjantin'in kazanmasını isterim' diyen Demirtaş, 'Neden' sorusuna ise, daha ezilmiş bir ülke olduğu için yanıtını verdi.Selahattin Demirtaş, yapabileceğine inandığı için cumhurbaşkanı adayı olduğunu söyledi. Geçmişte büyük sıkıntılar yaşadığını ancak önemli bir yol kat ettiğini ifade etti.Gezi Parkı süreciMurat Yetkin'in Gezi Parkı süreci hakkındaki sorusu üzerine, 'Bu değişim, dönüşüm isteğinden faydalanan bir grup 27 Şubat darbesini yaptı. Bizim Gezi'yi darbe olarak niteleyen tek bir açıklamamız olmadı. Gezi Parkı direnişinin taleplerini sahiplendik' dedi.Abdulkadir Selvi'nin, 'Beyaz Türkler'den oy alma çabanız sezinleniyor. Bu dindar Türkler için sorun olur mu?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Benim açıklamalarım sadece beyaz Türkler'i ilgilendirmiyor. Herkesi ilgilendiriyor. Tansiyonu düşürecek söylemlerden bahsediyorum. Böyle tanımlarsanız İslami kesime haksızlık yaparsınız. Tam tersine onlar da bu ilkeleri savunacaktır' dedi.Demirtaş, Şirin Payzın'ın, 'Eşiniz yanınızda mı, arkanızda mı, önünüzde mi olacak?' şeklindeki soruya, 'Biz her zaman fikirlerimiz paylaştık. Eşim hep yanımda oldu. Cumhurbaşkanı eşi olursa kadın özgürlüğü için kendi fikirlerini hayata geçirir. Biz çocukluktan bu yana birlikteyiz. Çocukluk aşkıyız. Halktan bir kadın olarak ezilenlerin yanında olur' açıklaması yaptı.CNN Türk
40. Yılında Kıbrıs Harekâtı
Türkiye'nin 74'teki müdahalesinin ardından ikiye bölünen Kıbrıs, 40 yıl sonra Avrupa'nın bölünmüş tek ülkesi. Al Jazeera, harekâta neden olan ve harekatın neden olduğu gelişmeleri derledi. Kıbrıs harekâtına zemin hazırlayan gelişmeler için özellikle 1974 öncesindeki 15 yıllık sürece bakmak gerekiyor. Adayı Birinci Dünya Savaşı sonrası ilhak eden İngiltere ile Türkiye ve Yunanistan’ın, 1959 yılında imzaladığı Zürih ve Londra antlaşmaları yeni bir devletin doğuşunun habercisi oldu. Kıbrıs’taki Türk ve Rum halklarının eşitliğine dayanarak kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti bu üç ülkenin garantörlüğünde 1960’ta dünya haritasındaki yerini aldı. Yeni devleti kuran anlaşmalara göre hükümetin ve icra unsurlarının yüzde 70’i Rum, yüzde 30’u Türklerden teşkil edilecek, Bakanlar Kurulu yedi Rum ve üç Türk üyeden oluşacaktı. Bir başpiskopos olan Mihail Hristodulu Muskos (III. Makaryos) Cumhurbaşkanı, Fazıl Küçük de Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu. Rum tarafının baskıları Ancak İngiltere’nin adadan çekilmesiyle Türklerle birlikte ortak devlete razı olan Rumlar, geri adım atmaya başladı ve Kıbrıs’ın yönetimine el koyma yoluna gitti. Bu süreçte uluslararası anlaşmaları ve anayasayı çiğneyen Rum tarafı silahlı baskıyla Kıbrıslı Türkleri ülke yönetiminden uzaklaştırmaya çalıştı. Rumların Aktitas Planı adını verdiği ve 1963 yılının başlarından itibaren hayata geçirilen bu girişim, adanın Yunanistan’la birleşmesi ülküsünü tanımlayan Enosis fikrini içeriyordu. Bu plan doğrultusunda 30 Kasım 1963 tarihinde Makaryos, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nda siyasi kurumların yapılanması ve teşkilatlanma hakkındaki 13 maddelik bir değişiklik önerisinde bulundu. Kıbrıslı Türkler bu değişikliklerin kendi haklarını çiğnediğini savunup değişikliğe karşı çıktılar. Yunanistan ile birleşmeyi hedefleyen Rumlar başlıca örgütleri olan silahlı EOKA aracılığıyla 1974'e kadar Kıbrıslı Türklere yönelik birçok saldırı düzenledi, ambargolar uyguladı. 1963-64 olayları 1963 ve 1964 yıllarına damga vuran bu şiddet dönemi, ‘Kanlı Noel’ olarak bilenen 20 Aralık gecesindeki saldırılarla başladı. Lefkoşa’da bir otomobile açılan ateşte iki Kıbrıslı Türk öldürüldü. Aynı gece ve bir sonraki gün 103 köye baskın düzenlendi. Lefkoşa’da Kıbrıslı Türklerin yaşadığı Küçük Kaymaklı semti kuşatma altına alındı, Kanlıdere bölgesinde Türklere karşı saldırı düzenlendi. Larnaka ve Tuzla'da Türk evlerine ateş açıldı dokuz kişi öldürüldü. Bu bölgedeki Türk köylerinde yaşayanlar 23 Aralık gününden itibaren göç etmeye başladı. Küvetteki cesetler 24 Aralık’ta ise Lefkoşa'nın Kumsal semtinde 11 kişi öldürüldü. Bunlardan dördü, 1959’daki anlaşmalara göre Kıbrıs'ta görev yapan 650 kişilik Türk askeri birliğinde görevli emekli Tuğgeneral Nihat İlhan'ın ailesiydi. İlhan'ın evinin banyo küvetinde eşi ve üç çocuğunun cesedinin yer aldığı fotoğraf, Kıbrıslı Türklere yönelik EOKA şiddetinin sembolü haline geldi. Baskının yapıldığı ev daha sonra Barbarlık Müzesi adıyla ziyarete açıldı. Rumların saldırılarına karşılık Türk jetleri Kıbrıs üzerinde uyarı uçuşu yaptı, eylemler son buldu. Ancak bu süreçte 364 Kıbrıs Türkü ile 174 Kıbrıs Rumu hayatını kaybetti. On binlerce Kıbrıslı Türk can korkusuyla sahip olduğu topraklardan göç etti ve adanın yüzde 3’lük bir bölümünde sıkıştı. Olaylar üzerine 30 Aralık 1963 günü toplanan İngiltere, Türkiye ve Yunanistan hükümetleri güvenli bölge sağlamak amacıyla Yeşil Hat'tı belirleyen anlaşmayı imzaladı, daha sonra ise iki taraf arasındaki çatışmaları engellemek amacıyla adaya BM barış gücü konuşlandırılması kararlaştırıldı. Makaryos’ın Ocak 1964’te ülke yönetiminin temellerini oluşturan İttifak ve Garanti Antlaşmalarını feshettiğini açıklaması Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sonunu getirdi. Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki idari ve siyasi yapılanmadan çekilen Kıbrıslı Türkler, kendi bağımsız devletlerini kurma mücadelesine girişti. Adadaki Türk toplumunca oluşturulan ‘Genel Komite’, 1967 yılında ‘Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi'ne’ dönüştü. 1967 bunalımı ve Türkiye'nin savaş ültimatomu 1967’de EOKA örgütü bu kez Yunan askerlerinin desteğiyle Geçitkale ve Boğaziçi köylerine saldırdı. Bu eyleme sert tepki veren Ankara hükümeti Yunanistan’a savaş ültimatomu verdi. Türk uçakları Lefkoşa’da Makaryos’un sarayı üzerinde uçmaya başladı, savaş gemilerine olası bir çıkarma için ‘hazır ol’ talimatı verildi. Bütün bu askeri hareketlilik üzerine Yunanistan geri adım atarak gönderdiği askerlerini adadan çekti. Cunta Makaryosu indirdi 1974’e gelindiğinde ise bir süre önce Yunanistan’da iktidarı ele geçiren cunta hükümeti, adanın ilhak edilmesi zamanının geldiğini düşünüyordu. Ancak uluslararası toplum tarafından destek görmeyen cunta yönetimi, güç mücadelesine girdikleri Makaryos’u bunun önündeki engel olarak görüyordu. Cunta lideri General Yonnides, Makaryos’un ortadan kaldırılmasıyla Kıbrıs sorununun çözüleceğini ve Türkiye’nin de bu gelişmelere karşı çıkmayacağını savunuyordu. Cunta karşıtı tutumuyla Yunanistan’da da saygınlığa sahip olan Markaryos, Yunanistan Cumhurbaşkanı Fedon Gizikis’e mektup göndererek, adadaki Yunan subayların geri çağrılmasını istedi. Kıbrıs’taki devlet temellerini yıkma çabalarından Yunan hükümetini sorumlu tutan Makaryos, kendisinin Yunanistan’ın atadığı bir vali olmadığını, Helenizmin büyük bir bölümünün seçtiği bir lider olduğunun anlaşılması gerektiğini bildirdi. Atina’nın yanıtı, 'Afrodit' Planını uygulamaya koymak, yani 15 Temmuz'da Makaryos’a karşı darbe yapmak oldu. İktidarını kaybeden ancak İngiltere’ye kaçmayı başaran Makaryos, BM Güvenlik Konseyi'nin, kendisinin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hukuki lideri olarak kabul edildiği toplantılarında “Kıbrıs’ın bağımsızlığının ortadan kalktığını ve halkının tehlike altında olduğunu” belirtti. EOKA'nın tanınan simalarından Nikos Sampson yeni hükümetin geçici lideri olarak dünyaya duyuruldu, o da ertesi gün başkanlık yetkilerini kullanarak Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’ni ilan etti. Darbeden sonra cunta hem Türklere hem de kendine karşı olan Kıbrıslı Rumlara saldırdı. Harekât hazırlığı Adadaki darbe haberi Ankara’ya ulaşınca Milli Güvenlik Kurulu toplandı ve ilk açıklama yapıldı: 'Bu bir Yunan müdahalesidir. Adadaki anayasal düzen yıkılmış, gayri meşru bir askeri yönetim kurulmuştur. Türkiye bunu antlaşmanın ve garantilerin ihlali saymaktadır.' Başbakan Bülent Ecevit, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne adaya müdahale ihtimaline karşı hazırlık yapılması yönünde talimat verdi. Dünya kamuoyunun Kıbrıs’taki askeri yönetime tepkileri de Türkiye’nin lehine bir ortam yaratıyordu. Adaya ortak müdahalede bulunulması için garantör devletlerden İngiltere’nin kapısını çalan Ecevit, Londra’dan eli boş döndü. Bunu üzerine Türkiye garantörlük anlaşmasından doğan haklarını kullanarak kod adı Atilla Harekâtı olan kendi planını uygulamaya koydu. Kod adı: Atilla Harekâtı 20 Temmuz 1974 sabahı Türk ordusu, adaya saat 6:05'ten itibaren havadan indirme ve denizden çıkarma yapmaya başladı. Türk paraşütçüleri Lefkoşa'nın kuzeyine, Hamitköy - Gönyeli ve Pınarbaşı bölgelerine indi. Denizden çıkarma, Deniz Piyade Tugayı'na bağlı askerlerce Yavuz plajına yapıldı. Ecevit Harekatın başladığını dünyaya tarihe geçen şu sözlerle haber verdi: 'Biz aslında savaş için değil, barış için, ve yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için Ada’ya gidiyoruz. Türkiye’nin Kıbrıs’ta barış, kardeşlik ve özgürlük için giriştiği harekat, bu sabah erken saatlerde başlamıştır…' Türkiye’nin müdahalesinin 1963 ve 1967'deki gibi sınırlı kalacağını düşünen Rumlar, ilk başta harekata karşı koyamadı. Ancak akşam saatlerinde karşı taarruza başlayan Rumlar başarı elde edemedi, Türk ordusu mevzilerini korumayı başardı. Ertesi gün tekrar ilerlemeye devam eden Türk birlikleri Lefkoşa Havalimanı ve Kaymaklı bölgesine taarruza başladı, Zeytinli istikametinde ilerledi. 22 Temmuz'da, Deliktepe'nin ele geçirilmesiyle, Türk askeri önce Girne’ye girdi, daha sonra da Lefkoşa’ya yöneldi, iki kent arasındaki hattı birleştirdi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 353 sayılı kararının 5. maddesi gereği, 22 Temmuz’da ateşkes ilan edildi. Türkiye’nin bu müdahalesinin sonucunda Yunanistan'daki cunta idaresi ve Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki Nikos Sampson hükümeti görevini bıraktı. Cenevre Deklarasyonu Türkiye’nin müdahalesi Kıbrıslı Türklerin tamamının güvenliğinin sağlanması için yeterli olmadı. Başta Mağusa’dakiler olmak üzere çok sayıda Türk güvenlikten mahrumdu. Kıbrıs’taki durumu ele almak üzere 25 Temmuz’da garantör devletlerin öncülüğünde Cenevre’de düzenlene konferansta, Kıbrıs Türklerini temsil eden heyet adanın yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu savundu. İki taraflı bir federasyon kurularak Türk tarafına yüzde 34 toprak bırakılması gerektiğini belirtti, ancak Rumlar ve Yunanistan buna yanaşmadı. 30 Temmuz’da imzalanan Cenevre Deklarasyonu’yla ada üzerindeki düzenin yeniden temin edileceğine ve 1960 anayasasına göre hareket edileceğinde karar kılındı. Ancak anlaşmanın gereğini yerine getirmeyen Rum tarafı, Limasol ve Larnaka civarında bazı köyleri boşaltmış olmalarına rağmen, ele geçirdikleri yerleri tahliye etmedi, ellerindeki esirleri de serbest bırakmadı. Türk askeri Lefkoşa'ya girdi Bunun üzerine Türk ordusu 13 Ağustos’ta “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla bir keza daha harekâta başladı. Türk birlikleri 14 Ağustos'ta başkent Lefkoşa'ya, 15 Ağustos'ta Lefke ve Mağusa'ya girdi. Böylece Türk tarafının sınırları çizilmiş oldu. Harekaâ boyunca Türk ordusu toplam 498 kayıp verdi, 350’ye yakın da Kıbrıslı Türk öldü. Rumlar ve Yunanlılar ise 4 bin ölü, 12 bin de yaralı verdi. Harekatın sonuçları 1974 harekatı Kıbrıs sorununda yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Fiilen ikiye bölünen adada Türkiye açısında o dönemki sorun çözüldü ancak, mevcut durum herhangi bir hukuki zeminde çözüme kavuşturulamadığı için Kıbrıs konusu 40 yıl sonra da uluslararası toplumun gündemini meşgul ediyor. Ancak harekatla çözüm, artık daha önce olduğu gibi artık 1960 antlaşmaları çerçevesinde değil, 1974’ten sonra oluşan fiili duruma göre aranacaktı. Harekatın başlıca sonuçları şöyle özetlenebilir: Adanın Yunanistan’la birleşme ihtimali ortadan kalktı. Yunanistan ve Kıbrıs'taki askeri yönetimler son buldu, sivil hükümetler göreve geldi. Türk tarafının eşitliği BM nezdinde kabul edildi. Türkiye, Kıbrıs konusundaki uluslararası antlaşmaların bozulmasına ve Kıbrıslı Türkleri güvenliğinin tehlikeye girmesine seyirci kalmayacağını gösterdi. Harekat sonunda oluşan sınırın kuzeyinde toplanan Türklerin can güvenliği sağlandı ve coğrafi temele dayanan federasyon tezinin temelini oluşturdular. KKTC kuruldu: Adadaki Türk nüfus, Türkiye hükümeti ile işbirliği içinde Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni, ardından self determinasyon hakkını kullanarak 15 Kasım 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) kurdu. Ancak BM Güvenlik Konseyi'nin aldığı 550 sayılı kararla KKTC Türkiye dışında hiçbir BM üyesi tarafından tanınmadı.  Türkiye ile ABD karşı karşıya geldi. Yunanistan'ın çabaları sonucu Washington Türkiye'ye ambargo uyguladı. Demokratik rejim uygulayan Kıbrıslı Türkler çok partili hayata geçti. Soğuk Savaş döneminin iki kutuplu politikasında sıkışan Türkiye 3'üncü dünya ve İslam ülkeleriyle ilişkileri geliştirdi.
Dışişleri Bakanlığı'ndan Libya Uyarısı
Dışişleri Bakanlığı, Libya’da kamu düzeni ve güvenlik durumundaki istikrarsızlık ve olumsuz gelişmeler nedeni ile bölgede bulunan Türk vatandaşlarının güvenli bir şekilde Türkiye'ye dönmeleri için bir açıklama yaptı.Bakanlığın, internet sitesi üzerinden yapılan açıklamada, 'Libya’da kalmayı tercih etmiş olan vatandaşlarımızdan, yapılacak yeni bir organizasyon kapsamında yurda dönmek isteyenlerin 17 Ağustos 2014 tarihine kadar Misurata Başkonsolosluğumuzun 00218 51 2663210 / 11 / 12 numaralı telefonlarına şahsen başvurmaları uygun olacaktır. Libya’da bulunan vatandaşlarımızdan mücbir sebebi olmayanların bu ülkeden ayrılmaları ve zorunlu olmadıkça bu ülkeye seyahat etmemeleri 26 Mayıs, 4 Haziran, 15 Temmuz, 23 Temmuz ve 2 Ağustos 2014 tarihli uyarı ve duyurularımızla kuvvetle tavsiye edilmişti. Sözkonusu tavsiye geçerliliğini korumaktadır' denildi. Trablus Büyükelçiliğinin faaliyetlerinin geçici olarak askıya alınması öncesinde, talep eden vatandaşların 25-26 Temmuz tarihlerinde Tunus ve Libya’nın Misurata kenti üzerinden yurda dönüşlerinin sağlandığı belirtilen açıklamada, '13 Haziran 2014 tarihli duyuruyla, doğu Libya’da bulunan vatandaşlarımızın Beyda şehrindeki Labrak Havaalanı’ndan devam eden uçuşlardan yararlanarak bölgeden ayrılabilecekleri belirtilerek, doğu Libya’dan ayrılmak için karayolunun kullanılmasının tavsiye edilmediği duyurulmuştu. Sözkonusu tavsiye geçerliliğini korumaktadır. Vatandaşlarımızın Bakanlığımızca yapılabilecek uyarı ve duyuruları takip etmeyi sürdürmeleri, herhalukarda şahsi güvenlikleri için mümkün olan tüm tedbirleri almaları yerinde olacaktır' ifadeleri kullanıldı. DHA