Gerçeklikten Şüpheye

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Gerçeklikten Şüpheye

Gerçeklikten Şüpheye

İzzet Yasar’ın Türk edebiyatında öykücülüğü farklı bir boyuta taşıdığı yadsınamaz. Öyle ki, birkaç realist öykü yer alsa da kitabın genelinde sürrealist bir hava hâkim. Yazar, Vian’da, Kafka’da olduğu gibi hiçbir şeyin tuhaf karşılanmadığı farklı bir gerçeklik; dehşetli, ürkütücü öğeler barındıran tekinsiz, gergin, okuyucuyu diken üstünde tutan bir atmosfer oluşturuyor. Öyle bir dünya ki domuz konuşuyor, heykeller sahiplerini ortadan kaldırıyor, sahilde kaya güneş yağı şişesini yutuyor ama bunlar çok da yadırganmıyor. Fakat bu iki yazardaki gerilimle Yasar’ın öykülerindeki gerilim farklı tatlarda; Vian ve Kafka’da bu denli korkunç ölümlere, uç olaylara, şaşırtıcı sonuçlara rastlamayız. Yasar’ın öykülerinin geneli, fantastik korku olarak ifade edilebilir.

Yazarın muazzam bir hayalgücü var. Bilgisayarla ruh çağırma; nükleer güçle çalışan, cam elyafı ve iyonlaştırılmış karbon atomlarından oluşan özel bir alaşımdan yapılmış varlık, denizden dev bir kalamarın yükselmesi, Çemişler köyüne başka bir gezegenden gelin gelmesi ve köylülerin bu durumu çok da yadırgamayıp ona alışması, zamanda yolculuğu keşfeden ve ülkelerin, toplumların tarihinde değişiklikler yaparak onları “temizleyen” örgüt gibi gerçeküstü öğeler son derece yaratıcı ve etkileyici. Entegre et tesisinde makinede sığırların arasına düşerek onlarla aynı kaderi paylaşan imam, herkesin tek gözlü olduğu kasaba, içine giren insanları yok eden havuz gibi öğeler okuyucuya azımsanamayacak bir gerilim yaşatıyor. Daha önce edebiyatımızda böyle bir üslup denenmemiş ya da cesaret edilememiş olabilir; İzzet Yasar bizde öykü türüne farklı bir renk, taze bir soluk getiriyor. Öykülerin sinematografik özelliğiyle anlatılanlar -gerçeküstü olsa da- zihinde kare kare canlanıyor ve okuyucuyu dehşete düşürüyor. Yazar bu gerçeküstü öğelerle korku oluşturmayı öyle ustalıkla yapıyor ki okuyucuyu içinde bulunduğu gerçeklikten şüpheye düşürüyor.

Bir sahil kasabasında

Kitap; “Camdan Mezbahalar”, “Özel Sektör İmamı” ve “Dönüşü Olmayan Hikâyeler” olarak üç temel bölümden oluşuyor. “Camdan Mezbahalar”daki öykülerde ortak noktalardan en dikkat çekeni, hep bir şeylerden kaçıp bir sahil kasabasında pansiyonda kalarak kafa dinlemek isteyen kahraman/anlatıcıdır. Öte yandan en çok gerilim taşıyan öyküler de bu bölümde yer alır. “Dönüşü Olmayan Hikâyeler”de ise “Camdan Mezbahalar” bölümündeki gibi dehşetli öğelere rastlamıyoruz. Bu öykülerin de bazıları fantastik özellik taşıyor fakat korku ve gerilim hissi yaratmıyor, çok daha sakin, durgun öyküler. Hiç olağanüstü olayların işlenmediği öyküler de mevcut. Bu bölümde “aşk” kavramı ön plana çıkıyor. Ayrıca ortak bir motif olarak “sarnıç” yer alıyor. İster realist bir hava taşısın ister fantastik korku türüne dahil olsun, her birini aynı ustalıkla kaleme alıyor yazar.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Kitapaşket
Görüş Bildir