Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bir Ada Hikayesi Nasıl Okunmalı?

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

Bir Ada Hikayesi Nasıl Okunmalı?

Bir Ada Hikayesi Nasıl Okunmalı?

Yaşar Kemal'in zaman zaman dile getirdiği, "Ben aslında tek bir romanı yazdım," sözü, yazdıkları için yapılmış en özlü yorumdur. Bütün romanlarında, insanı, insanın doğasındaki evrensel özü, başkaldırı, korku, sevinç gibi güdülerin varlığının onu insanlaştıran cevherini anlattığını belirtir Yaşar Kemal

Yaşar Kemal ’in romanlarının tam anlamıyla okunduğunu sanmıyorum. Başlangıcından bugüne. İnce Memed I 1955’te yayımlandıktan sonra, dönemin edebiyat kültürü içinde, özündeki asıl anlamı açığa çıkaracak biçimde, anlattığı asıl soruna sadık yorumlarla okunmak yerine, eşkıyanın ağaya başkaldırı hikâyesi ve bir köy romanı olarak okundu ve sonraki İnce Memedler de bu yanlış okumanın gölgesinde kaldı.

Yaşar Kemal’in zaman zaman dile getirdiği, “Ben aslında tek bir romanı yazdım,”sözü, yazdıkları için yapılmış en özlü yorumdur. Bütün romanlarında, insanı, insanın doğasındaki evrensel özü, başkaldırı, direnç, korku, sevinç gibi güdülerin varlığının onu insanlaştıran cevherini anlattığını belirtir Yaşar Kemal. Aynı anlamı her romanında farklı kişiler, hikâyeler, hayatlar içinde yeniden kurgular ki, romanlarını birbirinden ayrı ve aynı düzeyde yaratabilmesinin nedeni budur.

Bir Ada Hikayesi de benzer anlamlar çevresinde ama daha önce hiç yazmadığı bir konudaki dörtlemesi. Dörtlemenin ilki Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, kimilerince öteki romanlarının yanına konamamıştı. Nedenleri belli olmayan bu yargının yerinde olmadığını anlamak için belki dörtlemenin sonra gelen romanlarını da okumak gerekiyordu. İlk üçü art arda yayımlandı. Yaşar Kemal bu kez de bu ülkenin tarihindeki en unutulmaz yaralardan biri olan Mübadele’yi ve onun yol açtığı acılardan çıkarak Anadolu ’nun savaşlar ve kıyımlarla geçen yüzyılını konu ediyor.

Bir Ada Hikayesi’nin ilk romanı Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Poyraz Musa ile Vasili’nin karşılaşmasını ve birlikte yaşamaya başlamasını anlatır. Poyraz Musa şeref madalyalı bir gazidir ve Birinci Savaş’ın ertesinde gittiği köyde hiç kimseyi bulamayınca, Ege ’de, İda Dağı’nın tam karşısındaki Karınca Adası’na gider, orada bulduğu bir ev ile değirmene yerleşir. İlk karşılaşma boyunca, biri mübadele sonrasında Yunanistan ’a gönderilen Rumların boşaltmak zorunda kaldığı adada yalnız kalmış bir yerli, öbürü dışarıdan gelen bir yabancı, birbirini korkuyla kollayarak yakınlaşır. Vasili adaya gelen yabancıyı sürekli izler, adadaki varlığını korumak için onu vurmak ister, ama yapamaz. Önce yalnız yaşamaya başlarlar. Sonra annesiyle Kadri Kaptan adaya gelir, adım adım değişim başlar. Başlangıçta pek kimselerin uğramadığı adaya bu kez de iskâna zorlanan insanlar teknelerle gelmeye başlar.

Karıncanın Su İçtiği’nin adaya başlayan göç çevresinde gelişen hikâyesi, yeni iskân edilenlerin geliş süreci boyunca yaşadıklarını, çaresizlik içinde birbirlerine yaklaşmalarını ve bu arada aralarında başlayan kaçınılmaz çatışmaları anlatırken, Türk, Rum, Kürt, Alevi , Çerkes, onların geçmişte yaşadıklarına gönderen çağrışımlarıyla Anadolu’nun çok-kökenli, çök-kültürlü dünyasının nasıl yok edildiğini anlatan büyük bir destan, bir ağıt olarak ortaya çıkar.

Bir Ada Hikayesi, dörtlemenin yeni romanı Çıplak Deniz Çıplak Ada ’nın sonuna dek sıradan insan hikâyeleriyle tamamlanır. Bu son romanda adada buluşan insanlar artık ortak yaşamanın barışçı biçimlerini bulmuşlardır. Ne ki, her zaman olduğu gibi, Yaşar Kemal’in bütünü bin beş yüz sayfaya yaklaşan bu romanı da hikâyesine bakarak değil, yaşananların odak noktasındaki sorunların ne olduğuna ve bunların nasıl anlatıldığına bakarak okunmalıdır.

İnsanın ruh durumu

Bir Ada Hikayesi niçin yazılmıştır? İnsanın yurdu bildiği topraklarından edilmesinin tarifsiz acısının ne olduğunu, bu acının insanın ruhunu nasıl yaraladığını anlatmak için.

Nelere bakarak okunmalı? Önce kişilerin ruh durumuna.

Adada yalnız yaşayan Vasili’nin, Poyraz’ın gelişini gördükten sonraki durumunu, Poyraz’ı adım adım izleyip öldürmek için fırsat kollama güdüsünü öfke değil, korku anlatır. Sonradan adaya gelenlerden kimilerinin çatışmacı kişiliklerini de, birer olumsuz kavgacı oluşları değil, bilmedikleri bir yere sürgün edilmenin büyüttüğü öfke ve kaygı anlatır.

Yaşar Kemal roman kişilerini hiçbir zaman tek boyutlu düşünmez. Onun insanları iyi, kötü, öfkeli, korkak değildir yalnızca. En kısıtlı insanın bile çok boyutlu bir ruhsal derinliği olduğu düşüncesine bağlı olan Yaşar Kemal, kişilerini kendi ekseninde dönen bir ayna gibi görür ve çevresinde döndükçe bambaşka yerleri parlar kişilerin; bir yerde bazı özellikleri anlatılırken başka bir yerde öncekiyle pekâlâ çelişen bambaşka özellikleri gösterilir. Vasili adada yalnız yaşayan tuhaf bir adam gibi görünürken, bir yerde onun aslında ne denli iyicil ve barışçıl bir kişiliği olduğunu anlamaya başlar, başka bir yerde korkaklığıyla karşılaşırız.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AleviSavaşYaşar KemalYunanistan
Görüş Bildir