Davos 2014: Küresel Liderlere Ev Sahipliği Yapmak Zor İş

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Davos 2014: Küresel Liderlere Ev Sahipliği Yapmak Zor İş

Davos 2014: Küresel Liderlere Ev Sahipliği Yapmak Zor İş

Dünya Ekonomik Forumu çoğu insan için ya küresel liderlerin dünyayı şekillendiren fikirleri tartışmak için bir araya geldiği nemli bir arena ya da takım elbiseli erkeklerin birbirinin sırtını sıvazlayarak gevezelik yaptığı bir yerdir.

Ama ev sahibi Belvedere Otel için Davos zirvesi, beş gün içinde 320'den fazla parti, 126 odanın devlet başkanları ve başbakanlarla dolması, yıllık gelirinin yaklaşık yüzde 35'i demek...

Bu 1.500 'den fazla şişe şampanya ve prosecco, 1.300 küçük simit ve 1.350 çikolata kaplı çilek temin etmek anlamına da geliyor.

Genel müdür Stefan Buchs "dün 70 üst düzey yönetici ve devlet başkanı karşıladım" diyor.

"Ve hepsine bir ihtiyaç halinde arasınlar diye cep telefonu numaramı verdim. Biraz pişmanım bunu yaptığıma" diye şaka yapıyor.

Bir helikopter transferi organize etmek Buchs için sıradan bir iş.

Bu da odayı yeniden boyatmak, duvara yeni resimler asmak ve halıyı değiştirmek anlamına gelmiş.

Hem de sadece 12 saat zarfında...

Bu Stefan Buchs'un Davos'daki otelde ilk yılı.

Ama planlama ne kadar iyi olursa olsun son dakikada sorunların çıkması hep mümkün.

Bu yıl da örneğin ABD heyetinin varışı başka bir ülkeyle çakışmış.

Buchs, kibarlığından bu ülkenin hangisi olduğunu söylemiyor.

Diğer ülkenin planlarını değiştirmek zorunda kaldığını itiraf etmiyor ama benim aldığım izlenim bu yönde.

Otelin neşeli şef yardımcısı Maik Baatsch, 20 dakika içinde 50 kişi için bir parti düzenlediğini anlatıyor.

"Mutfakta 40 şef vardı ve üstesinden geldik" diyor.

Baatsch'ı en şaşırtan şey ne kadar az tuz kullandıkları olmuş.

"Ya zor müşterileriniz?" diye soruyorum, "Hiç bir şeyi beğenmeyenleri nasıl idare ediyorsunuz?"

"Evet," diyor, "zor müşterimiz var ama onları ağırlamak bizim işimiz."

Ve görünüşe göre şikayetçi olanlar da fazla değil.

Gerektiğinde helal gıda, gluten içermeyen, laktozsuz yiyecekler ve özel ithal baharatlar sağlıyorlar.

Tam da sözümüzün üzerine, birisi Kanada'dan sipariş edilen somonun nerede olduğunu sormaya geliyor.

Dünya Ekonomik Forumu'nun belki de en görmüş geçirmiş ismi ise belki de lojistik sorumlusu Femi Beluli...

İşe 1987 yılında kızarmış ekmeklere yağ sürmekle başlamış.

Yaser Arafat'ın ortalıkta bir turist gibi yürüdüğü günleri hatırlıyor.

"Ne çitler vardı ne de servis otobüsleri, güvenlik çok daha azdı ama 11 Eylül sonrasında hepsi değişti." diyor.

En sevdiği konuklar arasında Pele ve Muhammed Ali en başta geliyor.

Yaşadığı en heyecan verici anlardan biri, ABD eski Başkanı Bill Clinton'ın hazırlıksız bir Superbowl partisi vermeye kalktığı gün olmuş.

Beluli'ye sadece üç saat önceden haber verilmiş.

Üç saat içinde düz ekran TV'ler, antenler ve uyduları ayarlaması gerekmiş.

ABD'den yayını göremeyince bağlantıyı kurmak için Avusturya televizyonuyla konuşmak ve daha sonra yayını Almanca değil İngilizce almanın yolunu bulmak zorunda kalmış.

Sonunda herşey yolunda gitmiş.

Ödülü ne mi olmuş? Bill Clinton'dan imzalı bir teşekkür mektubu.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriAvusturyaÇikolatacep telefonu
Görüş Bildir