Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Duayen Tarihçimiz İlber Ortaylı'nın Başucu Kitabı Yapabileceğiniz 25 Eseri

-

Duayen tarihçimiz İlber Ortaylı'nın başucu kitabı yapabileceğiniz 25 eserini sizin için derledik. İşte İlber Ortaylı'nın 25 eseri.

1. Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı, evvela imparatorluğu dirilten nesil olan 1880'liler kuşağı, Balkan coğrafyası ve Mustafa Kemal'in aile kökeni ile başlıyor.

Akabinde Atatürk’ün askeri eğitimi, Manastır yılları, Milliyetçilikler Dönemi, İttihat ve Terakki, II. Abdülhamid, Enver Paşa, Ziya Gökalp, Trablusgarb, Balkan Savaşları ve Sofya yıllarıyla devam ediyor.

Ordumuzun İtilaf devletleriyle sekiz cephede mücadele ettiği Birinci Dünya Savaşı, kutlu zaferlerimiz Çanakkale ve Kutü’l Amâre, Mondros, son padişah Vahideddin, bir milletin ve ülkenin ölüm fermanı olan Sevr…

Tüm detaylarıyla Milli Mücadele dönemi, 23 Nisan 1920 ve sonrasında muhalefete rağmen verilen Kurtuluş Savaşı, İnönü Muharebeleri, Lozan Konferansı, Büyük Taarruz ve Cumhuriyet’e giden yol...

Saltanat ve hilafet tartışmaları, Lozan, On İki Ada, mübadele, Osmanlı'dan kalan borçlar, Musul ve yakın tarihin en önemli meselesi olan inkılablar...

Son olarak kişisel özellikleriyle, dünyada, anılarda, hafızalarda kalan izleriyle modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk...

İlber Ortaylı bu ilk biyografisinde yaşamının tüm yönleriyle büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatıyor. Türk tarihçiliğine hiç unutulmayacak ve sürekli başvurulacak bir rehber kitap daha kazandırıyor...

2. İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı

9. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nda modernleşme sürecini, siyasi, toplumsal ve kültürel değişiklikleri ele alan İlber Ortaylı'nın başyapıtı gözden geçirilmiş baskısıyla Timaş'ta. Sırpça, Yunanca ve Macarca'ya çevrilen, Ukraynaca çevirisi devam eden kitap son dönem Osmanlı modernleşme tarihini ele alıyor...

"Osmanlı modernleşmesi otokratik bir modernleşmesidir, iç ve dış gelişmeler, hayatının son kırk yılında imparatorluğu bu otokratik modernleşmeden anayasal bir monarşiye kadar sürükledi, imparatorluk genç Cumhuriyete parlamento, siyasal parti kadroları, basın gibi siyasal kurumları miras bıraktı. Cumhuriyetin tabipleri, fen adamları hukukçu, tarihçi ve filologları son devrin Osmanlı aydın kadrolarından çıktı. Cumhuriyet ilk anda eğitim sistemini, üniversiteyi, yönetim örgütünü, mali sistemini imparatorluktan miras aldı. Cumhuriyet devrimcileri bir ortaçağ toplumuyla değil, son asrını modernleşme sancıları ile geçiren imparatorluğun kalıntısı bir toplumla yola çıktılar. Cumhuriyetin radikalizmini kamçılayan öğelerden biri de yeterince radikal olamayan Osmanlı modernleşmesidir. 

Bugünkü Türkiye'nin siyasal-sosyal kurumlarındaki sağlamlık ve zaafın bilinmesi, son devir Osmanlı modernleşme tarihini iyi anlamakla mümkündür. 19. yüzyıl bütün Osmanlı camiasının en hareketli, en sancılı, yorucu, uzun bir asrıdır; geleceği hazırlayan en önemli olaylar ve kurumlar bu asrın tarihini oluşturur."

3. Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek

"Türk toplumu yedi asırlık tarihine ilgi duymaya başladı. Bu ilgi, kuru bir hamaset çizgisini geçti, anlaşılan toplumsal düşüncenin ve yorumlamaların tekâmül etmesi dolayısıyla "Osmanlı İmparatorluğu nedir? Bu imparatorluğun kurumları nedir? Yaşam şekli nedir? Bizim için anlamı nedir?" gibi sorulara cevap aranmaya başlandı. Ve bu meyanda, çalışmalar, hazırlıklar yapmak ve yaptıklarımızı geniş kitleye tanıtmak gibi bir ihtiyaç hâsıl oldu. Şüphesiz ki elinizdeki bu kitap da bunlardan birisidir ve o iddiadadır." İlber OrtaylıGeçmişten geleceğe tarihî gelişmelere ışık tutarken, tarihin bıraktığı izleri irdeleyen İlber Ortaylı bu sefer okuru Osmanlı'yı; padişahları, sarayları, yönetim şekli, semtleri ve abidevî eserleriyle kısacası kendine özgü kimliğiyle yeniden keşfetmeye davet ediyor...

4. Ilber Ortayli Seyahatnamesi

“Türkiye gibi önemli bir coğrafyayı ve tarih alanını öğrenmek için onun kuzeyindeki Güney Rusya ve Kafkasya, doğusundaki İran ve Hindistan, güneyindeki Suriye, Filistin ve Mezopotamya'nın yanı sıra Balkanları ve Akdeniz ülkelerini anlamak da kaçınılmazdır” İlber Ortaylı Çok gezen mi daha iyi bilir, yoksa çok okuyan mı? Peki ya bir yandan okurken diğer yandan da gezme imkânı bulanlar? İlber Ortaylı’ya eşlik etmek isterseniz bu kitap tam size göre… İlber Ortaylı yalnız tarihçiliğimizin büyük bir ismi değil aynı zamanda küçük bir bavul ve rehber kitaplarıyla Orta Asya’dan Avrupa’ya, Kafkaslar’dan Ortadoğu’ya 50 yıldır gezen “seyyah”. Çıktığı sayısız yolculuktan en önemli notları aktaran İlber Ortaylı’nın anlatım gücüyle gezeceğimiz coğrafyalar şöyle: Suriye, Ürdün, İsrail, İran, Azerbaycan, Rusya, Kırım, Özbekistan, Tuna, Bosna, Makedonya, Arnavutluk, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Macaristan, Romanya, Eski Avusturya, Yunanistan, İtalya, Malta, İspanya, Portekiz, Litvanya, Estonya, İsveç, Hindistan, Japonya ve Singapur. Hazırsanız, İlber Ortaylı ile hayatınız boyunca hiç unutamayacağınız yolculuğunuz başlıyor...

5. Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu

Osmanlı İmparatorluğu'nun Batı dünyasına açılış çağında, Cermen kültürünün özel bir yeri olmuştur. Birinci Dünya Savaşı'nda, iki imparatorluğun da çöküşünü hazırlayan kader birliği yolunda, yalnızca siyasal ve askeri alanlarla sınırlı kalmayan ortaklıklar göze çarpar.

İlber Ortaylı, hem titiz ve geniş ufukta tarihçiliğini, hem de tadına doyum olmaz üslupçuluğunu işe koştuğu bu kitabında, Osmanlı dünyasında Alman etkisinin bütün boyutlarını olağanüstü bir sürükleyicilikle ortaya koyuyor.
Kendi alanında önemli bir eser.

“Onuncu Baskıya Önsöz
Osmanlı İmparatorluğu’nda Almanya etkisi 19. yüzyılın son çeyreğini ve 20.yüzyılın ilk yirmi yılını kaplar. 
Bu çalışmaya başlarken bizim arşivlerimizin yanında Avrupa devletlerinin arşivlerini kullanmak gibi yöntemsel bir hedef; itiraf etmeliyim, bana konunun içeriğinden daha cazip görünmüştü. O zaman Türkiye tarihinin bazı safhalarını yabancı arşiv kaynaklarını kullanarak yazmak henüz yaygın bir yöntem değildi. Konu üzerinde çalışmaya başlayınca 19. yüzyıl tarihinin çekiciliğini keşfettim.
Günümüzün Türkiye tarihi için Almanya’nın ve Almanya tarihi için de Türkiye’nin önemi açıktır. Bu ilişkiler basit diplomatik, hattâ askerî ilişkilerin daha ötesine uzanır. Alman sanayi ve ideolojisi Osmanlı İmparatorluğu’yla kurulan ittifaka dayanmış, Türk modernleşmesi de bilhassa askerî alanda Alman modelini tercih etmiştir. Aslında bu ilişkilerin yoğun incelenmesi gerekir. Ne yazık ki hâlâ araştırmalarda bir yoğunlaşma gözleyemiyoruz. Hâlbuki 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu kalıntıları itibariyle elan yaşıyor. Bu yaşamsal devamlılığın okuyucuya da ilginç geleceğini düşünüyorum.

6. Gelenekten Geleceğe

İlber Ortaylı bu kitabında; gelenek kavramından edebiyata, tarihçiliğimizin eleştirisinden tiyatroya, demokrasi tarihimizden Hammer ve Cevdet Paşa'ya, Harf Devrimi'nden Mimar Sinan'a birçok alanda geleneğimizin geleceğimize eklemleneceği mihverleri tesbite yöneliyor...
"Gelenekle geleceği bir arada düşünmek ve tartışmak aslında her aydının görevidir. Geleneği reddetmek kimsenin haddi değ amma velâkin geleneğin ne olduğunu bilmek ve tarifini doğru yapmak şartıyla... O zaman geleceğin ne olacağını biraz daha iyi biliriz, daha doğrusu kendimiz kuracağımız için biliriz."

7. Türkiye'nin Yakın Tarihi

"Osmanlı İmparatorluğu gürültüyle ve aniden ortadan kalktı. Büyük imparatorluklar artlarında üç-beş yıllık değil, yüz yıllık sancılar bırakır." 
"İttihatçılar vatanseverdi, bu onların hem gücüydü, hem de hatalarının bir nedeni..." 

"Türk toplumu yeryüzü tarihinin en büyük devrimini yaşayan yerkürenin devlerine karşı varlık mücadelesi vermiştir." 
"1924 Anayasası hem bizim tarihimiz hem de yakın tarih için Balkanlar Dünya Savaşı'ndaki ağır hatalar ve boş özlemler sebebiyle, İkinci Dünya Savaşı'na ihtiyatla yaklaşılmıştı." 

"6-7 Eylül olayları, Varlık Vergisi ile birlikte yakın tarihin en büyük sorun çıkaran iki tertibidir. Tertiplerin akışına sorumlular bile hakim olamamıştır." 

"Yassıada duruşmaları hiçbir hukukçunun onaylayamayacağı biçimdeydi."

8. İstanbul'dan Sayfalar

Seyrine doyum olmayan bir İstanbul albümü… Asitane, Deraliyye, Dar-ül hilâfet'il aliyye, Dar'üssaadet, Dersaadet, İslambol gibi pek çok ismi vardır İstanbul'un… Sayfaları çevirmekle bitmeyen bir kitap, seyrine doyum olmayan bir resimdir İstanbul. Bu şehirde uygarlık tarihinin her anından, her bucağından kalıntılar, renkler vardır ve bugün de ilginç bir değişimin içindedir. Sultanahmet Meydanı, Beyazıt, Bâbıâli, Beyoğlu, Pera, Tarlabaşı, Balat, Eyüp, Kumkapı ve Taksim'den yola çıkan İstanbul'dan Sayfalar sokaklarından meydanlarına, camilerinden mezarlıklarına, ulema semtlerinden eğlence mekânlarına, kütüphanelerinden meyhanelerine benzersiz bir İstanbul yolculuğu. İlber Ortaylı; diliyle, tarihiyle, kültürüyle var olan eşsiz bir hazinenin, bir dünya başkentinin sayfalarını aralıyor.

9. Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devleti'nde Kadı

Türkiye'de tarih denilince akla ilk gelen isim İlber Ortaylı'nın kaleminden Osmanlı hukuk tarihinin merkezinde yer alan ve üzerine pek konuşulmayan kadıları anlatan önemli bir çalışma…Kadılık İslam Ortaçağında ortaya çıkan idari ve adli bir görevdir. Kadı'nın sosyal-idari fonksiyonları değerlendirilirken on dört asırlık İslam tarihi içindeki evrimi göz önüne alınmadığından, bu kurumun İslam öncesi imparatorluklardan neleri, ne ölçüde miras aldığı üzerinde de durulmamıştır. İlber Ortaylı, kadıların tarihini ve yargı görevlerini, tayinini, görev süresini, yargı bölgesini, yardımcılarını, diğer memurlar arasındaki hiyerarşik ilişkisini ve Osmanlı mahkemelerinin nasıl işlediğini birincil arşiv kaynaklarını kullanarak anlatıyor. İlber Ortaylı, hem geniş ufuklu tarihçiliğini hem de tadına doyum olmaz üslupçuluğunu işe koştuğu bu kitabında, Osmanlı dünyasında kadı'nın bütün boyutlarını olağanüstü bir sürükleyicilikle ortaya koyuyor.

10. Eski Dünya Seyahatnamesi

Atalarımızın Anadolu'ya gelmeden önce kaç asır oturduğu ve hâlâ da nüfusunun önemli bir kısmını kuzenlerimizin teşkil ettiği, edebiyatımızın ve dilimizin istesek de istemesek de, sevsek de sevmesek de atamayacağımız yüzde 40'ını oluşturan Ortadoğu'dan köşe bucak buram buram tarihimiz kokan Balkanlara; havasını yakaladığınız zaman kocaman bir coğrafyanın ve uzun bir tarihin küçülüp sizinle kucaklaştığı bir tiyatro olan Akdeniz'den okumakla, filmle, resimle anlaşılamayan Asya dünyasına; tezatlar içinde gelişen kapalı kutu Uzakdoğu'dan pek çok ünlü sanatçıyı bağrında yetiştiren sanatın ve tarihin merkezi Avrupa'ya kadar bir uçtan bir uca Eski Dünya üzerinde seyahate çıkmaya hazır mısınız?
Isfahan, Venedik, Kudüs, Kırım, Tokyo, Yemen, Barcelona, Bosna, Girit, Hindistan, Berlin, Japonya, Kafkasya, Türkiye… Günümüzün Evliya Çelebi'si İlber Ortaylı'nın dünya üzerindeki adımlarına eşlik ederken Eski Dünya düzeninin ülke ve şehirlerinin büyülü zamanlarına gidecek ve geçmişinizle yeniden usulca buluşacaksınız.

11. Türkiye Teşkilat ve İdare Tarihi

Osmanlı idari teşkilatı imparatorluklar bölgesi Ortadoğu medeniyetinin teşkilatlanma tarihindeki zirveyi temsil eder.

Bir imparatorluğun idari teşkilatı onun zengin sosyal kurumlaşmasının bir yansımasıdır. Bu zor deneme inşallah amacına ulaşır.

Bu konuda talebelerin ve meslek dışı okuyucunun ihtiyacı için, ilk kez 1979'da yazdığım bu kitabı, birinci baskıdan sonra bir daha, maalesef ele alamadım. Talep üzerine dostum ve talebem Dr. Mustafa Çalık'ın himmetiyle kısa zamanda, aşağı yukarı bir misli daha genişletmek suretiyle yeniden baskıya hazırladım. Eserin bu haliyle 2007'nin Kasım ayında yapılan 'yeni' birinci baskısının birkaç ay gibi kısa bir müddette bitmesi elbette sevindiricidir.

12. Defterimden Portreler

Tarihten...
Sezar, İmparator Augustus, Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim, V. ŞARL, Kanuni ve Hürrem, Mimar Sinan, Evliya Çelebi, Beethoven, Kösem Sultan, ııı. Selim, Çariçe II. Katerina, Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Tolstoy, Puşkin, ıı. Abdülhamid... 

Günümüzden...
Latife Hanım, Kazım Karabekir, Osman Ertuğrul Efendi, Neslişah Sultan, Mehmed Akif Ersoy, BÜLENT Ecevit, Cemil Meriç, Halil İnalcık, İsmail Cem, Recep Yazıcıoğlu, Yahya Kemal, Attilâ İlhan, Hüseyin Hatemi, Yılmaz Öztuna, Reşad Ekrem Koçu, Irene Melıkoff, Oktay Aslanapa, Özdemir İnce, Sureyya Faruki... 

Türkiye'nin önde gelen tarihçilerinden İlber Ortaylı bu sefer defterini okurlarıyla paylaşıyor. Okuduklarını, tanıdıklarını, hocalarını kendi gözünden okuyucularıyla paylaşıyor. Tarihe yön veren kişiler, günümüzün tanınan, tartışılan, konuşulan isimleri Ortaylı'nın kaleminden yeniden canlanıyor.

13. Türklerin Tarihi

Türklerin Tarihi, göçebe bir kavimken Ortadoğu'nun güçlü uygarlıklarından birini tesis eden Türklerin günümüzde de çok konuşulan menşei tartışmalarıyla başlıyor. Akabinde Orta Asya'dan Anadolu'ya göç edip bölgeyi Türkleştirmeleri ve orada inşa ettikleri kültürün esasları… Büyük bir mirasa, güçlü bir yapılanmaya ve tarihî bir zenginliğe sahip bir milletin, Türklerin adının nereden geldiği ve bu coğrafyaya ne zamandan beri "Türkiye" dendiği tartışmalarının tüm detayları… Kazanılan önemli savaşlar ve geri çekilmelerle, dahası ızdırablı toprak kayıplarıyla bugünkü halini alan Anadolu'nun hikâyesi…

Türkiye'nin Malazgirt Savaşı'yla Bosna'nın fethi arasındaki 400 yıl boyunca Avrupa açısından önemli bir ülke ve baş edilmesi gereken bir sorun olmasının gerekçeleri… Dahası Oğuzlardan Kıpçaklara, Peçeneklerden Selçuklulara ve büyük bir imparatorluk olan Osmanlılara kadar uzanan ve sadece Türklerin değil; Rusların, Memlukluların, Karakoyunluların, Gaznelilerin, Safevilerin, Çinlilerin, Hintlerin ve Arapların tarihi… Yani aynı coğrafyayı yüzyıllar boyunca paylaşan uygarlıklara hep etki etmiş ve Doğu ve Batı kültürlerini birbirine taşımakta önemli bir rol oynamış Türklerin dünya tarihindeki yeri mercek altına alınıyor.

14. Türklerin Altın Çağı

14. ve 17. yüzyılları arasında Hindistan’dan Viyana kapılarına kadar muazzam büyüklükte bir coğrafyaya hükmettiler... Orta Asya, Kafkasya, Ortadoğu ve Avrupa’nın tarihini şekillendirdiler. Uyguladıkları askerî taktiklerle imkânsız görülen pek çok savaştan zaferle çıktılar...

Hangi kıtada olursa olsun adalet esasıyla yönettiler... Sorunlarını çözemeyen Avrupa devletlerine fikirleriyle ilham verdiler... Mimarîden musikiye, edebiyattan tıbba kadar yeryüzünün her coğrafyasında kalıcı bir iz bıraktılar.

Birçok devlet kurdular: Timurlular, Altın Orda, Memluklar, Osmanlılar...

Efsane hükümdarlara sahip oldular: Emir Timur, Fatih Sultan Mehmed, Sultan Baybars, Kanuni Sultan Süleyman, Babür Şah...

İlber Ortaylı, Asya’nın bozkırlarından Avrupa’nın içlerine kadar ilerleyen, dünya tarihinde zirveye taht kuran Türklerin muhteşem yıllarını anlatıyor…

15. Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek 2 - Son İmparatorluk Osmanlı

"Osmanlı İmparatorluğu tarihin gerçek anlamdaki son üniversal, yani beynelmilel, cihanşümul imparatorluğudur.

Akdeniz havzasındaki üç tarihî imparatorluktan birini kuranların torunları ve çocuklarıyız. Osmanlı'nın tarihini, kimliğini bilmek ve anlamak kolay değil; bütün etrafımızı, yani yeryüzünün en esaslı uygarlıklarını tanımamız, incelememiz, Osmanlı'nın kurumlarını, anlayışını, olaylara bakışını bilmemiz lazım. Osmanlı'yı tanıdıkça, araştırdıkça, okudukça kendimdaha çok sevecek ve tarihimize daha çok ısınacağız.

Şüphesiz elinizdeki bu kitap da bu konuda okura yardımcı olma ve Osmanlı'ya dair yeni ufuklar açma iddiasındadır."

16. Cumhuriyet'in İlk Yüzyılı 1923-2023

Cumhuriyet'in İlk Yüzyılı'na yeni devletimizin yapı taşlarının döşendiği Osmanlı İmparatorluğu'nun modernleşme döneminden başladık.

Atatürk ve silah arkadaşlarının yetiştiği II. Abdülhamid'in modernlik arayışı içinde geçen yıllarını, ama aynı zamanda istibdad günlerini ve buna karşı isyan edip hürriyet arayan genç Osmanlı subaylarının maceraları hayatları...

Millî Mücadele dönemini, özgürlük havasının egemen olduğu Cumhuriyet'in ilk iki yılını ve tek partili zorlu zamanları, ardından gelen çok partili siyasal yaşamın başladığı 1950'li yılları...

1913 Babıali Baskını'yla başlayan darbeler tarihini...

Yeni devletin ilk gününden itibaren çözmeye çalıştığı kadim problemleri; Kürt Sorunu'nu, "irtica" meselesini ve eğitim konusunu...
İslâmcılıktan milliyetçiliğe, merkez sağdan sosyal demokrasiye bütün siyasal akımları...

1876'dan 1924'e ve 1982'ye anayasa metinlerimizi... Bizleri 2023'e taşıyacak yeni anayasa özlemimizi...

Asırlık dış politikamız, ikili ilişkilerimiz, uluslararası kuruluşlardaki temsiliyetimiz, Kıbrıs Barış Harekâtı, AB macerası ve Ortadoğu politikalarımızı...

Şehirleşme, üniversiteleşme, gecekondulaşma, ekonomik büyüme, yolsuzluklar, gündelik yaşamdaki nitelik ve kalite kaybı gibi en güçlü sosyolojik dinamik ve gelişmeleri...

Yani bizi biz yapan ve bugünlere taşıyan önemli tarihsel dinamikleri konuştuk...”

17. Yakın Tarihin Gerçekleri

"Trablusgarp Savaşı'nda Türk komutanlar etrafı şaşırtacak derecede etkin örgütçü, eğitimci ve her şart altında savaşçı olduklarını gösterdiler."

"Balkan Savaşları'ndaki yenilgi; İngiltere ve Fransa'da Türk savaş gücü hakkında yanlış değerlendirmelere neden oldu. Bu yanılgıya Türkleri iyi tanıyan Almanya ve Avusturya kurmayları düşmedi."

"I. Dünya Savaşı'ndan sonra Türk toplumu kaosu ve yeni bir dünya savaşını değil, Milli Mücadele'yi tercih etmiştir."

"Osmanlı İmparatorluğu, milliyetçi akımlar sayesinde dağılan tek imparatorluk değildi; fakat ne Rusya, ne de Avusturya-Macaristan'da ulusalcı akımlar bu derecede aktif ve silahlı eyleme dönüşmüştü."

"İttihatçılar milliyetperver ve büyük ideallere sahiplerdi ama kendilerini değerlendiremeyen bir ekip olmaları onları başarısızlığa sürükledi."

"Tarih okumayan ve bilmeyen adam kendine göre bir sınır çiziyor. Mesela kolaylıkla 'Osmanlı'nın bizimle ne alakası var?' diyor. Bu çok vahim bir durum!"

"1918 yılında, mütarekenin en hazin vaktinde, millet her yerde direniyordu. Ama bu direnişlerin arasında koordinasyon yoktu. O eşgüdümü hangi politik deha sağlayacaktı? Ancak arkasında askerî bir başarı ve müspet intibaları olan bir komutan… Mustafa Kemal Atatürk..."

"1967'de bindiğimiz trendeki ihtiyar Araplar 'Ah nerede o Osmanlı!' diye yakınıyorlardı. Cevabı düşündürücüdür. Acaba o Osmanlı'yı kim kovaladı, bizimle beraber mi kovalandı; bilemiyoruz."

Türkiye'nin önde gelen tarihçilerinden İlber Ortaylı okurlarıyla yakın tarihin tartışmalı konularını ele alıyor: Balkanlarda İsyanlar, İttihat ve Terakki Partisi, Son Padişah Vahideddin ve Osmanlı'nın Son Günleri, Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet'in ilk Dev Atılımları, Anayasalar, Seçimler, Tek Parti Devri ve İkinci Dünya Yılları… Ortadoğu'nun Tarihi, Krallıkların Yükselişi ve Çöküşü, Baskıcı Liderler ve Oğulları, Kanayan Yara Filistin'in Geçmişi ve Geleceğine Dair Yorumlar... İstanbul'un Tarihi ve Kimliği, Sahipsiz İstanbul, Kültürel Mirasların Geleceği...

18. Osmanlı Toplumunda Aile

Geçmişi karanlık temel kurumlarımızdan biri olan ailenin, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki konumu, büyük tarihçimiz İlber Ortaylı'nın kaleminden değerlendiriliyor. Ortaylı, eşlerin birbirine karşı sorumlulukları, aile hukuku, çocuğun yetiştirilmesi, devletin Müslüman ve gayrimüslim ailelere yaklaşımı, miras, çok eşlilik, ataerkillik, harem gibi sağlıklı bilgi olmadan üzerine çokça konuşulan mevzuları ilk elden kaynaklarla yorumluyor. Osmanlı Toplumunda Aile, yalnızca tarihçiler ve araştırmacılar için değil Osmanlı İmparatorluğu'ndaki yaşamı merak eden, sağlam bilgilerle donanmak isteyen herkes için ideal bir çalışma.

"Aile bir toplumun en muhafazakâr, az değişen kurumlarından biridir ve şimdi bu asırda değişmektedir, bu değişme sebebiyle “aile” kurumu kadar tarihçi araştırmalarını gerektiren bir konu yoktur. Bu nedenle Osmanlı toplumunda aile yapısı üzerine yazdığım ve tasvip gören makalelerimi yeniden ele almak, yeni malzemeyi araştırmak ve “millet” sistemi ve “hukuktaki Romanizasyon” gibi toplumsal ve hukukî çerçevesine oturtmak gerekiyordu. Bunsuz son 150 senedeki ailenin, aile hukukunun evrimini kavramak mümkün değildir. Bu nedenle 15.- 16. yüzyıllardan bugüne dek hukukî ve toplumsal çerçevesi içinde Osmanlı ailesinin gelişimini ele alan bu çalışmayı kaleme almayı gerekli gördüm."

19. Tarihin İzinde

Tarihi sevdiren adam sizi "Tarihin İzinde" dolaştırmaya devam ediyor...

"Bazı tarihçilerimiz vardır, diyorlar ki mesela, 'Osmanlılar Arapça kullanmış, Farsça kullanmış.' Hâlbuki Osmanlı'nın Arapça bileni, bugün bizim İngilizce bilenimiz kadardır."

"Bize Türkiye ismini 12. asırda İtalyanlar koymuştur. Ülkenin çoğunluk halkı Türk olduğu için bize Türkiye, "Türkü Mania" gibi isimler koymuşlar. Ama biz kendimize ısrarla Rum, Romen demeye devam ettik. Çünkü bu Roma imparatorluğu'nun bir devamıdır. İstanbul'u fetheden Fatih de kendisini Kaiser-i Rum (Doğu Roma İmparatoru) ilan etmiştir. Ama bununla beraber tabii ki o da Türktür."

"Sultan Abdülaziz'in öldürüldüğü kanısındayım. Çünkü Sultan Abdülaziz bir kere çok dindar. Dindar adamlar kolay intihar etmiyorlar. Abdülaziz yaşamayı seven biri..."

"Vahdeddin ve Atatürk karşı karşıya gelmişlerdir. Ama dost oldukları zaman da vardır. Kim ne derse desin son padişah hazineyi soyup gitmedi. Gittiği yerlerde de Türkiye devleti aleyhinde faaliyette bulunmadı, söz söylemedi."

"Din ile devletin ayrılması Yahudi ve Müslümanlıkta imkânsızdır. Çünkü her iki dinde de din insanların yirmi dört saatini ayarlar. Sadece devletle olan ilişkilerini değil özel hayatlarını, nasıl yiyip içeceklerini, nasıl temizleneceklerini, karı-koca arasındaki ilişkiyi ve tabii ki devletle olan ilişkiyi ayarlar."

Ülkemizin değil dünyanın en önemli tarihçilerinden İlber Ortaylı "Tarihin İzinde" dolaşıyor, kafa kurcalayan sorulara cevaplar veriyor ve ezberleri bozuyor.

20. Tarihimiz ve biz

Tarih yapan milletlerden biri olarak biz Türkler tarih bilincine ne derece sahibiz? Geçmiş belgelerimize ne kadar yakın, ne ölçüde uzağız? Prof. Dr. İlber Ortaylı derin vukufiyeti ve benzersiz üslubuyla bizi tarihimizle tanıştırıyor, yüzleştiriyor. Osmanlı'nın klasik dönemini, XVIII ve XIX. asırlardaki toplumsal ve siyasal panoramayı, bugünkü Avrupa'yı var eden koşulları, Türk, Rus ve Japon modernleşme yolculuklarını, kısacası dünya medeniyetinin kökenlerini gözler önüne seriyor.

* Anadolu'da Osmanlı Hâkimiyeti

* Bir Balkan İmparatorluğu Olarak Osmanlı

* Viyana Kuşatması: Yeni Bir Osmanlı'ya Doğru…

* Osmanlı Modernleşmesi

* Doğu ve Batı Ayrımları

* Avrupa Nedir, Nereleri Kapsar?

* Batı'da Türk İmajı

* Yabancıların Gözüyle Osmanlı: Seyahatnameler

* Türkiye'nin Oluşumu

* Romalılık, Osmanlılık, Türkiyelilik

* Osmanlı Zamanında Sanat

* Katolik-Ortodoks Dünyası

* Ermeni 'Soykırımı' İddiaları Üzerine

Tarihimizi okudukça kendimizi daha çok sevecek ve geçmişimize daha çok ısınacağız!

21. Tarihin ışığında

Biz hepimiz kendimize göre birer Enver Paşayız. Elimize fırsat geçse nice Enver Paşalıklar yaparız. Onun için birinci harbin komutanlarının aceleciliğini ve hayalciliğini hak vermesek de anlamak lazım.

- Dünyada hiçbir doğru dürüst devlet yoktur ki dini kontrol etmesin. Bunun demokratik gelişmemişlik düzeyiyle de ilgisi yoktur. Büyük dinlerin yapısı ve ananesi böyledir

- Fatih doğu ve batı dillerine hakimdi. Kanuni bir kuyumcu, IV. Murad ressam ve müzisyen, II. Abdülhamid usta bir marangozdu. Abdülaziz şark ve garp musikisinde eserler bestelemişti.

- "Türkiyeli" ismi tercüme edilemez, içeriği bakımından bu kelimeyi teklif edenlerin de amacını zaten karşılamaz. Başka bir kimlik kullanmak isteyenler bunu ifade edebilirler. Ama bunun için ülke yurttaşlığının ve kimliğin adını değiştirmelerine lüzum yoktur, hakları olduğunu da zannetmiyoruz.

Tarihçi İlber Ortaylı sıra dışı analizlerine ve güçlü yorumlarına devam ediyor. Kendisine has bakış açısıyla geçmişi "Tarihin Işığında" ustaca değerlendiriyor

22. Tarih sohbetleri: Kent ve Toplum

‘’Türkiye tarihinin teknik olarak yazımını, birtakım tezlerin teknik tenkidini yapanlar ecnebiler, yani tarih eğitimlerini, tarihe bakış alışkanlıklarını tamamıyla bu çevrenin dışında edinmiş insanlar. bu konunun üzerinde durulması gerekiyor.’’

‘’Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı hükümet bünyesinin dışına çıkarılamaz, bu mümkün değildir ; zaten dinen caiz değildir.Dinen caiz olmadığı gibi, pozitivist ve müspet dünya görüşüyle de mümkün değildir.’’

‘’Eğitimi ve nüfusu gerileyen, sanayileşmesi çözülen, bütçe sıkıntılarıyla boğuşan Avrupa 19.yüzyıldaki beşeriyet tarihi alanındaki üstünlüğünü 20.yüzyılda muhafaza edememiştir ve bu yüzyıla da yorgun ve yaşlı girmiştir.Türkiye ise bilhassa yüksek tahsilde kısmen Amerikan yöntemlerini takip etti ve bu yöntemler de yararlı oldu.’’

‘’Açıkçası bir Cumhuriyet tipi yaratamadık ; yani Cumhuriyet kendi adamını yetiştirememiştir.Atatürk bazı örnekler ortaya koydu ama arkadan gelenler bunu sürdüremedi.Kendine Cumhuriyetçi diyenler de dahil olmak üzere Cumhuriyet tipi inşa edilemedi ve elbette Bu maarifleşmeyle ilgili bir meseleydi.’’

‘’Bizim gibi ülkelerde hiçbir zaman ekstrem akımların taraftar bulması ve idareyi ele geçiren insanların bile uç hareketler göstermesi mümkün değil.Konsensüs içinde olmak zorunda .Ayrıca bakmak lazım, bu memleketin fundamentalist insanları İran’daki gibi bir zümre yetiştirmişler mi diye.Cumhuriyet, laik olduğunu söylüyor, tabii İslam dininde kurum olarak laiklik olmaz.Ama koymuş ve bunu tatbik etmiş.’’

‘’Bir kent kültürümüz var. Mesele İstanbul, müthiş bir atılım yaptı, ama İzmir altyapısı olmasına rağmen o derece eğilim gösteremedi, çünkü iktisaden de gelişemiyor.Ankara maalesef bütün sübvansiyon ve aşılamalara rağmen aşı tutmadı.’’

23. İmparatorluğun Son Nefesi

İmparatorluğun Son Günlerinden Cumhuriyetin Kuruluş Öyküsüne... 

"En utanılacak yönümüz; tarih yaptığımız halde tarih öğrenmemek; tarih yazmamak konusundaki ısrarımız!" İlber Ortaylı 

BALKAN SAVAŞLARI 
"Balkan Savaşları, bizim tarihçiliğimizde imparatorluğun yıkılış süreci olarak adlandırılır. Aslında bu vaka, bir imparatorluğun yıkılışı olmaktan ötedir. Biz bu savaşlar 
sonunda Rumeli'deki anavatanı kaybettik." 

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI 
"Birinci Dünya Savaşı Türk halkı için en acı hatıralarla doludur. Cephede şehitlerin yanı sıra cephe gerisinde yokluktan, hastalıktan ölümler ve sıkıntılı bir hayat söz 
konusudur. Ama galiba Türk toplumu modern anlamda bir millet olma aşamasına burada dönmektedir. Bu onu birçok başka uluslardan farklı kılan yanıdır. Direnci artırmış ve 
kimliği oturmuştur." 

LOZAN-Zafer mi Hezimet mi? "Cumhuriyet tarihinin üzerinde en çok tartışılan olaylarından biri Lozan Antlaşması'dır. Bu konuda Lozan'ı bir hezimet olarak görenler de bir zafer olarak niteleyenler de var. Lozan mantıki ve gayet onurlu bir uzlaşmadır. Kalıcı ve düzeni sağlayıcı bir anlaşma olarak görülmelidir." 

CUMHURİYET 
"Cumhuriyet, devamlılıktır. Osmanlı, Türklerin imparatorluğuydu, bu da Türklerin cumhuriyetidir." 

SULTAN ABDÜLHAMİD 
"Bir tarihçinin deyişiyle; Dünya tarihinin en hadiseli otuz küsur yılı, onu yormuştu." 

ENVER PAŞA 
"Başkumandan vekili cesur planların sahibiydi. Bu planların hepsinin aynı derecede akil ve bilgili bir şekilde hazırlandığını söylemek mümkün değildir." 

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 
"Atatürk'ün başarısındaki en önemli faktör; vazgeçmek bilmeyen iradesidir, bu noktada Rumeli inadı vardır Gazi Paşa'da. "Olmalı" dediği an, olabilir yok. Bu liderlik yapmaya hevesli herkese lazım bir prensib..." 

Balkan Harbi'nden Birinci Dünya Savaşı'na, İstiklal Mücadelesi'nden Lozan Görüşmeleri'ne, Halifelik tartışmalarından Cumhuriyet'in kurulmasına, Sultan Abdülhamid'den Mustafa Kemal Atatürk'e, Enver Paşa'dan Halide Edip'e gündemden düşmeyen konular ve tartışılan tarihi kişiliklere dair İlber Ortaylı'nın görüşlerini merak edenlerin kaçırmaması gereken bir kitap; İMPARATORLUĞUN SON NEFESİ...

24. Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek 3 - Üç Kıtada Osmanlılar

Geçmişten geleceğe tarihi gelişmelere ışık tutarken, tarihin bıraktığı izleri irdeleyen İlber Ortaylı Osmanlı'yı keşfetmeye devam ediyor. Ortaylı bu sefer okuru Osmanlı'yı "üç kıtaya hükmeden" yöneticileri ve yönetim şekliyle, Akdeniz dünyasındaki hakimiyetiyle, "millet" sistemiyle, 18. yüzyıl Avrupa'sında değişen devletler dengesindeki rolüyle ve şehirlerdeki yaşam biçimiyle kısacası kendine özgü kimliğiyle keşfetmeye davet ediyor... 

"Osmanlı İmparatorluğu Marmara Bölgesi'nde küçük bir beylik olarak doğdu, gelişti; fakat bu ilk yılların üzerinden daha 150 yıl geçmemişti ki Balkanlar'da ve Ege'de hâkimiyeti tesis etti ve bu Balkan hâkimiyeti hemen hemen bugünkü Yunanistan'ın tamamını kapsadı. Çok kısa bir süre sonra Adriyatik, Tuna Nehri, Karadeniz kıyıları ve Mezopotamya'ya kadar uzandı. 
İkinci asrında Akdeniz'in batı yakası hariç, kuzeyi ve Kuzey Afrika da dahil çepeçevre saran bir imparatorluk olmuştu. Yani başka bir deyişle, gerek müesseseleri, gerek hayatı, gerek üniversalist hâkimiyet anlayışı ve gerek coğrafyası itibariyle üç kıtaya hükmeden bir imparatorluk oluştu... 

Akdeniz dünyası üzerinde kurulu olan Osmanlı İmparatorluğu bu bölgenin son muhteşem imparatorluğuydu ve onu bütün kültürleri, bütün mirasıyla birlikte barındıran ve çağdaş dünyaya taşıyan, asıl tarihî vazifesi de bu olan bir imparatorluktu."

25. Osmanlı'ya Bakmak

"Osmanlı İmparatorluğu modern dünya ve milliyetçilik karşısında yıkılan son Roma'dır. Bu tip bir imparatorluk bundan sonra olamaz."

Osmanlı'ya Bakmak kitabında Haçlı birliğini dirilten Fetih'ten, Osmanlı tarihinin tartışmalı pek çok olay, kavram ve kurumu ele alınıyor. Mohaç'tan Kırım Savaşı'na, Osmanlı tarihi boyunca hep bir muamma olarak kalan Ortadoğu'dan Mısır ile olan ilişkilere, Kavalalı Mehmet Ali Paşa sorunundan sürgündeki Şehzade Cem Sultan'a, kadınlar saltanatının en güçlü ve simge ismi Kösem Sultan'dan II. Abdülhamid'e, Osmanlı'daki milletler ve dinler mozaiğinden Balkanlar'daki milliyetçilik hareketlerine… Osmanlı Batılılaşması, diplomasi, dışişleri, Tanzimat ve Meşrutiyet dönemine kadar pek çok konu İlber Ortaylı'nın akıcı kalemiyle bu kitapta.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Gizli Kullanıcı

İlber Hoca'nın şimdiye kadar 3 kitabını okudum, söyleyebileceğim tek şey İlber hoca'yı sadece dinleyin, okumayın. :D Açıklayayım hemen; bir konuyu anlatacak, o konuyla ilgili uzaktan ilgili ne varsa onu anlatıyor ve bunu normal konuştuğu gibi yapıyor, uzun uzun bir sürü cümleyle. Bazen okurken diyorsun ki "hoca artık sadede gel, asıl n'olmuş?". Şaka bir yana çok doyurucu oluyor anlattıkları ama biraz yoruyor okurken, siz yine okuyun, okumaktan zarar gelmez. NOT: Benim önerim Atatürk'ün İlber Ortaylı'dan okunmaması, çünkü kendisi bir Atatürk tarihçisi değil, uzmanlık alanı Osmanlı'nın son 300 yılı.

ezgi-akturk

valla ben bir kitabını almıştım türkler ve avrupa diye. baştan çok güzel aktı, sonra sıkıldım... benimle ilgili bir sorun heralde 😏

Gizli Kullanıcı

Ben de Osmanlı ile ilgili olan kitaplarını sevmiştim, ama Türkiye'nin yakın çağı ile okuduğum kitabı pek doyurucu bulmamıştım. Dediğimden olsa gerek, Osmanlı tarihçisi.

Görüş Bildir