Berlinale'de Sona Çeyrek Kala

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

Berlinale'de Sona Çeyrek Kala

Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Altın ve Gümüş Ayılar yarın akşam sahiplerini bulacak. Kırmızı halının üzerinden birçok yıldız geçti. Peki, kimler en fazla ses getirdi? Kimler ödül yarışında önde gidiyor?

“Bir daha yapmam. Çok iş. Mesela bu sabah saat 7'de başladı ilk gösterimim. Şimdi iki film seyrettim, akşama bir tane daha var.”

63. Berlinale'de uluslararası jürinin başkanlığını yapan Çinli yönetmen Vong Kar Vai'ye ait bu sözler. Festivalde bu görevi üstlenmek bir onur da olsa kolay değil. Zira festival bu sene de dolu dolu geçti, geçiyor.

Panahi festivali uzaktan izlemek zorunda

Ne yazık ki, davetli olsa da bu festivali uzaktan seyretmek zorunda kalan bir isim var. İranlı yönetmen Cafer Panahi, rejim karşıtı olduğu gerekçesiyle tutulduğu ev hapsinde çektiği ikinci filmi “Perde” ile Yarışma bölümünde. Ancak İranlı yetkililerin izin vermemesi yüzünden Berlin'e gelemedi.

Filmin diğer yönetmeni Kamboziya Partovi ise hakkında 20 yıl sinema yapma ve ülke dışına çıkma yasağı bulunan Panahi'nin film nedeniyle Tahran yönetiminden ne gibi bir tepki gördüğü yönündeki soruyu, “Şu ana kadar somut birşey olmadı ama bekleyişteyiz. Gelecek nelere gebe bilmiyoruz” diye yanıtladı. Tümü bir evin içinde geçen, gerçek ile hayal dünyasının sınırlarının silindiği, yönetmenin ev hapsinin sanatçı kimliğine yaptığı darbeyi beyazperdeye aktardığı filmin, siyasi kimliği ile tanınan Berlinale'den bir ödül alması sürpriz olmayacaktır.

Kadın hikayeleri önde

Bugüne kadar Altın Ayı yarışındaki favoriler arasında özellikle kadın kahramanların hikâyeleri öne çıkıyor. 58 yaşındaki bir kadının hayata yeniden bir başlangıç yapmasını anlatan Şili yapımı “Gloria”, efsanevi heykeltraş Camille Claudel'in akıl hastanesindeki hayatından bir kesiti canlandıran Juliette Binoche'lu “Camille Claudel, 1915” ve Thomas Arslan'ın 19'uncu yüzyılda Kuzey Amerika'da altın aramak için yollara düşen bir grup Alman göçmenin hikâyesini anlattığı ve başroldeki Nina Hoss'un canlandırdığı karakterin ekseninde dönen “Gold”, ilk akla gelenler.

Berlinale’de müzikal rüzgârı

Festivalde en fazla ilgi gören yapımlardan biri de hiç kuşkusuz, sekiz dalda Oscar’a aday “Sefiller” müzikali oldu. Filmin sevilen yıldızı Hugh Jackman da, Çin takviminde yılbaşına denk düşen gala günü ne yaptı? “Umarım Sefiller'i beğenmişsinizdir ve film aşka ve hayata inancınızı tazeler” diyerek, Çin’deki herkesin yeni yılını kutladı elbette.

Aynı filmdeki performansıyla 10 gün sonra yapılacak Oscar ödül töreninde altın heykelciğe uzanmasına neredeyse garanti gözüyle bakılan Anne Hathaway ise, bu ödülün kendisi için öneminin bazılarının sandığı kadar büyük olmadığını söylüyordu. Geçen yıl evlendiğini hatırlatan Hathaway, “Bu yüzden eğer günün birinde bir Oscar kazansam bile, o günün hayatımın en mutlu günü olmayacağını biliyorum” şeklinde konuşuyordu.

Havalimanı projesine taşlama

Festivalin en sempatik misafirleri listesinde hiç kuşkusuz en üst sıralarda yer alan ABD'li aktör Matt Damon, filmi “Promised Land” ile çok beğenilmese de, yılan hikâyesine dönen ve Almanya’da sorumluların alay konusu olmasına yol açan Berlin Havalimanı inşaatı hakkındaki sözleriyle güldürdü.

“Bundan 10 yıl önce burada film çekerken, havalimanı beş yıl sonra biter diyorlardı” şeklinde konuşan Damon, “Berlin'e gelmeyi, burada film çekmeyi seven ve Frankfurt Havalimanı'nda aktarma nedeniyle yüzlerce saat bekleyen biri olarak buraya doğrudan uçabilmeyi gerçekten çok isterim!” diyordu.

©Deutsche Welle Türkçe

Haber: Aydın Üstünel, DW Berlin

Editör: Başak Özay

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAltınAmerika Birleşik DevletleriAydınÇinDiyetFestivalİranSinema
Görüş Bildir