Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Sinema Kitaplığında Yer Açın!

Edebiyat-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Sinema Kitaplığında Yer Açın!

Sinema Kitaplığında Yer Açın!

Gül Yaşartürk’ün Türkiye’de azınlık olma durumunu Türkiye sineması üzerinden okuduğu Türk Sinemasında Rumlar’ı ve Deniz Yavuz’un Türkiye Sinemasının 22 Yılı, kaynak değeri taşıyor.

Giderek genişleyen, daha da genişlemesini umduğumuz sinema kitaplığımıza eklenen iki yeni halkayı dilimize dolamaya çalışacağız bu hafta. Aynı çatı altında toplanamayacak iki kitap olsa da, “kaynak” eksikliğini giderecek özelliklere sahip olmaları sebebiyle aynı metin içine hapsetmeyi deneyeceğiz.

İlk kitabımız, daha önce gene bu sayfalarda üzerine birkaç cümle sarf ettiğimiz Ümit Ünal’ın anı kitabı Işık Gölge Oyunları ’na hayat veren Gül Yaşartürk’ten geliyor. Türkiye’deki azınlıkların durumu ortadayken, ötekileştirmenin hasını yaşadıkları bir gerçekken, yazarın ortaya koyduğu Türk Sinemasında Rumlar kitabı, bu konu üzerine Türkiye sineması özelinde düşünme fırsatı tanıyor bizlere.

Yaşartürk, kitabın önsözünde de belirttiği gibi, “Eleni, Niko, Maria ve Yorgo” üstbaşlığıyla sunduğu Türk Sinemasında Rumlar ’da, feminist duruşla biçimlendirdiği hayata bakışını yansıtmayı başarıyor, “durduğu yerden” gördüklerini paylaşıyor okurlarla. 2010’da kaleme aldığı doktora tezinin bir bölümünü alıp bunu geliştirerek/yenileyerek kitaplaştıran yazar, “aynılaştırma”yı vurgulamak amacıyla koyduğu üstbaşlığından itibaren tutarlı bir yapı kuruyor bu çalışmasında.

Aslında, bizim burada yazacaklarımız beyhude bir çabadan başka bir şey olmayacak gibi; H. Neşe Özgen’in kitaba giriş yapmayı kolaylaştıran “Geçmişin Gölgelenmesinde Sinemanın Sorumluluğu” başlıklı Sunu’su her şeyi apaçık ortaya koyuyor zira. Gül Yaşartürk’ün kitapla yapmaya çalıştığının değerini veren bu kısa yazı, “kimlik” ve “bellek” kavramları üzerine düşünmeye de itiyor bir yandan. Yazarın sonraki sayfalarda örneklerle ayrıntılandıracaklarına ayna tutuyor Özgen, zihnimizi açıyor anlayacağınız.

Gül Yaşartürk, kitaba “Türkiye’de Kimlik, Toplumsal Bellek ve Gayrimüslimler” başlıklı bir giriş yazısıyla giriyor, ki işin sinema boyutuna geçmeden memleketin bu konuya dair kat ettiği (ya da edemediği) mesafeyi görmek açısından gerekli bir metin bu. Kitabın ilk iki bölümüyse, meseleyi Türkiye’deki Rumlar üzerinden okuyacağımız toplamı değerlendirebilmek için tarihsel bilgiler veriyor bizlere. Rumların Türkiye’nin tarihsel süreçlerinden nasıl geçtikleri ve bu ülkede Rum olmanın ne anlama geldiği üzerine alınası bilgiler var bu iki bölümde.

Sinemaya gelene kadar epeyce ilerlemiş görünebilir kitap, ama bu bilgileri almadan yola devam etmek zor, hatta olanaksız. Ha, ben bunları biliyorum zaten diyorsanız bu bölümleri atlarsınız olur biter, boğazınıza sarılan yok sonuçta!

Evet, üçüncü bölümde meselenin sinema boyutuna geçiyor Gül Yaşartürk. “Arşak, Yvette, Melayin, Agavni, Artin ve Nora: Türk Sinemasında Gayrimüslim Karakterler” başlıklı bu bölüm, Türkiye sinemasının tarihsel gelişimi boyunca gayrimüslim karakterlerin hangi kimliklere hapsedildiklerini, nasıl bir “şablon” üzerinden okunduklarını belgeler nitelikte. İzlerken pek de düşünmediğimiz/ötelediğimiz kimi ayrıntıları da öne çıkaran Yaşartürk, kitabın tamamına nüfuz eden ‘hafıza’ meselesini de iyice açmış oluyor bu yazıyla.

Kitabın adını aynıyla alan dördüncü bölüm, yakın dönemin bazı filmlerinde Rum karakterlerin ne şekilde yansıtıldığını ve bu yansıtmanın neden-sonuç ilişkilerini aktarıyor. Bulutları Beklerken, Yüreğine Sor, Sen Ne Dilersen, Sis ve Gece, Güz Sancısı ve Sıcak filmleri özelinde sorgulanan bu durum, Türkiye sinemasının “eksik bakış”ının ipuçlarını sayfalara akıtma işlevini de üstleniyor (Bulutları Beklerken dışında). Kitabın beşinci ve son bölümü ise, Tassos Boulmetis imzalı Bir Tutam Baharat”ta (Politiki Kouzina) resmedilmeye çalışılan “1964 sürgünü”nün yan etkileri üzerine kafa yoruyor. Bu filmde de bir şeylerin eksikliğinin rahatsız ettiğini, bunun temelindeyse “geçmişin hatırlamaya değer iyi yanları seçilip olumsuz yanlarının unutulması” olduğunu vurguluyor Gül Yaşartürk.

Sonuç olarak, Türkiye toplumunun bu ülkede yaşayan Rumlara dair belleğinin Türkiye sinemasında da aynıyla yansıdığını, önyargıyla şekillenen klişelere tutunduğunu söylüyor yazar. Sözün özü, sinemayı kullanarak toplumsal bir saptamaya soyunuyor ve lafını dinletmeyi başarıyor.

TÜRK SİNEMASINDA

RUMLAR

Gül Yaşartürk

Agora Kitaplığı

2012, 151 sayfa

13 TL.

Sayılar, sayılar, sayılar...

Gelelim ikinci kitabımıza, yani Deniz Yavuz imzalı Türkiye Sinemasının 22 Yılı ’na... Bir “sayısal veri delisi” olduğunu bildiğimiz Yavuz, altbaşlığı “1990-2011: Sayısal Verilerle 22 Yıllık Döneme Bakış” olan bu kitapla, her daim eksikliği hissedilen sinemamızdaki “sayıların dili” meselesini belli oranda da olsa çözmüş görünüyor.

Kabine değişikliği sonrası koltuğundan olan eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın yazısıyla açılan kitap, Deniz Yavuz’un şu cümleleriyle devam ediyor: “Birçok kitapta sinema tarihimiz resmedilse de, ‘dönemin sinemaları’, ‘çekilen filmler’, ‘sinema insanları-biyografileri’, ‘sinema gelirleri, seyirci ve hasılat verileri’ gibi bir endüstri nitelemesini sağlayacak kayıtlar tutulmamıştır.” Yavuz, bu eksikliğin en azından son 22 yıl için giderildiğini işaret ediyor bu kitapla. Neredeyse 100 yıllık bir geçmişe sahip olan Türkiye sinemasının yalnızca beşte birlik bir kısmının sayısal verilerini kapsayan kitap, en azından bu dönemin kayıt altına alınmasını sağlıyor, ki bu da az şey değil.

Akademisyenler Melis Behlil, Şükran Kuyucak ve Esra Biryıldız’ın dönemsel değerlendirmeleri/analizleriyle dikkat çekici bilgiler sunan kitap, bu aşamadan sonra sözü rakamlara bırakıyor ve Deniz Yavuz’un tablolarla zenginleştirdiği sayısal verileri sıralanıyor arka arkaya.

Eurimages ya da Kültür Bakanlığı destekli yapımların tam listesi, Türkiye’deki sinema salonları ve perde sayıları, Türkiye yapımı filmlerin toplam bilet satışları gibi değeri ölçülemeyecek verilerle tamamlanan kitap, 29 Aralık 1989 - 29 Kasım 2012 tarihleri arasına odaklanarak, bu dönemin kayıtlardan silinmesinin önünü kesmiş oluyor. Bu dönem içinde en fazla bilet satılan Türkiye yapımının Fetih 1453 (6.564.425 bilet), yabancı filminse Titanic (2.888.784 bilet) olduğunu notlarımız arasına alıyoruz. Titanic’in toplamda ancak 13. sırada kendine yer bulabildiğini de görüyoruz tablolar sayesinde; bu dönem içinde en çok bilet satılan ilk düzineyi Türkiye yapımları oluşturuyor.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Ertuğrul GünayKitapSinema
Görüş Bildir