Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Başka Adamlarla, Başka Şehirlerde... Sevgilimi Aldatırken Yaşamadığım Pişmanlığın Özeti

-

Hayatta her şey mümkün. Mutluluk da, üzüntü de... Hatta aşk varsa işin içinde ihanet de olabiliyor bazen. Ve bazen her hikaye, bildiğiniz gibi bitmiyor. Aynı benim yaşadığım bu tecrübe gibi...

Telefondan gelen "Nerdesin?" sorusuna hiç düşünmeden doğruyu söylemediğiniz oldu mu? Benim oldu çünkü kafamdaki planı uygulamak için önce bunu yapmam gerekiyordu.

Üstelik saniyeler içersinde verilmiş bir cevaptı benimki. Halbuki telefonun ucundaki sevgilim birkaç soru sorsa oracıkta dilim dolaşacak ve belki de yalan söylediğim kolaylıkla anlaşılacaktı. Sormadı... Ya bana çok güveniyordu ya da kafasında düşünmek için acele ettiği daha öncelikli konular vardı. Bunun üzerinde daha fazla kafa yorup vakit kaybedemezdim. Yetişmem gereken bir randevum, beni bekleyen başka bir adam vardı.

Buluşacağım adamı daha önceden tanıyordum ama tanışma süresinin uzunluğu, bu olayın hiçbir noktasında önemli değildi.

Bu durum sadece onu daha kolay ve daha ulaşılabilir kılıyordu, o kadar... Erkekler için bir kadınla buluşmaya çalışmak ne kadar zorsa, kadın için bir o kadar kolaydır. Hayatımda ilk defa bunun şansını kullandığımı fark ettim.

Evden çıkarken içimde sürpriz bir gecenin heyecanı ya da nasıl davranacağım kaygıları yoktu. Kafamda sadece tek bir şey vardı ve ona odaklanmıştım.

Ne yapmak istediğimi bildiğim ender anlardan birini yaşıyordum. Konuya odaklanmış, dış dünyayla ilişkimi kesmiş ve maneviyatımı bir süreliğine tamamen kapatmıştım. En ufak bir duygusal hezeyan yaşamak istediğim her şeyi yerle bir edebilirdi çünkü. Buluşma mekanına vardığımda taksiden iner inmez bedenimde dolaşan gözleri fark etmek için yüzümü dönmem bile gerekmiyordu. Benimle aynı fikirde olan adamla 100 metre öteden bile konuşmadan anlaşmaya başlamıştım. Bu iyi bir şeydi; şimdilik...

Masaya oturur oturmaz zekanın, entelektüelliğin, duygusallığın, vizyon sahibi olmanın çok da önemli olmadığı bir dünyaya giriş yapmıştım.

Zaten fazlası da şu an önemli değildi. İnsanlar ilişki kurmak istedikleri, sevgili olmayı düşündükleri kişilerle sohbet edip birbirlerini tanımaya çalışırken bu tür şeyler her zaman prim yapar. Fakat şu an masada bulunan iki insanın da böyle bir derdi yok; gerek de yok. Onun yerine hava durumundan, yeni çıkan şarkılardan ya da algı seviyesini zorlamayan ne varsa hepsinden konuşmayı tercih etmek daha az yorucu olacaktı. Öyle de oldu...

Zorla ittirilen bir muhabbetin en iyi yardımcısı içki içmektir bazen. Bu yüzden masaya sürekli biralar geliyor, boşalan bardaklar yenisiyle değiştiriliyordu.

İnsanlığın en alt seviyesini birazdan yaşayacağımızı ikimiz de biliyorduk. Biraz sohbet edip gevşemeden direkt konuya girmek hayvansı olacağı için bütün bunları yaşıyorduk bu masada. Hiçbir zaman en yakın arkadaşıma anlatacağım heyecanlı bir ilişkinin öznesi olamayacak bir adamla sadece sevişmek için müzakere yapıyordum adeta. Bana komik gelmeyen ne varsa onun için kahkahalarla gülme sebebiydi. Ve yine çok güldüğü bir karikatürü bana anlatmaya çalışıyordu; karikatür anlatmak kadar çaresiz bir eylem yoktur...

Bir türlü çıkamadığım alkol seviyesi için daha sert bir içkiden yardım almam gerektiğini anladım ve kendime hemen bir votka söyledim.

Bu hareketim onun tarafından tuhaf karşılandı çünkü ona sormamıştım. Niye soracaktım ki zaten? Sevgilim değildi bir kere... Sevgilim şu an başka bir yerde, bambaşka şeylerle ilgileniyordu. Hayır bunu düşünmemem lazımdı. İçkimden daha büyük yudumlar almaya başladım. Nihayet gevşememle birlikte az evvel yaptığım o nezaketsizlik de bir anda resetlenmişti onun gözünde. Çünkü bu, beklenen sona yaklaştığımızı gösteren güzel bir haberdi.

"Bi tane daha içer misin?" sorusuna "Sence?" diye cevap vermek bazen karşındakine yönelttiğin yeni bir soru değildir.

Bu cevap bariz bir şekilde "Hadi artık gidelim" demekti. "Hadi şu işi bitirelim" kadar kaba değil, "Çok istiyorum" kadar da hevesli olmayan en güzel cümleydi o an. Bunu dedikten sonra hesabı istemesi arasında geçen süre, saniyelerle sayılmayacak kadar kısa bu yüzden. Koca bir uçağın kontrol kumandasını teslim almış gibiydim. Ben nereye istersem oraya doğru gidiyorduk. Karşımdakinin bu teslim olmuş hali, bana büyük bir haz vermeye başlamıştı. Artık hazırdım.

Daha fazla sohbet etmek ve komik olmayan şeyler dinlemek istemiyordum.

O an aklımda ne sevgilim vardı ne de herhangi bir duygusal düşünce. Kendimi özgür hissediyordum, hem de çok! Onun yakınlarda bulunan evine gitmek için hemen harekete geçtik.

İlk başta selamlaşmak için öpüştüğün herhangi bir dostun ya da akrabanla istemeden öpüşmüşsün gibiydi...

Bir an uzun zamandır alıştığın tenin yerine başka bir teni koymak çok garip gelmişti. Sevgilinin teri hiçbir zaman canını sıkmaz eğer onu seviyorsan. Fakat şu an nasıl hoş görüleceği bilinmeyen bir ter kokusu da işin içine girmişti. Bir an evvel bu konuyu yok sayıp devam etmeliydim yoksa her şey berbat olabilirdi. Öyle de yaptım! Hemen hemen her şey beklediğim, istediğim ve planladığım gibiydi. "İnsanlar sevgilileriyle ya da eşleriyle sevişirken neden böyle olmuyor?" diye düşündüm bir süre. At yarışında atların padoktan çıkma anını hatırlayın. Tam olarak öyle bir şevk vardı; azalmıyordu, bitmiyordu... Aldatmanın cazibesi sadece bu birkaç dakikalık andı; gerisi çöp.

Her şey bittikten sonra sarılıp yatmak bu odada geçerli değildi; en azından benim için...

Sadece biraz dinlenmek, bi şeyler içmek, giyinmek ve kalkıp gitmek istiyordum. Bu kısa süreli mutluluğun tadını hiçbir şey düşünmeden yaşamak, attığım taşın ürküttüğüm kuşa değmesini bekliyordum. Sadece bu kadar... Benim kafamdan bunlar geçerken az evvel yaşadığım şeylerin tek şahidi ve ortağı olan adam konuşmayı seçmişti. Futboldaki yeni transferlerden, pencereyi açıp odayı havalandırmaktan ve yemek siparişi vermekten bahsediyordu. Bu paylaşımların hiçbirine dahil olmayı düşünmüyordum ve sadece öylece duruyordum.

Bir ara yanımdan kalkıp banyoya gittiğinde arkasından bakarken buldum kendimi.

Ne yalan söyleyeyim, güzel bir poposu da vardı. Bazen bakmak, yapmaktan daha çok zevk verir. İşte o an bakarken aldığım zevk, işlediğim suçun üstünü kendi kendine örtmüştü. İç dünyamla ilgili hesaplaşmaya hiçbir şekilde müdahale edemiyordum. Her şey kendiliğinden oluyordu ve maalesef şu an kendimi iyi hissediyordum.

Eve gitmek için taksi çağırmak istediğimi söyleyince "Ben seni eve bırakırım" teklifine "İyi bari" dedim. Çünkü şu an her şey, bir faydanın etrafında dönüyordu.

Madem öyle, faydam olan hiçbir şeye hayır demesem de olurdu. Alkol aldığını, isterse benim taksiyle gidebileceğimi, hiç yorulmaması gerektiğini falan söylemedim. İçimden gelmeyen şeyleri zorla yaşadığım bir gün değildi bugün, napayım? Bir ara yolda vites topuzunu ve elimi aynı anda tuttuğunu fark ettim. Büyük ihtimalle ya bir ilişkinin hasretini çekiyordu ya da bana ayıp olmasın diye böyle davranıyordu. Halbuki bunları dert etmeyen hatta istemeyen belki de tek kadınla şu an yan yana oturuyordu ama bunu bilmiyordu. Çantamdan evin anahtarını çıkartmak için bundan iyi bir zamanlama olamazdı; elimi geri aldım.

Ne yaşadığımı değerlendirecek kadar içimde en ufak bir pişmanlık hissetmeden yattım o gece kendi yatağıma.

Kimisine göre bu yaptığım büyük orospuluktu, kimisine göre özgürlüğün ta kendisiydi. Hiçbiri ama hiçbiri umrumda değildi. Yaşadığım şeyi bir kavramın içine sokup, ona türlü türlü bahaneler bulup kendimi aklayacak değildim. Beni ele geçiren her neyse onunla birlikte mutluydum sadece. Çok zorladım ama yapamadım: Pişman olmadığım için özür dilerim!

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
gggl

aferin sen de orospu olduğunu kabul ettiysen bize laf düşmez artık kendini bilmek güzel şey tabi pişman olup olmaman bizi ilgilendirmez ama bu rezilliğini bir marifet gibi anlatman da zeka seviyeni ortaya koymuş sen hep böyle yaşa olur mu sakın evlenme bir orospuya annelik ve eşlik gibi sıfatlar asla yakışmaz o kocaya çocuğa yazık olur aşağılık hayatında ve fahişeliğinle mutluluklar dilerim azalarak bitmeniz dileğiyle

gecetanricasi

Çok saçma lan hayır amaç çok saçma yani sevgilin var, git sevgilinle yaşa bunları. Kafalar pırıl pırıl.

r.e.p.l.a

Bir sonraki kaçamağını birde sevgilisinin gözünden bakalım. https://www.youtube.com/watch?v=cB-2NveEOBw

faruk-topcu

Kendini özgür bırakırken , birini mahkumiyete sürüklemek !

atakan-kayasan

Kasnak yuvarlandı elek oldu orospular melek oldu.

Başlıklar

Tercihaşk
Görüş Bildir