Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Küçük Govi Baba'dan Zozima'ya Mektuplar | Sennur Sezer

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Küçük Govi Baba'dan Zozima'ya Mektuplar

Küçük Govi Baba'dan Zozima'ya Mektuplar

Metin Altıok, ilk mektuplarında yaşadığı kırgınlıktan söz etse de sözü hemen şakaya vuruyor; kendisi için “fare deliğindeki sinek” benzetmesini kullanıyor, kızına Zozom diye sesleniyor.

Metin Altıok, kızı Zeynep’e, annesinden ayrıldıktan sonra gittiği İzmir’den, öğretmen olarak tayin edildiği Bingöl’den mektuplar yazmış, “Zozo”suna özlemini, öğütlerini bazen de sitemlerini yollamıştı. Bazen şiirler eklemişti mektuplarına; özlemin burukluğuna şakanın tadını kattığı şiirler: “Yeni çekilmiş dişin/ Yadırganan boşluğu/ Dilimin ucunda ismin./ Somunu yitik bir vida/ Düştü düşecek yüreğim./ Biran önce gel buraya/ Karpuz, kavun yiyelim.”

1979–1986 yılları arasında yazılan bu mektupları Zeynep Altıok Akadlı yayımladı: Metin Altıok’tan Zeynep’e Mektuplar . Kitabın bir sayfasında Metin’in el yazısıyla mektubun aslı yer alıyor, karşısında aynı mektubun dizgisi. Zeynep, kitabı, babası Tuncay Özkan Silivri’de hapsolan Nazlıcan Özkan’a adamış.

“Bir hayat aralığını olanca gerçekliğiyle ortaya seriveren” bu mektupları yayımlama kararını Antonio Gramsci’nin Çocuklarıma Mektupları ’nı okuyunca vermiş. Metin Altıok’un mektuplarına da yansıyan iç zenginliğini paylaşmak istemiş. Kitabın başında yer alan sunuda, “Babama olan bütün özlemimle bir başka babaya bir mektup döküldü kalbimden” diye anlatıyor duygularını. Babasına “Adalet yerini buldu” diyemeyecekse, ne yazacağını bilememiş. O yüzden bir başka babaya yazmış, dört yıldır kızını özleyen Tuncay Özkan’a. Onun, hücresinde kızı için nane yetiştirişini anıyor, bu nanenin her çirkinliği örten ışığını.

Sonra babasının şiirini hatırlatıyor, Tuncay’ın yalnız olmadığını söylemek için: Hapishaneler insan dolu kum gibi/ Dışarıda bir buruk özgürlük zakkum gibi/ İçerde de dışarıda da zor iş yaşamak;/ Hem varım hem yokum gibi.

Metin Altıok, ilk mektuplarında yaşadığı kırgınlıktan söz etse de sözü hemen şakaya vuruyor; kendisi için “fare deliğindeki sinek” benzetmesini kullanıyor, kızı için Zozom diye sesleniyor. Zaten, Zeynep adı sık sık biçim değiştiriyor Metin’in dilinde Zozima, Zoziterato, Zapotek...

Kızına sevgisi her sözcüğünde ışıldar: “Nar çiçeğim; burada yaşamımı ayakta tutan iki temel direk var, önce sen, sonra şiir. Aramız derya deniz de olsa, sıradağlar da, en ufak bir sıkıntıda aşar gelirim. Hep babanın var olduğunu bilerek yaşa.”

Bingöl, Metin Altıok için pek çok zorluk taşımaktadır. Bir otel odasında yaşar. Sokaklarda ineklerle insanlar birlikte dolaşmaktadır. Herkes Kürtçe konuştuğu için, yabancı bir ülkede gibidir. Maaşı gecikecektir. Ayrıca Bingöl yumurtanın, sigaranın bile bulunmadığı bir yerleşim yeridir. Bir süre sonra öğretmen Nebahat Çetin’le evlenir. O Bingöl’e atandığında düzgün bir evi olabilecektir. Kızına bunu müjdeler: “Evi yerleştirdiğimizde kim bilir belki ara tatilinde sen de bir haftalığına gelir Bingöl City’i görürsün (...) Burada hiçbir şeyin önemi yok. J.R.’dan başka (o dönem çok popüler dizisi Dallas’ın kötü kahramanı) Sahi J.R.’ı kim vurdu yahu! Adam kim vurduya bile gidemedi. Aslında ben Kristin’den ummazdım. Yazık oldu güzelim kızcağıza. Ama şunu unutma; J.R.’lar ölmez ve de kanı yerde kalmayacak.”

Dostluklar aşınıp gittiler

Metin Altıok, Bingöl’deki yaşamını, şehirden ayrıldıktan sonra bir edebiyat söyleşisinde daha açık dile getirir: “Ben dokuz yılı aşkın süredir Bingöl denilen 35 bin nüfuslu bir adıkent’te yaşıyordum. Bu dokuz yıl çok şey kaybettirdi bana. Önce vardıysa ün, yine vardıysa dostluklar aşınıp gittiler. Şiirimin dünü ile bugünü arasında değişen tek şey kandır. Kan sıçradı üstüne o nazenin(!) şiirimin. Doğu cephesi hep aynı. Ne var ki bana yalnızlığın korkunç saltanatı verildi. Ve ben birçok sevgili -gerçekten- dostumu kaybettim. Tabutlarını taşımak bile nasip olmadı. İşte Edip Cansever, işte sevgili Metin Eloğlu ve koca Ruhi Su! Şimdi Karaman Devlet Hastanesi’nde tedavi görüyorsam bu yüzdendir. İnanın acılarının dişleri tenimde hâlâ. Beni yönlendiren acı oldu. Benim hayatımda hep bir acı vardı, hep acıdan yola çıktım. Çok fukara bir çocukluğum oldu benim... Sevgisiz üstelik... Bu yüzden kendimi hep garip bir leke gibi gördüm bu dünyada; ama tertemiz zamanlardan kalma bir leke...”

Metin’in mektuplarında (bazen de zarflarında) kızına yaptığı desenler de yer alır. Bu desenler kimi zaman basılı bir kitabın yapraklarına (kitapta Az Gittik, Uz Gittik’e çizdiği desenler var) yapılmıştır. Bazen bu desenlerden biri kendi portresidir, bazen de bir kartpostala Metin kendini eklemiştir. Onun bu desen ve resim merakı bir yandan resim sergileri açmasını, okulda resim öğretmenliğini üstlenmesini sağlar. Öte yandan topladığı taşlardan ilkel ana tanrıça heykelleri yapar. Ancak bir dedikodu yüzünden olmalı hem heykellerine, hem kızının ona armağan ettiği bakır tabak da dahil elindeki tüm bakır kaplara tarihi eser kaçakçılığı iddiasıyla el konur, kendisi de gözaltına alınır. Metin Altıok bunu aldığı Ömer Faruk Toprak Ödülü’ne, ödülün yankılarına bağlar. Olayı Zeynep’e alaycı bir biçimde anlattıktan sonra, hepsini geri alacağını müjdeler. Bir süre sonra alır da.

Metin Altıok’un Bingöl’de yaşadığı en tatsız olay bir toplumsal olaydır. Jandarma bir genç kız ve erkeğin cansız bedenlerini çırılçıplak soyarak şehir meydanında sergiler. 1982 yılıdır. Metin Altıok bu olaydan etkilenerek ağır bir bunalıma girer. Bir hafta Elazığ Hastanesi’nde yatar. Bu olayın ardından Kimliksiz Ölüler şiiri yazılır. Şiir yalın ve yürek burkucudur. “Çırılçıplak, incecik/ Sedyede bir kız cesedi” de “Göğsü kana belenmiş/ Gözlerinde meneviş” delikanlı da “Akıl alır da dostum/ Yürek almaz bir tuhaf iş”tir. Görüntülerdeki tuhaflık “Bir bez parçasıyla/ ağzını tıkamışlar” ile pekişir.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

'İçerde'BingölİzmirÖğretmenolay
Görüş Bildir