Huzurlarınızda Vakko'nun Destansı Başarı Hikayesi! -3

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Huzurlarınızda Vakko'nun Destansı Başarı Hikayesi! -3

Huzurlarınızda Vakko'nun Destansı Başarı Hikayesi! -3

“Bugün, “Hayat mücadelesi” sözcüklerin ağızlarına alanlar bunun ne demek olduğunu, benim “hayata atıldığım” yıllardaki anlamıyla bilebilselerdi… Evet hayat o yıllarda gerçek bir mücadeleydi." diyor Vitali Hakko . İşte Vakko 'nun başarı hikayesinin üçüncü bölümü haberimizde..

Vitali Hakko Geçmiş ile Şimdiyi Yorumluyor

Vakko ’nun patronu Vitali Hakko tıpkı Vehbi Koç gibi, dün ile bugün arasındaki farkı değerlendirirken insan gücünün öneminden sık sık bahsetmiştir. Şimdinin neler sunduğunu, yakın gelecek zamanda şartların neler sunacağını ona göre bütün gençler kavramalı ve tahmin edebilmelidir. Geçmişin kendine has şartları içerisinde nasıl başarılı olunduysa bugün de değişik şartlar içerisinde benzer tarzdaki şartlar yakalanabilir. Başarmak ve kazanç kapısı oluşturmak için insana bahşedilmiş en büyük sermayenin akıl ve duygular olduğunu ifade eden Hakko, yöneticilerin de başarıya giden yolda emniyet sübobu rolünü oynadıklarını söylüyor:

“ 20 yıl öncesine kadar, bir genç, öğrenimi yaptıktan, bir iş bulup çalışmaya başladıktan bir süre sonra o işten ayrılıp kendi işini kurardı. Hatta 8-10 yıl aynı işyerinde çalışıp da kendi işini kurmamış olanlara “yeteneksiz” gözüyle bakılırdı. Bölünerek çoğalma dönemiydi o yıllar. Bunun daha çok bunun tersi görülüyor. Öğrenimini yapmış bir genç, gerçekten kendi dalında bilgili ve yetenekliyse, çalışacağı kuruluşu kendi seçiyor. Eğer seçtiği kuruluş ondan, o da çalıştığı kuruluştan memnunsa mutlu ve verimli bir birliktelik başlıyor. Bunun sürmesi ne iki taraf için de yararlı oluyor. En büyük sermayeni eleman olduğunu, bu ülkede, sanırım ilk kez Vehbi Koç gördü ve gösterdi.

Uzaktan izlediğim kadarıyla Koç camiasından kopup kendi işini kuran üst düzey yöneticisi pek yoktur. Hiç değilse diğer holdinglerinki kadar yoktur.

Bugün iş başarmak için ve büyümek istenildiğinde kapital bulmak zor değildir. “Know How” bulmak da zor değildir. Ama yurt içinde ve yurt dışında yetişen bunca gencimize rağmen, yönetii bulmak zordur.”

“Bizim Tecrübelerimizi Hiç Bir Kitap Yazmaz”

Başarının ve kazanç sahibi olmanın basamakları hissiyat ve duygu gerektirir. Bir ruh olayıdır başarmak, mutlu yaşamak, kazanç sahibi olmak. Ünlü işadamlarının özellikle üzerinde durdukları nokta tam burasıdır. Değilse, bol sermaye, bol zaman, bol bilgi birikimi arzu edilen işlerde çaresiz kalır. Vitali Hakko , “Bizim bildiklerimizi ve tecrübelerimizi hiçbir kitap yazmaz” derken kastettiği gerçeklik “erdemlilik”, “içtenlik”, “dürüstlük” “neden çalışması gerektiğinin bilincinde olmak” ve “derin bir ruh genişliği” dir.

“Bizim bilgimizin kuramı, sistematiği yoktur” diyor. Hakko ve devam ediyor:

“Bu ülkenin kendine özgü gerçkelerinden, tarihsel dönemlerden ekonomik nedenlerden kaynaklanmıştır.”

Bu gerçekleri, bu dönemleri ve bu nedenleri her başarma arzusu olan insanın bilmesi, öğrenmesi gerektiğinin altını da çizmiştir:

“Amerika’da, Avrupa’da tezgahtarlıktan patronluğa yükselmiş birçok mağaza sahibi vardır. Ama bir ülke düşünün ki, hilafetten laik cumhuriyet rejimine geçiliyor. İşte önemli olan, o tarihsel dönemde, o anı yakalayıp, o günkü ihtiyaca cevap verecek olan bir üretimi gerçekleştirmek ve onun uzantısı olarak hazır giyime yönelmek, bu alanda hiçbir geçmişi, hazırlığı ve alt yapısı olmayan bir ülkede, kısa bir sürede, ama araştırarak, yurtdışında bu işin ustalarını, adamlarını bularak, öğrenerek, öğreterek, yüzlerce yıllık birikimi ve tecrübesi olan Batı ülkelerini yakalamak, gençler beni bağışlasınlar ama pek kolay bir iş değildir ve sanırım okudukları kitapların hiçbirinde böylesi bir “Case History” ile karşılaşmamışlardır. 1950 sonrası Türkiye, bu tür, kitaplarda yer almayan “case history” lerle doludur.”

Başarının gerçek sırrının, ona duyulan saygıda yattığını, bu saygını da insancılık ve içtenlikte gizli olduğunu her fırsatta dile getiren Küçük Dev Adam Vitali Hakko , “Bunu, ne zaman mağazalarımızdan birine gitsem ve müşterilerle karşılaşsam sezinlerim. Nedir bu derseniz çok açık seçik cevaplayamam” derken, bunun bir ruh olduğunu, bir anlayış olduğunu ima etmek istiyor ve zaten açıklamasını da yapıyor:

“Belki yalnızca insani bir ilişkidir. Belki yalnızca müşterini, yarım yüzyıllık bir kuruluşa duyduğu saygıdır. Belki benim ve satış uzmanlarımın güler yüzleridir. Ama kuşkusuz sır dolu bir gerçek vardır ki o da, sürekli olarak insanlara ve müşteriye gösterilen saygı dolayısıyla kendi kendimize yenilememiz.

Devir Değişiyor Deyip Bahane Bulanlara… Vitali Hakko Cevap Veriyor…

“Devir İlk Defa Değişmiyor”

“Müşterilerinin, en iyiye, en güzele layık olduğuna inanırım ben. Ona gereken saygıyı göstermeliyim ki, o da bana aynı saygıyı göstersin.

Karşılıklı saygı karşılıklı güven.

Bunun, müşteri grubunun sosyal yapısıyla hiç mi hiç ilişkisi yoktur.

Ortanın altı sınıf için üretim yapan bir kuruluş olsaydım, gene aynı şeyi yapardım. Daha az masraflı, daha ucuz malzemeden, ama sürekli değişen vitrinler, insanlara, “işte mağazanız burada sizi bekliyor, içeri girsenize” dedirten vitrinler.

Ben resim yapamam. Beste yapamam. Şiir yazamam. Ama insanlara renklerle, desenlerle yoktan var edeceğim ve onları mutlu kılacağına inandığım bir eşarp, bir kravat, bir giysiyi seçip, onu gerçekleştirebilirim. Güzel sözlerle onların gönlünü alabilir, mutlu anlar yaşatabilirim.

Biz eskiler, bunları gençlere anlatmakta güçlük çekeriz. Onlar da anlamakta güçlük çekerler.

Bana çevremdeki gençler sık sık, “Devir değişiyor” derler. Evet doğru, devir değişiyor. Ama devir ilk defa değişmiyor. Ben hayatım boyunca, bu “Devir” denen şeyin bir çok defa değiştiğini gördüm. Oysa ağaçlar, çiçekler, kuşlar, kelebekler değişmiyor. Güzelliğin biçimi değişiyor olabilir, ama özü değişmiyor.

Çevremdeki gençler, “Tecrübemden yararlanın.” Diyorum. Çünkü bu tecrübelerde, o değişmeyen ağaçlardan, çiçeklerden, kuşlardan, kelebeklerden bir şeyler olmalı.

Bunca yıl boşuna yaşamadım ya!”

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Kitap
Görüş Bildir