Kaşif Kozinoğlu Cinayetine Dair 15 Yıl Sonra Yeniden Soruşturma Açıldı: Cinayet mi Doğal Ölüm mü?
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) dış operasyonlar biriminde görev yaptığı dönemde OdaTV soruşturması kapsamında tutuklanan Kaşif Kozinoğlu’nun 12 Kasım 2011’de Silivri Cezaevi’nde yaşamını yitirmesi, yıllar sonra yeniden soruşturma konusu oldu.
15 yıl sonra yaşanan gelişmeler bir dizi operasyonu da beraberinde getirdi. İşte 15 yıl önceki ölüme dair bilinenler ve şüpheler...
Soruşturmayla ilgili gizlilik kararı alındı.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 7 Eylül Pazartesi günü, Kozinoğlu’nun hayatını kaybettiği dönemde cezaevinde görev yapan 11 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Operasyonda 10 kişi yakalanırken, bir şüphelinin firari olduğu tespit edildi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturma kapsamında gizlilik kararı alındığını belirterek olayın tüm yönleriyle yeniden incelenmesi için özel bir ekip oluşturulduğunu açıkladı.
Soruşturma kapsamında savcılığın talebi üzerine Kozinoğlu’nun mezarının açılmasına yönelik fethi kabir kararı da verildi.
Peki, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünü konu alan dosya, aradan geçen yaklaşık 15 yılın ardından neden yeniden gündeme geldi?
15 yıl sonra ölümü soruşturma konusu haline gelen Kaşif Kozinoğlu kim?
Kaşif Kozinoğlu, 1 Ağustos 1955'te Trabzon'da dünyaya geldi. 1976'da Kara Harp Okulu'ndan teğmen olarak mezun olan Kozinoğlu, ardından Isparta Eğirdir'deki Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi'nde komando eğitimi aldı. Kariyerinin ilk döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çeşitli görevlerde bulundu.
Askerlik kariyerindeki önemli dönemeçlerden biri, 1980'de Özel Harp Dairesi'ne katılmasıydı. 1992'de kurumun Özel Kuvvetler Komutanlığı'na dönüştürülmesinin ardından görevini burada sürdürdü. Yaklaşık 15 yıl boyunca tim komutanlığı ve istihbarat subaylığı gibi farklı sorumluluklar üstlendi.
1995'te binbaşı rütbesindeyken Türk Silahlı Kuvvetleri'nden emekli olan Kozinoğlu, daha sonra MİT bünyesinde görev yapmaya başladı. Kurumdaki kariyerinin önemli bölümünü yurt dışı görevleri oluşturdu. Suriye, Bosna-Hersek ve Afganistan'ın yanı sıra farklı ülkelerde görevler üstlendi.
Zamanla Orta Asya, Afganistan ve Çin'i kapsayan Asya coğrafyasında uzmanlaştı. MİT'in yurt dışı faaliyetlerinde Asya bölgesinden sorumlu üst düzey görevlerde bulundu.
Kozinoğlu, 2010 yılında yeniden Asya bölgesinde görevlendirildi. Eylül 2010'da dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın talimatıyla 'başmüşavir' unvanıyla Asya Bölgesi'nde görevlendirildiği belirtildi. Bu süreçte beş kez yurt dışı görevine gönderildi.
Afganistan'daki görevinin ardından Türkiye'ye dönen Kozinoğlu, OdaTV soruşturması kapsamında gözaltına alındı. OdaTV'ye yönelik soruşturma 2011 yılında başlatılmış, süreçte çok sayıda kişi tutuklanmıştı. Dava, Ergenekon soruşturmalarının basın ayağı olarak değerlendirilmişti.
Kozinoğlu neden tutuklanmıştı?
Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarının yoğunlaştığı dönemde Kaşif Kozinoğlu, OdaTV soruşturması kapsamında 10 Mart 2011'de tutuklandı. Kozinoğlu hakkında 'silahlı örgüt üyeliği', 'yasaklanan bilgileri temin etme' ve 'yasaklanan bilgileri açıklama' suçlamaları yöneltildi. 10 Mart'ta başlayan tutukluluğu, 13 Kasım 2011'de hayatını kaybetmesine kadar yaklaşık 8 ay sürdü.
OdaTV iddianamesinde Kozinoğlu'nun Ergenekon yapılanmasının hiyerarşik kadrosunda bulunmadığı, ancak örgütün amaçları ve faaliyetleri doğrultusunda hareket ederek yapıya yardım ettiği ileri sürüldü. Ayrıca devletin güvenliği ile iç ve dış siyasi çıkarları açısından gizli tutulması gereken bilgileri ve yasaklı bilgileri temin etmekle suçlandı.
Savcılığın iddialarının merkezinde ise OdaTV'nin bilgisayarında bulunduğu belirtilen 'Koz.doc' isimli dijital dosya ile 'kozinoğlu3' adlı klasörde yer aldığı öne sürülen gizlilik dereceli belgeler bulunuyordu. İddianamede, söz konusu belgelerin MİT mensubu Kozinoğlu tarafından OdaTV'ye aktarıldığı değerlendirmesine yer verildi. Kozinoğlu ise kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi.
Cezaevindeki ölümü kayıtlara nasıl geçti?
Kaşif Kozinoğlu, tutuklu bulunduğu Silivri 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 12 Kasım 2011’de rahatsızlandı. Hastaneye kaldırılan Kozinoğlu, burada yaşamını yitirdi.
Kozinoğlu’nun ölümünün ardından Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Adli Tıp Kurumu’nun raporunda ölüm nedeni kronik iskemik kalp hastalığı olarak açıklandı. Raporda ayrıca zehirlenmeye işaret eden herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtildi.
Savcılık, 10 Nisan 2012’de soruşturma hakkında takipsizlik kararı verdi. Kararda, cezaevi görevlilerinin olayda ihmal, kasıt veya gecikme kaynaklı bir kusurunun tespit edilmediği ifade edildi. Ayrıca Kozinoğlu’nun ölümünden üçüncü kişilerin sorumlu olduğuna ilişkin yeterli delil bulunmadığı sonucuna varıldı.
15 yıl sonra hangi iddialar konuşuluyor?
Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin daha önce verilen takipsizlik kararı kaldırıldı ve soruşturma yeniden başlatıldı. Yeni soruşturmanın odağındaki iddialardan biri, Kozinoğlu'nun rahatsızlanmasının ardından cezaevinde acil müdahalenin geciktirildiği yönünde.
Dönemin resmi açıklamasına göre Kozinoğlu saat 18.18'de koğuştan çıkarıldı, 18.24'te cezaevi revirine götürüldü. Ambulans 18.37'de cezaevine ulaşırken Kozinoğlu saat 19.15'te hastaneye sevk edildi.
Soruşturma kapsamında, Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşı emekli Albay Hasan Atilla Uğur'un acil durum butonuna basmasına rağmen infaz koruma memuru Ferhat V. G.'nin müdahalede bulunmak yerine odadaki radyonun sesini yükselttiği iddiası da inceleniyor. Bu davranışın diğer görevlilerin müdahalesini geciktirdiği öne sürülüyor.
Olayın ardından cezaevindeki görevinden ayrıldığı belirtilen Ferhat V. G.'nin yaklaşık 6 ay sonra Gülen yapılanmasına ait Fatih Üniversitesi'ne kayıt yaptırdığı, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ise yurt dışına kaçtığı ve firari olduğu ileri sürüldü.
Soruşturmada ayrıca Kozinoğlu'na ölümünden önce zehirlenmeye veya kalp krizine yol açabilecek herhangi bir ilaç verilip verilmediği de araştırılıyor.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı bu kapsamda feth-i kabir kararı aldı.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma doğrultusunda, Kozinoğlu'nun İstanbul Ümraniye'deki Kocatepe Mezarlığı'nda bulunan mezarı açıldı.
Uzman ekiplerin kemik ve toprak örnekleri aldığı işlem sırasında dikkat çeken bir bulguya rastlandığı belirtildi. Kozinoğlu'nun kemiklerinin yanı sıra kefeninin de çürümediği, cesedin bütünlüğünü koruduğu ve bazı dokuların bozulmadan kaldığı görüldü.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 9 şüphelinin jandarmadaki işlemleri tamamlandı.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Selahattin Günday'ı 'istihbarat faaliyetiyle ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek' ile 'kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak' suçlarından tutuklama talebiyle hakimliğe gönderdi. İki acil tıp teknisyeni hakkında ise 'kasten öldürme' suçlamasıyla tutuklama talebinde bulunuldu.
Kameraman İdris Tiftikçi'nin de aralarında olduğu 6 şüpheli içinse adli kontrol uygulanması istendi. Sulh ceza hakimliği, Selahattin Günday ile iki acil tıp teknisyeninin tutuklanmasına hükmetti. Diğer 6 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Ölümünde FETÖ izi mi var?
Kozinoğlu'nun ölümünden yaklaşık 10 gün sonra OdaTV davasının ilk duruşmasının yapılması bekleniyordu. Kozinoğlu'nun duruşma öncesinde hazırladığı el yazısıyla kaleme aldığı savunma notları da dava dosyasına girdi. Söz konusu notlarda Gülen yapılanmasına ilişkin çeşitli tespitlerin yer aldığı öğrenildi.
Kozinoğlu, cezaevinde bulunduğu dönemde Aydınlık gazetesinde yayımlanan notlarında ise öldürülebileceği yönündeki endişesini dile getirmişti.
Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin araştırılan başlıklardan biri de Gülen yapılanmasının olayda rolü olup olmadığı yönündeki iddialar oldu. Eski MİT mensubu Enver Altaylı'nın bilgisayarında ele geçirilen belgeler arasında, Gülen'e hitaben yazılmış mektupların bulunduğu ortaya çıktı.
2008 tarihli olduğu belirtilen mektuplardan birinde Altaylı'nın, MİT'te görev yaptığı dönemde Kozinoğlu'nun Orta Asya'daki faaliyetlerinden ve özellikle Özbekistan'daki Gülen yapılanmasına yönelik olumsuz tutumundan söz ettiği aktarıldı. Kozinoğlu'nun MİT Müsteşarlığı görevine getirilmesi ihtimalinin yapılanma açısından ciddi bir tehdit olarak değerlendirildiği öne sürüldü.
Başka bir mektupta ise Kozinoğlu hakkında 'etkisiz hale getirilmesi' ifadesinin kullanıldığı iddia edildi.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın