Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Kayıplara Adanmıştır

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Kayıplara Adanmıştır

Kayıplara Adanmıştır

Daniel Alarcón, Kayıp Kentin Radyosu’nda iç savaşla bölünmüş bir toplumda kaybolanların ve talihsiz bir aşkın akıldan çıkmayacak masalını anlatıyor.

Kayıp Kentin Radyosu ’nun girişinde bir isim/ithaf ilişecek gözünüze; “Javier Antonio Alarcón Guzmán (1948 -1989)”... Ölmüş bir yakınıdır deyip geçmeyin; Javier Alarcón bir profesör ve sendika lideri, Peru radikal solundan bir aktivist. 1989 Aralık ayında evinden çıkan ve bir daha hiç dönmeyen bu adam, o yıllarda çocuk yaşlarda olan Daniel Alarcón ’un amcası. O gecenin, anısı ve acısını hiç unutmamış Alarcón ; “Telefonla haber, bütün kötü haberler gibi, geceyarısı geldi. Annem şehir dışındaydı ve ben uyandığımı hatırlıyorum, telefonun sesinden değil ama, babamın hıçkırarak ağladığını duydum. Babam bir hafta sonra Lima’ya gitti ve kardeşine neler olduğunu bulmaya çalışmak uzun, boşuna bir arayış saplantısı halini aldı onda. 1999’da soru sorma sırası bendeydi ve bir sürü kişi buldum, benimle karşılaşmaktan mutluydular, bana Javier’in ne kadar muhteşem bir adam olduğunu anlatmaya çok hevesliydiler, ama ona neler olduğunu sorduğumda sessizlikle karşılaştım. ‘Bilmiyoruz, kimse bilmiyor’ diyorlardı, ama tabii ki, beni böylesine büyük bir heyecanla karşılayan bu insanlar yalan söylüyordu. Javier ölmüştü. Öleli yıllar olmuştu...”

Gerçeği yeniden yaratmak

İşte böyle, bizim hiç yabancısı olmadığımız kirli bir gerçeklikten, kayıp acısını birincil derecede yaşamışlıktan esinlenerek yazılmış Kayıp Kentin Radyosu ... Ancak Alarcón ’ların acısıyla sınırlanmıyor. Zaten ne amca Javier ne yazar Daniel Alarcón var hikâyede, hatta Peru’yu bile anlatmıyor Daniel Alarcón . Hayali bir ülke, hayali tarihiyle hayali bir toplum yaratımış. Ancak hayali olan, Alarcón ’un hikâyesiyle çok uzak coğrafyalarda bile karşılık bularak gerçek bir ülkeye, topluma, tarihe dönüşüyor. Bir dergi söyleşisinde bu kurgu anlayışını şu sözlerle ifade etmiş Alarcón ; “Düşlenmiş ya da gerçekdışı dekorlardan sanki belirli yerler değilmiş gibi söz edersek bence edebiyatın gücüne haksızlık etmiş oluruz. Faulkner’ın Yoknapatawpha İlçesi’ni ya da Juan Carlos Onetti’nin Santa Maria’sını düşünün; Márquez’in Macondo’sunu ya da Toni Morrison’un Lorraine, Ohio’sunu. Bu yerler benim için ve diğer okurlar için, gidebileceğiniz yerler kadar gerçektir. Yazarların bir kozmoloji, bir dekor ve bir evren yaratmasının nedeni, böyle yapmanın size gerçeği yaratma özgürlüğü vermesidir.”

Romanın tarihsel arka planı, üçüncü dünya ülkelerinin evrensel kaderine bağlanmış: Kötü bir devlet yönetim, hiperenflasyon, devalüasyon, sınıf farkları, ırksal ayrımcılık, kanlı bir ayaklanma, kuşatılan kentler, on binlerce mülteci, kayıplar, korku ve dehşet... Hikâye on yıl süren iç savaşın sonunda başlıyor. Roman kahramanı Norma on yıldır radyoda, cangıldaki yerliler ve varoşlardaki yoksullar, kısacası savaşın şiddetiyle perişan olmuş bir halk için tesellinin ve umudun sesi haline gelmiştir.

Kayıp Kentin Radyosu adlı programın sunucusu olarak, kaybolanların, kentin ve cangılın yuttuğu -sayısı belirsiz- kayıpların adlarını duyurmaktır Norma’nın işi. Ama işini öylesine tutkuyla yapmıştır ki, pek çok insan kaybettiği sevgilisine, çocuğuna, annesine, babasına onun sayesinde kavuşmuştur.

Gerçekte tutkuyla yapar işini Norma; aradığı asıl kayıp ise isyancılara yardım ve yataklıkla suçlanan kendi kocası Rey’dir. Rey’in ansızın ortadan kaybolup ansızın dönüşleriyle tuhaflaşan birliktelikleri savaşın başlamasıyla tümden kesilmiştir. On yıllık kanlı bir iç savaşın ardından hayat yavaş yavaş normalleşirken savaşın şiddetine maruz kalmış orman köylerinden bir çocuk çıkıp gelecektir radyoevine. Norma’nın kaybolmuş kocasının kaderiyle ilgili, şifreli bir ipucu getiren çocuk Norma’nın hayatını sonsuza dek değiştirecektir…

Uluslararası çatışmaların ve sürüp giden kavgaların kolektif tarihinin nedenlerini derinlemesine didikleyen Kayıp Kentin Radyosu tutkular ve çağrışımlarla dolu bir roman. Savaşın ağır ve sessiz dehşetini, şiddetin yıkıcılığını deneyimlemiş bir yazar olarak, savaşın tükettiği yaşamlara bir anlam kazandırmaya çalışıyor Alarcón . Hainleri kurbanlardan, katilleri katledilenlerden ayırmanın ne kadar zor olduğunu gözler önüne sererken, okuyucuda derin bir yitirmişlik ve öfke duygusu yaratıyor.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir