Görüş Bildir

Lozan Haberleri

Lozan ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Lozan ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

Popüler İçerikler

'Çözüm Sürecinde Başmüzakereci Öcalan'dır ve Veto Hakkına Sahiptir'
KCK'nın Avrupa sorumlularından Zübeyir Aydar, çözüm sürecine başlarken 'silahların susturulmasını hedeflediklerini' ancak gelinen noktada 'geri dönülmez noktadayız diyemiyoruz' ifadesini kullandıKCK'nın Avrupa sorumlularından Zübeyir Aydar , Başbakan Tayyip Erdoğan 'ın geçmiş başbakanlardan epey farklı girişimleri olduğunu ancak 'bir çözüm projesi' olmadığını söyledi. 'Devletle yürütülen müzakerede başmüzakereci Abdullah Öcalan 'dır diyen Aydar, 'Veto hakkına da o sahiptir' ifadesini kullandı. Vatan gazetesi yazarı Hüseyin Yayman’ a konuşan Aydar, 'Biz sürece silahları susturalım diye girdik' diyen Aydar, 'Gelinen noktada hala geri dönülmez noktadayız diyemiyoruz. Keşke bunu söyleyebilseydik' dedi. Cumhurbaşkanlığı seöimlerine de değinen Aydar, Başbakan Erdoğan'ın aday olması halinde desteklenip desteklenilmeyeceğine ilişkin, 'Bu hareket diyalog ve müzakereye açıktır. Bu nasıl olur, şartlar nasıl gelişir, bunu zaman gösterecek' diye belirtti. Zübeyir Aydar’ın Hüseyin Yayman'a verdiği söyleşiden ilgili kısımlar şöyle: Türkiye’ye ne zaman dönüyorsunuz? Keşke bu soruya ‘çok yakındır’ cevabını verebilseydim. Malesef halen belirsizlik devam ediyor. Dönmek istiyor musunuz? Biz burada misafiriz ve misafirler her zaman evine dönmek ister. Seçimdeki argümanlar, özellikle Kürt cenahının kullandığı kavramlar, Newroz’da verilen mesajlar, sloganlar, fotoğraflar bizim buralarda kalışımızı anlamsızlaştırıyor. Kalışınız neden anlamsızlaştı? Dönmenin fiili alt yapısı var, hukuki altyapısında sorunlar sürüyor Size göre Erdoğan bu sorunu çözmek istiyor mu, çözebilir mi? Erdoğan’ın geçmiş başbakanlardan farklı pratikleri, epey farklı girişimleri var. İmralı süreci başta olmak üzere büyük bir inisiyatif aldı. Kişisel olarak gördüğüm Erdoğan’da bir çözüm projesi yok. Hükümetin, çalışılıp hazırlanmış, belli bir sonuca bağlanmış, muhataplarıyla tartışılmış, ortaklaşılmış bir projesi yok. Nasıl bir proje, açar mısınız? Öcalan’ın hükümete verilmiş yol haritası var. Başa dönersek Erdoğan çözmek, bu sorundan kurtulmak istiyor ancak halen bir projesini görmedik. Heyetlere bu konuları müzakere yetkisi verilmedi. Atılan adımlar yok mu? Hiçbir şey yapılmadı demiyoruz. Bir inisiyatif, diyalog süreci var. Bir yılı aşan bir süredir ateşkes sürüyor ve cenazeler gelmiyor. Bu çok değerlidir. Bu süreç şimdiye kadar kimseye kaybettirmedi. Seçim sonuçları da bunu teyit ediyor. Savaşta biri kazanır, diğeri kaybeder. Ancak barış, iki tarafa da kazandırır. Çatışma yeniden başlar mı? Keşke diyalogdan müzakereye geçebilseydik. Biz bu sürece bir süre silahları susturalım, hazırlık yapalım, sonra yeniden başlarız diye girmedik. Samimiyetle girdik. Siyaset yolunu açarak, bir daha silahların konuşmayacağı bir ortam yaratmak amacıyla girdik. Ancak hala geri dönülmez noktadayız diyemiyoruz. Keşke bunu söyleyebilseydik. Siz Suriye’deki Rojava’daki durumu nasıl görüyorsunuz? Öyle görünüyor ki Suriye’de kaos durumu epey sürecek. Bölgede bir Türk-Kürt ittifakının ayak seslerinden bahsediyorlar, böyle bir gelişme görüyor musunuz? Türkiye yüzyıl önce o bölgelerden çıkarıldı. Bu kendi inisiyatifiyle bir çıkış değildi. Türkiye çıkarken bölgede çok çelişkili yapılar oluşturuldu. Lozan’da ve Ankara Anlaşması’nda Türkiye’ye sen buralara ilişmeyeceksin denildi. Türkiye uzun süre kendi içinde yaşadığı sorunlardan dolayı bu bölgeyle bağını kopardı, sırtını döndü. Fakat bu Türkiye’nin ve Anadolu’nun gerçeklerine aykırıdır. Hititler’den bu yana kim Anadolu’da hüküm sürdüyse bir gözü o bölgeyle baktı ve bölgenin sorunlarıyla ilgilendi. Anadolu’nun bölge üzerinde hakimiyeti Doğu Roma ile kurumsallaştı. Osmanlı ile büyük ölçüde devam etti ve kökleşti. Yanlış anlaşılmasın. Osmanlı’daki gibi bu bölgeler bizim hakimiyetimizde olsun demiyorum. Bu bölgeyle ilgili ve ilişkili olalım diyorum. Son iki yüz yılda buraya Batılı güçler gelip yerleşti. Bölge halkı olmayan ve bölge halkları lehine bir çözümü olmayan, ‘böl-parçala-yönet’ mantığıyla hereket eden yapılar geldi. Türkiye bölgeyle neden ve nasıl ilgilenmeli? Türkiye Suriye’de şimdiye kadar sürdürdüğü Kürtleri görmeme politikasından vazgeçmeli. Geçmişte Irak Kürtleriyle kırmızı çizgiler vardı. Şimdi onlar aşıldı. Bu Rojava için de geçerli olmalıdır. Kürtler’le barış Türkiye’yi büyütür, ufkunu açar. Peki bu konuda ne yapılmalı? Kürt barışı, Türkler’le Kürtler’in yeniden demokratik ittifakı bölgedeki sorunların çözümüne büyük katkı sağlar. Bu ittifak diplomatik, siyasi, idari, ekonomik olarak Türkiye’nin önünü açar. Peki size göre bu demokratik ittifak nasıl gerçekleşecek? Irak Kürdü’yle dost olup, kendi Kürdüyle kavgalı bir Türkiye bunu yapamaz. Rojava’yı düşman görerek bunu başaramaz. Türkiye önce Türkçe bilen Kürtler’le anlaşmak zorundadır. Şimdi Türkçe bilmeyenlerle barışıyor ama Türkçe bilen Kürtler’le de barışmalı. Yani sınırlar kalkmalı mı ? Oratadoğu’daki sınırlar kağıt üzerinde kalabilmeli. En azından AB sınırları gibi sembolik düzeye düşebilmeli. Bu bölge, on beş bin yıl medeniyet anlamında dünyaya liderlik yaptı. Şimdi bu duruma düşmesi hepimiz açısından tirajiktir. 'Öcalan Başmüzakereci' Gülen Hareketinin Kandil’e mektup yazdığı iddia ediliyor size de bir diyalog arayışı ulaştı mı? Bize yansıyan bir mesaj yok. Diğer arkadaşlardan da bu konuda herhangi bir mesaj gelmedi. Öcalan’dan, Kandil’den, Avrupa’dan farklı mesajlar geliyor şeklinde bir algı var, ne diyorsunuz? Bunlar örgüt içinde ikilik yaratmaya yönelik hamlelerdir. Abdullah Öcalan’la, Kandil ve bizim aramızda ayrı bir durum yoktur. Abdullah Öcalan bu hareketin kurucu lideri ve önderidir. Veto hakkına sahiptir. Devletle yürütülen müzakerede başmüzakereci odur. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kürt siyasi hareketi kimi destekleyecek? Öncelikle adaylar henüz netleşmemiş. Bu iki turlu bir seçimdir. Parlamentoda dört grup var. Öyle görünüyor ki ilk tur için herkes gücünü denemek için bir aday gösterecek. İkinci tura iki aday kalır. Bu benim kişisel düşüncemdir. BDP -HDP cenahı da kendi Devletle projesini anlatabilmek için birinci turda kendi adayını çıkartabilmeli. Alternatif olduğunu topluma göstermelidir. BDP-HDP bloğu müzakerelere, pazarlıklara, ittifaklara ve diyaloglara açık olmalılar. Bugünden şu desteklenecek, bu desteklenecek demek için henüz erken. Bu şu derken Erdoğan’ı mı kast ediyorsunuz? Bu hareket diyalog ve müzakereye açıktır. Bu nasıl olur, şartlar nasıl gelişir, bunu zaman gösterecek.T24
'Erkeklik' Kromozomu 180 Milyon Yıl Önce Oluşmuş
Bilim adamları erkeklik genini oluşturan Y kromozomunun ilk kez 180 milyon yıl önce oluştuğunu belirlediAvustralyalı ve İsviçreli bilim adamları tarafından yapılan bir araştırma, erkeklik genini oluşturan Y kromozomu ilk kez 180 milyon yıl önce oluştuğunu ortaya koydu. Nature dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, erkeklik genini belirleyen Y kromozomunun geçmişini öğrenmek için memeliler üzerinde yürütülen araştırma sonucunda ilk cinsiyet kromozomlarının memelilerde 180 milyon yıl önce ortaya çıktığı tespit edildi. Araştırmanın yürütüldüğü Lozan Üniversitesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, bilim adamları 15 memelinin cinsel organlarından alınan örnekleri analiz etti. Araştırmada, kıyaslama yapılabilmesi için tavuk da kullanıldı. Yaklaşık 30 bin saat hesaplama yapıldı Bazı gelişmiş teknik imkanları kullanarak 29 bin 500 saat hesaplama yapan bilim adamları, 3 memeli türü üzerindeki araştırmaları sonucunda Y kromozomunun 180 milyon yıl önce oluştuğunu belirledi. Araştırmaya göre, keseli ve eteneli memelilerde cinsiyeti belirleyen ve SRY adı verilen gen 180 milyon yıl öncesine dayanırken, tek delikli memelilerde Y kromozomunu oluşturan AMHY geni 175 milyon yıl öncesinde ortaya çıkmış. Araştırmada her iki genin hemen hemen aynı dönemde oluşmasına rağmen tamamıyla bağımsız yollar izlediklerini de belirlendi. Bilim adamları, yaptıkları araştırmayla erkeklere ait kromozomların şu ana kadarki en kapsamlı genetik haritasını ortaya koymuş oldu.T24
Erzurum Tarihinin En Tanınmış İnsanları
1945 yılında Erzurum - Tortum'da dünyaya geldi. 1955 yılındabir havuz kazasında görme yetisini yitirdi. 1958 yılında lise öğrencisiykenkörler okuluna gitti. 1963'te üniversite seçme sınavlarını üçüncülüklekazanarak Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi.[1]12 Mart darbesiyle üniversiteden uzaklaştırıldı.Daha sonra Hukuk Fakültesini bitiren Yağmurdereli, 1972'de Samsun'da avukatlığa başladı. 1986 yılında bir yarışmada 'Pek Firaklı Bir Dağ Masalı' adlı öyküsüyle ilk ödülünü kazandıİnsan hakları mücadelesinin en önde gelen isimlerindenYağmurdereli'nin 13 buçuk yıllık cezaevi günlerinde yazdığı 'Akrep'oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu'nda sahneledi.Akrep, Yağmurdereli'ye iki de ödül getirdi: 1998'de SanatKurumu'ndan 'bütün zamanların en iyi yazılmış oyunlarından', 1999'daİsmet Kuntay En İyi Oyun Yazarı ödülleri.1985'de Nelson Mandela'nın aldığı, Fransa'nın Bordeauxkentindeki İnsan Hakları Enstitüsü ile Avrupalı Avukatlar Derneği'nin verdiğiLudovic Trarieux ödülü 2000'de Yağmurdereli'nin oldu.Pek çok ödül sahibi Yağmurdereli, 8 Temmuz 2001 GörmeEngelliler Satranç Turnuvası'nda da beşinci oldu.
Bursa'da Mutlaka Gezilip Görülmesi Gereken 14 Yer
Bursa, Bursa ilinin kent merkezi, Türkiye'nin büyük metropol kentlerinden ve en çok nüfusa sahip 4. şehridir. Ekonomik açıdan Türkiye'nin gelişmiş kentlerinden biri olan Bursa doğal ve tarihsel zenginlikleriyle de önem taşır. Bursa'da en çok Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş dönemine ait tarihî eserlerin bulunmasının sebebi ise, Bursa'nın Osmanlı Devleti'nin ilk başkenti olmasıdır. Bursa alışveriş merkezleri, parkları, müzeleri ve çarşısıyla bölgede öne çıkar. Ayrıca Bursa Marmara bölgesinin İstanbul'dan sonra gelen ikinci büyük şehridir. Türkiye'nin en önemli sanayi kentlerindendir. Şehir İstanbul'dan sonra en büyük ikinci ihracatı gerçekleştirmektedir. Şehrin futbol takımı Bursaspor 2009-10 sezonunda Süper Lig şampiyonudur. Kaynaklar : Wikipedia , www.facebook.com/BursaYasam
'Alevi Vatandaşlarımızı Sağdan  Soldan Toplayıp Soma'ya Götürdüler'
Partisinin grup toplantısında BDP'ye çağrıda bulunan Erdoğan 'Bu annelerin yavrularını gidip alın bakalım. Adreslerini gayet iyi biliyorsunuz' dedi. Partisinin haftalık grup toplantısında partililere seslenen Başbakan Erdoğan, Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü kazanan Nuri Bilge Ceylan'ı kutlayarak konuşmasına başladı. PARTİ GRUBUNDAN BDP'YE SESLENDİ Konuşmasında muhalefete yönelik eleştirilerde bulunan Başbakan Erdoğan, çocukları PKK tarafından kaçırılan annelerin eylemine de değindi. Bunun için BDP'ye çağrıda bulunan Erdoğan 'AK Parti grubundan önemli bir mesaj daha veriyorum. Buradan BDP'ye yeni adıyla HDP'ye çağrı yapıyorum. Ey BDP siz nerdesiniz. Zaman zaman gidip alıp geliyorsunuz ya. Bu annelerin yavrularını da alıp gelin bakalım. Bunların da adreslerini gayet iyi biliyorsunuz. Alıp geleceksiniz. Alıp gelmediğiniz takdirde bizim de B planımız C planımız devreye girer. Bunu da çok açık söylüyorum' dedi. Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları; Fransa'dan Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü kazanan yönetmenimiz Nuri Bilge Ceylan'la gurur duyduk. Telefonla arayıp kendisin kutladım. Mavi Marmara gemisainde yaralı olan ve geçtiğmiz gün şehit olan kardeşimize Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum. 'İKİ MESELE DEVAMLI KAŞINDI' Okmeydanı'nda çıkan olaylarda hayatının kaybeden Kurt'un babasını aradım başsağlığı diledim. Olaylarda yaralanan polislerimizi de arayıp geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Kürt ve Alevi vatandaşlarımız üzerinden iki mesele devamlı kaşındı. Bu ülkenin asli unsur olan savaşlarda ve kuruluşumuzda yer alan Kürt kardeşlerimize bize kadar red, asimilasyon ve inkar politikaları uygulandı. 'HİÇ KONUŞTUĞUNU GÖRDÜNÜZ MÜ?' Alevi kardeşlerimizin varlıkları inkar edildi görmezden gelindi. Ağır tahrikler yapıldı. Dersim'de 100'lerce Alevi vatandaşımız katledildi binlercesi tehcire zorlandı. CHP'nin dününde bugününde Dersim'e karşı duran gördünüz mü? Şu anda ana muhalefetin genel müdürü Dersimli değil mi? Hiç konuştuğunu gördünüz mü? Konuşamaz çünkü o işin faili CHP... Sonu acı biten elim hadiseler yaşadık. Komplo teorilerinin kolaycılığına asla sığınmadık. Dışardan düşman arayarak içimizdeki meseleleri inkar yoluna asla gitmedik. Biz 100 yıllık meselelerin farkında olduk ve mevcut sorunların içerdeki nedenlerinin de farkında olduk. Dışardan yapılan tahrikleri provokasyonları gözardı da edemeyiz. 'KARANLIK ELLER İŞBİRLİĞİ YAPTI' Türkiye enerjisini kalkınma için seferber ettiği her dönemde ya teröre maruz kaldı ya da darbelere maruz kaldı. İçerde ve dışarda bir takım karanlık eller işbirliği yaptılar. Japonya 2. Dünya savaşında yenildiği halde nasıl dünyanın en büyük ekonomisi oldu. Avrupa'nın hemen her ülkesi çok ağır bedel ödediği halde nasıl bu noktaya geldi. Ki bunların en önemlisi Almanya. 2. Dünya Savaşı'nda taş üstünde taş kalmayacak hale gelmişti. Bugünse Avrupa'nın birincisi dünyanın da en önemli ekonomisi haline geldi. Kıbrıs haricinde fiili savaşımız yok. 100 yıldır barış içinde bir ülke olmamıza rağmen kalkınma yarışına biz neden bu kadar geç katıldık. Bu soruyu sormamız lazım. Çünkü enerjimizi hep başka yere harcadık. İçerde neredeyse 35 yıl oldu terörle mücadele eden bir Türkiye var. Çok daha enteresan. Bir başörtü meselesini bu ülke 40 yıl tartışmak zorunda bırakıldı. 40 yıl boyunca üniversite denildiğinde akla bilim değil eğitim değil özgürlük değil başörtüsü yasağı geldi. Yazık değil mi arkadaşlar? Bu ülke bunu hak ediyor mu? Bu yasağı koyanlar uygulayanlar savunanlar bu ülkeye yazık etmediler mi? 'CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK BAŞARILARINA İMZA ATILDI' İnsanlar anadilini öğrenirse ülke bölünür diye toplumu korkuttular. Biz engelleri kaldırdık hamdolsun bu ülke bölünmedi tam tersine daha da güçlendi. Bu yasakları savunanlar bu ülkeye yazık etmediler mi? Bizi millet olarak anlamsız tartışmalarla anlamsız yasaklarla sanal gündemlerle on yıllarca oyaladılar. Defalarca hatırlattım. Yine hatırlatıyorum. Mayıs ayındayız. Geçen 28 Mayıs'ta Türkiye nasıl bir konumdaydı? Tarihin en büyük ekonomik krizini Türkiye başarıyla geri bırakmış, en büyük ekonomiler daralırken yüzde 1-2 oranlarında büyürken, Türkiye yüzde 4-5 büyümüş. Halk oylaması yapılmış demokrasi güç kazanmış. 2011 de genel seçim yapılmış istikrar güç kazanmış. Çözüm sürecinde önemli aşamaya gelinmiş nevruz huzur içinde kutlanmış acı haberler gelmiyor. O günlerde batıdakilerin koşarak doğuya gidip kucaklaştıklarını görüyorduk. İşadamları yeni yatırımlara hazırlanıyordu. Önümüzde engel yoktu. İşte 2013'ün mayıs ayında cumhuriyet tarihimizin en büyük başarılarına imza atıldı. Borsa rekor kırıyor, MB rezervi 135 milyar dolara ulaşıp rekor kırıyor. 14 Mayıs'ta IMF'ye borç sıfırlanıyor. Nükleer enerji için imzalar atılıyor. 3. havalimanı için ihale yapılıyor. Böyle bir dönemde 77 milyon hep birlikte 2023 hedeflerine yürüyoruz. Ama sonra bir şey oluyor. İstanbul'da Gezi Parkı'nda başlayan eylemler. Neymiş? Ağaçlar sökülüyormuş. 12 tane ağaç bir yere nakledilecek. Bu istismar edilerek dalga dalga ülke geneline yaydılar. Düğmeye bir yerden basılıyor ülkede legal illegal örgütler işbirliği yaparak huzuru bozacak bir noktaya ulaştırıyor. O kadar hazırlıklı bir saldırı ki aynı anda huzur istikrar demokrasi ve ekonomi hedef alınıyor. Borsa geriliyor faiz yükseliyor. Yurt dışında Türkiye aleyhine kampanyalar başlıyor. Tüketmeyin ekonomi dursun çağrısı yapılıyor. Her gün sokaklarda şiddet ve vandallık. Dünyaya sanki Türkiye'nin genelinde bir terör esiyor gibi servis ediliyor. 'TEK GEREKÇELERİ 12 TANE AĞAÇ' Yandaş medyaları her türlü yalanı yazarak sosyal medyada ve yazılı görsel medyada insanları sokağa dökmek için elinden geleni yapıyor. Malum işverenler sorumsuzca açıklama yapıyor. Türkiye hem içerden hem dışardan saldırıya maruz kalıyor. O malum işverenler ve işveren örgütleri vesaire, diğer işçi örgütleri, memur örgütleri, el birliğiyle sanki bütün olayların adeta sorumlusu olarak da bizi göstermeye gayret ediyor. Ortada bişey yok. Tek gerekçeleri 12 tane ağaç. Buradan başka yere taşıyorlar. Ama hamdolsun dik durduk, sağlam durduk, eğilmedik bükülmedik ve bu saldırıları bertaraf ettik. Gezi'de sonuç alamayınca 17-25 Aralık'ta saldırdılar. Milli iradeyi hedef aldılar. 30 Mart'ta Milli irade tecelli etti ve darbe heveslilerine en güzel cevabı sandıkta verdik.   'ALMAN YÖNETİMİ TEDBİRLERİ İYİ ALMIŞTI' Şimdi yeni bir meseleyle tahrik için çaba içerisindeler. Alevi vatandaşlar üzerinden kendi hesaplarını görmek isteyenler bu konuyu elverişli bir vasıta olarak görenler yeniden harekete geçtiler. Bir süredir bunun provaları zaten yapılıyor. Bildiğiniz gibi bu haftasonu Almanya'daydık. Almanya'da aynı gün bizi oradaki toplantımızın yapıldığı o muhteşem salonun yakınından bir nehir geçiyor nehrin karşı tarafında da oradaki Alisiz Alevilere orada miting yapma izni veriyorlar. Dert? Bizim yaptığımız veya yapacağımız o toplantıyı adeta acaba nasıl sabote ederiz bunun gayreti içinde. Bütün bunlara rağmen Alman yönetimi orada tedbirlerini iyi almıştı. Gerçi aynı anda bizim toplantımızın olduğu bölgeye yakın 5 ana merkezde o gün bize karşı gruplar toplantı yaptılar. 'EN SON OKMEYDANI'NDA DENEDİLER' Alınan güvenlik önlemleri başarılı olduğu için hiçbiri arzusuna kavuşamadı. Biz de orada gerçekten Almanya'daki kardeşlerimizle muhteşem bir buluşmayı gerçekleştirdik. Türkiye'de Alevi vatandaşlarımızın kapılarına işaretler kondu. Reyhanlı'da bunu denediler, Hatay'da bunu denediler. Malatya'da denediler. 1 Mayıs olaylarında denediler. CHP milletvekilleri bizzat bu işte yer aldı. En son Okmeydanı'nda denediler. Merhumun kızkardeşini duydunuz. Ne diyor? 'Eğer siz bu eylemleri yapmasaydınız kardeşim ölmeyecekti' dedi. Vaka bu... Uğur'un GBT'sinde en ufak olumsuz bir şey yok. Sadece Cemevi'ne gidiyor. Orada maalesef böyle bir olayla karşı karşıya kalıyor. 'YUNAN YÖNETİMİ BUNLARA BİR DARBE İNDİRDİ' Biz bu bayat senaryoların dışarda yazıldığını söylediğimizde birileri bizimle istihza ediyor. Okmeydanı'ndaki eli kanlı terör örgütünün dışardan desteklenmediğini söyleyecek olan var mı? Yerli bir örgüt olduğuna inanan var mı? Nerelerden beslendiğini hepimiz biliyoruz. Biliyorsunuz DHKP-C terör örgütünün kampları Yunanistan'daydı. O kamplarda eğitim alarak Türkiye'ye girenleri gördük. En son Yunan yönetimi bunlara bir darbe indirdi. Acaba sıfırladılar mı bilmiyoruz. Kimlerin bunlara kamp verdiğini lojistik sağladığını gayet iyi biliyoruz. Başta Tunceli milletvekili olmak üzere CHP milletvekilleri o örgütün üyesi gibi çalışıyor. Türkiye milletvekili gibi değil zalim Suriye diktatörünün temsilcisi gibi davranan vekillere kimse bir şey demiyor. Hatay'da bazı CHP'lilerin vekil yakınlarının saldırıya karıştıklarını belgeleriyle ortaya koyduk. CHP Alevi vatandaşlarımızın duygularını istismar etmekten, tahrik etmekten, onlar üzerinden çatışma senaryolarını beslemekten başka bir şey yapmamıştır. Faili oldukları Dersim olaylarıyla aradan 80 yıl geçmesine rağmen yüzleşemediler. 'SORUNLAR TEK TEK ORTADAN KALKIYOR' Alevi vatandaşlarımız için duygu istismarı haricinde hiçbir şey ortaya koyamadılar. CHP sadece tahrik eder duyguları istismar eder. Biz ise 12 yılda defalarca adım attık, reform yaptık. Daha fazlasını da yapacağız. Normalleştikçe ülkemiz on yıllardır devam eden sorunlar tek tek ortadan kalkıyor. Hızır paşalar asırlar öncesinde kaldı. Başka yerlerden medet arama dönemleri de asırlar öncesinde kaldı. Kimin ne derdi varsa o bizim meselemiz. Aradan eli kanlı örgütler çekildiğinde istismarcılar çekildiğinde inanın her mesele çözülecektir. Birileri yarayı derinleştirirken biz yaralara şifa olmanın samimi mücadelesi içindeyiz. Alevi vatandaşlarımızın da bunlardan rahatsız olduğunu biliyorum. Alevi vatandaşlarımız lütfen aradaki istismarcılara prim vermesinler. 'BU DEFA SOMA'YI KARIŞTIRACAKLAR' Polisle çatışarak hiçbir meselenin çözülemeyeceğini yaranın dahi şifa bulamayacağını bilmeleri lazım. Halktan silah isteyen bir zihniyet Türkiye'nin milletin özellikle de Alevi vatandaşların iyiliğini düşünüyor olabilirler mi? Soma'da Alevi vatandaşlarımızı sağdan soldan toparlayıp Soma'ya götürüyorlar. Niye? Bu defa Somayı karıştıracaklar. Çıkmış Barolar birliğinde konuşuyor. Başbakan cam çerçevenin derdindeymiş. Sadece onu konuşmuyoruz. Ölen yaralananları da konuşuyoruz. Bilesin ki o cam çerçeveler bir bütünün parçasıdır. Fakat belki de dünyada yalanı bu adam kadar mahir kullanan bir ikinci kişiyi bulamazsınız. Ya bunun eğitimini bir yerde özel olarak aldı veya genlerinde var. Böyle birisi. AŞIK VEYSEL'İN DİZELERİYLE SESLENDİ Bizim derdimiz var. Biz 77 milyonun huzuru için çalışıyoruz. Ama bu ve benzeri kişilerin böyle bir derdi yok. Onlar terör üzerinden anarşi üzerinden kırıp dökme üzerinden rant elde etmeye çalışır. İstismarcıları elimizin tersiyle ittiğimizde yüz yüze görüştüğümüzde inanın aramızda hiçbir fark olmadığını tekrar göreceksiniz. Merhum Aşık Veysel de onu söylüyor. 'Yezit nedir, ne kızılbaş. Değil miyiz hep bir kardaş. Bizi yakar bizim ataş. Söndürmektir tek çaresi.' Bunu birlikte söndüreceğiz. Bu aziz millet hiçbir zaman Alevi -Sünni çatışmalarına prim vermedi. Tahriklere rağmen bu millet oyuna gelmedi. Sadece oyuna gelmemek yetmez. Biz yeni Burakcan'ların terörize edilen terörün içine sokulan yeni Berkinlerin, Okmeydanı'nda ölen Umutların Ayhanların ölmesine tahammül gösteremeyiz. Hacı Bektaş, 'Bir olmak iri olmak diri olmak' 77 milyon kardeş olmak için hepimiz hassasiyet göstereceğiz. Bu topraklar Hz: Peygamber Hz Ali Hz. Hasan Hüseyin sevgisiyle yoğrulmuştur. Bu topraklarda fitne filizlenemez. Allah'ın izniyle inşallah hiçbir zaman da filizlenmeyecektir. 'BURADAN BDP'YE ÇAĞRI YAPIYORUM' AK Parti grubundan önemli bir mesaj daha veriyorum. Buradan BDP'ye yeni adıyla HDP'ye çağrı yapıyorum. Diyarbakır belediyesi önünde dağa kaçırılan çocukları için eylem yapan anneleri babaları yürekten selamlıyorum. 'BU ANNELERİN YAVRULARINI ALIP GELİN BAKALIM' Çocukları dağa kaçırılan anne babaların bu feryadını Türkiye ve dünya medyası görsün. Neredesin dünya medyası. Galatasaray lisesinin önünde gelip oturanları yazardınız görüntülerdiniz. Peki yavruları dağa kaçırılan bu anneleri niye görmüyorsunuz. Türkiye medyası bir kısmı.. Duyarsız kalanlar... Niye görmüyorsunuz. Ey BDP siz nerdesiniz. Zaman zaman gidip alıp geliyorsunuz ya. Bu annelerin yavrularını da alıp gelin bakalım. 'B PLANIMIZ, C PLANIMIZ DEVREYE GİRER' Bunların da adreslerini gayet iyi biliyorsunuz. Alıp geleceksiniz. Alıp gelmediğiniz takdirde bizim de B planımız C planımız devreye girer. Bunu da çok açık söylüyorum. 'ORADA 2 ŞEYİ BİR ARADA YAPTIK' 2004'te UETD adı altında bir sivil toplum örgütü kuruldu. Dönemin şansölyesi sayın Schroder'le hizmet binasını birlikte açmıştık. Kuruluşunun 10. yılında bir etkinlik düzenlendi. Cumartesi Köln'de bu törene katıldık. Köln Arena'da yaklaşık 20 bin vatandaşımızla bir araya geldik. Salonun dışında kalanları bu rakama dahil etmiyorum. Dışardan bunların izlenmesi olayı farklı bir hale getirecekti. Fakat dev ekran kurulmamasına rağmen içerideki heyecan coşku oluşan ambians çok çok farklıydı. Orada iki şeyi bir arada yaptık. Soma'daki kaza sebebiyle etkinlik anma merasimi şeklinde yapıldı. Okunan hatmi şerifler aşrı şerifler kasideler ilahiler, orada yine aynı şekilde hocalarımızın gerçekten çift hocamızın birlikte okuduğu ezan o arenadaki havayı farklı bir heyecana farklı bir hem orada bir sükunet suhulet ama ardından da büyük bir coşkuyu getirdi. Burada diyanet işleri başkan yardımcımız Kamil hocamız dua yaptı. Ardından Başbakan yardımcımız UETD'nin başkanı konuştu. Ardından şahsım tüm katılanlara bir hitabım oldu. 'BEDELİ NE OLURSA OLSUN GİDERİZ' Alman medyasında bazı Alman siyasetçiler nezdinde ziyaretimiz tedirginlik oluşturdu. Alman medyası provoke etmek amacıyla aleni şekilde ırkçı ifadelere başvurdu. Türkiye'deki bazı medya kuruluşlarıyla işbirliği içinde ortak dil kullanarak yapılan saldırıları umursamadık. Bazıları bize oraya gitmeyin dedi. Orada 3 milyon Türk var mı var. Dedik ki biz oraya gideriz. Bunu kimse engelleyemez. Bedeli ne olursa olsun gideriz. 'KULLANDIĞI İFADELER ÇOK ÇİRKİN' Ziyaret öncesinde sayın Merkel'le görüştük. Bölgesel meseleleri de değerlendirdik. Soma kazası nedeniyle taziyelerini iletti. Almanya'da gayet güzel şekilde görüşmelerimizi yaptık ve Köln Arena'da ağırbaşlı kardeşlerimizle buluştuk. Alman medyası ırkçı ayrımcı nefret dolu başlıklarla saldırırken, ziyaretimizin hemen ertesinde yapılan AP seçimi de Avrupa'da yükselen tehdidin güçlü bir sinyalini verdi. Biz artan ırkçılığa vurgu yapıyorduk. Neo nazi cinayetlerine vurgu yapıyorduk. Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları kaygılarımızın ne kadar haklı olduğunu ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha teyit etti. Burada tabi bir şeyi söylemek isterim. Sözde bir Türk. Oradaki bir partinin eş başkanı. Kullandığı ifadeler de çok çirkin. Sen nasıl demokratsın, nasıl hürriyetten bahsedersin. Seni Türkiye Başbakan'ının oraya gelmesi nasıl rahatsız eder. Kusura bakma senin Merkel'e ne kadar saygı duyacağını biz biliriz. Ama biz saygıyı yerinde ifade etmesini de biliriz. Ama önce sen kökenin itiberiyle mensubu olduğun ülkenin başbakanına bu şekilde konuşamazsın. Nerede milletvekili olursan ol önce haddini bileceksin. Sadece eşbaşkanlığını yaptığın bir başka bayan vardı. O da zaman zaman bir çok şeyler konuşurdu. Ama sen yaptığın açıklamalarla Türkiye'nin Başbakanının oraya gitmesinin doğru olmayacağını söylüyorsun. Buna senin gücün yetmez önce haddini bil. 'ŞAKASI YOK BU İŞİN' Bu zat diyor ki Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyası burada yapılamaz diyor. Ne diyorsun sen ya. Bir buçuk milyon insan orada oy kullanacak. Yasal çerçevesi neyse o çerçevede yapacak olan kampanyasını yapar. Sen buna engel koyamazsın. Böyle bir yetkin yok. Türkiye'de Almanya için oy kullanacaklar için gelirsin sen de toplantı yaparsın. Mesele farklı. Ama alışacaklar. Şakası yok bu işin. 'BÖYLE BİR GAYRETİN İÇİNE GİRİYORLAR' En son Soma'da uluslararası bir medya kuruluşunun muhabiri olan Türk gazetecinin, iki kadını figüran olarak kullandığını yalan haber yaparak bütün dünyaya servis ettiğini gördük yaşadık. Aslında bu kadınlar başı açık. İkisinin de başalrını örtüyor. Üstü şişhane altı kaval. Sırıtıyor. Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. Nedir bu hal? Bununla güya bizim insanımızı farklı gösterecek. Böyle bir gayretin içine giriyorlar. Ama devran değişti. O bu tür bir dezenformasyon suretiyle aleyhte kampanya yapacağını zannederken suç üstü yakalandı. Gezi sırasında 17 Aralık darbe girişiminde bu ve benzer muhabirlerin mesleki onurlarını nasıl çiğnediklerini gördük. Türkiye'nin imajı yalan haberlerle yıpranacak kadar zayıf bir imaj değildir artık. O devir gerilerde kaldı. 'KİMSENİN AZARLAMASINA EYVALLAH DEMEYİZ' Hem bu kürsüde hem de Köln'de söyledim. Türkiye artık eski Türkiye değil. Türkiye 100 yıl önceki gibi Mondros ile Sevr Lozan ile masanın kenarına iliştirilmiş bir ülke asla değildir. Masanın altından zaman zaman zevkle zaman aman ikazla ayakların birbirine tokuşturulduğu dönem değil. Onlar geçti. Köprünün altından çok sular aktı. Bu ülkede sorunları kaşıyarak etnik köken din mezhep yaşam tarzı farklılıklarını tahrik ederek kimsenin operasyon yapmasına müsamaha göstermeyiz. Kimsenin bu devleti azarlamasına eyvallah demeyiz. '15 GÜNDE 14 ÜLKE DOLAŞTIM' Bazıları AB noktasında ne oldu diyor? Bunu diyen köşe yazarlarına sesleniyorum. Biz iktidara geldiğimizde bir fasıl açılmış mıydı? Türkiye müzakerelere oturacak bir ülke dahi değildi. Biz geldik fellik fellik şu kişi o zaman Başbakan dahi değildi. O zaman genel başkandım. 14 ülke dolaştım 15 günde... Buna ABD de dahil: Sayın Bush'la oturduk bunu konuştuk. Ben bir genel başkan olarak konuştum. Başkan Bush'la görüştüm. O zaman 15 üye ülke vardı. 13 tanesini dolaştım. Hepsini ziyaret ederek süratle müzakerelere oturmak için adımları attık. 'BUNA RAĞMEN BİZ SABIRLIYIZ' Hamdolsun Başbakanlık dönemimde de müzakerelerin başlatılması kararını çıkarttık. 14 fasıl var. Hepsi açılmadı. Çünkü Fransa farklı bir tavır koyuyor, Almanya farklı bir tavır koyuyor. 15 üye iken ortada olan müktesebat farklıydı, 25 üye oldu uygulamalar değişti. Bakıyorsunuz AB'ye alınan üyeler uygun oldukları gerekçesiyle değil bir çoğu siyasi kararla alındı. Bu gerçeği de bilelim. Fakat buna rağmen biz sabırlıyız. Dersimize de iyi çalışıyoruz. Bizim bütün kurumsal yapımız AB müktesebatına uygun olarak oluşturuluyor. Bugün Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı çok net bir şekilde ortadadır. Yükselen ırkçılık İslamofobi'nin hatta anti semitizmin panzehiri Türkiye'dir. 'ÇÜNKÜ BİZE GELECEK FAYDA ORADADIR' Merkez Bankası bağımsızdır o ayrı konu. Ama MB uygulamaları hakkında yorumda bulunmak da bizim hakkımızdır. Türkiye'de faizden doalyı geri dişimizde hesabını kimse bankaya sormaz. Bize sorar. Biz atmosferi balans etmekle görevliyiz. Onun için de bizim düşüncemiz çok açık net. Bu faiz oranı yüksektir. Bu faiz düşmeli ki Türkiye'de reel yatırım artsın. Bir defa biz sıcak parayla bir ülkenin kalkındığına inanan iktidar değiliz. Kimse bizi bununla aldatmasın. Biz reel yatırım için gelene hoş bakar ve atacakları adımlara da her türlü desteği veririz. Çünkü bize gelecek fayda oradadır. Eğer siz yüksek faizle kredi verirseniz benim ülkemdeki özellikle iç sermaye yerli sermaye yatırım yaparken yapamaz. Yatırımı neyle yapacak. Eğer finansın maliyeti ucuzsa onun yatırım şansı vardır. Yüksekse yatırımı yapmak çok zordur. Daha yatırımı bitiremeden çöker. 27 Mayıs'ın 54 yıla yayılan izlerini tek tek sildik. Silmeye de devam ediyoruz. Darbe ve vesayet özleminde olanlar yine var. Ancak Allah'a hamdolsun ki yaptığımız reformlar sayesinde dik duruşumuz sayesinde milli irade hiç olmadığı kadar güç kazanmıştır. 'HESAP SORACAĞIZ' İnşallah bu darbecilerin hesabını soracağız. Paralel yapıdan da hesap soracağız. Eğer bunun hesabını sormaktan kaçınacak olan bir tane arkadaşım çıkarsa bunun hesabını veremezsiniz. Ne halka ne hakka veremezsiniz. 10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanının seçilmesi demokrasinin güç kazanmasına vesile olur. Merhum Menderes ve arkadaşlarını rahmetle anıyor mekanlarının cennet olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. 'İLLEGAL ÖRGÜTLERİN OYUNUNA GELMEYİN' Yarın Ağrı'da vatandaşlarımızla kucaklaşacağız. Seçimlerin tekrarlanacağı il ilçe ve beldelerde 30 Mart'ın daha güçlü bir tekrarını yaşayacağız. Bu arada özellikle yargıyla ilgili Meclis'e gelecek yasamız çok önemli. Şehit yakınlarımızı ve işçi kardeşlerimizle ilgili yasal düzenlemeler yapılıyor. Soma'daki maden işçilerine kömür ocaklarında çalışan kardeşlerime sesleniyorum. Bu CHP'nin bölücü terör örgütü yandaşlarının legal veya illegal örgütlerin oyununa gelmeyin. 'ORADAKİ 301 ŞEHİT BİZİM CANIMIZDIR' Sizi bunlar yalnız bırakır. Bizler bakın yeni düzenlemelerle bir adım atıyoruz. Bunlar nerede kimi acaba sahiplendi? Bunlar sadece tahrik eder. Sizin üzerinizden paye kaparlar. Bu oyuna gelmeyin. Oradaki 301 şehit. Bizim canımızdır. Biz bütün onların ailelerini güvence altına alacak hazırlıklarımızı yaptık yapıyoruz. AFAD'da açtığımız hesap bunun bir adımıdır. Diğer bir çok gelecek vaatler var takipçisiyiz. Bütün bu vaatlerin hepsi birinci derecede şehitlerimize, yaralı kardeşlerimize diğerlerinin bir kısmını da orada çalışan kardeşlerimize vermek suretiyle tüm evlatlarının inşallah geleceğini teminat altına alacak adımı atacağız. haberler.com
Michael Schumacher İsviçre'de Bir Hastaneye Nakledildi
Fransa'da kayak yaparken düşen ve ağır yaralanan Formula 1'in efsanevi pilotu Michael Schumacher, Grenoble Hastanesi'nden, Lozan Üniversitesi Hastanesi'ne nakledildi. Schumacher'in, İsviçre'nin Lozan kentinde bulunan üniversite hastanesine getirildiği bilgisi hastanenin medya servisi tarafından da doğrulandı. Lozan Üniversitesi Hastanesi'nin medya servisinden bir yetkili, AA muhabirine verdiği bilgide, Schumacher'in bugün hastaneye getirildiği belirtti. Yetkili ayrıca, Schumacher'in tedavisinin yapılacak yerin ailesinin isteği doğrultusunda gizli tutulacağını ifade etti. Formula 1 pilotunun sağlık durumu hakkında bilgilendirme amaçlı herhangi bir basın toplantısının planlanmadığını belirten yetkili, belli aralıklarla durumunda bir değişme olduğunda basına Schumacher'le ilgili bilgi verebileceklerini kaydetti. Diğer taraftan, Schumacher'in sağlık durumu hakkında bilgi alabilmek için basın araçları ve mensuplarının hastane önünde bekleyişi sürüyor. CNN Türk
Schumacher'den Üzücü Haber
İsviçreli uzman nörolog Dr. Erich Riederer, komadan çıkan Alman pilotun sağlık durumuna ilişkin yaptığı değerlendirmede, 'Schumacher artık yatalak kalacak ve hayatı boyunca başkalarının yardımına muhtaç olacak' dedi. Schumacher'in beyninde 'kalıcı hasar' bulunduğunu vurgulayan Riederer, 'Önümüzdeki üç ay içinde yardım almadan tek başına oturmayı başarması ve 6 ay içinde tekerlekli sandalye kullanabilmesi başarı sayılır' ifadesini kullandı. Efsane pilotun 6 ay gibi uzun bir sürenin ardından komadan uyanmasının inanılmaz bir başarı olduğunu belirten Dr. Riederer, 'Bu durum Schumacher için gerçekten de olumlu ama ailesi için daha da önemli' değerlendirmesini yaptı. Michael Schumacher, Fransa Alpleri'nde 29 Aralık 2013 tarihinde kayak yaparken düşmüş ve başını kayaya çarparak, ağır yaralanmıştı. Kazanın ardından Fransa'daki Grenoble Hastanesi'nde ameliyat edilen Schumacher'e ocak ayı sonunda verilen narkoz azaltılmış ve yapay komadan uyandırılma sürecine geçilmişti. Schumacher’in menajeri Sabine Kehm, 16 Haziran'da yaptığı açıklamada, efsanevi pilotun komadan çıktığını ve Grenoble Hastanesi'nden taburcu edilerek uzun rehabilitasyon süreci için tedavisine Lozan Üniversitesi Hastanesi'nde devam edileceğini ifade etmişti. CNN Türk
Schumacher'in Hasta Dosyasının Çalındığı İddiası
Schumacher’in hastalığıyla ilgili bilgilerin yer aldığı dosyanın çalındığı ve medyaya 50 bin avroya satışa sunulduğu ileri sürüldü.Fransa'da kayak yaparken düşerek ağır yaralanan, yaklaşık 6 ayın ardından komadan çıkan Formula 1 pilotu Michael Schumacher’in hasta dosyanın çalındığı iddia edildi. Alman Bild gazetesinin haberine göre, Schumacher'in hasta dosyası kazanın ardından tedavi gördüğü Fransa'daki Grenoble Hastanesinden çalındı ve satışa sunuldu. Çalınan belgelerin Almanya, İngiltere ve Fransa’da yayın yapan çeşitli medya kurumlarına satın almaları için teklif edildiği ileri sürülen haberde, dosyayı satan kişinin söz konusu belgeler için en az 60 bin İsviçre Frangı (yaklaşık 50 bin avro) talep ettiği kaydedildi. Haberde, dosyanın gerçek olduğunu Schumacher’e yapılan muhtemel cerrahi müdahaleler hakkındaki ayrıntılarıyla ispatlanmaya çalışıldığı kaydedildi. Dosyanın hastaneden nasıl çalındığının bilinmediği belirtilirken, polisin, belgelerin hastanenin güvenli bir bilgisayarından kopyalanıp kopyalanmadığı konusunda soruşturma yaptığı bildirildi. Haberde görüşlerine yer verilen Schumacher'in eski menajeri Sabine Kehm, olaydan dolayı dehşete düşülmesi ve bunun tiksintiyle karşılanması gerektiğini ifade ederek 'Ben sadece bu belgeleri satın almamayı ve yayınlamamayı kuvvetle tavsiye edebilirim. Tüm imkanları kullanarak buna karşı çıkacağız' ifadesini kullandı. Michael Schumacher, Fransa Alpleri'nde 29 Aralık 2013'te kayak yaparken düşmüş ve başını kayaya çarparak ağır yaralanmıştı. Kazanın ardından Fransa'daki Grenoble Hastanesinde ameliyat edilen Schumacher'e ocak ayı sonunda verilen narkoz azaltılmış ve yapay komadan uyandırılma sürecine geçilmişti. Efsanevi pilotun 16 Haziran'da komadan çıktığı açıklanmış ve Grenoble Hastanesinden taburcu edilerek uzun rehabilitasyon süreci için tedavisinin Lozan Üniversitesi Hastanesinde sürdürüleceği ifade edilmişti.Eurosport